Muhammed’in Geleceği İncil’de Önceden Bildirilmiş miydi? 4- Göklerin Egemenliği’nin Unsurları Nedir?

 

01 homepage person 1 45İnsanlar arasında var olan egemenliğin temel unsurlarını düşünmenin Göklerin Egemenliği’ni anlamamıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Eğer önce doğal olanı düşünürsek, ruhsal olanı anlamamıza yardımcı olacaktır. Dünyasal egemenliğin özellikleri nelerdir? Beş unsur vardır. Egemenliğin kralı, anayasası, kulları, yasaları ve sahip olduğu bir bölgesi vardır.

Bir kral vardır ve geri kalan herkes onun kuludur. Askeri fetihlerin sonucu ve fethedilenlerin zorla boyun eğdirilmelerinin dışında egemenlikler insanların bir anayasa oluşturmasıyla başlar. Eğer bir monarşi seçerlerse bu, bir kişinin tahta geçmesi anlamını taşır. İnsanlar onun kulları olur. Kral, kullarının uyacağı yasalar yapar. Biri diğeri olmadan var olabilir mi? Hayır. Aynı anda oluşurlar. Evlilik öncesinde karı koca yoktur. Karısı olmadan, koca olamaz. Evlilik, damadı koca ve gelini karı yapar. Aynı şekilde, yeni oluşan bu egemenliğin anayasası kralı belirlediği gibi halktan da vatandaş ya da kulları belirler. Anayasa olmadan kral ya da kul olamaz. İyi düzenlenmiş her siyasal egemenlikte, egemenlik bu sırayla başlar. Bir anayasa vardır. Sonra, kral. Sonra kullar, yasalar ve bölge.

Tanrı’nın Musa aracılığıyla kurduğu egemenlikte, unsurlar bu sırayla oluştu. İnsanların hazırladığı bir anayasa yoktur fakat Tanrı Kralları olmaya tenezzül etmiştir. İsrailliler halkı ya da kulları olacaktır. Sonra Tanrı onlara yasalarını verdi, onlara vaat ettiği bölgede yerleştirdi.

ADLARI KARIŞTIRMAYIN

Cennet ve Göklerin Egemenliği aynı şey değildir. Yaşarken ve yaşadığınız yerde otururken Göklerin Egemenliğine giriş hakkı kazanabilirsiniz. İsa Mesih’e iman edenler, kendilerini Kral’a bağlı kıldılar ve Göklerin Egemenliğinde yaşayanlar arasına katıldılar. 02 image12053 cool text cennetvaadi 45Göklerin Egemenliğinde mesken kurmuş olabileceğimiz halde henüz cennette değiliz.

Bize vaat edildi mi? Eğer verilmemiş olsaydı, bu web sitesini kurma hakkım olmazdı öyle değil mi? Henüz cennette yaşamadığımız halde, cennet bizlere vaat edildi. Mesele sadece İsa’ya iman edenlerin cennete gidecekleri değil, şu anda cennete aitiz. Orada vatandaşlık kazandık! Neye dayanarak? Kral’a aitiz.

“Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.” (Filipililer 3: 20-21, İncil)

Bu mektubun yazıldığı zamanda, Filipi kenti Roma kolonisiydi. Filipililer, Roma vatandaşıydı, Roma’nın koruması ve ayrıcalıklarından yararlanıyorlardı. Fakat aynı zamanda, yerel hükümetin vatandaşlarıydılar. Bu arka planı göz önünde bulundurarak elçi, İsa’ya iman edenlere, vatandaşlıklarının aynı zamanda göklerde olduğunu anımsatıyor. Göklerin kolonisi gibiydiler. Herhangi dünyasal bir gücün sağlayabileceğinden daha büyük koruma ve ayrıcalıklardan yararlanıyorlardı.

“Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir? Öz Oğlu’nu bile esirgemeyip O’nu hepimiz için ölüme teslim eden Tanrı, O’nunla birlikte bize her şeyi bağışlamayacak mı? Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı’dır. Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir. Mesih’in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? 03 image11990 look up 45Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.” (Romalılar 8: 31-35, 37-39, İncil)

EGEMENLİĞİN ANAYASASI

Göklerin Egemenliğinin anayasası nedir? Anayasaları halk tarafından halk için yazılan dünyasal egemenliklerden farklı olarak, Göklerin Egemenliğinin anayasası henüz hiçbirimiz var olmadan önce ezelde yazılmıştır. Gerçeğin şu sözleriyle özetlenebilir:

“Konutum aralarında olacak; onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.” (Hezekiel 37: 27, Eski Antlaşma)

“Aralarında yaşayacak, aralarında yürüyeceğim. Onların Tanrısı olacağım, onlar da benim halkım olacak.” (2. Korintliler 6:16, İncil)

Göklerin Egemenliğinde yaşayanlar, Kral’ın onlar adına yaptıkları sayesinde Tanrı’nın huzurunda, O’nun yönetimi ve bereketi altında yaşarlar. Bu dünyaya girişleri Kral tarafından güvence altına alınmıştır ve insanın nihai olarak cennette ikamet etmesini de içerir. Bu anayasa ya da antlaşma geçersiz kılınamaz çünkü Kral’ın kanıyla mühürlenmiştir. “Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü.” (İbraniler 9:15, İncil)

Kısa bir süre önce, ofisteki çalışma koşullarından şikayet eden biriyle sohbet ediyordum. Uzun çalışma saatleri, kısa molalar ve yetersiz zam vs. Sözlerini şöyle bitirdi, “Daha da kötüsü, patronum birlikte çalışması en zor patron. Hakkımda ne düşündüğünü hiç bilemiyorum!” Şu anda Tanrı hakkında benzer şeyler hissedebilirsiniz. Şöyle diyebilirsiniz, “Tanrı’yla ilişkimde nerede durduğum hakkında hiçbir fikrim yok. Tanrı saklasın, eğer bu gece ölecek olsam, cennette sonsuz yaşama kavuşacağıma dair güvencem yok.”

Kral, egemenliğine girebilmemiz için gerekli koşulları net bir şekilde açıkladı. Madde 1 şöyle diyor, “Yeniden doğmanız gerekiyor.” Bu konuda daha sonra makalede daha fazla okuyabilirsiniz. Giriş için tek bir koşul vardır. Egemenlikteki her bir kul, yeniden doğmuştur. Egemenlik böyledir. İnsanın bu değişimi deneyim etmesi vazgeçilmezdir. Değişmeyenler, bu egemenliğin ilahi duvarları arasındaki bol berekete katılamazlar.

2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. maddeler de Egemenliğin kullarının yeniden doğmaları gerektiğini söylüyor. Neden bu kadar çok tekrar ediliyor? Çünkü yeniden doğmamız gerekiyor!


04 image4834 mercy prayer worship 45

YENİDEN DOĞMAK ŞART

İsa şöyle dedi, “Ama Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh, size her şeyi öğretecek, bütün söylediklerimi size hatırlatacak.” (Yuhanna 14: 26, İncil)

Kutsal Ruh, neredeyse iki bin yıldır İsa’yı gerçekten izleyen kişilerle birliktedir. İçinde Kutsal Ruh mesken kurmadığı sürece kişi Hıristiyan olamaz.

“Ne var ki, Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama içinde Mesih’in Ruhu olmayan kişi Mesih’in değildir…Mesih İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih’i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhu’yla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir. (Romalılar 8: 9, 11, İncil)

“Gerçeğin bildirisini, kurtuluşunuzun Müjdesi’ni duyup O’na iman ettiğinizde, siz de vaat edilen Kutsal Ruh’la O’nda mühürlendiniz. Ruh, Tanrı’nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı’ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.” (Efesliler 1:13-14, İncil)

KUTSAL RUH’LA O’NDA MÜHÜRLENECEKSİNİZ!

Kutsal Ruh hakkında bunları biliyor muydunuz? Bilmediğinizden oldukça eminim. Benim yıllar boyunca düşündüğüm gibi, biri Hıristiyan olduğunu söylediğinde, Hıristiyan olduğunu düşündüğünüzü varsayıyordum. Pazar günleri kiliseye gidenlerin Hıristiyan olduklarını varsayardım. Benim gibi evde kalıp Pazar sabahları başka şeyler yapanları Hıristiyan olarak görmezdim. Ne zaman iş başvurusu formu doldursam ‘din’ hanesine ‘Hıristiyan’ yazardım. Ama bu benim için ne anlama geliyordu? Barbar, ateist, Hindu, Yehova Şahidi veya kötü bir insan olmadığım anlamına geliyordu. Batıda yaşadığım halde insanların nasıl Hıristiyan olduklarının farkında değildim.

DOĞARKEN NE KADAR AKTİFTİNİZ?

05 image12054 baby fetus 45“İsa ona şu karşılığı verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.”” (Yuhanna 3: 3, İncil)

İsa’ya gerçekten inanan biri olmak için ikinci bir doğum, ruhsal bir doğum gerektiğinin farkında değildim. Bunun kiliseye gitmekle, daha ahlaklı bir hayat yaşamaya çalışmakla vs. ilgisi yoktu. Bu ikinci doğumda birinci doğumumuzdaki kadar bir rolümüz olduğunu bilmiyordum. Bunun üzerinde biraz düşünün. Doğarken ne kadar aktiftiniz? Ellerinizle rahmi kazarak mı dışarı çıktınız? Annenizle telsiz iletişimi kurarak ne zaman itmesi gerektiğini mi söylediniz? Ben kurmadığımı biliyorum. Doktor sancıları ölçüp rahim içindeki durumla ilgili rapor vermenizi mi istedi? Zannetmiyorum. Pasiftiniz. Bundan sonra gelen üç cümlenin altını çizin. Yaptığınız bir şey sayesinde doğmadınız. Bütün işler başka birisi tarafından yapıldı. Tüm acıyı başka birisi hissetti. İten ve mücadele eden annenizdi. Doğumunuz başka birinin gayreti sayesinde gerçekleşti.

