Muhammed’in Geleceği İncil’de Önceden Bildirilmiş miydi? 2- Matta 3:11, 5:9 ve 21:33-44
İncil insanlar, kültür, tarih ve ilahiyatın oluşturduğu zengin bir dokudur. İncil’in sayfaları arasında gerçek sevinçleri ve acıları olan gerçek insanlarla karşılaşırız. İnsan ırkını, yaşamını uğruna verecek kadar çok seven bir Kurtarıcı’yla karşılaşırız. Ve Tanrı’yla, uzak, ilgisiz bir ruh olarak değil, insanların ilişkilerinde ve yaşamlarında yakın bir şekilde ilişkili biri olarak karşılaşırız.
Ya Muhammed? O’nun geleceği İncil’de önceden bildirilmiş miydi? Bazı Müslümanlar tarafından Muhammed’in Matta Müjdesi’nde önceden haber verildiği iddia edilir. İddialarına bakalım.
I. VAFTİZCİ YAHYA’DAN SONRA KİM GELİR? – “Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.” (Matta 3:11, İncil)
YANLIŞ ANLAMALAR: Müslümanlar bu ayetle ilgili olarak bu savları dile getiriyorlar.
1) Vaftizci Yahya ve İsa çağdaştı bu nedenle ‘benden sonra’ diyerek kast edilen kişi İsa olamaz.
2) Eğer bu iki kişi arasında daha güçlü olan İsa idiyse, Vaftizci Yahya, İsa’yı izleyip O’nun öğrencisi olurdu.
3) İsa sıradan bir Yahudi gibi Ürdün Irmağı’nda vaftiz edilmezdi.
4) Vaftizci Yahya İsa’nın bir peygamber olduğunu hapse girene kadar bilmiyordu.
5) Yuhanna’nın ilan ettiği Yeruşalim’i ve tapınağı daha görkemli bir hale getirecekti (bkz. Haggay 2: 8-9 ve Malaki 3:1 Eski Antlaşma) ama İsa böyle bir şey yapmadı.
1. YANLIŞ ANLAMA: Vaftizci Yahya ve İsa çağdaştı bu nedenle ‘benden sonra’ diyerek kast edilen kişi İsa olamaz.
DÜZELTME: Vaftizci Yahya ‘kendinden sonra gelecek olanın’ kim olduğunu söylüyor, bu ayetin anlamında tartışacak bir şey yok. Vaftizci Yahya, İsa’dan söz ettiğini söylediğine göre diğer dört yanlış anlamayı ele almaya gerek yok. Vaftizci Yahya’nın kimden söz ettiğini bildiğimize göre bunlar konumuz değildir. İtalik olarak belirtilmiş ayete bakın:
“Yahudi yetkililer Yahya’ya, “Sen kimsin?” diye sormak üzere Yeruşalim’den kahinlerle Levililer’i gönderdikleri zaman Yahya’nın tanıklığı şöyle oldu açıkça konuştu, inkar etmedi “Ben Mesih değilim” diye açıkça konuştu.
Onlar da kendisine, “Öyleyse sen kimsin? İlyas mısın?” diye sordular.
O da, “Değilim” dedi.
“Sen beklediğimiz peygamber misin?” sorusuna, “Hayır” yanıtını verdi.
Bu kez, “Kim olduğunu söyle de bizi gönderenlere bir yanıt verelim” dediler. “Kendin için ne diyorsun?”
Yahya, “Peygamber Yeşaya’nın dediği gibi, ‘Rab’bin yolunu düzleyin’ diye çölde haykıranın sesiyim ben” dedi.
Yahya’ya gönderilen bazı Ferisiler ona, “Sen Mesih, İlyas ya da beklediğimiz peygamber değilsen, niye vaftiz ediyorsun?” diye sordular.
Yahya onlara şöyle yanıt verdi: “Ben suyla vaftiz ediyorum, ama aranızda tanımadığınız biri duruyor. Benden sonra gelen O’dur. Ben O’nun çarığının bağını çözmeye bile layık değilim.”
Bütün bunlar Şeria Irmağı’nın ötesinde bulunan Beytanya’da, Yahya’nın vaftiz ettiği yerde oldu.
Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! Kendisi için, ‘Benden sonra biri geliyor, O benden üstündür. Çünkü O benden önce vardı’ dediğim kişi işte budur. Ben O’nu tanımıyordum, ama İsrail’in O’nu tanıması için ben suyla vaftiz ederek geldim.”” (Yuhanna 1:19-31, İncil)
Muhammed, ‘Vaftizci Yahya’dan sonra gelecek olan’ değildi. Dikkat etmeniz gereken şey İsa’ya Mesih dışında verilen diğer ünvandır. “Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!””Tanrı’nın Aden Bahçesi’nden başlayarak, tarih boyunca ve sonsuzluğa kadar geçerli olacak Kurban hakkında giderek artan biçimde açıkladıkları hakkında daha fazla öğrenmek için lütfen Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makaleyi okuyun.
II. BAĞ BENZETMESİ – “Bir benzetme daha dinleyin: Toprak sahibi bir adam, bağ dikti, çevresini çitle çevirdi, üzüm sıkma çukuru kazdı, bir de bekçi kulesi yaptı. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıktı. Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı. Bağcılar adamın kölelerini yakaladı, birini dövdü, birini öldürdü, ötekini de taşladı.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar. Sonunda bağ sahibi, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek bağcılara onu yolladı. “Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‘Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım’ dediler. Böylece onu yakaladılar, bağdan atıp öldürdüler.
Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?”
İsa’ya şu karşılığı verdiler: “Bu korkunç adamları korkunç bir şekilde yok edecek; bağı da, ürününü kendisine zamanında verecek olan başka bağcılara kiralayacak.”
İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılar’da şu sözleri hiç okumadınız mı?
‘Yapıcıların reddettiği taş,
İşte köşenin baş taşı oldu.
Rab’bin işidir bu,
Gözümüzde harika bir iş!’
“Bu nedenle size şunu söyleyeyim, Tanrı’nın Egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek. Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.” (Matta 21: 33-44, İncil)
1. YANLIŞ ANLAMA – Dr. Cemal Badavi, Muhammed’in, Kutsal Kitap’ta vaat edilen Peygamber olduğunu kanıtlamak amacıyla Kutsal Kitap gerçeklerini yanlış bir şekilde anlatan bir araştırmacıdır. Keşke onun hakkında bunu söylemek zorunda kalmasaydım ama bu doğru. Dr. Badavi bu ayetlerle ilgili olarak, bir güç değişimi olduğunu ve bu gücün Muhammed’e ve İsmail’in soyundan gelenlere geçtiğini söylüyor.
DÜZELTME – İsa ne dedi? “Tanrı’nın Egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek.” Maalesef Dr. Badavi, ayeti çerçevesini dikkate alarak okumadı. İsa, anlattığı benzetmeyi Yahudi halkına uyarlıyor. Egemenliğin çocukları onlardı. O’nun yasasına sahip olarak ve O’nu Kral olarak kabul ederek onlar Tanrı’nın egemenliği altındaydılar. Onlar, O’nun seçilmiş ve özel halkıydı.
“Siz Tanrınız RAB için kutsal bir halksınız. Tanrınız RAB, öz halkı olmanız için, yeryüzündeki bütün halkların arasından sizi seçti. RAB’bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır’dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu’nun elinden sizi kurtardı.” (Yasa’nın Tekrarı 7: 6-8, Eski Antlaşma)
Fakat İsa, şimdi bu ayrıcalığın alınacağını ve bereketin, bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verileceğini söylüyor, yani doğru olan bir ulusa. Peki, kim bu halk?
“Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı, kulakları ağırlaştı. Gözlerini de kapadılar. Öyle ki, gözleri görmesin, kulakları duymasın, yürekleri anlamasın, ve bana dönmesinler. Dönselerdi, onları iyileştirirdim.’ “Şunu bilin ki, Tanrı’nın sağladığı bu kurtuluşun haberi öteki uluslara gönderilmiştir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir.” (Elçilerin İşleri 28: 27-28, İncil)
İsa’nın yüzyıllar sonra ilahi yetkiyi Muhammed’e vermek gibi bir düşüncesi yoktu. İsa cennete dönmeden önce öğrencilerine veda sözleri ne oldu? Ve İncil bize bu buyruğun ne kadar süreyle geçerli olduğunu söylüyor? Bu buyruğun yürürlükten kalktığı bir zaman olacak mı? Tanrı’yı temsil etme yetkisi Muhammed’e, Mormonlar’a ya da Yeni Çağ akımına, ya da Scientoloji akımına ya da başka birine verilecek mi?
“Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.” İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı.” (Elçilerin İşleri 1: 8-9, İncil)
Görevlerinin ayrıntıları -bu görev bugün hala geçirlidir- Matta İncili’nin sonunda bulunabilir:
“İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”” (Matta 28:18-20, İncil)
Bereket şimdi, Yahudi ulusundan, İsa’nın öğretişlerini kabul eden ve onların yerine çarmıhta öldüğü için minnettar olan Öteki Uluslara geçiyor. Tanrı’nın sağladığı bu kurtuluşun haberi öteki uluslara gönderilmiştir. Ve onlar buna kulak vereceklerdir.
