Müslüman ve Hıristiyanlar’ın Birbirlerinin İnançları Hakkında Sahip Oldukları Temel Yanlış Anlamalar

01 image10529 talk conversation 45Bu yazıda Müslüman ve Hıristiyanlar’ın birbirlerinin inançları hakkında sahip oldukları bazı temel yanlış anlamaları ele almak istiyorum. Bu konulara bakarken sizden bir ricam olacak. Başkaları hakkında düşündüklerinizi yeniden değerlendirir misiniz? Eğer İsa’ya iman ediyorsanız, şu anda Müslümanlık inancı hakkında sahip olduğunuz anlayış gerçeklere mi, yoksa basmakalıp düşüncelere mi dayanıyor? Eğer Müslümansanız, şu anda Hıristiyanlık inancı konusunda sahip olduğunuz anlayış birilerinin Hıristiyanlar’ın inançları konusunda düşündüklerine mi dayanıyor?

Teknolojinin dünyamızı evrensel bir köye dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. ‘Köye’ derken, sadece insanların birbirleriyle çabucak iletişim kurabilecekleri küçük bir yeri kast etmiyorum. Telefon, televizyon, kişisel bilgisayarlar ve internet bunu yapmamızı sağlıyor. Dünyanın diğer ucundaki insanlarla, apartmanımızdaki insanlarla temas kurabileceğimiz kadar hızlı bir şekilde temas kurabiliyoruz. Fakat daha geniş ve daha ideal bir anlamda, ‘köy’ sözcüğü, topluluk olma düşüncesini ve hepimizin küresel bir topluluğu biçimlendirmede rol oynayabileceğimiz fikrini içerir. Bunu gerçekleştirmek için Müslüman olan yan komşumuzun neye inandığının ve yolun karşısındaki Hıristiyan aile için inancın ne demek olduğunun farkında olmalıyız.

Ne zaman yurt dışına seyahate çıksak, eşim de ben de Türkiye’deki insanların iyiliği ve sıcaklığından bahsederiz. Tanrı bizlere, Türklere, dillerine ve kültürlerine karşı büyük bir sevgi verdi. Türkler’in en fazla sesi çıkan elçilerinden ikisi biziz! Ne zaman fırsatımız olsa, batıdaki insanlara ‘Eğer yan komşunuz Müslümansa iyi bir komşunuz var demektir!’ deriz.

02 image11922 burka muslim 45Peki sözlerimiz insanları şaşırtır mı? Düşünün bir kere. Birçok batılı için İslam ve Müslümanlıkla karşılaşmaları, akşam haberlerinde oturma odalarına gelen Orta Doğu’daki şiddetli görüntülerden ibarettir. Başkaları için bu karşılaşma, süpermarkette tamamıyla örtülü bir bayanla karşılaşma olabilir. Örtülü bu bayanın yanındaki Müslüman olmayan kadınlardan biri, herhangi bir ulustan olabilecek bu Müslümanla uzun süren bir arkadaşlık ilişkisi kurar mı peki? Muhtemelen hayır. Ellerinden gelen tek şey, nazik bir selamlama veya gülümseme olacaktır, tabii siyah örtüler ardındaki kadın göz teması kurmak isterse. Şu soruyu yanıtlar mısınız? Başka insanların yüzlerinde sevgi ve kabullenme ifadeleri bulmayacağınızı bildiğiniz takdirde çevrenize bakar mıydınız?   

Yanlış anlaşılmaktan söz etmişken, Müslüman dostlarımla ruhsal konularda sohbet ederken sık sık tekrarladığım iki yanıt var:

(1) “Ben buna inanmıyorum! Kim sana Hıristiyanların buna inandığını söyledi?”
(2) “İncil bunu öğretmiyor ki! Kutsal Kitap’a inanan ve İsa’yı izleyen kimse buna inanmaz!”

Hıristiyanların gerçekten neye inandığından söz etmeye başlamadan önce birçok kez Hıristiyanların neye inanmadığını paylaşmam gerektiğini görüyorum. İnsanların birbirleri hakkında yanlış fikirlere sahip olmalarının temel nedeni bu olsa gerek, öyle değil mi? Başkalarının neye inandığını bildiğimizi sanırız ama gerçekten biliyor muyuz?

03 image9905 face 45Yanlış anlamalardan kurtulmak kolay değildir çünkü yanlış kavramlar bireylerin ‘zihinsel haritalarına’ derin bir şekilde işlenmiştir. Ayrıca, bazıları hatalı olduklarının gösterilmesini istemezler ve tersini gösteren kanıtlara karşın yanlış anladıkları konulara tutunurlar. Bu, insanın bilgiyi nesnel bir şekilde yeniden değerlendirmeyi istememesinden kaynaklanan bilinen bir psikolojik olaydır.

Yanıldığımızın kanıtlanmasından hoşlanmayız. Hatamızın düzeltilmesini de, değişmeyi de istemeyiz. Birçoğumuz başkaları hakkındaki fikirlerimizin değişmesine karşı dururuz, ilgili herkes için iyi olacağını bildiğimiz zaman bile. Benim umudum değişimi isteyen ve değişikliği hoş karşılayan biri olduğunuz. Web sitemizi araştırdığınıza göre açık fikirli biri olmalısınız. O halde bu olumlu düşüncelerle artık birbirimiz hakkında sahip olduğumuz bazı yanlış anlamalara bakalım.

İlahi gerçeğe yönelirken Tanrı sizi kutsasın.

MÜSLÜMANLARIN HIRİSTİYANLAR HAKKINDA SAHİP OLDUĞU ÜÇ YANLIŞ ANLAMA

I) HER BATILI HIRİSTİYANDIR. Müslümanların tüm batılıları Hıristiyan olarak görmelerinin üç nedeni vardır. Kültür ve din İslam’da bu denli iç içe geçmiş olduğu için bazı Müslümanlar batılı herkesin Hıristiyan olmadığını fark etmekte zorlanırlar. Batının Hıristiyan din mirası vardır fakat bu toplumlarda pek çok kişi dinden ayrı -Tanrı’dan tamamıyla uzak- bir yaşam sürdürmek amacıyla bu mirası terk etmiştir. Batılılar birden fazla inancın yaşandığı toplumlardan, önemli sayıda dindar olmayan insanlarla birlikte yaşarlar. Din kamu yaşamının büyük bir kısmının dışına itilmiştir ve genellikle özel hayatın bir parçası olarak görülür. Suç, ahlaksızlık, uyuşturucu kullanımı ve sarhoşluk Tanrı’nın İncil’de onayladığı davranışlar değildir fakat bu düşük ahlak düzeyine sahip yaşam biçiminden ötürü Kutsal Yazılar’ı suçlamamalıyız. Sabun da çok uzun zamandır var ama dışarıda hala çok sayıda kirli insan var, öyle değil mi? Yani, birilerine yararı dokunması için kullanılması gerekir.


04 lovetom1 temp5 45Birçok Müslüman, batıda hiçbir ülkenin, kilise veya herhangi bir dinin baskın siyasal güce sahip olmasına izin vermediğini anlamakta zorlanıyor. Müslümanlar İsa’yı Muhammed’le karıştırarak İsa’nın da Muhammed’inkine benzer bir dizi ayrıntılı dini kurallar ve yasaklamaları yazılı olarak bıraktığını düşünme eğilimindedir. İsa böyle bir şey yapmadı. Bıraktığı Sevgi Yasası, Altın Kural adı verilen yasayla özetlenir: “İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur.” (Matta 7:12, İncil). İsa’nın buyurduğu, yasanın gerektirdiklerinin özet bir ifadesidir. İsa’nın söylediğine itaat etmek demek, para hırsı, kıskançlık, hainlik, kötülük, aldatmaca, hırsızlık, zina, cinayet ve başkalarına yaptığımız diğer kötülüklerden kurtulmak demektir. Bununla birlikte, İsa bize uygulamamız için ayrıntılı bir yasa listesi bırakmadı ve bu da Müslümanların kafasında karışıklığa neden olabilir.

Daha önce söylediğim gibi, insanların birbirleri hakkında yanlış fikirlere sahip olmalarının temel nedeninin bilgi eksikliği olduğuna inanıyorum. İncil’i alıp kendi başlarına okumamış Müslümanlar genel olarak İsa’nın dünyadaki görevinin bizleri dinle ilgili uygulama ve törenlere tutsaklıktan kurtarmak olduğunu bilmezler. Tanrı’nın memnuniyetini kazanmak için uygulayabileceğimiz yeni bir dini yasa ve düzenleme sistemi oluşturmak için gelmedi. Neden mi? Çünkü ihtiyacımız olan yeni veya düzeltilmiş bir dini gerekler listesi değildir. En büyük ihtiyacımız, Tanrı’nın yasalarını kusursuz bir şekilde uygulamamıza engel olan içimizdeki güce tutsaklıktan kurtarılmamızdır. Bu güç günahın içimizde mesken kurmuş gücüdür. Kontrol edemediğimiz bir kuvvettir bu. Düğmesine basıp kapatamadığımız bir güçtür.

05 image10862 sin sinful nature evil 45İsa’nın göreviyle ilgili bu açıklamayı anlamakta zorlanıyorsanız, yalnız değilsiniz, ilk Hıristiyanların bazıları da anlayamadılar. Bu Hıristiyanlar hakkında İncil’in Galatyalılar bölümünden okuyabilirsiniz. İsa’yı Rab ve Kurtarıcıları olarak kabul etmişlerdi ama sonra sahte öğretmenler tarafından aldatıldılar. Bu vaizler İsa’ya iman eden kişilere Musa’nın Yasası’na uyma zorunluluğu getirmeye çalıştılar. İmanlıların farkında olmadığı şey, böyle bir öğretişin Tanrı’nın bereketini getirmediği, aksine kendileri üzerine lanet getirdiğiydi. Yasanın laneti. Nasıl bir kadın biraz hamile olamazsa, insan da biraz Yasa altında olamaz. Yasa altında olduğunuz zaman kusursuz bir şekilde gereklerini tam olarak yerine getirmeniz gerekir.

