Markos 1
Vaftizci Yahya’nın Gelişi
(Mat.3:1-12; Luk.3:1-18; Yu.1:19-28)
1 1|1|MARKOS{tip
Tanrı’nın bir oğlu var mı? Çoğalma eylemiyle sahip olduğu fiziksel bir oğul? Bu düşünce sizin için olduğu kadar bizim için de iğrenç bir düşüncedir!!! Umarım web sitemizi incelerken Hristiyanlar’ın İsa’nın Tanrı’nın fiziksel anlamda Oğlu olduğuna inanmadığını anlayacaksınız. Tanrı kendine bir eş almaz! Bu, Tanrı’ya küfür olurdu!
Bakire Meryem ya da Bakire Meryem’in annesi henüz doğmadan Tanrı’nın Oğlu’ydu. Türk tarihinin en büyük lideri ve yenilikçisi olan Mustafa Kemal’i düşünün. Sizin fiziksel babanız mı? Adı Mustafa Kemal Atatürk. Bütün Türk halkının babasıdır ama fiziksel babalık anlamında değil. Sizin gerçek babanız değil, öyle değil mi?
İncil’in İsa’nın ilahi doğasıyla ilgili öğrettiklerini yanlış anlamayın. Hiçbir insan, hiçbir peygamber, kimse bu süreci tersine çevirip üzerine ilahi bir doğa alamaz. Ben insanlığıma tanrılığı ekleyemem. Bir trilyon Hıristiyan da İsa’yı Tanrı’ya dönüştüremez. İnsan Tanrı olamaz. İncil bunu öğretmiyor. Bunun nasıl olduğuyla ilgili sırrı gerçekten de anlayamayız ama Tanrı’nın, gücüyle, üzerine insan doğası alması kesinlikle anlaşılabilir. Bunu iki doğayı bir insanda birleştirecek şekilde yapabilir. Tanrı kendisini insan biçimiyle donatamaz mı? Tanrı büyük değil mi? İnsanın büyüklükle ilgili anlayışından daha büyük değil mi? Dünyada anlaşılması en kolay şey olmayabilir ama kesinlikle mantıksız değildir.
Tanrı, günahlarımızı bağışlatma işini gerçekleştirmek ve böylelikle Kendisiyle aramızda bulunan engeli sonsuza dek kaldırmak için bu dünyayı kişisel olarak ziyaret etti. “Kuşkusuz Tanrı yolunun sırrı büyüktür. O, bedende göründü.” (1.Timoteous 3:16, İncil). Artık, Tanrı’yla ölümün bile sona erdiremeyeceği dinamik ve kişisel bir ilişkiye girebiliriz. Evet, yeni bedeninin günahlarımızın cezasını taşıyabilmesi için insanlığa büründü. İncil’de şöyle denir: “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23). Günahlarımızın bedelini ödemeye geldi. Tabii ki Tanrı ölemez ama büründüğü insan bedeni günahlarımız uğruna bir kurban olarak verildi. Bir düşünün. Mucizevi bir şekilde, Tanrı en büyük ruhsal ihtiyacımızı kendisi karşıladı. İmkansız mı? “Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” (Luka 1:37, İncil)
İncil şöyle diyor, “Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor.” (Koloseliler 2:9)
“Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir.” (İbraniler 1:3, İncil)
NOT: Kutsal Kitap açıkça Baba Tanrı, Oğul Tanrı [İsa Mesih] ve Kutsal Ruh Tanrı’dan söz eder. Aynı zamanda sadece tek bir Tanrı olduğu gerçeğini de net bir şekilde sunar. “Tanrı ise birdir.” (Galatyalılar 3:20, İncil). Üçlü Birlik terimine şöyle ulaşırız: Hem üç, hem bir. Söz konusu sonsuz Tanrı ve sonsuzluk olduğunda dünyasal fizik ve matematik kuralları uygulanamıyor. 1+1+1=1 sınıfta doğru bir yanıt olmayabilir ama Tanrı için mümkündür. Bu eşitliği şu şekilde düşünmek daha doğru olacaktır: 1 x 1 x 1 = 1. Bu, Kutsal Kitap’ın Tanrı hakkında açıkladıklarını ifade etmenin bir yoludur. Her bir Kişi aynı ilahi öze sahiptir. Üç öz değil, tek bir öz vardır. Bunun anlaşılmasının zor olduğu bellidir. Tanrı ne kadar da karmaşık bir varlık, öyle değil mi? Beden, can ve ruhtan oluşan kendi üçlü yapımızı anlamakta zorlanıyoruz, kaldı ki Tanrı gibi karmaşık bir varlığı nasıl anlayalım? Sonunda, Tanrı’ya kendisini tanımlaması için izin vermemiz en doğrusudur, değil mi? Ancak Tanrı kendisini tanımlayabilir.