Hangi ulus? İnsanın hayal edebileceğinden çok daha geniş bir kapsamı olan bir ulus? Tanrı işte bu çapta çalışıyor. Bu geçiş, siyasal sınırları, hükümeti ve başkenti olan bir ulusa değil, İsa’nın ölümü, gömülmesi ve dirilişiyle ilgili -bunların hepsi günahlarımızı bağışlatmak ve Tanrı huzurunda doğru olmamızı sağlamak için yapılmıştır- iyi haberi kabul edecek olanlardır. Tanrı’nın her yere yaymak istediği haber budur. Yaşam değiştiren bu haberin dünyanın sonuna kadar dünyanın bütün uluslarına götürülmesi Tanrı’nın tasarısı ve amacıdır. Müjdeciler, şu anda Suudi Arabistan’da, Türkiye’de, İtalya’da, başka yerlerde, İsa’ya iman edenlere verilmiş olan bu son görevi gerçekleştirmektedirler.
“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. Bunların hepsi Tanrı’dandır. Tanrı, Mesih aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı ve bize barıştırma görevini verdi. Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti. Böylece, Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih’in adına elçilik ediyor, O’nun adına yalvarıyoruz: Tanrı’yla barışın. Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.” (2. Korintliler 5:17-21, İncil)
Çarmıha gerilmesinden birkaç saat önce İsa, kendisini öldürme yetkisine sahip olan Roma Valisi’yle konuşuyordu. Eşi O’na ölüm cezası vermemesini söyledi. “Pilatus yargı kürsüsünde otururken karısı ona, “O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda O’nun yüzünden çok sıkıntı çektim” diye haber gönderdi.” (Matta 27:19, İncil). Pilatus bunun yerine kalabalığın karar vermesini istedi. Bilmeden, Tanrı’nın isteğini yapıyordu. Bakın, İsa bu dünyasal egemene ne diyor:
“İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.” Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi.
İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.”” (Yuhanna 18: 36-37, İncil)
İsa bağ benzetmesini anlatırken söz ettiği dünyasal sınırları olmayan bir ‘ulus’tu. Benzetme, Yahudi ulusunun günahını ve yıkımını açıkça ortaya koyuyor. Yahudi halkı bağdır. Tanrı bağına baktı ve bereketledi. Tanrı, dikkatli, sevecen ve sağlayan bir aile reisi gibi halkını bereketlemek ve korumak için denemediği yol bırakmadı.
Belirlenmiş zamanda gelen hizmetkarlar, Yahudi halkına gönderilen peygamberlerdir. Halk onları dövdü, öldürdü ve taşladı. Son olarak bağ sahibi (Tanrı) Oğlu’nu gönderdi. Oğul’a Baba’yla aynı saygı gösterilmeliydi çünkü doğası ve yüceliği Baba’nınkine eşti. Oğlu, biyolojik oğullardan farklı olarak, beden almadan önce de vardı.
“Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu.” (İbraniler 1:1-3, İncil)
Hatırlıyor musunuz, İsa’nın Egemenliği, bu dünyadan değildir. Fiziksel sınırları yoktur. Hükümet binalarının önünde asılı ya da krallığı zorla yaymak isteyen askerler tarafından taşınan ipek bayrakları yoktur. İsa bir ordu kurmak ve savaşta ulusları kendisine bağımlı kılmak için gelmedi. Amacı sadece insanlara gerçeği sunmak ve sadece gerçekle egemenlik sahibi olmaktı. İncil’deki gerçeğin kendi kendisini kanıtlayan, kendi kendisini öven bir gücü olduğunu göreceksiniz. Eğer, insanın gizli hazineleri araması gibi okursanız, İsa’nın sesini duyacaksınız. Dıştan değil, ama içten. Yahudi halkı O’nun sesini duymayı ne kadar istedi? Oğul’a saygı duydular mı? Hayır, O’nu öldürdüler.