“Yasa’nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Yasa Kitabı’nda yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir.”” (Galatyalılar 3:10, İncil)

Tevrat’ta, İncil’de sözü edilen ayetlere bakarsak, Musa’nın yasanın çiğnenmesiyle ilgili bu bölümde bir dizi lanetten söz ettiğini görürüz. Daha fazla kural. Daha fazla yasa. Daha fazla zorunluluk. Daha fazla mahkumiyet. Aşağıdaki ayetin alındığı İncil bölümü, İsa’ya iman eden ama aldatılan bu imanlılara yazılmıştır. Aynı zamanda her çağda yaşayan imanlıların faydalanması için kaydedilmiştir:

“Mesih bizi özgür olalım diye özgür kıldı. Bunun için dayanın. Bir daha kölelik boyunduruğuna girmeyin.” (Galatyalılar 5:1, İncil)

Bu benzetme, öküzlerin, kendilerini kurtaramayacakları bir boyunduruk altına sokulmalarından alınmıştır. Günümüz Türkiye’sinde bulunan Galatya bölgesinde yaşayan bazı yeni imanlılar, eskiden din yasasının boyunduruğu altındaydı. İsa bu boyunduruğu kaldırmak için geldi. İsa, yaptıklarıyla, insanın çiğnediği yasanın talebini yerine getirdi. İsa bizleri bu suçların sonuçlarından kurtarmak için geldi. Peki, bunu nasıl yaptı? Bizim için lanetlenerek. İnanılmaz ama gerçek. Kutsal Yazılar’dan bu bölüme kulak verin ve şükredin:

06 judge please dont judge me 45“Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı. Çünkü, “Ağaç üzerine asılan herkes lanetlidir” diye yazılmıştır.”  (Galatyallar 3:13, İncil)

İsa, Yasa’yı çiğnedikleri için yasal olarak lanetlenenler için lanetlendi. Galatyalılar’ın kendilerini Yasa altına sokmaları için herhangi bir neden yoktu çünkü böyle yaparak doğruluğa sahip olmaları mümkün değildi. Yasa’nın yapabileceği tek şey onları lanetlemekti. İyi haber, Müjde, tüm insanların üzerindeki Yasa lanetinin İsa tarafından kaldırılmış olmasıdır. Çünkü İsa Yasa’nın lanet ve cezasını çekti.

Başkalarının neye inandığı hakkında bilgilendirilme ve bilgi sahibi olmak iyi bir şey, değil mi? O halde, biraz, ‘lanetlenerek’ sözünün ne anlama gelmediği üzerinde düşünelim.

1) Lanetlenmek, İsa’nın karakterinin veya yaptıklarının herhangi bir şekilde Tanrı’yı hoşnut etmediği anlamına gelmez. Şöyle düşünüyor olabilirsiniz, ‘Lanetli mi? Tanrı peygamberlerinden birine bu şekilde saygısızlık gösterilmesine asla izin vermez!’ Bu ayet, hiçbir şekilde, sanki İsa herhangi bir şekilde ilahi memnuniyetsizliğe yol açmış gibi yorumlanamaz. Ayrıca, Tanrı’yı sınırlamak veya Tanrı’ya neyi yapabileceğini veya yapamayacağını söylemek konusunda dikkatli olmalıyız.

2) Tanrı, İsa’nın yaptıklarına dayanarak bizleri cennetle onurlandırmayı ve İsa’yı da yaptıkları için onurlandırmayı seçmiştir. Bakalım, Kutsal Yazılar’dan bu ayetlere bakarak, Tanrı’nın İsa’yı neden yüceltmeye karar verdiğini anlayabilecek misiniz? “Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. Bunun için de Tanrı O’nu pek çok yükseltti ve O’na her adın üstünde olan adı bağışladı. Öyle ki, İsa’nın adı anıldığında gökteki, yerdeki ve yer altındakilerin hepsi diz çöksün ve her dil, Baba Tanrı’nın yüceltilmesi için İsa Mesih’in Rab olduğunu açıkça söylesin.” (Filipililer 2:8-11, İncil)


07 pointing1 45 text3) Lanetlenmesi, İsa’nın suçlanmayı hak ettiği anlamına gelmez. İsa hiç bir suç işlemedi. İsa, İbraniler’e Mektup’ta 7. bölümde, kutsal, lekesiz, pak, günahkarlardan ayrılmış ve göklerde yüceltilmiş olduğu için ihtiyaçlarımızı karşılayan olarak tarif ediliyor. Kutsal Kitap’ta, İsa’nın karakteri ve yaptıkları açısından tamamıyla kutsal ve pak olmasıyla ilgili doktrin kadar açık seçik başka bir doktrin yoktur.

Birçokları İsa’yı rezil günahlar ve sahte öğretiş konusunda suçlayacak kadar cüretkar oldukları halde kimse O’na karşı bir şey kanıtlayamamıştır. Tanrı’ya küfür, İblis’le işbirlikçilik ve fesat ile suçlandı. Bazıları bunu kanıtlamaya çalıştılar ama bu girişimlerinde başarısız oldular. Dini kurum, türlü hilekarlık ve yalancı tanıklıkla İsa’ya karşı bazı suçlamalar yapmak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar, İsa’yı ölüme mahkum eden Roma Valisi bile O’nda suç bulamadığını kabul etti:

“Pilatus, “Öyleyse Mesih denen İsa’yı ne yapayım?” diye sordu. Hep bir ağızdan, “Çarmıha gerilsin!” dediler. Pilatus, “O ne kötülük yaptı ki?” diye sordu. Onlar ise daha yüksek sesle, “Çarmıha gerilsin!” diye bağrışıp durdular. Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!”” (Matta 27:22-24, İncil)

Kanın sorumluluğunu üzerine almayarak Roma Valisi, İsa’nın ölümünden İsa’yı suçlayanların sorumlu olduğunu, kendisinin ise masum olduğunu kast ediyordu. Sorumluluğu üzerine almaması bu Roma görevlisini suçsuz kıldı mı? Hayır, yargıç olarak masum bir adamın serbest kalmasını sağlama sorumluluğuna sahipti. Bu yetkili, Tanrı’nın mahkemesinde, Kurtarıcı’nın ölüm cezasına çarptırılmasından sorumluydu. Ve ne için; sadece öfkeye kapılmış din kahinlerinin garezi ve gürültülü kalabalığın yaygarası nedeniyle.

4) Lanetlenmiş olmak, İsa’nın, genel olarak suçu anladığımız biçimde suçlu olması demek değildir. Birinin suçlu olduğunu söylediğimizde, içgüdüsel olarak bir suç işlediğini veya yanlış bir şey yaptığını düşünürüz. Yargıç bir insanı suçlu bulduğunda bunun anlamı kişinin suç işlediği ve bu nedenle cezalandırılacağıdır. İsa, sözcüğün sıradan anlamıyla, herhangi bir şekilde suçlu değildi.

08 prodigal planet one giant sob arising from it 455) Lanetlenmek demek İsa’nın yasanın cezasını çektiği anlamına gelmiyor. Ne demek istediğimi açıklayayım. İsa, bizim yerimize ölerek günahlarımızın bedelini ödedi fakat çektiği acı, günahkarların günahlarının bedeli olarak katlandıkları acılarla birebir aynı değildi. Evet, eğer İsa Kurtarıcıları değilse, ölürler ve sonsuza dek Tanrı’dan ayrı düşerler ama peki ya pişmanlık? Günahkarlar yaptıklarından ötürü pişmanlık duyarlar. Vicdanlarımız tekrar tekrar günahlı eylemlerimiz ve düşüncelerimizi hatırlatır. Bu gibi suç sancıları, günahkarların cehennemde katlanacakları acıların önemli bir parçası olacaktır. Sonsuzluk boyunca şöyle söylediğinizi hayal edin, “Keşke yapmasaydım… keşke yapmasaydım… keşke yapmasaydım, Tanrım, keşke…” İsa, yasanın talep ettiğini ödediği halde suçlu vicdanın sebep olduğu sancılara katlanmadı. Kişisel suçun bilincinde olmakla bağlantılı çok sayıda acı vardır ve İsa bunları yaşamadı çünkü günahsızdır.

Lanetlenmiş olmak demek, İsa’nın günahkar olduğu anlamına gelmez. İsa, günahlı veya günahkar sözlerinin herhangi bir şekilde kendisini tarif edeceği bir şekilde insan suçunu üstlenmedi. İsa, her zaman kutsal ve paktı. Suçumuzu ve mahkumiyetimizi yüklendi fakat hiçbir zaman bunlara ortak olmadı. Sizi bilmiyorum ama İsa’nın benim için yaptıklarının, sonsuzluk boyunca söyleyeceğim ilahilerin konusu olacağına kuşkum yok. Yasayı çiğnedim mi? Evet. Mahkum oldum mu? Tamamıyla bağışlandım mı? Evet, İsa sayesinde, evet!

Günah işleyen, yasaya karşı gelmiş olur. Çünkü günah demek, yasaya karşı gelmek demektir. Mesih’in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz.” (1.Yuhanna 3:4-5, İncil)

09 image10487 jail prison prisoner jail guilt bars 45Bu şekilde düşünün. Günah bizi hapse soktu. Günah bizi suç, utanç ve korku parmaklıkları ardında kilitledi. Günah, bizi sefalet duvarına kelepçelemek dışında başka bir şey yapmadı. Peki, suçumuz neydi? Kendi irademizle, bilerek Tanrı’nın yasalarını çiğnemek. Cezamız? Hem fiziksel hem de ruhsal olarak ölüm cezası altındayız. Çıkış yolu yok. Lütfen bunun altını çizin. Tanrı’nın Tevrat, Zebur ve İncil’de açıkladığı budur.

