Eski Antlaşma’da Bulunan ve İsa Tarafından Gerçekleştirilen Peygamberlikler
Yıllar önceydi, arabamın lastikleri değiştirilirken araba servisinin bekleme odasında oturuyordum. Müşterilerin çoğu, köşedeki televizyonda bangır bangır bağıran basketbol maçını izliyordu. Sezon sonuydu ve maçın sonucu çok önemliydi. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin oynadığını düşünün. Onlar ne zaman oynasalar stadyum dolar ve maç büyük kalabalıkları çeker. Şimdi de sezonun son maçı olduğunu ve kazananın Trabzonspor’u geçeceğini ve şampiyonluğa tutunacağını düşünün. Buna benzer bir öneme sahip bir basketbol maçıydı.
Ben ne yapıyordum? İlk olarak çok hırslı bir spor taraftarı olduğumu bilmelisiniz. Başka bir gün olsaydı ve elimde başka bir kitap olsaydı ben de diğerlerine katılıp maçı izlerdim. Fakat bu kez tüm dikkatimi cezbeden bir kitap okumaktaydım. Things to Come (Gelecek Olan Şeyler) adında, Kutsal Kitap peygamberliği hakkında bir kitaptı. Yanımdaki adam, onun yaptığını yapmadığımı fark etmiş olacak ki sordu, ‘Nasıl oluyor da bu maçı izlemiyorsunuz? Gerçekten çok ilginç bir kitap olmalı.’
Kitabın ne hakkında olduğunu ve nesini büyüleyici bulduğumu anlattım. Bu yazıda sizlere Kutsal Kitap peygamberliği çalışmalarının neden önemli ve büyüleyici olduğunu anlatmak istiyorum. On altı yüzyıllık bir süre içinde, yaklaşık 40 yazar tarafından Tanrı’nın esinlemesi altında yazılan Kutsal Kitap’ta pek çok önemli peygamberlikler bulunmaktadır. Dünyada Kutsal Kitap gibi bir kitap yoktur ve peygamberlik bunun nedenlerinden biridir. Kutsal Kitap peygamberlikle doludur!
Geleceği bilme arsuzu insanlığın içinde olan bir arzu gibi görünmektedir. Bundan sonra ne olacak? Birçok insan için Kutsal Kitap’ın en ilginç kısmı peygamberlikleridir, özellikle de henüz gerçekleşmemiş olaylarla ilgili peygamberlikler. Tanrı’nın çağımız için tasarıları neler? İsa ne zaman tekrar gelecek ve gelişi nasıl olacak? Bana gelince, ben en çok, Tanrı’nın İsa’nın birinci gelişiyle ilgili peygamberliklerini okumayı ve incelemeyi seviyorum. Binlerce yıl önce bildirilen neydi? Bu peygamberlikler ne zaman ve nasıl yerine geldi? Bugün bu konuya bakacağız. Ele alacağımız bu peygamberliklere Mesih’le ilgili peygamberlikler diyoruz. Bu peygamberlikleri yerine getiren sadece İsa olduğu için bu peygamberlikler doğal olarak İsa’yla ilgilidir.
Mesih’le ilgili peygamberlikler Mesih’in doğumunu anlatır. İsa’nın hizmetini, reddedilmesini, çarmıha gerilmesini ve dirilişini anlatan daha pek çok peygamberlik vardır. Müthiş! Gelecek Olan, çarmıha gerilecekti ama mezarda ölü olarak kalmayacaktı! Basketbol maçına olan ilgimi neden kaybettiğimi anlayabiliyor musunuz?
Bir insanın bu peygamberliklerin herhangi beşini %100 doğrulukla gerçekleştirme olasılığı düşünülemez bir şeydir. Bu nedenle, Mesih’le ilgili peygamberliklerin yazarının Tanrı olmasının zorunlu olduğunu anlamak zor değildir. Bir kişinin bu peygamberliklerin hepsini gerçekleştirme olasılığını düşündüğümüz zaman bu işi ancak Tanrı’ya atfedebiliriz. Daha sonra İsa Mesih tarafından gerçekleştirilen peygamberliklerin sadece yedisine bakacak olsak bu olanaksızlık karşısında verebileceğimiz tek tepki hayrete düşmek olmalıdır! Aşağıda aşırıya kaçmayan olasılıklar sıralanmıştır.
Mesih’le ilgili Peygamberlikler Tanrı Olmadan Gerçekleşmesi Olasılığı
| 1. |
İsa, Davut soyundan gelecekti. |
104 (10.000’de 1) |
|
2. |
İsa’nın Beytlehem’de doğacak olması. |
105 (100.000’de 1) |
|
3. |
İsa, harikalar yapacaktı. |
105 (100.000’de 1) |
|
4. |
İsa, kendisini sıpa üzerinde bir Kral olarak gösterecekti. |
106 (1.000.000’da 1) |
|
5. |
İsa’nın bir arkadaşı tarafından 30 parça altın için ele verilecek olması. |
106 (1.000.000’da 1) |
|
6. |
İsa’nın çarmıha gerilecek olması. |
106 (1.000.000’da 1) |
|
7. |
İsa’nın, Artahşasta’nın Yeruşalim’i yeniden bina etmesinden 173.880 gün sonra kendisini Kral olarak sunması. |
106 (1.000.000’da 1) |
|
Tümünün gerçekleşme olasılığı (Tanrı olmadan) |
1038 (100 milyar, milyar, milyar, milyarda 1) |
Bir insanın bu yedi peygamberliğin hepsini yerine getirme olasılığı nedir? 10 sayısının sonuna otuz yedi sıfır eklendiğini düşünün. Gerçekten de Kutsal Kitap peygamberliği, Kutsal Kitap’ın ilahi bir şekilde esinlendiği iddiasını kanıtlıyor. Nasıl mı? Peygamberlik, gelecekte olacak olan olayların ilahi bir şekilde ilan edilmesi olarak tanımlanır. İnsan doğal haliyle gelecekteki olayları öngöremediği için gerçekleşen peygamberlik Kutsal Kitap’ın ilahi esininin kanıtıdır.
1. PEYGAMBERLİK – İsa Davut’un soyundan gelecekti. Bu peygamberlikle, Mesih’in seçtiği soyu görüyoruz. “RAB Davut’a kesin ant içti, andından dönmez: ‘Senin soyundan birini tahtına oturtacağım.’” (Mezmur 132:11, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: ‘İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih’in soy kaydı şöyledir…Yakup Meryem’in kocası Yusuf’un babasıydı. Meryem’den Mesih diye tanınan İsa doğdu.” (Matta 1:1,16, İncil). [Not: Burada soyu eksiksiz olarak sıralayan 16 ayetin hepsini alıntılamadım. Soy kütüğünü Matta Müjdesi’nin birinci bölümünde bulabilirsiniz.]