Benzetmeyi dinleyen din önderleri, İsa ilk sorusunu sorduğunda İsa’nın ne demek istediğini anladılar mı? Bu sorunın onlarla ilgili olduğunu anladılar mı? “Bu durumda bağın sahibi geldiği zaman bağcılara ne yapacak?” Anladılar, bakın benzetmeye nasıl tepki verdiler:
“Başkâhinler ve Ferisiler, İsa’nın anlattığı benzetmeleri duyunca bunları kendileri için söylediğini anladılar. O’nu tutuklamak istedilerse de, halkın tepkisinden korktular. Çünkü halk, O’nu peygamber sayıyordu.” (Matta 21: 45, İncil)
Tarihsel olarak, İsa’nın bu benzetmede sözünü ettiği egemenlik hiçbir zaman Yahudi halkından İsmail’in soyuna geçmedi. İnsanların bu benzetmede duyduğu, Yahudi ulusunun siyasal ve dinsel dünya liderliği konusunda umudunun ölüm çanlarıydı. İslam’ın da benzer umutları olabilir ama bunlar Kutsal Kitap’ta bulunan bir şeye dayanamaz.
2. YANLIŞ ANLAMA – İkinci yanlış anlama, birinci yanlış anlamayla yakından ilgilidir. Dr. Badavi “yapıcıların reddettiği taş” ifadesini yanlış anlıyor. “İsa onlara şunu sordu: “Kutsal Yazılar’da şu sözleri hiç okumadınız mı? ‘Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu. Rab’bin işidir bu, gözümüzde harika bir iş!’” (Matta 21: 42, İncil)
Dr. Badavi diyor ki, “Harika’ olanın bu şekilde görünmesi gerekiyordu. Oğul öldürülecek olursa, köşetaşı olacak diğeri gönderilecekti. İsa’nın ve dünyanın gözünde bu kişi ‘harika’ olacaktı. İsmail’in soyundan gelen ulus, İsa’nın peygamberlik ettiği gibi, zamanının bütün uluslarına karşı zaferli olacaktı.”
Dr. Badavi, Matta 21: 42’deki taşın, İsmail’in soyundan gelen ulus olduğunu ve ezilenlerin ise Muhammed’in askeri fetihleri sırasında yenilgiye uğratılanlar olduğunu söylüyor.
DÜZELTME – Dr.Badavi sadece bu iddiasını desteklemek için kanıt sunmamakla kalmıyor, Kutsal Kitap’ın taşın İsa olduğunu öğrettiğini gözardı ediyor! Burada kendimizi, Vaftizci Yahya’nın, kendisinden sonra gelecek olanın kim olduğunu söylediği ayetlerdekiyle aynı durumda buluyoruz. Müslüman araştırmacılar, Vaftizci Yahya’nın İsa olduğunu söylemesine karşın Muhammed olduğunu söylüyorlar!
Dr. Badavi diyor ki, “Oğul öldürüldüğünde, diğeri gönderilecek…” Ayetlerde bunu mu söylüyor? O zaman son gönderilen kim? “Sonunda bağ sahibi, ‘Oğlumu sayarlar’ diyerek bağcılara onu yolladı.” (Matta 21: 42). İsa’dan sonra Tanrı tarafından başka kimse gönderilmedi. Aşağıdaki ayetleri birkaç sayfa önce aktarmıştım. İtalik olarak beliritlen kısma dikka edin:
“Tanrı eski zamanlarda peygamberler aracılığıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu’yla bize seslenmiştir. Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir. Günahlardan arınmayı sağladıktan sonra, yücelerde ulu Tanrı’nın sağında oturdu.” (İbraniler 1:1-3, İncil)
Son zamanlarda ve bütün peygamberler gönderildikten ve görevlerini yerine getirdikten sonra, diğerlerinden farklı olan Biri geldi. Gelen, kendisi için en yüksek anlamda Oğulluğu iddia etti ve Tanrı eşsiz oğulluğunu İncil boyunca doğruluyor. İkinci gelişi, peygamberlik takviminde bir sonraki olaydır.
Genel olarak çok hoşgörülü bir insanım ama söz konusu akademisyenlerin Müslüman arkadaşlarımı ve komşularımı kandırması olduğunda hoşgörülü değilim. Bu insanlar, gerçeği yanlış bir şekilde yorumluyorlar ve milyonlarca iyi Müslümanın ve on milyonlarca değerli Müslüman çocuğun ruhsal yıkımına yol açıyorlar. Reddedilen taş Muhammed’i değil, İsa’nın Yahudiler tarafından reddedilmesini kast ediyor! Bu aynı taş, köşetaşı oldu. “Yapıcıların reddettiği taş” ve köşenin baş taşı diye adlandırılan kişi aynı kişidir. Gerçek, Dr. Badavi’nin çarpıttığı gibi değildir. Diyor ki, “Oğul öldürüldüğünde, köşenin baş taşı olmak üzere öteki gönderilecektir. Ve İsa ve dünyanın gözünde ‘harika’ görünecektir.”