Peki ya yaptığımız iyi işler, sevaplarımız ne olacak? Genel inancın aksine, iyi eylemlerimiz, kötü eylemlerimizi etkisiz hale getirmez. Çocukların oynadığı kalabalık bir sokağa birinin hızla arabasıyla girdiğini düşünün. Saatte 140 km hızla giderek bu kadar çok insanın hayatını tehlikeye soktuğu halde şöyle diyor, “Aşırı hız cezası mı? Memurum, bu sabah hasta eşime yatağında kahvaltı getirmiş olmamın, direksiyon başındaki çılgın anlarımı görmezden gelmenizi gerektirdiğine inanıyorum.”

Hayır, hapistesiniz. Yalan söylediniz, bu da sizi yalancı yapar. Bir şey çaldınız ya da yeni halıyı veya beyaz eşyayı alırken KDV’yi ödemediniz, bu da sizi hırsız yapar. Tanrı’nın yasalarını çiğnediniz, bu da sizi yasa bozucu yapar ve ölüm cezasına çarptırılmanıza neden olur. Sonra İsa geldi ve cezasını ödedi. Unutmayın, İsa günahsızdır. Hesap vermesini gerektirecek herhangi bir günahı yoktu. İnanamıyorsunuz ama İsa, yasayı çiğnemenin cezasını karşılıyor ve sizi özgür kılıyor.

Günah hapishanesinden kurtulmanın tek yolu cezayı çekmektir. Bu durumda ceza ölümdür. Birinin ölmesi gerekiyor, ya siz ya da cennetten gönderilen, sizin yerinize geçecek günahsız Olan. Ölüm olmadan hapishaneden ayrılamazsınız. İyi haber şu, ölüm, İsa’nın çarmıha gerildiği ölüm tepesinde çoktan gerçekleşti. İsa öldüğünde, ölümün yaşamınız üzerinde sahip olduğu hak karşısında öldünüz. Artık serbestsiniz.


10 image5899 free 45Kurtarıcı İsa sizin yerinizi aldı. Artık hapiste kalmanız için bir neden yok. Hiç, serbest bırakıldığı halde hapiste kalmak isteyen bir tutukluyu duydunuz mu? Ben de duymadım. Kapılar açıldığında tutsaklar olabildiğince hızlı bir şekilde kaçarlar. Diş fırçalarını unuttuklarını hatırlayıp tekrar içeri girmezler. Nitekim birinin hapiste olmayı özgür olmaya tercih edeceğini mantık almıyor, değil mi? Bir kez ceza ödendiğinde -ve ceza İsa tarafından ödendi- niye insan tutsak olarak yaşamaya devam etsin ki? Günah hapishanesinden bırakıldınız. Neden, tekrar o hapishaneye adım atmak isteyesiniz ki?

İşte İncil’de bu sorunun sorulduğunu görüyoruz:

“Mesih bizi özgür olalım diye özgür kıldı. Bunun için dayanın. Bir daha kölelik boyunduruğuna girmeyin.” (Galatyalılar 5:1, İncil)

Bu sözlerin esin almış yazarının, kendi kendine şöyle düşündüğünü duyabiliyorum. “Ey Galatya’daki imanlılar, hapishanede bu kadar istediğiniz ne var? Suçu mu özlüyorsunuz? Size yalan söylenmesi ve unutulmanın anılarını mı özlediniz? Kederli ve reddedilmiş olduğunuzda hayat daha mı iyiydi? İsa’ya iman eden, kutsanmış imanlılar, gerçekten yasanın sizi yargılamasını mı istiyorsunuz?”

Hapse geri gitmenin bir anlamı yok değil mi? Ve eğer henüz İsa’ya iman etmiş değilseniz, hapiste olmanın bir anlamı yok çünkü özgür olabilirsiniz! İblis’in insanlığa karşı kullandığı en kötü aldatmaca dindir. Bunu biliyor muydunuz? Gerçek Hıristiyanlık dışında tüm dinlerin, istisnasız olarak, temeli performanstır. İster ateş tanrısı veya nehir tanrısını hoşnut etmek için Afrika’nın ortasında bir kamp ateşi çevresindeki bir kabile dansı olsun ya da herhangi bir yerde herhangi bir dindar insanın Tanrı’yı etkilemek amacıyla yaptığı bir şey olsun. Bunların hepsi dinle ilgili performans göstermektir, şunu veya bunu yaparsanız Tanrı belki sizden hoşnut kalabilir.

Biliyor musunuz, Tanrı bizim yaptıklarımızdan etkilenmez. Arzusu, bize iman armağanı vermektir. “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. (Efesliler 2:8-9, İncil)

Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar!!!

11 look up4 rose temp5 45“Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık ediyor. Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı. Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa’yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine.” (Romalılar 3:21-27, İncil)

“Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz. İçinde bulunduğumuz bu lütfa Mesih aracılığıyla, imanla kavuştuk ve Tanrı’nın yüceliğine erişmek umuduyla övünüyoruz.” (Romalılar 5:1-2, İncil)

Kabul ediyorum, Tanrı’yı hoşnut etmek hayatta en birinci isteğimiz olmalıdır fakat Tanrı kendi uğraşlarımızdan ve memnuniyet kazanmak için yapmaya çalıştığımız tüm iyi işlerden kurtulmamızı istiyor. Neden? Böylece Tanrı’nın bizim için yaptıklarına hayran kalalım diye.

“Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildiir.”

Batılıların hepsi Hıristiyan mı? Bu yazıyı okuyanlar arasında Hıristiyan olduğunu iddia eden binlerce kişi olacaktır. Benim gibi ölümlüler bu soruya nasıl cevap verirler? Tanrı saklasın ama bu gece ölecek olsanız, cennete gidip gitmeyeceğinizi biliyor musunuz? Korkarım birçoğu, ‘Umarım. İyi olmaya çalışıyorum” diyecektir. İsa Mesih’e gerçekten iman eden kişi bu yanıtı vermez. İsa’ya gerçekten iman eden kişi iyi davranışlarıyla hapisten kurtulmaya çalışmaz. Bu işe yaramayacaktır. İman kurallarının geçerli olmadığı dünyada işe yarar. Eğer iyi bir performans gösterirsek, yaşımıza bağlı olarak iş yerimizde zam veya büyükannemizden çikolata alabiliriz. Eğer başarılı bir performans göstermezsek, yine yaşımıza bağlı olarak karnemizi anne babamıza göstermekten veya işimizi kaybetmekten korkarız. Fakat Tanrı ruhsal dünyayı tamamıyla farklı bir şekilde düzenlemiştir. İyi davranışlara bağlı değildir. 12 prison of pride9 45Günah hapishanesinden kurtulmamızı sağlamak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur. Daha önce söylediğim gibi bu hapishaneden kurtulmanın tek yolu cezasını çekmektir. Bu durumda ceza ölümdür. Birinin ölmesi gerekir, ya siz ya da sizin yerinize geçecek cennetten gönderilmiş günahsız Biri. Ölüm olmadan hapishaneden çıkamazsınız. İyi haber, bu ölümün İsa’nın çarmıha gerildiği ölüm tepesinde gerçekleşmiş olduğudur. Bizim yerimize gerçekleştirilen bu ölüm, tıpkı peygamberlikte daha önce bildirildiği gibi, Tanrı İsa’yı üçüncü gün ölümden dirilttiğinde Tanrı tarafından doğrulanmıştır. RAB’be övgüler sunun!

Buna ek olarak Müslümanlar, Kutsal Kitap’a göre Hıristiyan olmanın öncelikle kişisel bir karar olduğu konusunu yanlış anlıyorlar. Ancak ikincil olarak kültürel veya aileyle ilgili bir konudur. Kimse Hıristiyan olarak doğmaz. Herkesin kendisi için, günahlarının bağışlanması için İsa’nın kendileri yerine çarmıhta ölümüne güvenip güvenmeyeceği konusunda karar vermesi gerekir. Tanrı İsa’yı üçüncü gün ölümden dirilterek bu görkemli gerçeği doğrulamıştır. İsa da şu sözleri söylediğinde bunu vurguladı, “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24, İncil). Ancak toplumun büyük bir çoğunluğu İsa’yı Kurtarıcısı olarak seçtiğinde, O’nun öğretişlerini izlediğinde ve bu süreçte yaşamları değiştiğinde kültür ‘Hıristiyan’ olabilir. Bugün dünyada Hıristiyan bir ulus yoktur. Batıda yoktur. Ekvatorun güneyinde de yoktur. Hiçbir yerde yoktur.


13 image11923 number 4 four zzz 45Bugün dünyada sadece dört grup insan vardır:

1) Henüz İsa’nın sözünü işitmemiş olanlar.
2) İsa’nın sözünü işitip inananlar.
3) İsa’nın sözünü işitip inanmamayı seçenler.
4) İsa’nın sözünü işitip inandığını açıklayan ama gerçekle ilgili deneyimlerine dayanan bilgiye sahip olmayanlar. Yani bunun gücünü yüreklerinde hissetmeyenler. Bu insanlar bu ayette tarif edilenlerden değildir: “Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır. Eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2.Korintliler 5:17, İncil). Bu insanlar, bu ayetin ne anlama geldiği veya nasıl bir deneyimi kast ettiği hakkında herhangi bir fikirleri olmadığını size ilk söyleyecek olan kişiler olacaktır. İkinci kategoride olanların canında o kadar derin, o kadar açık ve o kadar tam ve içe işlemiş bir değişim vardır ki ‘Gerçekten de Tanrı’da yeni yaratıklar’ demek uygun olacaktır.

Biri gerçek bir Hıristiyan olduğunda gerçekleştiği kadar derin, radikal ve kapsamlı bir ahlaki değişim yoktur. Eskiden ne olmuş olurlarsa olsunlar, ister inançsız ister dindar, gerçekten Hıristiyan olurlarsa, öyle bir değişim geçirirler ki yeni bir yaratık olduklarını söylemek mümkün hale gelir. Biri bunu şöyle açıklamıştır: “Tanrı insana yeni bir giysi giydirmez. Dinler böyle yapar. Aksine Tanrı giysinin içine yeni bir insan koyar. Hıristiyan inancının eşsizliği de burada yatar.”

