Katolik Kilisesi’nin Aklanma Konusunda Anlayışı Nedir? “O Kutsal Su Benim İçin Hiç İşe Yaradı mı, Anne?”

01 baptism5 temp5 45Anne babama müjde vermek için eve gitme konusunda bu kadar heyecanlı olduğum tek bir olay daha hatırlamıyorum. Birkaç hafta önce iş yerinden bir arkadaşım bana bir Kutsal Kitap vermişti. Daha önce hiç okumamıştım. Kutsal Kitap’ım yoktu, hiç istememiştim ki. Tanrı’nın insanı içten dışa nasıl değiştirebileceğiyle ilgili gerçek bir hikaye okumak isterseniz, benimkini okumanızı öneririm. Sorular bölümünde İnsanlar Neden İsa’yı Kurtarıcı Olarak Kabul Etmezler? adıyla bu hikayeyi bulabilirsiniz.

Annemle babamın oturma odasında ayakta durmuş anneme bu hikayeyi anlatıyordum. O hafta sonu İsa’ya iman etmiştim. Hikayeyi bitirdiğimde annemin ilk sözleri şunlar oldu.

“Oğlum sen bebekken vaftiz olmuştun.” 
“O kutsal su ne işe yaradı?” diye yanıt verdim, bir yandan da hayatımda yaptığım kötü işlerin kısmi bir listesini sıralıyordum.   

Annemin yanıtını benim bulduğum kadar garip buluyor musunuz? Neden bu dinsel törenden sanki Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olmak için ihtiyacım olan tek şeymiş gibi söz ediyordu? Katolik Kilisesi sadece vaftizin cana ilahi yaşamı verdiğini öğretiyor. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 405. Katolik Kilisesi Katekizmi Katolik Kilisesi’nin inanç ve uygulamalarıyla ilgili resmi yayınıdır.) Buna göre o anda, Tanrı’nın yaşamına sözde, ortak olmuştum. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1265.) Katolik Kilisesi’ne göre, ben daha sadece birkaç haftalıkken, o anda, ruhsal olarak yeniden doğdum, Tanrı’nın çocuğu olarak evlat edinildim ve Katolik Kilisesi’ne katıldım. Öyle görünüyor ki, Katolik Kilisesi’nde vaftiz olan küçük bir kız veya erkek çocuğun hayatında çok önemli şeyler gerçekleşiyor. Peki, ama bu inançların herhangi biri Kutsal Kitap’ta doğrulanıyor mu? Maalesef hiçbiri doğrulanmıyor.

Akrabalarım küçükken çok tatlı bir çocuk olduğumu söylüyorlar. Buklelerimi görmeliydiniz. Fakat aklanma hakkında ki bir yazıda bebek vaftizinden söz etmemin nedeni bu olamaz, öyle değil mi? İşte nedeni. Katolik Kilisesi’nin, sözde vaftiz aracılığıyla gerçekleşen ruhsal dönüşüm için kullandığı ilahiyat terimi aklanmadır. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1987-1995 ve 2019-2020.) Bu dizide, Katolik öğretişlerine Kutsal Yazılar ışığında bakıyoruz. Bakalım aklanma hakkında öğrettikleri Kutsal Kitap’a uyuyor mu? 

Eyüp Kaygılıydı…

02 image11183 look up 45Eyüp bir seferinde, hayatta hepimizin kendimize sorduğu bir soruyu dillendirmişti: “Tanrı’nın önünde insan nasıl haklı çıkabilir?” (Eyüp 9:2, Eski Antlaşma)

Eyüp, Tanrı’yla ilişkisi konusunda kaygılıydı. Hepimiz öyle değil miyiz? Kendi çabalarımız aracılığıyla Tanrı’nın kabullenişini kazanmak için yapabileceğimiz her şeyi yaptığımız halde, sürekli olarak bir soru kapımızı çalıp duruyor ve huzurumuzu bozuyor. “Bu, yeterli mi?” Eyüp’ün sorduğu soruyu sordunuz. Peki, kesin bir yanıt aldınız mı? Yoksa şu ifadenin çeşitli biçimlerini mi duydunuz, ‘Yargı Günü’ne kadar bekle, bu arada elinden gelenin en iyisini yap. İyi olmaya çalış.” Bu yazının sonunda umarım yaşamınızın en büyük keşfini yapmış olursunuz. Tanrı’nın yarattığı en büyük şey evrende yerleştirdiği yıldızlar ve dünyada bir heykeltıraş gibi işlediği kanyon ve dağlar değildir. Evcil hayvan dükkanlarında gördüğümüz papağanlar için seçtiği egzotik renkler değil. Bizlere ulaşmak ve cennete gitmemiz için kesin bir yol açmak için tasarladığı sonsuz plandır! Her birimiz için isteği cennettir!