2. PEYGAMBERLİK – İsa, Beytlehem’de doğacaktı. Bu peygamberlikle gelecek olan Mesih’in nerede doğacağını görüyoruz. “Ama sen, ey Beytlehem Efrata, Yahuda boyları arasında önemsiz olduğun halde, İsrail’i benim adıma yönetecek olan senden çıkacak. Onun kökeni öncesizliğe, zamanın başlangıcına dayanır.” (Mika 5:2, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “İsa’nın Kral Hirodes devrinde Yahudiye’nin Beytlehem Kenti’nde doğmasından sonra bazı yıldızbilimciler doğudan Yeruşalim’e gelip şöyle dediler: “Yahudiler’in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O’nun yıldızını gördük ve O’na tapınmaya geldik.”” (Matta 2:1-2, İncil)
3. PEYGAMBERLİK – İsa harikalar yapan biri olacaktı. Bu peygamberlikte Mesih’in insan acısı karşısında ne yapacağını görüyoruz. “O gün sağırlar kitabın sözlerini işitecek, körler koyu karanlıkta görecek.” (Yeşaya 29:18, Eski Antlaşma). Yahudi bayramında İsa’ya okuması için Eski Antlaşma’dan bir tomar verilmişti. Bakın neler oldu: “Kutsal Yazılar’ı okumak üzere ayağa kalkınca O’na Peygamber Yeşaya’nın Kitabı verildi. Kitabı açarak şu sözlerin yazılı olduğu yeri buldu:
“Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için beni gönderdi.”” (Luka 4:18-19, İncil)
GERÇEKLEŞMESİ: “Kendisine, yatak üzerinde felçli bir adam getirdiler. İsa onların imanını görünce felçliye, “Cesur ol, oğlum, günahların bağışlandı” dedi. Bunun üzerine bazı din bilginleri içlerinden, “Bu adam Tanrı’ya küfrediyor!” dediler. Onların ne düşündüklerini bilen İsa dedi ki, “Yüreğinizde neden kötü düşüncelere yer veriyorsunuz? Hangisi daha kolay? ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, yürü’ demek mi? Ne var ki, İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahipolduğunu bilesiniz diye…” Sonra felçliye, “Kalk, yatağını topla, evine git!” dedi. Adam da kalkıp evine gitti.” (Matta 9:2-7, İncil)
“İsa oradan ayrılırken iki kör, “Ey Davut Oğlu, halimize acı!” diye feryat ederek O’nun ardından gittiler. İsa eve girince körler yanına geldi. Onlara, “İstediğinizi yapabileceğime inanıyor musunuz?” diye sordu. Körler, “İnanıyoruz, ya Rab!” dediler. Bunun üzerine İsa körlerin gözlerine dokunarak, “İmanınıza göre olsun” dedi.” (Matta 9:27-30, İncil)
4. PEYGAMBERLİK – İsa, bir sıpa üzerinde kendisini bir Kral olarak sunacaktı. Bu peygamberlikle Mesih’in gelişini Kralların Kralı olarak nasıl ilan edeceğini görüyoruz. “Ey Siyon kızı, sevinçle coş! Sevinç çığlıkları at, ey Yeruşalim kızı! İşte kralın! O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür. Eşeğe, evet, sıpaya, eşek yavrusuna binmiş sana geliyor!” (Zekeriya 9:9, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Yeruşalim’e yaklaşıp Zeytin Dağı’nın yamacındaki Beytfaci Köyü’ne geldiklerinde İsa, iki öğrencisini önden gönderdi. Onlara, “Karşınızdaki köye gidin” dedi, “Hemen orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız. Onları çözüp bana getirin.
Size bir şey diyen olursa, ‘Rab’bin bunlara ihtiyacı var, hemen geri gönderecek’ dersiniz.” Bu olay, peygamber aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu:
“Siyon kızına deyin ki,
‘İşte, alçakgönüllü Kralın,
Eşeğe, evet sıpaya,
Eşek yavrusuna binmiş
Sana geliyor.'”
Öğrenciler gidip İsa’nın kendilerine buyurduğu gibi yaptılar. Eşekle sıpayı getirip üzerlerine giysilerini yaydılar, İsa sıpaya bindi. Halkın büyük bir bölümü giysilerini yolun üzerine serdi. Bazıları da ağaçlardan dal kesip yola seriyordu.” (Matta 21:1-8, İncil)
5. PEYGAMBERLİK – İsa 30 parça altın için bir arkadaşı tarafından ele verilecekti. Bu peygamberlikle Mesih’i ele veren kişiye ne kadar para verileceğini öğreniyoruz. “Onlara, “Uygun görürseniz ücretimi ödeyin, yoksa boş verin” dedim. Onlar da ücret olarak bana otuz gümüş verdiler. RAB bana, “Çömlekçiye at” dedi. Böylece bana biçtikleri yüksek değerin karşılığı olan otuz gümüşü alıp RAB’bin Tapınağı’ndaki çömlekçiye attım.” (Zekeriya 11:12-13, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “O sırada Onikiler’den biri, adı Yahuda İskariot olanı başkâhinlere giderek, “O’nu ele verirsem bana ne verirsiniz?” dedi. Otuz gümüş tartıp ona verdiler.” (Matta 26:14-15, İncil). “İsa’ya ihanet eden Yahuda, O’nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüşü başkâhinlere ve ileri gelenlere geri götürdü. “Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim” dedi. Onlar ise, “Bundan bize ne? Onu sen düşün” dediler. Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan başkâhinler, “Kan bedeli olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz” dediler. Kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlası’nı satın aldılar.” (Matta 27:3-7, İncil)
6. PEYGAMBERLİK – İsa çarmıha gerilecekti. Bu tarihsel olayın ayrıntılarını betimleyen pek çok peygamberlik vardır. Burada on birini alıntılıyoruz:
1) Mesih, tam da yardım etmek için geldiği kişiler tarafından reddedilecekti. Bizleri kurtarmak için acı çekecekti. Çarmıha gerilmesinden önceki yasadışı mahkemeler ya da çarmıha gerilmesi sırasında kendisini savunmayacaktı. “O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:7, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Başkâhinlerle ileri gelenler O’nu suçlayınca hiç karşılık vermedi. Pilatus O’na, “Senin aleyhinde yaptıkları bunca tanıklığı duymuyor musun?” dedi. İsa tek konuda bile ona yanıt vermedi. Vali buna çok şaştı.” (Matta 27:12-14, İncil)
2) Mesih’e nasıl davranılacaktı? Dövülecek, alaya alınacak ve üzerine tükürülecekti. “Bana vuranlara sırtımı açtım. Yanaklarımı uzattım sakalımı yolanlara. Aşağılamalardan, tükürükten yüzümü gizlemedim.” (Yeşaya 50: 6, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Bunun üzerine İsa’nın yüzüne tükürüp O’nu yumrukladılar. Bazıları da O’nu tokatlayıp, “Ey Mesih, peygamberliğini göster bakalım, sana vuran kim?” dediler.” (Matta 26:67-68, İncil). “Bunun üzerine Pilatus onlar için Barabba’yı salıverdi. İsa’yı ise kamçılattıktan sonra çarmıha gerilmek üzere askerlere teslim etti.” (Matta 27:26, İncil)