Dünyada yaşamları Tanrı’nın gücüyle değiştirilmemiş çok sayıda insan vardır. İşte bu gruptaki insanlar Müslümanların kafasının karışmasına neden oluyor. Bu insanlar sadece ad olarak Hıristiyan oldukları halde, Müslümanlar onların gerçekten Hıristiyan olduğunu düşünüyorlar. Hıristiyan olan kişi, İsa Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’yla canlı bir ilişkiye kavuşturulmuştur. Bu ilişki asla son bulmayacaktır, ölümün dahi koparamayacağı bir ilişkidir. Bu insanlar Almanya’dan Antalya’ya sahilde üstsüz güneşlenmek için uçmazlar. Bu insanlar İstanbul’daki meyhanelerde veya İzmir’deki diskolarda sarhoş olmazlar.

II. KUTSAL KİTAP DEĞİŞTİRİLMİŞTİR. Çok sayıda Müslüman Kutsal Kitap’ın değiştirildiğini varsayar, yani tarihte belli bir noktada içeriği ve anlamının bilerek değiştirildiğine inanırlar.

14 image11094 magnifying glass 45Herhangi birinin kutsal kitabı hakkında bu denli büyük bir iddia o kadar önemlidir ki, kesinlikle hafife alınmaması gerekir. Olağanüstü bir dikkat ve nesnellikle araştırılmalıdır. Gerek Hıristiyanlar, gerekse Müslümanlar, kutsal kitaplarının insanı cennette sonsuz yaşama götürecek gerçeği içerdiğini iddia ederler. Fakat bunun nasıl gerçekleştiği konusunda çok temel noktalarda fikir ayrılığına sahiptirler. Bu nedenle, kutsal kitaplar arasında bir seçim yapılması gerekir. Aşağıda, Kutsal Kitap hakkında Müslümanlar tarafından yanlış anlaşılan üç konu listelenmiştir:

a) Çok fazla farklı Kutsal Kitap çevirisinin olması çok fazla farklı Kutsal kitap olduğu anlamına gelir. Bu yanlış bir çıkarımdır. Eski Antlaşma İbranice ve Aramice yazılmıştır ve Yeni Antlaşma Grekçe yazılmıştır. Asıl elyazmaları günümüzde mevcut olmasa da, çeviriler eski elyazması nüshalarından yapılmıştır. Bu elyazmalarından en azından 24.000 adet vardır ve bütün veya kısmi olarak kıyaslama olanağı sunarlar.

İnsanlar kendi çağdaş dillerinde Tanrı Sözünü okuyacaklarsa yeni çeviriler yapmak ve eskileri gözden geçirmek gerekir. Zaman geçtikçe, sözcüklerin anlamı değişir. Tanrı’nın Sözü’nün çevirisini canlı tutmak için insanların kullandığı yaşayan dillerde korunması gerekir. Sadece diller değişiyor ve çevirilerin bu değişimleri yansıtması gerekmiyor, dil anlam olarak da zengindir. Yeni çeviriler, başka çevirilerde eksik olan küçük farkları ortaya çıkarıyor. Şimdi yazacağım gerçeğin altını çizin. Bu süreçte doktrin veya öğretişle değişiklik yapılmamıştır çünkü böyle bir şey kabul edilemez. Kutsal Kitap eski elyazmalarıyla karşılaştırıldığı sürece çeviriler açısından kaygımız olmamalı. Burada durum Kuran’ın İngilizce, Almanca, Farsça, Malezya dili ve Türkçe’ye çevirilerinden farklı değildir. Hepsi aynı kitabın farklı çevirileridir.

b) Kutsal Kitap hakkında genellikle, eski elyazmalarıyla arada bazı farklar olduğu için metnin değiştirilmiş olduğu söylenir. Ayrıntılardaki bu farklar metnin genel olarak güvenilirliğini etkilemez. Tam olarak nasıl okunması gerektiği konusunda şüphelerin olduğu bazı küçük alanlar vardır fakat bu okumaların hiçbiri Hıristiyanlığın temel doktrinlerini etkilemez. Kutsal Kitap ve Kuran arasındaki önemli fark metinle ilgili tarihleri değil, bildirilerinin farklılığıdır. Kutsal Kitaplardan birinin güvenilirlik açısından değiştirildiğine ve diğerinin değiştirilmediğine inanmak yanlıştır. Aynı şekilde, bir kutsal kitap hakkında eleştirel sorular sorabilirken diğer kutsal kitap hakkında eleştirel sorular sormamıza izin verilmemesi de haksızlıktır.

15 image11924 candle light test examine 45 textKuran’ı sorguladığım zaman bu kitaba karşı saygısızlık ettiğimi düşünmüyorsunuz umarım. Kutsal Kitap’ı sorguladığınız zaman ben sizde kötü niyet arıyor muyum? Kesinlikle hayır. Eğer canlarımızın sonsuz yazgısını kutsal yazılarımızın ne dediğine dayandırıyorsak, öncelikle gerçekliklerini sorgulayabilmeliyiz!

Biz ölümlü, Tanrı ise ölümsüz olduğu için ve biz günahlı ve Tanrı kutsal olduğu için Tanrı’yı tanıyabilmemiz için Tanrı’nın kendisini bize göstermesi gereklidir. Ama Tanrı bunu hangi kutsal kitapta yaptı? Kuran Tanrı’yı Tevrat, Zebur ve İncil’dekinden farklı resmettiği için hangi vahyin Tanrı’dan geldiğine karar vermemiz gerekir.

Şu anki Kuran Muhammed tarafından okunanla tamamıyla aynı mı? Eğitimli Müslümanlar bile, dünyada birbirinden farklı Kuran’ların dolaştığını öğrenince şaşırıyorlar. Genel olarak konuştuğumuzda şu anda basılı Kuran’lar iki aktarım geleneğine girer: Medine geleneğiyle temsil edilen Warş geleneği. Batı ve Kuzeybatı Afrika’da bulunur; Hafs aktarımı ise Kufa kökenlidir. İslam dünyasının geri kalanında bulunur. 1342 A.H./1924 C.E. yılına ait sözde standart Mısır basımı temelde Hafs geleneğidir ve İslam dünyasında en yaygın olarak kullanılan Kuran’dır. Ne var ki, “Son on yılda, Suudi Arabistan ve Katar gibi merkezi Müslüman ülkelerde bile 1342 Kahire metninden yazım açısından önemli değişiklikler gösteren metinler resmi onayla basılmıştır.” (A. Brockett, Studies in Two Transmissions of the Kur’an [Kuran’ın İki Aktarımıyla ilgili Çalışmalar], Doktora Tezi, St. Andrews Üniversitesi, İskoçya, 1984, s.13.)


16 image11761 injil incil nt new testament 45Kuşkusuz, Müslümanlar ve Hıristiyanlar kutsal kitapları hakkında benzer güçlü inançlara sahiptir. Müslümanlar Kuran’ın Tanrı tarafından hatasız bir şekilde vahyedildiğine ve zaman içinde insan eliyle değişime uğramadığına inanır. Derler ki, dünya çapında Müslüman inancının korunması ve yayılması için Tanrı tarafından korunmuştur. Fakat Hıristiyanlar, Tanrı’nın insana Kutsal Kitap’ta verdiği vahiyler hakkında aynı inancın gerçek olduğuna inanırlar.

Birçok insanın İncil’in güvenilir olmadığını söyleyerek düştüğü hataya düşmeyin.

Gerçek şu ki, İncil, tamamıyla güvenebileceğiniz bir kitaptır. İncil’in tarihselliği ve güvenilirliği konusundaki makaleleri web sitemizin diğer bölümlerinde okuyabilirsiniz. Tek bir gerçeği unutmayın. Kutsal Yazıları ilk başta esinlemek konusunda kudrete ve egemen denetime sahip olan Tanrı, egemen kontrolünü hiçbir zaman bir kenara bırakmadı. Bunu söylerken şunu kastediyorum; Tanrı hiçbir zaman kimseye kendi esinlediğini değiştirme izni vermedi. Esinlendikleri andan itibaren Tanrı, Kutsal Yazılar’ın korunması konusunda kudretine ve egemen denetimine devam etti. “RAB’be karşı başarılı olabilecek bilgelik, akıl ve tasarı yoktur.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 21:30, Eski Antlaşma). Bugün İncil’de İsa hakkında okuduklarınız Tanrı’nın İsa hakkında bilmenizi istedikleridir.

Bu web sitesinde Kutsal Kitap’ın güvenilirliği konusunda bol bol kanıt bulacaksınız. Umudum ve duam, doğru soruları sordukça, Müslümanların Hıristiyanlarla ilgili yanlış anlamalarının düzeltilmesi. Tüm kanıtları incelemek isteyen kişiler için “Kuran Kutsal Kitap’ın değiştirildiğini söyler” demek ikna edici değildir. Bu ciddi suçlamayı getirenlerin, söylediklerinin tarihsel bir olgu olduğunu açıkça göstermek için kanıt sağlamayı istemeleri ve bunu başarmaları gerekir. Aşağıdakiler gibi sorulara yanıt vermeleri gerekir:

1) Ne zaman değiştirildi?
2) Kim değiştirdi?
3) Neden değiştirildi?
4) Ne gibi değişiklikler yapıldı?
5) Yapılan değişiklikleri kanıtlamak için değiştirilmiş metinleri kıyaslayabileceğimiz ‘asıl’ Kutsal Kitap nerededir?

İster bizim, ister başkasının olsun, herhangi birinin kutsal kitabı hakkında bu önemli soruları sormamız gerekir. Bu beş soruyla ilgili tatmin edici cevaplarınız var mı? Eğer Kutsal Kitap değiştirildiyse, bu iddiayı destekleyecek ikna edici kanıtlar olacaktır.