İnsan Tanrı’yla İlişkisini _________ Aracılığıyla Düzeltir

Bu cümledeki boşluğu nasıl doldurursunuz? İnsan Tanrı’yla ilişkisini iyi işler aracılığıyla düzeltir. Basit bir ifade… Kısalığının sizi aldatmasına izin vermeyin. Bu cümleyi nasıl tamamladığınız önemli. İmanınızın doğasını yansıtır. Tanrı’yı ne kadar iyi anladığınızı ortaya çıkarır. Bu yazıda Katolikler’in bu cümlede ki boşluğu doldurma biçimleriyle Tanrı’nın bizleri cennete götürme biçiminin nasıl farklı olduğunu göreceksiniz. Söylediğim gibi umarım yaşamınızın en büyük keşfini yaparsınız!

Bazıları Tanrı karşısında doğru bir konumda olmanın sırrının iyi olmak olduğunu söyler. İnsan, kendi iyiliği aracılığıyla Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olur. Vergilerinizi ödeyin. Fakirlere yemek verin. Arada bir kapıcınıza kendisinin ve ailesinin nasıl olduğunu sorun. Arabayı fazla hızlı kullanmayın, çok fazla içki içmeyin. İnancınızın gereklerini yapın ve her şeyden çok iyilik yapmayı amaçlayın. İyi işler yapın, çok sevap işleyin.

03 good works get you to heaven no way 45Düşünün bir kere. İnsanların Eyüp’ün sorusuna verdiği yanıtlarda kurtaran kim, Tanrı mı, biz mi? Biz, kendimizi kurtarıyoruz. Kendimizi aklıyoruz. Sevap işleyerek Tanrı karşısında doğru bir konumda olacaksak, bana öyle geliyor ki Tanrı’ya çok fazla ihtiyacımız yoktur. İhtiyacımız olan haftalık olarak yapılacak ve yapılmayacak şeylerin bize hatırlatılması. Cümledeki boşluğu şöyle dolduruyoruz: İnsan Tanrı’yla ilişkisini iyi işleri aracılığıyla düzeltir.

Beni yanlış anlamayın. Tanrı’ya ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Fakat kendimizi kurtarmaya ve aklamaya çalışıyorsak, Tanrı karşısında konumumuzun ne olduğunu hiç bilemeyiz. Neden? Yeterince ağladık mı, yeterince dürüst olduk mu, yoksullara yeterince verdik mi, yani herhangi bir şeyi yeterince yaptık mı, bundan hiç emin olamayacağız! Ne kadar iyi, yeterince iyidir?

Tanrı’nın yargısından nasıl kurtulabiliriz? Tek bir yolu vardır. Tanrı’nın nihai kurbanına iman ederek… En önemli mesele bizim ne yaptığımız değil. Tanrı’nın ne yapmış olduğudur.

Sadece bazı günahlarınızın bağışlanmasını değil, Tanrı’nın karşısında sonsuza dek emniyet altında doğru bir konuma sahip olmak mı istiyorsunuz? Öldüğünüzde doğrudan cennete götürülmek için, dünyada her şeyden çok Tanrı’yla böyle bir ilişkiye sahip olmak mı istiyorsunuz? Önceden cennete gideceğinizi biliyor olmak? Tanrı bunu nasıl mümkün hale getirdi? Bu yazının çok dikkatli bir şekilde okumak isteyeceğiniz bir yazı olduğuna inanıyorum.