Her durumda, üç tanrıya inanmadığımızdan emin olabilirsiniz. Tanrı’nın birliği Hristiyanlık’ın en temel öğretişlerinden biridir. Bu nedenle, Kutsal Kitap’ın öğretişlerini kabul ederseniz Tanrı’ya başka birini eş koşarak büyük bir günah işlediğinizi düşünmeyin. Tanrı’nın yanına bir tanrı daha koyarak iki tanrıya sonra da bir tane daha ekleyerek üç tanrıya inanmıyoruz. Kutsal Kitap bunu öğretmiyor ve biz de buna inanmıyoruz. (Bkz. https://cennetvaadi.com/yazilar/isa-tanri-mi/isa-tanri-mi-onsoz)
}Tanrı’nın Oğlu{/tip} İsa Mesih’le ilgili {tip
Tanrı’nın bizi kendisiyle barışmayı seçmiş olmasıdır. Bunu İsa Mesih aracılığıyla yapar. Tanrı ilk zürafayı yaratmadan ya da ilk sıradağa biçim vermeden çok önce İsa’nın günahkarların Kurtarıcısı olacağı belirlenmişti. “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2.Korintliler 5:19, İncil). Tanrımız hakkında bu kadar müthiş olan şey nedir? Bu ayette barışma yoluna gidenin suç işleyen taraf (biz) değil, kendisine karşı suç işlenen taraf (Tanrı) olduğunu görürüz. Tanrı’nın arzusu, kendisi ile insanlar arasında günahın bozduğu ilişkiyi yeniden kurmaktı.
“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59: 1-2, Eski Antlaşma)
Tanrı’nın bizim için arzusu, O’nunla şimdi başlayan ve cennette sonsuza dek sürecek olan bir ilişkiye sahip olmamızdır. İsa bunu gerçekleştirmek için günahlarımızın bedelini ödedi. Günahlarınızın hesabını size mi kesti? Hayır, sizi İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi aracılığıyla bağışladı.Tanrı’ya karşı günah işlemenin bedeli ödenebilir. “Çünkü günahın ücreti ölüm…” Günahın ücretini kendimiz ödeyebiliriz. Ya da İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan olduğumuzu Tanrı’nın önünde kabul ederek İncil’de sözü edilen armağanı alabiliriz. “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da [cennette] sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil). “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2: 8-9, İncil).
}Müjde{/tip}’nin başlangıcı.
21|2|MARKOS x0001Peygamber Yeşaya’nın Kitabı’nda şöyle yazılmıştır:
“İşte, habercimi senin önünden
gönderiyorum;
O senin yolunu hazırlayacak.”
31|3|MARKOS x0002“Çölde haykıran,
‘Rab’bin yolunu hazırlayın,
Geçeceği patikaları düzleyin’ diye sesleniyor.”
41|4|MARKOS Böylece Vaftizci Yahya çölde ortaya çıktı. İnsanları, günahlarının bağışlanması için tövbe edip vaftiz olmaya çağırıyordu. 51|5|MARKOS Bütün Yahudiye halkı ve {tip Bugünkü Kudüs}Yeruşalim{/tip}liler’in hepsi ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.
61|6|MARKOS x0003Yahya’nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Çekirge ve yaban balı yerdi. 71|7|MARKOS Şu haberi yayıyordu: “Benden sonra benden daha güçlü olan geliyor. Eğilip O’nun çarıklarının bağını çözmeye bile layık değilim. 81|8|MARKOS Ben sizi suyla vaftiz ettim, ama O sizi Kutsal Ruh’la vaftiz edecektir.”