3) Mesih kırbaçlanacaktı. Öte yandan, bu kırbaçlanma günahkar insanlığa şifa verecekti. “Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.” (Yeşaya 53:5, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “…günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1.Petrus 2:24, İncil)
4) Ölmekte olan Mesih’e nasıl bir içecek sunulacağı önceden bildirilmişti. “Yiyeceğime zehir kattılar. Sirke içirdiler susadığımda.” (Mezmur 69:21, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Golgota, yani Kafatası denilen yere vardıklarında içmesi için İsa’ya ödle karışık şarap verdiler. İsa bunu tadınca içmek istemedi. Askerler O’nu çarmıha gerdikten sonra kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar.” (Matta 27:33-35, İncil)
5) Mesih çarmıha çivilenecekti. İsa’nın döneminde Romalılar’ın ölüm cezasının infazı sırasında en yaygın olarak kullandıkları yöntem insanı çarmıh üzerine elleri, bilecekleri ve ayaklarından çivilemekti. “Ellerimi, ayaklarımı deliyorlar.” (Mezmur 22:16)
GERÇEKLEŞMESİ: “Sonra O’nu çarmıha gerdiler.” (Markos 15:24, İncil)
6) Mesih üzerinde giyisileri olduğu halde, onurlu bir şekilde ölmeyecekti. Soyulacaktı. Kral Davut Mesih’in ellerinin ve ayaklarının delineceğini söylemekle kalmadı, aynı zamanda çıplak öleceğini de peygamberlik etti. Giyisileri, çarmıhın dibindekiler arasında paylaşılacaktı. “Giysilerimi aralarında paylaşıyor. Elbisem için kura çekiyorlar.” (Mezmur 22:18, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine, “Bunu yırtmayalım” dediler, “Kime düşecek diye kura çekelim.” Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar, Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı.” (Yuhanna 19:23-24, İncil)
7) Mesih’in ölü bedenine ne olacaktı? Deşilecekti. “Davut soyuyla Yeruşalim’de oturanların üzerine lütuf ve yakarış ruhunu dökeceğim. Bana, yani deştiklerine bakacaklar; biricik oğlu için yas tutan biri gibi yas tutacak, ilk oğlu için acı çeken biri gibi acı çekecekler.” (Zekeriya 12:10, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “…askerlerden biri O’nun böğrünü mızrakla deldi.” (Yuhanna 19:34, İncil)
8) Mesih’in sembolü olan Fısıh kuzusunun ölümü sırasında kemiklerinden hiçbiri kırılmayacaktı. Aynı şekilde Mesih’in de ölümü sırasında hiçbir kemiği kırılmayacaktı. “Koyun ya da keçilerden seçeceğiniz hayvan kusursuz, erkek ve bir yaşında olmalı. Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak. Fısıh eti evde yenmeli, evin dışına çıkarılmamalı. Kemikleri kırmayacaksınız. O gece Mısır’dan geçeceğim. Hem insanların hem de hayvanların bütün ilk doğanlarını öldüreceğim. Mısır’ın bütün ilahlarını yargılayacağım. Ben RAB’bim. Bulunduğunuz evlerin üzerindeki kan sizin için belirti olacak. Kanı görünce üzerinizden geçeceğim. Mısır’ı cezalandırırken ölüm saçan size hiçbir zarar vermeyecek.” (Mısır’dan Çıkış 12:5-6, 12-13, 46, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Bunun üzerine askerler gidip birinci adamın, sonra da İsa’yla birlikte çarmıha gerilen öteki adamın bacaklarını kırdılar. İsa’ya gelince O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar.” (Yuhanna 19:32-33, İncil)
9) Mesih kiminle ölecekti? Suçlularla ölecekti ve mezarını sağlayan zengin bir adam olacaktı. “Şiddete başvurmadığı, ağzından hileli söz çıkmadığı halde, ona kötülerin yanında bir mezar verildi. Ama öldüğünde zenginin yanındaydı.” (Yeşaya 53:9, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi. O da İsa’nın bir öğrencisiydi. Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi. Pilatus da cesedin ona verilmesini buyurdu. Yusuf cesedi aldı, temiz keten beze sardı, kayaya oydurduğu kendi yeni mezarına yatırdı. Mezarın girişine büyük bir taş yuvarlayıp oradan ayrıldı.” (Matta 27:57-60, İncil)
10) Ölmüş olan Mesih’in bedeni, normal bir insanınki gibi çürüyerek ve toprağa karışarak bozulacak mıydı? Mesih’inki böyle olmayacaktı. Çürümeye başlamadan önce ölümden diriltilecekti. “Çünkü sen beni ölüler diyarına terk etmezsin. Sadık kulunun çürümesine izin vermezsin.” (Mezmur 16:10, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Geleceği görerek Mesih’in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ Tanrı, İsa’yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız.” (Elçilerin İşleri 2:31-32, İncil)
11) Mesih’in gelişinin amacı neydi? Mesih, suçlarımızın bedelini üzerine almak ve bunların mahkumiyetini yüklenmek için atanmıştı. Günah sadece, uğruna ölmek için mahkum olduğumuz ve Mesih’in affımızı satın aldığı bir suç değildir. Aynı zamanda Mesih’in çaresini sağladığı bir hastalıktır. “Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. (Yeşaya 53:9, Eski Antlaşma). “Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.” (Yeşaya 53:5, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: İsa şöyle dedi, “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24, İncil). “…günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1.Petrus 2:24, İncil). “Tanrı’nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.” (İbraniler 10:10, İncil)
7. PEYGAMBERLİK – İsa, Artahşasta’nın Yeruşalim’i yeniden bina etmesinden 173.880 gün sonra kendisini Kral olarak sunacaktı.
Daniel Kitabı, Eski Antlaşma’daki en büyüleyici kitaplardan biridir. Daniel’e Yahudi olmayan ulusların imparatorları ve Mesih’in gelişiyle ilgili, ilahi olarak esinlenmiş ayrıntılı görümler verilmişti. Daniel, Nebukadnezzar için Babil’e götürülen eğitimli genç Yahudi tutsaklardan biriydi. Zaman içinde egemen kralların idaresinde üst düzey devlet adamlarından biri olmak üzere yükseldi. Ama önce ve öncelikli olarak Tanrı’nın peygamberiydi. Tanrı ona görümleri ve rüyaları yorumlama becerisi verdi.