Yargıçlarımızdan Korkmak

04 image10700 judge xxx gray 45Eminim ‘beraat etmek’ ne demek biliyorsunuz. Biri beraat edince ne olur? Diyelim ki, bu olay mahkemede oluyor. Sanıksınız ve ülkenizdeki yasalardan birini çiğnemekle suçlanıyorsunuz. Bir dizi avukat ve tanık konuştuktan sonra, yargıç veya yargıçlardan oluşan bir kurul bir hüküm veriyor. Hükümleri nedir? Ya suçlandığınız suçlardan ötürü suçsuz bulunursunuz ya da suçlandığınız suçlardan ötürü suçlu bulunursunuz. 

Şimdi Tanrı’yı Yargıcınız gibi düşünün ve mahkemeye çıktığınızı düşünün. Muhafazakar bir şekilde giyinin ve mutlaka ülkenizin en iyi savunma avukatını tutun.

Günahkar olarak Tanrı’nın yasasını çiğnedik ve bu suçlar cezayı hak ediyor. Dünyasal mahkemelerde olduğu gibi ilahi yargı ve ceza verilmeden önce hukuki sürecin işlemesi gerekiyor. Tüm davalar hakkında bir yargıç ya da yargıçlar kurulu karar verir. Aşağıdaki mahkemede yargıçlardan oluşan bir kurul hüküm verecek. Tanrı, davanızı görmeleri için bu yargıçları atadı. Yargıçları tanıyalım ve isimlerini öğrenelim. Soldan sağa doğru şöyle oturmuşlar:

Adalet, 1 numaralı koltukta oturuyor.
Kutsallık, 2 numaralı koltukta oturuyor.
Doğruluk, 3 numaralı koltukta oturuyor.
Dürüstlük, 4 numaralı koltukta oturuyor. 
Paklık, 5 numaralı koltukta oturuyor.

Hiçbiri kendi doğasına aykırı bir hüküm veremez. Kutsallık, hükmünü sadece kutsallığa dayanarak verir. Ve saire. Size karşı yöneltilen suçlamaları dinleyecekler ve kendisine karşı günah işlediğiniz Kişi’yi onurlandırmak için gereken uygun hükmün ne olduğu konusunda aralarında değerlendirme yapacaklar. Tanrı kendisine karşı günah işleyenler hakkında ne söyledi? Kutsal Kitap’ta sürekli olarak günah işlemenin sonucunun ölüm olduğunu söyledi.

05 tombstone death waits for no man 45I.  ÖLÜM. “RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem’i oraya koydu. Ona, ‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin’ diye buyurdu, ‘Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.’ (Yaratılış 2:15-17, Eski Antlaşma). [NOT: Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta sözünü ettiği ölümün iki yönü vardır. Fiziksel yönü ve ruhsal yönü. Adem yasak meyveyi yediği gün fiziksel olarak öldü mü? Hayır, ertesi günün sabahını gördü. Bununla birlikte Adem ve Havva Tanrı’ya karşı günah işledikleri anda ruhsal olarak öldüler. Ölümün bu iki yönünü, web sitesindeki başka yazılarda ele aldığımız için burada bu konularda fazla yazmayacağım. Bu konuda daha fazla öğrenmek isterseniz lütfen Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı yazıyı ve Kutsal Kitap Dedikodu Hakkında Ne Söylüyor? adlı soruyla ilgili yazının ikinci yarısını okuyun.]

II.  ÖLÜM. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23, İncil).  “…günahın ücreti ölüm.” (Romalılar 6:23, İncil)

III.  ÖLÜM. “Ölecek olan, günah işleyen candır.” (Hezekiel 18:4, Eski Antlaşma)

IV.  ÖLÜM. “Sonra arzu gebe kalır ve günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm getirir.” (Yakup 1:15, İncil)

V.  ÖLÜM. “Günah bir insan aracılığıyla ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.” (Romalılar 5:12, İncil)

Bu mahkemede sanıklardan biri olsaydım en çok hangi yargıçtan korkardım? Birinci koltuktaki mi, yoksa dördüncü koltuktaki mi? Adalet mi yoksa Dürüstlük mü? Yoksa diğerlerinden biri mi? Belki de sizin gibi ben de herhangi birinin beni didik didik incelemesinden ötürü korkardım. Aralarında korkmadığım bir yargıç yok!