17 image7908 read book injil 45c) Müslümanların Kutsal Kitap’la ilgili olarak sahip olduğu üçüncü yanlış anlama Kutsal Kitap’ın aktarımıyla ilgilidir. Müslümanlar genel olarak Kutsal Kitap’ın aktarım tarihi hakkında bilgi sahibi değildir. İsa gelmeden önce Tevrat ve Zebur, Yahudi halkının Kutsal Yazılarıydı. Tevrat, Zebur ve İncil, İ.S. birinci yüzyıldan itibaren Hıristiyanlar için Kutsal Yazılar olarak kabul edilmiştir. Muhammed’den önceki beş yüzyıl boyunca esinlenmiş bu yazılar Hıristiyanlığın özü olmuştur.

Düşünün bir kere. Değiştirilme suçu doğruysa, Kutsal Kitap metnindeki değişiklikler Arabistan’da henüz İslam başlamadan önce yapılmış olmalı. Ne var ki, böyle olmadığını görüyoruz. Gördüğümüz İ.S. 600’den önce yazılmış 292 eski elyazması nüshasıdır. Bu nüshalar bugün kitapçıdan alabileceğiniz Kutsal Kitap’la tamamıyla aynıdır. Bu çok eski elyazmaları aslen Grekçe ve İbranice dillerinde yazılmıştır. Eğitimli akademisyenler, anlayabileceğimiz dillerden bizler için doğru bir çeviri vermek amacıyla bunları çevirmiştir.

Örneğin, elimizde İslam’dan 450 yıl öncesine ait Kutsal Kitap nüshaları vardır. Bu nüshalar günümüz Kutsal Kitabı’yla doktrin konusunda her noktada anlaşmaktadır. Bunu kendiniz görmek isteyebilirsiniz. Londra’da Great Russell Sokağı’nda Britanya Müzesini ziyaret edin ve halka açık olarak gösterilen iki eski Grekçe elyazması göreceksiniz; Kodeks Aleksandrinus ve Kodeks Sinaiticus. Müze görevlisine bu elyazmalarının yaşını sorun. İslam’dan öncesine aittirler. Elyazmaları, değiştirilme suçlamasına ‘Hayır!’ diyor. Bizim ne düşündüğümüz önemli değildir. Elyazmaları bize meselenin gerçeğini anlatıyor.

III. HIRİSTİYANLAR İSA’YI TANRI YAPTILAR. Müslümanların Hıristiyanlar hakkında yanlış bir anlayışa sahip olmasının üçüncü nedeni İsa’nın kimliğiyle ilgilidir. Birçok Müslüman Hıristiyanların İsa’yı Tanrı yaptığına, yani insana tanrılık özelliği atfettiklerine inanır.

18 image10837 love book injil heart 45Hıristiyanların İsa hakkında inandıkları İsa’nın Müjdeler’deki kendi sözleri ve eylemlerinden ve Yeni Antlaşma’da korunmuş haliyle elçilerin tanıklıklarından gelir. Tanıklıkları önyargılı mıydı yoksa yanlış mıydı? Gerçek şu ki, İsa’nın kim olduğunu düşündükleri hakkında kendi yorumlarını yazmıyorlardı. “Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” (2.Petrus 1:20-21, İncil)

Hıristiyanlar İsa’yı Tanrı yapmadılar. Bizim yaptığımız, İsa Mesih’in kendisi hakkında açıkladıklarını ve İncil’in diğer ilahi bir şekilde esinlenmiş metinlerinin O’nun hakkında söylediklerini kabul etmek. Hıristiyanlar da Tanrı’ya küfretme konusunda Yahudiler ve Müslümanlar kadar duyarlıdır. Kanıtları inceleyerek İsa’nın Tanrı olduğunu kabul ettik. Bu kanıtların, İncil’den yüzyıllar sonra ortaya çıkan herhangi bir yorumdan, tarihsel olarak daha doğru ve güvenilir olduklarını gösterdiklerine inanıyoruz.

“Kuşkusuz Tanrı yolunun sırrı büyüktür. O, bedende göründü…” (1.Timoteos 3:16, İncil)


19 image11918 confront conflict misunderstand face to face 45Müslümanların Hıristiyanlarla ilgili sahip olduğu başlıca üç yanlış anlama nedir? 1) Batılıların hepsi Hıristiyandır. 2) Kutsal Kitap değiştirilmiştir. 3) Hıristiyanlar İsa’yı Tanrı yaptılar. Bunlar, Müslümanların daha doğru bilgilere sahip olabileceklerini düşündüğüm bazı konular. Bu yanlış anlamalara işaret etmek önemli mi? Ben dinle ilgili yanlış anlaşılmalara neden olan alanların açıklığa kavuşturulmasının herkes için önemli olduğuna inanıyorum.

İnançlarımızı başkalarıyla tartışırken duygusal davranmaya gerek var mı? Maalesef, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki tartışmalar fazlasıyla duygusal. Ben kişisel olarak İslam ve Hıristiyanlık arasındaki farklılıkların kavga etmeyecek kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Olabildiğince nesnel, sistematik ve karşıdakileri anlamaya çalışan bir şekilde incelenmelidir. Çünkü gerçek başka türlü davranılmayacak kadar önemlidir.

Eğer inançlarımızı tartışırken siz bana bağırırsanız ve ben daha yüksek sesle bağırarak yanıt verirsem, Tanrı’nın en temel buyruğuna itaatsizlik etmiş oluruz:

“İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Çünkü Kutsal Yasa’nın ve peygamberlerin söylediği budur.” (Matta 7:12, İncil)

HIRİSTİYANLARIN MÜSLÜMANLAR HAKKINDA ÜÇ YANLIŞ ANLAMASI

I. DİKKAT! BEDENLERİNE BAĞLI BOMBALARLA GEZİYORLAR! Birçok Hıristiyan yanlış bir şekilde bütün Müslümanları potansiyel aşırılık yanlısı, terörist veya en azından hoşgörüsüz insanlar olarak görüyorlar. Batılılarda, Müslümanlardan korkma eğilimi vardır ve bunun en azından iki nedeni var.

20 image11925 terrorist terrorism 451) Birçok Hıristiyan, şiddet içeren köktendinciliğe sık sık yer veren medyadan etkilenir. Kendilerine sunulanın eksik bir resim olduğunu fark etmezler. Herhangi bir Müslüman toplumda barış seven insanlar vardır ve merhametsiz fanatikler vardır. Barışçıl gruplar da var, şiddet yanlısı gruplar da var. Ruhsal olarak motive edilen gruplar da var, siyasal olarak motive edilen gruplar da var. Kendi amaçlarına hizmet etmek isteyenler var, vatandaşlarına hizmet etmek isteyenler de var. Benim çok ilginç bulduğum bir konu bu grupların her birinin kılavuzluk ve kendilerini haklı göstermek için Kuran’a ve Muhammed’in örneğine bakıyor olmaları.

Keşke dünya birinci elden Türk insanlarının misafirperverliğini deneyim edebilse! Türkiye’deki Müslümanları tanımlayan işte budur, kısa bir süre önce İstanbul’da El Kaide’ye üye oldukları şüphesiyle tutuklanan yirmi altı kişi değil. Haber ajanslarına göre yabancıları öldürmeyi planlıyorlardı. Ama gelin hesabı siz yapın. Bir tarafta, İstanbul’da yirmi altı yasa tanımaz adamla henüz niyet ettikleri kötülüğü gerçekleştirememiş bir avuç insan. Öte yanda, İstanbul’un nüfusu her ne kadarsa o kadar insanı koyun. İyi ve barışsever olanların sayısı, kötü ve nefret dolu olanları kat kat aşıyor, değil mi?

2) Hıristiyanların, Müslümanları yanlış bir şekilde görmelerinin ikinci nedeni Müslümanların inançlarına ne kadar bağlı olduklarını anlamamalarıdır. Müslümanlara son dini, tüm diğerlerine üstün gelen nihai vahyi kabul ettikleri öğretilir. Tanrı’dan daha önce vahiy alıp yanlış yola saptıkları noktalarda onları da düzeltir. Muhammed’in insanlığa gönderilen son ve en yetkili peygamber olduğuna inanırlar. “Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O’dur.” (Saf 61:9). Bu öğretişe dayanarak, birçok Müslüman dinlerini tüm dünyaya yaymak için ilahi bir göreve çağrıldıklarına inanırlar. Bazıları buna hoşgörüsüzlüğün doruk noktası diyebilir fakat ben başkalarının inançlarını tanımaları konusunda duydukları arzuyu oldukça doğal buluyorum. 21 image906 read injil bible 45Hıristiyanlar olarak bizlerin, İsa’nın sözleri nedeniyle sahip olduğumuz inançla aynı inançtır: “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6, İncil). “Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.” (Yuhanna 8:12, İncil)

Müslümanların sonsuz yazgımız konusunda duyduğu kaygı, Hıristiyanların Hıristiyan olmayanlar için duyduğu kaygıyla aynıdır. Bizim de özlemimiz, Müslümanların İncil’de açıklandığı ve İsa’da resmedildiği şekliyle gerçeği bulmalarıdır. İncil’de vaat edildiği gibi sonsuz yaşam armağanını aldıysak, bu, insanın kendisine saklayacağı türden bir müjde değildir. İnsan bunu başkalarına aktarmak ister.

Hıristiyanlar, Tanrı’dan gelen kesin gerçeğin nerede bulunduğu konusunda farklı bir fikre sahip olsalar da, Müslümanların İslam için duydukları merhametle hareket etmelerini tuhaf bulmamalıdır. Müslüman toplumlarda İslam’a bağlılığın çeşitli derecelerini ve bunun nasıl kanıtlandığını anlamak Müslümanlar hakkında haksız genellemelerin üstesinden gelmemize yardımcı olur. Hepsi potansiyel olarak aşırılık yanlısı mı? Tabii ki hayır!


22 image11927 islam history no beard zzz 45II. MUHAMMED HAKKINDA YANILMAK. Birçok Hıristiyan Muhammed’in İslam’daki yerini anlamaz. Bu da, onunla ilgili iki tür yanlış anlamaya neden olur.