Aynı şey insanın ikinci, ruhsal doğumu için de geçerlidir. Büyük olasılıkla benim gibi sizin de, Kutsal Ruhu aracılığıyla Tanrı’nın bu yeni yaratılışı meydana getirdiği hakkında hiçbir fikriniz yoktu. Daha az bencil olmaya karar vermek veya hayatınızda ‘yeni bir sayfa açmaya’ karar vermekle ilgisi yok. Bu ikinci, ruhsal doğum doğaüstü bir olaydır. Tanrı’nın bizi yeniden yaratmasını istemek, Tanrı’nın bu mucizesinde üstlendiğimiz tek roldür. “Kendisini [İsa’yı] kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13, İncil)

SEVGİLİ ANNELERİMİZ

Annelerimizi seviyoruz, öyle değil mi? Yaptığımız bir şey sayesinde doğmadık. Bütün işler başka birisi tarafından yapıldı. Tüm acıyı başka birisi hissetti. Acıyı kim hissetti? Annelerimiz. Sancı çeken ve mücadele eden onlardı. Aynısı ruhsal doğumumuz için de geçerlidir. İkinci doğumumuz Tanrı’nın acısı sayesinde oldu! Bizim mücadelemiz değil, Tanrı’nın mücadelesi. Akan kan bizim değil, O’nun kanı.

06 bloody hand1 calvary 45O’nun kanı mı?!!! Evet, O’nun kanı. Tanrı dünyaya geldi, yeni bedeninin günahımızın cezasını taşıyabilmesi için insanlığa büründü. Tabii ki Tanrı ölemez ama büründüğü insan bedeni günahlarımız uğruna bir kurban olarak verildi. Mucizevi bir şekilde, Tanrı en büyük ruhsal ihtiyacımızı kendisi karşıladı. İmkansız mı?Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” (Luka 1: 37, İncil)

Tanrı’nın İncil’de ne yaptığını görüyoruz? Düşünülmez olanı. O’nu çarmıhtaki İsa Mesih’te görüyoruz! “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.” (2. Korintliler 5:19, İncil)

Daha önce dediğim gibi, Göklerin Egemenliği’nde yaşayanlar, Kral’ın onlar adına yaptıkları sayesinde Tanrı’nın huzurunda, O’nun yönetimi ve bereketi altında yaşarlar. Bu dünyaya girişleri Kral tarafından güvence altına alınmıştır ve insanın nihai olarak cennette ikamet etmesini de içerir. Bu anayasa ya da antlaşma geçersiz kılınamaz çünkü Kral’ın kanıyla mühürlenmiştir. “Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü.” (İbraniler 9:15, İncil)


KRALLIK VE EGEMENLİK

Kutsal Kitap’ta Göklerin Egemenliğinden söz edilen ayetleri çalıştığınız zaman, aynı sözcüğün hem ‘krallık’ hem de ‘egemenlik’ olarak çevrilebileceğini görürsünüz. Gelişi ya da yaklaşmasından söz ettiğimizde ‘egemenlik’ çevirisi daha uygundur. Egemenlikler ya da idareler yaklaşıp, çekilebilirken, krallıklar kalıcı nitelik ve sınırlara sahiptir. 07 image12056 kingdom blue 45Bu iki dünya birbirine yakından bağlı öyle değil mi? Kral William’ın egemenliğinden ve Büyük Britanya Krallığı’ndan söz ederiz. Önceki, krallığın yönetimini ve ikincisi, bu idarenin hangi devlet üzerinde olduğunu anlatır.

Krallardan söz etmişken, Kral Hirodes’in bir seferinde Mesih Kral’la yaşadığı büyük bir sorunu aktarmak istiyorum:

Kutsal Kitap’ın bize Göklerin Egemenliğinin Kralı’nın İsa olduğunu söylediğini bilecek kadar onu okudunuz. İşte Tevrat ve Zebur’da bu Kral’ın doğası ve gelişi hakkında bulunan 300’den fazla peygamberlikten biri.

“Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde, İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.” (Mika 5: 2, Eski Antlaşma)

İsa nerede doğmuştu? Hakkında alışılmadık olan şey neydi? Bu peygamberliği tamamlanmasına kadar izleyelim:

“İsa’nın Kral Hirodes devrinde Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde doğmasından sonra bazı yıldızbilimciler doğudan Yeruşalim’e gelip şöyle dediler: “Yahudiler’in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O’nun yıldızını gördük ve O’na tapınmaya geldik.” Kral Hirodes bunu duyunca kendisi de bütün Yeruşalim halkı da tedirgin oldu. Bütün başkâhinleri ve halkın din bilginlerini toplayarak onlara Mesih’in nerede doğacağını sordu. “Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde” dediler. “Çünkü peygamber aracılığıyla şöyle yazılmıştır: ‘Ey sen, Yahuda’daki Beytlehem, Yahuda önderleri arasında hiç de en önemsizi değilsin! Çünkü halkım İsrail’i güdecek önder senden çıkacak.’” (Matta 2:1-6, İncil)

08 image5077 jesus birth wisemen 45Bu yıldızbilimciler, O’nu Tanrı olarak yüceltmek için gelmişlerdi. Bunun nedeni, Kral’ın eşsizliğini önceden bildiren Kutsal Yazıları bilmeleri değil, yıldızın olağandışı görünümü nedeniyle bu gerçek konusunda ikna olmuş olmalarıydı. Kral ilahi mi? Acaba Tanrı bu gerçek konusunda sizi ikna etmek için hangi yolu kullanacak?

Bu gizemli yıldızbilimciler, Yahudiler’in Kralı olarak doğanın nerede olduğunu soruyorlar. İsa, Krallığındaki kullarının anayasal oylarıyla Kral olmadı. Kral olarak doğdu. Dünyaya geldiği an kraldı. İsrail ya da başka biri O’nun egemenliğini reddetse de kral olarak kalmaya devam etmektedir. Doğudan gelen bu ziyaretçiler bu Kral’ın memnuniyetini önceden kazanmak istiyorlar mıydı, daha sonra krallığını Doğuya doğru genişletirse kendilerine karşı iyilik yapmasını mı istiyorlardı?

Bunu bilmiyoruz. Kral Hirodes’in bu yıldızbilimcilerin ilan ettikleri şeyden rahatsız olduğunu biliyoruz. Kendi krallığının sona ermesinden korkuyordu. Mesih Kral’ın gelişi büyük bir sevinç kaynağı olması gerekirken, Hirodes ve arkadaşları gelişinden ötürü paniğe kapıldılar.

Neden İsa’nın gerçek kimliği hakkında iki kez düşünmelisiniz? İncil nedeniyle. Bu peygamberlik ve peygamberliği alan Kişinin doğası nedeniyle.

“Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde, İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.” (Mika 5: 2, Eski Antlaşma)

Peki ya gelecek Olan’ın kökeni? “Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.” En azından Mesih Kral’ın öncesiz ve sonrasız olduğu anlamına gelir. Kutsal Yazılar bu ifadeyi doğrular, “Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.” İlahi doğasının ve kişiliğinin sonsuzluğunu ifade ediyor.

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük.” (Yuhanna 1:1-4, 14, İncil)

09 eternity2b your eternity 45Göklerin Egemenliğinin anayasası öncesizliğe; zamanın başlangıcından öncesine kadar izlenmelidir. Öncesizlikte tarihlendirmeli ve büyük anayasanın, kulları olarak Tanrı’yla barıştırılanları gördüğünü anlamalıyız. İncil’in anlattığı gibi Tanrı’yla ilişkisi eski gönencine kavuşturulan herkes Egemenlikte yaşayan kişilerdir.

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2. Korintliler 5:19, İncil)

Bir zamanlar Göklerin Egemenliğinin dışında olup artık giriş izni verilenler, bu anayasada bulunan güvence, dokunulmazlık ve ayrıcalıkları tek bir kelimeyle anlatabilirler. Lütuf. Egemenlikteki hiç kimsenin elinden bereketlerinden hiçbiri alınmayacağı için belki de ‘lütuf’ sözcüğü Kral ve kulları arasındaki ilişkiyi anlatmak için yeterli değildir.


 

10 image10298 blood 45Kral Hirodes, sonsuz Kral’ın gelişinin haberinden rahatsız olmamalıydı. Bu Kral’ı öldürme girişimi içinde bebekleri de canice katletmemeliydi. “Hirodes, yıldızbilimciler tarafından aldatıldığını anlayınca çok öfkelendi. Onlardan öğrendiği vakti göz önüne alarak Beytlehem ve bütün yöresinde bulunan iki ve iki yaşından küçük erkek çocukların hepsini öldürttü.” (Matta 2:16, İncil). Bu korkunç olayda bir teselli varsa o da, Beytlehem’in nüfusu 2.000’i aşmayan küçük bir kent olmasıdır. Bu sayıya göre öldürülen bebeklerin sayısı büyük olasılıkla 30-40’ı aşmaz. Hiçbiri öldürülmemeliydi. Kral Hirodes için, sonsuz Kral önünde diz çökmek ve Tanrı’nın onu kendisiyle barıştırmasına izin vermek çok daha iyi olurdu.

