Tekne Binilmeye Hazır! – Sonsöz

01 image10997 heart love cross 45Umarım bu yazı, bu seride okuyacağınız son yazı olur. Eğer değilse, şu anda durup, baştan başlamak için çok geç sayılmaz. Öte yandan, bu yazı bir yandan yeni konuları ele alırken bir yandan da, başka yerlerde söylenenleri özetliyor. Yazımız, Katolik Kilisesi’nin öğrettikleriyle Kutsal Kitap’ın öğrettikleri arasındaki temel farkları anlamanıza yardımcı olacaktır.

Hayal Edilemez Boyutlarda bir Sevgi Hikayesi

Hıristiyan dininin merkezinde, günahsız, kutsal bir Tanrı’nın, İsa Mesih aracılığıyla günahkar insanlıkla barışmasının hikayesi yatmaktadır. İnsanlığın Tanrı’yla barışmasının hikayesi, Tanrı tarafından yazılmış bir hikayedir ve ancak Tanrı’nın tasarlayabileceği şekilde tasarlanmıştır. Eğer anlamıyorsanız, olsun. Tanrı’dan size açıklamasını isteyebilirsiniz.

“Yazılmış olduğu gibi, ‘Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı.” (1.Korintliler 2:9)

Hıristiyan inancının büyük gerçekleri insanların keşfedebileceklerinin ötesinde yatıyor. Şayet sadece bizim duyularımıza kalacak olsaydı, Tanrı’nın yaptıklarını anlayabilirdik. Gözlerimiz ve kulaklarımız, akıl yürütme becerimizle bir araya geldiğinde, Tanrı’nın bizler için hazırladıklarını anlamamızı sağlarlardı. Maalesef, doğanın alanı dışında olanlar -doğaüstü olan şeyler- ancak vahiy ışığıyla keşfedilebilir. Ancak Tanrı, Tanrı’yı açıklayabilir. Bunu ikinci ayette görüyoruz.

“Yazılmış olduğu gibi, ‘Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı. Oysa Tanrı Ruh aracılığıyla bunları bize açıkladı. Çünkü Ruh her şeyi,Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır.” (1.Korintliler 2:9-10) 

02 iii receive it5 temp5 45Aklım benim bir parçam olduğu için şu an aklımdan geçenleri biliyorum. Ben açıklamadıkça aklımdan geçenlerin hiçbirini bilemezsiniz. Düşündüklerimi veya planladıklarımı sizinle paylaşmazsam, sizin için bir sır olarak kalmaya devam ederim. İyi haber, Tanrı’nın kendisi hakkındaki en derin şeyleri anlamamızı arzulamasıdır. Ne var ki, O’ndan bizleri aydınlatmasını istemeliyiz.  

İncil’i okurken Tanrı’ya sorular sorun. Basit gibi görünebilir fakat Tanrı’ya sorular sormak alçakgönüllülük ve bağlılık demektir. Tanrı’dan size anlayış vermesini isteyin. Saklı olan şeyleri açıklamasını isteyin. Tanrı’dan size nasıl dua edeceğinizi göstermesini isteyin.  Kendisini size açıklamasını isteyin. İsteyin ve ileride de istemeye devam edin. Size tavsiyem, İsa Mesih aracılığıyla Tanrı’nın size olan sevgisinden daha azıyla yetinmemeniz.

“Bir rupi, efendim”

Skye Jethani, The Divine Commodity (İlahi Meta) adlı kitabında, babasıyla birlikte Hindistan’a yaptıkları bir yolculuğun hikayesini paylaşıyor. Yeni Delhi’nin sokaklarında dolaşırken, yanlarına küçük bir çocuk yaklaşmış. Çocuk, “ip kadar sıska, üzerindeki yırtık pırtık mavi şortu dışında çıplakmış. Bacakları sert ve çarpıkmış, kendisi üzerinde çarpılmış tel bir askı gibi.” Durumu nedeniyle, küçük çocuk, ancak nasırlanmış dizleri üzerinde sürünebiliyormuş. Çocuk Skye ve babasına kadar ulaşır ve yalvarır, “Bir rupi, lütfen! Bir rupi!” Skye, babası çocuğun bitmeyen yalvarışlarına cevap verdiğinde neler olduğunu şöyle anlatıyor:

“Ne istiyorsun?” diye sordu babam.

“Bir rupi, efendim,” dedi çocuk, bir yandan da, elini ağzına götürüyor ve başını saygıyla eğiyordu.

“Peki ya sana beş rupi versem?” dedi. Çocuğun boyun eğen duruşu aniden asileşti. Elini çekti ve dudağını büktü. Babamın şaka yaptığını, ona güldüğünü düşündü. Ne de olsa, kimse istemeden beş rupi’den vazgeçmezdi. Çocuk uzaklaşmaya ve lanet sözleri mırıldanmaya başladı.

03 image11485 indian rupee coin 45Babam elini cebine soktu. Madeni paraların sesini duyan çocuk durdu ve omzunun üzerinden arkasına baktı. Babam elinde beş rupi’lik bir madeni para tutuyordu. Dona kalmış çocuğa yaklaştı ve parayı eline koydu. Çocuk ne hareket etti, ne de bir söz söyledi. Elindeki madeni paraya bakakaldı. Çocuğu geçtik ve sokağın karşısına geçmek üzere ilerledik.

Bir an sonra bağırma yeniden başladı, ama bu kez çocuk “Teşekkürler! Teşekkürler! Tanrı sizi bereketesin!” diye bağırıyordu. Yine peşimizden koştu -ama para için değil- babamın ayaklarına dokunmak için. Sakat olduğu için daha yukarıya erişemiyordu.

Acaba Tanrı böyle mi görüyor diye merak ediyorum. Tanrı’nın sevgisinin ölçüsü yoktur. Eminim bunu çıkaracak kadar çok okudunuz Kutsal Yazılar’ı. Sorun Tanrı’da değil, sorun bizimle ilgili. Tanrı bizleri, günah işlemeden duramayan ve yardımına ümitsizce ihtiyaç duyan yaratıklar olarak görür. Fakat gerçekten ihtiyacımız olanı istemek yerine, verebileceği ve vermeyi isteyeceğini arzulamak yerine, biz daha azıyla yetiniyoruz.

Size önerim, bu yazıyı okurken Tanrı’nın size vermek istediklerini almanızdır. En büyük armağanlarından birinin cennette O’na katılmak olduğunu keşfedeceksiniz. Sonsuzluk boyunca.


Ruhsal Sakatlar

04 image10154 face people shame sin 45Hikayedeki çocuğun fiziksel bir sakatlığı vardı. Bizim durumumuz da en az onunki kadar trajik. Bizler de ruhsal olarak sakatız. Bunun doğru olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Hiçbirimiz, sırtımıza, düşüncelerimizi düşündüğümüz anda açıklayan bir araç takılmasına izin vermeyiz. Toplum içinde görünmekten utanırız. Kötü haber budur. İyi haberi duymadan önce kötü haberi duymamızın önemli olduğuna inanıyorum. Kötü haber, iyi haberi anlamlı kılar.

Hepimiz Tanrı’nın yasalarını çiğnedik ve bu da Tanrı’yı gücendirdi. Eğer Kralların Kralı ve yaratılışın Efendisi olsaydınız, yarattıklarınızdan herhangi biri size karşı başkaldırma cüreti gösterdiğinde siz de gücenirdiniz. Her bir itaatsizlik eylemi, size karşı bir saygısızlık olurdu. Gerçek şu ki, bütün itaatsizliklerimiz Tanrı’ya karşı saygısızlıktır. “Kutsal Yasa’yla övünürken, Yasa’ya karşı gelerek Tanrı’yı aşağılar mısın?” (Romalılar 2:23). Bu ayetler bize hitaben yazılmış olmasa da, bu sözler bizim için de geçerlidir. Yaptığımız her bir günahkar eylemle Tanrı’ya saygısızlık mı ediyoruz? “Belki, ama o kadar da çok değil,” diyorsunuz, “o kadar kötü değil. Tanrı günah işlememi anlıyor. Mükemmel değilim. Hatasız kul olmaz, öyle değil mi?”

Aslında, Kutsal Yazılar bize doğru yanıtın, ‘belki ama o kadar da çok değil’ olmadığını gösteriyor. Yanıt, kesin olarak ‘evet’tir. Her bir günahkar eylem Tanrı’ya karşı saygısızlıktır. Tanrı’nın buyruklarını çiğneyerek, sadece günah işlemekle kalmıyoruz, aynı zamanda bunları yazan Tanrı’yı aşağılamış oluyoruz. Bunu bir sonraki ayette görüyoruz. Mesele düşündüğümüzden daha ciddidir. “Kutsal Yasa’yla övünürken, Yasa’ya karşı gelerek Tanrı’yı aşağılar mısın? Nitekim şöyle yazılmıştır: “Sizin yüzünüzden uluslar arasında Tanrı’nın adına küfrediliyor.”(Romalılar 2:23-24). Ayet, sorunun yanıtının ‘evet’ olduğunu varsayıyor.

05 image5758 rebel sin 45Kötülüğün özü Tanrı’ya saygısızlıktır. Kötülük, Tanrı’ya sonsuz değerinden daha aşağıymış gibi davranmak, öyle olduğunu düşünmek ve hissetmektir. Günah işlediğimizde Tanrı’ya aslında, bizim irademizin O’nunkinden daha önemli olduğunu söylemiş oluyoruz. İncil’in bu kısmında günahın iyi bir tanımını görüyoruz. “Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:22-23). Günahın özü Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kalmak, yani, Tanrı’ya kendisine davranılması gerektiği gibi davranmamaktır. Tanrı, evrendeki en değerli ve harika Gerçektir. Ne kadar büyüktür? Büyüklüğü ölçülemez. “RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır, akıl ermez büyüklüğüne.” (Mezmur 145:3, Eski Antlaşma)

Yine de, Tanrı’ya karşı günah işliyoruz. Bu nedenle hepimizin kurtarılması gerekiyor. Tanrı’ya karşı günah büyüktür çünkü Tanrı büyüktür. Nitekim sonsuz bir Tanrı’ya karşı günah ancak sonsuz bir değere sahip bir bedelle ödenebilir. Bu, daha önce üzerinde düşünmediğiniz bir şey olabilir, bu nedenle ilerleyen beş dakika içinde hayallere dalmamaya çalışın lütfen. Dikkatinizi dağıtmadan, tamamıyla bana vermenizi istiyorum. Sağ olun.

Sonsuz bir Tanrı’ya karşı günah, ancak sonsuz değere sahip bir bedelle ödenebilir. Katolik Kilisesi bu bedeli ödeyemez. Siz de ödeyemezsiniz. Ben de ödeyemem… Düşünün bir kere. Adalete inanıyorsunuz değil mi? Adalet, manevi sezgilerimizde vardır. Bize karşı yanlış bir şey yapıldığında, adaletin yerine gelmesini istiyoruz. Herhangi bir nedenden ötürü adaletsizliğe uğrarsak, hemen sesimizi yükseltiyoruz, “Haksızlık bu!” Tabii ki, bağışlamanın yeri var, birazdan bundan bahsedeceğim. 06 image10495 gavel justice judge 45Ama önce adaletin temel ilkesini anlayalım. Şayet ahlaki bir kuralı çiğnediysek, bir cezası olmalı, öyle değil mi? Suçun cezalandırılmasını beklemek akla uygun değil midir?

Sarhoş bir sürücü hızla sokağınıza dalıp, sevdiklerinizden birine çarparsa ve bir kolunu kaybetmesine neden olursa, adalet yerine gelene kadar durmazdınız değil mi? Eğer suç, cinsel bir suç ise ve çevrede olanları duyan yeterince insan varsa, suçu işleyen kişiyi linç etmek için insanların hemencecik bir araya toplanması da mümkündür. Sağduylu insanlar üstün çıkmazsa veya polis müdahale etmezse, kalabalık adaleti kendi ellerine alacaktır. Bundan ne öğreniyoruz? İnsanın adalete derin bir inancı vardır. Suç cezalandırılmalıdır.

Kötü bir Düş

Bir gece Cengiz bir kabus görüyor. Düşünde, ailesinden birinin başına korkunç bir şey geliyor. Vahşi bir cinayet meydana geliyor. (Çok şükür bu sadece kötü bir rüya. Tanrı saklasın, böyle bir şey asla olmasın.) Cengiz’in ülkesinde ölüm cezası yürürlüktedir. Bu nedenle, suçlunun öldürülmesi gerekiyor. Fakat mahkeme, ölüm cezasının, nadir rastlanan, çok renkli bir çekirgeye verileceğine karar veriyor. Cengiz avaz avaz bağırıyor. Mahkemede herkes bağırıyor. Büyük bir olay çıkıyor. “Ne? Cezanın suçla orantılı olması gerekiyor!” Sandalyeler, kitaplar, sabit olmayan her şey, yargıçların bulunduğu kürsüye atılıyor. “Çekirgenin ölümü nasıl çocuğumuzun ölümüne eşdeğer sayılabilir? Böyle bir suçun bedeli olarak çekirgenin ölümünün yeterli olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? Sahtekar hakimler! Satılmışlar! Siz…” İşte tam o anda Cengiz, battaniyesinin ucunu yumruğuyla sıkı sıkıya kavramış bir halde uyanıyor.

Nasıl size karşı suç işleyen birini tazmin etmek için çekirgenin ölümü yeterli olmazsa, insanın Tanrı’ya karşı işlediği günahların bedeli için insanın ölmesi de yeterli değildir. Sonsuz bir Tanrı’ya karşı günah, ancak sonsuz bir değerin ödenmesiyle karşılanabilir. İsa’nın ölümünü sonsuz değerde kılan şey sadece günahsız olması değil, İsa’nın beden almış Tanrı olması gerçeğidir. Daha önce önerdiğim gibi, bu yazının kısımlarını yavaş yavaş ve dua ederek okumalıyız. İncil bizlere İsa hakkında ne söylüyor? İsa’dan ‘Söz’ diye bahseden ayetlerde şöyle okuyoruz:

“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Söz, insan olup aramızda yaşadı.” (Yuhanna 1:1-4, 14)


Değeri Ne Kadar?

07 image11486 cool text infinite value 45 xxx framedSöz olan İsa, neden aramızda yaşamak için geldi? Ancak İsa, Tanrı’nın görkeminin değerini verebilirdi. Ancak İsa bizleri, her biri Tanrı’ya karşı saygısızlık olan sayısız günahımızdan kurtarabilirdi. Kuzu, boğa veya keçi kanı bu tür günahlar için yeterli bir bedel sayılamaz. Peki neden? Bir hayvanın kanı, insanın kanıyla aynı değere sahip değildir. Cengiz’in kabusunda gördüğümüz gibi insan, bir hayvan veya çekirgeden daha değerlidir. Kutsal Yazılar, günahın nasıl bağışlandığı konusunda kesin bir açıklığa sahiptir, “…kan dökülmeden bağışlama olmaz.” (İbraniler 9: 22). Fakat insanın kanı, insanın Tanrı’ya karşı günahını ödeyemez. Sonsuz bir Tanrı’ya karşı işlenen günah, ancak sonsuz bir değerle ödenebilir.