Birçok kez Hıristiyanlar Muhammed’in İslam’daki konumunun İsa’nın Hıristiyanlık içindeki konumuyla aynı olduğunu düşünür. Müslümanların İslam’ı ‘Muhammed’in dini olarak görmediklerinin farkında değiller. İslam, Muhammed’in başlattığı din değildir. İslam, kendisini, Yahudilik ve Hıristiyanlıktan sonra gelen din olarak görür fakat ezelden beri var olduğuna inanılır. Müslümanlar, Yahudilik ve Hıristiyanlığın sonraki gelişmeleri olan inanç olduğuna inanırlar. “İbrahim, ne Yahudi, ne de Hıristiyan idi; fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi.” (Al-i İmran 3:66). Bu nedenle, Hıristiyanların ve Yahudilerin değil, Müslümanların, İbrahim inancının gerçek temsilcileri olduğunu söylerler. Muhammed’in ilk Müslüman olmadığını söylemek, İslam’ın kendisini nasıl gördüğünü daha iyi anlamaktır.

Hıristiyanlar, Muhammed’in önemini fazla abartabilirler, Müslümanların Muhammed’e ibadet ettiği noktasına kadar. Öte yandan, Hıristiyanlar, Muhammed’in Müslümanlar için anlamını azımsayabilirler de. Muhammed’in Müslümanlar için önemini azımsamak, batılıların Muhammed’i resmeden karikatürleri yayınlayan Danimarka gazetesine bakışlarında görülür. İslam dışındakiler, Müslüman dünyasında ortaya çıkan tepki karşısında büyük bir şaşkınlık duydular. “Nasıl olur da, bir karikatür, pek çok Müslümanın talep ettiği gibi gazetenin binasının bombalanmasını ve karikatüristlerin öldürülmesini gerektirebilir?” diye sordular. Eğer, karikatürler yayınlandıktan sonra gazetelerde yazdığı gibi, İslam Peygamber Muhammed’in her türlü resminin yapılmasını yasaklıyorsa, o zaman, bu açıkça küfür sayılır, değil mi? Fakat Muhammed’in resimleri İslam’da gerçekten yasak mı? Bu sorunun yanıtı sizi şaşırtabilir.

Kuran’da çok sayıda ayet putperestliği veya heykel veya resimlere tapınmayı yasakladığı halde Kuran’da tek bir ayet bile, açıkça ya da üstü kapalı olarak Muhammed’in resminin yapılmasını yasaklamaz.

23 image11930 paint paintbrush 45Peki ya hadisler? Onlar resimler konusunda ne diyor? Müslümanların çoğunluğu Sünni Müslümandır. Bu mezhep, İslam’da Kuran’dan sonra en yüksek yetkiye sahip metin olarak altı hadis derlemesini kabul eder. Hadisler, Muhammed’in yaptıkları ve öğrettikleri hakkında çoğunlukla çok ayrıntılı kayıtlardır. Neden Sünni Müslümanlardan bahsediyorum? Belli bir konuda birden çok güvenilir hadis fikir birliğinde olduğunda Sünni Müslümanlar bunun kendilerini bağladığına inanır. Bunu aklımızın bir köşesinde tutarak, aşağıdaki resimlerle ilgili bu öğretişlerin sadece tek bir yazar veya derleyiciyle sınırlı olmadığını, fakat hadislerin çeşitli derlemelerinde yayılmış olarak bulunduğunu gösteren birkaç alıntıya yer vereceğiz. Buhari çevirisindeki otuz hadisten veya Müslim çevirisinde Muhammed’in resimleri yasakladığı söylenen on altı hadisten alıntı yapmayacağım. İşte birkaç örnek:

“İbn-i Ömer, Allah’ın Elçisi (Esenlik üzerine olsun) dedi ki: Kim resim yaparsa yargı gününde cezalandırılacaktır.” (Sahih Muslim, 3.cilt, no.5268, s.1160.) Yasağın sadece resim yapan putperestlere ve hatta başka nedenlerden ötürü resim yapan Müslümanlara karşı değil, fakat resim yapan herkese karşı olduğuna dikkat edin.

Bir sonraki hadis yasağı açıklığa kavuşturuyor:

Rivâyet olunduğuna göre, Sıddîka-i müşârün-ileyhâ (bir kere) ufak bir yastık, bir şilte almıştı. Üstünde (hayvan) resimleri vardı. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunu görünce kapının önünde tevakkuf buyurdu da içeri girmedi. Âişe radiya`llahu anhâ (bu sırada) Resûlullah`ın yüzünde şiddet (âsârı) sezdim de: – Yâ Resûla`llah! Allah`a ve Allah`ın Resûlüne tevbe ederim. (Fakat bilmem ki) ne kusûr ettim, dedim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: – Şu yastığın (burada) işi nedir? buyurdu. Ben: – Yâ Resûla`llah! (Kâh) üzerine oturasın, (kâh) yaslanasın diye senin için iştirâ ettim, diye cevab verdim. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem: – Bu sûretlerin sâhibleri kıyâmet gününde muhakkak azâb olunurlar. Ve bu kimselere (tahakküm ve ta`ciz yollu): tasvîr ettiğiniz bu hayvanları (haydi) diriltiniz (bakalım?) denilir, dedi. Yine Resûlullah: Şol bir ev ki, içinde sûretler vardır, artık o eve Melekler girmez, buyurdu. (Sahih Bukari, 62.cilt, no.110)

24 image11933 photo picture on wall hadith 45Abu Talha’nın anlatımı : Peygamber dedi ki, “Köpek ve resim bulunan eve melekler girmez.” (72.cilt, no.833)

Hadisler sadece Muhammed’in resimlerinden söz etmiyor. Hadislerde, insanların her türlü resminin yasaklandığını görüyoruz. Bazı Müslümanlar evlerde resim yasağının televizyonu da kapsadığını söylüyorlar. Bu nedenle yıllar önce Suudi-Arabistan’da televizyon kullanılmaya başlandığında ve herkesin oturma odasına insan ve hayvanların resimleri ışınlandığında şiddetli ayaklanmalar yapılmıştı. Öte yandan, en azından batıda çoğu Müslüman resimlere karşı yasaklamaları uygulamaz.

O halde ne sonuç çıkarmalıyız?

1) İslam’da resim yapmanın büyük bir günah olduğu açık. Bunu vurgulayan düzinelerce hikaye var ve Yargı Gününde Allah’ın bu kişileri cezalandıracağı söyleniyor. Dikkat etmemiz gereken şey, Müslümanların resim ve karikatürleri yapanları cezalandırmaları konusunda bir buyruk olmadığı. Tanrı, bize karşı yanlış yapıldığında nasıl hissettiğimizin farkında ama Tanrı’nın bizim için çözümü kendi ellerimize almamız değil. Kendi kendimize öç almamamızı emrediyor. “Sevgili kardeşler, kimseden öç almayın; bunu Tanrı’nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Rab diyor ki, ‘Öç benimdir, ben karşılık vereceğim.’” (Romalılar 12:19, İncil). Başkalarından öç almak bize düşmez.

Eğer Müslümansanız, bu gerçeği kabul edip etmeyeceğinizi bilmiyorum ama Tanrı İncil’de bize şöyle buyuruyor: “Kötülüğe kötülükle, sövgüye sövgüyle değil, tersine, kutsamayla karşılık verin.” (1.Petrus 3:9, İncil)

Eğer ben bu hadislere inanan bir Müslüman olsaydım, evimde resim bulundurmaktan kaçınmamın temel nedenlerinden biri evime meleklerin girmesine engel olmamak için olurdu. Bu büyük bir kayıptır.


25 image10997 heart love cross one cross long 452) Bir an için Muhammed’in görünümünü resmetmenin küfür sayılıp sayılmayacağı konusunu bir yana bırakırsak, sanırım kimsenin başkasını aşağılamaya hakkı olmadığı konusunda anlaşabiliriz. Özellikle İncil’de resmedilen ve İsa’ya iman edenler için hazır olan sevgiye erişme olanakları olduğunda. Bu ayette, nerede, bu sevgiye sahip olanların başka birini aşağıladığını görüyorsunuz?

“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz.” (1.Korintliler 13:4-8, İncil)

Doğaüstü bir şekilde bende ürün veriyor mu? Eğer İsa’ya iman ediyorsanız, evet, “Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir.” (Galatyalılar 5:22-23, İncil)

Daha önce, insanların yanlış anlamaya sahip olmasının en temel nedeninin bilgi eksikliği olduğunu söylemiştim. Başkalarının neye inandığını bildiğimizi sanabiliriz ama gerçekten biliyor muyuz? İslam inancının dışında kaç kişi hadisteki resim yasağını biliyor? Özellikle Muhammed hakkında değil ama genel yasak içinde onun da dahil olduğunu? Bu kadar kışkırtıldıklarını kaçı anlıyor? Korkarım çok fazlası değil.

Müslümanlar Muhammed’e ibadet etmese de, Hıristiyanlar yaşamlarında ona karşı sahip oldukları sevgi ve yakınlığı anlamıyorlar. Müslümanlar Muhammed’i en son ve en büyük peygamber olarak görüyor ve herhangi bir insana gösterebilecekleri en büyük saygıyı gösteriyorlar. Ayrıca birçok Müslüman Muhammed’in Kıyamet Gününde kendileri adına yalvarışta bulunacağına inandıkları için açıkça ona sadık ve bağlı olduklarını ifade etmek istiyorlar. Muhammed’i eleştirmek aynı zamanda İslam yasalarına da aykırı bu nedenle Müslümanlar, başkaları Muhammed’i eleştirdiğinde zorlanıyorlar. Müslümanların Muhammed eleştirildiğinde hissettikleri acı, Hıristiyanların İsa’ya, onların inandığından daha az saygı gösterildiğinde hissettikleri acıya benziyor. Hıristiyanların bu konuda işin içinde olan duyguları anlayıp Müslümanların Muhammed’i görme biçimlerine karşı duyarlı olmaları gerekir.