EGEMENLİĞİN KULLARI

1. GERÇEK – Göklerin Egemenliğinin her bir kulu yeniden doğmuştur, tıpkı İsa’nın İsrail’in din önderlerinden biriyle konuşması sırasında anlattığı gibi:

“Yahudiler’in Nikodim adlı bir önderi vardı. Ferisiler’den olan bu adam bir gece İsa’ya gelerek, “Rabbi, senin Tanrı’dan gelmiş bir öğretmen olduğunu biliyoruz. Çünkü Tanrı kendisiyle olmadıkça kimse senin yaptığın bu mucizeleri yapamaz” dedi. İsa ona şu karşılığı verdi: “Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı’nın Egemenliği’ni göremez.” Nikodim, “Yaşlanmış bir adam nasıl doğabilir? Annesinin rahmine ikinci kez girip doğabilir mi?” diye sordu.” (Yuhanna 3:1-4, İncil)

Kutsal Kitap’taki ‘yeniden doğmak’ terimini anlıyor musunuz? Bilginiz olsun, herhangi bir dini eylemle ya da yapacağınıza söz verdiğiniz eylemlerle bu yeniden doğumu gerçekleştiremezsiniz. Bir düşünün. Doğmak istediğiniz zaman mı doğdunuz? 11 image11014 baby feet foot 45Doğduğunuz zamanı, doğduğunuz ülkeyi ve doğumunuza neden olan çifti seçtiniz mi? Yoksa bu karar başka birinin elinde miydi? Aynı şekilde, ayetlerin italik kısmında sözü edilen ruhsal doğum Tanrı’nın elindedir. Bunun ne zaman olacağına biz karar vermeyiz. En azından Tanrı bize bu yetiyi vermediği sürece ne zaman olacağına karar veremeyiz.

İncil’i okuduğunuz zaman ‘yeniden doğum’ ya da ‘göklerden doğmak’ hakkında okuyacaksınız. Doğal doğumumuz bizi hayata getirir. Yeniden doğumumuz ise ruhsal yaşamımızın bir parçasıdır. Buna bazen yeniden oluşma da denir. Ayrıca, kendimizi yeniden dinimize adamak istediğimiz zaman da gerçekleşmez. “…ne de insan isteğinden doğdular.” Kutsal Yazılar’ın şok edici haberi, Tanrı’dan bu yeni doğuşu almadığımız sürece ruhsal yaşantımızın olmadığı gerçeğidir!

2. GERÇEK – Göklerin Egemenliğinde olanlara, günahları ve sonuçlarından sorumlu tutulacakları bütün davranışların Tanrı’nın unuttukları gölüne atıldığı güvencesi verilmiştir. “Rab, ‘O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı yüreklerine koyacağım, zihinlerine yazacağım’ diyor.” Sonra şunu ekliyor: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.” Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.” (İbraniler 10:18, İncil)

Günahları unutuldu çünkü Kral günahlarının her birinin bedelini ödedi. Hiçbir zaman tekrar ortaya çıkartılmayacaklar. Bu, ahlaksal bir suç işledikten sonra İsa’ya iman eden kişinin yerel yetkililer tarafından cezai kovuşturma konusunda dokunulmazlığa sahip olduğu anlamına gelmez. Kendi yasasına sahip olmaz. Değişen Tanrı’yla ilişkisidir. İsa’ya iman eden kişinin konumundaki değişime dikkat edin:

12 look up13 temp5 45“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil)

Bu ayeti okuyabilir ve insanın İsa’ya iman ettiği anda eski alışkanlıklar, kötü düşünceler ve şehvetli bakışların sonsuza dek ortadan kalktığını ve insanın hayatında her şeyin yepyeni olduğunu düşünebilirsiniz. Bu yaşam değiştiren bir deneyim ve devrim niteliğinde değişimler olsa da, en büyük değişim dikey olarak gerçekleşir. Bu ayet, imanlının dünyadaki deneyimlerini değil, Tanrı önündeki konumunu anlatır. Bakın şöyle diyor, “bir kimse Mesih’teyse.”

“Mesih’te” sözü, bu ayetin kilit noktasıdır. İsa’ya iman eden kişi, imanda olgunlaştıkça davranışlarının giderek konumuna eş olmasını arzular. Sonsuza dek Kral’a ait olduğunu gösteren bir şekilde davranmayı arzular.

“Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.” (Koloseliler 2: 9-10, İncil)

Bu ayette bize söylenmek istenen İsa Mesih’in her şeye yeter oluşudur. Mesih’te, herhangi bir dinsel törene, felsefeye ya da insan erdemine gerek olmadan tam ve eksiksiziz. Büyük bir şölenin sonunda yiyebileceğinizin hepsini yemiş olarak, “Artık yiyemeyeceğim; doydum” diyebilirsiniz. Ruhsal olarak konuştuğumuzda, İsa’ya iman eden kişi bunu söyler. Mesih’te ki imanlı bugün ve sonsuza kadar ihtiyaç duyduğu her şeye sahiptir. Mesih’te her ruhsal ihtiyacı doyurulur.


EGEMENLİĞİN YASALARI

13 love book3 temp5 red 45Egemenliğin en üstün yasası sevgidir- Kral’a karşı sevgi ve birbirimize karşı sevgi. “Komşunu kendin gibi seveceksin” diyen Kutsal Yazı’ya uyarak Kralımız Tanrı’nın Yasası’nı gerçekten yerine getiriyorsanız, iyi ediyorsunuz.” (Yakup 2: 8, İncil). Birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. Tanrı sizi Mesih’te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın. Bunun için, sevgili çocukları olarak Tanrı’yı örnek alın.” (Efesliler 4: 32-5:1, İncil)

Şu anda, Göklerin Egemenliği ve kilise çağı birbirine paralel olarak var olmaktadır. Kral döndüğünde ikincisi sona erecek. Göklerin Egemenliğinin beş evresini hatırlıyorsanız, şu anda Egemenliğin geçici olan evresini yaşıyoruz. Kral, fiziksel olarak yok fakat sürekli olarak genişleyen egemenliği sürmektedir.

Peki, bu geçici dönemde ne oluyor? Hem Göklerin Egemenliği hem de daha küçük olan yerel bir imanlılar topluluğuna üye olanlar, haftalık olarak İsa’nın ölümü ve dirilişini kutladıkları bir törene katılırlar. Buna Rab’bin Sofrası denir. Haftalık olarak hem bu amaçla hem de Kutsal Kitap’ı çalışmak için bir araya geliyorlar ve böylece imanlarında güçleniyorlar. Dünyanın ulusları arasında bu egemenliğin yayılmasını önleyebilecek dünyasal bir güç ya da yerel bir yönetim yoktur.

NOT: Tanrı’dan yeniden doğumu deneyim etmeyen kişi, ne İsa’ya gerçekten iman eden biri olabilir ne de Göklerin Egemenliğinin kulu olabilir. Dünyada Hıristiyan olduklarını iddia eden fakat aslında Hıristiyan olmayan çok sayıda insan var mı? Ben kimse üzerinde yargıç değilim fakat eğer birinin inancı Kutsal Yazılar’a dayanıyorsa insanın neye inandığını anlamak çok zor bir şey değildir. İsa, sadece birkaç sözle bu konuda aslında o kadar çok şey söylüyor ki:

“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:13-14, İncil)

14 image12254 crowd xxx iron gray 45Cennete giden yok, insanların genel olarak seçtikleri yol bu yol değildir. İsa, büyük olasılıkla burada eski kentlerden söz ediyordu. Bu kentlerin çevresi duvarlarla çevriliydi ve kente kapıdan girilirdi. Bu kapıların bazıları kente geniş yollarla bağlıydı ve çok kalabalıktı. Diğerleri, daha özel amaçlar için dardı. Pek az insanın bunlardan girdiği görülürdü. İsa, cennete giden yolun böyle bir yol olduğunu söylüyor. Dardır. İnsanların geçtikleri büyük otoyollar gibi değildir. Arada bir, orada burada biri, yalnız başına ya da bir arkadaş ya da sevdiği biriyle yolculuk ederken görülebilir. Öte yandan yıkıma giden yol enlidir. Kalabalıklar bu yolu kullanır. Sayıları artar. Neden mi? Kalabalık nasıl hataya düşebilir? Sayılar konuşuyor ve insanlar fazla üzerinde düşünmüyorlar. Kalabalığa katılıyorlar. Çünkü bu çok az çaba gerektiriyor.

GÖKLERİN EGEMENLİĞİNİN BÖLGESİ

Yazımın başlarında İsa’nın, kendisini ölüm cezasına çarptırmak üzere olan Roma Valisi’ne sözünü ettiği egemenlikten bahsettim. Bu nedenle, Göklerin Egemenliğinin bu yönünden çok fazla bahsetmeyeceğim. Göklerin Egemenliği dışında, diğer bütün krallıklarda odak noktaları; bölge, ulusal egemenlik ve mirastır. Göklerin Egemenliğinin dünyasal sınırları olmasa da, dünya Kral’a aittir öyle değil mi? RAB’bindir yeryüzü ve içindeki her şey, dünya ve üzerinde yaşayanlar.” (Mezmur 24:1, Eski Antlaşma)

Bu Mezmur’un birinci ayetinden dünyada yaşayan herkesin Göklerin Egemenliğinden olduğu düşüncesini çıkartabiliriz çünkü her şey Rab’be aittir. O Kral’dır, bizler de kullarıyız. Bütün yaratılışın Kral’ı olarak, kuşkusuz O’na bağlılık borçluyuz. Bununla birlikte, Mezmurcu önemli bir soru sorarak, zaten Göklerin Egemenliğinde olduğumuz düşüncesini yok ediyor:

15 image11557 mirror hide guilt 45“RAB’bin dağına kim çıkabilir, kutsal yerinde kim durabilir?” (Mezmur 24: 3)

Diğer bir deyişle, “Saraya girip, Kral’la konuşma iznine sahip olan var mı?” “Elleri pak, yüreği temiz olan…” (Mezmur 24:4)

Göklerin Egemenliğinde oturmak için insanın ellerinin temiz olması, yani suçtan arınmış olması gerekir. Hiç günah işlememiş olması gerekir. Aynı şekilde, yürekleri temiz olmalıdır. Yani, suçsuz ve kirden arınmış… Buna, hiçbir zaman pak olmayan niyet ve düşüncelere sahip olmamak ve hayatta hiç bencilce seçimler yapmamış olmak da dahildir. Bu ölçü, kuşkusuz, çok yüksektir. Bundan ne öğrenmemiz gerekiyor?