Peki ya İsa’nın kanı? Bu kan, sonsuz değere sahip olabilir mi? Şayet, tamamıyla Tanrı ve tamamıyla insansa, olabilir. Alelacele, ‘Bu olanaksız’ demeyelim çünkü Tanrı için olanaksız olan hiçbir şey yoktur. “İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Tanrı için her şey mümkündür” dedi.” (Matta 19:26)

İsa İncil’de nasıl resmediliyor? Gözlerimizin, kulaklarımızın ve akıl yürütme kapasitemizin ötesine ulaşan bir şekilde, “Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O’nda bulunmasını uygun gördü. Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.” (Koloseliler 1:19-20)

Tanrı Kuzusu’nun kanı kesinlikle yeterlidir! “Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” (Yuhanna 1:29) 

Herkes Yoksun Kaldı

08 people brazilian thinker with glasses 45Bu yazıyı okuyan kimse, görkem Tanrısı’nı olması gerektiği gibi sevmiyor ve Tanrı’nın görkemi için olması gerektiği biçimde yaşamıyor. Öyle yaptığımı söylemek isterdim ama söyleyemem. Tanrı’ya karşı saygısızlık ettik. Tanrı’yı, Tanrı’nın hak ettiği arzu ve adanmışlığın bir parçası kadar bile bağrımıza basmış, değer vermiş, hayranlık duymuş ve sevmiş değiliz. Hepimiz yoksun kaldık. Hepimiz günahın gücünün etkisindeyiz. Tanrı huzurunda günahlıyız. Fakat İsa, tamamıyla Tanrı ve tamamıyla insan olarak geldi. İnsanlığa büründüğünde melek Cebrail O’nunla ilgili haberi şöyle vermişti, “Korkma Meryem” dedi, “Sen Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracak, adını İsa koyacaksın. “Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi. Melek ona şöyle yanıt verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.” (Luka 1:30-31, 34-35)

Tanrı ölemez çünkü sonsuzdur. Fakat içinde mesken kurduğu beden, insanlığın günahlarının bedeli olarak sunulabilir. Peki, böyle bir şeyi neden yapsın? Küçümsediğimiz Tanrı’ya zafer kazandırmak için. Tanrı’nın onur ve yüceliğine verdiğimiz zararı yeterli şekilde karşılamak için elbette.

Zaman İçinde Her Şeye Alışıyoruz

Siz de, ben de günaha alışıyoruz. Tanrı alışmıyor. Günah, Tanrı’nın günahsız doğasını gücendiriyor. “Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.” (Habakkuk 1:13, Eski Antlaşma). Günah bizleri Tanrı’ya yabancılaştırıyor. “Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:2, Eski Antlaşma)

Mesele şu. Tanrı karşısında konumumuzu değiştirecek bir şey olmadığı sürece, Tanrı’dan geçici olarak ayrı düşmekten çok daha kötü bir şeyle karşı karşıyayız. Tanrı’dan sonsuz bir ayrılığa doğru yol almaktayız. Sonsuz bir Tanrı’ya karşı günah işlemek bunu gerektiriyor.  Sonsuzluğun geri kalanı boyunca bir bedel ödemek… Arafta geçecek birkaç gün veya yüzyıldan sonra cennete geçmekten söz etmiyoruz. Sonsuz ayrılık ve Tanrı’nın gerekli gördüğü bundan daha azı değil. İşte cehennem budur.

09 image11487 bottle of poison 45Dr. J. Wilbur Chapman, günah konusuna çok vurgu yaparak vaaz veren, Avustralyalı, önemli bir vaiz olan Dr. Howard’dan bahşetmişti. İbadetten sonra, kilise görevlilerinden biri, onunla birlikte çalışma odasına geldi. “Dr. Howard,” dedi, “insanın suçu ve yozlaşması hakkında bu kadar açık konuşmanızı istemiyoruz çünkü çocuklarımız bu konudan konuştuğunuzu duydukça daha kolayca günahkar olabilirler. İsterseniz, buna ‘yanlış’ deyin ama günah hakkında bu kadar açık seçik bir şekilde konuşmayın.” Vaiz küçük bir şişe aldı ve ziyaretçisine göstererek şöyle dedi, “Etiketi görüyor musunuz? Striknin diyor, altında da koyu renkli kırmızı harflerle ‘Zehir!’ diyor. Benden ne istediğinizin farkında mısınız, be adam? Etiketi değiştirmemi öneriyorsunuz. Diyelim ki, değiştirdim ve ‘Nane Özü’ diye yazdım. O zaman neler olabileceğini görmüyor musunuz? Tehlikeden habersiz biri kullanabilir ve kesinlikle ölür. Günah için de aynı şey geçerlidir. Etiketi ne kadar yumuşak yazarsanız, zehri o kadar tehlikeli hale getirirsiniz!”

İyi Haberi Takdir Etmek İçin Önce Kötü Haberi Duymamız Gerek

Günahın sonuçlarından tamamıyla kurtarılmak harika olmaz mıydı? Gerçekten de olurdu. En büyük ruhsal ihtiyacımız bu. Bizler için sahip olduğu sevgi sayesinde, Tanrı’nın çözüm bulmayı seçtiği en önemli mesele bu. İtalik olarak işaretlenen gerçeğe dikkat edin. “Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.” Tanrı bağışlama ihtiyacımızı karşılama gücüne sahip mi? “Müjde iman eden herkesin -önce Yahudiler’in, sonra Yahudi olmayanların- kurtuluşu için Tanrı gücüdür.” (Romalılar 1:16)


10 image11488 cool text billions of sin 45İsa’nın çarmıhında gerçekleşen şey, Tanrı’nın gücünün sergilenmesiydi. Bazıları, İsa’yı çarmıha gerdikleri gün insanın zafer kazandığını düşünebilirler. Ya da, İsa’nın, daha onurlu bir şekilde tasvir edilebilmesi için çarmıh hikayesinin yeniden yazılması gereken çaresiz bir kurban olduğunu düşünürler! Bu doğru değil. İnsan ve Tanrı arasında duran bütün engellerin sonsuza dek ortadan kaldırıldığı ilahi bir iş gerçekleşiyordu! ‘Bütün’ kelimesinin altını çizin ve bu, tek, kudretli, ilahi eylemde hesabı verilen milyarlarca, milyarlarca günahı düşünün. İsa çaresiz bir kurban mıydı? Ne tasarladığını bizlere anlatırken O’na kulak verelim:

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı, tekrar geri almak üzere veririm… Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:10, 17-18)

En Beklemediğiniz Yerde Tanrı’nın Gücü

Güç; saf, ilahi güçtü, İsa’nın çarmıha gerildiği Ölüm Tepesi’nde sergilenen buydu. Şöyle düşünün. İnsan, dünyanın en güvenli hapishanesinde tutsak tutuluyor. Çıkış yolu yok. Kimse kaçamıyor. Kurtulmak mümkün değil. Duvarlar geçilemeyecek kadar kalın. Demir barlar, kırılamayacak kadar sağlam. Dikenli teller fazlasıyla keskin. Dışarıdan içeriye kimse giremiyor. Gardiyanlar hapishane kurallarında kimseye ayrıcalık tanımıyorlar. Gardiyanlardan birinin adı, ‘Tanrı’nın Kutsallığı’. Başka birinin adı, ‘Tanrı’nın Adaleti’. Tutsakların, Tanrı’ya günah işlemenin cezasını çekmek dışında başka kesinlikle hiçbir seçenekleri yok. Yasa harfi harfine uygulanacak. “Çünkü günahın ücreti ölüm…” (Romalılar 6:23). 11 chasm3 we cannot leap over by anything we do our natures offend god light green cross 45Ölüm ayrılık demektir. Günahkar Tanrı’dan sonsuza dek ayrılacaktır.

Dedim ki, “Kurtuluş mümkün değildir.” Bu sadece kendilerini kurtarmaya çalışanlar için geçerli. Tanrı için imkansız değildir. Sevgisi gücü kadar büyük ve ne ölçü ne de sınır tanıyor. Tanrı tarafından kaleme alınan ve İncil’de bizlere açıklanan sevgi hikayesinin arkasında her şeye gücü yeterlilik vardır. Tanrı ile hiçbir şey olanaksız değildir.

Tanrı’nın gücü ve sevgisine bağlanmanız için neye gerek var? Dünyasal virüslerin hepsinden daha ölümcül olan bir durumdan kurtulmanız için gereken nedir? İsa’ya iman. Sadece İsa’ya iman. “Müjde iman eden herkesin -önce Yahudiler’in, sonra Yahudi olmayanların- kurtuluşu için Tanrı gücüdür.” (Romalılar 1:16)

Çok Sayıda Yanlış Anlama

Katolik Kilisesi, Tanrı’nın gücü ve sevgisine ilişkin bu bildirinin kürsülerinden vaaz edilmesine izin vermiyor. Kutsal Yazılar, ölçüsü ne olursa olsun, insan iyiliğinin, ahlakının veya dini görevlerin, kimseyi Tanrı gözünde kabul edilebilir yapamayacağını veya cennete sokamayacağını öğretiyor, Katolik Kilisesi ise aksini öğretiyor. İnsanın Tanrı’ya yardım etmesi gerektiğini öğretiyor. İnsan kendi kurtuluşuna katkıda bulunmadıkça Tanrı insanı kurtaramaz. Katolik Kilisesi’nin talimatlarına göre gerçekleştirilen dini törenlerin kurtuluş için gerekli olduğunu öğretir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1129. Katolik Kilisesi Katekizmi Katolik Kilisesi’nin inanç ve uygulamalarıyla ilgili resmi yayınıdır.) 

12 heaven background 45 text with xBu nedenle, Katolik Kilisesi’ndeki en önemli hata, kurtuluş için sadece Mesih’e imanın yeterli olmadığı inancıdır. Tanrı’nın gücüne insanın çabalarını eklemeye çalışmaktadırlar! Bu, Tanrı’ya çok çok uzun zaman önce evreni yaratmasına yardım edeceğinizi söylemek gibi bir şey. Tanrı’nın yardımımıza ihtiyacı yoktur. Evreni yaratırken ihtiyacı olmadı ve kurtuluşumuzu sağlamak için de ihtiyaç duymuyor. Kutsal Kitap, açıkça ve sürekli olarak, İsa Mesih’i Kurtarıcı olarak kabul etmekle, basitçe iman ederek (inanarak) hak edilmeyen lütuf aracılığıyla kurtuluşa erişildiğini açıklamaktadır.

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9)

“İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü insan yürekten iman ederek aklanır, imanını ağzıyla açıklayarak kurtulur. Kutsal Yazı, “O’na iman eden utandırılmayacak” diyor. “Rab’be yakaran herkes kurtulacak.”” (Romalılar 10:9-11,13)

Sonsuz kurtuluşumuzun, yaptıklarımıza değil, İsa hakkında ikrar ettiklerimize bağlı olduğu Kutsal Yazılar’a göre açıktır. Katolik Kilisesi bunu reddediyor. Resmi duruşlarına göre, kişinin İsa’ya inanması VE vaftiz olması VE erdem kazandıran eylemler yapması VE Katolik Kilisesi’nin hükümlerine uyması VE tövbe edilmemiş günahlarla ölmemesi VE, VE, VE… gereklidir. Katolikliğin, meseleler arasında en önemlisi olan sonsuz kurtuluşumuz konusunda, Kutsal Kitap’tan sapması, Katolik inancının gerçek Hıristiyanlık dışında başka bir şey olduğu anlamına gelir. İnsanın kurtuluşu için İsa’nın çarmıhında gerçekleşen ilahi kudretli, kutsal işi gerçekten görmemiştir. Bize gördüğünü söylüyor ama uygulamada görmediğini gösteriyor. 

Şayet kişi Katolik Kilisesi’nin resmi olarak öğrettiklerine inanıyorsa, kurtulamayacaktır.  Kurtuluşun olanaksız olduğu o hapishanede tutsak kalacaktır. Çıkış yok. Kimse kurtulamaz.  Duvarlar içeri girilemeyecek kadar kalın. Demir barlar kırılamayacak kadar sağlam. Dikenli tel fazlasıyla keskin. Dışarıdan içeriye kimse giremez. Roma’daki Katolikler yardım edemez. Hiçbir insan giremez. İnsanın Tanrı’ya karşı günah işlemenin cezasını çekmek dışında yapabileceği bir şey yoktur. Cezasının gerektirdiği kadar tutsak kalacak. Ne kadar? Sonsuz bir Tanrı’ya karşı günah, ancak sonsuz değeri olan bir bedelle ödenebilir. İsa’nın bizim yerimize ödediği bedeli kabul etmemek Tanrı’ya başka bir seçenek bırakmıyor. Kendimiz ödemeye başlayacağız. Bunun anlamı, sonsuzluğu Tanrı’dan ayrı olarak geçirmektir. Bu nerede olacak? Cehennemde.


13 image3841zzz cross bridge salvation sharper 45İyi haber İsa’nın bizi kurtarabilecek olmasıdır. Çarpıcı gerçekse, İsa dışında kimsenin bizi kurtaramayacak olmasıdır. Kurtuluşun gerçekleşmesi için imana, sevapların veya törenlerin eklenmesi gerektiğine ilişkin herhangi bir iddia, kurtuluşumuzu tamamıyla satın almak için İsa’nın ölümünün yeterli olmadığına ilişkin bir iddiadır. Bunun Katolik inancıyla ilgili katı bir değerlendirmeymiş gibi göründüğünün tamamıyla farkındayım ama üzerinde lütfen biraz düşünün. Katolikler’in inandıkları Tanrı’nın Sözü’yle çelişiyor. İşte alıntı yaptığım Kutsal Yazı ayetleri:

“İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü insan yürekten iman ederek aklanır, imanını ağzıyla açıklayarak kurtulur. Kutsal Yazı, “O’na iman eden utandırılmayacak” diyor. “Rab’be yakaran herkes kurtulacak.”” (Romalılar 10:9-11, 13)

Bu ayette cennet güvencesi nerede eksik? İsa’ya imanın, insanın kurtuluşu için yeterli olamayabileceğini mi söylüyor? İsa ya günahlarımız için öldü, ya da ölmedi. Mahkûmiyetimizi ya yüklendi, ya da yüklenmedi. İyi haber, yüklenmeyi seçmiş olmasıdır. “Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur.” (Romalılar 8:1)

Mahkûmiyetimi yüklenmeyi seçti. Hepsini. İncil bunu söylüyor ve ben de bunun gerçekliğini deneyim ettim! İmanla aklandım ve İsa adını, Kurtarıcım’a vererek kurtarıldım. O hapishaneye bakın. Yıllar boyunca çıkış olmadığını düşünmüştüm. Ama var! Mahkûmiyetimi yüklenen bir Kurtarıcı var. Günah beni mahkûm etmeyecek. Yasa beni mahkûm etmeyecek. Cehennem beni mahkûm etmeyecek. Tanrı da beni mahkûm etmeyecek. Bağışlandım! Başkalarından daha iyi değilim. Sadece özgürüm!

