Markos 15
İsa, Vali Pilatus’un Önünde
(Mat.27:1-2,11-14; Luk.23:1-5; Yu.18:28-38)
15 15|1|MARKOSSabah olunca başkâhinler, ileri gelenler, din bilginleri ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri bir danışma toplantısı yaptıktan sonra İsa’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler.
215|2|MARKOS Pilatus O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu.
İsa, “Söylediğin gibidir” yanıtını verdi.
315|3|MARKOS Başkâhinler O’na karşı birçok suçlamada bulundular. 415|4|MARKOS Pilatus O’na yeniden, “Hiç yanıt vermeyecek misin?” diye sordu. “Bak, seni ne çok şeyle suçluyorlar!”
515|5|MARKOS Ama İsa artık yanıt vermiyordu. Pilatus buna şaştı.
İsa Ölüm Cezasına Çarptırılıyor
(Mat.27:15-26; Luk.23:13-25; Yu.18:39-19:16)
615|6|MARKOS Pilatus, her {tip
İsrailliler Fısıh Bayramı’nda Mısır’daki kölelikten kurtuluşlarını kutlarlar.
}Fısıh Bayramı{/tip}’nda halkın istediği bir tutukluyu salıverirdi. 715|7|MARKOS Ayaklanma sırasında adam öldüren isyancılarla birlikte Barabba adında bir tutuklu da vardı. 815|8|MARKOS Halk, Pilatus’a gelip her zamanki gibi kendileri için birini salıvermesini istedi.
915|9|MARKOS Pilatus onlara, “Sizin için Yahudiler’in Kralı’nı salıvermemi ister misiniz?” dedi. 1015|10|MARKOS Başkâhinlerin İsa’yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu. 1115|11|MARKOS Ne var ki başkâhinler, İsa’nın değil, Barabba’nın salıverilmesini istemeleri için halkı kışkırttılar.
1215|12|MARKOS Pilatus onlara tekrar seslenerek, “Öyleyse Yahudiler’in Kralı dediğiniz adamı ne yapayım?” diye sordu.
1315|13|MARKOS “O’nu çarmıha ger!” diye bağırdılar yine.
1415|14|MARKOS Pilatus onlara, “O ne kötülük yaptı ki?” dedi.
Onlar ise daha yüksek sesle, “O’nu çarmıha ger!” diye bağrıştılar.
1515|15|MARKOS Halkı memnun etmek isteyen Pilatus, onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.
Askerlerin İsa’yı Aşağılaması
(Mat.27:27-31; Yu.19:2-3)
1615|16|MARKOS Askerler İsa’yı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar. 1715|17|MARKOS O’na mor bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler. 1815|18|MARKOS “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyerek O’nu selamlamaya başladılar. 1915|19|MARKOS Başına bir kamışla vuruyor, üzerine tükürüyor, diz çöküp önünde yere kapanıyorlardı. 2015|20|MARKOS O’nunla böyle alay ettikten sonra mor giysiyi üzerinden çıkarıp kendi giysilerini giydirdiler ve çarmıha germek üzere O’nu dışarı götürdüler.
İsa Çarmıha Geriliyor
(Mat.27:32-44; Luk.23:26-43; Yu.19:17-27)
2115|21|MARKOS x0110Kırdan gelmekte olan Simun adında Kireneli bir adam oradan geçiyordu. İskender ve Rufus’un babası olan bu adama İsa’nın çarmıhını zorla taşıttılar. 2215|22|MARKOS İsa’yı Golgota, yani Kafatası denilen yere götürdüler. 2315|23|MARKOS O’na {tip
İlaç ve parfüm olarak kullanılan değerli ve hoş kokulu bir yağ.
}mür{/tip}le karışık şarap vermek istediler, ama içmedi. 2415|24|MARKOS x0111{tip
Tanrı’nın İsa’nın çarmıhta acı çekmesine izin vermesi düşüncesinin bazılarınız için kabul edilmez olduğunun farkındayım. Nasıl olur da İsa, siyasi suçlular, hırsızlar ve katiller için tasarlanmış olan korkunç bir Roma çarmıhında can verebilir? Tanrı nasıl böyle kötü bir şeye izin verebilir, diye soruyorsunuz. İsa’nın yakın arkadaşları arasından bir havarinin İsa’nın yakında yaşayacağı korkunç ölümle ilgili söylediklerini kabul edemediğini biliyor muydunuz?