1) Tanrı’nın standardını ölçü almalıyız ve bu standart yetkinliktir. Tanrımız daha aşağı bir ölçü koyup hala Tanrı olmayı sürdüremez. Fakat kim bu krallık ölçüsüne uyabilir ve Kral’la görüşme izni alabilir. Bizlerin tanıdığı kimse değil.

2) Tanrı’nın bizi kendi gözünde kusursuz yapmasının bir yolu olmalı çünkü bunu biz kendimiz yapamıyoruz. Bu da bize ikinci doğuma duyulan ihtiyacı anımsatıyor. Bu, bizi Göklerin Egemenliğine götüren olaydır. Bu doğaüstü alana giriş, doğaüstü bir doğumla gerçekleşir. “Kendisini [İsa’yı] kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13, İncil)


 

16 iii number 5tom long temp5 45Daha önce, dünyasal bir krallığın unsurlarının neler olduğunu sormuştum. Göklerin Egemenliğini anlamak için bu beş unsurun bir taslağını kullandık. Tıpkı dünyasal bir krallığın kralı, anayasası, kulları, yasaları ve sahip olduğu bir bölgesi olduğu gibi, Göklerin Egemenliğinin de böyle ilkeleri vardır. Bu beş alanı belli bir amaç için ele aldım. Müslüman akademisyenlerin Muhammed’i kast ettiğini iddia ettikleri bu ayette Göklerin Egemenliği hakkında okuyoruz:

“Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yahya’dan daha üstün biri çıkmamıştır. Bununla birlikte, Göklerin Egemenliği’nde en küçük olan ondan üstündür.” (Matta 11:11, İncil)

Şu ana kadar Göklerin Egemenliği hakkında öğrendikleriniz ışığında, Muhammed’in egemenliğe girme koşullarını yerine getirdiğini söyleyenlerle dürüst olarak fikir birliğinde olabiliyor musunuz? Muhammed peygamberlerin sonuncusu muydu ve bu nedenle, Göklerin Egemenliğine giren son peygamber miydi? Makalenin sonraki bölümünü okuduktan sonra bu kararı size bırakıyorum.

BU AYETTE ‘EN KÜÇÜK OLAN’ İFADESİNİ NASIL ANLAMALIYIZ? HANGİ ANLAMDA ‘KÜÇÜK’?

“Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yahya’dan daha üstün biri çıkmamıştır. Bununla birlikte, Göklerin Egemenliği’nde en küçük olan ondan üstündür.” (Matta 11:11, İncil)

Bazı Müslüman akademisyenler, ‘en küçük’ ifadesinin tarihsel sıra bağlamında anlaşılması gerektiğine inanıyorlar. Onlara göre Göklerin Egemenliğine girecek olan son peygamber Muhammed olmalı çünkü son peygamber odur. Maalesef, Kutsal Yazılar bunu söylemiyor.

‘Muhammed’in İncil’de bildirilmesi: Matta Müjdesi’nde söz edilen kişi Muhammed midir?’ adlı makaleyi okudunuz mu? Bu makalede Müslümanlar’ın Muhammed’ten söz ettiğini iddia ettiği bir ayetten bahsetmiştim. “Vaftizci Yahya’dan sonra kim gelir?” diye sormuştum. Şu ayeti okumuştuk: “Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.” (Matta 3:11, İncil)

17 image5500 pray worship blue 45Neyi keşfettiğimizi hatırlıyor musunuz? Vaftizci Yahya başka bir bölümde bu gizemli kişinin kim olduğunu söylüyor. İsa Mesih. Vaftizci Yahya son Eski Antlaşma peygamberiydi. Dünyada Göklerin Egemenliği vaaz edilmeden önceki son peygamberdi. Kutsal Yazılar ilk kilise için hazır olana dek geçici olarak bu rolü üstlenen elçi ve peygamberler dışında, son peygamber oydu. Bildirisi, Göklerin Egemenliğinin yakın olduğuydu. Bunun anlamı başka bir peygamberin geldiği değildi. Bu, Kral’ın yakında geleceği anlamına geliyordu. Yahya kendi hizmetinin Mesih’inkinden farklı olduğunu göstermeye özen gösterdi. Yahya, sadece çölde sesini yükselten biriydi: “Bu kez, “Kim olduğunu söyle de bizi gönderenlere bir yanıt verelim” dediler. “Kendin için ne diyorsun?” Yahya, “Peygamber Yeşaya’nın dediği gibi, ‘Rab’bin yolunu düzleyin’ diye çölde haykıranın sesiyim ben” dedi.” (Yuhanna 1: 22-23, İncil).

Mesih çok daha büyüktü! Vaftizci Yahya, kendisinin İsa’nın çarıklarının bağını çözmeye bile layık olduğunu düşünmüyordu. “Benden sonra gelen O’dur. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim.” (Yuhanna 1: 27, İncil). Peygamberler bunu başka bir peygamber için söylemez. Vaftizci Yahya böyle söyledi çünkü gelecek Olan, peygamberden daha fazlasıydı.

İsa peygamberden üstün müydü? Vaftizci Yahya ne dedi?

“’Ben Mesih değilim, ama O’nun öncüsü olarak gönderildim’ dediğime siz kendiniz tanıksınız. Gelin kiminse, güvey odur. Ama güveyin yanında duran ve onu dinleyen dostu onun sesini işitince çok sevinir. İşte benim sevincim böylece tamamlandı. O büyümeli, bense küçülmeliyim.” Yukarıdan gelen, herkesten üstündür. 19 image11640 jesus return king god 45Dünyadan olan dünyaya aittir ve dünyadan söz eder. Gökten gelen ise, herkesten üstündür.”” (Yuhanna 3: 28-31, İncil)

Vaftizci Yahya, İsa Mesih’in üstünlüğünü kanıtlamak ve İsa’nın kendisinden ne kadar üstün olduğunu göstermek istiyor. Yahya, savını tek bir kilit varsayıma dayandırıyor. Vaftizci Yahya, İsa’nın, geldiği yer dolayısıyla üstün olduğunu söylüyor. İsa ‘yukarıdan’ ya da ‘göklerden’ geliyor. İsa’nın kökeni göklerdir. Oysa Vaftizci Yahya, dünyadandır. Doğumuna gelince, Vaftizci Yahya insan olan ebeveynlerden doğmuştur. Göksel bir rütbesi yoktur ve Tanrı’nın Oğlu’yla aynı yetkiyle konuşamaz.

Bağ benzetmesinde ‘taş’ ya da ‘baş taş’a benzetilerek anlatılanın kimliğini ele aldığımızda bunu gördük. (Lütfen ‘Muhammed’in İncil’de bildirilmesi: Matta Müjdesi’nde söz edilen kişi Muhammed midir?’ adlı yazıya tekrar bir bakın.)

“Bir benzetme daha dinleyin: Toprak sahibi bir adam, bağ dikti, çevresini çitle çevirdi, üzüm sıkma çukuru kazdı, bir de bekçi kulesi yaptı. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıktı. Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı. Bağcılar adamın kölelerini yakaladı, birini dövdü, birini öldürdü, ötekini de taşladı.

Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar. Sonunda bağ sahibi, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek bağcılara onu yolladı. “Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‘Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım’ dediler. Böylece onu yakaladılar, bağdan atıp öldürdüler. Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?”

İsa’ya şu karşılığı verdiler: “Bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak.” İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılar’da şu sözleri hiç okumadınız mı? ”Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. Rab’bin işidir bu. Gözümüzde harika bir iş!’ 