İndi… Sizin İçin İndi!

06 image11299 alone purple 45Siz Tanrı’nın mahkeme heyeti karşısında korkudan tirtir titrerken, mahkemeye biri girer. Tanrı sizi savunması için onu atamıştır. Görüntüsü, mahkemede sessizliğin hakim olmasına neden oluyor. Pek çokları onun hakkında okumuşlar ama gerçek kimliği konusunda yanılıyorlar. Bazıları onu daha önce hiç görmemişler; sadece adını işitmişler. Orada bulunanlar arasında onun hakkında daha önce hiçbir şey duymamış olanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bütün gözler onun üzerinde, özellikle sizinkiler! Adı: İsa Mesih’tir. Ülkenin en iyi savunma avukatını tutmanızla ilgili söylediklerimi unutun. Artık sizi evrendeki en büyük, en güçlü savunucu savunacak! 

Nasıl da tam zamanında geldi! Geçiş, göz açıp kapayıncaya kadar olduğu için fark etmediniz ama İsa, sizi savunmak için baş hakim olarak bulunduğu yerden aşağı indi! 

“Tanrı, geçmiş dönemlerin bilgisizliğini görmezlikten geldi; ama şimdi her yerde herkesin tövbe etmesini buyuruyor. Çünkü dünyayı, atadığı Kişi aracılığıyla adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi’yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiştir.” (Elçilerin İşleri 17:30-31, İncil)

İnanılır gibi değil! Dünyayı adaletle yargılayacak olan tam karşınızda duruyor! Kendisini, sizinle hükmünü vermeye hazırlanan yargıçlar kurulu arasına koyuyor. Evet, duydular! Mahkeme salonundaki herkes rahatlayarak iç çektiğinizi duydu!


07 image8760xxx gavel 45Tanrı’nın yargı için bir gün atadığının farkındasınız, değil mi? Bu Tanrı’nın insanları tövbeye çağırmasının nedeni olarak gösteriliyor. Yargılanmak zorundalar. Tövbe edip bağışlanmazlarsa mahkum olmaları gerekiyor. Farkında olmayabileceğiniz bir şey Tanrı’nın İsa’yı bu yargıç olmak üzere atadığıdır. İsa İncil’de ulusları yargılayacağını söyledi ve Tanrı İsa’yı ölümden dirilterek bu gerçeği doğruladı. Düşünün bir kere. Tanrı böyle bir mucizeyi sahtekar olan biri için yapmazdı! İsa, sahtekar değildir. Sahtekarlar, ölümlerinin ayrıntılarını önceden bildirmezler. Sahtekarlar ölümden dirilip peygamberlikleri gerçekleştirmezler.

İnsan belli bir suçla suçlandığında ve yaptıklarından ötürü hukuk mahkemesine hesap vermeye çağrılınca yapabileceği en saçma şeylerden biri kendi savunma avukatından bir şeyleri saklamak olacaktır. İsa’yla böyle yapmalı mısınız? Hayır, akıllı olursanız, yapmamalısınız. Hemen suçlu olduğunuzu kabul ettiniz. Hepimiz suçluyuz. Hiçbirimiz suçumuz hakkında düşünmekten zevk almayız. İşitmek bile istemeyiz. Fakat mahkemede ‘Suçlu’ hükmü çıkarsa, karara karşı çıkar mısınız? Kuşkuluyum. Eğer ahlaki bir suç işlediysek, Tanrı’nın yasalarını çiğnediysek, karşı çıkmamız gerekmez mi? Bu, adil bir karar olurdu. Peki, ya bağışlanacak olursak?   

