Kim Olduğunu Sanıyorsun? Tanrı mı?

01 image12302 think wonder confused peach 45İsa’ya dair İncil’in sayfalarında resmedilen hikaye ya tarihteki en önemli olay ya da en acımasız oyundur. Şayet bir oyunsa, o zaman Hıristiyanlığın mesajı, bu isim üzerine kurulan sayısız hayatın umutlarıyla birlikte harap olacaktır. Elçi Pavlus, Kutsal Ruh’un esiniyle yazarken şöyle dedi:

“Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur. Bu durumda Tanrı’yla ilgili tanıklığımız da yalan demektir. Çünkü Tanrı’nın, Mesih’i dirilttiğine tanıklık ettik. Ama ölüler gerçekten dirilmezse, Tanrı Mesih’i de diriltmemiştir. Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir. Mesih dirilmemişse imanınız yararsızdır, siz de hâlâ günahlarınızın içindesiniz. Buna göre Mesih’e ait olarak ölmüş olanlar da mahvolmuşlardır. Eğer yalnız bu yaşam için Mesih’e umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.” (1. Korintliler 15:14-19)

Bu web sitesini araştıran bazılarınız İsa’nın ölümden dirilmediğini çünkü hiçbir zaman ölmediğini söyleyecektir. Siz bunu işittiniz ama benim tahminim, İncil’in öğrettiklerini destekleyen kanıtları hiçbir zaman değerlendirmemiş olduğunuz yönünde. Düşünün bir kere. İsa’ya dair İncil’de ayrıntılı bir şekilde anlatılan hikaye doğru ise, o zaman dünyamıza yeryüzünü sarsacak nitelikte sonuçları olan sıradışı haberler ulaştı demektir. Hangisi olduğuna karar vermek için zaman ayırdınız mı? Bildiğiniz şey doğru mu, yanlış mı?

Bu denli ağırlığı olan bir meselede, İsa’nın iddialarının doğruluğunu veya yanlışlığını araştırmak sizin çıkarınızadır. Öte yandan, şaşırtıcı bir şekilde, inanmayan birçok kişi İsa’nın ölümü, gömülmesi ve üçüncü gün ölümden dirilişini destekleyen kanıtları araştırma zahmetine bile girmemiştir. Başka birinin İsa hakkında onlara söylediklerine inanmakla yetinirler. Onlar gibi olmadığınıza sevindim, çünkü öyle olsaydınız, bu satırları okuyor olmazdınız.

Hıristiyan iddiası bir oyun mu? Sadece hüsnükuruntu mu? Yoksa aslında gerçek mi? İsa, İncil’in iddia ettiği kişi mi? Tanrı mı?

02 image12282 view opinion idea interview 45Günümüzde İsa’nın gerçek kimliği konusunda çok sayıda görüş ayrılıkları mevcuttur. Bir anketle insanlara rastlantısal bir şekilde İsa’nın kim olduğunu düşündüklerini soracak olsanız, çeşitli cevaplar alırsınız. Bazıları, Buda, Muhammed, Konfüçyus ve başkalarına eş büyük bir peygamber olduğunu söyleyebilir. Yine başkaları sevgi dolu ancak, soylu fakat boş bir dava uğruna öldürülen zayıf bir insan olduğunu söyleyebilirler. Ve bazıları bu son görüşe katılmazlar. İsa’nın hiçbir zaman ölmediğini söylerler.

Siz İsa’nın kim olduğunu düşünüyorsunuz? Yukarıda sıralanan görüşler herhangi bir ölçüde doğru sayılabilir mi? Yoksa bazı ilgili ayrıntılar eksik mi? Çağımız, herhangi bir araştırmada haklı olarak açık fikirlilik ve entelektüel dürüstlüğü gerektirir. O halde, İsa’yla ilgili olarak da, olumlu veya olumsuz da olsa karar vermeden önce bütün olguları gözden geçirmek şarttır.

İsa Tanrı olduğunu, evrenin Yaratıcısı ve Cennete girmemizin bir ve tek yolu olduğunu ileri sürdü. Bunlar oldukça çarpıcı iddialar, öyle değil mi?

Tercih Meselesi Değildir!

Çoğu şeyin göreceli sayıldığı çağımız, İsa meselesini, sanki giysi seçimine benzer bir şekilde sadece kişisel tercihten ibaretmiş gibi düşünerek meseleyi karıştırıyor! Öte yandan, mesele tamamıyla farklı türde bir meseledir. Yeni Antlaşma’nın bu iddiası ya doğrudur ya da doğru değildir. Yanlışsa, o zaman İsa’yı izlemeyelim. Hayatlarımızla başka bir şey yapalım. Fakat iddia doğruysa, İsa’yı kabul etmeli ve buyurduğu gibi O’na inanmalıyız. İsa’ya nasıl karşılık verdiğimiz tercih meselesi değildir. Gerçek meselesidir. İsa’nın gerçekten ileri sürdüğü kişi olup olmadığının saptanması meselesidir.

03 image5098 yell 45Serideki bu ilk yazıda, İsa’nın döneminde yaşayan din önderlerinin sorduğu soruyu soralım. “Kim olduğunu sanıyorsun? Tanrı mı?” Onların kullandığı ses tonunu dahi kullanabiliriz, çünkü İsa hakkındaki düşüncelerinin ne olduğunu biliyoruz. Din önderleri İsa’yı ve O’nu izleyen büyük kalabalıkları kıskanıyordu. İsa’nın öğretişleri karşısında büyük öfke duyuyorlardı.

İsa’nın ölüm cezasına çarptırılmasını istemek için geldikleri Roma Valisi, bu isteklerinin nedenini biliyordu. “İsa’yı kıskançlıktan ötürü kendisine teslim ettiklerini biliyordu.” (Matta 27:18).