“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı. Bunları açıkça söylüyordu. Bunun üzerine Petrus O’nu bir kenara çekip azarlamaya başladı.” (Markos 8:31-32, İncil)
Çoğu insan için İsa’nın çarmıha gerilmesi, başarısızlıktan başka bir şey değildir. Tanrı’nın yenilgiye uğramış olduğundan başka ne gösterir, derler. Bu olayın, ‘İşte Tanrı’nın yenilgiye uğradığı an! İnsan zafer kazandı!’ diye bas bas bağıran bir işaret olduğunu söylerler. Gerçekten öyle mi? İncil’in öğrettiği bu değil. Sitemizde çeşitli makaleleri ve Sorular bölümünde en çok ilginizi çeken sorulara yanıtlarımı okurken, İsa’nın çarmıha gerilmesi hakkında bambaşka bir şey okuyacaksınız. Çarmıh, yenilginin yaşandığı bir yer değildi. Aksine, zaferin kazanıldığı bir yerdi. Tanrı çarmıhta, insana duyduğu sevgiyi ve bağışlama isteğini gösterdi.
Sonsuzluk boyunca, Tanrı’nın sevgisini ve bağışlamasını yaşamak ister misiniz? Bunu yaşayabilirsiniz, herkes yaşayabilir. İsa’nın çarmıhı, en karanlık insan trajedilerinin -insanın günaha ve bunu izleyen cehenneme tutsaklığının- tamamıyla tersine çevrildiği yerdir. İnsanın bu zalim angaryacıya tutsak kalması ve Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalması Tanrı’nın arzusu mudur? Hayır, değil!
“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)
İsa’yı bu ölüm tepesine gönderen Tanrı, O’nu üç gün sonra ölümden de diriltmiştir. İlahi ve merhametli sevginin bu yenilmez gücü, ölümü bile yener ve böylece İblis’in gücünün ve günahın üzerimizde bir zamanlar sahip olduğu güce üstün gelir.
“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil)
“Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24, İncil)
İnsan, İsa’yı öldürerek Tanrı’ya karşı zafer kazanacağını düşündü. Bilgeliğinin Tanrı’nın, İsa’da görünen saçma ve fedakar sevgisini alt edebileceğini düşündü. İncil’de, din öğretmenlerinin Roma Valisi’nden İsa’nın yatırıldığı, girişi kapatılmış mezara Romalı askerleri göndermesini istedikleri kısmı okudunuz mu? Bu din adamları, İsa’nın naaşının mezarda kaldığından emin olmak istiyorlardı. Mezarı koruyup İsa’nın peygamberlik ettiği gibi ölümden dirilmesine veya İsa’nın öğrencilerinin O’nun bedenini çalmasına engel olmak istiyorlardı. Sanırım, bu mantıksız ve korkuyla hareket eden din önderleri Tanrı’nın gerçekten de yenilmiş olduğundan emin olmak istiyorlardı. İsa’nın ölümü ve dirilişiyle ilgili peygamberliklerin gerçekleşmesine engel olmak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ne büyük ahmaklık!
}Sonra O’nu çarmıha gerdiler{/tip}. Kim ne alacak diye kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar.
2515|25|MARKOS İsa’yı çarmıha gerdiklerinde {tip
Eski çağlarda genellikle günbatımı, yeni bir günün başlangıcı sayılırdı. Gece, on iki saate ya da “nöbet” denen üçer veya dörder saatlik zaman dilimlerine bölünmüştü. Gündüz ise gün doğuşundan başlayarak on iki saate bölünmüştü.
}saat{/tip} dokuzdu. 2615|26|MARKOS Üzerindeki suç yaftasında,
YAHUDİLER’İN KRALI
diye yazılıydı. 27-2815|27-28|MARKOS İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydudu da çarmıha gerdiler. 29-3015|29-30|MARKOS x0113 x0114Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Çarmıhtan in de kurtar kendini!” diyorlardı.