1. KANIT METİN – “Eğer bugün bir hastaya yapılan iyilik nedeniyle bizden hesap soruluyor ve bu adamın nasıl iyileştiği soruşturuluyorsa, hepiniz ve bütün İsrail halkı şunu bilin: Bu adam, sizin çarmıha gerdiğiniz, ama Tanrı’nın ölümden dirilttiği Nasıralı İsa Mesih’in adı sayesinde önünüzde sapasağlam duruyor. İsa,‘Siz yapıcılar tarafından hiçe sayılan, ama köşenin baş taşı durumuna gelen taş’tır. Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.”” (Elçilerin İşleri 4: 9-12, İncil)
2. KANIT METİN – “Böylece artık yabancı ve garip değil, kutsallarla birlikte yurttaş ve Tanrı’nın ev halkısınız. Elçilerle peygamberlerden oluşan temel üzerine inşa edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa’nın kendisidir.” (Efesliler 2:19-20, İncil)
3. KANIT METİN – “İnsanlarca reddedilmiş, ama Tanrı’ya göre seçkin ve değerli olan diri taşa, Rab’be gelin. O sizi diri taşlar olarak ruhsal bir tapınağın yapımında kullansın. Böylelikle, İsa Mesih aracılığıyla Tanrı’nın beğenisini kazanan ruhsal kurbanlar sunmak üzere kutsal bir kâhinler topluluğu olursunuz. Çünkü Kutsal Yazı’da şöyle deniyor:
“İşte, Siyon’a bir taş, seçkin, değerli bir köşe taşı koyuyorum. O’na iman eden hiç utandırılmayacak.” İman eden sizler için bu taş değerlidir. Ama imansızlar için, “Yapıcıların reddettiği taş köşenin baş taşı, sürçme taşı ve tökezleme kayası oldu.” İmansızlar Tanrı’nın sözünü dinlemedikleri için sürçerler.” (1. Petrus 2: 4-8, İncil)
İsa Mesih’in yukarıda mesel yoluyla betimlenmesinde, yenilmez kudreti ve sonsuz kalıcılığının altını çizmek ve kendisini izleyenlere koruma ve güvenlik kaynaklarının O olduğunu öğretmek için İsa Mesih’e taş deniyor. Üzerine bina edildikleri temel O’dur. Ayrıca, bütün düşmanlarına karşı sürçme taşıdır. Bu taşı koyanın insan değil, Tanrı olduğuna dikkat edin.
Köşetaşı dünyada belli bir coğrafi yerine mi konuyor? Yukarıdaki ayeti okuduğunuzda böyle düşünebilirsiniz. Fakat İsa’nın bağ benzetmesinde sözünü ettiği ‘ulus’un doğasında sınır yoktur ve siyasal değildir. Yeruşalim’de ya da başka bir yerde belli bir binanın köşetaşı olan fiziksel bir taştan söz etmiyor. İsa, anlattığı benzetmeyi yorumladığında neyi düşünüyordu?
“Tanrı’nın Egemenliği sizden alınacak ve bunun ürünlerini yetiştiren bir ulusa verilecek. Bu taşın üzerine düşen, paramparça olacak; taş da kimin üzerine düşerse, onu ezip toz edecek.”
3. kanıt metne göre, İsa’nın sözünü ettiği ulusun coğrafi bir merkezi ve sınırları varmış gibi görünüyor. Öyleyse bu benim söylediğimle çelişirdi. ‘Köşetaşının Siyon’da olması’ ne demektir? Siyon, Yeruşalim’de bir bölgedir. Daha sonraları Siyon’un Tapınağın üzerinde durduğu tepe olduğu söylenmiştir. Bu söz, Yeruşalim’le ilgili sembolik bir sözdür. Müjde, bu kentten yayılmaya başladı. “Çünkü yasa Siyon’dan, RAB’bin sözü Yeruşalim’den çıkacak.” (Yeşaya 2: 3, Eski Antlaşma). “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak.” (Luka 24: 47, İncil). İsa, coğrafi olarak tanımlanmış, siyasal sınırları olan bir ulustan söz etmiyor. İsa’ya ölüm cezası mı verse yoksa Yahudi liderlerinin İsa’nın ölmeyi hak ettiğine ilişkin iddiasını red mi etse diye düşünen Roma Valisi’ne İsa şöyle dedi;
“İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.” Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi.
İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.”” (Yuhanna 18: 36-37, İncil)
III. MUHAMMED İNCİL’DE SÖZÜ EDİLEN BARIŞ YAPICI MI? – “Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.” (Matta 5: 9, İncil)
YANLIŞ ANLAMA – Müslümanlar yaygın bir şekilde bu ayetin Muhammed’i kast ettiğini söylerler. Bu inançlarını İncil’de şu ayete bağlarlar: “Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.” (Matta 10: 34)
İsa’nın Matta 5: 9’da kendisinden söz etmediğini söylüyorlar. Muhammed’in tek seçenek olduğunu söylüyorlar ve bunu ‘İslam’ sözünün esenlik anlamına gelen ‘salam’ sözüyle aynı köke sahip olmasıyla destekliyorlar.
1. DÜZELTME – Muhammed bu ayette sözü edilen barış yapıcı değildir çünkü İsa barış yapıcılarından (çoğul) söz ediyor. İsa, bir kişiden değil, çok kişiden söz ediyor.
2. DÜZELTME – İsa’nın kendisinden söz etmediği doğrudur ama Müslüman araştırmacıların gösterdiği nedenden ötürü değil. Bu ayet, Dağdaki Vaaz’ın bir parçasıdır. Bu vaazın İncil’in başlarında yer alması bir rastlantı değildir. Yeri, önemine işaret ediyor. İsa bu vaazda, kendisini izleyenlerden beklenen karakter ve davranışları özetliyor.
İsa, o sırada öğrencileriyle konuşuyordu. Bunu bölümdeki ilk iki ayette görebiliyorsunuz: “İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi. İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti…” (Matta 5:1-2, İncil). Öyle bir zaman gelecekti ki öğrencileri O’na sırtlarını dönüp, artık O’nu izlemeyecekti ama kalabalıkların sayısı öğrencilerin sayısını çok artıracaktır. Bu günde, tembel ve ilgisiz olanlar ovada kaldılar. Sadece ruhları uyanmış ve gerçeğe acıkmış olanlar, gölün kıyısından yukarıdaki platoya çıkan dik yokuşu çıkan İsa’yı izleyecektir.
İsa diyor ki, “Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek.” Barışı sağlayanlara Tanrı oğulları denecek diyor. Ne var ki, Tanrı oğulları olmalarını sağlayan bu değildir. İnsan ancak İsa Mesih’i Kurtarıcı olarak kabul ederek Tanrı’nın oğlu olabilir.
“O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi. Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.” (Yuhanna 1:10-13, İncil)
3. DÜZELTME – “Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim.” (Matta 10: 34, İncil). Müslüman araştırmacılar, İsa bu sözleri söylediği için kendisinin bir barış yapıcı olamayacağını düşünüyorlar. İsa’nın bu sözleri, gelişinin görünür sonuçları, gelişinin açık nedeni olarak ifade edilen bir deyiş olarak anlaşılabilir.
İsa’nın bu ifadesini bağlamında okuyalım.
“Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim. İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.” (Matta 10: 34-36, İncil)
Burada söylenmek istenen, insanlar ne zaman İsa’yı izlemeye başlasalar, aileleri İsa’yı izlemiyorlarsa, hemen bu kişilere karşı olurlar. İsa’ya iman etmeye başlayan bir baba hemen imanlı olmayan oğlunun tepkisiyle karşılaşır. Hıristiyan bir anne, Hıristiyan olmayan kızının tepkisini görür. Yeniden doğmuş bir kayınvalide, henüz İsa Mesih’e iman etmeyen gelini tarafından nefret görür. Bu nedenle sık sık İsa ve insanın kendi ailesi arasında bir seçim yapmak gerekir. Öğrencinin Kurtarıcısı’na tam anlamıyla bağlı olmasını engelleyecek hiçbir doğal bağa izin verilmemelidir. “Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.” (2. Korintliler 5:15, İncil). Kurtarıcı’nın baba, anne, oğul, kız, kardeşten önce gelmesi gerekir. İsa’ya yeni iman etmiş birinin, iman etmeyen ailesinden gördüğü düşmanlık, insanın hayatta karşılaştığı her türlü düşmanlıktan daha acıdır.
Bunun nedeni İsa’nın karışıklık ve uyumsuzluğu arzu etmesi değildir. İsa buna neden olmaz. İsa’nın girdiği bazı evlerdeki insanların O’nun gerçek kimliğini reddetmelerinin doğal sonucudur bu. İsa’nın dünyaya gelmesinin sonuçları ve sonrasında insan yüreklerine girişi çoğu zaman bölünmeye neden olur. Bu ayette bunun için kullanılan terim ‘kılıç’tır.