Peki ya dini önderler? “Başkâhinler ve din bilginleri bunu duyunca İsa’yı yok etmek için bir yol aramaya başladılar. O’ndan korkuyorlardı. Çünkü bütün halk O’nun öğretisine hayrandı.” (Markos 11:18)

Dini liderler İsa’yı tutuklamaları için tapınak görevlilerini gönderdiler ama görevliler İsa’nın öğretişleri karşısında hayrete düştüklerinde planları başarısızlığa uğradı. “Ferisiler halkın İsa hakkında böyle fısıldaştığını duydular. Başkâhinler ve Ferisiler O’nu yakalamak için görevliler gönderdiler… Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, “Niçin O’nu getirmediniz?” diye sordular. Görevliler, “Hiç kimse hiçbir zaman bu adamın konuştuğu gibi konuşmamıştır” karşılığını verdiler. Ferisiler, “Yoksa siz de mi aldandınız?” dediler.” (Yuhanna 7:32, 45-47). Din önderlerinin sözlerine İsa’ya karşı duydukları kıskançlık ve öfke karışmıştı.

İster inanın ister inanmayın, bu şekilde karşılık vermelerinin nedenini anlayabiliyorum. Kimse, sanki evrenin merkeziymiş gibi davranan insanlardan hoşlanmaz. Hepimiz bu tür insanlarla karşılaşmışızdır. Mümkünse, bu insanlarla bir daha ilişkimiz olmasını istemeyiz!

Bunun bir istisnasının Tanrı’nın kendisi olacağını sanıyorum. Söz konusu Tanrı olduğunda, bir istisna yapabiliriz çünkü O evrenin merkezidir! Tanrı olmadan, kibirli, ben-merkezci insanlardan ne kadar hoşlanmadığımızı düşünüyor olmazdık. O halde, Tanrı, “bana tapının”, “bana hizmet edin”, “irademi yerine getirin” diyebilir ve düşüncemizi ve hayatımızı en yüce iyiliğe vermemiz uygun görünmektedir. Öte yandan, başka biri bize bu tür buyruklar verecek olsa, şöyle karşılık verirdik, “Kim olduğunu sanıyorsun? Tanrı mı?”


04 image4705 wonder question doubt confused 45İsa’ya dair en eski ve en eksiksiz kayıtlar, İsa’nın, birinci yüzyıla ait ve hala varolan Grek-Roma biyografileridir. Bunlara Müjdeler denir. Umarım bunları okumuşsunuzdur, sadece bir kere değil, pek çok kere. Tanrı’nın yönlendirmesi altında yazılan bu biyografilerde İsa’nın sürekli olarak, bugün bile O’nunla karşılaşacak olan insanların “Kim olduğunu sanıyorsun? Tanrı mı?” sorusunu sormalarına neden olacak şeyler yaptığını ve söylediğini görüyoruz. Kafamız karışıyor. Bu denli verici, iyi ve merhametli biri, nasıl olur da, aynı zamanda bu kadar egoist olabilir? Sevginin ta kendisi olan biri, nasıl olur da aynı zamanda ben-merkezci olabilir? Kendine verdiği bu önem haklı olabilir mi?

Birkaç yıl önce, hayatı için ruhsal bir anlam arayışı içinde olan bir adam, Hıristiyan inancı hakkındaki soruları üzerine konuşmak için benimle buluşmak istedi. Birlikte otururken, garip bir şekilde İsa’nın kendisine çok cazip geldiğini söyledi. Aslında, İsa’yı izlemek istiyordu ama herhangi bir kişinin bir şekilde Tanrı olabileceğine inanamıyordu. Ona bu entelektüel zorluğu anladığımı söyledim. Ama sorunu farklı bir açıdan değerlendirmeyi düşünüp düşünmeyeceğini sordum. Soru şu değil, “İsa’nın Tanrı olmasını sağlayacak bir süreç gerçekleşebilir mi?” Soru şu, “Tanrı’nın insan olabilmesini sağlayacak bir sürecin gerçekleşmesi mümkün mü?”

“Tabii,” dedi adam hemen, “Tanrı her şeyi yapabilir.” Yavaş yavaş yüzüne bir gülümseme yayıldı ve onun deyişiyle, iman sorunu eriyip gitti. Yaşadığı zorluk, denklemin yanlış tarafından başlamasından kaynaklanıyordu.

İsa’nın tanrılığıyla ilgili kanıtlar ve bunun sonuçları üzerinde çalışırken şunu her zaman aklımızın bir kenarında tutmalıyız: İlk Hıristiyanlar inançlarının, insanlarca kabul edilemez olan parçasının, bir insana tanrılık özellikleri atfetmeleri olmadığını fark ettiler. Şok edici olan, tanrıya insanlık atfetmeleriydi. Onlar için soru, “İnsan Tanrı olabilir mi?” sorusu değildi. Gerçek soru şuydu, “Tek gerçek Tanrı, evrenin Yaratıcısı, insan olmaya cesaret edebilir mi?” Tanrı’nın bir insanın içinde yaşamayı seçmesi için herhangi bir neden olabilir miydi?

05 image3850 jesus savior lord forgive 45Şayet İncil’iniz varsa- olduğunu ümit ediyorum- İsa’nın, yaşadığı dönemin din önderlerini tamamıyla çılgına çeviren bir alışkanlığı olduğunu bilirsiniz. İnsanlara tüm günahlarının bağışlanmasını sundu. Bu yazıyı okuduktan sonra lütfen, İsa’nın Duyguları yazı dizisindeki İsa ve Adlarının Cennette Yazılmış Olmasından Ötürü Duyduğu Sevinç yazısını okuyun. O yazıda, kendinizi, İsa’nın felçli birine bağışlama sunduğu kalabalık bir odada bulacaksınız. İsa’nın yaşamındaki gerçekten harika anlardan biri. Bana inanın, O’nunla bu anı yaşadığınız için kendinizi ayrıcalıklı hissedeceksiniz.

İnsanların günahlarını bağışlamak her ne kadar kulağa merhametli gelse de, şayet, İsa sadece bir peygamber, dini önder veya öğretmense, pek anlamlı değildi. Aslında kendisine karşı işlenmemiş olan günahlar için insanları bağışlaması, İsa’nın kişi ve Tanrı arasında olması gereken meselelere karıştığı görüntüsü veriyordu.