III. SİYASET VE İSLAM. Çok sayıda Hıristiyan’ın İslam’da siyaset ve dinin rolleri konusunda kafalarında yanlış fikirler vardır.

26 image11935 islamic islam contribution astronomy 45Hıristiyanlar İslam’ın tümüyle kılıçla yayıldığına inanma eğilimindedir. İslam’ın yayılışının tacirler ve Müslüman Sufi misyonerler aracılığıyla olduğunu bilmeyecek kadar dünya tarihi hakkında bilgisizdirler. Bu, özellikle İslam’ın Afrika ve Güneydoğu Asya’nın bazı kısımlarında yayılmasıyla ilgili olarak doğrudur. İslam’ın bugün batıda yayılması konusunda da aynı şey doğrudur. Batılı Hıristiyanlar, insanlığın iyiliğine yapılmış katkılardan daha çok Orta Doğu’da, Akdeniz çevresinde ve Avrupa’da İslam’la ilgili savaşları bilirler. İslam’ın sanat, mimari, bilim, matematik, tıp, müzik, mühendislik ve yazına önemli katkıları olduğu halde bunlar batılılar tarafından pek bilinmez.

Aynı şekilde, çok sayıda Hıristiyan İslam’ın siyasal doğası konusunda bilgisizdir. Gerçek şu ki, tarih boyunca İslam, İslam’ın yayılması ve uygulanmasına yardım etmesi amacıyla politik araçları kullanmaktan hiçbir zaman kaçınmamıştır çünkü Müslümanlar İslam’ın yaşamın tümünü kucakladığına inanırlar.

Ne Eski Antlaşma ne de Yeni Antlaşma Yahudi veya Hıristiyanları dünyanın ulusları üzerine belli bir hükümet biçimi empoze etme konusunda teşvik etmiyor. Yahudiler ve Hıristiyanlar bir ulusun siyasal hayatına katılabilirler, katılımları inanmayanlarla eşittir. Çözüm önerilerini, akıl, adalet, eşitlik ve ulusun tüm vatandaşlarının yararı temelinde yapmak zorundadırlar. Öte yandan, gerçek Müslümanlar çözüm kararlarını Şeriat yasasına dayanarak yaparlar çünkü gerçek İslam, Allah’ın ilahi yasalarını dünyanın tüm ulusları için açıkladığını öğretir. Bunu Kuran ve Sünnet’i vererek yapmıştır. Böylece doğal olarak, Kuran ve Sünnet, Müslümanların hükümet, toplum ve dinle ilgili yaşamlarını tanımlarken temeldir.

İslam Allah’ınki dışında başka bir egemenlik kabul etmez ve sonuç olarak kendisinden başka yasa koyucu tanımaz. Tanrı’nın birliği kavramı, Kuran’da ifade edildiği biçimiyle ibadet edilen tek varlık olmasıyla sınırlı değildir. Kavramın hukuk felsefesinde kullanıldığı biçimiyle, Allah’ın eksiksiz ‘yasal egemenliği’ de vardır. Allah’ın yasal egemenliği, Kuran’da, birliği kadar açık bir şekilde vurgulanmıştır. 27 image5078 pray repent humble 45Kuran’a göre Allah’ın ilahiliğinin bu iki yüzü birbiriyle o kadar bağlantılıdır ki, birinde ki eksiklik tanrılığı kavramını zayıflatır. Camide ve siyasal alanda, insanın değil, Allah’ın egemen olması gerekir.

Evet, Hıristiyanlar politikanın İslam’daki yerini yanlış anlarlar. İslam, din olduğu kadar siyasal bir ideolojidir. Uluslar üzerinde Allah’ın siyasal egemenliğini oluşturmak ister. Siyasal bir amacı vardır ve bu amaç dünyada her ulusta dinsel ve siyasal güce sahip olmaktır. İslam itaat demektir ama sadece kişisel düzeyde değil. Eğer Müslümanlar İslam dininin yaşamın tümünü kucaklaması gerektiğine inanıyorlarsa, Allah’a itaat aynı zamanda dünyanın ulusları Allah’a itaat etmeli demektir.

Hıristiyanlar Hıristiyanlığın tarihinin büyük bir kısmı boyunca, Kilisenin siyasetle yakından ilişkili olması gerektiği görüşünün benimsendiğini unutabilirler. Yüzyıllar boyunca Kilise, siyasetin konumu için gerekli ve doğru destek için siyasal yetkinin kılıcı olarak kabul edildi. Ancak son yüzyıllarda, Hıristiyanlar siyasal süreç içinde katılımlarının ne olduğunu anlamak için Kutsal Yazılar’a baktıkça bu beklenti olması gerektiği gibi değiştirildi.


28 image6964 bondage freedom ransom sin 45Öncelikli olarak siyasal değişime odaklanmak mı? Hayır, bu, Müjde’nin ilan edilmesine odaklanılmasına engel olur ve Hıristiyanlığı partizan politikayla ilgili bir konu haline getirir. Bazıları Hıristiyanların siyasete hiç girmemeleri gerektiğini söyler ama kendinizi siyasal süreçten tamamıyla soyutlayarak tüm insanların iyiliğiyle nasıl ilgilenebileceğinizi anlayamıyorum. Bireysel bir düzeyde bir Hıristiyan için siyasal katılım, sadece oy verme ve vatandaşlığın diğer temel sorumluluklarını içermez özellikle de söz konusu adalet ve insanlık onuru olduğunda. Hıristiyanların polis, asker veya yargıç olarak çalışabileceğini kabul edersek neden bazıları seçilmiş görevliler olarak çalışmasın ki?

Hıristiyanlar temel olarak İsa’nın cennete geri dönmeden önce verdiği göreve odaklanmalıdır fakat bunun yanı sıra ölçülü, stratejik bir şekilde siyasal katılım da olmalıdır. Hangi görevden bahsediyorum? Matta İncili’nin son üç ayetinde bulunur ve Tanrı’nın verdiği başka bir görev bunun yerini almayacak. Bunu biliyoruz çünkü İsa bu olağanüstü görevde kendisini izleyenlerle ne zamana kadar beraber olacağını söylüyor. Bir sonraki yüzyılın sonuna kadar değil fakat dünyanın sonuna kadar! Bu vaadin süresi, görevin, tüm çağlarda tüm öğrencilere verildiğini kanıtlar.

“İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: “Gökte ve yeryüzünde bütün yetki bana verildi. Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin; size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”” (Matta 28:18-20, İncil)

29 look up13 temp5 45İsa, kendisini serbest bırakma ya da ölüm cezasına çarptırma yetkisine sahip olan Roma Valisine ne dedi? “İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.” (Yuhanna 18:36, İncil)

İsa’ya yüklenen suç kral olduğunu iddia etmesiydi. Bu ayette gördüğümüz gibi İsa özünde kral olduğunu iddia ettiğini kabul ediyor ama Yahudi din görevlilerinin anladığı anlamda değil. Dünyasal bir krallık kurmaya çalışmak ve Sezar’a karşı ayaklanma çıkarmakla suçladılar. İsa buna yanıt olarak krallığının bu dünyadan olmadığını söyledi. Yani, dünyadaki krallıklarla aynı doğaya sahip değildir. Aynı amaç için oluşturulmadı veya aynı şekilde yürütülmedi. O zaman da, şimdi de.

İsa, kendi krallığıyla dünyasal krallıklar arasındaki bir farka işaret etti. Dünyadaki krallar silahla savunulur. Orduları vardır ve savaşırlar. İsa’nın krallığı bu tip bir krallık olsaydı, kendisini izleyen kalabalıkları savaş için hazırlanmak üzere harekete geçirirdi. Yeruşalim’e giderken yanında kendisine eşlik eden göksel orduları silahlandırırdı. Tutuklandığı Getsemani Bahçesi’nde yalnız ve silahsız olmazdı. Fakat kral olduğu halde, egemenliği, insan yüreği üzerindedir; kötü tutkuları ve yoz arzuları alt eder ve canı Tanrı’yı, esenliği ve birliği sevmeye yöneltir. Fetih? Evet, ama zorla değil gerçeğin gücüyle.

İsa, ‘Krallığım bu dünyadan değil’ dediğinde, Hıristiyanlığın siyasetli hiçbir ilgisi olmaması gerektiğini söylemedi. Bu İsa’nın egemenliğinin dünyayla hiçbir ilgisi olmayacak demek değildir. Hıristiyanlar, siyasal düşünce gibi, düşüncenin belli alanlarını göz ardı etmeye değil, İsa’nın son sözlerini hayattaki birinci öncelikleri haline getirmeye çağrılmıştır. İsa’nın ölümden dirildikten sonra bunu öğrencilerine verdiği son görevde görüyoruz.

30 image6550 walking talk conversation 45Bize ne yapmamız söyleniyor? İsa’ya iman edenlerin dünyanın sonuna kadar görevi müjdeyi duyurmak ve öğretmektir, sözcüğün siyasal anlamında egemenlik sürmek değil. İsa kendisini izleyenlere dünyaya kendisini tanıtmaları buyruğunu verdi. Görevlerini yerine getirme sürecinde Hıristiyanlar İsa’nın, Roma Valisi Pilatus’a açıkladığı derin gerçeği hiçbir zaman unutmamalıdır. İtalik olarak belirtilen yükleme dikkat edin:

“İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.””