İsa Görevine Başlıyor
(Mat.3:13-4:22; Luk.3:21-22; 4:1-15; 5:1-11)
91|9|MARKOS O günlerde Celile’nin Nasıra Kenti’nden çıkıp gelen İsa, Yahya tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz edildi. 101|10|MARKOS Tam sudan çıkarken, göklerin yarıldığını ve Ruh’un güvercin gibi üzerine indiğini gördü. 111|11|MARKOS x0004Göklerden, “Sen benim sevgili {tip
İncil’in İsa’nın ilahi doğasıyla ilgili öğrettiklerini yanlış anlamayın. Hiçbir insan, hiçbir peygamber, kimse bu süreci tersine çevirip üzerine ilahi bir doğa alamaz. Ben insanlığıma tanrılığı ekleyemem. Bir trilyon Hıristiyan da İsa’yı Tanrı’ya dönüştüremez. İnsan Tanrı olamaz. İncil bunu öğretmiyor. Bunun nasıl olduğuyla ilgili sırrı gerçekten de anlayamayız ama Tanrı’nın, gücüyle, üzerine insan doğası alması kesinlikle anlaşılabilir. Bunu iki doğayı bir insanda birleştirecek şekilde yapabilir. Tanrı kendisini insan biçimiyle donatamaz mı? Tanrı büyük değil mi? İnsanın büyüklükle ilgili anlayışından daha büyük değil mi? Unutmayın, dünyada anlaşılması en kolay şey olmayabilir ama kesinlikle mantıksız değildir.
“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük.” (Yuhanna 1:1-4, 14, İncil)
“Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor.” (Koloseliler 2: 9, İncil) Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir.” (İbraniler 1: 3, İncil)
İsa’nın dünyadaki zamanının çoğunda İsa içindeki ilahi görkemi saklamıştır. Ama İsa’yı olduğu gibi görmek istiyorsanız İsa’nın Duyguları adlı kısımdaki yazıları okumanızı tavsiye ederim. İncil’den alınan bu hikayeleri okumadan önce İsa’dan kendisini size göstermesini isteyin. Mutlaka gösterecektir.
NOT: Umarım web sitemizi incelerken Hıristiyanlar’ın İsa’nın Tanrı’nın fiziksel anlamda Oğlu olduğuna inanmadığını anlamışsınızdır. Tanrı kendine bir eş almaz! Bu, Tanrı’ya küfür olurdu. Bununla birlikte, Hıristiyanlar İsa’nın ruhsal anlamda Tanrı’nın Oğlu olduğuna inanırlar. Örneğin, Araplar ‘çöl çocukları’ olarak bilinirler. Kimse çölün fiziksel anlamda Araplar’ı doğurduğunu düşünmez. Hayır, ‘çölün çocukları’ ifadesi ruhsal anlamda anlaşılmalıdır. Araplar çölün içini dışını tanırlar. Çölle bir olmuşlardır. Bu nedenle, ‘çöl çocukları’ denir. İsa’nın, ‘Mesih’, ‘İnsanoğlu’, ‘Barış Prensi’ gibi ünvanlarının yanı sıra ‘Tanrı Oğlu’ ünvanı da vardır. Bu ünvanı taşıyor çünkü Tanrı’yı derin bir şekilde tanıyor. Nitekim, özünde O’nunla aynıdır.