3115|31|MARKOS Aynı şekilde başkâhinler ve din bilginleri de O’nunla alay ederek aralarında, “{tip
Cennete nasıl gidebileceğinizi gerçekten bilmek istiyor musunuz? Sonsuzluğu orada geçirebilmek için gereken neyse yapmaya hazır mısınız? Eğer hazırsanız, İsa sorularınızı yanıtlayacak. O’nun yanıtını işitmek için ölümünden önceki son karşılaşma üzerinde düşünmemiz gerekir. Kendisininiki suçluylar arasında geçenler. Üçü de çarmıha geriliyor. İki suçlunun yaptıklarına bakın:
“İsa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na aynı şekilde hakaret ettiler.” (Matta 27:44, İncil)
Din önderleri İsa’ya sataşıp duruyorlardı. Romalı askerler İsa’yla alay ediyorlardı. Bu gruptan insanların bu şekilde davranmaları bizleri şaşırtmamalı. Böyle bir kalabalıktan zaten bu beklenir.
“İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydudu da çarmıha gerdiler. Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Çarmıhtan in de kurtar kendini!” diyorlardı. Aynı şekilde başkâhinler ve din bilginleri de O’nunla alay ederek aralarında, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diye konuşuyorlardı. “İsrail’in Kralı Mesih şimdi çarmıhtan insin de görüp iman edelim.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilenler de O’na hakaret ettiler.” (Markos 15:27-32, İncil)
Bu iki suçlunun son nefesleriyle İsa’ya iftira atmalarını hayal edin! Ne trajik bir hata! Onları duyabiliyor musunuz? Acıyla sertleşmiş sesler Mesih’i hor görüyor! Çarmıha gerilmiş adamlar ortalarında çarmıha gerileni aşağılıyorlar. İki insan bundan daha kör olabilir mi? Ya da daha kötü?
Çarmıh rahat değildir. Ne var ki, bedenlerine çakılmış Roma çivileri bile sivri dillerini susturamamıştı. Bu iki suçlu yaşadıkları gibi öleceklerdi, masumlara saldırarak. Fakat bu kez, kendisine saldırılan, karşılık vermiyor. Ne tuhaf! İsa ne karşılık veriyor ne de kendisini savunmaya kalkışıyor. Peki ama neden?
İnsanlık tarihinin hangi aşamasında İsa’nın kendisine yapılanlara karşılık vermeyeceğini öğrendik? Tanrı’nın bilmemizi istediği her şeyi bilmemiz için İncil’in bir araya getirilmesini sağlamasından sonra mı? Hayır, İsa’nın çarmıhta nasıl davranacağını bu olaydan 700 yıl önce biliyorduk. İlahi bir şekilde, gelecek olan Mesih’le ilgili bir peygamberlik olarak Zebur’da kaydedilip korunmuştur. İsa neden bu iki suçluya onlar gibi karşılık vermedi? İsa’yla ilgili şu peygamberliğe kulak verin:
“İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona [İsa’ya] yükledi. O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53: 3-7, Zebur/ Eski Antlaşma)
Suçlular ne yapıyor? Acımasızca dövülmüş olan biriyle alay ediyorlar. Fakat yarı ölü halde zalimce dövülmüş olanın yüreğinde esenlik vardı. Nereden geliyordu bu esenlik? O an kontroldeydi. Nitekim, eğer İncil’i kendi başınıza okursanız İsa’nın herhangi bir durumda mutlak kontrole sahip olmadığı bir an bulamazsınız. İsa her zaman her şeyin kontrolüne sahipti. Her şey ve herkes O’na bağlıydı. Cinler. Ölüm. Doğa, Cüzam hastalığı. Herhangi bir şey ve her şey. İsa günahlarımızın bedelini ödemek için kendisini feda etmeden önce ölümü ve dirilişini bildirdi. Bu açıklamalar- burada pek çok açıklamasından sadece iki tanesine yer vereceğim- İsa’nın kontrole sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Ne Yahudiler, ne Romalı askerler ne de başka biri, sadece İsa:
“İsa şu yanıtı verdi: ‘Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım.” Yahudi yetkililer, ‘Bu tapınak kırk altı yılda yapıldı, sen onu üç günde mi kuracaksın?’ dediler.