“Bu nedenle size şunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek. “Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.” Başkâhinler ve Ferisiler, İsa’nın anlattığı benzetmeleri duyunca bunları kendileri için söylediğini anladılar.” (Matta 21: 33-45, İncil)


 

20 image12050 kingdom 35“Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu.” Son olarak gönderilen oğuldu. “Sonunda bağ sahibi, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek bağcılara onu yolladı.” Oğuldan sonra başka kimse gönderilmedi. İncil bunu doğruluyor:

“Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu.” (İbraniler 1:1-3, İncil)

Şu anda, Tanrı’nın son iletişim yönteminin kullanıldığı ve dünyanın artık sona ereceği dönemdeyiz. Bu çok uzun bir dönem olabilir ama sonuncusudur. Bu evre, öncesindeki evrelerin hepsinden daha uzun olabilir ama yine de sonuncusu olacaktır. Tanrı, artık iradesini insana sonsuz Oğlu aracılığıyla iletti. Bundan sonraki cümlenin altını çizin lütfen. Göklerin Egemenliği’nin başlangıcından sonrasında bir süre için dünyada gerçekleşen başka bir ilahi program olmamıştı. Bunu, İsa’nın dünyada ne yapmakta olduğunu söylediği ayetlerde görüyoruz:

“İsa, Filipus Sezariyesi bölgesine geldiğinde öğrencilerine şunu sordu: “Halk, İnsanoğlu’nun kim olduğunu söylüyor?” Öğrencileri şu karşılığı verdiler: “Kimi Vaftizci Yahya, kimi İlyas, kimi de Yeremya ya da peygamberlerden biridir diyor.” İsa onlara, “Siz ne dersiniz” dedi, “Sizce ben kimim?” Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” yanıtını verdi. İsa ona, “Ne mutlu sana, Yunus oğlu Simun!” dedi. “Bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki Babam’dır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.” (Matta 16:13-18, İncil)

21 image10460 earth 45Başka bir ilahi programın yürütülmekte olmadığını nasıl biliyoruz? İsa’nın son buyruğundaki yüklemin zamanına bakın. Yüklemde gelecek zaman kullanılıyor. “…ve ben bu kayanın üzerine kuracağım.” “…ona karşı direnemeyecek.” Dünyadayken İsa Mesih’i izleyen büyük kalabalıklar vardı. Fakat bugün İsa Mesih’e iman edenlerin yaptığı gibi henüz topluluklar olarak bir araya gelmemişlerdi. İsa, Petrus’un ikrar ettiği gerçek üzerine kilisesini bina edeceğini söyledi. İsa’nın bizlere bıraktığı resim, yapım halinde olan bir ev resmidir. İsa bu dünyanın her yerinden bu ‘evleri’, yani imanlılar topluluklarını bina ediyor ama Petrus’la diyaloğu sırasında bu büyük yapı projesi daha başlangıç aşamasındaydı.

İsa, bu doğaüstü projesi üzerinde ne kadar çalışacağıyla ilgili bir koşul koymadı. Örneğin, geliştirdiği bu yerel imanlılar topluluklarının bir gün Hıristiyan inancını bırakıp daha yeni bir dinin öğrettiklerini benimseyeceğini söylemiyordu. Birçok seçenek olabilir. İstatistikçiler, dünyada bir milyondan fazla takipçisi olan yirmi iki din olduğunu söylüyorlar. İsa, bu diğer dinlerden biri dikkatimizi çekecek kadar büyüyene dek Hıristiyan inancının geçerliliğini koruyacağını mı söyledi? Hayır, İsa başladığının, kendisi dünyaya dönene dek devam edeceğine dair söz verdi.

Vaftizci Yahya’nın görevi, İsa’yı Tanrı’nın vaat edilen Mesih’i, tüm çağların umudu olarak tanıtmaktı. Göklerin Egemenliği’nin, bu ara ve geçici aşama sırasında dünyada sadece iki insan kategorisi vardır. Göklerin Egemenliği’nde olanlar ve başkalarına İsa Mesih’i tanıtanlar ve Göklerin Egemenliği’nin dışında olup kendilerine İsa Mesih’in tanıtıldıkları. Aynı zamanda Egemenliğin Kralı, Krallık içindekileri daha küçük imanlılar topluluklarında bir araya getiriyor. İsa’ya iman eden bu yerel topluluklar kilise olarak bilinir.

Göklerin Egemenliği ve kilise arasında nasıl bir fark vardır? Göklerin Egemenliği evrensel, bölünmez ve birdir. Oysa İsa’nın sözünü ettiği kilise yerel, görülebilir ve sayıca çoktur.

22 image11094 magnifying glass 45Bütün kiliseler, ilk olarak Petrus’un ikrar ettiği, İsa’nın Mesih ve yaşayan Tanrı’nın Oğlu olduğu gerçeği üzerine mi kurulmuştur? Hayır, inançları İncil’e aykırı olan insanların toplulukları da vardır. Fakat bu insanlar kendilerini Hıristiyan diye tarif eder ve mezheplerine Hıristiyan bir isim verirler. İncil’i iyi bilmeyenler bu ‘evlere’ ya da topluluklara ya da dindar insanlara bakar ve bunları Hıristiyan sayarlar. Evet, ama bunlar sadece sözde Hıristiyan’dır.

Yıllar önce eşim ve ben depremzedelere yardım için sık sık İzmit’e gidip gelirdik. Bu yolculuklar sırasında arabamızı kullanılmış giysilerle doldurup, üzerlerindeki dışında başka giysileri olmayan kişilere dağıtırdık. Depremi hatırlıyorsunuz değil mi? Kalitesiz inşaatlar nedeniyle birçok insan hayatını kaybetti. Apartman binalarını güçlendirmek için çelik çubukların ve standart betonun kullanılması gereken yerlerde kalitesiz çimento ve hatta boşluğu doldurmak için çimento torbaları kullanıldığı ortaya çıkmıştır.

Birçok kilise ve mezhepte buna benzer bir şey oldu. Görüntü olarak her şeyleri Hıristiyanların topluluğu gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi? İsa’nın öğretişlerini ve İsa’nın nasıl bir araya gelmemiz gerektiği hakkında söylediklerini bir kenara attılarsa değil. Sahte olanı gerçek olandan ayırt etmeyi bilmiyorsak Hıristiyan olduklarına inandırılabiliriz.


 

23 image12060 cement bags 45İsa, kilisesini kuracağını söylediği için şu anda kilisesini kurmaktadır. Ama bu, gerçeği çarpıtıp inanılabilir hale getiren ikna edici insanların öğretişleri üzerine kurulu olmadığı anlamına gelmez. Bunların ilkeleri, apartman dairelerinin duvarlarının içine konulan çimento torbaları gibidir. İnsanların bu gibi toplantıları, Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla değiştirici varlığının gücünü bilmezler. Oysa İsa’nın oluşturduğu imanlılar topluluğu İblis’in gücü üzerinde egemen olacaktır.

“Yavrularım, siz Tanrı’dansınız ve sahte peygamberleri yendiniz. Çünkü sizde olan, dünyadakinden üstündür.” (1. Yuhanna 4:4, İncil)

Kim daha güçlü, Tanrı mı, yoksa İblis mi? Tanrı. İsa’ya gerçekten inananlar sahte peygamberler ve kendilerini yanlışa ve günaha sürüklemek isteyen sahte peygamberler ve öğretmenler üzerinde zaferlidir çünkü onların içindeki, dünyadakinden daha büyüktür. Tanrı’nın hayatlarındaki varlığı ve sadece Tanrı’nın gücü sayesinde bu zafere ulaşabilirler.

İsa’nın kilisesini üzerine bina edeceğini söylediği gerçeğini hatırlıyor musunuz? İsa’nın, Mesih ve yaşayan Tanrı’nın Oğlu olduğu gerçeği. Günah, ölüm ve mezar üzerinde egemenlik süren karanlık güçleri yenilgiye uğrattı. Bunu ölümden dirilişiyle gerçekleştirdi. Bunu gerçekleştirdiği için dünyada O’na karşı başarı kazanabilecek bir kuvvet yoktur. Ne şimdi. Ne de başka bir zaman. “RAB’be karşı başarılı olabilecek bilgelik, akıl ve tasarı yoktur.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 21:30, Eski Antlaşma)

İnsan bu doğaüstü güce nasıl erişebilir? İsa’nın kilisesini üzerine kuracağını söylediği gerçeği kabul ederek. Bu ikrar, kapıyı doğaüstü olana açar! “Kim İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu açıkça kabul ederse, Tanrı onda yaşar, o da Tanrı’da yaşar.” (1. Yuhanna 4:15, İncil). Göklerin Egemenliği’ne bu kapıdan geçebilir ve dünyanın her yerinde küçük topluluklarda bir araya gelen İsa’ya iman edenler arasında yerimizi alabiliriz. Umarız size yakın böyle bir topluluk da vardır.

Vaftizci Yahya’nın İsa’nın, yolunu hazırladığı Kişi olduğunu söylerken, İsa da, Vaftizcinin yolu hazırlayan kişi olduğunu iddia etti. Her ikisi de diğerinin görevinin ilahi kökenini tanıdı. Bununla birlikte, İsa, kendisini Vaftizci Yahya’dan önemli bir şekilde ayırdı. Vaftizci Yahya’dan farklı olarak, İsa’dan sonra O’nun yerini almaya gelecek kimse yoktu.

24 image5280 crowd xxx 45İsa’nın yerini alacak kimse olmasa da, İsa’dan sonra gelen peygamberler hakkında gerçekler okuyoruz. Elçilerle peygamberlerden oluşan temel üzerine inşa edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa’nın kendisidir.” (Efesliler 2: 20, İncil). Peygamber, Tanrı adına konuşan biriydi. Daha belirgin bir şekilde söylemek gerekirse, peygamber, Tanrı’nın kendisi aracılığıyla konuştuğu kişiydi. Tanrı’nın sözlerini söylüyorlardı.

İlk Hıristiyanlar’ın elinde eksiksiz Kutsal Kitap yoktu ve bazı Hıristiyanlar’ın elinde İncil’in hiçbir parçası yoktu. Tanrı, iradesini açıklamak için bu yeni imanlılar topluluğundan peygamberler çıkardı. Kilisenin temeli atılırken, yani İncil tamamlanırken, peygamberler bir ihtiyacı karşıladılar. İncil’in kitapları tamamlandığında artık böyle bir ihtiyaç kalmadı. Tanrı’nın bildirisi, yazılı biçimde saklandı ve yazılı kaydın dışında yeni bir vahiy verilmedi.