14 image11490 cool text question mark 45İsa’ya gerçekten inanan herkes kurtulacak. Peki ya Katolikler? Katolikler’de kurtuluş insanların eylemlerine bağlı olduğu için, kimse, PAPA BİLE, sonsuz kaderinin ne olacağını kesin olarak bilemez. Katoliklik öğretişi böyledir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraflar 1036, 2005.)

On altıncı yüzyılda, üç farklı papanın liderliği altında, Katolik Kilisesi doktrinleri daha önce olduğundan çok daha fazla yasalaşmıştır. Bu, Protestan Reformunun ortaya koyduğu meydan okumaya karşılık verme çabasının bir parçasıydı. Bu Konsüllerde ortaya çıkanlar, hala Katolik inancını yansıtan hükümlerdir. Bunlar tüm Katolikler için bağlayıcıdır. Eğer Katolikseniz, inancınızla ilgili bu temel gerçeklere inanmak zorundasınız. Öğretişlerinden biri, kimsenin cennete gittiğini varsaymaması gerektiğidir. Sonsuz yaşama sahip olduklarını varsaymamalılar. (Trent Konsülü, Oturum 6, ‘Aklanmaya İlişkin Hüküm’, 12. Bölüm)

Öte yandan Kutsal Kitap inanan herkes için sonsuz yaşam güvencesini öğretmektedir. “Çünkü Tanrı’nın armağanları ve çağrısı geri alınamaz.” (Romalılar 11: 29). Tanrı’nın günahkarlara bahşettiği iyiliklerin hepsi bize armağan olarak sunulmaktadır. Buna, af, esenlik, sevinç ve sonsuz yaşam da dahildir. Tanrı, armağanları bize verdikten sonra, armağanlara layık olmadığımızı gösterdiğimiz için fikrini değiştirmez. Hiçbir zaman bu armağanlara layık olmadık ki. Bunları hak ettiğimiz için bize verilmiş değillerdi. Onları hak etmiyoruz. Tanrı bizi sevdiği için bize armağan edildiler. Bunu biliyor muydunuz? Siz isteseniz de istemeseniz de Tanrı sizi seviyor!

Aşağıdaki öğretişlerden hangisinin yüreğinizden en derin özlemine karşılık verdiğini sorun kendinize:

1. Seçenek – Ölümün dığer yakasında nerede olacağınız hakkında hayatınız boyunca karanlıkta kalmak. İnananlarına sürekli olarak, Katoliklik gibi, yeteri kadar yaptığınızın hiçbir güvencesi olmayan bir şekilde ŞUNU YAPIN, BUNU YAPIN buyruğu veren bir din sisteminin bir parçası olmak.

2. Seçenek – Sonsuzluğu nerede geçireceğinizi bilebilmek. Tanrı’nın insanlık için yapmış olduklarını ilan eden bir inancı benimsemek. YAPIN, YAPIN, YAPIN değil, YAPILDI, YAPILDI, YAPILDI! Nitekim, cennette sonsuz yaşam, gerçek imanlılar için o kadar kesindir ki, Kutsal Kitap bunlardan şu anda sahip oldukları bir şey olarak bahseder. “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz.” (Filipililer 3:20). İsa şöyle diyor, “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24)

15 image11491 joy rejoice glad 45Bu nedenle, İsa’ya gerçekten inanan birisi için Tanrı huzurunda duruşuna güvenmek, bir varsayım değil, Kutsal Kitap’a dayanan imandır! “Kurtarıcımız tek Tanrı, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak yüce huzuruna çıkaracak güçtedir. Yücelik, ululuk, güç ve yetki Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla bütün çağlardan önce, şimdi ve bütün çağlar boyunca Tanrı’nın olsun! Amin.” (Yahuda 1:24-25). Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta sözünü ettiği kurtuluş, insana bağlı olmadığı için güvenlidir. Tanrı tarafından sağlanmıştır ve O’na bağlıdır! Nitekim Kutsal Ruh, sonsuz kurtuluş vaadinin garantörü olarak her gerçek Hıristiyan’ın içinde mesken kurar. Bu, insanlar sadece İsa’ya inandıkları anda gerçekleşir. “Gerçeğin bildirisini, kurtuluşunuzun Müjdesi’ni duyup O’na iman ettiğinizde, siz de vaat edilen Kutsal Ruh’la O’nda mühürlendiniz. Ruh, Tanrı’nın yüceliğinin övülmesi için Tanrı’ya ait olanların kurtuluşuna dek mirasımızın güvencesidir.” (Efesliler 1:13-14)

Katolik Kilisesi’nin öğretişleriyle Kutsal Kitap’ın öğretişleri arasında dünyalar kadar fark vardır. Tanrı’nın Kutsal Kitap’ın yazarı olduğu söylenebilirse, Katolik Kilisesi’nin öğretişlerinin yazarı olduğu söylenemez. Birinin arkasındaki düşünce ve yürek, diğerinin arkasındaki düşünce ve yürek olamaz.

Katolikler ikisine de inanabilir mi? Hem Kutsal Kitap’ın öğretişlerine hem de Katolik Kilisesi’nin öğretişlerine inanmak olmaz mı? Maalesef, bu olanaksızdır. Kimsenin birbirine karşıt iki görüşe aynı anda inanması mümkün değildir. Katolik olan biri İsa’ya tam anlamıyla güvenirse, kendisini, Katolik Kilisesi’nin doktrin ve uygulamalarıyla büyük bir çelişki içinde bulacaktır. Katoliklerin İncil’in mesajına gerçekten inanıp aynı zamanda Katolikliğin ilkelerine inanması olanaksızdır. Birine inanmak diğerini reddetmek anlamına gelir.


16 image6165 journey step 45Şayet Katolikseniz, kendimi sizin yerinize koyabiliyorum. Yıllar önce, şu anda duruyor olabileceğiniz veya yakında kendinizi bulabileceğiniz kavşakta durmaktaydım. Hayatımın en zor kararıyla karşı karşıyaydım. Bir tarafta, gençliğimin inancı, dini mirasım ve kilisem vardı. Sevdiklerimin inançlarına nasıl karşı çıkabilirdim? Diğer tarafta ise Tanrı Sözü aracılığıyla tanıdığım Hırisityanlık vardı. Katolik inancına dönmediğim takdirde ailemin çok üzüleceğini bilmek kararımı daha karmaşık bir hale getiriyordu. Çocukken Katolik inancını bırakmıştım ama bu sayılmazdı. Çocukların yaptıkları aptalca hatalar bağışlanabilir. Fakat artık bir yetişkindim. Hayatımda ilk kez, Katolik Kilisesi’nin İsa tarafından kurulan bir, kutsal, elçisel kilise olduğuna inanmadığımı fark ettim. Ailemin inancını sonunda terk etmem gerektiğini biliyordum. Ama bunu yapabilir miydim? İnsanlara değil, Tanrı’ya itaat etmem gerektiğini biliyordum ama bu önemli fakat zor adımı atabilir miydim?

Duam, Tanrı’nın, hayatımın en zor döneminde beni yönlendirdiği gibi size de rehberlik etmesidir. Ne yapmalısınız? Meseleyi kendi kendinize tartarken, size aşağıda sıraladığım Kutsal Kitap ilkelerini önermek istiyorum:

1)  Kutsal Kitap’ın övdüğü Veriyalılar’ın örneğini takip edin. Hıristiyanlık bildirisi batıya doğru yayılırken Elçi Pavlus ve yol arkadaşı Silas, Veriya kentine vardılar. Veriya Atina’dan çok uzak değildi. “Onlar oraya varınca Yahudiler’in havrasına gittiler. Veriya’daki Yahudiler Selanik’tekilerden daha açık fikirliydi. Tanrı sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün Kutsal Yazılar’ı inceliyor, öğretilenlerin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı.” (Elçilerin İşleri 17:10-11). Tanrı’nın bizden yapmamızı istediği budur. Başkaları inandığı için bir şeye inanmak mı? Hayır. “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.” (1.Selanikliler 5:21). Tanrı’dan size Kutsal Kitap’ı anlama bilgeliği vermesini isteyin. “İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı’dan istesin; kendisine verilecektir.” (Yakup 1:5). Tanrı’nın iradesini gerçekleştirmek istiyorsanız, Tanrı, ihtiyacınız olan bilgi ve anlayışı sağlamayı vaat ediyor. İsa şöyle dedi, “Eğer bir kimse Tanrı’nın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Tanrı’dan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir.” (Yuhanna 7:17)

17 study the bible3 temp5 452)  Yuhanna Müjdesi, Elçilerin İşleri, Galatyalılar ve Romalılar’ı, bu sırayla, okumanızı öneririm. Elçilerin İşleri Kitabı, Hıristiyan inancının ilk dönemde yayılmasını ve Hıristiyan kilisesinin temelinin atılması ve kurulmasında elçilerin neler yaptıklarını kaydediyor. İsa dirilişinden sonra öğrencileriyle buluştuğunda şöyle dedi, “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim.” Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı. Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak. Sizler bu olayların tanıklarısınız.” (Luka 24:44-48). Tanrı’nın tasarısına göre, bu iyi haber ne zamana kadar dünyanın dört bir yanında duyurulacaktı? İsa dedi ki, “…dünyanın sonuna dek…” (Matta 28: 20)

3)  Tanrı’ya ve vaatlerine inanın. “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.” (İbraniler 11:6). Nihai olarak, sizi kurtarması için İsa Mesih’e tamamıyla güvenmeniz gerekecek. Kurtuluş için Katolik Kilisesi, sakramentler, iyi işleriniz ve Meryem’e dayanmayı reddetmeniz gerekecek. “Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle…yaptı.” (Titus 3:4-6)

4)  Katolik Kilisesi’nde kalarak, Katolik Kilisesi’ni değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Bu seride sıralanan her bir hata yıllar önce başkaları tarafından da işaret edilmiş olsa da, Kilise dinlemeyi reddediyor. Tek bir doktrin hatasını bile kabul etmedi. Nitekim insanlar, Katolik Kilisesi’nin yanılmazlık iddiasının doğru olmadığını görmesinler diye kabul edemezlerdi. Hatalarını kabul etmek bir yana, Katolik Kilisesi utanmadan kendisini eleştirenlere karşı çıkmış, yüzyıllar boyunca kanlarıyla ellerini lekelemiştir.

Sizin İçin Ne Kadar Açık?

18 ezo gelin1 temp5 45Katolik Kilisesi’nin kurtuluş için kendi koşullarını eklediği açık değil mi? Fakat buna henüz ikna olmuş olmayabilirsiniz. İkna olmadıysanız, inanmanız için siz öğretilenlere karşı çıkmanın ne kadar zor olduğunu anlıyorum. Eğer sizin için durum böyleyse, en sevdiğim çorbayı kullanarak bir benzetme yapmak isterim. Bakalım istediğimiz kadar çok malzeme katmak zararlı mı, değil mi. Bu lezzetli Türk çorbası hakkında düşünürken, Hıristiyan inancını düşünün. Tanrı’nın 1. yüzyılda tamamlanmış olduğunu söylediği şeye bir şeyler eklemenin zararı var mı? “Bu arada sizi kutsallara ilk ve son kez emanet edilen iman uğrunda mücadeleye özendirmek için yazma gereğini duydum.” (Yahuda 1:3)

Ezo Gelin çorbasının bu dizinin konusuyla ne ilgisi var? Katolikliğin öğretişlerinin Kutsal Kitap’ın öğretişlerini temsil edip etmediğini anlamaya çalışıyoruz. Farklı bir şekilde düşünmeye çalışalım. Ezo Gelin çorbasının malzemelerinin neler olduğunu bilirsiniz. Kırmızı mercimek, pirinç veya bulgur, domates salçası, sarmısak, kuru nane vs. Ezo Gelin çorbası yapılırken genelde katılmayan bir malzeme katmak istersek sorun olmayabilir. Bu elbette malzemenin ne olduğunu bağlıdır, yani çorbanın tadını nasıl değiştirdiğine… Peki, ya sürekli olarak Ezo Gelin çorbası tarifine yabancı malzemeler eklemeye devam edersek? Fasulye, ince ince kıyılmış kereviz, rendelenmiş peynir, dereotu ve ayva? Yüzyıllar boyunca farklı malzemeler eklemeye devam ettiğimizi düşünün. Sadece bununla da kalmıyor, malzemelerin bazıları, asıl malzemelerle olumsuz bir tepkimeye giriyor. Diyelim ki, örneğin kekik ve yoğurdun tatları, kuru nanenin tadını öyle bir şekilde bastırıyor ki artık Ezo Gelin çorbasının bu kendine özgü malzemesinin tadını alamıyorsunuz.

Soru: Bu yeni karışıma Ezo Gelin çorbası diyebilir misiniz? Bir zamanlar Ezo Gelin çorbası olabilirdi fakat artık bu isim verilemez. Çorba diyebilirsiniz ve istediğiniz adı verebilirsiniz. Fakat artık Ezo Gelin çorbası diyemezsiniz.

Bazıları şöyle diyebilir, “Ne yapayım benim Ezo Gelin çorbam böyle.” Evet, gerçekten de çorbanıza istediğiniz adı verebilirsiniz fakat ev hanımlarını, restoran sahiplerini ve gerçek Ezo Gelin çorbasının nasıl olduğunu bilenleri kandıramazsınız.


19 image11321 cool text bible plus plus 45Bu dizide yapmak istediğim şey Katolik Kilisesi’nin ‘malzemelerini’, Kutsal Kitap’ın ‘malzemeleri’ ile kıyaslamaktı. İkisinin aynı olmadığını keşfettik. Her iki inanç üzerindeki etiket de aynıdır fakat ‘malzemeler’ aynı değildir. En kötüsüne inanmayı istemediğiniz için “Belki de sadece birkaç ‘malzeme’ eksiktir,’ diyebilirsiniz. “Katolik inancı ve Kutsal Kitap arasında sadece birkaç fark o kadar da kötü olamaz değil mi?” Keşke öyle olsaydı. Geçen 1500 yıl boyunca Kutsal Kitap’a yabancı o kadar çok ‘malzeme’ ekledi ki, Katolik Kilisesi’nin gerçek Hıristiyanlığı temsil ettiği artık söylenemez.

Katolik Kilisesi, Kutsal Kitap’ın ilan ettikleriyle aykırılık içinde olan birçok doktrini öğretmektedir. Bunlar özetle; elçisel devamlılık, azizlere veya Meryem’e dua etmek (veya en azından onların aracılığını istemek), bebek vaftizi, papa, papalık, Kutsal Rütbeler, kutsal su, ekmek ve şarabın gerçekten İsa’nın bedeni ve kanına dönüştüğü inancı, sakrament sistemi, araf, pişmanlığın gösterilmesi için yapılan bazı eylemler, vs.’dir. Katolikler bu dini inançlar için Kutsal Kitap’tan destek olduğunu iddia etseler de, Kutsal Kitap’ın açık öğretişinde hiçbirinin bir temeli yoktur. Bu kavramlar, Tanrı Sözü’nü değil, Katolik geleneklerini temel almaktadır. Gerçek şu ki, bu inançların her biri Kutsal Kitap ilkeleriyle açık bir çelişki içindedir.