İncil’i okumadıysanız ya da bu web sitesini pek fazla okuma fırsatınız olmadıysa, ‘Tanrı Oğlu’ ifadesi aklınıza tanrıça bir eşi olan bir ilahi varlık ve bu ikisinin bir şekilde çocuk sahibi olması gibi düşünceler getirmiş olabilir. Hıristiyanlar bu ünvanı İsa için kullandıklarında, Hıristiyanlar’ın Tanrı’nın bir başka tanrıyla- tanrıça olan bir eşle- cinsel birlik yaşadığını söyleyerek aslında Tanrı’ya küfrettiklerini düşünebilirsiniz! Bu, kuşkusuz gülünç bir senaryo ve yanlış bir varsayımdır. Kutsal Kitap’ta hiçbir yerde Tanrı’nın oğul sahibi olmak için biriyle ilişkiye girdiğini söylenmez. Hıristiyanlık, Tanrı’nın fiziksel bir eylemle bir oğul sahibi olduğunu da öğretmez. Biri bunu düşünecek olsa bile, bu kesinlikle sapık bir inanç olacaktır! Bununla birlikte, Kutsal Kitap çeşitli yerlerde İsa’dan ‘Tanrı Oğlu’ olarak söz eder. Söylediğim gibi, bu, İsa’nın Tanrı’nın bildiğimiz anlamda soyundan gelen bir oğlu olduğu anlamına gelmez. Hıristiyanlık’ın öğretişlerini araştırdıkça bazı kavramların tarihsel ve Kutsal Kitap bağlamında ne anlama geldiğini sormanız önem kazanacaktır. Umarım bu web sitesi Hıristiyan inancını doğru bir şekilde anlamanıza ve bir gün İsa’yı Kurtarıcınız olarak tanımanıza yardımcı olacaktır. Bkz. https://cennetvaadi.com/yazilar/isa-tanri-mi/kim-oldugunu-saniyorsun-tanri-mi
}Oğlum’sun{/tip}, senden hoşnudum” diyen bir ses duyuldu.
121|12|MARKOS O an Ruh, İsa’yı çöle gönderdi. 131|13|MARKOS İsa çölde kaldığı kırk gün boyunca Şeytan tarafından denendi. Yabanıl hayvanlar arasındaydı, melekler O’na hizmet ediyordu.
141|14|MARKOS Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Tanrı’nın Müjdesi’ni duyura duyura Celile’ye gitti. 151|15|MARKOS x0005“Zaman doldu” diyordu, {tip
Bu terim, Tanrı’nın dünya üzerinde bir kral gibi egemenlik sürdüğünü an¬latır. Matta 3:2-3 ve Luka11:20’ye göre İsa’nın dünyaya gelişiyle başlamış olan bu egemenlik, yine Matta 24-25’e göre İsa’nın ikinci gelişinden sonra tümüyle gerçekleşecektir.
}“Tanrı’nın Egemenliği{/tip} yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye inanın!”
161|16|MARKOS İsa, Celile Gölü’nün kıyısından geçerken, göle ağ atmakta olan Simun ile kardeşi Andreas’ı gördü. Bu adamlar balıkçıydı. 171|17|MARKOS İsa onlara, “Ardımdan gelin” dedi, “Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım.” 181|18|MARKOS Onlar da hemen ağlarını bırakıp O’nun ardından gittiler. 191|19|MARKOS İsa biraz ileri gidince Zebedi’nin oğulları Yakup’la Yuhanna’yı gördü. Teknede ağlarını onarıyorlardı. 201|20|MARKOS Hemen onları çağırdı. Onlar da babaları Zebedi’yi işçilerle birlikte teknede bırakıp İsa’nın ardından gittiler.
İsa Kötü Ruhları Kovuyor, Hastaları İyileştiriyor
(Mat.8:14-17; Luk.4:31-44)
211|21|MARKOS Kefarnahum’a girdiler. {tip
İsrailliler’in dinlenme ve tapınma günü (Cuma günbatımından Cumartesi gün¬batımına dek sürer).
}Şabat Günü{/tip} İsa havraya gidip öğretmeye başladı. 221|22|MARKOS x0006Halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu. 23-241|23-24|MARKOS Tam o sırada havrada bulunan ve kötü ruha tutulmuş bir adam, “Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, {tip
Tanrı’nın kutsallığını düşündüğünüz zaman aklınızdan hiç cinler geçiyor mu? Sanmıyorum. “Doğrulukla fesadın ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir? (2. Korintliler 6:14, İncil)
Kanser ancak bu hastalığa sahip olanları öldürebilir. Fakat günah hepimizi öldürür. “Çünkü günahın ücreti ölüm…” (Romalılar 6:23, İncil). İnsanlık çaresiz bir hastalığa sahiptir, herkesi öldürecek bir hastalığa tutulmuştur. Bu hastalıktan ölürken çevremizdeki insanlara iyilik yapabiliriz ve bu da önemlidir. Hepimiz çevremizdeki insanlara iyilik yapabiliriz ama iyiliğimiz içimizdeki hastalığı iyileştiremez. Tanrı’nın ruhsal durumumuzu betimleyen sözlerine kulak verin.