Bazen bildirileri vahiy niteliğindeydi. Tanrı’dan yeni vahiy ve gerçek veriyorlardı. Bazen de bildirileri öngörü içeriyordu. Elçilerin İşleri Kitabından gelecekte olacak olayları önceden bildirmekle ilgili ilahi bir armağana sahip bir peygamber hakkında okuyabilirsiniz. Adı, Hagavos. Bu Yeni Antlaşma elçileri ve peygamberleri, başka türlü Tanrı’nın bildirisine erişemeyecek olan halka Tanrı’nın bildirisini ilan ederek ‘boşluğu doldurdular.’ İncil’in son kitabı yaniVahiy Kitabı, birinci yüzyılın sonuna kadar tamamlanmamıştı. Bu nedenle Tanrı, elçilerini ve peygamberlerini, Tanrı’nın söylediği her şey yazılana kadar vahyini iletmek için kullandı.

Sonraki yüzyıllarda gerçek peygamberler oldu mu? Bugün peygamberler var mı? Her iki sorunun yanıtı da ‘hayır.’ Eğer peygamberin amacı Tanrı’dan gelen gerçeği açıklamak idiyse, buna artık gerek yoktur çünkü Tanrı’nın vahiyleri Kutsal Kitap’ta toplanmıştır. Eğer elçiler ve peygamberler Tanrı tarafından ilk kilisenin ‘temelini’ atmak için kullanıldıysa, yeni temeller atmamıza gerek yoktur. Binanın temelinin sadece bir kez atılması gerekir.

25 image3634 one god 45Tanrı artık iradesini insana Oğlu aracılığıyla iletti. Bundan sonraki cümlenin altını çizin lütfen. Göklerin Egemenliğinin başlamasından beri dünyada gerçekleşen başka bir ilahi program olmamıştır. Vaftizci Yahya’nın görevi İsa’yı, bütün çağların umudu, Tanrı’nın vaat ettiği Mesih olarak tanımaktır. Göklerin Egemenliğinin geçici evresinde bile dünyada sadece iki kategori insan vardı. Göklerin Egemenliğinde olup diğer insanlara İsa Mesih’i tanıtanlar ve Göklerin Egemenliğinin dışında olup İsa Mesih’i tanımaya çağrılanlar. Kral, Tanrı’nın insanlık için programının merkezindedir. Siz bu satırları okurken bile.

Vaftizci Yahya’nın, İsa’nın ölümü aracılığıyla bizler için sağlayacağı kurtuluş konusunda ilahiyat anlayışı ne kadar ayrıntılıydı? Vaftizci Yahya İsa’nın ölümü, gömülmesi, göğe alınması ve ikinci gelişi hakkında ne biliyordu? İsa ve elçiler, müjdenin, Vaftizci Yahya’nın ilan ettiğinden çok daha fazlasını içerdiğini açıkça ortaya koydular, Vaftizci Yahya İsa’ya işaret edip şu sözleri söylemiş olsa da:

“Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!”” (Yuhanna 1: 29, İncil)

Vaftizci Yahya’yı heyecanlı bir şekilde İsa’yı gösterip bunu ilan ederken hayal edin! Tanrı’dan gelen ne güçlü bir vahiy. Tanrı’yı ancak, bize kendisini gösterdiği kadarıyla tanıyabiliriz, öyle değil mi? Tanrı, İsa hakkında bundan daha fazlasını açıklamamayı seçmiş olsa da, bu ilk olarak Vaftizci Yahya’ya verilmiş bir vahiydi! Eğer bunu anlıyorsanız, İsa’nın bu ayette söylediklerini de anlarsınız:

“Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar arasında Vaftizci Yahya’dan daha üstün biri çıkmamıştır. Bununla birlikte, Göklerin Egemenliği’nde en küçük olan ondan üstündür.” (Matta 11:11, İncil)

Vaftizci Yahya üstün müydü? Vaftizci Yahya’nın İsa’nın, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu olduğunu bilmesi hakkında düşünün. İşte üstünlük budur. Sınırlı bir üstünlük olsa da, üstünlüktür.


 

26 teachable question mark 45Vaftizci Yahya, peygamber ve İsa Mesih’in yolunu hazırlayan kişi olarak büyük bir insandı. Vaftizci Yahya kadar büyük sayılsalar da, Musa veya İbrahim bile ondan üstün değildi. Yani gerçek büyüklük buradadır. O halde, Göklerin Egemenliğinde en küçük olanın Vaftizci Yahya’dan daha üstün olduğu ya da Vaftizci Yahya, Musa ve İbrahim’den daha üstün olduğu söylenebilir mi?

Göklerin Egemenliğinde en küçük olduğu halde, Vaftizci Yahya’nın büyüklüğünden daha büyük olan kimdir? Bu konu üzerinde düşünün. Göklerin Egemenliğinde en küçük olan Vaftizci Yahya’dan daha büyük olacaksa, Göklerin Egemenliği ne kadar büyük olmalı!

Söz konusu ruhsal konular olduğunda, gerçek büyüklük İsa Mesih’le ilişkiden kaynaklanır. Vaftizci Yahya, Eski Antlaşma peygamberlerinin sonuncusuydu. Dünyada Göklerin Egemenliğinin vaaz edilmesinden önceki son peygamberdi. Daha kaç tane peygambere gerek olacaktı? Sadece Tanrı’nın kilisesinin temelini atmak için kullanılacaklardı. Daha önce söylediğim gibi binanın temelinin sadece bir kez atılması gerekir.

Vaftizci Yahya’nın bildirisi, Göklerin Egemenliğinin yaklaştığıydı. Bunun anlamı başka bir peygamberin gelmesi değildir. Yakında Kral’ın geleceği anlamına geliyordu. Bunu duymak sizin için zor, biliyorum. Fakat gerçek budur. Egemenliğin Kralı geldi. Vaftizci Yahya’nın büyüklüğü kısmen İsa’yla ilişkisinin düzeyi sayesinde belirlenmişti. Bu anlamda daha büyük olan kimse yoktu, diyor İsa. Göklerin Egemenliğinde olanların dışında, çünkü onlar arasında en küçük olanlar dahi, Vaftizci Yahya’dan daha büyük bir üstünlüğe sahiptir.

Üstünlükleri hakkında düşünelim. Egemenliktekilerin üstünlükleri nelerdir?

27 image12061 exclamation mark 451 – Onlar İsa Mesih hakkında Vaftizci Yahya’dan daha büyük bir bilgiye sahipti. Yahya, İsa’yı sınırlı bir şekilde tanıyordu. Bunu sorusundan da anlıyoruz. “Tutukevinde bulunan Yahya, Mesih’in yaptığı işleri duyunca, O’na gönderdiği öğrencileri aracılığıyla şunu sordu: “Gelecek Olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?”” (Matta 11: 2-3).

İsa’nın öğrencilerinin gördüklerini görmemişti. İsa’nın öğrencilerinin işittiklerini işitmemişti. “Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor! Size doğrusunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice doğru kişiler sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler.” (Matta 13:16-17, İncil)

2 – İsa Mesih’in ve öğrencilerinin sonraki öğretişleri aracılığıyla İsa’nın çarmıha gerilmesinin nedenlerini, nasıllarını ve zamanlarını biliyoruz. Vaftizci Yahya bilmiyordu. Egemenliğin doğasını, kuruluşunu ve gelecekteki yüceliğini biliyoruz. İsa’nın ‘Kutsal Ruh gönderildikten’ sonraya kadar öğrencilerine öğretmediği ‘çok şeyi’ biliyoruz. “Size daha çok söyleyeceklerim var, ama şimdi bunlara dayanamazsınız. Ne var ki O, yani Gerçeğin Ruhu gelince, sizi tüm gerçeğe yöneltecek. Çünkü kendiliğinden konuşmayacak, yalnız duyduklarını söyleyecek ve gelecekte olacakları size bildirecek.” (Yuhanna 16:12-13). İsa’nın sözünü ettiği şeylerden biri Yahudi sisteminde meydana gelecek büyük değişimlerdi. Yahudi oldukları için bunları kabul etmeleri onlar için zordu. Fakat Kutsal Ruh’un onlara sunuların ve kahinliğin kaldırılması, Şabat Günü’nün değişmesi, Yahudi ulusunun reddi vs. hakkında öğreteceği zaman gelecekti.

Vaftizci Yahya bunların hiçbirini bilmiyordu. Egemenliktekiler biliyordu, en küçükleri bile. Nitekim Vaftizci Yahya, yaşarken Göklerin Egemenliğinde değildi. Sadece yaklaştığını ilan etti. “Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır.” (Matta 3: 2, İncil). İsa ve elçileri de Egemenliğin yaklaştığını vaaz ediyorlardı.

“İsa Onikiler’i şu buyrukla halkın arasına gönderdi: “Öteki ulusların arasına girmeyin. Samiriyeliler’in kentlerine de uğramayın. Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin. 28 image10953 touch miracle jesus dark 45Gittiğiniz her yerde Göklerin Egemenliği’nin yaklaştığını duyurun. Hastaları iyileştirin, ölüleri diriltin, cüzamlıları temiz kılın, cinleri kovun. Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.” (Matta 10: 5-8, İncil)

İsa henüz kilisesini kurmaktan söz etmiyordu. Kilise, Göklerin Egemenliğiyle aynı şey değildir fakat her ikisi de gelecekte gerçekleşecekti. “Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek.” (Matta 16:18, İncil). [‘Kilise’ derken ‘Katolik Kilisesi’ ile karıştırmayın. Bu din sisteminin neredeyse gerçek Hristiyanlıkla hiçbir ilgisi yoktur.]