Barış yapıcı olan kişi böyle bir karşı koymayla başa çıkabilir mi? Tanrı’nın oğlu olduktan sonra, evet bunun üstesinden gelebilir! “Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim.” (Filipililer 4:13, İncil)
2007 yılında Malatya’da üç Hıristiyan müjdecinin katledilmesini hatırlıyor musunuz? İkisi Türk, birisi Alman’dı. Gerçekten hunharca öldürüldüler. Alman müjdecinin eşiyle yapılan ropörtaj birkaç TV kanalında yayınlandı. Şöyle söyledi, “Kurtarıcım’ın çarmıhtaki sözlerine dayanarak, “”Baba, onları bağışla” dedi. “Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar”, eşimi öldüren adamları bağışlıyorum.” (Bu hafta bir ara Luka Müjdesi’nde 23. ve 24. bölümleri okumanız için sizi teşvik etmek istiyorum. 23. bölümde bu şehidin eşinin sözlerine rastlayacaksınız.)
Dünyamızda kargaşa ve çatışma var ve barış ve birlik için pek az ümit var. Fakat Tanrı’nın getirdiği barış, düşmanlığın sona ermesi, hoşgörü ya da ödün vermeye hazır olmak değildir. Dünyanın ihtiyaç duyduğu gerçek esenlik doğanın tamamıyla değişmesini gerektiriyor. Ancak Tanrı bu doğayı sağlayabilir. Bunun nasıl olduğunu biraz önce okuduk: “Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Onlar ne kandan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine, Tanrı’dan doğdular.” (Yuhanna 1:12-13, İncil). Siz ve ben tıpkı kendi doğumumuzu gerçekleştirmediğimiz gibi bu yeni doğuşu da gerçekleştiremeyiz. Ne zaman, nerede ve kimin çocuğu olarak doğacağınıza karar verdiniz mi? Tanrı’dan bu doğaüstü ikinci doğumu isteyebilirsiniz ama İsa Mesih’e iman etmeniz gerekecek. Kur’an’da anlatıldığı şekliyle İsa Mesih’e iman değil, İncil’de Tanrı’nın gösterdiği İsa Mesih’e iman.
Tanrı’nın barış yapıcılarına sağladığı barışı dünya anlamaz. Bakın İsa öğrencilerine ne dedi: “Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size dünyanın verdiği gibi vermiyorum. Yüreğiniz sıkılmasın ve korkmasın.” (Yuhanna 14: 27, İncil). İsa’nın sözünü ettiği barış, Tanrı’yla barışmayla başlar ve diğer insanlarla barışmaya uzanır. “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.” (2. Korintliler 5:19, İncil)
Barışı sağlayanlar, gerçek barışın ne olduğunu öncelikli ve tam olarak anlayanlardır. İnsanların Tanrı’yla barışa sahip oldukları için birbirleriyle uyum içinde olabilmek adına Tanrı’nın barış sağlayışını kucaklayan bir barış kurma çabası içindedirler. Cennete gittiklerini bilirler.
İsa’nın sözünü ettiği barış, siyasal bir barış arayışı değildir, ruhsal bir barıştır.
İsa’nın sözünü ettiği barış yapıcısı olmak
İsa’nın sözünü ettiği barış yapıcısı olmak için, İsa’nın İncil’in bu kısmında sözünü ettiği diğer niteliklere de sahip olması gerekir. İnsan bu niteliklere ya sahiptir ya da sahip değildir. Yeniden doğumla birlikte insanın yaşamına doğaüstü bir şekilde gelirler. Birkaç ayet aşağı inelim ve bakalım Muhammed İncil’de anlatılan barış yapıcılar gibi davrandı mı, gerçekten barış yapıcılardan biri miydi?
a) Düşmanlarına zarar vermek yerine onlar için dua etti mi? “…ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin.” (Matta 5:44, İncil). Muhammed hiç kimseyi öldürdü mü? “Tabii ki öldürdü! O’nun düşmanlarıydılar!” diyorsunuz. İncil barışı sağlayanlar hakkında ne diyor?
b) Kendisine karşı zalimce davrananlar için dua etti mi? Başka birinin dua yaşamı kadar özel bir şeyi değerlendirmek neredeyse olanaksız olsa da, elinizden geleni yapın. Bildiğiniz kadarıyla bu şekilde dua etti mi, etmedi mi? “…ben size diyorum ki, size zulmedenler için dua edin.” (Matta 5:44, İncil). Öç almak ve göze gözle karşılık vermek yerine, Muhammed’in liderliği düşmanlarının iyiliği için dua etmek üzere diğer insanları çağırdığını gösterdi mi?