“Hepimiz murdar olanlara benzedik. Bütün doğru işlerimiz kirli adet bezi gibi.” (Yeşaya 64:6, Zebur/Eski Antlaşma)
Bunu biraz düşünün. Doğruluğumuz, yapabileceğimizin en iyisi bile Tanrı’nın gözünde kirli bez gibidir. Bütün dinsel törenlerimiz, kurbanlarımız ve iyi olma çabalarımız günahımızı kaldıramaz. Sahip olmamız gereken bir doğruluk düzeyi vardır, o da İsa’nın doğruluğudur. İsa’nın çarmıhta bizim günahlarımız uğruna bizim yerimize ölmesi, ardından ölümden dirilip yücelik içinde göğe alınması sayesinde O’nun doğruluğu bize aktarılabilir. Tanrı kirli bezler yerine bizlere pak, lekesiz, güzel ve görkemli giysiler giydirmeyi her şeyden çok istiyor.
“RAB’de büyük sevinç bulacağım. Tanrım’la yüreğim coşacak. Çünkü çelenkle süslenmiş güvey gibi, takılarını kuşanmış gelin gibi, bana kurtuluş giysisini giydirdi. Beni doğruluk kaftanıyla örttü.” (Yeşaya 61:10, Zebur/Eski Antlaşma)
Bu kurtuluş, Tanrı’nın önünde günahın gücü ve suçundan özgür kalma, peygamberin bu ayette anlattığı gibi harikuladedir. Kirli giysiler mi? Çul mu? İsa’ya iman eden insan nasıl görünür?
“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil)
İhtiyacınız olan çare buradadır. Günahlarınızın -geçmişteki, şimdiki ve gelecekteki- hepsinin tamamıyla bağışlanması. Bundan sonraki yaşamda cennete girmenizi sağlayacak kadar bağışlanma. Kendisine karşı suç işlediğimiz Kişi, bu bağışlamayı bizlere karşılıksız olarak verir. Tanrı’nın ta kendisi! Tanrı bağışlamayı, büyük olana da küçük olana da, en büyük günahkarlara da en az günah işleyenlere de sunar. Ahlaki hastalığının belirtilerini en fazla gösteren kişiler için de bu geçerlidir. Buna ihtiyaç duyuyormuş gibi görünenler için de bu geçerlidir.
Tanrı sanki şöyle demektedir:
“Hepiniz ölümcül bir hastalığa sahipsiniz. Hayatınızdaki günah bana, Yaratılış’ın Kutsal Olanı’na karşıdır. Çare O’dur. Oğlum, İsa (fiziksel oğlum değil, bu saçma olurdu), size verdiğim sonsuz Oğlum, çare O’ndadır. Çarmıhta O’na bakın. Öldükten üç gün sonra mezardan çıkışını görün. Sizin yerinize kurban olarak ölüşü için şükredin. Günahlarınızın bedelini ödedi ve bunu yaparak yaralarınızı iyileştirecek. Aşağıda İsa’yı dünyanıza göndermeden 700 yıl önce peygamberlerimden birine verdiğim bir peygamberlik sözü var. Bakın O’nun hakkında neler söylemişim. Hepiniz için günahların cezasını kime yükledim? İsa’nın kendileri uğruna öldüğü günahkarlar olduklarını kabul edenler için İsa’ya yükledim. Ölümün Fatihi, Günahı Yüklenen, cennetin kapısını açmak için seçtiğim O’dur.
“Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Zebur/Eski Antlaşma)
Bütün günahlar bizi günahsız olan Tanrı’dan ayırır. ‘Beyaz yalan’ veya ‘zararsız yalan’ diye bir şey yoktur. Tanrı’nın gözünde, yapılan bütün yanlışlar, irili ufaklı da olsa, yanlıştır. Nitekim, içimizden devamlı olarak günahlı şeyler çıkaran yozlaşmış bir doğamız vardır. Dinsel görevlerimizi yerine getirip iyi şeyler yapmaya çalışırken, içimizden düzenli olarak hastalığın belirtisi olan, kendi doğruluğumuza güvenme, gurur, uyumsuzluk, kıskançlık, bencillik, dedikodu, öfke krizleri, sevgisizlik, yalancılık ve çeşitli şehvet pompalar. Ruhsal durumumuz böyle ise, karanlığın ışıkla ne gibi bir ortaklığı olabilir? Peki ya bizim Tanrı’yla? Sadece İsa, ikimiz arasındaki bu ayrılık arasında köprü kurabilir. İsa, günahımızın bedelini ödeyebilecek tek Kişi olduğu için kurtuluşun da tek yoludur.
“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da [cennette] sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)
İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Ba¬ba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6, İncil)
}Tanrı’nın Kutsalı’sın{/tip} sen!”
251|25|MARKOS İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek kötü ruhu azarladı. 261|26|MARKOS Kötü ruh adamı sarstı ve büyük bir çığlık atarak içinden çıktı.
271|27|MARKOS Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.” 281|28|MARKOS Böylece İsa’yla ilgili haber, Celile bölgesinin her yerine hızla yayıldı.
291|29|MARKOS İsa havradan çıkar çıkmaz, Yakup ve Yuhanna ile birlikte Simun ve Andreas’ın evine gitti. 301|30|MARKOS Simun’un kaynanası ateşler içinde yatıyordu. Durumu hemen İsa’ya bildirdiler. 311|31|MARKOS O da hastaya yaklaştı, elinden tutup kaldırdı. Kadının ateşi düştü, onlara hizmet etmeye başladı.
321|32|MARKOS Akşam olup güneş batınca, bütün hastaları ve cinlileri İsa’ya getirdiler. 331|33|MARKOS Bütün kent halkı kapıya toplanmıştı. 341|34|MARKOS İsa, çeşitli hastalıklara yakalanmış birçok kişiyi iyileştirdi, birçok cini kovdu. Cinlerin konuşmasına izin vermiyordu. Çünkü onlar kendisinin kim olduğunu biliyorlardı.
351|35|MARKOS Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı. 361|36|MARKOS Simun ile yanındakiler İsa’yı aramaya çıktılar. 371|37|MARKOS O’nu bulunca, “Herkes seni arıyor!” dediler.
381|38|MARKOS İsa onlara, “Başka yerlere, yakın kasabalara gidelim” dedi. “Oralarda da Tanrı sözünü duyurayım. Bunun için çıkıp geldim.” 391|39|MARKOS x0007Böylece havralarında Tanrı sözünü duyurarak ve cinleri kovarak bütün Celile bölgesini dolaştı.
İsa Bir Cüzamlıyı İyileştiriyor
(Mat.8:1-4; Luk.5:12-16)
401|40|MARKOS İsa’ya cüzamlı biri geldi, diz çökerek, “İstersen beni temiz kılabilirsin” diye yalvardı.
411|41|MARKOS İsa’nın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu, {tip
Bu küçücük lekelerin gözkapakları ve avuç içlerinde ne zaman belirmeye başladığını bilmiyoruz. Acaba hemen eşine haber vermiş miydi? Önemli değildi. Lekeler çok kısa bir süre içinde bütün vücuduna yayıldı. Artık bu gerçeği – ne lekeleri ne de utancını – kimseden saklayamazdı. Cüzam! Nasıl kapmıştı? Hastalığın yayılması, büyüyen lekeler göründükleri yerlerde saçlarını beyazlattı. Bunları, cildinin kuruması, korkunç yaralar ve şişmeler izledi. Hastalık, cildinden içeri, kemiklerine doğru yayıldığında, dokuz seneden daha fazla yaşayamayacağını biliyordu. Böyle demişlerdi. Vücudu parça parça çürüyordu. Ne yapabilirdi?