“Savaşmayacaklar,” diyor İsa. “Eğer bana itaat edeceklerse savaşmayacaklar.” Bu da, kendisini izlediklerini söyleyenlere buyruğuyla uyumludur:

Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. Bir yanağınıza vurana öbür yanağınızı da çevirin. Abanızı alandan mintanınızı da esirgemeyin. Sizden bir şey dileyen herkese verin, malınızı alandan onu geri istemeyin. İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. “Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile kendilerini sevenleri sever. Size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile böyle yapar. Geri alacağınızı umduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkârlar bile verdiklerini geri almak koşuluyla günahkârlara ödünç verirler. Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak, Yüceler Yücesi’nin oğulları olacaksınız. Çünkü O, nankör ve kötü kişilere karşı iyi yüreklidir.” (Luka 6:27-35, İncil)


“PEKİ HAÇLI SEFERLERİ?” DİYE SORACAKSINIZ

31 image10774 sword 45Haçlıların yaptıkları Tanrı’nın açıklanan iradesine itaatsizlikti. Tanrı’ya itaat etmiyorlardı aksine Tanrı’ya karşı itaatsizlik ediyorlardı! Haçlı Seferlerine katılan çoğu kişi gerçekten Hıristiyan değildi. Bunu nereden biliyorum? Davranışlarından ötürü İsa Mesih’in adı kötüye kullanıldı, yanlış bir şekilde kullanıldı ve bu ada küfredildi. İsa’ya gerçekten iman eden kişiler Rab ve Kurtarıcılarına bu şekilde davranmaz. Fakat 1000 yıl önce sözde Hıristiyanlar tarafından yapılan bu itaatsizlik, bugün İsa’ya gerçekten iman edenlere karşı kullanılmalı mı? Davranışlarına karşı bir mazeret bulmak istemiyorum. Bu sözde Hıristiyanların davranışları iğrençti. Fakat anlamamız gereken şey şu, Kutsal Kitap’ta, ülkeleri fethetmeyi, sivilleri öldürmeyi, kadınlara tecavüz etmeyi ve İsa Mesih adında şehirleri yok etmeyi haklı gösteren bir buyruk yoktur.

Bu insanların İsa’nın şu anda dünyada kurmakta olduğu egemenliğin bir parçası olmadıkları sonucu kolaylıkla çıkarılabilir. İsa’nın egemenliği dünyasal ve dünyadan değil, ruhsaldır. Fethettiği alanlar insanların yürek ve akıllarıdır.

Yanlışsam lütfen beni bağışlayın ama anladığım kadarıyla İslam kendisini tek gerçek din olarak görüyor (nitekim uygulanmaya değer tek din olarak görüyor). O halde İslam’ı doğru bir şekilde anlamak için İslam’ın kendisini nasıl anladığı anlaşılmalıdır. Eğer Hıristiyanlar bunu doğru anlamazlarsa ne olur? Başka bir yanlış anlama ortaya çıkar.

İslam’ın hedeflerinden biri dünya egemenliği mi? Evet öyle. Size önerim, Kuran’daki üç ayeti okumanız – Saf 61:9, Fetih 48:28 ve Tevbe 9:33 ve bunların şiddet yanlışı köktendincilere ilham kaynağı olup olamayacağını görmeniz. Bu ayetlerin savaş ortamında kayda geçirildi. Bu nedenle ayetlerin hangi bağlamda bulunduklarını göz önünde bulundurmayı unutmayın. 

Kuran’da okuduklarımdan İslam’ın itici gücünün diğer tüm dinlerde yanlış ve hatalı tapınma olarak gördüğü her şeyi ortadan kaldırma amacı olduğu oldukça açıktır. Herkesin, ‘Allah dışında kimsenin tapınılmaya hakkı yoktur” dediği güne kadar İslam ‘imansızlar’ ve imansız uluslara karşı savaşını sürdürecektir. 

32 image11938 calligraphy allah is great ppp 45Müslümanların dünyayı nasıl algıladıkları anlaşıldığında bunu anlamak zor değildir. Dünya Müslümanların yaşadığı İslam Evi ve inançsızların egemen olduğu Savaş Evi olarak ikiye ayrılmıştır. İkisi arasında, doğal olarak insanın cihat adı verilen hiç bitmeyen savaşı vardır. Bütün Müslümanlar, Savaş Evini bastırıp İslam’ın evrensel egemenliğini sağlamak için cihada çağrılır. İslam din ve devlet arasında fark görmez. 

Tahmin edebileceğiniz gibi Hıristiyanlar Müslümanların, Kuran’ın zorunluluklarını takip ettikleri takdirde din ve devletin resmi ayrılığını doğru bulmayacaklarının farkında değiller. Hıristiyan inancı, dinin siyasal sürece egemenlik kurmadığı birden fazla dinin uygulandığı toplumlarda yaşandığı için Hıristiyanlar İslam’ın arzuladığı küresel egemenliği anlamıyorlar. Bu konu Hıristiyanların İslam hakkında daha iyi bilgilenmesi gereken bir konudur.

Hıristiyanlar İslam’da insanın ayrılmaz doğal hakları ve insan hakları kavramının olmadığını düşünürler. Benim anladığım kadarıyla İslam’da sivil haklar yani insanın siyasal bir devlete üye olmasından ötürü sahip olduğu hakları kabul etmez. Gerçekten İslami bir toplumda Müslümanların sahip olduğu haklar Kuran’da tanınan ve Şeriatta yasalanmış haklardır. Yine, eğer İslam’ın uygulama biçimini doğru bir şekilde resmetmediysem affınızı rica ediyorum. Benim gibi İslam’ı çalışmış ve Kuran’ı okumuş yazarlar bile yanlış anlayabilirler.

Hıristiyanların Müslümanlar hakkında yanlış anladıkları bir konunun cihat konusu olduğunu kesin olarak biliyorum. Müslümanlar, cihadın İslam’ın kesinlikle zorunlu bir parçası olduğundan genel olarak habersizdir. 33 image11939 cool text jihad cihat 45 xxxİslam’ın ilerlemesi ve nihai olarak dünya egemenliğine sahip olması çabasına cihat denir. Eğer Müslümansanız bu konuda bir seçim hakkınız yoktur.

Müslüman inanç savunucularının bu noktada farklı görüşlere sahip olduklarını okudum. Cihadın dünya egemenliği için savaş demek olmadığını söylüyorlar. Bazıları, ‘cihat sadece kötülüğün üstesinden gelmekle ilgili bir şey’ gibi yanıltıcı yorumlar yaparlar. Ya da ‘daha büyük cihat’ insanın kendisine karşı mücadelesidir derler. Bu içsel yönü, cihadın meşru bir tarafı olsa da, hikayenin bundan ibaret olduğuna inanmıyorum. Tüm Müslümanların içsel zayıflıklarına karşı savaşıyla ilgili zorunlu cihat, İslam’ın tüm Müslümanlardan talebinin önemini azaltmaz. Bu talep, İslam üstün gelene kadar inanmayan dünyaya karşı cihattır. Bunun için, entelektüel ve siyasal alanlar gibi alanlarda farklı tipte savaşlar gerekebilir fakat Müslüman nerede bu savaşa katılırsa katılsın, bu bir savaş olarak görülür. Nihai olarak, İslam’ın küresel egemenliği ve evrensel üstünlüğü için bir savaştır.

Peki bu noktadan nereye gideceğiz?


34 image8064 talk conversation people 45Hıristiyanların İslam’da siyaset ve dinin rolü konusunda yanlış anladıkları konular var mı? Evet, tıpkı Müslümanların Hıristiyanların nasıl insanlar olduğunu konusunda sahip oldukları yanlış anlamalar gibi. Birçok Müslüman okuyucunun bir Hıristiyan’ın şu şekilde tarif edildiğini duyduğundan kuşkuluyum: “İsa Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’yla canlı bir ilişkiye kavuşturulmuş kişi. Bu ilişki hiç bitmeyecek bir ilişkidir ve ölüm bile bu ilişkiyi koparamaz.” Evet, birbirimiz hakkında sahip olduğumuz pek çok yanlış anlama var.

Bu konularda özür dilemem doğru olur. Neden mi? Farklılıklarımızı fazlasıyla basite aldım. İslam ve Hıristiyanlık arasında derin farklılıklar olamamasından ötürü değil. Sadece yazıyı kısa tutmak istediğim için. Bu birkaç satır gerçeği bilme gayretinizde bir adım ilerlemenizi sağlasın diye umuyorum. Bazı yanlış anlamalarınızı ortadan kaldırmaya ve başkalarının inanç ve uygulamaları konusunda doğru bilgilere sahip olmanıza yardımcı olsunlar.

Diyalog her zaman iyidir ve belli bir zaman içinde bazı gerçek sorunları açıklığa kavuşturabilir ve bazı hayali sorunları ortadan kaldırabilir. Ama benim yapılması gereken en iyi şeyin ne olduğunu düşündüğümü biliyor musunuz? İncil ve Kuran’ı kendi kendinize okumanız. Ben Kuran’ı okudum. Siz benim kutsal kitabımı okudunuz mu? İdeal olan, diğer inançtan, inancına bağlı ve inancını uygulayan biriyle buluşmanızdır. Kutsal Yazılarını çok iyi bilmeleri gerekir. Benim önerim, bir hafta birlikte İncil’i okuyup okuduklarınız üzerinde konuşmanız. Ertesi hafta aynı şeyi Kuran’la yapın. Birlikte okuyun ve okuduklarınız üzerinde tartışın. 

35 image10341 read bible 45İnsan, Tanrı’yı bilmeyi isteyebilecek tek yaratık olmasından ötürü diğer yaratıklardan farklıdır. Hayattaki nihai doyumu bu şekilde bulur. Bu nedenle, çalışma arkadaşınızı seçerken gerçekten Tanrı’yı tanımayı isteyen biriyle görüşün. Eğer Müslümansanız ve sizinle buluşacak İsa’ya gerçekten iman eden bir kişi bulamıyorsanız neden bu çalışmaya tek başınıza devam etmeyesiniz? Bir hafta Kuran’ı okuyun ve sizi etkileyenleri not edin. Bir deftere yazın. Ertesi hafta İncil’i okuyun ve burada yüreğinize dokunan şeyleri yazın.

Çalışmanız, Batı ve Müslüman dünyası arasındaki gerilimi yok etmeyecek fakat çalışmanızın asıl amacı Tanrı’yı tanımak olacaktır. Yaşamda bundan daha değerli bir amaç olabilir mi? Zannetmiyorum.

“Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.” (Yuhanna 17:3, İncil)

Tanrı’nın lütfu sizinle birlikte olsun.

Leave a Comment