Daniel, Yeremya peygamberin esinlenmiş yazılarını çalışırken halkının yetmiş yıllık tutsaklığının neredeyse sonuna geldiğini fark etti. Dua ederken, ‘yetmiş hafta’ hakkında çok önemli bir vahiy aldı. ‘Yetmiş hafta’ sayısı altında Yahudi ulusunun gelecekteki tarihinin taslağı verildi kendisine.
“Başkaldırıyı ortadan kaldırmak, günaha son vermek, suçu bağışlatmak, sonsuza dek kalıcı doğruluğu sağlamak, görüm ve peygamberliği mühürlemek, En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır. Şunu bil ve anla: Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek. Altmış iki hafta içinde Yeruşalim yeniden sokaklarla, hendeklerle kurulacak. Ancak bu sıkıntılı zamanlarda olacak.
Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek ve onu destekleyen olmayacak. Gelecek önderin halkı, kenti ve kutsal yeri yerle bir edecek. Sonu tufanla olacak: Savaş sona dek sürecek. Yıkımların da olacağı kararlaştırıldı.
Gelecek önder birçoklarıyla bir haftalık sağlam bir antlaşma yapacak. Haftanın yarısı geçince, kurbanı da sunuyu da kaldıracak. Kararlaştırılan yıkım başına gelinceye dek yok edici önder tapınağın üst bölümüne yıkıcı iğrenç şeyler yerleştirecek.” (Daniel 9:24-27, Eski Antlaşma)
Bu ayetlerde Mesih’le ilgili peygamberlik üç kısımda verilmişti. Birinci kısım 69 hafta sonunda Mesih’in Yeruşalim’e geleceğini söyler. “Yeruşalim’i yeniden kurmak için buyruğun verilmesinden, meshedilmiş olan önderin gelişine dek yedi hafta geçecek.” Bu haftalar yıl haftaları olarak anlaşılır. Harfiyen 69 hafta olarak anlaşılacak olsa, 69 hafta, bu ayetlerde anlatılan çok sayıda olayın gerçekleşmesi için çok kısa bir süredir. 69 haftanın (483 yıl) başlama noktası Yeruşalim’i eski gönencine kavuşturma ve yeniden bina etme kararının alınmasıdır.
Karar ne zaman ve kim tarafından alındı? Karardan, Eski Antlaşma’daki Nehemya Kitabı’nın ikinci bölümünde söz edilir.
“Kral Artahşasta’nın krallığının yirminci yılı, Nisan ayıydı. Krala getirilen şarabı alıp kendisine sundum. O güne kadar beni hiç üzgün görmemişti. Bu yüzden, “Neden böyle üzgün görünüyorsun?” diye sordu, “Hasta olmadığına göre, bir derdin olmalı.” Çok korktum.
Krala, “Tanrı sana uzun ömürler versin” dedim, “Atalarımın gömüldüğü kent yıkıldı, kapıları yakıldı. Nasıl üzülmem?”
Kral, “Dileğin ne?” diye sordu. Göklerin Tanrısı’na dua edip krala şöyle dedim: “Eğer uygun görüyorsan, benden hoşnut kaldınsa, lütfen beni Yahuda’ya, atalarımın gömüldüğü kente gönder; kenti onarayım.”
Kral kraliçeyle birlikte oturuyordu. “Yolculuğun ne kadar sürer?” diye sordu, “Ne zaman dönersin?” Böylece kral dileğimi uygun buldu ve beni göndermeyi kabul etti. Ona ne zaman döneceğimi söyledim.” (Nehemya 2:1-6, Eski Antlaşma)
Kararın tam olarak ne söylediğini bilmiyoruz ama konusu kolayca anlaşılabiliyor. Nehemya Yeruşalim’in yıkık durumunu haber alıyor. Bu yüzden büyük bir keder yaşıyor. Kral yasının nedenini soruyor. Nehemya cevap veriyor ve kenti yeniden bina etmek için izin istiyor.
O halde bu karar, ‘Yeruşalim’i yeniden bina etme’ hükmüdür. Kentin yeniden bina edilmesine izin veren başka bir karar yoktur. Bu karar yeniden bina edilmesine izin veriyor ve Nehemya kitabı bu işin nasıl yürütüldüğünü anlatıyor. Kayıtlara geçmiş olan ve kentin yeniden yapılmasına izin veren başka bir karar yoktur. Diğer tüm kararlar tapınağın yeniden yapılmasından söz etmektedir.
Bu yazının başında, yedi peygamberliği gerçekleştirmenin istatistiki olasılığını sıralayan bir tablo bulunmaktadır. Listedeki yedinci peygamberlik şöyle diyor, ‘İsa, Artahşasta’nın Yeruşalim’i yeniden bian etme kararından 173.880 gün sonra kendisini Kral olarak sunacaktı.’ Bu süreyi nasıl hesapladık?
Birincisi, bu ayetlerde Daniel’in hafta kelimesini nasıl kullandığını anlamamız şarttır. Asıl sözcük, ‘yedi’ anlamına gelen şabua kelimesidir. Bu nedenle, Daniel’in peygamberliğinde birinci ayetin bir kısmında, ‘En Kutsal’ı meshetmek için senin halkına ve kutsal kentine yetmiş hafta kadar zaman saptanmıştır’ derken, aslında ‘yetmiş tane yedi saptanmıştır,’ denmektedir. Bu İbranice kelime Eski Antlaşma’nın başka bir yerinde ‘yıl’ anlamında kullanılmaktadır. ‘Gün haftası’ değil, ‘Yıl haftası’ anlamı taşımaktadır. Ayrıca, Daniel’in gün olarak değil, yıl olarak düşündüğünü biliyoruz. “Medli Ahaşveroş oğlu Darius Kildan Kralı oldu. Krallığının birinci yılında ben Daniel, RAB’bin Peygamber Yeremya’ya bildirdiği sayının – Yeruşalim’in ıssız kalacağı yılların sayısının – yetmiş olduğunu Kutsal Yazılar’dan anladım.” (Daniel 9:1-2, Eski Antlaşma)
Ayrıca, peygamberliğin çerçevesi de ‘yetmiş tane yedi’nin yıl olarak anlaşılmasını gerektirmektedir. Eğer bunları ‘yedi’ gün olarak düşünürsek, hepsi 490 gün eder ki, bu da bir yıldan biraz daha fazla bir süredir. Bu kadar kısa bir süre içinde kentin yeniden bina edilmesini ve bir kez daha yıkılmasını düşününce, bu yorumun tamamıyla olanaksız olduğu görülmektedir.