3 – Vaftizci Yahya, kesinlikle harika ayrıcalıklara sahip olmuş olsa da, biz daha büyük ayrıcalıklara sahibiz. İşte size bir örnek; Tanrı tarafından, Eski Antlaşmadaki en son yazılı peygamberlikle Yeni Antlaşma’nın ilk kitabı (İncil) arasında var olan 400 yıllık sessizliği bozmak için Tanrı tarafından seçildi. Malaki Kitabı, Eski Antlaşma’nın son kitabıdır. Tanrı, Eski Antlaşma peygamberi Malaki’yle konuştuktan sonra, sanki gökler kapanmıştı. Ulus, arzuyla Tanrı’dan bir söz bekledi. Vaftizci Yahya bu sessizliği bozdu! Sadece bu değil, gelişi peygamberler tarafından haber verilen tek peygamberdi! Her ne kadar ayrıcalıklı olsa da, diğer peygamberler arasında yükselmesine neden olan ve büyüklüğünü oluşturan bu değildi. Vaftizci Yahya, Tanrı tarafından Egemenliğin Kralı’nın gelişinin yolunu hazırlamak için seçilmişti. Tanrı’nın kendisine verebileceği en büyük yücelik buydu. Diğerleri İsa Mesih’in gelişi hakkında peygamberlik ettiler. Oysa Vaftizci Yahya O’nunla karşılaştı, O’nunla konuştu, O’na boyun eğerek önünde diz çöktü.


 

29 image10572 bible prophecy sharpened 45Kutsal Kitap’ın tamamlanmış metniyle, Göklerin Egemenliği hakkında Vaftizci Yahya’nın bilmeyi hayal edebileceğinden çok daha fazlasını biliyoruz. Tanrı’nın bu armağanına karşılığımız nedir?

“Bizi Mesih’te her ruhsal kutsamayla göksel yerlerde kutsamış olan Rabbimiz İsa Mesih’in Babası Tanrı’ya övgüler olsun.” (Efesliler 1: 3, İncil). Vaftizci Yahya, İsa’nın döneminin şafağında yaşadı ve vaaz etti. Fakat bu gün öğleden önce sona erdi çünkü Herod tarafından başı kesildi. Artık yeni bir düzen başlayacaktı. Vaftizci Yahya buna ancak işaret edebilirdi. Tanrı’nın egemen lütfunun Göklerin Egemenliğindekilere vereceği ayrıcalıklar ne kadar büyüktü. O kadar büyük olacaklardı ki, bu yeni ilahi düzende en küçük olan Vaftizci Yahya’dan daha üstün olacaktı.

Müslüman arkadaşlarımız, Göklerin Egemenliğindekilerin üstünlüğünün temelini anlamıyorlar. Bunun zamanla hiç ilgisi yok. Soru şu değildi, “İlk ve son kez girecek olan peygamber kimdir?” Göklerin Egemenliğindekilerin üstünlüğünün temeli, İsa hakkındaki bilgileridir. İsa’yla ilgileridir. Egemenlikte en küçük olanlar, İsa’yı Vaftizci Yahya’nın tanıyamadığı gibi bilme ayrıcalığına sahip oldular.

VAFTİZCİ YAHYA O PEYGAMBER DEĞİLSE KİM?

“Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kâhinlerle Levililer’i gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu açıkça konuştu, inkar etmedi “Ben Mesih değilim” diye açıkça konuştu. Onlar da kendisine, “Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?” diye sordular. O da, “Değilim” dedi. “Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.” (Yuhanna 1:19-21, İncil)

Yeruşalim’deki Yahudiler, kahinleri ve Levililer’i kendisine kim olduğunu sormak için gönderdiğinde Yahya’nın tanıklığı bu oldu. İkrar etmekten kaçınmadı, rahat bir şekilde söyledi, ‘Ben Mesih değilim.’

Sonra sordular, “O zaman kimsin? İlyas mısın? ” Şöyle cevap verdi, “Değilim.” “Peygamber misin?” Şöyle karşılık verdi, “Hayır.”

30 image10972 calvary cross two walking 45YANLIŞ ANLAMA – Müslümanlar, bu ayetlerde üç kişiden söz edildiğine inanıyorlar: Mesih, İlyas ve Peygamber. Bu nedenle, söz konusu peygamber Mesih ya da İlyas olamaz. Sonra, buradaki peygamberin Tevrat’ta Yasanın Tekrarı 18:18,19’daki Musa gibi olan peygamber olduğunu söylüyorlar. Bu büyük peygamberin Mesih’ten sonra geldiğini söylüyorlar. Yani sadece Muhammed olabilir.

DÜZELTME – Müslümanlar tarafından aktarılan bu ayetler, Yahudi halkının Eski Antlaşma’daki çeşitli peygamberlikler hakkındaki inançlarını temsil ediyor. Bu inançların illa doğru olduğu söylenemez. Nitekim Eski Antlaşma peygamberlikleri hakkında birkaç şeyi yanlış anlıyorlardı. Örneğin, Yahudiler, Mesih’le ilgili peygamberliklerde Mesih Kral ve Acı Çeken Kul’un aynı kişi olduğunu anlamadılar.

Fatih olan Mesih Kral, gelişi, İsa dünyaya gelmeden 700 yıl önce bu peygamberlikte önceden bildirilenle aynı kişi olabilir miydi?

“Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Eski Antlaşma)

Benzer şekilde, Mesih ve ‘Musa gibi olan peygamberin’ aynı kişi olduğunu anlamamışlardı. İsa Mesih’i anlamak için Yahudi din önderlerini rehber olarak göremezsiniz. İsa’nın Duyguları adlı dizide bu din önderleri hakkında okuyun, bu gerçeği göreceksiniz.

Vaftizci Yahya’nın ünü çok büyüktü. “Yeruşalim, bütün Yahudiye ve Şeria yöresinin halkı ona geliyor, günahlarını itiraf ediyor, onun tarafından Şeria Irmağı’nda vaftiz ediliyordu.” (Matta 3: 5-6, İncil). Ulus, vaazının niteliklerine dayanarak Mesih olduğuna inanıyor gibi görünüyor. Bu nedenle, ulusun dinle ilgili kurulu, Vaftizci Yahya’nın Mesih olup olmadığını öğrenmek için Vaftizci Yahya’nın karakter ve iddialarını incelemeye karar verdi. Uzun zamandır beklenen Mesih olabileceğini arzuladıklarını düşünmek olanaksız değildir. Onu bu şekilde kabul etmeye hazırdılar, tıpkı kalabalıklar gibi. “Halk umut içinde bekliyordu. Yahya’yla ilgili olarak herkesin aklında, “Acaba Mesih bu mu?” sorusu vardı.” (Luka 3:15, İncil). Vaftizci Yahya Mesih olmadığını itiraf etti.

31 image6312 crowd long 45Vaftizci Yahya eğer Mesih değilse, halkın kim olduğu konusunda iki tane daha fikri vardı. Belki İlyas’tı. Yahudiler, Kral Ahav döneminde yaşamış olan İlyas’ın Mesih gelmeden önce dünyaya döneceğine inanıyorlardı. Bu nedenle, Vaftizci Yahya eğer Mesih değilse, İlyas olabilir diye düşündüler. İlyas’ın yeniden dünyaya gelmiş hali miydi? Vaftizci Yahya, sorularının anlamını biliyorlardı. Yüzyıllar önce yaşamış peygamber değildi bu nedenle o peygamber olmadığını söyledi. Peki gerçek neydi? Vaftizci Yahya, Mesih’ten önce İlyas’ın ruhu ve gücüyle gelecekti tıpkı meleğin Vaftizci Yahya’nın babasına, Vaftizci Yahya doğmadan önce söylediği gibi.

“Babaların yüreklerini çocuklarına döndürmek, söz dinlemeyenleri doğru kişilerin anlayışına yöneltmek ve Rab için hazırlanmış bir halk yetiştirmek üzere, İlyas’ın ruhu ve gücüyle Rab’bin önünden gidecektir.” Zekeriya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim?” dedi. “Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.” Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim. İşte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.”” (Luka 1:17-20, İncil)


 

32 iii pointing arrow2 temp5 45Vaftizci Yahya’nın yanıtı, İsa’nın söyledikleriyle çelişiyor mu? “Yahya’ya dek bütün peygamberlerle Kutsal Yasa, olacakları önceden bildirdiler. Eğer bunu kabul etmek isterseniz, gelecek olan İlyas odur.” (Matta 11:13-14, İncil). İsa bu ayette, Vaftizci Yahya’yı İlyas’la özdeşleştiriyor ya da ona benzetiyor. Fakat Vaftizci Yahya, dini yetkililer tarafından kendine böyle bir benzetme yapıldığında bunu reddediyor. Burada çelişki nerede? Çelişki yok. Bu iki ifade çelişmekten öte, tamamlayıcıdır. Vaftizci Yahya, alçakgönüllü bir şekilde bu yücelten ünvanı reddediyor ama İsa yine de bu ünvanı ona yakıştırıyor. Neden her ikisi de doğru olmasın? Bu ünvanı reddeden, ilan etmek ve yüceltmek için gelene saygısından dolayı bunu yapıyor. Vaftizci Yahya ne o zaman ne de başka herhangi bir zaman dikkatlerin kendi üzerinde odaklanmasını istemedi. Vaftizci Yahya’nın hayatını çalıştığınız zaman bunu görürsünüz. Güçlü fakat alçakgönüllü bir adamdır.