Ne düşündüğünüzü biliyorum. “Eğer suçluysak ve Tanrı adilse, nasıl bağışlanabiliriz? Bakalım. İsa, sizi savunmak için ortaya çıktı, bakalım sonra ne olacak. İsa’nın sizi savunmak için atanan kişi olduğunu öğrendiğinizde herhalde pek umutlu değildiniz, öyle değil mi? Bir an için mahkemeyi unutun. Yaşamınızın bu noktasında, İsa’dan sizi savunmasını ister miydiniz? Muhtemelen istemezdiniz. Onu sadece bir peygamber olarak görüyorsanız istemezdiniz. Peki ya peygamberden daha fazlasıysa? İsa’da, isteyenleri savunmak için ilahi yetki var mı? İşte, Tanrı onu Kutsal Kitap’ta şöyle resmediyor:

08 image4630 bad thought evil 45“…içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur. O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.”  (1.Yuhanna 2:1-2, İncil)

Ayet, “içimizden biri günah işlerse…” diye başlıyor. Aramızda günah işleyen var mı? Bizimkiler gibi yozlaşmış yüreklerle, bizimki gibi bir dünyada karşı karşıya olduğumuz ayartmalarla, evet, günah işliyoruz. Sık sık günah işliyoruz. Bilerek günah işliyoruz.  Düşündüğümüz günahkar düşüncelerle eğlendiğimiz zamanlar oluyor. Aklımızda tekrar tekrar canlandırıyoruz. Bu nedenle yargıçlardan oluşan kurulun hükmü vermeden önce çok uzun süre görüşmelerini bekleyemiyorsunuz. Söylemeye başladığınız gibi, “Belki de, kader bana güler ve beraat ederim’ ama yargıçların kararı mahkeme odasında çınlıyor…

“Suçlu bulundu!”    

Vücudunuzu panik sarıyor ve kalbinizin yerinden çıkacakmış gibi çarptığını hissedebiliyorsunuz. Yargıçlardan oluşan kurul, parmaklarını size doğrultmuş olan canavarların görüntüsüne dönüşüyor. Mahkemenin duvarları sizi ezecek gibi üzerinize üzerinize geliyor. “Adaletsizlik bir yere kadar taşınabilir fakat bugün sizi yakacak olan adalet! Adalet, adalet, adalet!” 

Fakat bir dakika, İsa henüz konuşmadı. Hemen İsa’ya dönüyorsunuz, savunmasında ne söyleyeceğini merak ediyorsunuz. Yargıçlar kuruluna bakın nasıl yanıt veriyor:

“Evet, suçlu!”

09 image11381 surprise face surprised shock 45Ne? İsa’nın beni savunması gerekiyordu! Çok hızlı bir şekilde aklınızdan savunma avukatının yapması gereken şeyleri geçiriyorsunuz. İnsanların mahkemelerinde savunma avukatı, müvekkili tarafından kendisini savunmak üzere işe alınır, o halde, İsa ne yapıyor? Hiçbir savunma avukatı, savunmasına müvekkilinin suçlu olduğunu söyleyerek başlamaz! Savunmasını suçlu olduğunu kabul etmek üzerine kurmaz! Görevi, müvekkilinin itham edilen suçlardan ötürü suçlu olmadığını göstermektir. Müvekkili cinayetle suçlanıyorsa, avukat müvekkilinin suç işlendiği sırada başka bir yerde olduğuna tanıklık edecek biri olduğunu kanıtlamaya çalışır. Belki cinayet sırasında orada değildi. Belki, öldürme eylemini kabul ediyor ama bunun nefsi müdafaa olduğunu göstermeyi planlıyor. İsa bunu bilmeli, yasaları kullanarak beni masum göstermenin bir yolunu bulmalı.

İsa Mesih’in sizin adınıza üstlendiği savunmanın, dünyadaki savunma avukatlarının yaklaşımından tamamıyla farklı olduğunu nasıl bilebilirdiniz? Evet, genel olarak amaç aynı savunmalarını üstlendiklerinin iyiliği. Fakat dünyadaki avukatlar ve İsa arasındaki en büyük fark burada. İsa, savunduklarının suçunu kabul ediyor. Tanrı’nın yasasının tüm gereklerine göre suçlanmaları gerektiğine inanıyor. Suçlarını saklamaya çalışmıyor. Özür dilemiyor ve kimseye rüşvet vermeye çalışmıyor. Suç işledikleri gerçeğini inkar etme veya yaptıklarını yapma hakkına sahip olduklarını gösterme girişiminde bulunmuyor. Bunu yapamaz çünkü doğru olmazdı. Gerçeği esnetmeye, gerçeği çarpıtmaya veya gerçeği saklamaya çalışmıyor. Bunu yapamaz çünkü kendisi hakkında şu sözleri söyledi: “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14:6, İncil). Tanrı’nın tahtının önünde dile getirilen her davanın gerçeğe dayanması gerekir.