Peygamberlik, Meshedilmiş Olan’ın, karar verildikten 69 hafta sonra geleceğini söyler, yani, 69 ‘yıl haftası’. 69 ‘yıl haftası x 7 = 483 yıl. Bunlar 360 günden oluşan peygamberliksel yıllardır çünkü Kutsal Kitap’ta bir ‘ay’ otuz gün ve bir yıl 360 gün olarak sayılır. Henüz 365 günlük Güneş takvimi geliştirilmemişti. Bu nedenle, hesap yaparken 360 günlük yıl kullanmak mantıksız değildir.
360 günlük takvimi kullanarak, Daniel’in 69 haftalık peygamberliğinin gününü şöyle hesaplayabiliriz: 483 yıl x 360 gün = 173.880 gün. Bu nedenle, Yeruşalim’i yeniden bina etme kararından 173.880 gün sonra Mesih gelecekti. 69 haftayla ilgili son olay Mesih’in kendisini İsrail’e Mesih’leri olarak sunmasıdır. O gün bu eski peygamberlik gerçekleşecekti. “Ey Siyon kızı, sevinçle coş! Sevinç çığlıkları at, ey Yeruşalim kızı! İşte kralın! O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür. Eşeğe, evet, sıpaya, eşek yavrusuna binmiş sana geliyor!” (Zekeriya 9:9, Eski Antlaşma)
İsa Yeruşalim’e geldiğinde bu bir heves değildi. Tanrı şöyle buyurdu, “Sonu ta başlangıçtan, henüz olmamış olayları çok önceden bildiren, tasarım gerçekleşecek. İstediğim her şeyi yapacağım diyen benim.” (Yeşaya 46:10, Eski Antlaşma). Tanrı, Daniel’e Mesih’in Yeruşalim’e ne zaman gireceğini ve sevinç çığlıklarıyla Kral ilan edileceğini kesin olarak bildirmişti. “Önden giden ve arkadan gelen kalabalıklar şöyle bağırıyorlardı: “Davut Oğlu’na hozana! Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun, En yücelerde hozana!”” (Matta 21:9, İncil)
Burada ele almadığımız iki şey var. Birincisi, Artahşasta’nın hükmü ne zaman verildi? Yeruşalim’e doğru geri sayıma ne zaman başlayacağımızı bilmemiz gerekiyor. Evet, 173.880 gün ama ne zamandan itibaren? İkincisi, 360 günlük peygamberlik yıllarını, bizim 365 günlük yıllarımızın temel aldığı Güneş takvimine çevirmeliyiz. Bir dizi Kutsal Kitap akademisyeni, tarihçi ve tarih dizincisi bu hesapları yapmıştır ve çok kolay bir çalışma gibi görünmemektedir; en azından benim çalışmaları hakkında okuduklarma göre öyle görünmüyor. Fısıh Bayramı’nın zamanını belirlemek için Yahudi yeni aylarının zamanlamasını kullandılar ve yılın tam uzunluğunu bulmak için Londra’daki Royal Observatory (Krallık Gözlemevi) ile kontrol ettiler. Çalışmalarını doğrulamak için modern astronomik tablolar ve bilgisayarlar kullandılar. Dikkatli bir şekilde tarihi incelediler. Artık yılları hesaba kattılar. Her biri, kararın verilmesiyle İsa’nın çarmıha gerildiği haftanın Pazar günü Yeruşalim’e girişi arasında 173.880 gün olduğunu buldular. Fakat bunu bulmak için hepsi aynı yöntemi kullanmadılar.
Daniel’in öngörüsünün başlangıç noktası, ‘Yeruşalim’i yeniden bina etme buyruğunun verilmesidir.’ Kutsal Kitap, Yahudi halkına vatanlarına geri dönme hakkı veren iki Fars Kralının üç kararından söz eder. İ.Ö. 539 ve İ.Ö. 458’de tapınağın yeniden bina edilmesine izin veren kararlar alınmıştır. İ.Ö. 445 yılında Artahşasta tarafından verilen üçüncü kararın hem tapınağın hem de Yeruşalim kentinin yeniden bina edilmesine izin verdiği açıktır.
Öte yandan peygamberliğin önemini görmek için bu üç karardan birini seçmek zorunda değiliz. Bende saygı uyandıran, Daniel’in rakamlarını ne kadar kabaca hesaplarsak hesaplayalım, Daniel’in önceden bildirdiği Mesih’in Orta Doğu sahnesine İ.Ö. 55 ve İ.S. 38 yılları arasında bir zamanda gelmesi gerektiği sonucuna varıyor olmamız. Pers krallarının hangisinin kararını seçersek seçelim 173.880 günlük geriye sayım bu dönem içine denk geliyor.
Nasıralı İsa önceden bildirilen bu zaman dönemi içinde yaşadığı halde birçok Yahudi, Tanrı’nın beklenen Krallığını getirmediği için O’nun gerçek mesih olamayacağında ısrar ediyorlar. Fakat Daniel ve başka Yahudi peygamberler Mesih’in, egemenliği başlamadan önce açık bir yenilgi yaşayarak ‘kesileceğini’ (öldürüleceğini) belirtiyor.‘Açık’ sözcüğünün altını çizin. Eski Antlaşma peygamberleri tarafından verilen peygamberlikler de ölümünün son olmayacağını belitiyor! Yenilmedi! Mesih ölümden diriltilecekti!
Bunun Eski Antlaşma’da önceden bildirildiğini görüyoruz. “Çünkü sen beni ölüler diyarına terk etmezsin. Sadık kulunun çürümesine izin vermezsin.” (Mezmur 16:10). İsa’nın elçilerinden ikisi bu ayetleri, dirilişinin Eski Antlaşma’da önceden bildirildiğinin kanıtı olarak aktarıyor. İşte birisi, “Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanıbaşımızda duruyor. Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı’nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih’in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ Tanrı, İsa’yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız.” (Elçilerin İşleri 2:29-32, İncil) (Ayrıca bakınız Elçilerin İşleri 13:35-37)
Mezmur boyunca bir kişi hakkında konuşuluyor. Bu kişinin, Mezmur’un esin almış yazarı Davut olduğu düşünülemez. “…büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanıbaşımızda duruyor.” Mesih dışında başka biri olamaz.
Ne anlamamız gerekiyor? Daniel’in peygamberliğine ilişkin çeşitli akademisyenlerin yaptıkları hesaplamaların her özel ayrıntısı konusunda hepimiz fikir birliğine varamayacak olsakta, aşağıdaki karşı konulamaz gerçekler hakkında yaygın bir fikir birliği vardır. Daniel’in bu peygamberliği bize şunları söylüyor:
Mesih öldürülecekti. “Bu altmış iki hafta sonunda meshedilmiş olan öldürülecek…” (Daniel 9:26, Eski Antlaşma)
Yeruşalim kenti ve tapınak yıkıma uğrayacaktı. Kent ve harika, altın çeperli, beyaz mermer tapınak İ.S. 70 yılında İmparator Titus tarafından yönetilen Roma ordusu tarafından tamamıyla yok edildi.