Katoliklerin Hıristiyan Olmadığını Mı Söylüyorsunuz?

İnsanların yüreklerini bilmediğimiz için kimse bir Katoliğin gerçekten Hıristiyan olup olmadığını söyleyemez. İncil de bunu söylüyor. “Ne var ki, Tanrı’nın attığı sağlam temel, “Rab kendine ait olanları bilir” ve “Rab’bin adını anan herkes kötülükten uzak dursun” sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor.” (2.Timoteos 2:19). Ne var ki, Katolikler de dahil olmak üzere, herhangi biri İncil’in temel öğretişlerini açıkça inkar ediyorsa, o zaman kişinin İsa’yı gerçekten izleyen biri olmadığını söylemek yerinde olacaktır.

20 image11492 ribbon good deeds text xxx 45Kurtuluş, ünvanlara, vaftiz sertifikalarına, mezhepsel kimliklere veya kilise üyelikleriyle değil, kurtuluş için sadece İsa’ya kişisel olarak inanmayla belirlenir. Katolik Kilisesi’nin Kutsal Kitap’a aykırı inançları ve uygulamalarına karşın, Katolik kiliselerine devam eden gerçek imanlılar olabilir. Kurtuluş için sadece İsa Mesih’e iman eden birçok Roma Katolik vardır. Katolik Kilisesi’nin öğrettikleri sayesinde değil, onların öğrettiklerine karşın gerçek Hıristiyanlar oldular. Bu konuda daha fazla öğrenmek için ‘Bir Katolik Hangi Ölçüye Göre Hıristiyan Sayılır?’ adlı yazıyı okumanızı öneririm.

Peki, Katolik Kilisesi’nin öğrettiklerine karşın nasıl İsa’yı gerçekten izleyen kişiler oldular? 

Cevap basit. Kutsal Kitap okunduğunda her zaman etkilidir. Bakın Tanrı kendi Sözü hakkında ne diyor: “Ağzımdan çıkan söz de öyle olacaktır. Bana boş dönmeyecek, istemimi yerine getirecek, yapması için onu gönderdiğim işi başaracaktır.” (Yeşaya 55: 11, Eski Antlaşma) 

Nefesinizi Tutun. Su Altına Dalıyorsunuz!

Birinin Kurtarıcı ve Rab’biyle ilk karşılaşmasını anlatan sıra dışı bir hikaye dinlediğimi hatırlıyorum. Adamın biri, Meksika kıyılarının açıklarında derin su dalgıçlığı yaptığı sırada, aniden maskesinin önünden bir kağıt parçasının derinlere doğru gidişini gördü. Kağıt parçası hala tek parça halindeydi fakat dikkatli bir şekilde tutmazsa kolayca parçalanacağını biliyordu. Bu kağıt parçasını neden okumaya çalıştı ki? Benim aklıma bu soru geliyor. Dalgıcın gezindiği turkuaz sularda dikkatini çekecek o kadar çok şey vardı ki. Neden çöple uğraşsın?

Sonradan ortaya çıktı ki, dalgıç hayatında bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Yaptığı hiçbir şey kendisine mutluluk getirmiyordu. Hayat artık yaşamaya değer miydi, bunu bilmiyordu. Nedendir bilinmez, su altı keşfine ara verip, üzerinde ne yazıldığını öğrenmek için ıslak kağıda uzandı. Yazı okunabiliyor muydu? Evet. Tam da duyması gereken sözlerdi. İsa’nın hikayesinin bir kısmıydı ama tam doğru kısmıydı. İnsanın İsa’yı nasıl tanıyabileceği ve günahlarının bağışlanabileceği hakkındaydı. Dalgıç, Meksika kıyıları boyunca okyanusun dibinde, bağışlanmayı kabul etti ve Tanrı’yla barıştı.

21 image11493 cool text exclamation mark 45Hangisini daha şaşırtıcı buluyorsunuz? Olayın gerçekleştiği yeri mi yoksa gerçekleşen olayı mı? Cevap vermeden önce neler olduğu hakkında düşünün:

1)  Dalgıcın Tanrı karşısındaki konumu sonsuza dek değişmiş oldu. “Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2.Korintliler 5:17). “İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.” (İbraniler 10:10)

2)  Dalgıcın adı, Rab İsa’nın, cennette yaşayacak olan herkesin ismini kaydettiği kitapta silinmeyecek biçimde yazıldı. Bu kitabın adı ne? İncil’de bu kitaba, “Kuzu’nun Yaşam Kitabı” deniyor. “Oraya murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.” (Vahiy 21:27)

Tanrı suların üstünde de insanların yaşamlarında kudretli bir şekilde işliyor. Genellikle kullandığı, ilahi kurtuluş tasarısının yazılı olduğu ıslak bir kağıt olmuyor. İnsanları kendisiyle buluşturmak için genellikle kuru Kutsal Kitap nüshalarını kullanıyor. Fakat insanın sonsuz kurtuluşu ancak İncil’in bildirisini işitip anladığında gerçekleşebilir. “Rab’be yakaran herkes kurtulacak. Ama iman etmedikleri kişiye nasıl yakaracaklar? Duymadıkları kişiye nasıl iman edecekler? Tanrı sözünü yayan olmazsa, nasıl duyacaklar? Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur.” (Romalılar 10:13-14, 17)


TANRI’NIN KURTULUŞ TASARISI

22 image5844 island 45Bu dizide birbirinden tamamen farklı iki inanç sistemini kıyaslamaktayız. Cennete gitmeniz için Tanrı’nın sizden beklediğini henüz tam olarak anlamadıysanız, belki de aşağıdaki üç soru yardımcı olabilir.

1) Ne bilmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Diyelim ki, bir adam okyanusun ortasında küçük bir adada sular altında kalmak üzeredir. Adam yüzebiliyor fakat kara bulana kadar yüzmesi mümkün değildir. Ayrıca, birkaç dakika içinde köpekbalıklarına yem olması ihtimalide vardır. İyi haber şu, adanın diğer tarafına bağlı bir tekne var. Adam tekneyi henüz görmedi ama tekne orada. Bu durumda adamın iki ihtiyacı var. Ölmek üzere olduğunu bilmesi gerekiyor ve onu kurtarabilecek bir tekne olduğunu da bilmesi gerekiyor.

Bizim de hayattaki en büyük ihtiyacımız iki tanedir. Birincisi, yani Tanrı karşısında içinde bulunduğumuz çıkmaz hakkında zaten okuduk. Bu ölümsüz, görkemli varlığa karşı devamlı günah işliyoruz. Sonuç ne? Ölüm. “Çünkü günahın ücreti ölüm…” (Romalılar 6:23). Ölümsüz bir Tanrı’ya karşı günah ancak sonsuz bir değerin ödenmesiyle kapatılabilir. Ya, bu bedeli bizim yerimize ödemeye razı olan ilahi bir Kurtarıcı vardır, ya da, kendimiz ödemeye başlayacağız. Pazarlık yapmak mümkün değil. Tanrı’nın müdahalesini reddedersek, sonsuza dek ondan ayrı düşeceğiz çünkü ölüm bu demektir: Ayrılık.

Plajda yatmış, güneşin keyfini çıkarıyor olabiliriz ama yargı yaklaşıyor. Öte yandan, kurtarılabilecek olmamız iyi bir haberdir. Tekne sayesinde, Nuh’un gemisinde yaptığı gibi, yargı sularının üzerinden gidebiliriz. Fakat tekneden yararlanmamız gerekir. Tekneye binmemiz gerekir!

23 image8198 arrow pointing 45İkincisi, İsa’nın söylediklerinin farkında olmalıyız. İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6). Bizi güvende olacağımız yere götürebilecek bir tekne var, ama sadece bir tekne var. “Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.” (Elçilerin İşleri 4:12). İnsanlar İsa Mesih’in iddialarını işitip kurtuluşu kabul etmeye istekli olmadıkça kurtuluş olamaz.

Tekne binilmeye hazır. Çok sayıda insan çoktan binmiş durumda. Birçok hala insan binmektedir. Siz bindiniz mi? Katolikseniz, İsa hakkında duymuş olabilirsiniz. Fakat size dünyadaki yaşamınızın bir denenme zamanı olduğu da öğretildi. Sonucun ne olacağı belli değil. Ancak, iyi işleri sayesinde erdeme bağlı ‘lütuf’ aracılığıyla sona dek dayananların kurtulma şansları vardır. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraflar 161-162, 837, 1026.) Daha önce okuduğunuz gibi, Katolik ilahiyatına göre, Papa bile kesin olarak ‘teknede’ olup olmayacağını bilmiyor. Neden? Katolikler’e göre kurtuluş, insanların eylemlerine bağlıdır; İsa’ya (Tekne) değil, insanlara bağlıdır.

Katolik Kilisesi’ne göre, bir tekne var fakat tekneye binmek için öncelikle doğru sayıda ‘kupon’a sahip olmak, yani, gerçekleştirdiğiniz dini törenlerle kazandığınız lütfa sahip olmak gereklidir. Suyun ada çevresinde giderek yükseldiğini düşünün. Neredeyse dizlerinize kadar gelmiş. Çaresizlik içinde tekneye doğru yürüyorsunuz ama yeterli sayıda kupon biriktirememişsiniz.

Bilmeniz gereken şeyi biliyor musunuz? Şimdi biliyorsunuz. Bir tekne vardır. Tanrı tekneyi kurtuluşunuz için hazırladı. Yapmanız gereken tek şey ona binmek. (Genelde olduğundan daha basit bir şekilde ifade ettim. Tekneye binmek için kurtuluş için başka bir yol olmadığını kabul etmemiz gerekir. Günahlarımızın, İncil’de sözü edilen ölçüde cezayı hak ettiği konusunda Tanrı’yla fikir birliğinde olmalıyız.) 24 image11494 float swim water 45Bazıları, “O kadar kötü olmayacak. Ada sular altında kaldıkça sırt üstü suyun üzerinde yatarım. Zaman içinde sular çekilir” diyebilirler.

Mazeret üretmekte üstümüze yok değil mi? Kendimizi haklı göstermek konusunda ustayız. Tanrı’yla otomatik olarak aynı fikirde değiliz. Tanrı’yla aynı fikirde olma sürecine tövbe deniyor ve bu bizim için kolay bir süreç değil. İnanmamız için bize öğretilenlerden dönüp, Tanrı’nın durumumuz hakkındaki değerlendirmesini kabul etmekte zorlanıyoruz. “Olduğum gibi çok iyiyim.” “Ben de diğer insanlar kadar iyiyim.” “Tekneye ihtiyacım yok,” demek kolayımıza geliyor. Ya da, “Tekne diye bir şey yok” diyerek Tanrı’ya karşı çıktığımız bile oluyor.

2) Bildiğinize inanıyor musunuz? Adadaki tehlike altındaki adam tekneyi bulduğunda, kendisini gerçekten kurtarıp kurtaramayacağını görmek için bir inceleme yapması gerekir. Çıkacağı yolculuğu yapabilecek durumda mı? Tabanı olmayabilir veya tabanı delik deşiktir veya ahşap çürümektedir. Böyle bir tekneye güvenmesi ahmaklık olur.

İsa Mesih hakkında öğrenmeye başladığımızda ve bu tür iddialarla karşı karşıya kaldığımızda, bu iddiaların doğru olup olmadığına karar vermeliyiz. İsa bizi gerçekten de kurtarabilr mi? İncil diyor ki, “İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. Çünkü insan yürekten iman ederek aklanır, imanını ağzıyla açıklayarak kurtulur.” (Romalılar 10:9-11). Kimse, Kutsal Kitap’ın bize İsa hakkında söylediklerini incelemeden bu açıklamayı doğru bir şekilde yapamaz. İsa kim? Neler yaptı? Herkes İsa hakkında bir fikir sahibidir. Bizim yapmamız gereken Kutsal Yazılar’ı okumaktır. İsa, olduğunu düşündüğümüz kişi değildir. Kutsal Yazılar’ın olduğunu söylediği kişidir.

Nasıl, kimse tabanı olmayan bir tekneye binmezse, İsa olduğunu ileri sürdüğü kişi değilse, kimse O’na da inanmaz.


25 image11495 boat 453) İnandığınıza güveniyor musunuz? Adadaki adam tekneyi inceledikten sonra güvenilir olduğuna karar verirse, yine de önemli bir adım atması gerekmektedir. Tekneye binmesi gerekir! Kendisini kurtarabilecek bir tekne olduğuna inandığı halde, tekneye binmezse boğulacak. Kişisel bir adanmışlık adımı olmadan, tekne hakkındaki bütün bu bilgilerin yararı yoktur.

Katolik iseniz, tekneye davet edilmeye layık olmanızı sağlayacak kadar ‘lütuf’ biriktirmeye odaklanmışsınızdır. Bu, Kutsal Kitap’ın öğrettiklerine ve Tanrı’nın size sunduklarına aykırıdır. Tanrı’nın bizden istediği tek şey tekneye binmemizdir! Tanrı bize teknenin nerede olduğunu söylüyor. Bulduğumuzda, ağzımız ve yüreğimizle nasıl karşılık vermemiz gerektiğini bize söylüyor. Karşılık verdiğimizde sonsuz kurtuluşumuz güvence altında olacaktır. Tekneye binmek yerine, tırmanmayı düşündüğümüz en yüksek palmiye ağacı da dahil olmak üzere ada sular altında kaldığı halde güvende olacağız.

“Rab’be yakaran herkes kurtulacak.” (Romalılar 10:13). İsa’nın günahlarımızın cezasını ödemek üzere bizim yerimize öldüğüne inanıyorsak, O’na yakarmamız gerekir. O’nun hakkında buna inandığımızı O’na söylemeliyiz. İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğumuzu kabul etmemiz gerekir. Adanın, teknenin bulunduğu diğer tarafına yönlendirildik. Tekneyi inceledik ve denizlerde yüzebilir olduğunu gördük. Tekneye bindik ve yok olmaktan kurtarıldık.

Tekne Herkes İçindir

İsa’ya gerçekten iman edenler, Katolik Kilisesi’nin neleri savunduğunu bilmedikleri için Katolik Kilisesi’nde kalmaya devam ediyorlarsa da, genel olarak durum böyle değildir. Eski Katolikler’in Kilise’de kalma nedenleri daha çok aile geleneği olması veya çevre baskısıdır. Kalmamalılar ama kalıyorlar. Eskiden Katolik olan kaç kişinin sonunda Katolik Kilisesi’nden ayrıldığı hakkında hiçbir fikrim yok fakat İsa’ya yeni iman eden kişilerin yapması gereken budur. Katolik Kilisesi’nin uygulamalarına artık bağlı kalamayacaklarını fark ettiklerinde ayrılmaları gerekir.