Ama İsa’nın sözünü ettiği tapınak kendi bedeniydi. İsa ölümden dirilince öğrencileri bu sözü söylediğini hatırladılar, Kutsal Yazı’ya ve İsa’nın söylediği bu söze iman ettiler.” (Yuhanna 2:19-22, İncil)
“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11, 18, İncil)
İsa’nın mutlak kontrole sahip olduğunu ve bu nedenle esenliğe sahip olduğunu söylemiştim. Bu ayetlerde İsa’nın esenliğe sahip olduğunun işaretini nerede görüyoruz? İtalik yapılmış ayete dikkat edin:
“İsa’yla birlikte idam edilmek üzere ayrıca iki suçlu da götürülüyordu. Kafatası denilen yere vardıklarında İsa’yı, biri sağında öbürü solunda olmak üzere, iki suçluyla birlikte çarmıha gerdiler.
İsa, “Baba, onları bağışla” dedi. “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.” O’nun giysilerini aralarında paylaşmak için kura çektiler.
Halk orada durmuş, olanları seyrediyordu.Yöneticiler İsa’yla alay ederek, “Başkalarını kurtardı; eğer Tanrı’nın Mesihi, Tanrı’nın seçtiği O ise, kendini de kurtarsın” diyorlardı.” (Luka 23:32-35, İncil)
İsa’yı öldürenler, gerçekte kimi öldürdüklerini anlamadan, cahilce davrandılar. İsa Yahudi din görevlilerinden mi yoksa Roma askerlerinden mi söz ediyor, kesin olarak bilemeyiz. Büyük olasılıkla her ikisinden de söz ediyor. Her iki grup da ne yaptığının farkında değildi. Askerler sadece yöneticilerinin emirlerine uyuyorlardı. Yahudiler’in ise İsa’nın Mesih olduğunu anlamaları için çok sayıda kanıtları vardı. Bunun yerine, İsa’nın peygamberlerin vaat ettiği Kurtarıcı olduğuna inanmamayı seçtiler. Gerçek şu ki İsa’nın gerçek kimliği onların algılarının çok ötesindeydi. “Tanrı’nın saklı bilgeliğinden gizemli biçimde söz ediyoruz. Zamanın başlangıcından önce Tanrı’nın bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı. Anlasalardı yüce Rab’bi çarmıha germezlerdi.” (1.Korintliler 2:7-8, İncil)
Cehaletlerinin nedeni ne olursa olsun, ölüm tepesinde gerçekleşmekte olan bu sahnenin çarpıcı bir yönü var. İsa’nın çarmıha gerildiği sahnede kimse ne olduğunu ve neden olduğunu tam olarak anlayabilmiş değildi. Hepsi yanıldı. Örneğin, bazıları İsa’nın çarmıhtan inip kendisini kurtarması gerektiğini söyledi. İsa’nın dünyadaki görevi, kendisini değil, bizi kurtarmaktı.“Çünkü İnsanoğlu bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.” (Markos 10:45, İncil)
İsa’nın duasından sonra, suçlulardan biri O’na hakaret etmeye devam etti: “Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti.” (Luka 23:39, İncil). Kurtuluşun ve cennette emin bir yerin ancak İsa’nın ölümüyle güvence altına alınabileceğini anlamadı. Bu ilahi eylemin başarılı bir şekilde tamamlanması İsa’nın üç gün sonra ölümden dirilişiyle doğrulanacaktı. Peygamberlikler bunu da önceden bildirmişti.
Bu makalenin ilk birkaç satırında ne söylediğimi hatırlıyor musunuz? Çarmıhtaki iki hırsızın ne söylediğini duyacağız demiştim. Biri kalıcı değeri olan hiç bir şey söylemeyecek. Diğeri, şu anda bulunduğu yere nasıl gidilebileceğini söyleyecek. Yani cennete.
Hırsızlardan birinin yüreği katı kalmaya devam etti. Bunu anlayabilirsiniz çünkü İsa’ya küfrediyor. “”Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti.” Keşke söyledikleri yumuşak bir yürekten kaynaklansaydı. Keşke gerçekten günaha tutsaklığından kurtarılmayı ve bağışlanmayı isteseydi. İsa’nın hastaları iyileştirmek, körlerin gözlerini açmak ve evet ölüleri diriltmek için sahip olduğu olağandışı gücü duymuş muydu? İsa’nın döneminde yaşayıp da İsa’nın mucizeleri hakkında duymamak olmazdı. Güç sahibi olup da bu gücü kendini kurtarmak için kullanmamak bu hırsız için akıl almaz bir şeydi. Keşke hırsız, çarmıhtan çok daha zarar verici bir şeyden kurtarılmayı isteseydi. Çarmıhtan daha acı verici ne mi olabilir? Tanrı’dan sonsuza dek ayrı düşmek!