c) Dua yaşamında Muhammed Tanrı’ya Baba diyerek seslendi mi? İsa’nın bu ayette sözünü ettiği barış yapıcıları öyle sesleniyorlar. İsa Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’yla kişisel bir ilişkiye sahip oldular. Bu ilişki hiçbir zaman sona ermez. Ölüm bile bunu bitiremez. Böyle bir ilişkiye sahip oldukları için Tanrı’ya Baba diye seslenmelerine izin verilir ve hatta buna teşvik edilirler. “Dua ettiğinizde, putperestler gibi boş sözler tekrarlayıp durmayın. Onlar söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceklerini sanırlar. Siz onlara benzemeyin! Çünkü Babanız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir. “Bunun için siz şöyle dua edin: ‘Göklerdeki Babamız, Adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi, yeryüzünde de Senin istediğin olsun.” (Matta 6: 7-10, İncil)
NOT: Burada amacım Muhammed hakkında aşağılayıcı ifadelerde bulunarak kimseyi gücendirmek değildir. Örneğin, umarım peygamberinizin dua yaşamıyla ilgili örneğimi ona bir saldırı olarak algılamadınız. Yüreğimi biliyorum. Niyetim bu değildi. Eğer bazı araştırmacılar barışı sağlayanlarla ilgili bu ayeti yanlış yorumlamasalardı bu sorular hiç ortaya çıkmazdı.
Bu hayatta gerçek barış yapıcı olanlar, İsa’nın yaşamında her durumda ve her denenmede gösterdiği esenliği yansıtmayı arzu ederler. İsa’nın anlattığı gibi barış yapıcılar gerçek esenliğin ne olduğunu anlarlar. Tanrı’nın esenlik sağlayışını kucaklayan bir esenlik kurmak için yaşarlar, öyle ki, insanlar Tanrı’yla esenliğe sahip oldukları için birbirleriyle uyum içinde olsunlar. Bizim aramızda yatay boyutunun deneyim edilip yaşanabilmesi için önce Tanrı ve insan arasındaki dikey boyutun gerçekleşmesi gerekir. Bu barış yapıcılarının cennete gideceklerine ilişkin güvenceleri vardır. Bu bir broşür okumak ya da Tanrı’nın cennet vaadinin ilan edildiği bir web sitesini araştırmakla bile olabilir. Tanrı’dan gelen hak edilmemiş bereketi her nasıl deneyim etmiş olurlarsa olsunlar, artık yaşamlarını, yanlış yerlerde esenliği arayanlara yardım ederek geçiriyorlar.
Esenlik Tanrısı’nın size esenlik armağanını vermesini ister miydiniz?
Tanrı’yla ilişkinizde esenliği tatmak ister miydiniz?
Tanrı kendisiyle bu esenliği tatmanızı mümkün kıldı. Öyleyse O’nunla bir ilişkiye başlamak için ne gerekli? Sigarayı bırakana kadar beklemeniz mi gerekir yoksa zevk aldığınız gizli günahınızdan pişman mı olmalısınız? Hayır, bunlar gerekli değil. Bencil olmayan iyi işlerinizin sayısını artırarak kendinizi bugünkü inancınıza daha fazla mı adamalısınız? Kesinlikle hayır! Tanrı kendisini kişisel olarak nasıl tanımanız gerektiğini İncil’de çok açık bir şekilde ifade etmiştir.
Tanrı’yla kişisel bir ilişkiye sahip olmak için yaratıldık. Bu ilişki içerisinde bulunmak ruhumuzu nihai anlamda doyuracak tek şeydir. Belirli bir inanca ya da onun gerektirdiği kurallara adanmak değil, ancak Tanrı’yla kişisel bir ilişki bunu sağlayabilir. Nihai anlamda ne için tasarlandığınızı bulduğunuzda, işte o zaman huzura kavuşacaksınız. Biri şöyle demiş, “Tanrım, bizi kendin için yarattın ve kalplerimiz sende dinlenmedikçe huzur bulmazlar.” Tanrı ile ilişki ruhlarımızın özlemini dindirecek tek şeydir.
Eğer hayatınızı O’nun üstüne kurmak ve esenlik Tanrısı ile dinamik bir ilişkiye sahip olmak istiyorsanız, lütfen Tanrı’yla Esenlik Dolu Bir İlişki Mümkün Mü? başlıklı makaleyi okuyun.