Ben beni gücendiren birini bağışlayabilirim ve siz sizi gücendiren birini bağışlayabilirsiniz. Peki ama, siz veya ben, bizi doğrudan gücendirmemiş olan birine bağışlama sunmaya kalkışacak olsak? Diyelim ki, birinin evine girdiniz ve burada adamın karısına onu gücendirecek bir şey söylediğine tanık oldunuz. Ya da karısına şiddet uygulandığını gördünüz. Oturma odasına giriyorsunuz ve adama şöyle diyorsunuz, “Olsun. Bağışlandın.” Saçma mı? Kesinlikle. Size yapılmayan bir şeyi bağışlamak size düşmez. Nitekim, sadece kadının yapabileceği bir şeyi onun elinden çalmış olursunuz? Nasıl mı? Ancak yaralı tarafın, kabahatli olan kişinin bağışlanıp bağışlanmamasına karar vermeye hakkı vardır.

Baskın bir yapıya sahip olan annenizin bıraktığı duygusal yaralardan kurtulmak amacıyla yardım almak için bir psikiyatriste gitseniz ve psikiyatrist size, “Geçmişin acılarından kurtulmanın tek yolu bağışlamaktır” diyecek olsa. Bu tabii ki doğrudur. Ama sonra, telefonu eline alsa ve annenizin evini arasa ve sonra da annenize, bağışlandığını söylese? Sadece bununla da kalmayıp, psikiyatrist size dönse ve şöyle dese, “Her şey halloldu. Sorun çözüldü.” Bu durum karşısında, anlaşılacağı gibi öfkelenirsiniz. Bu adam kim olduğunu zannediyor, annemin bana karşı işlediği günahları bağışlayabilir mi? diye bağırıyorsunuz!

06 teachable question mark 45Gördüğünüz gibi, şu soruyu sormalıyız, “İsa her kabahat için bağışlama sunarak kim olduğunu zannediyor?” İsa, ya başkalarının işlerine karışan egoist biri ya da İsa, kendine özgü bir şekilde bizim için Tanrı’nın beden almış hali ve bu nedenle, her günah nihai olarak Tanrı’ya karşı işlenmiş bir günah olduğu için bağışlama sunabilir. İşte Kutsal Kitap’tan bu gerçeğe işaret eden iki bölüm.

“Yusuf’u evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifar’ın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı. Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusuf’a verdi; yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı.

Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, “Benimle yat” dedi. Ama Yusuf reddetti. “Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor” dedi, “Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi. Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrı’ya karşı günah işlerim?” Potifar’ın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.” (Yaratılış 39:5-10, Eski Antlaşma)

Zina işlerken yakalanan Kral Davut da Tanrı’ya aynı şeyi söylüyor, “Sana karşı, yalnız sana karşı günah işledim. Senin gözünde kötü olanı yaptım.” (Mezur 51:4, Eski Antlaşma)


07 image12283 exclamation mark 45İsa, kendine özgü, eşsiz bir şekilde Tanrı’nın beden almış hali mi? Üzerinde biraz düşünün. İsa öğrencilerine şu sözleri söylediğinde, dünyadaki bütün din sistemlerinin “Tanrı’yla barışmanın yolları”na meydan okumuş oldu,

“İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6). Ne kadar da cüretkar! Şayet siz de tam olarak böyle bir karşılık verdiyseniz, tepkinizi anlıyorum. Ya cüretkar ya da söyledikleri gerçek. İsa, Tanrı’ya giden yolun artık İbraniler’in On Emri, Katolikler’in Yedi Sakramenti, Budistler’in Dört Soylu Gerçeği ve Sekiz Katlı Yol ya da gezegenimiz üzerindeki başka herhangi bir din biçiminin olmadığını söylüyor.

İsa’nın döneminde yaşamış olan din önderlerinin neden bu kadar öfkelendiklerini anlıyor musunuz? İsa, insanın bir dizi dini aktivitelere uyarak Tanrı’ya ulaşma çabasına bir son vermek için geldiğini söyledi. “Yol benim” dedi İsa. İsa’nın öğrettiği bu gerçeği ve bunun getirdiği özgürlüğü kucaklayabiliriz. Ya da Katolik akrabalarımın yaptığı gibi, bir ölçüde kendilerine teselli olduğu ve emniyet hissi verdiği için dini inançlarımıza tutunabiliriz. Ama aynı anda ikisini yapamayız. Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olmak için HEM İsa’yı HEM DE belirlenmiş bir dini görevler listesini izleyemeyiz.

Yol Tanrı’dır ve bu dizide göreceğimiz gibi, İsa Tanrı’dır. Bunun anlaşılması zor mu? Tabii ki öyle. “Kuşkusuz Tanrı yolunun sırrı büyüktür. O, bedende göründü.” (1.Timoteos 3:16)

O halde, İsa’ya bu şekilde davranma hakkını veren neydi? İsa kimdi ki, Tora’yı yeniden yorumlayacaktı, dini geleneklere meydan okuyup insanın dinsel düşüncesinin merkezinde kendinin olması gerekiyormuş gibi davranıyordu? Tanınmış bir Hıristiyan yazar şöyle yazıyor, “İsa’nın öğretişlerinin en önemli özelliği, kuşkusuz, sıradışı bir şekilde ben-merkezci oluşudur. Nitekim, sürekli olarak kendisinden söz ediyordu.” (1)

Şayet İncil’i okuduysanız, bunu bilirsiniz. Bunlara benzer ifadeler kullandı,

08 image12285 minimalist black text1 45– “Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.” (Yuhanna 8:12)

– “Gökten inmiş olan diri ekmek Ben’im. Bu ekmekten yiyen sonsuza dek yaşayacak. Dünyanın yaşamı uğruna vereceğim ekmek de benim bedenimdir.” (Yuhanna 6:51)

– “Babanız İbrahim günümü göreceği için sevinçle coşmuştu. Gördü ve sevindi.” Yahudiler, “Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahim’i de mi gördün?” dediler. İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi. (Yuhanna 8:56-58)

– “Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz.” (Yuhanna 6:34)

– “Diriliş ve yaşam Ben’im.” (Yuhanna 11:25)

Hatta, İbrani Kutsal Yazıları’nın, yani Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma bölümünün tamamının kendisi hakkında olduğunu ileri sürecek kadar ileri gitti!