Bu konuda benden alıntı yapmayın, sadece kişisel fikrimi paylaşıyorum ama ben bu hırsızın başka bir niyeti olduğuna inanıyorum. Söyledikleri çarmıh çevresindeki yetkilileri hoşnut etmeyi amaçlıyordu. Serbest bırakılmayı umut ediyordu. Serbest kalmayı umut ederek bu sözleri söylüyordu. Tabii ki onu duyacaklardı, uzun çivileri bedeninden çıkaracaklardı ve özgür kalacaktı. Bildiğim bir şey var. Eğer hırsız samimi olsaydı İsa kendisini bağışlardı. O gün öğleden sonra çarmıhta olmasının nedeni zaten tam olarak buydu. Sadece bu iki suçlu için mi? Sadece o dönemde yaşayan insanlar için mi? Daha sonra, başka çağlarda, başka dini inanç ve inanç uygulamaları getiren başka dinler olacaktı. Peki ya onlar? Peki ya biz? Dikkatle dinleyin, “O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.” (1.Yuhanna 2:2, İncil)
İşte size yararlı bir öğüt. Çevrenizdeki kalabalıkların İsa hakkında söylediklerine kulak vermeyin. “İsa şu ya da bu değil!” diye bağırıyorlar. Bunu duyunca siz de ‘İsa sen şu ya da bu değilsin!’ diye bağırıyorsunuz. Hırsız kalabalığın İsa’ya karşı tek sesle saldırdığını duyuyor. Bu nedenle, İsa’nın alay edilebilecek biri olduğunu düşünüyor. Hırsız alay etmeye başlıyor. Hırsızı ve bizi şaşırtan ne? Hırsız İsa’nın diğer tarafındaki suçlunun da İsa’ya karşı bu kaba aşağılamalara katılmasını bekledi. Peki adam katıldı mı? Aksine, ikinci hırsız birinci hırsıza meydan okudu:
“Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.”” (Luka 23:40-41, İncil)
İnanılır gibi değil! Biraz önce İsa’ya küfreden ağız, bu kez İsa’yı savunuyor. Ne oldu? Hırsız çarmıhta olduğu süre içinde ne gördü? Bir mucizeye mi tanıklık etti? Bir vaaz mı işitti? Üçlü Birlik doktriniyle ilgili bütün soruları tatmin edici bir şekilde yanıtlandı mı? Hayır, tek işittiği bir dua oldu, bir lütuf duası. Bu da yeterliydi. “Baba, onları bağışla” dedi. “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.”
Tanrı’nın huzurunda olan insana bir şeyler olur. Bu adama bir şeyler oldu. Günahlarımızın bedelini ödemek için insanlığı giyinmiş Olan’ın yanında asılı olduğu sırada bu adama bir şey oldu.
Suçlunun sözlerini bir kez daha dinleyin: “Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.”
Tanrı’nın bugün cennetten size göndermek istediği mesajın özü bu satırlarda saklıdır. Yazımın başında iki hırsızın söylediklerini duyacağımıza söz vermiştim. Cennet. Gerçekten inanılmaz, Tanrı, sorunuzun yanıtını bir suçlunun ağzından vermeyi seçiyor. Ama gerçekten de öyle oldu. Suçlunun ikrar ettiği, cennete gitmek için bizim de ikrar etmemiz gereken şeydir.