İsa’nın döneminde yaşayan bu cüzamlılar nasıl insanlardı? Etrafı surlarla çevrili topluluklarda yaşamaları yasaktı. Cüzam kapmadan önce etrafı surlarla çevrili köylerde yaşıyor idiyseler, duvarın dışında bir yere taşınmaları gerekirdi. Her nerede olurlarsa olsunlar, derin bir yasın işareti olarak dış giyisilerini yırtmış olmaları gerekirdi. Başları açık olarak gezmek zorundaydılar. Erkekler, bekledikleri ölümün yasını tutuyorlarmışçasına sakallarını bir örtüyle örtmeleri gerekiyordu. Bütün bunlara ek olarak, yanlarından geçenleri uyarmak için ‘Kirli! Kirli!’ diye bağırmak zorundaydılar. Yanlarından geçenleri iyi tanıyıp tanımamaları önemli değildi, Orta Doğu’da insanlar kucaklaşarak selamlaştıkları için ne kucaklayabilir, ne de kucaklanabilirlerdi. Cüzamlı birine dokunmak demek, insanın cüzam hastalığına yakalanması demekti.
Cüzamlılar toplum dışına itildiği için, diğer insanlar onlardan en az bir taş atımı mesafede durulardı. Nitekim, çevrelerindeki cüzamlılar yakınlaşırsa onlara taş atabilirlerdi! Açık yaraları ve kirli sargılarıyla cüzamlılar insanın en son dokunmak isteyeceği kişilerdi. Tiksindiriciydi. Ne var ki, İsa’nın bu adam için yaptığı ilk şey ona dokunmaktı.
“İsa’nın yüreği sızladı, elini uzatıp adama dokundu.”
İsa kendisiyle konuşmadan önce, elini uzatıp ona dokundu. Bu sahneyi gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Bu adamın, birinin kendisine dokunmasını ne kadar özlemiş olduğunu düşünün bir kere. Uzaklaşması için kafasına atılan taşlar değil, sadece bir dokunuş. İsa, adamı önce iyileştirip sonra ona dokunabilirdi. Temiz derisine dokunmak daha güvenli olurdu. Ben olsam öyle yapardım. Fakat İsa cüzamlının fiziksel dokunuşa duyduğu ihtiyacı gördü ve önce ona dokundu. Sonra da fiziksel ve ruhsal şifa getiren sözler söyledi.
Birdenbire, bir şimşeğin çakması gibi hepsi gitti. Kamburdu. Bir eli parmaksızdı. Ayak parmaklarının eksikliği nedeniyle ayakları artık ayak gibi görünmüyordu. Kabuk bağlamış kolları ve iltihaplı sırtı paçavralarla kaplanmıştı. Paçavra olmuş örtüsü, çığlık çığlığa bağıran iki gözü dışında yüzünün tümünü kaplıyordu. Ama İsa’nın sözlerinden sonra yumru olan elinde, artık kızının tutabileceği bir parmak vardı. Ayak parmaklarının olmadığı yerde, artık oğullarıyla birlikte futbol topuna vurabileceği iki sağlıklı ayak vardı. Çıbanlı yaraların olduğu yerde, artık eşinin okşayabileceği bir deri vardı. Karantinada geçen yalnız saatler artık yerini sevdikleriyle ve arkadaşlarıyla geçen mutlu saatlere bırakabilirdi.
Cüzam, insanın içsel ruhsal bozukluğunun dışsal ve görülebilir bir işaretiydi. Yavaş yavaş yayılır ve insanın doğasının tümünü çürütür. Günah ve Tanrı’yla ilişkimiz üzerinde etkilerini kıyaslayabileceğimiz bir şey varsa o da cüzamdır. Bunu duymanın kulağa hoş gelmediğini biliyorum. Ama gerçek bazen acı verir.
Kurt elmanın içine nasıl girer? Dışarıdan içeri doğru bir yol mu oyar? Hayır, bilimadamları kurdun içten geldiğini keşfettiler. Oraya nasıl giriyor? Basit! Bir böcek elma çiçeğine yumurtuluyor. Elma olgunlaştıktan sonra, kurt elmanın tam ortasında yumurtadan çıkıyor ve dışarı doğru elmayı yiyerek kendisine yol açıyor. Günah da kurt gibi, yürekte başlar ve insanın düşünceleri, sözleri ve eylemleriyle dışarı doğru ilerler. Günah işlediğimiz için günahkar olmuş değiliz. Günah işleriz çünkü günahkarız. Günah zaten içimizde, insanın doğasında var. Sadece dışarı çıkmak için biraz zamana ihtiyacı var.