1. Örnek – “Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz.” (Yuhanna 5:39-40)

2. Örnek – “İsa onlara, “Sizi akılsızlar! Peygamberlerin bütün söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler! Mesih’in bu acıları çekmesi ve yüceliğine kavuşması gerekli değil miydi?” dedi. Sonra Musa’nın ve bütün peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.” (Luka 24:25-27)

İsa’nın öğretişlerinde kişisel zamirin (Ben, ben, ben- beni, beni beni) önemini rahatsız edici bulabilirsiniz. İnsan için en önemli erdemin alçakgönüllülük olduğunu söyleyen biri nasıl olur da her zaman kendisi hakkında konuşabilir? İsa’nın yaptığı şey kendisini dünyadaki din önderlerinin hepsinden ayırmak. Kendilerini sildiler, kendilerinden uzağa, öğretişlerine işaret ettiler. 09 image12286 jesus exalt worship 45Öte yandan, İsa kendisini öne çıkarttı ve öğrencilerinin iman etmesi, sevmesi ve itaat etmesi gereken kişi olarak kendisini gösterdi. Şayet İncil’i okuduyanız, İsa’nın kendisinin eşsiz olduğuna inandığını kuşkuya yer bırakmayacak şekilde biliyorsunuzdur. Dünya gezegeninin ruhsal topraklarında Tanrı’nın büyük değişimler yaratmasının aracısı olduğuna inandı.

Şimdi paylaşacağım gözlemi yaparken sizi gücendirmek istemiyorum ama bunu söyleyen aslında ben değilim. Size İsa’nın söylediklerini anlatıyorum. O’na kulak verin, bana değil. İsa’nın söylediği, dinin artık lüzumsuz hale geldiği. Lüzumsuz mu? Evet, İsa, insanın bir dizi dini aktivitelere uyarak Tanrı’ya ulaşma çabasına bir son vermek için geldiğini söyledi. “Yol benim” dedi İsa. Artık Tanrı’ya giden yolumuz olması için dine ihtiyacımız yok, çünkü Tanrı bize geldi! Aramızda yürüdü, gerçek bir insan yaşamının acısını ve zevkini, yarasını ve hayalkırıklığını deneyim etti. İsa bu nedenle, insanların cennette sonsuz yaşama geçeceği kapının kendisi olduğunu ileri sürdü.

“Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur.” (Yuhanna 10:9)

Bazı insanlar İsa’nın bu tür ifadelerini gördüklerinde kafaları karışıyor. Neden mi? Bu sözler, mütevazi ve sevecen bir insan olarak gördükleri bir kişinin kibirli bir dışlayıcılık tutumu olduğunu ortaya koyuyor. İsa kendisinin aracılığı olmadan kimsenin Tanrı’ya gelemeyeceğini söyleyecek kadar kendine önem veriyor olabilir mi?


10 image6629 arrow down 45

İsa’nın öğretişlerine katılabilirsiniz veya katılmayabilirsiniz ama önce onu anlamaya çalışın. Mesajının özünü anlamak başlangıç noktamıza bağlıdır. Bunu söylerken, öğretişlerine insani bir bakış açısıyla mı yoksa ilahi bir başlangıç noktasından mı baktığımıza bağlıdır. Kendi benmerkezci bakış açımızdan başlarsak, şuna benzer sorular sorarız, “Neden bütün dinler Tanrı’ya eşit bir şekilde yönlendirmiyor?” Fakat, İsa’nın hikayesine ilahi bir başlangıç noktasından bakarsak, o zaman kapsayıcı mesajı görebiliriz. Tanrı herkesin cennette sonsuz yaşama sahip olması isteğini ilan etmek için insan biçiminde dünyaya indi. Herhangi bir din dışında herkesin.

“O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (1.Timoteos 2:4)

İsa’nın doğumunun, yakınlardaki çobanlara melekler tarafından duyurulmasına kulak verelim, “Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı. Rab’bin bir meleği onlara göründü ve Rab’bin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. “Melek onlara, “Korkmayın!” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir.” (Luka 2:8-11).

Bütün insanlar için büyük sevinç getirecek bir haber. Sizin için. Benim için. Tanrı’nın insanlığa mesajı budur. Tanrı bütün kelimesini kullanıyor. Bu kurtuluş yolu, bir kuyuya düşecek olsanız ve sizi kurtarmanın tek yolu aşağı bir halat sarkıtmak olsa, bu yolun tek yol olmasından daha dışlayıcı değildir. Tek kurtuluş yolunu fazlasıyla dışlayıcı ya da kısıtlayıcı bularak eleştirmek aptalca olurdu, öyle değil mi? Ama insanlar Tanrı ve Hıristiyanlık’la ilgili olarak birçok kez bu eleştiriyi yapıyorlar. Biz kendi kaçış yolumuza karar verme gücünü istediğimiz için birden fazla seçenek talep ediyoruz. Her şeyi biz yönetmek istiyoruz. Fakat cennete giden yolun tek çözümü, dışlayıcılığı ima etmiyor- elbette çözüm istisnasız olarak herkese sunulduğu takdirde.