İsa, Vaftizci Yahya için söylediklerine doğru karşılığın ne olacağını söyledi? “Kulağı olan, işitsin!” (Matta 11:15, İncil)

Çoğu zaman ruhsal gerçeği anlamıyoruz çünkü anlamak istemiyoruz. Beklentilerimize karşı geliyor. Geleneklerimizle çatışıyor. Anlayış konusunda eksikliğimiz imansızlığımızın belirtisidir. İsa bu uyarıyı sık sık yaptı; “Kulağı olan, işitsin!” Bir şekilde şunu söylüyordu, ‘Şimdi söylediklerimin yüzeyinin altında büyük bir anlam var. Sadece duymayı beklediğiniz şeyler olmadığı için, hemen geçiştirmeyin.’

O ana kadar, dönemin Yahudi din önderleri, Vaftizci Yahya’nın ne Mesih ne de İlyas olmadığını öğrendiler. Sorularının birinci kısmı şöyle sona eriyor. “Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.”

33 binoculars3 temp5 45Muhammed, Yahudi din önderlerinin beklediği peygamber miydi? Bu soruya daha ayrıntılı bir yanıt için lütfen “Acaba Kuran’ın dışında Muhammed ile ilgili peygamberlikler var mı? Ya Musa’nın kendisi gibi olan bir peygamberle ilgili peygamberliği?” adlı yazıyı okuyun.

Bu konuda neye inandığınızı biliyorsunuz.“Onlara kardeşleri arasından senin gibi bir peygamber çıkaracağım. Sözlerimi onun ağzından işiteceksiniz. Kendisine buyurduklarımın tümünü onlara bildirecek.” (Yasa’nın Tekrarı 18:18, Eski Antlaşma). Ayetin Muhammed’i kast ettiğine inanıyorsunuz. Yahudi halkı bu konuda ne düşünüyordu?

1 – Yahudiler, Mesih’e peygamber ismini vermeye alışkındılar, İsa’nın bekledikleri Peygamber olup olmadığını soruyorlardı. Büyük kalabalık İsa’nın kendileri için mucizevi bir şekilde yemek sağlamasına nasıl karşılık verdi? “Halk, İsa’nın yaptığı mucizeyi görünce, “Gerçekten dünyaya gelecek olan peygamber budur” dedi. İsa onların gelip kendisini kral yapmak üzere zorla götüreceklerini bildiğinden tek başına yine dağa çekildi.” (Yuhanna 6:14-5, İncil)

O dönemin Yahudileri, özellikle yağmur için dua edilen bir gün olduğuna inanıyorlardı. Dini bayramlarından birinin son gününde, o yıl ne kadar yağmur yağacağına karar verileceğine inanırlardı. Bu nedenle, bu günde bir yıllık yağmur için dua ederlerdi. “Bayramın son ve en önemli günü İsa ayağa kalktı, yüksek sesle şöyle dedi: “Bir kimse susamışsa bana gelsin, içsin. Kutsal Yazı’da dendiği gibi, bana iman edenin ‘içinden diri su ırmakları akacaktır.'” Bunu, kendisine iman edenlerin alacağı Ruh’la ilgili olarak söylüyordu. Ruh henüz verilmemişti. Çünkü İsa henüz yüceltilmemişti. Halktan bazıları bu sözleri işitince, “Gerçekten beklediğimiz peygamber budur” dediler.” (Yuhanna 7: 37-40, İncil)

2 – İsa’ya iman eden ilk imanlılar da Yahudi’ydi ve İsa Mesih’i ‘Musa gibi bir Peygamber’ olarak tanıdılar. 34 beggar12Para isteyen ama çok daha değerli bir şey alan sakat adamın hikayesine bakalım. İncil’de, dirilmiş Mesih’in elçiler aracılığıyla işlemesiyle ilgili en güzel anlatımlardan biridir. Mucizeden sonra büyük bir kalabalık toplandığı için Petrus’un Yeruşalim’deki insanlara ikinci vaazı vermesi için bir fırsat oldu. Bu olay, İsa’nın ölümden dirilmesi ve göğe alınmasından sonra gerçekleşti.

Bu uzunca anlatımın italik olarak işaretlenmiş kısmını bulun ve İsa’ya iman eden Yahudi imanlıların İsa’yı nasıl gördüğünü anlayacaksınız. İsa, Musa aracılığıyla önceden bildirilen Peygamber miydi? Musa’nın Yahudiler arasında yetkisi kesin ve nihaiydi. Bu nedenle bu kalabalığa iki gerçeği iletmek büyük önem taşıyordu. Elçi Petrus, sadece Musa’nın yasasından sapmadıklarını göstermekle kalmadı, aynı zamanda Musa’nın aslında bunları önceden bildirdiğini de anlattı. Ayetlerin amacı, göklerin İsa’yı kabul etmesini kanıtlamak değil, gerçekten Mesih ve gelecek olan Büyük Peygamber olduğunu kanıtlamaktı.

“Bir gün Petrus’la Yuhanna, saat üçte, dua vaktinde tapınağa çıkıyorlardı. O sırada, doğuştan kötürüm olan bir adam, tapınağın Güzel Kapı diye adlandırılan kapısına getiriliyordu. Tapınağa girenlerden para dilenmesi için onu her gün getirip oraya bırakırlardı. Tapınağa girmek üzere olan Petrus’la Yuhanna’yı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.

Petrus’la Yuhanna ona dikkatle baktılar. Sonra Petrus, “Bize bak” dedi. Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti. Petrus, “Bende altın ve gümüş yok, ama bende olanı sana veriyorum” dedi. “Nasıralı İsa Mesih’in adıyla, yürü!”

Sonra onu sağ elinden kavrayıp kaldırdı. Adamın ayakları ve bilekleri o anda sapasağlam oldu. Sıçrayıp ayağa kalktı, yürümeye başladı. Yürüyüp sıçrayarak, Tanrı’yı överek onlarla birlikte tapınağa girdi.

Bütün halk, onun yürüyüp Tanrı’yı övdüğünü gördü. Onun, tapınağın Güzel Kapısı’nda oturup para dilenen kişi olduğunu anlayınca ondaki değişiklik karşısında büyük bir hayret ve şaşkınlığa düştüler.

Adam, Petrus’la Yuhanna’ya tutunuyordu. Bütün halk hayret içinde Süleyman’ın Eyvanı denilen yerde onlara doğru koşuştu.


 

35 image7837 praise 45Bunu gören Petrus halka şöyle seslendi: “Ey İsrailliler, buna neden şaştınız? Neden gözlerinizi dikmiş bize bakıyorsunuz? Kendi gücümüz ya da dindarlığımızla bu adamın yürümesini sağlamışız gibi…! İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa’yı yüceltti. Siz O’nu ele verdiniz. Pilatus O’nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, siz O’nu Pilatus’un önünde reddettiniz.

Kutsal ve adil Olan’ı reddedip bir katilin salıverilmesini istediniz. Siz Yaşam Önderi’ni öldürdünüz, ama Tanrı O’nu ölümden diriltti. Biz bunun tanıklarıyız. Gördüğünüz ve tanıdığınız bu adam, İsa’nın adı sayesinde, O’nun adına olan imanla sapasağlam oldu. Hepinizin gözü önünde onu tam sağlığa kavuşturan, İsa’nın aracılığıyla etkin olan imandır. “Şimdi ey kardeşler, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten ötürü böyle davrandığınızı biliyorum. Ama bütün peygamberlerin ağzından Mesihi’nin acı çekeceğini önceden bildiren Tanrı, sözünü bu şekilde yerine getirmiştir. Öyleyse, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Tanrı’ya dönün. Öyle ki, Rab size yenilenme fırsatları versin ve sizin için önceden belirlenen Mesih’i, yani İsa’yı göndersin.”

“Tanrı’nın eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, her şeyin yeniden düzenleneceği zamana dek İsa’nın gökte kalması gerekiyor. Musa şöyle demişti: ‘Tanrınız Rab size, kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. O’nun size söyleyeceği her sözü dinleyin. O peygamberi dinlemeyen herkes Tanrı’nın halkından koparılıp yok edilecektir.’ “Samuel ve ondan sonra konuşan peygamberlerin hepsi bu günleri duyurdu.” (Elçilerin İşleri 3:1-24, İncil)

image10534 think worry face 45Vaftizci Yahya, Musa’nın sözünü ettiği, gelecek olan Mesih ya da Peygamber olmasa da, her ikisi de İsa’ydı. Bu konuda benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz. Elçi Petrus’un bu peygamberliği İsa Mesih’e uygulamakta doğru yapıp yapmadığı, O’nunla Musa arasındaki benzerliğe bağlıdır. Okumanızı tavsiye ettiğim yazıda, benzerliğin asıl olarak, hem Musa’yı hem de İsa Mesih’i bütün diğer peygamberlerden ayıran şeyde yattığını kendiniz görün. Kimin daha fazla Musa’ya benzediğine kendiniz karar verin. İsa mı yoksa Muhammed mi? (Yazının adı nedir? Acaba Kuran’ın Dışında Muhammed İle İlgili Peygamberlikler Var Mı? Ya Musa’nın Kendisi Gibi Olan Bir Peygamberle İlgili Peygamberliği?)

Web sitesinde yaptığınızı yapmaya devam edin! Okuyun!

Araştırın! Düşünün!

Öğrendiklerinizi değerlendirin! Size öğretilenleri yeniden düşünün!

Sorular sorun ve bu sorular için tatmin edici yanıtlar bulun! Dua edin! 

“Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.” (1. Selanikliler 5: 21, İncil)

Leave a Comment