26 image11498 faith pray 45“Siz kimsiniz ki, başkalarını yargılıyorsunuz?” diyebilirsiniz. Amacım bu değil. Bu yazılarda tek isteğim, Katolik Kilisesi’nin öğrettiklerini, Kutsal Kitap’ın öğrettikleriyle kıyaslamak oldu. Bu iki öğretiş, birbirine tamamıyla karşı olduğu için Katolikler’in hangi öğretişi izleyeceklerine karar vermeleri gerekir. Aynı anda her ikisine de inanmak mümkün değildir. Benim tek söylediğim bu.

Katıldığımız kilisenin kapısında ne yazarsa yazsın veya kilisenin önündeki işaret ne derse desin, kim olduğumuzu belirleyen kişisel olarak inandıklarımızdır. Bunu söylerken, Katolik kiliseye gittiği halde kişinin gerçekten Hıristiyan olabileceğini ve aynı şekilde, Katolik olmayan bir kiliseye katıldığı halde, İsa’ya gerçekten inanmayan biri olabileceğini söylemek istiyorum. Biri diğerine göre daha az bir olasılık ama her ikisi de mümkündür. İnançlarımız kim olduğumuzu belirler.

Sonsuz Yaşam Terimini Anlamak

İsa’yı gerçekten izleyen kişi kimdir? Hıristiyan, sonsuz yaşamı, günahların tamamıyla bağışlanmasını ve Tanrı karşısında doğru konumu kabul etmiş kişidir. Kendi kendisini kurtarmak için her türlü gayreti bir kenara bırakmıştır. Bu sizi tarif ediyor mu? Bir zamanlar kendisine erdemler kazandıracağını umduğu dini görevleri yerine getirmeyi bir kenara bırakmakla kalmayıp Rab İsa Mesih’e tamamıyla güvenmiştir.

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır.  Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9)

“Hıristiyan, sonsuz yaşamı almış olan biri midir? Neden bahsediyorsunuz?” diyorsunuz. “Sonsuz yaşam, dünyadaki yaşamımızdan sonra gelen yaşam, değil mi? Ya cennette, ya da cehennemde yaşanır. Yaşayan insan nasıl sonsuz yaşamı alabilir? Lütfen açıklayın.”

Bu soruyu sormanıza sevindim. Müslümanlar, sonsuz yaşama sahip olduklarına inanırlar, yani, yaşamları mezarda son bulmaz. Bu hayattan sonra sonsuzlukta bir yerde yaşayacaklar.  Payları, sonsuzluğu ya cennette ya da cehennemde geçirmek olacak.

27 iii eternity13 temp5 45Sonsuzluğu bir sonraki hayatımızda bir yerde geçirecek olmamız anlamında, hepimizin sonsuz yaşamı vardır. Fakat İncil’de, Tanrı cehennemde geçirilecek olan yaşam için ‘sonsuz yaşam’ terimini kullanmıyor. ‘Sonsuz ölüm’ veya ‘ikinci’ ölüm’ deniyor. Neden mi? Ölüm ayrılık demektir. Fiziksel olarak öldüğümüzde, bedenimiz canımızdan ve bu hayatta değer verdiğimiz her şeyden ayrılır. Öte yandan, ölümün bir de ruhsal bir yönü vardır. Bu da, insanın canı Tanrı’dan ayrıldığı zaman gerçekleşir. Sonsuzluğu cehennemde geçirecek olanların sonsuz yaşama sahip oldukları söylenemez. Aksine, sonsuza dek Tanrı’dan ayrı olacaklar.

İncil sonsuz yaşamdan söz ettiğinde, cennette yaşanacak türde yaşamı kast eder. Aşağıdaki ayeti anlamak için ‘cennette’ kelimesini eklememiz gerekir. Diyor ki, “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23). Bu da şu anlama geliyor, “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da cennette sonsuz yaşamdır.” Sonsuz yaşam Tanrı’nın huzurunda, ölüm, keder ve üzüntüden özgür bir şekilde sonsuza dek varolmaktır. Fakat bu İsa’ya gerçekten inananların sadece gelecekte yaşayacağı bir bereket değil, şu an sahip olduğumuz bir şey olarak da bundan söz ediliyor. Bu hayatta da, en azından bir ölçüde, yaşayabileceğimiz bir şeydir. Tanrı’yı tanımaktan gelen bir yaşam niteliğidir. “Sonsuz yaşam, tek gerçek Tanrı olan seni ve gönderdiğin İsa Mesih’i tanımalarıdır.” (Yuhanna 17:3). Bu anlamda, sonsuz yaşam şu an sahip olduğumuz bir şeydir.


28 love its from eternity 45Daha önceki yazıda ‘Hıristiyan’ kelimesini kullanmaktan kaçındığımı söylemiştim. Peki, kendimi veya yaşadıklarımı nasıl tanımlıyorum? Gerçekten iman eden herkesin tanımlayacağı gibi… “İsa Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’yla yaşayan bir ilişkiye sahip olan birisiyim. Bu ilişki hiçbir zaman sona ermeyecek ve ölüm bile bu ilişkiye son veremez.”

Hiçbirimiz, cenneti, şu anda, cennette olacağı ölçüde yaşayamasak da, cennetin gerçekten iman eden kişilerin nihai varış noktası olduğu konusunda Tanrı’dan güvencemiz vardır. Bugün cennette olanlar, bizden çok daha mutlular fakat bizde aynı güvene sahibiz. İsa’nın sözlerine kulak verin,

“Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24)

İsa’nın neden bahsettiğini merak ediyor musunuz? Bu sözleri dinleyen insanlar nasıl ölü olabilir? İsa, sözlerinin gerçekliğine inananların ölümden yaşama geçmiş olduklarını söyledi. Zaten yaşamıyorlar mıydı? Yaşıyor olmasalar, O’nu nasıl duyacaklardı? Ölümden yaşama geçmek ne demek? ‘Sonsuz yaşam’ın Kutsal Yazılar’da ne anlama geldiği üzerinde dururken bunu da kısaca ele aldık. İsa, insanın Tanrı’dan ayrı olma konumundan (ölümden) insanın Tanrı’dan asla ayrı olmayacağı bir konuma geçmesinden söz ediyor. Kişi sonsuz yaşam armağanını aldı; sadece cennette sonsuz yaşam güvencesi değil, aynı zamanda bunu önceden tatma fırsatına da kavuştu.

Tanrı İncil’de sonsuz yaşamdan her iki biçimde de söz ediyor; gelecekte alınacak bir kutsama ve şu an sahip olunan bir şey. Tanrı’yı İsa Mesih aracılığıyla tanıdığımızda, dünyanın sunduklarını aşan bir yaşam kalitesini deneyim ediyoruz. Şu an sahip olduğumuz bir şey olarak, bu yaşam niteliği, cennette Tanrı’yla beraber deneyim edeceğimiz kutsamanın önceden aldığımız tadıdır. Bu tada, yaşam niteliği olarak sonsuz yaşam demek yerinde olacaktır. İmanlının yaşamında başlayan, Tanrı’yla sonsuzluğun başlangıcıdır.

29 image11499 jesus holds key 45İncil’in orijinal dilinde ‘bilmek’ kelimesi, Tanrı hakkındaki bilgileri bilmenin ötesinde bir anlam taşır. Tanrı’yla dinamik, yakın bir ilişkiden kaynaklanan ‘bilmek’tir. Bu tür ‘bilmek’ içinde, sevgi, saygı, itaat, onurlandırma, minnettarlık ve üstün bir bağlılık vardır. Tanrı’yı hiç tamamıyla bilebilecek miyiz? Hayır, ölümlü bir varlık, sonsuz bir Varlığı tamamıyla bilemez fakat iyi haber, Tanrı’yla hiç son bulmayacak bir ilişkiye sahip olabilecek olmamızdır. İsa’nın görevi, Tanrı’yla ilişkimizi onarmak ve sonsuz yaşamı şimdiki zamanda yaşayacağımız bir deneyim haline getirmekti.

Tanrı’yla İlişkinizi Tanımlar Mısınız?

Tanrı, çarmıhtaki kudretli işiyle böylesi bir ilişkiye engel oluşturan tüm engelleri ortadan kaldırmadan önce Tanrı’yla ilişkimiz nasıl bir ilişkiydi? Böyle bir ilişkimiz yoktu, Tanrı’yla paydaşlığı önleyen engeller ortadan kalkmadan olamazdı. Tanrı, ilişkimizde neyin ters gittiğini en iyi şekilde tarif ediyor: “Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59: 1-2, Eski Antlaşma)

Bütün günahlarımızın bedelinin ödenebilmesi için büyük bir ilahi onarım gerekliydi. Her birinin ödenmesi gerekiyordu. Tüm yaşam boyu işleyen günahların örtülmesi gerekiyordu. Hiçbiri gözardı edilemezdi. İsa böyle yaptı ve benim yerime yaptıkları için O’na sonsuza dek minnettar kalacağım. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1.Petrus 3:18). Tanrı’yla bu olağanüstü ilişki, İsa’nın çarmıhta ölümüyle mümkün hale geldi. Bedeli O ödedi. “Çünkü günahın ücreti ölüm…”

Ödemeniz Yapıldı!

Bir gün Şikago’da en sevdiğim restoranda yemek yiyordum. Yemeğimi bitirmek üzereyken, garsonun hesabımı getirdiğini, sonra da geri götürdüğünü fark ettim. Birkaç dakika sonra yeniden getirdi. Masaya koyarken, gülümsedi ve şöyle dedi: “Restoranda biri sizin hesabınızı ödedi. Ödemeniz yapıldı.” Sonra da gitti.

30 image11500 breakfast restaurant 45Hemen çevreme baktım ama tanıdık bir yüz görmedim. Bu kişi kahvaltısını yapmış ve hesabını öderken beni fark etmiş olmalı. Bu iyi kalpli insan, garson ikinci kez gelmeden oradan ayrılmış olmalı.

Orada otururken çok garip duygular içindeydim. Çaresizlik hissediyordum. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Ödemekte ısrar etmek anlamsız olacaktı. Tek yapabileceğim, garsonun söylediklerinin doğru olduğuna inanmak ve buna göre yaşamaktı. Bu da, kalkıp, müdürün, ‘Bu kadar çabuk nereye? Daha hesabı ödemedin!’ diye bağırarak peşimden koşmayacağına inanarak restorandan ayrılmak demekti. Garsonun söylediklerini kabul etmem bana bir seçim hakkı verdi: (1) Söyledikleri gerçekmiş gibi yaşamak veya (2) Hesabın ödenmediğine ilişkin kendi gerçekliğimi yaratmak.

Üzerinde düşünün. Siz ve ben başka bir hikayenin parçası olan insanlarız. Bu hikaye de Şikago’da gerçekleşen hikaye kadar gerçek. Tanrı’nın yazdığı ve ancak Tanrı’nın tasarlayabileceği türden bir sevgi hikayesinin parçasıyız. Bu hikayede Tanrı kendisine güvenmemizi arzu ediyor. Hiç borcumuz olmadığına güvenmemizi istiyor. Bizimle ilgili bir şeyin gerçek olduğuna güvenmemizi istiyor. Bir şey çoktan gerçekleşti. Tanrı’ya karşı en büyük borcumuz, lütufla ödendi. Lütuf hesabı öder. “…günahın ücreti ölüm.” Sonuç Tanrı’dan ayrı düşmek fakat İsa hesabı ödedi. “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23)


31 86 and praise his name 45Papanın bile cennete gideceğini kesin olacak bilemeyeceğini söyleyen Katolik öğretişin aksine, Tanrı bizlere yüreğimizin en derin özlemini karşılayan bir şey söylüyor. Hayatın kısa ve ölümün çoğu zaman zamansız olduğunu biliyoruz. Ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz. En kötüsü, sonsuzluğu nerede geçireceğimizi bilmiyoruz. İyi haber şu; gerçek imanlılar sadece cennete gitmekle kalmıyorlar, çoktan cennete aitler! “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz.” (Filipililer 3:20). Cennette olma hakkı, cennetin tüm ayrıcalıklarıyla birlikte, bizlere çoktan verildi. Şayet İsa’yı gerçekten izleyen biriyseniz, bu dünyanın cennete geçmeye çalışan bir vatandaşı değilsiniz; bu dünyadan geçen bir cennet vatandaşısınız!

Restorandan arabanıza giderken arkanıza bakıp durmayın, hesabınızı ödemediğiniz için göksel jandarmanın peşinizde olduğunu düşünüp endişelenmeyin. Aslında ödemediniz. Hesabı O’nun lütfu ödedi. “İsa Mesih’i ölümden diriltmekle bizi yaşayan bir umuda, çürümez, lekesiz, solmaz bir mirasa kavuşturdu. Bu miras sizin için göklerde saklıdır.” (1.Petrus 1:4)

Katolikler’de Haddini Bilmezlik Günahı

Katolik Kilisesi, kimsenin, öldüğünde cennete gideceğini söyleyecek kadar haddini bilmez olamayacağını öğretir. Kimse, “Tanrı’nın yüce gücü veya merhametine dayanarak, erdem olmadan bağışlanmayı elde etmeyi umut etme cüretini gösteremez.” (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 2092)

32 image11501 cool text www textUmudum ve duam, bu dizide Kutsal Kitap’ın öğrettiklerine güvenmeye başlayıp, artık Katolik Kilisesi’nin öğrettiklerine güvenmemeniz. Tanrı Sözü’nü olduğu gibi kabul etmek kibirli olmak demek değildir. Buna iman denir. Kutsal Yazılar, gerçek imanlıların bu dünyadan ayrıldıklarında cennete gideceklerini şimdiden bilebileceklerini açıkça söylemektedir! İşte bu muazzam gerçek nedeniyle, www.cennetvaadi.com adında bir web sitesi vardır. Kim www.cehennemvaadi.com veya www.cennetegitmiyorolabilirsiniz.com sitelerini ziyaret etmek ister ki? Sizi temin ederim, pek fazla kişi istemez. Dünyada zaten çok fazla kötümser/şikayetçi insan var. Sizi ve beni ilgilendiren, bu dünyada insanın alabileceği en büyük vaat: cennet vaadidir.

Elçi Yuhanna, Tanrı tarafından İncil’in bir kısmını yazma görevinin kendisine neden verildiğini en açık şekilde ifade ediyor. Sonsuz yaşam ve kaynağı hakkında inanılmaz gerçekleri kaydediyor. Sonsuz yaşamın İsa Mesih’ten ayrılamaz olduğunu açıklıyor. Sonsuz yaşam, bir Kişide, eğitimde, bilimde, felsefede, iyi eylemlerde, din veya herhangi bir kilisede bulunmaz. Sonra da,  kendisine yazması için esin verilen İncil kısmının amacını açıklıyor:

“Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım.” (1.Yuhanna 5:13)

Bu ayetteki gerçeklerden biri sonsuz yaşam güvencesinin Tanrı Sözü aracılığıyla geldiğidir.  Diğer bir deyişle, Kutsal Yazılar Rab İsa’ya inananların, kurtulduklarına dair güvenceye sahip olmaları için yazılmıştı. 33 heaven hell not knowing greenish 45 textBir gün cennette olacağınızı umut etmenize gerek yok. Bu bir iyi niyet dileği değildir. Bir sonraki yaşamınızda nerede olacağınızla ilgili hisleriniz veya tahminlerinizle ilgili değildir. Karanlıkta el yordamıyla ilerlemeye gerek yoktur. İnsanların kurtulduklarını ve cennet yolunda olduklarını söylemeleri kibirli bir davranış değildir.