11 image3899 god worship praise sharper 45Tabii ki, tamamıyla insani bir bakış açısıyla incelendiğinde, İsa’nın kendisi hakkında ki iddiaları kibirli bir dışlayıcılık gibi görünüyor. Herhangi bir kişi, ister öğretmen, ister peygamber, ruhsal önder veya politikacı olsun, Tanrı’ya giden tek yol olduğunu iddia etse, bu kişinin ya kendini büyüten ya da kendini kandıran biri olduğunu düşünürdük, öyle değil mi? Fakat İsa’nın Kutsal Kitap öğretişine İncil’in sunduğu biçimde- yani, Tanrı’nın İsa Mesih’in yaşamı aracılığıyla beden alması açısından- yaklaştığımız takdirde o zaman her şey değişir.

Böylece İsa Tanrı’ya giden tek yol olduğunu iddia ettiğinde kibirli davranmış olmuyor. İsa’ya giden yol olduğunu iddia ediyor çünkü Tanrı olduğunu iddia ediyor. Örneğin, kendisine “Rabbim ve Tanrım!” diye hitap eden bir öğrensinin tapınmasını kabul ediyor.

Tarihte bu an, İsa’nın ölümden dirilişinden sadece birkaç gün sonra, İsa öğrencileriyle karşılaştığı zaman yaşanıyor:

“Onikiler’den biri, “İkiz” diye anılan Tomas, İsa geldiğinde onlarla birlikte değildi. Öbür öğrenciler ona, “Biz Rab’bi gördük!” dediler. Tomas ise, “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” dedi.

Sekiz gün sonra İsa’nın öğrencileri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kapılar kapalıyken İsa gelip ortalarında durdu, “Size esenlik olsun!” dedi. Sonra Tomas’a, “Parmağını uzat” dedi, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!”

Tomas O’na, “Rabbim ve Tanrım!” diye yanıtladı. İsa, “Beni gördüğün için mi iman ettin?” dedi. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!” (Matta 28:24-30)

Artık Tomas İsa’nın ölümden dirilişinin gerçek olduğu konusunda tamamıyla tatmin olmuştur. Aksine nasıl inanabilirdi? Çarmıha gerilen aynı İsa artık yaşıyordu ve karşısında duruyordu!

12 image12289 cool text my lord and my god brown 45İsa’ya doğrudan seslenerek şöyle diyor, “Rabbim ve Tanrım!”

İsa’nın bu noktada ne yapmadığını anlamak önemli. İsa, uygunsuz bir dil kullandığı için O’nu azarlamadı. Dindar olan hiçbir insan kendisine bu şekilde hitap edilmesine izin vermez ama İsa izin veriyor.

Gerçekten, İsa bizlerle buluşmak ve bizi kurtarmak için gelen Tanrı’dır. İsa’nın kendisinin yol, gerçek ve yaşam olduğunu ilan ettiği bölümde öğrencilerden biri bir soru soruyor.

“İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez. Beni tanısaydınız, Babam’ı da tanırdınız. Artık O’nu tanıyorsunuz, O’nu gördünüz.”

Filipus, “Ya Rab, bize Baba’yı göster, bu bize yeter” dedi. İsa, “Filipus” dedi, “Bunca zamandır sizinle birlikteyim. Beni daha tanımadın mı? Beni görmüş olan, Baba’yı görmüştür. Sen nasıl, ‘Bize Baba’yı göster’ diyorsun?” (Yuhanna 14:6-9)

Kendilerine Tanrı’yı göstermesini istediklerinde, İsa aslında, ‘O’na bakıyorsunuz!’ diyor. İsa’yı tanımak Tanrı’yı tanımaktır. İsa’nın söylediklerini tam olarak anlayabiliyor musunuz bilmiyorum ama sözleri dünyaya meydan okuyan gerçeklerdir. Bize Tanrı’yı tanıtması için artık aracılık edecek bir dine ihtiyacımız yok. Tanrı bize kendisini İsa kişisinde tanıttı!!


13 future mine 45“Dikkatli olun! Mesih’e değil de, insanların geleneğine, dünyanın temel ilkelerine dayanan felsefeyle, boş ve aldatıcı sözlerle kimse sizi tutsak etmesin. Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.” (Koloseliler 2:8-10).

İncil’de, Tanrı’yla, bu dünyada başlayacak ve cennette devam edecek doğru bir ilişkiye sahip olmak için İsa varsa başka hiçbir eksiğimiz yoktur. Grekler’in felsefesine, Yahudiler’in geleneklerine veya yapılması gereken dini görevlerin sıralandığı uzun listelere ihtiyacımız yok. Sonsuz kurtuluşumuzu emniyet altına almak için gereken her şey İsa Mesih’te vardır.

“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17)

Bu gerçekten doğruysa, hayatı değiştiren bir gerçektir, öyle değil mi? İşte, tarihte yaşamış olan İsa’nın iyi bir ahlak öğretmeni, bilge filozof veya büyük bir peygamber olduğunu düşünen insanların yaşadığı sorun bu. İsa’yı sadece bir öğretmen, vaiz veya peygamber olarak görürsek, o zaman İsa’nın inanılmaz derecede kibirli veya kendi kimliği konusunda tamamıyla yanılmış olduğu sonucuna varmalıyız. Bu da şu soruyu ortaya çıkarıyor: “İsa’ya kendi kimliği konusunda güvenemezsek, herhangi bir konuda değerli bir öğretmen olduğunu neden düşünelim?