#1 – Ben hatalıyım. İsa haklı. Ben doğru değilim. İsa doğru. Bu konuda düşünürken bu ayeti daha sonra ezberlemek isteyebilirsiniz: “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1.Petrus 3:18, İncil)
#2 – Ben başarısız oldum, İsa olmadı. “Çünkü bir zamanlar biz de anlayışsız, söz dinlemez, kolay aldanan, türlü arzulara ve zevklere köle olan, kötülük ve kıskançlık içinde yaşayan, nefret edilen ve birbirimizden nefret eden kişilerdik. Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle yaptı. Öyle ki, O’nun lütfuyla aklanmış olarak umut içinde sonsuz yaşamın mirasçıları olalım.” (Titus 3:3-7, İncil)
#3 – Ben ölmeyi hak ediyorum. İsa yaşamayı hak ediyor. Hak ettiğimiz ölümün, İsa’nın ölümüyle gerçekleştiğini İncil’den öğreniyoruz. Bizim yerimizi aldı. Günahlarımızın cezasını ödedi. Yaşamayı hak eden öldü. Ölmeyi hak eden yaşadı. İsa bunu cennette sonsuz yaşam armağanına sahip olmamız için yaptı. “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da [cennette] sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)
Hırsız, İsa Mesih hakkında pek az şey biliyordu ama bildikleri değerliydi. Masum bir adamın, dudaklarından hiçbir yakınma sözü çıkmadan haksız yere öldüğünü biliyordu. Kendi kendine şöyle dedi, “Eğer İsa bunu yapabiliyorsa, olduğunu söylediği kişi olmalı.” Bu nedenle, hırsız İsa’dan yardım istemeye karar verdi:
“Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi.” (Luka 23:42, İncil)
Bu suçlunun söyledikleri, İsa’nın olduğunu iddia ettiği kişi- Mesih- olduğuna inandığını gösteriyor. Bu Mesih kendileriyle birlikte öldüğü halde, suçlu kişi İsa’nın hala kendi egemenliğini kuracağına inanıyordu. Bir şekilde bu İsa’nın, dünyadaki yaşamı sona erse de kendisini kutsama kudretine tam olarak sahip olduğuna inanıyordu. Hırsız, İsa Mesih hakkında çok az şey bilse de, yeteri kadar biliyordu. Çarmıha gerilmeden önce İsa’nın vaazını dinlemiş olabilir. Suç işlemekten fırsat buluduğunda İsa’nın Egemenliği’nin doğasını öğrenmiş olabilir. Ya da İsa, her ikisi de çarmıhta olduğu süre içinde suçlunun tutumunda bir değişiklik görmüş olabilir ve İsa bu mütevazi hırsıza egemenliğinin doğasını tanıtmak için bu fırsatı kullanmış olabilir. Diğer suçlunun yüreği daha da sertleştikçe bu adam gerçekten de tövbe etti. Gerçekten olağanüstü!
Hayal edebiliyor musunuz? Mesih’in ağırlaşmış başı kalkıyor ve dönüyor. Bu iki kişinin gözleri karşılaşıyor. İsa’nın karşısında gördüğü çıplak bir adam. Burada giyisiden söz etmiyorum. Maske anlamında kullanıyorum. Üzerinde bir örtü yok. Saklanacak bir yolu yok. Eğer erişebilecek bile olsa, cennet için kendisini erdemli kılan iyi işler listesine uzanmazdı.
Bu suçlunun sıfatı neydi? Baş belası. Hayatta neyi başarmıştı? Çarmıha gerilmeyi. Nesiyle meşhurdu? Tilki kadar sinsi olmakla. Karakteri? Yaşamının son anına kadar, yani İsa’yla son karşılaşmasına kadar ahlaksız. Bana söyleyin, bu adam İsa’nın yardımını hak etmek için ne yaptı? Yaşamını boşa harcadı. Kim oluyor da, bağışlama için yalvarabileceğini düşünüyor? Halk içinde İsa’yı azarladı. Bu duayı etmeye ne hakkı var? Gerçekten bilmek istiyor musunuz? Sizin dua etmek için ne hakkınız varsa, aynısı.
Önerim
İyi işler listenizi arka cebinize koymanızı öneririm. Sonra, İsa’dan size de iyilik yapmasını isteyin. “Yaptıklarıma karşın ve yaşamımda gördüklerine karşın, İsa, beni de hatırlayabilir misin? Bir yönden, bu iki suçludan daha kötüyüm. Yaşamımın büyük bir kısmında gururla Senin aslında çarmıhta ölmediğini söyledim. Bunun Seninle on bin kez alay etmekten daha kötü olduğunu biliyorum.”
Bu tövbekar hırsız hakkında bildiğimiz şeylerden birisi İsa’nın Mesih olduğuna tam olarak inanması ve İsa’nın kuracağını bildiği o egemenlikte olmak istediğidir. Suçlunun övündüğünü görmüyoruz. Yanlış türden gururla dolu bir adam görmüyoruz. Gördüğümüz, şaşırmış ama minnettar bir adam. İnsanlıği giyinmiş olarak çarmıhta asılı Tanrı’nın yanına koyduğumuzda, bizi cennete götüreceğini umarak yaptığımız herhangi bir fedakarlık çok saçma görünür.