Tanrı, İncil’in bu kısmını esinlerken, imanlıların sonsuz yaşama şimdi sahip olduklarını hatırlamalarını istiyordu. Sadece imanle elde edilmişti. Günahlarımız için muazzam bir bedel ödendi. Bunu biliyorlardı fakat Tanrı bunu unutmalarını istemedi. “Mesih…bizi… kurtarmak için günahlarımıza karşılık kendini feda etti.” (Galatyalılar 1:4). Günah meselesini bir kerede, sonsuza dek halletmek ve cenneti bizler için güvence altına almak için kendisinden verdi. Bu nedenle, Tanrı’nın bu ilahi eylemine bizim bir şey eklememiz gereksiz olduğu kadar, olanaksızdır da. Dinin bizden talep ettiklerine itaat ederek veya söylediklerini yaparak günahlarımızı bağışlatmamız hem gereksiz, hem de olanaksızdır.

Sizi Tuzağa Düşürmelerine İzin Vermeyin

Tanrı’nın bu gerçeği kaydettirme nedenlerinden biri sahte öğretmenlerdi. Tanrı, 1. yüzyılda yaşayan imanlıları, kapılarını çalan, toplantılarına katılan ve sahte bir müjdeyi vaaz eden sahte öğretmenler için hazırlıyordu. Bu sahte öğretmenler İsa’ya imanın yanı sıra Musa’nın yasalarına itaatin de gerekli olduğunu vaaz ediyorlardı. Yazının başında söylediğim, ‘İsa’ya inanın, VE, VE, VE’yi düşünün, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Birinci yüzyılda olanlar, 21. yüzyılda Katolik inancı ile devam ediyor. İsa’ya inanın VE erdem kazandıracak başka bir dizi eylemi yapın. Sonra bunları tekrar yapın VE tekrar VE VE VE.


34 image11502 cool text freely 45 zzzYahudacı öğretmenler, 1. yüzyılda yaşamış olan, İsa’ya gerçekten inanan kişilerin, Hıristiyan inancının başlıca doktrinini gözardı etmelerini sağlamaya çalıştılar. İsa’ya inanmanın yanı sıra, sünnet edilmelerinin ve Yahudi inancının gereklerini yerine getirmenin şart olduğunu söylediler. Bu bir yalandır. Sizler ve ben, sadece İsa’nın kanına imanla aklanabiliriz. “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu.” (Romalılar 3: 24-25). Tanrı karşısında erdemlerimizi artırmak için İsa’nın bu kutsal, kudretli işine kendi kanımızı, kendi fedakarlığımızı veya iyi işlerimizi ekleyebileceğimiz düşüncesinden vazgeçin! Böyle bir şey olmaz. Tanrı reddeder. Böyle bir şey O’na hakaret sayılır. Tanrı’nın bizleri aklama biçimini kabul etmeyenler için af, barışma ve cennet diye bir şey olmayacaktır. Tanrı bizleri karşılıksız olarak aklar. Tanrı kimseye borçlu kalmaz. Bizlere sunduğu, cennettir hem de karşılıksız olarak. Yukarıdaki ayetleri bir kez daha okuyun ve ‘karşılıksız’ sözcüğünün altını çizin. Aklanmamız karşılıksız, hak edilmeyen lütuf aracılığıyla gerçekleşir.

Tanrı’nın hak edilmemiş lütfu aracılığıyla Tanrı’nın insana bahşedebileceklerinin en iyisini çoktan almış olduğumuzdan sahte öğretmenlerin haberi bile yoktur. En iyisidir! Bunu daha da iyileştirmek mümkün değildir. Tanrı’ya karşı günahlarınız nedeniyle bir zamanlar sizi acımasız bir şekilde barındıran hapishaneye bir kere daha bakın. Sizinle Tanrı arasındaki engelleri ortadan kaldıran patlamayı hatırlıyor musunuz? Her yerde kan vardı fakat sizin ihtiyacınız sadece bir damlaydı. İsa’nın kanının bir damlası bile sizi özgür kılmaya yeterliydi! “Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış olan Mesih’in olsun! Amin.” (Vahiy 1:5-6)

Beğendikleri Ne Varsa Ekliyorlar

35 image4628 bible 45Katolik Kilisesi’nin Kutsal Kitap’a aykırı inançları ve uygulamaları çok sayıda insanın, Kutsal Kitap’a göre bir temeli olmayan dini uygulama ve geleneklere bağımlı olmalarına neden oldu. İsa’nın, yaşadığı dönemdeki din önderlerine yönelik sözleri Katolik Kilisesi’ni doğru bir şekilde tanımlıyor.

“İsa onları şöyle yanıtladı: “Yeşaya’nın siz ikiyüzlülerle ilgili peygamberlik sözü ne kadar yerindedir! Yazmış olduğu gibi, ‘Bu halk, dudaklarıyla beni sayar, ama yürekleri benden uzak. Bana boşuna taparlar. Çünkü öğrettikleri, sadece insan buyruklarıdır.’ Siz Tanrı buyruğunu bir yana bırakmış, insan töresine uyuyorsunuz.” İsa onlara ayrıca şunu söyledi: “Kendi törenizi sürdürmek için Tanrı buyruğunu bir kenara itmeyi ne de güzel beceriyorsunuz!” (Markos 7:6-9)

Tanrı Sözü tarafından açık bir şekilde desteklenmeyen her türlü geleneği kabul etmeyi reddetmeliyiz. Örneğin, Katolik Kilisesi 1950 yılında, Meryem’im bedeninin hayatının sonunda çürümediğine ilişkin bir açıklama yaptı. Mucizevi bir şekilde cennete alınmıştı:

“…Tanrı’nın kusursuz Annesinin, her zaman Bakire olan Meryem’in, dünyasal yaşamını tamamladıktan sonra, beden ve can olarak göksel yüceliğe kavuştuğunun ilahi bir şekilde açıklanan dogma olduğunu açıklıyor, ilan ediyor ve tanımlıyoruz.”  (Papa XII. Pius, Munificentissimus Deus, No. 44)

Kutsal Yazılar, günahsız olan, gebe kalan, her zaman bakire kalmış ve göğe alınmış bir kadından söz etmiyor. Ne var ki, Katolik Kilisesi, Meryem’i yüceltme kararlılığıyla, Kutsal Kitap’ın açık öğretişini çarpıtıp gözardı etmiştir. Başka bir Meryem yarattılar! Bu, Ezo Gelin çorbasına domuz eti, kalamar, pancar, turp, lahana ve canı ne isterse onu ekleyip, bu garip karışıma yine de Ezo Gelin çorba denmesine benziyor! 

36 image11505 catholic mary 45Katolik inancı gerçek Hıristiyanlık’ı temsil ediyor mu? Bu soruya yanıt vermeden önce, Katolikliğe ‘yabancı’ biri olmadığımı hatırlatmak isterim. Katolik sevdiklerimle büyüdüm ve çocukken Katolik Kilisesi’ne devam ettim. Ancak yıllar sonra Kutsal Kitap’ı kendi başıma okumaya başladım. Gördüklerime, okuduklarıma ve araştırdıklarıma göre, Katolik inançlarının Hıristiyan olmadıklarını emin fakat üzgün bir şekilde söyleyebiliyorum.

Eğer bu sizi gücendiriyorsa, üzgünüm. Keşke Katolik inancı hakkında farklı şeyler söyleyebilseydim. Farklı bir şey söyleyemememin iki nedenini şöyle sıralayabilirim. Katolik ilahiyatının merkezinde, Meryem hakkında, sadece sapkın olmayan, aynı zamanda insanın ruhsal sağlığına zararlı birçok inanç vardır. Bunlar, Katolikleri Meryem’in yapamayacağı şeyleri yapacağına güvenme konusunda yöneltebilirler. Katolik Kilisesi’nin Meryem hakkındaki öğretişleri sadece yanlış değil, aynı zamanda yıkıcıdır. Meryem’e genellikle, ilahi olması gereken birine atfedilen özellikleri atfediyorlar. Bundan daha zararlı ne olabilir?

1)  Meryem Göklerin Kraliçesidir. Meryem gerçekten ‘Göklerin Kraliçesi’ mi? Katolik Kilisesi, Meryem’in dünyadaki yaşamı tamamlandığında, Tanrı’nın onu göğe aldığını ve ‘Göğün ve yerin Kraliçesi’ olarak taçlandırdığını öğretir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 966). Bu öğretiş, garip öğretişleri nedeniyle artık ana akım Katolik inancının bir parçası sayılamayacak uç bir Katolik grubun öğretişi değil, Katolik ilahiyatının bir parçasıdır. Roma’nın yanılmaz papalarından birinin öğretişidir. (Papa XII. Pius, Ad Coeli Reginam.) Sizin de görebildiğiniz gibi, ben bir sonraki paragrafı yazarken, Katolik adamların, kadınların, çocukların çalışıp ezberleyeceği Katolik Kilisesi Katekizmi’nin bir parçasıdır.

2)  Meryem Tüm Lütfun Aracısıdır. Meryem’e gerçekten de ‘Tüm Lütfun Aracısı’ olma ayrıcalığı verildi mi? Buna göre, Tanrı’nın dünyaya lütuf dağıtırken kullandığı aracı Meryem’dir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraflar 968-971, 975, 2673-2682.) Bu doğru mu? Katolik Kilisesi, Meryem aracılığıyla olmadan bizlere hiçbir şey verilmediğini öğretiyor. (Pope IX. Pius, Ineffabilis Deus)


Kutsal Kitap’ın Hükmü: Meryem’in Özel Bir Şeref Payesi Yok

İsa’nın dünyasal hizmeti sırasında fırsatlar olduğu halde, İsa hiçbir zaman Meryem’in özel bir şekilde onurlandırılacağını öğretmedi.

37 image4299 time eternity ttt 451) ÖZEL BİR ŞEREF PAYESİ VERİLMEYECEK. Bir keresinde, Rab, büyük bir kalabalığa hitaben konuşurken, kalabalıktan bir kadın İsa’ya şöyle bağırdı, “Ne mutlu seni taşımış olan rahme, emzirmiş olan memelere!” (Luka 11:27). Fakat İsa, Meryem’in bu şekilde onurlandırılmasını şu sözlerle düzeltti, “Daha doğrusu, ne mutlu Tanrı’nın sözünü dinleyip uygulayanlara!” (Luka 11:28)

Tabii ki, Rab İsa’nın annesi olmak bir berekettir. İsa, annesinden saygısızca söz etmiyordu. Söylediği şuydu; bir mucize olsa da, bu sadece doğal bir ilişkiydi. Hayat gibi o da kısa bir süre sonra geçecekti. Harika olsa da, İsa’yla hiç bitmeyecek ilişkinin bereketine eşit değildi. Tanrı Sözü’nü dinlemek, İsa’nın öğretncisi olmak ve cennette sonsuza dek O’nunla yaşamak, dünyadaki birkaç yıl yaşamaktan daha büyük bir onurdu. İsa şöyle dedi, “Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz.” (Yuhanna 10:27-28)

Katolik Kilisesi Meryem’i yüceltiyor. Peki, bu neye işaret ediyor? İsa Mesih’in yüceliğini doğru bir şekilde takdir edemediklerini gösteriyor. Öyle olsaydı, Meryem’e atfettiği ünvan ve onuru atfetmezdi. Söyledikleri yanlıştır. Vaftizci Yahya’nın İsa için söyledikleri doğrudur: “Benden sonra benden daha güçlü olan geliyor. Eğilip O’nun çarıklarının bağını çözmeye bile layık değilim.” (Markos 1:7). Kimse bunu yapmaya layık değil.

İsa’nın döneminde, efendinin çarıklarının bağlarını çözmek veya çarıkları çıkarmak, evdeki en düşük seviyedeki kölenin göreviydi. Deyim olarak, çarıklar her zaman boyun eğmek veya birinin altında olmakla ilişkilendirilir. Vaftizci Yahya şunu söylemek istedi, “İsa’nın kulu olmaya layık değilim.” İsa onun hakkında bu sözleri söylediği halde, Yahya sadece İsa’nın habercisiydi.

38 exclaim2 temp5 45Şimdi de bu yaklaşımı, Katolik Kilisesi’nin tutumuyla kıyaslayın. Diyorlar ki, “Meryem, ilahi Oğlu’yla her şeye gücü yetendir.” (Papa XIII. Leo, Octobri Mense). Her şeye gücü yeter çünkü “…Tanrı’nın kudretli Annesi’dir.” (Papa X. Pius, Tanto Studio)

Katolik Kilisesi Meryem’in ne kadar güçlü olduğunu söylüyor? Meryem’in gücü, aracılık ve kurtuluşa kadar uzanıyor. Ölüm saatimizde Meryem’e dua etmeliyiz! (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1014). Maalesef, ölüm saatini, ‘…tamamıyla ona bırakan’ Katolikler, trajik bir şekilde hayal kırıklığına uğrayacaklar. Rab İsa dışında, “başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.” (Elçilerin İşleri 4:12)

İsa olmadan nerede olurduk? “Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye, dünyaya ışık olarak geldim.” (Yuhanna 12:46). İsa insanların karanlık ve yanlışlardan kurtarılması için ışık olmak üzere geldi. Bu duadaki karanlık ve yanlışlar gibi Papa XIII. Leo da şöyle dua etti, “Ey Bakire, en kutsal olan, kimse senin aracılığın olmadan Tanrı bilgisinde ilerleyemez. Tanrı’nın Annesi, kimse senin aracılığın olmadan kurtuluşu elde edemez. Kimse senin aracılığın olmadan merhamet tahtından armağan alamaz. ” (Papa XIII. Leo, Adiutricem Populi)

Meryem hakkındaki Katolik görüşüne ne demeliyiz? Katolik Kilisesi Meryem’e yüzlerce ünvan vermiştir. Bunlardan biri, Tanrı’nın Kutsal Annesi, en yaygın olarak kullanılanlardan biridir. İsa’nın Tanrı ve Meryem’in de O’nu doğurmuş olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu ünvan mantıklı gelebilir insana. Diğer bir deyişle, Katoliklerin bakış açısına göre şöyle bir kıyas oluşturulabilir:

39 teachable question mark 45İsa Tanrı’dır.

Meryem İsa’nın annesidir.

Bu nedenle, Meryem Tanrı’nın Annesidir.