Filozof C.S. Lewis bu çıkmazı en iyi şekilde açıklıyor:

Burada insanların onunla ilgili olarak sıkça söyledikleri ama gerçekten aptalca olan bir şeyin söylenmesini engellemeye çalışıyorum: “İsa’yı büyük bir ahlak öğretmeni olarak kabul etmeye hazırım ama Tanrı olma iddiasını kabul etmiyorum.” Bu söylemememiz gereken bir şey. Sadece bir insan olan ve İsa’nın söylediği türden şeyleri söyleyen bir kişi büyük bir ahlaki öğretmen olamaz. Ya bir deli olabilir- haşlanmış yumurta olduğunu söyleyen bir kişi düzeyinde bir delilik- ya da cehennemden bir şeytan olabilir. Seçiminizi yapmalısınız. Ya İsa, Tanrı’nın Oğlu’ydu ve Oğlu’dur ya da deli ya da daha da kötü biri. Deli biri diyerek bir yere kapatabilirsiniz, üzerine tükürebilirsiniz ve bir cin diye öldürebilirsiniz. Ya da, ayaklarının dibine kapanabilirsiniz ve ona ‘Rab’ ve ‘Tanrı’ diyebilirsiniz. Ama İsa’nın büyük bir öğretmen olduğuna dair bu üstten bakan saçmalıkları üretmeyelim. O bize bu seçeneği bırakmadı. Bunu amaçlamadı. (2)

14 rename 25 45Kutsal Kitap’taki İsa bizleri bir seçim yapmaya zorluyor. O’nu sevmeye ve kucaklamaya ya da hor görüp reddetmeye zorlanıyoruz. Gerçek kimliği konusunda yanıldığına inandığımız için İsa adına üzülebiliriz. Ama başka bir seçenek yok. Tarafsız kalmanın bir yolu yok.

Bu konuda bir seçim yapmamak için çok çabalıyoruz. Bir tarafta, İsa’yı Rabbimiz ve Kurtarıcımız olarak izlemek istemiyoruz çünkü Hıristiyan inancına bağlıymışız gibi algılanmak istemiyoruz. Fakat diğer taraftan, İsa’yı kötü veya aldatıcı biri olarak reddetmek istemiyoruz. İsa’yı beğeniyoruz. Ve İsa’nın da bizi beğenmesini ve bizi onaylamasını istiyoruz. Fakat İsa, bütün yaşamı boyunca kendisi, Tanrı ve Tanrı’ya ulaşmanın yolu olarak dinin sonunun gelmesi hakkında yalanlar söylediyse gerçekten beğenilebilir mi?

Birilerinden İncil’in değiştirildiğini ve İsa’nın söylediklerinin doğru olmadığını duymuş olabilirsiniz. Değiştirilmiş İncil fikrini çabucak çürütecek kanıtları bu web sitesinde bulacaksınız. Bu konuyu daha fazla araştırmak için Sorular başlığı altında İncil’in Değiştirildiğini Biliyorum. Muhammed’in Zamanından Önce Mi Değiştirildi, Sonra Mı? sorusuna tıklayın. Ya da, İncil Güvenilir Mi? serisindeki yazıları okumak için daha fazla zaman ayırabilirsiniz.

İsa yaşayıp öldükten ve ölümden dirildikten birkaç yıl sonra, eskiden çok dindar olan Yahudi bir lider İsa Mesih’i izlemek için her şeyden vazgeçti. Hıristiyanlar’ı tutuklamak ve hapse attırmak için gitmekte olduğu şehrin yolunda dirilmiş İsa’yla yaşadığı karşılaşmayı anlatıyor. (Bkz. Elçilerin İşleri 9, İncil). Hıristiyan inancını benimsedikten sonra Kutsal Ruh’un esiniyle yazdı:

15 iii pointing arrow2 temp5 45“O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister. Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.” (1.Timoteos 2:4-6).

Birinci yüzyıl bağlamında, bunlar Kutsal Kitap’taki ruhsal olarak en huzur bozucu sözlerden bazıları. Bu sözler hem söyledikleri hem de söylemedikleri şeyler yüzünden huzur bozucu. Elçi Pavlus Tanrı’yla bağ kurma noktasının o dönemin dini kurumları OLMADIĞINI yazıyor. Bu eski din lideri ve araştırmacı artık Tora kurallarına uymanın ve tapınaktaki kurbanları içeren din sisteminin Tanrı’yla bağ kurmanın bir yolu olmadığı sonucuna varmıştı. BUNUN YERİNE, TANRI BİZE DOĞRUDAN GELMİŞTİ, İSA KİŞİSİNDE BEDEN ALMIŞTI!!!.


İsa’nın dönemindeki din önderlerinin İsa’dan neden nefret ettiğini görebiliyor musunuz? Bir zamanlar Tanrı’yla şöyle yaklaşılıyordu:

                                                                                                                       ↑ → → → TANRI

                                                                                                                       ↑

                                                                                                                       ↑

                                                                                          ↑ → → → KURBAN

                                                                                          ↑

                                                                                          ↑

                                                                 ↑ → → → KAHİN

                                                                 ↑

                                                                 ↑

                                    ↑ → → → TAPINAK

                                    ↑

                                    ↑

     ↑  → → → YASALAR

     ↑

     ↑

BİZ

Bize doğrudan İsa kişisinde geldiğinden beri eskinin yerini yeni aldı. Çeşitli dini uygulamalarla Tanrı’ya erişme çabaları artık gereksiz hale geldi:

TANRI
↓ ↓ ↓

↓ ↓ ↓

↓ ↓ ↓

(İSA KİŞİSİNDE)

↓ ↓ ↓

↓ ↓ ↓

↓ ↓ ↓

BİZ 

Biz yaratılışı tanrılıktan ayıran uçurumu geçemezken, Tanrı bu engeli geçip insanlığa bürünmeyi seçti. 16 chasm3 we cannot leap over by anything we do our natures offend god light green cross sharpened 45Neden mi? Bulunduğu bedenin, O’na karşı işlediğimiz günahların bedelini ödeyebilmesi için. Bizim günahlarımızın neden olduğu uçurumun üzerinden köprü kurdu. “Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-3, Eski Antlaşma)

Tanrı bunu yaparak tanrılığından vazgeçmedi. Bunun yerine, ilahi ve insan varlığını, sadece Tanrı’nın yapabileceği bir şekilde tek bir kişide birleştirdi. İsa gerçekte kimdir? “Görünmez Tanrı’nın görünümü…O’dur.” (Koloseliler 1:15)

Bu gerçeğin muazzam sonuçları vardır. Dinimizin bizden talep ettiklerine itaat ederek Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olma çabalarımız artık gerekli değildir! Öldüğünüz zaman cennete girecek kadar Tanrı’yı hoşnut edebilmek için dinsel törenler, ahlaki davranışlar ve aydınlanmış bir anlayışın doğru bir kombinasyonunu artık bulmak zorunda değilsiniz. İsa’nın yaşadığı dönemdeki din önderlerinin, İsa’nın öğretişine neden kızdıklarını görebiliyor musunuz?