Dikkatle dinleyin. Daniel’in peygamberlik ettiği dönem içinde, İsa dışında kimse, ‘kesilen’ Mesih niteliklerine uymamaktadır. Daniel’in öngördüğü Mesih O ise, kim İsa’yı göz ardı edebilir ya da kim O’na basit bir şekilde peygamber diyebilir? Biz diyemeyiz. Peygamberlik buna izin vermiyor. Mesih, kendisi için değil, bizim için öldü ise, kendimizi Mesih’e emanet etmeden nasıl bu yaşamda hayatta kalıp sonraki hayatımızda Tanrı’nın yüzüne bakabiliriz? İsa’yı göz ardı edersek ya da Kurtarıcı’dan daha azı olarak görürsek nasıl İsa’nın gelişi için hazır olabiliriz?
BAŞKA HANGİ PEYGAMBERLİKLERİ BİLMEM GEREK?
Mesih’le ilgili peygamberlikleri ele alırken kendimizi, bir kişinin bütün peygamberlikleri yerine getirmesinin istatistiki olasılığını gösteren tabloda sıralanan yedi peygamberlikle sınırladık. Şöyle yazmıştım, “Bir insanın bu peygamberliklerin herhangi beşini %100 doğrulukla gerçekleştirme olasılığı düşünülemez bir şeydir. Bu nedenle, Mesih’le ilgili peygamberliklerin yazarının Tanrı olmasının şart olduğunu anlamak zor değildir. Bir kişinin bu peygamberliklerin hepsini gerçekleştirme olasılığını düşündüğümüz zaman bu işi ancak Tanrı’ya atfedebiliriz. Daha sonra İsa Mesih tarafından gerçekleştirilen peygamberliklerin sadece yedisine bakacak olsak bu olanaksızlık karşısında verebileceğimiz tek tepki hayrete düşmek olmalıdır.”
Birinin bu yedi peygamberliği yerine getirmesinin istatistiki olarak olasılığı kaçtı? Aşırıya kaçmayan olasılık 1038 ya da 1 ve arkasında 38 sıfırdır. Eski Antlaşma’dan (Tevrat ve Zebur’dan) İsa’yla ilgili 300’den fazla Mesih temelli peygamberliği işin içine katacak olursak, bir de o zaman olasılığın kaç olacağını düşünün!!!
İşte bunların birkaç tanesi:
PEYGAMBERLİK: Mesih, diğer insanlara büyük çöl peygamberi tarafından tanıtılacaktı. “Şöyle haykırıyor bir ses: “Çölde RAB’bin yolunu hazırlayın. Bozkırda Tanrımız için düz bir yol açın. Her vadi yükseltilecek, her dağ, her tepe alçaltılacak. Böylelikle engebeler düzleştirilecek. Sarp yerler ovaya dönüştürülecek. O zaman RAB’bin yüceliği görünecek, bütün insanlar hep birlikte onu görecek. Bunu söyleyen RAB’dir.” (Yeşaya 40:3-5, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “O günlerde Vaftizci Yahya Yahudiye Çölü’nde ortaya çıktı. Şu çağrıyı yapıyordu: “Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaşmıştır.” Nitekim Peygamber Yeşaya aracılığıyla sözü edilen kişi Yahya’dır. Yeşaya şöyle demişti:
“Çölde haykıran,
‘Rab’bin yolunu hazırlayın,
Geçeceği patikaları düzleyin’ diye sesleniyor.”
Yahya’nın deve tüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı.” (Matta 3:1-4, İncil)
PEYGAMBERLİK: Mesih başka nasıl tarif ediliyordu? Büyük bir peygamber Mesih’in gelişi için yolu hazırlayacaktı. “İşte habercimi gönderiyorum. Önümde yolu hazırlayacak. Aradığınız Rab ansızın tapınağına gelecek; görmeyi özlediğiniz antlaşma habercisi gelecek” diyor Her Şeye Egemen RAB.” (Malaki 3:1, Eski Antlaşma). “RAB’bin büyük ve korkunç günü gelmeden önce size Peygamber İlyas’ı göndereceğim. O babaların yüreklerini çocuklarına, çocukların yüreklerini babalarına döndürecek. Öyle ki, gelip ülkeyi lanetleyerek yok etmeyeyim.” (Malaki 4:5-6, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “Yahya’nın öğrencileri ayrılırken İsa halka Yahya’dan söz etmeye başladı. ‘İşte, habercimi senin önünden gönderiyorum; O önden gidip senin yolunu hazırlayacak’ diye yazılmış olan sözler onunla ilgilidir.” (Matta 11:7,10, İncil). İsa şöyle dedi, “Size şunu söyleyeyim, İlyas zaten geldi, ama onu tanımadılar, ona yapmadıklarını bırakmadılar. Aynı şekilde İnsanoğlu da onların elinden acı çekecektir. O zaman öğrenciler İsa’nın kendilerine Vaftizci Yahya’dan söz ettiğini anladılar.” (Matta 17:12-13, İncil)
PEYGAMBERLİK: Mesih sadece Yahudiler’in mi, yoksa bütün insanların mı Kurtarıcısı olacaktı? Mesih, hem Yahudi hem de Yahudi olmayan, herkes için yaşayacak, öğretecek, hizmet edecek ve ölecekti. Sizin için ve benim için. “Ben, RAB, seni doğrulukla çağırdım. Elinden tutacak, seni koruyacağım. Seni halka antlaşma, uluslara ışık yapacağım.” (Yeşaya 42:6, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “O sırada Yeruşalim’de Şimon adında bir adam vardı. Doğru ve dindar biriydi. İsrail’in avutulmasını özlemle bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi. Rab’bin Mesihi’ni görmeden ölmeyeceği Kutsal Ruh aracılığıyla kendisine bildirilmişti. Böylece Şimon, Ruh’un yönlendirmesiyle tapınağa geldi. Küçük İsa’nın annesi babası, Kutsal Yasa’nın ilgili kuralını yerine getirmek üzere O’nu içeri getirdiklerinde, Şimon O’nu kucağına aldı, Tanrı’yı överek şöyle dedi:
“Ey Rabbim, verdiğin sözü tuttun;
Artık ben, kulun huzur içinde ölebilirim.
Çünkü senin sağladığın,
Bütün halkların gözü önünde hazırladığın kurtuluşu,
Ulusları aydınlatıp
Halkın İsrail’e yücelik kazandıracak ışığı
Gözlerimle gördüm.”