Bu yazıda kısaca İsa’nın hem Tanrı hem de insan olduğuna ilişkin Kutsal Kitap gerçeğinden söz ettik. Bu konuda web sitemizin başka kısımlarında daha fazla okuma şansınız var. İsa Tanrı Mı? dizisindeki yazılar iyi bir başlangıç noktası olacaktır. Burada şunu söylemekle yetinelim; İsa’nın ilahi yönü nedeniyle bu kıyasın kusurlu olduğunu söylemek zorundayız. Nerede? Kutsal Yazılar, Tanrı’nın İsa kişisinde insanlığa büründüğünü öğrettiğine göre, kıyasın birinci önermesinin değiştirilmesi gerekir. Şöyle söylemesi gerekir: ‘İsa, insan olan Tanrı’dır.’ Katolikler, İsa’nın kimliği hakkında sadece kısmi bir gerçeği söyleyerek, Meryem hakkında yanlış bir fikre sahip olmaktadırlar. Bu nedenle, Kutsal Kitap’a aykırı bir şekilde Meryem’e Tanrı’nın Annesi ünvanını verdiler. Daha da kötüsü, bu önerme Katolikleri kurtuluş için Meryem’e güvenebileceklerine inanmaya yönlendirdi.

İsa’nın ikili doğası hakkındaki ek gerçek, haklı olarak, Meryem’in, insan Mesih İsa’nın annesi olduğu sonucuna varmaya yöneltiyor bizleri. Bu nedenle İncil’de hiçbir zaman Meryem’in ‘Tanrı’nın Annesi’ olduğunu okumuyoruz. Sadece İsa’nın annesi olduğu söyleniyor.

“Daha sonra İsa’nın annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durdular, haber gönderip O’nu çağırdılar.” (Markos 3:31)

“İsa’nın annesiyle kardeşleri O’na geldiler, ama kalabalıktan ötürü kendisine yaklaşamadılar.” (Luka 8:19)

İsa’nın dirilişi ve göğe alınmasından sonra şöyle okuyoruz, “Bunlar İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu.” (Elçilerin İşleri 1:14)


40 image11508 cool text never 45İncil Meryem için neden ‘Tanrı’nın Annesi’ demiyor? Tanrı bunu gözden mi kaçırdı? Eğer Meryem gerçekten ‘Tanrı’nın Annesi’ olsaydı, Tanrı’dan önce var olması gerekirdi. Bu mümkün değil, öyle değil mi? Kutsal Kitap Tanrı’nın sonsuz olduğunu ve başlangıcı olmadığını açıklıyor. Tanrı’nın hem bir annesi olup, hem de hala Tanrı olması mümkün değildir.

İsa’nın annesinin göklerde onun üzerinde yetkisi olduğu veya onunla yetkiyi paylaştığı ilahiyat açısından olanaklı değildir. Başı ve sonu olmayan Tanrı’nın ne bir annesi vardır, ne de İsa’nın dinlemesi gereken anne, ‘her şeye gücü yeten Anne’dir. Dilerseniz Kutsal Yazılar’ı kendiniz araştırabilirsiniz fakat inanın bana, İsa hiçbir zaman Meryem’i, insanlığın annesi, kilisenin annesi yapmamış, göklerde taçlandırmamış veya taçlandırılmasını izlememiştir. Katolik Kilisesi’nin kendisine verdiği ünvanlardan herhangi birini ona bahşetmemiştir.

İsa, Beytlehem’deki Doğumundan Önce Vardı

İsa’nın Beytlehem’de doğmadan önce var olduğunu ilk keşfettiğimde bunun benim için bir sürpriz olduğunu kabul etmeliyim. Şaşırtıcı olan şey, İsa’nın ilahi olduğunu açıkça ifade eden bir bölümü okumuyor olmamdı. İsa birisiyle konuşuyordu, artık ayrıntılarını bile hatırlamıyorum. Fakat bu konuşmayı dinlerken kendi kendime şöyle dedim, “Farkında mısın? İsa, Tanrı!” Ancak daha sonra, bu gerçeği doğrulayan pek çok kanıt olabilecek metin buldum. İşte bunlardan biri; İsa bizlere İbrahim peygamberle ilişkisinden söz ediyor:

“İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, İbrahim doğmadan önce ben varım” dedi.” (Yuhanna 8:58)

Hayatta gözle görebildiğimizden daha fazlası var mı? Evet, var. Aynı şey İsa için de geçerli. İsa ilahi olduğu halde, insanlığını Meryem’den aldı. Bundan önce Tanrı’ydı ve Tanrı olmak için anneye ihtiyacı yoktu. Sizin ve benim dünyaya gelmek için anneye ihtiyacımız var. Tanrı’nın yok. İsa Meryem’den sadece insanlığını aldığı için ona Tanrı’nın Annesi demek doğru olmaz. Katolik kıyası yanlıştır.

41 jesus the word became flesh1 45İsa Tanrı’dır.

Meryem İsa’nın annesidir.

Bu nedenle, Meryem Tanrı’nın Annesidir.

Düzeltildiğinde şöyle okunması gerekir:

İsa, insan olan Tanrı’dır.

Meryem İsa’nın annesidir.

Bu nedenle, Meryem, Tanrı’nın içinde mesken kurmayı seçtiği İsa’nın annesidir. Rahminde Tanrı’yı oluşturmadı. Tanrı için, Meryem’in rahminde dokuz ay geliştikten sonra, oluşumunu tamamladığı ve doğmaya hazır olduğu söylenemez. Gerçek şu ki, Tanrı’nın bir biçimi yoktur. Tanrı Ruh’tur.Maddi olmayan bir varlıktır. Tanrı’nın, Tanrı olmak için Meryem’e ihtiyacı yoktu. Bu nedenle, bu anlamda, Meryem ‘Tanrı’nın Anası’ değildir. Sadece İsa’nın annesi olduğu söylenebilir.

Uzlaşmaz Farklılıklar

Katolik inancında Meryem’le, Kutsal Kitap’taki Meryem arasında uzlaşmaz farklılıklar var mıdır? Evet, vardır. İkisi farklı iki karakterdir. Katolikler, muazzam ünvanlara gark edilmiş Meryem’in, sizden veya benden daha fazla Tanrı gibi olduğunu düşünürler. Soru: Peki ya Tanrı’ya itibar edilmesi? Meryem, Tanrı’nın kendisini göstermesi, görünmez Tanrı’nın İsa’nın yaşamı aracılığıyla görünür olması için bir kanaldan başka bir şey değildi. Nasıl oluyor da, bazıları Yaratıcı yerine kabı övüyorlar? Tanrı’nın dünyayı ziyaret etmek için kullanmak üzere herhangi birini seçebileceğini bilmemiz gerekiyor. Tanrı’ya odaklanmalıyız. Meryem, doğaüstü olanı deneyim etme fırsatına sahip olan ve bunu kabul eden bir kadındı. Fakat İncil’de resmedildiği şekliyle yaşamı boyunca Meryem’i izlediğimizde, onunla ilgili başka hiçbir şeyin sıra dışı olmadığını görüyoruz. Birkaç çocuğu daha oldu. Eş ve anne olarak rollerine devam etti. Ona atfedilen mucizeler aslında yoktur. Nitekim İsa’nın göğe alımasından sonra, İncil’in geri kalan bölümlerinde ondan sadece bir kez söz ediliyor. Yani, 171 bölüm, 22 kitap ve iki yüzden fazla sayfada Meryem’den söz edilmiyor. Neden? İsa’nın üstünlüğünedeniyle… “Bedenin, yani kilisenin başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur.” (Koloseliler 1:18). 42 image10174 bible 45Dirilmiş ve egemenlik süren Rab İsa Mesih kilisenin başıdır, Papa değil. Rütbe, onur, yücelik ve güçte İsa birincidir VE diğer herkes -ister melek ister insan olsun- Rab İsa’nın mütevazı kullarından başka bir şey değildir. Meryem hakkında Katolik Kilisesi’nin öğrettiklerine karşın, kimse İsa’ya herhangi bir açıdan eşit değildir. Her şeyde ilk yeri alsın diye…

Meryem Özel Bir Şekilde Onurlandırılmıyor

İsa, Meryem’in özel bir şekilde onurlandırılacağına ilişkin hiçbir şey öğretmedi. İncil’den, insanlar arasında Meryem’in konumunu yükseltmek için İsa’nın sahip olduğu bir fırsata baktık ama İsa böyle bir şey yapmadı. Kalabalık arasında birisi şöyle seslendi, “Ne mutlu seni taşımış olan rahme, emzirmiş olan memelere!” (Luka 11:27). Fakat İsa Meryem’e bu şekilde bir onur verilmesine karşı çıktı ve aksine şöyle dedi, “Daha doğrusu, ne mutlu Tanrı’nın sözünü dinleyip uygulayanlara!” (Luka 11:28)

İsa’nın dünyasal hizmeti sırasında fırsatlar çıktığı halde, Meryem’in özel bir onura sahip olduğuna ilişkin bir öğretiş vermedi. Meryem’den saygısız bir şekilde söz etmedi. Anneliğinden saygısız bir şekilde söz etmedi. İsa’nın neden bu şekilde karşılık verdiğiyle ilgili nedenlere baktık. Onu başkalarının gözünde yükseltmek için sahip olduğu başka bir fırsata bakalım.


43 heaven we would like 2 go there 2 452)  ÖZEL BİR ONURA SAHİP DEĞİL. Başka bir sefer İsa’ya şöyle dediler, “Bak, annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seninle görüşmek istiyorlar.” (Matta 12:47). Yine, İsa cevabında onu özel bir şekilde onurlandırmayı reddetti:

“Kimdir annem, kimdir kardeşlerim?” karşılığını verdi. Eliyle öğrencilerini göstererek, “İşte annem, işte kardeşlerim!” (Matta 12:48-49). Rab burada insan ilişkilerinden bağımsızlığını ileri sürdü. Fiziksel akrabalıktansa, kendisiyle kişisel, ruhsal bir ilişkinin çok daha önemli olduğunu öğretti. İsa’nın söylediklerini yanlış anlamayın. İsa’nın annesine karşı sevgisizliği veya saygısızlığı söz konusu değildi. Bunu yaşamı boyunca kanıtladı, çarmıha asıldığında ve ölümünden sadece birkaç dakika uzaktayken bile onu düşündü.

“Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine, “Bunu yırtmayalım” dediler, “Kime düşecek diye kura çekelim.” Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar,  Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı.

“İsa’nın çarmıhının yanında ise annesi, teyzesi, Klopas’ın karısı Meryem ve Mecdelli Meryem duruyordu. İsa, annesiyle sevdiği öğrencinin yakınında durduğunu görünce annesine, Anne, işte oğlun!” dedi. Sonra öğrenciye, “İşte, annen!” dedi. O andan itibaren bu öğrenci İsa’nın annesini kendi evine aldı.” (Yuhanna 19:23-27)

Düşünün bir kere. İsa ölüm anlarını yaşıyor ve annesine karşı yumuşak bir saygıyla dolu olarak, onun yasını teselli ediyor. Nasıl mı? Onu en sevdiği elçisi olan Elçi Yuhanna’ya emanet ederek. İnanılmaz değil mi? İsa annesinin ihtiyaçlarını hatırlıyor ve onun rahatlığı için çarmıhtayken kaygı duyuyor. Bunu, dünyanın günahlarını bağışlatırken yaptığını düşünün! O anda gerçekleşen olayı yeterli bir şekilde tarif edecek sözlere sahip değilim. Yüreğim hayretle taşarken aklıma sadece bir ilahi geliyor. İlahinin nakarat kısmı şöyle: “Yaşarken beni sevdi. Ölürken beni kurtardı. Mezarda, günahlarımı taşıdı. Dirilirken, sonsuza dek karşılıksız bir şekilde akladı. Bir gün geri gelecek, ne kutlu bir gün olacak o gün.”

Bu Putperestlik Mi?

44 mary is not god 45İsa’nın örneğinin tam tersine, Katolik Kilisesi, Meryem’i yüceltmek için her fırsatı değerlendiriyor.  Bu ifadeyi Latince bir aksiyomla ifade ediyorlar, De Maria Nunquam Satis, ‘Meryem Hakkında Yeterince Konuşmak Mümkün Değildir.” Yukarıda ikisini sıraladığım, Meryem hakkındaki açıklamaları, Tanrı’dan yüceliği alır ve sayısız Katoliğin, Meryem’e Rab İsa Mesih’ten daha fazla bağlılık göstermesiyle sonuçlanır.

O zaman şu soruyu sormak gerek: ‘Katolik Kilisesi, topluluğunu putperestliğe mi yöneltti?’ Katolikleri, Meryem’in heykeli önünde diz çökmüş, ayaklarını öperken ve yürekten gelen övgü ve ricalarını ona söylerken gördüğümde kendime bu soruyu soruyorum. Ancak Tanrı’ya ait olan bağlılığı, Tanrı’nın yarattığına veriyorlar. Katolik Kilisesi’nin bu onuru Tanrı’ya gösterilen bağlılığa göre ‘ikincil’ olarak tanımlaması da önemli değildir. Asıl önemli olan nokta, Tanrı’nın, kendisinden ne kadar aşağı düzeyde olursa olsun, kendisinden başka Tanrı’yı kabul etmeyeceğidir. 

“Seni Mısır’dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim. Benden başka tanrın olmayacak. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın.” (Mısır’dan Çıkış 20:2-4, Eski Antlaşma)

Roma Katolikliğindeki Meryem, Kutsal Kitap’ın Tanrısı gibi ölümsüz ve sonsuz bir varlık olmasa da, her şeyiyle, eski dünyanın sahte tanrı ve tanrıçalarına benzer anlamda bir tanrıçadır. Bu putperest ilahlar, genellikle, çok insani özellik ve arzulara sahip ölümlü varlıklar olarak algılanırdı. Katolik Kilisesi tarafından desteklendiği haliyle Meryem, sözde mükemmelliği, gücü ve başarılarıyla, bunların çoğunluğunu kat be kat aşmaktadır. Katolik ilahiyatçıların ona ‘Göğün ve yerin Kraliçesi’ diyerek atfettikleri egemenlik üzerinde düşünün. Katolik inancı Meryem’in bu yüceltilmiş konumda “…Savunucu, Yardımcı, Hayırsever ve Aracı” olarak hizmet ettiğini öğretir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 969), (İkinci Vatikan Konsülü, “Kilisenin Dogmatik Yapısı, No. 62). 45 image11509 catholic mary lourdes shop 45Meryem’e atfedilen roller, özellikler, ünvanlar, güç ve ayrıcalıklar, Kutsal Yazılar’da yalnızca Tanrı’ya atfedilmiştir! Katolik inancı bunları Meryem’e geçirir! Katolik Kilisesi, onun onuruna, heykeller, türbeler, kiliseler, katedraller ve bazilikalar dikmiştir. Kilise, tüm Katolikleri, dualarını, dileklerini ve övgülerini Meryem’e yükseltmeye çağırır!

İki Değil, Bir

Meryem gerçekten günahkarlar için aracılık yapıp yalvarışta bulunuyor mu? Kutsal Yazılar bu düşünceyi açıkça reddediyor. Tek bir aracı var ve bu aracı Meryem değil. “Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.” (1.Timoteos 2:5)

Üzerinde düşünmenizi rica ediyorum. Meryem, tüm dünyada, farklı dillerde insanların söyledikleri duaları aynı anda duyabilir mi? Tanrı’nın Sözü’nde bizleri buna inanmaya yöneltecek hiçbir şey yoktur.