“Ama o sözleri tam olarak hiçbir zaman söylemedi, değil mi? Hiçbir zaman ‘Ben Tanrı’yım’ demedi?” diye sorabilirsiniz.

Bu doğru. Kutsal Kitap’ta İsa’nın hiçbir zaman “Ben Tanrı’yım” dediği kayıtlı değildir. Fakat bu Tanrı olduğunu iddia etmediği anlamına gelmiyor. İsa’nın, öğrencilerinden biri olan Tomas’ın, “Rabbim ve Tanrım!” sözlerini düzeltmediğini görmüştük. Ama İsa’nın tam olarak o sözleri kullanmak zorunda kalmadığı başka iki duruma da işaret etmek istiyorum. İsa diyor ki,

“Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez. Ben ve Baba biriz. Yahudi yetkililer O’nu taşlamak için yerden yine taş aldılar.” (Yuhanna 10:27-31). Yahudi yetkililerin tepkisine dikkat edin. İsa’nın Tanrı olduğunu iddia ettiğini anlamaları için tam olarak o sözleri duymaları gerekmedi. Bu nedenle İsa’yı taşlamaya kalktılar.


17 image12291 rock rocks wide 45“Seni iyi işlerden ötürü değil, küfür ettiğin için taşlıyoruz. İnsan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun.” (Yuhanna 10:33). İsa, şayet, “Afedersiniz Baylar ama beni yanlış anladınız. Ben Tanrı olduğumu ileri sürmüyorum” deseydi gelen taşlardan kurtulabilirdi. Fakat İsa iddialarını inkar etmiyor. “Ben ve Baba biriz.” İsa bu sözlerle, kendisinin ve Baba’nın doğa ve öz olarak bir olduğunu söylüyordu. İki ayrı öz, iki ayrı Tanrı değil. Tek bir öz, tek Tanrı.

Aşağıda son örneğe yer verdim. Bu sözlere kulak verin ve, İsa’nın sözlerini işiten Yahudiler gibi tepki verip vermeyeceğinizi söyleyin. Yahudi olsaydınız, Musa’nın yasasında RAB’bin adına saygısızlık eden kişiye nasıl davranılması gerektiğini bilirdiniz.

İSA’NIN SÖZLERİ: Babanız İbrahim günümü göreceği için sevinçle coşmuştu. Gördü ve sevindi.” Yahudiler, “Sen daha elli yaşında bile değilsin. İbrahim’i de mi gördün?” dediler. İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi.” (Yuhanna 8:56-58)

YAHUDİLER’İN TEPKİSİ: “O zaman İsa’yı taşlamak için yerden taş aldılar, ama O gizlenip tapınaktan çıktı.” (Yuhanna 8:59). İsa’nın, -tam olarak o sözleri kullanmasa da, Tanrı olduğunu söylediğini anladılar.

TEPKİLERİNİN NEDENİ: “İsrail halkına de ki, ‘Kim Tanrısı’na lanet ederse günahının cezasını çekecektir. RAB’be söven kesinlikle öldürülecektir. Bütün topluluk onu taşlayacak. İster yerli ister yabancı olsun, RAB’be söven herkes öldürülecektir.” (Levililer 24:15-16, Eski Antlaşma).

İsa hiç bir zaman Tanrı olduğunu söylemediği için İsa’nın Tanrı olamayacağını söylemek bir an için mantıklı görülebilir. Ne zamana kadar? Ta ki ben, “İsa, hiçbir zaman Tanrı olmadığını söylemedi, o nedenle Tanrı’dır” diyerek karşılık verene kadar.

18 image4389 boulder works deeds grace 45Fakat dizinin bu ilk yazısında, İsa’nın bize daha iyi bir din göstermek için gelmediğini görmenizi istiyorum. Bunun yerine, dinin ağır yollarına bir alternatif olarak bizi kendisine davet ediyor. “Ağır” diyorum çünkü insanların dinleri Tanrı’ya erişme çabalarıdır ve tırmanış genellikle yorucudur. Daha da kötüsü, Tanrı’nın kabul ettiği noktaya varıp varmadığınızı hiçbir zaman bilemiyorsunuz. Böylece sürekli olarak tırmanmaya devam ediyorsunuz. Benim umudum ve duam İsa’nın sunduğu “rahatlığı” arzulayan biri olmanız. Öyle misiniz?

İsa dedi ki,

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.” (Matta 11:28).

1) İsa kime hitap ediyordu? “…bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar.” İnsanlar, din önderlerinin kendilerinden beklediği katı dinsel görevlerden bitkin yorgun düşmüşlerdi ve yükleri ağırdı.

2) Davet neydi? “Bana gelin…” İsa’ya gelin. Bir dine değil ama bir kişiye.

3) Gelenlere verilen vaat neydi? “…ben size rahat veririm.” Gerisi bizim Tanrı için yapabileceklerimize değil, İsa’nın bizim için halihazırda yapmış olduklarına dayanıyor. İsa ruhsal rahatlık, vicdani huzur, zihinsel rahatlık, canın sakinliği, günahlarımız için tam bir bağışlama ve cennette sonsuz yaşam vaat ediyor.

Özlediğiniz şey bu mu? Umarım.

Son Düşünceler

Hiç gittiği her yerde tüm dikkatleri üzerine toplayan biriyle karşılaştınız mı? Bazı gizemli, tanımlanamaz özellikleri onu başka herkesten ayırır. İşte, iki bin yıl önce İsa Mesih için de durum böyleydi. 19 image614a 45Ama onu işitenleri büyüleyen sadece İsa’nın kişiliği değildi. Onun sözlerine ve yaşamına tanıklık edenler İsa’da bütün diğer insanlardan farklı bir şey olduğunu anlatıyorlar bize.