İsa’nın annesiyle babası, O’nun hakkında söylenenlere şaştılar.” (Luka 2:25-33, İncil)
PEYGAMBERLİK: Tanrı’nın kurtuluşu dünyanın dört bir yanına ulaşacaktı. Bu peygamberlik, farklı bir zamanda verilmiş olsa da, öncekiyle aynıdır. Buna Tanrı’nın, nerede olursanız olun O’ndaki kurtuluşu almanızı amaçladığını hatırlatmak için yer verdik. Kurtuluş (cenette sonsuz yaşam armağanı) dünyada, her yerdeki insanlara ulaştırılacaktı. “Seni uluslara ışık yapacağım. Öyle ki, kurtarışım yeryüzünün dört bucağına ulaşsın.” (Yeşaya 49: 6, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: (Dirilmiş İsa öğrencilerine şöyle dedi,) “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak. Sizler bu olayların tanıklarısınız.” (Luka 24:46-48, İncil)
“…bunları size günah işlemeyesiniz diye yazıyorum. Ama içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur. O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.” (1.Yuhanna 2:1-2, İncil)
PEYGAMBERLİK: Mesih nasıl birisi olacaktı? Mesih’te, bir hizmetkarın yumuşak ruhu olacaktı. “İşte kendisine destek olduğum, gönlümün hoşnut olduğu seçtiğim kulum! Ruhum’u onun üzerine koydum. Adaleti uluslara ulaştıracak. Bağırıp çağırmayacak, sokakta sesini yükseltmeyecek. Ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek. Adaleti sadakatle ulaştıracak. Yeryüzünde adaleti sağlayana dek umudunu, cesaretini yitirmeyecek. Kıyı halkları onun yasasına umut bağlayacak.” (Yeşaya 42:1-4, Eski Antlaşma)
GERÇEKLEŞMESİ: “İsa oradan ayrılıp onların havrasına gitti. Orada eli sakat bir adam vardı. İsa’yı suçlamak amacıyla kendisine, “Şabat Günü bir hastayı iyileştirmek Kutsal Yasa’ya uygun mudur?” diye sordular. İsa onlara şu karşılığı verdi: “Hanginizin bir koyunu olur da Şabat Günü çukura düşerse onu tutup çıkarmaz? İnsan koyundan çok daha değerlidir! Demek ki, Şabat Günü iyilik yapmak Yasa’ya uygundur.”
Sonra adama, “Elini uzat” dedi. Adam elini uzattı. Eli öteki gibi yine sapasağlam oluverdi. Bunun üzerine Ferisiler dışarı çıktılar, İsa’yı yok etmek için anlaştılar.
İsa bunu bildiği için oradan ayrıldı. Birçok kişi ardından gitti. İsa hepsini iyileştirdi. Kim olduğunu açıklamamaları için onları uyardı.
Bu, Peygamber Yeşaya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelsin diye oldu: “İşte Kulum, O’nu ben seçtim.Gönlümün hoşnut olduğu sevgili Kulum O’dur. Ruhum’u O’nun üzerine koyacağım, O da adaleti uluslara bildirecek. Çekişip bağırmayacak, sokaklarda kimse O’nun sesini duymayacak. Ezilmiş kamışı kırmayacak, tüten fitili söndürmeyecek, ve sonunda adaleti zafere ulaştıracak. Uluslar da O’nun adına umut bağlayacak.” (Matta 12:9-21, İncil)
İSA’NIN EŞSİZLİĞİ
İsa, kendisi hakkındaki peygamberliklerin gerçekleşmesi kadar eşsizdir. İsa hakkında bu arka plan bilgisini verdikten sonra, çarmıha gerilmesi öncesindeki saatlerde neden bu şekilde davrandığını daha iyi anlayabileceğinize inanıyorum. Kendinizi İsa’nın yerine koyun. Sabahın erken saatleri ve kaderinizin ellerinde olduğu Roma valisine götürülüyorsunuz. En azından kaderiniz onun elindeymiş gibi görünüyor. Bu Roma valisi yaşam ve ölüm gücünü ellerinde tutuyor. En azından öyle olduğunu düşünüyor. İsa hakkında ki ilahi peygamberlikler hakkında okuduklarınıza dayanarak, İsa’nın neden bu şekilde tepki verdiğini görebiliyor musunuz?
Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” diye sordu.
Ona şu karşılığı verdiler: “Bu adam kötülük eden biri olmasaydı, O’nu sana getirmezdik.”
Pilatus, “O’nu siz alın, kendi yasanıza göre yargılayın” dedi.
Yahudi yetkililer, “Bizim hiç kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yok” dediler.
Bu, İsa’nın nasıl öleceğini belirtmek için söylediği sözler yerine gelsin diye oldu.
Pilatus yine vali konağına girdi. İsa’yı çağırıp O’na, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu.
İsa şöyle karşılık verdi: “Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa başkaları mı sana söyledi?”
Pilatus, “Ben Yahudi miyim?” dedi. “Seni bana kendi ulusun ve başkâhinlerin teslim ettiler. Ne yaptın?”
İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.”
Pilatus, “Demek sen bir kralsın, öyle mi?” dedi. İsa, “Kral olduğumu sen söylüyorsun” karşılığını verdi. “Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.”
Pilatus O’na, “Gerçek nedir?” diye sordu. Bunu söyledikten sonra Pilatus yine dışarıya, Yahudiler’in yanına çıktı. Onlara, “Ben O’nda hiçbir suç görmüyorum” dedi. “Ama sizin bir geleneğiniz var, her Fısıh Bayramı’nda sizin için birini salıveriyorum. Yahudiler’in Kralı’nı sizin için salıvermemi ister misiniz?”
Onlar yine, “Bu adamı değil, Barabba’yı isteriz!” diye bağrıştılar. Oysa Barabba bir hayduttu.
O zaman Pilatus İsa’yı tutup kamçılattı. Askerler de dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiler. Sonra O’na mor bir kaftan giydirdiler. Önüne geliyor, “Selam, ey Yahudiler’in Kralı!” diyor, yüzüne tokat atıyorlardı.
Pilatus yine dışarı çıktı. Yahudiler’e, “İşte, O’nu dışarıya, size getiriyorum. O’nda hiçbir suç bulmadığımı bilesiniz” dedi. Böylece İsa, başındaki dikenli taç ve üzerindeki mor kaftanla dışarı çıktı. Pilatus onlara, “İşte o adam!” dedi.
Başkâhinler ve görevliler İsa’yı görünce, “Çarmıha ger, çarmıha ger!” diye bağrıştılar. Pilatus, “O’nu siz alıp çarmıha gerin!” dedi. “Ben O’nda bir suç bulamıyorum!”
Yahudiler şu karşılığı verdiler: “Bizim bir yasamız var, bu yasaya göre O’nun ölmesi gerekir. Çünkü kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu ileri sürüyor.”
Pilatus bu sözü işitince daha çok korktu.
Yine vali konağına girip İsa’ya, “Sen nereden geliyorsun?” diye sordu.