“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2.Korintliler 5:19, İncil)
}Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor{/tip}” diye konuşuyorlardı. 3215|32|MARKOS “İsrail’in Kralı Mesih şimdi çarmıhtan insin de görüp iman edelim.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilenler de O’na hakaret ettiler.
İsa’nın Ölümü
(Mat.27:45-56; Luk.23:44-49; Yu.19:28-30)
3315|33|MARKOS Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. 3415|34|MARKOS x0115Saat üçte İsa yüksek sesle, “Elohi, Elohi, lema şevaktani” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı.
3515|35|MARKOS Orada duranlardan bazıları bunu işitince, “Bakın, İlyas’ı çağırıyor” dediler.
3615|36|MARKOS x0116Aralarından biri koşup bir süngeri ekşi şaraba batırdı, bir kamışın ucuna takarak İsa’ya içirdi. “Dur bakalım, İlyas gelip O’nu indirecek mi?” dedi.
3715|37|MARKOS Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi.
3815|38|MARKOS x0117O anda tapınaktaki {tip
Yahudiler’in tapınağında, En Kutsal Yer’i Kutsal Yer’den ayıran perde. (Bkz. İbraniler 10:19-20, “Bu nedenle, ey kardeşler, İsa’nın kanı sayesinde perdede, yani kendi bedeninde bize açtığı yeni ve diri yoldan kutsal yere girmeye cesaretimiz vardır.”
}perde{/tip} yukarıdan aşağıya yırtılarak ikiye bölündü. 3915|39|MARKOS İsa’nın karşısında duran yüzbaşı, O’nun bu şekilde son nefesini verdiğini görünce, “Bu adam gerçekten {tip
Tanrı’nın öz varlığından olup Tanrısal niteliklere sahip olan İsa Mesih. İbraniler 1:3 ayeti, bu gerçeği çok açık biçimde dile getiriyor: “Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür…” Tanrı’nın Oğlu terimi, kesinlikle bedensel bir ilişkiyi ifade etmez. (Bkz. /yazilar/isa-tanri-mi/isa-tanri-mi-onsoz)
}Tanrı’nın Oğlu{/tip}’ydu” dedi.
4015|40|MARKOS x0118Olup bitenleri uzaktan izleyen bazı kadınlar da vardı. Aralarında Mecdelli Meryem, küçük Yakup ile Yose’nin annesi Meryem ve Salome bulunuyordu. 4115|41|MARKOS İsa daha Celile’deyken bu kadınlar O’nun ardından gitmiş, O’na hizmet etmişlerdi. O’nunla birlikte Yeruşalim’e gelmiş olan daha birçok kadın da olup bitenleri izliyordu.
İsa’nın Gömülmesi
(Mat.27:57-61; Luk.23:50-56; Yu.19:38-42)
42-4315|42-43|MARKOS O gün {tip
Perşembe günbatımından Cuma günbatımına kadar olan süre; bu süre içinde Yahudiler, Şabat Günü için hazırlık yaparlar. (Şabat Günü – İsrailliler’in dinlenme ve tapınma günü – Cuma günbatımından Cumartesi gün¬batımına dek sürer).
}Hazırlık Günü{/tip}, yani Şabat Günü’nden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. Bu nedenle, Yüksek Kurul’un saygın bir üyesi olup Tanrı’nın Egemenliği’ni umutla bekleyen Aramatyalı Yusuf geldi, cesaretini toplayarak Pilatus’un huzuruna çıktı, İsa’nın cesedini istedi. 4415|44|MARKOS Pilatus, İsa’nın bu kadar çabuk ölmüş olmasına şaştı. Yüzbaşıyı çağırıp, “Öleli çok oldu mu?” diye sordu. 4515|45|MARKOS Yüzbaşıdan durumu öğrenince Yusuf’a, cesedi alması için izin verdi. 4615|46|MARKOS Yusuf keten bez satın aldı, cesedi çarmıhtan indirip beze sardı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırarak mezarın girişine bir taş yuvarladı. 4715|47|MARKOS Mecdelli Meryem ile Yose’nin annesi Meryem, İsa’nın nereye konulduğunu gördüler.15|47|MARKOS