İsa’ya güvenin tek delili kendisiydi. Hiçbir zaman ne kitap yazdı, ne bir orduya komutanlık yaptı, ne siyasal bir konuma sahip oldu ne de herhangi bir mülkü oldu. Çoğunlukla, köyünün çevresinde 100 km’lik bir alan içinde yolculuk yaptı ve kışkırtıcı sözleri ve şaşırtıcı eylemlerini görüp hayretler içinde kalan kalabalıkları kendine çekiyordu.

Fakat İsa’nın büyüklüğü kendisini gören ve duyan herkes için açıktı. Çoğu tarihsel kişilik nihai olarak tarih kitaplarında silinip kalsa da, İsa hala binlerce kitabın odak noktası ve eşi benzeri olmayan bir şekilde medyada tartışma konusudur. Tartışmaların büyük kısmı İsa’nın kendisi hakkında ileri sürdüğü iddialar hakkındadır. İsa’nın kendisi hakkında söyledikleri hem kendisini izleyenleri hem de düşmanlarını şaşırttı.

İsa’nın hem Roma yetkilileri hem de Yahudi hiyerarşisi tarafından bir tehdit olarak görülmesinin nedeni temel olarak eşsiz iddialarıydı. Kendisine güvenilmesi için delilleri veya siyasal bir güç tabanı olmayan dışarıdan gelen biri olduğu halde, İsa sonraki 20 yüzyıl boyunca dünyayı değiştirdi. Oldukça büyük bir başarı, öyle değil mi? Başka ahlak ve din önderleri de dünyamız üzerinde etki bıraktılar ama hiçbirinin etkisi İsa’nın dünyamız üzerindeki etkisine eş olamaz.


20 image12299 think thinking 45İsa’nın hangi özellikleri farkı yarattı? Dizinin bu birinci yazısında bunu düşünmeye başladık. Birçoğunuz onun sadece büyük bir kişi veya büyük bir peygamber olduğuna inanıyorsunuz. Onu bundan daha fazlası olarak göreceğinize inanıyorum. Bazılarınız Tanrı’nın gerçekten de insan biçiminde var olduğunu nihayet gördüğünüzü söyleyecek kadar ileri gideceksiniz. Ve yeni inancınızı destekleyecek kanıtları bu web sitesinde bulacaksınız.

Sizden bir şey rica edebilir miyim? Lütfen açık düşünceli olun. Bizim zihinlerimiz paraşüt gibidir. Ancak açık olduklarında en iyi şekilde çalışırlar.

Kim olduğunu sanıyorsun- Tanrı mı?

Bazı insanlar İsa’ya taş atıp bağırırken ona bu soruyu soruyorlardı. İsa’nın Tanrı olmasını gerektiren en önemli nedene hiç kafa yormamışlardı. İsa Tanrı olmasaydı, ölümü dünyanın günahları için gerekli cezayı ödemek adına yeterli olmazdı. “Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” (Yuhanna 1:29). “O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.” (1.Yuhanna 2:2)

İsa sadece yaratılmış bir varlık olsaydı, yani, İsa Tanrı olmasaydı, sonsuz bir Tanrı’ya karşı işlenmiş günahlar için gerekli görülen sonsuz cezayı ödeyemezdi. Bir insan ne birinin Tanrı’ya karşı işlediği günahlar için bağışlama sunabilir ne de günahlarının bedelini ödeyebilir. Ancak Tanrı böyle sonsuz bir cezayı ödeyebilir. Ancak Tanrı dünyanın günahlarını ortadan kaldırabilirdi. Ancak Tanrı, içine yerleşeceği ve sonra bizim yerimize sunacağı günahsız bir beden sağlayabilirdi.

21 image12301 think thinking look up 45“İsa onlara [Yahudi yetkililere], “Siz aşağıdansınız, ben yukarıdanım” dedi. “Siz bu dünyadansınız, ben bu dünyadan değilim. İşte bu nedenle size, ‘Günahlarınızın içinde öleceksiniz’ dedim. Benim O olduğuma iman etmezseniz, günahlarınızın içinde öleceksiniz.” (Yuhanna 8: 23-24)

İsa’nın İncil’de söylediği bazı sözlerden ötürü bazı insanların kafası karışıyor. Neden mi? Alçakgönüllü ve sevecen biri olarak tanıdıkları bir kişinin kibirli bir şekilde dışlayıcı bir tutum gösterdiği kanısına kapılıyorlar. Şu sözleri ne kadar da cüretkar, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” İsa, kimsenin Tanrı’ya kendisinin aracılığı olmadan gelemeyeceğini söyleyecek kadar kendini önemsiyor olabilir mi?

Şayet, bir şekilde, Tanrı İsa aracılığıyla dünyaya geldiyse, sonsuz sayıda soruların sıralandığı bir listeyle karşı karşıyayız demektir. Bunları benim cevaplamamı beklemeyin. Cennetin bu tarafında kimse cevaplayamaz. Ama bitirirken size üç soru sormak istiyorum.

1)  İnsanların neden İsa’nın iyi bir ahlak öğretmeni olduğunu söylemekle tatmin olduklarını düşünüyorsunuz? Bu sonuca varmak neden makul değil?
2)  Tanrı’nın insan olabileceğine mi yoksa, herhangi bir insanın gerçekten Tanrı olabileceğine mi inanmakta daha çok zorlanıyorsunuz? Bakış açınız tartışmanın biçimini nasıl değiştiriyor?
3)  Şayet Tanrı insanlığa olan sevgisini dışa vurmak için varlığını dünyada gösterecek olsa, insan biçiminde gelmesi neden anlamlıdır?

REFERANSLAR

(1) Stott, John, “Why I am a Christian” [Neden Hıristiyan’ım?]. Downers Grove, IL; Intervarsity Press, 2003, s. 35.
(2) Lewis, C.S. “Mere Christianity” [Hıristiyanlık’ın Özü]. San Francisco; Harper, 2001, s. 52

Leave a Comment