İsa ona yanıt vermedi.
Pilatus, “Benimle konuşmayacak mısın?” dedi. “Seni salıvermeye de, çarmıha germeye de yetkim olduğunu bilmiyor musun?”” (Yuhanna 18:28-19:10, İncil)
Roma valisinin sözleri kibirli bir adamın sözleridir. Aynı zamanda sıkılmış bir adamın sözleridir. Soru sorup da sessizlikle karşılanmaya alışık değildi. “Yine vali konağına girip İsa’ya, “Sen nereden geliyorsun?” diye sordu. İsa ona yanıt vermedi.”
Roma valisi İsa’nın, hayatının kendi ellerinde olduğunu bilmesini istiyordu. Şöyle düşünüyordu, “Nesi var İsa’nın? Emniyette olup olmamasının benim iyiliğime bağlı olduğunun farkında değil mi?” Pilatus daha hatalı olamazdı. Nitekim, o gün yapmış olması gereken eşini dinlemekti. “Pilatus yargı kürsüsünde otururken karısı ona, “O doğru adama dokunma. Dün gece rüyamda O’nun yüzünden çok sıkıntı çektim” diye haber gönderdi.” (Matta 27:19, İncil). Belki de eşi, Pilatus’un masum adamı mahkum etmesi halinde, göklerin öçünün eşinin ve ailesinin peşini bırakmayacağını biliyordu. İnsansal açıdan bakılacak olsa, doğru olan İsa’nın serbest bırakılmasıydı. Ama tabii eşi, İsa’nın ölümü, gömülmesi ve dirilişi hakkında değiştirilemeyecek peygamberlikleri anlamıyordu.
Hayır, İsa, Pilatus’un sağlayabileceği emniyetle ilgilenmiyordu. Pilatus’un güç iddiaları karşısında herhangi bir korku da duymuyordu. Daniel Kitabı’nda baktığımız peygamberlik İsa’nın misyonunu yerine getirmek için kente gelmesine kadar kaç gün geçeceğini bile söylüyordu! İsa’nın çarmıha gerilmesi kendi koşullarına göre olacaktı. Kimsenin merhametine kalmamıştı. İsa çarmıhta kaç dakika kalacağını ve bedeninin mezarda kaç saat kalmasına izin vereceğini kesin olarak biliyordu. Pilatus daha ilk adımlarını atmadan veya ev adresini ezberlemeden çok önce İsa bunu biliyordu.
İsa başka neden sessiz kalmış olabilir? Muhtemelen şu nedenlerden ötürü:
1) Pilatus’a, onun anlayışının ötesinde bir egemenlikten çoktan bahsetmişti. İsa kral olduğunu kabul ediyordu ama Yahudi din önderlerinin anladığı anlamda bir kraldan söz etmiyordu. Bu egemenliğin doğası da Pilatus’un anlayışının ötesindeydi. Dünyasal egemenliklerle aynı doğaya sahip değildi. Varlığının nedeni dünyasal krallıkların varolma sebepleriyle aynı değildi.
İsa, “Benim krallığım bu dünyadan değildir” diye karşılık verdi. “Krallığım bu dünyadan olsaydı, yandaşlarım, Yahudi yetkililere teslim edilmemem için savaşırlardı. Oysa benim krallığım buradan değildir.”
Dünyanın krallıkları ordularla savunulur. Ordu kurup savaşa girerler. İsa, egemenliği bu türden olsaydı, savaşa gitmek üzere kendisini izleyen kalabalıkları harekete geçirebileceğini söyledi. İsa’nın askerlerinin mahkeme ve sorgulama rezaletine izin vermesi pek muhtemel değildi.
İsa kral olduğunu kabul etti fakat egemenliği yürek üzerindeydi. O gerçeğin gücüyle, insanların düşüncelerinde egemenlik sürer.
2) İsa, Pilatus’u masumiyeti konusunda tatmin edecek kadarını söyledi. Pilatus, İsa’nın masumiyeti konusunda ikna olmuştu. İsa, daha fazla bir şey söylemeden, valiyi kararsızlığı ve vicdanının doğru olduğunu söylediği şeyi yapma isteksizliğinden ötürü azarlar.
Masumiyeti konusunda Pilatus’u tatmin ettikten sonra Pilatus İsa’yı dövdürdü ve İsa’yla alay edilmesine izin verdi. İsa’nın, Pilatus’un elinden adalet beklemek için herhangi bir nedeni yoktu ama sandığınız nedenden ötürü değil. Yenilmemişti. Korkmamıştı. Sonsuzluğun dünyasından ayrılıp insanlığı giyinmesi bu zaman içindi. Yine, peygamberlik kayde değer bir biçimde yerine gelmekteydi, “O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:7, Eski Antlaşma)
Bu çalışmadan memnun kaldığınızı umuyorum. Gerçekleşen peygamberliğin doğruluğunu, hiçbir dini yayında Kutsal Kitap’ta gördüğümüz boyutta bulamıyoruz. Ayrıca, başka hiçbir dinde bir Kurtarıcı bulamıyoruz. Bulduğumuz tek şey, insanın dininin gereklerini yerine getirerek kendisini kurtarmaya çalışmasıdır. İnsanın çabaları hiçbir zaman yeterli olmayacaktır. Nereden mi biliyorum? Dindar bir insana ya da agnostik olan birine öldüklerinde cennete gidip gitmeyeceklerini bilip bilmediklerini sorun. Her ikisi de ‘Bilmiyorum’ diyecektir. Dindar olan kişi şöyle ekleyecektir, ‘Ancak Tanrı bilir.’
Bu bana bir seferinde Yeni Zelanda uçuşunda birisiyle yaptığım konuşmayı hatırlatıyor. Pencere kenarında oturmuştum ve Hıristiyanlıkla ilgili bir kitap okuyordum. Yanımda oturan ve Asyalı olduğunu düşündüğüm adam, ‘Dindar biri misiniz?’ diye sordu. ‘Evet,’ dedim. ‘Ben de,’ dedi. Din hakkında konuşmaya başladık. Konuşmanın ortasında şu soruyu sordum, “Bir cümleyle inancınızı anlatabilir misiniz?” “Evet,” dedi. “Hepimiz sorunun bir parçasıyız ve hepimiz çözümün bir parçasıyız.”
Bu kısa ifade hakkında epey bir süre konuştuk. Sonra bana sordu, “Hıristiyan inancının özünü ifade ettiğine inandığınız şeyi mümkün olduğu kadar az kelimeyle söyleyebilir misiniz bana?” “Tabii,” dedim.
“Hepimiz sorunun bir parçasıyız ama çözüm olan tek bir kişi var. Adı İsa.”
Geleceğiniz hakkında daha fazla şey öğrenmek ister misiniz? Başlamanız gereken yer: İsa.