Tanrı’nın önünde günahkar olduğumuzu kabul ettiğimiz zaman, bunun Tanrı’nın sisteminde, cüzamlı olduğumuzu kabul etmemiz gibi olduğunu biliyor musunuz? Günahkar olduğumuzu kabul etmek bir şey, cüzamlı olduğumuzu kabul etmek ise bambaşka bir şey, öyle değil mi? Çoğu zaman günahımızı saklayabiliriz. Kimse aklımızı okuyup pak olmayan düşüncelerimizi göremez. Yalan söylediğimiz zaman, çoğunlukla kimse yalan söylediğimizi bilmez. Ama cüzam böyle değildir. Bunu asla saklayamayız. Herkes görür ve tiksinir. En çok da Tanrı. “Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.” (Habakkuk 1:13, Zebur/Eski Antlaşma)
Günahkar olmak, cüzamlı olmak gibiyse, yanımızdan İsa gibi birinin geçmesi bizi sevindirir! Yaşamımızın geri kalanı boyunca, ‘Kirli! Kirli!’ diye bağırmak zorunda kalmak yerine, yaşamımızı ve Tanrı’yla ilişkimizi sonsuza dek değiştirecek bu mucize için minnettar oluruz, değil mi?
İsa’nın çarmıhında gerçekleşen inanılmaz bir değiş tokuştu. Bu gerçeği çok uzun yıllardır biliyorum ama bugün bile, bunu ilk duyduğum günkü kadar hayrete düşüyorum. Bizim kötülüğümüz yerine Tanrı’nın doğruluğu. Tanrı kötülüğümüzü alıyor ve bunun yerine bize doğruluğunu veriyor. Bu değiş tokuş gerçek Hristiyanlık’ın özüdür.
Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü. (1. Petrus 3:19, İncil)
Tanrı insanın Tanrı huzurunda doğru bir konuma sahip olmasını sağlamak için her zaman kurban aracılığıyla bir yol sağlamıştır. Bize günah işlememişiz gibi davranılabilmesi için İsa’ya günah işlemiş gibi davranıldı. Yani, sanki biz doğruymuşuz gibi. Tamamıyla doğruymuşuz gibi. Cennete girmeyi hak edecek kadar doğruymuşuz gibi. Meleklerle eşit sayılacak kadar pak. Tanrı huzurunda tamamıyla kabul edilmiş bir şekilde duracak kadar temiz. Tanrı cenneti bu şekilde erişebilir kıldı.
Kimler cennete gidebilir? Ancak İsa Mesih’e imanla güvenenler cennete gidebilirler. İsa Mesih’e iman ederek Tanrı’ya yaklaşan herkes için cennette ayrılmış bir yer vardır. Cennet iyi insanlarla dolmayacaktır. Cennetteki insanlar, dünyada günah işlemiş, fakat günahlarını kabul edip İsa’nın kendileri yerine ölmüş ve dirilmiş günahkarlar oldukları gerçeğini kabul etmiş insanlardır.
Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak.” (İSA, Luka 24:46-47, İncil)
Ben koyunlarımın uğruna canımı veririm. Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Benim sesimi işitecekler ve tek sürü, tek çoban olacak. Canımı, tekrar geri almak üzere veririm. (İSA, Yuhanna 10:15-17, İncil)
}“İsterim, temiz ol!” dedi{/tip}. 421|42|MARKOS Adam anında cüzamdan kurtulup tertemiz oldu.
431|43|MARKOS İsa onu sıkıca uyararak hemen yanından uzaklaştırdı. 441|44|MARKOS x0008“Sakın kimseye bir şey söyleme!” dedi. “Git, kâhine görün ve cüzamdan temizlendiğini herkese kanıtlamak için Musa’nın buyurduğu sunuları sun.”
451|45|MARKOS Ne var ki, adam çıkıp gitti, olayla ilgili haberi her tarafa yayıp duyurmaya başladı. Öyle ki, İsa artık hiçbir kente açıkça giremez oldu. Ancak dışarıda, ıssız yerlerde kalıyordu. Ve halk her yerden O’na akın ediyordu.1|45|MARKOS