Yine, bu dizideki yazılarla niyetimin kimseyi gücendirmek olmadığını bilmenizi istiyorum. Bu olasılıktan kaçınmak için Katolik inancı ve Kutsal Kitap’ı kıyaslama fikrinden vazgeçebilirdim. Neden vazgeçmedim? Katolik Kilisesi’nin resmi öğretişleriyle Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıkladıklarına inanamayacağınızı görmenizi istedim. Neden? İnsanın birbirine karşıt iki görüşe aynı anda inanması mümkün değildir.


Biz de Haklıyız

46 image11511 asherah goddess idol longKatolik ilahiyatçılar, Meryem hakkında öğrettiklerinin Kutsal Kitap Hıristiyanlığını temsil ettiğine inanmanızı isterler. Derler ki, “Kutsal Kitap da doğru, Katolik dogma da doğru.” Peki, gerçek nedir?

Katoliklik inancında Meryem’e gösterilen bağlılık, Tanrı için kötü Kral Manaşşe’nin Sur tanrıçası Aşera’ya gösterdiği tapınmadan daha az rahatsız edici değildir. Onun bir sureti yapılıp tapınağa yerleştirilmişti. “Manaşşe yaptırdığı Aşera putunu RAB’bin Tapınağı’na yerleştirdi.” (2.Krallar 21:7, Eski Antlaşma). Bu günahtan ötürü Tanrı halkının başına bir felaket getirdi. “Yahuda Kralı Manaşşe bu iğrenç işleri yaptığı, kendisinden önceki Amorlular’dan daha çok kötülük ettiği, putlar dikerek Yahudalılar’ı günaha sürüklediği için İsrail’in Tanrısı RAB, ‘Yeruşalim’in ve Yahuda’nın başına öyle bir felaket getireceğim ki, duyanların hepsi şaşkına dönecek diyor, ‘Samiriye’yi ve Ahav’ın soyunu nasıl cezalandırdımsa, Yeruşalim’i cezalandırırken de aynı ölçü ipini, aynı çekülü kullanacağım. Bir adam tabağını nasıl temizler, silip yüzüstü kapatırsa, Yeruşalim’i de öyle silip süpüreceğim.” (2.Krallar 21:11-13, Eski Antlaşma)

Aynı şekilde, Katolik Kilisesi kendi elleriyle oluşturduğu, Meryem adında bir put yaptı. Resmi hemen hemen her Roma Katolik Kilisesi’nde bulunabilir. Sevdiklerimin çoğunun evinde bulunuyor; mutfaklarında, oturma odalarında, yatak odalarında. Amcalarım cüzdanlarında resmini taşıyorlar. Aynı şekilde, teyzelerim de gittikleri her yere onun resmini götürüyorlar. İhtiyaç duyduklarında Meryem’e yakarıyorlar. Nasıl mı biliyorum? Gördüm, duydum ve hayatmın kısa bir bölümünde ben de buna inandım.

Katolik Kilisesi Meryem’i Tanrı’nın tahtında oturtuyor! (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1053.) (Papa X. Pius X, Ad Diem Illum Laetissimum, No. 14). Bu durumda Katolik Kilisesi Meryem’in göksel yüceltilmesinin başladığını söylüyor bizlere. (Papa XII. Pius, Munificentissim Deus, No. 20). Katolik Kilisesi tarafından tanımlandığı haliyle, Meryem, mükemmelik, güç ve başarı konusunda Tanrı’dan ayırt edilemez. İkisi ancak derece açısından farklılar. Meryem’in bu şekilde Kutsal Kitap’a aykırı olarak resmedilmesi dehşet verici bir şeydir!!!

Gerçek Meryem

47 image5500 pray worship blue 45Kutsal Kitap’taki Meryem resmiyle, Roma Katolik öğretişi büyük farklılıklar gösterir. İncil’de Meryem’in alçakgönüllü bir kul olmaktan memnun olduğunu görüyoruz. Tanrı’yı Kurtarıcısı olarak tanımaktan hoşnut olan bir günahkar olduğunu kabul etti. Meryem’in Kurtarıcısı Tanrı’ydı. Yanlış bir şekilde resmedildiğini söyleyecek ilk kişi kendisidir. Şayet bugün konuşabilecek olsaydı, insanların kendisine gösterdikleri ilgi ve hayranlığın kendisini ne kadar şaşırttığını söylerdi. Şu sözler yeterli olmalıdır:

“Meryem de şöyle dedi: ‘Canım Rab’bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi.’” (Luka 1:46-48)

Meryem’e gösterilecek en büyük saygısızlık, Kurtarıcısı’nı, sadece Tanrı’ya ait olan ünvan niteliklerinden soyup, bunlarla Meryem’i süslemek olacaktır! Örneğin; Katolikler’e Meryem’e şöyle dua etmeleri için izin veriliyor: “…dualarınla [Meryem] canlarımızı ölümden kurtaracaksın.” (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 966.)

Fatima, Portekiz, 13 Mayıs 1982 (Fatima, Portekiz’de bir köyün ismidir. Bir de Meryem’e atfedilen bir unvandır.)

Efendimiz Fatima’nın Bazilikasının yükseltilmiş podyumunda duran Papa II. John Paul büyük bir kalabalığa bakmaktaydı. Karşısında 200.000’in üzerinde Katolik toplanmıştı.  Konuşmasına başlarken hem Katolik Kilise, hem de Papa için tarihsel bir andı:

“Bugün buradayım çünkü, geçen yıl bugün, Roma’da Aziz Petrus Meydanı’nda, gizemli bir rastlantı sonucu 13 Mayıs 1917’de gerçekleşen birinci Fatima’nın görünmesinin yıldönümüyle aynı zamanda, hayatıma yönelik bir saldırı oldu.” (Katolik Kilisesi 1830’dan başlamak üzere Meryem’in dünyada görünmeye başladığına inanıyor. Bu görünümlerin gerçek vahiy olduğunu açıklıyorlar. [Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 67.] Bu görünümler aracılığıyla, Meryem, Katolikleri, sözde tövbeye, günahlarını affettirmek için pişmanlık eylemleri yapmaya çağırıyor ve Katolik inancı altında kendisine verilen ünvanlara göre insanların kendisine daha büyük bağlılık göstermelerini istiyor. 48 image11513 scapular 45Papa XXII. John’a bir görünümünde Meryem’in Katoliklere omuz örtüsü giymeleri talimatını verdiği kabul edilir. Omuz örtüsü, genellikle, üzerinde resimler olan iki tane kare şeklinde kahverengi kumaş parçasından oluşur, bir iple birbirine bağlıdır ve boyna asılır. Meryem, omuz örtüsünü takmış halde ölen bu Papa’ya, ölümden sonra birinci Cumartesi araftan kurtarılacağı sözünü vermiş.)

Papa II. John Paul’un Fatima’ya ziyareti 1981 yılında hayatına yönelik olarak gerçekleştirilen saldırıdan sonraki sözlere dökülmemiş vaadin gerçekleştirilmesiydi. Papa, bilincini kazanır kazanmaz ilk düşüncelerinin Fatima Efendimiz hakkında olduğunu söyledi. Daha sonra, saldırının birinci yıldönümünde Fatima’yı ziyaret etmeye karar verdi. Bu ziyaretin amacı, Papa’nın sözleriyle; “…beni tehlikeden kurtardığı için göksel Annem’in yüreğine şükranlarımı sunmak. Olan biten her şeyde -bunu tekrar tekrar söylemekten yorulmuyorum- Efendimiz’in özel anne korumasını hissettim.” (Papa II. John Paul, Portekiz: Fatima Paylaşımı, Boston: St Paul’s Edition, 1983, s. 49-50)

Bir yıl önce, Mehmet Ali Ağca tetiği çektiğinde bir mucizenin gerçekleştiğinden emindi. “Bir el ateş etti,” dedi Papa, “başka bir el ise kurşunu yönlendirdi.” Papa, kurşunu yönlendiren elin Meryem’e ait olduğundan emindi.


49 image11320 catholic mary 45Doktorlar Papa John Paul’un gerçekten de şanslı olduğunu doğruladılar. Kurşun, aort damarını birkaç milimetreyle kaçırmıştı. Aort damarına isabet etmiş olsaydı, Papa o anda ölmüş olurdu. Şimdi, bir yıl sonra ve tamamıyla iyileşmiş olarak, Papa II. John Paul, Fatima Köyü’ne sadece Meryem’e teşekkür etmek için değil, aynı zamanda onu tüm insanlık ırkı için kutsamak için de gelmişti:

“Tanrı’nın kutsal Annesi, senin koruman altındayız…sana emanet ettiğimiz ve senin için kutsadığımız insanlardan oluşan bu dünyamızı Anne ve Hizmetkar olarak sevginle kucakla. Dünya tarihinde, bir kez daha, merhametli sevginin sonsuz gücü görülsün.” (Papa II. John Paul, L’Osservatore Romano, 24 Mayıs 1982, s.5 & 12)

Bu sözler Katolik olmayanlara tuhaf gelebilecek olsa da, Roma Katolik inancı içinde kesinlikle sıradışı değildir. Bunun gerçek Hıristiyanlık’la ilgisi var mı? Cevabımı biliyor olabilirsiniz. Bu dizide, Kutsal Kitap’ın öğrettikleri ve Katolik Kilisesi’nin öğrettikleri arasında büyük bir uçurum olduğunu gördüğümüzü zannediyorum. Örneğin, Kutsal Kitap Meryem’im bizim gibi bir günahkar olduğunu öğretiyor. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23, İncil). “Meryem dışında” demiyor. Daha önce okuduğumuz gibi, Meryem, kendisinin bir Kurtarıcıya ihtiyacı olduğunu söyledi. İhtiyacı olanı Tanrı sağladı. “O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister. Çünkü tek Tanrı ve Tanrı’yla insanlar arasında tek aracı vardır. O da insan olan ve kendisini herkes için fidye olarak sunmuş bulunan Mesih İsa’dır.” (1.Timoteos 2:4-6). Kutsal Yazılar, Mesih İsa’nın kendisini Meryem dışında herkes için bir kurban olarak sunduğunu söylemiyor.

Büyük Sevinç, Büyük Keder

Papa, Meryem’in merhametli sevgisinin sonsuz gücünden söz etti. Düşünün bir kere. Papa bu kadar aldanmışsa, ona güvenenler için nasıl bir umut olabilir? Kutsal Kitap. Kutsal Kitap okunduğunda mutlaka bir etki yapar. “Ağzımdan çıkan söz de öyle olacaktır. Bana boş dönmeyecek, istemimi yerine getirecek, yapması için onu gönderdiğim işi başaracaktır.” (Yeşaya 55: 11, Eski Antlaşma). 50 image11319 bible 45Akrabalarımdan bazıları İsa’yı gerçekten izlemeye başladılar. Akrabalarımı İsa’da gerçek inanca yöneltmek benim için hayattaki en büyük sevinçlerden biri oldu. Nasıl mı? Sadece Kutsal Kitap’ı göstererek, kendi kendilerine okumalarını sağlayarak ve elimden gelen en iyi şekilde sorularını yanıtlamaya çalışarak. “…iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur.” (Romalılar 10:17)

İmanın duymakla geldiğini söylediğinde, bu, duyan herkesin aslında inandığı anlamına gelmiyor. Bu doğru değil. Anlamı şu; gerçek İsa’ya iman, İsa’nın gerçeği duyulmadıkça var olamaz. Başka türlü olmaz. Meksika kıyılarındaki dalgıcın hikayesini hatırlıyorsunuz değil mi? Duymadan gerçeğe inanamayız. Fakat bu, duyduğumuzda mutlaka inanacağımız anlamına gelmiyor. Dalgıç İsa hakkında okuyup sonra da, kağıdı daha küçük parçalara ayırıp okyanusun dibine doğru bırakabilirdi. Maalesef, bugün sevdiklerimin çoğunluğu Katolik olarak kaldılar. Kendilerine öğretilen hiçbir şeyi sorgulamıyorlar, Katolik Kilisesi’nin kurallarını uyguluyorlar. Bu onlara kalmış bir şey. Onlar için dua etmeye devam ediyorum. Benim için çok özel insanlar. Onları çok seviyorum.

Gerçeğin Tek Yetkili Kaynağı

Kutsal Kitap, inanç ve uygulama konusunda tek rehberimiz mi olmalı? Bu soruya size iki soru sorarak cevap vermek istiyorum. Kutsal Kitap’tan başka neye ihtiyacımız var? Tanrı’nın olmamızı istediği insanlar olmak için başka neye ihtiyacımız var? Kutsal Yazılar söylüyor. “Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur.” (2.Timoteous 3:16-17). İhtiyacımız olan tek şey Kutsal Kitap. Her iyi iş için!

51 image11514 burn at stake 45Yine de, Kutsal Kitap yasaklandı, yakıldı, dalga geçildi ve alaya alındı. Akademisyenler aptalca olduğunu söyleyerek alaya aldılar. Krallar yasadışı ilan ettiler. ‘Kanlı Mary’ olarak da bilinen, Kraliçe Mary Tudor döneminde İngiltere’de yaşamış olsaydım, egemenliği döneminde yaktığı 284. kişi olurdum. Neden mi? İsa’yı gerçekten izleyen biri için gerçeğin tek yetkili kaynağının, Katolik Kilisesi değil, Kutsal Kitap olduğuna ilişkin inancımı ilan ettiğim için.

Kutsal Kitap için mezar binlerce kez kazıldı fakat bir şekilde Kutsal Kitap hiçbir zaman mezarda kalmıyor. Sadece hayatta kalmakla kalmadı, daha da canlandı. Tarihteki en popüler kitaptır. Çok uzun yıllardır dünyada en çok satan kitaptır!

Bunu açıklamak dünyada mümkün değildir. Bu da belki de tek açıklamadır. Kutsal Kitap’ın kalıcılığı ve güvenilirliğinin nedeni dünyada bulunamaz. Cennette bulunur. İddialarını test etmiş ve vaatlerine sahip çıkmış olan milyonlar için tek bir cevap vardır. Kutsal Kitap Tanrı’nın kitabı ve Tanrı’nın sesidir. Kutsal Kitap’ın amacı Tanrı’nın tasarısını ve bizleri kurtarma tutkusunu ilan etmektir. Kurtulmak için yapmamız gereken hiçbir şey yoktur.

Kutsal Kitap’ın yüzyıllar boyunca dayanmış olmasının nedeni budur. Tanrı’nın en yüce hazinesi, cennette sonsuz yaşama bizleri götürecek olan hazine haritası ondadır. Hazine, istediğimizde bizimdir. Alçakgönüllülükle. Minnettarlıkla. Bulduğumuzda hazine bizlere sevinç ve esenlik verir. Neden mi? Çünkü Tanrı’dan insana bir armağan olduğunu anlarız. Hak etmemiz veya kazanmamız gereken bir şey değildir. Bu kadar üstün bir armağan için Tanrı’ya nasıl teşekkür edebiliriz? Edemeyiz, fakat O’nun için yaşamaya başlayabiliriz. “Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.” (2.Korintliler 5:15)

İster inanın ister inanmayın, tek ihtiyacınız olan İsa’dır. Gerçek İsa. Tekneyi unutmayın.

Leave a Comment