10 image11742 look up fear 45Orada mahkemede duruyorsunuz, korkmuşsunuz ve başvuracak kimseniz ve saklanacak bir yeriniz yok. Kararı duydunuz. Şu anda, süreç içinde ki hiçbir şey hakkında akla uygun bir şekilde düşünecek durumda değilsiniz ama düşünün. Yine de düşünmeye çalışın. Yasayı çiğneyen birinin yasadan kaynaklanan cezayı çekmesi gerekir mi? İsa’nın söylediklerini hatırlayarak O’na uzun uzun bakarsınız. Aniden, İsa’nın mahkemede bulunmasının birinci ve öncelikli amacının Tanrı’yı onurlandırmak olduğunun farkına varıyorsunuz. Burada bulunmasının nedeni, evrene, günahın dokunulmazlığa sahip olunarak işlenemeyeceğini göstermektir. İsa hakkında şimdi bunu öğrenmedik mi? Nasıl betimleniyor? İtalik olarak işaretlenmiş sıfata dikkat edin:   

“…içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur. O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.”  (1.Yuhanna 2:1-2, İncil)

Adildir ve mahkeme heyetine verdiği yanıtın karakterine uygun olması gerekir. İsa şöyle devam ediyor, “Bütün bu suçlardan ötürü suçlu! Hepimiz bu günahkar eylemlerin cezasının ne olması gerektiğini biliyoruz. Ölüm. Yani, Tanrı’dan sonsuza dek ayrı düşmek!”

Söylediklerinde Haklısın, İsa…

“Söylediklerinde haklısın,” diyor, aynı fikirde olan yargıçlar. “Çünkü Tanrı’nın kutsal ve yanılmaz yazılarında günahın ücretinin ölüm olduğunu okuyoruz. İncil, Tanrı’nın Tevrat ve Zebur’da (Eski Antlaşma’da) Tanrı’ya itaatsizlikle ilgili bu gibi eylemler hakkında söyledikleriyle fikir birliği içindedir. Mahkemedeki ziyaretçiler, mahkemenin tutanaklarını okuyacak olanlar için ve özellikle de sanık için biz de oybirliğiyle bu kararı verdiğimizi söylemeliyiz. Aksi olamaz çünkü Tanrı’nın kendisi şöyle dedi, “…günahın ücreti ölüm.” (Romalılar 6:23, İncil)

11 image5471xx cross blue 45“Ölüm olmalı,” diye yanıtladı İsa. “Fakat benim burada bulunmamın nedeni, gereken ölümün zaten gerçekleştiğini hatırlatmak. Cezası ödendi çünkü ben bu günahlar için öldüm. Saygıdeğer yargıçlar, aktardığınız ayetin tamamını okuyalım. Müvekkilimin gerçeğin tümünü duyması gerekir, “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil). İsa, mahkemedeki herkesin bu gerçek hakkında yeterince düşünmesine olanak verecek kadar uzun bir süre durakladı. O anı çok iyi hatırlıyorsunuz, değil mi? Mahkemenin sessizliği içinde İsa size döndü ve şöyle fısıldadı, “Sevin. Bu armağanı sana getirmek için geldim.” Mahkemedeki herkese zaferli bir şekilde şöyle söyledi, “Bugün karşınızda İncil’in benim hakkımda söylediklerini ilan etmek için duruyorum. Ben kendimi, bugün burada mahkemesi görülen günahkarın yerine koydum ve günahlarının hak ettiği cezayı çektim. Kutsal Yazılar’a kulak verin. Doğruyu söylüyorlar.” İsa İncil’i açtı ve şöyle okudu,

“…günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.”  (1.Petrus 2:24, İncil)

Ayeti okuduktan sonra İsa döndü ve şu sözleri tekrar ederken bana baktı, “O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” Sonra 1 numaralı koltukta oturan yargıca şöyle söyledi, ‘Bu kişinin yerine ölümümün Tanrı’nın adil bir Tanrı olduğunu gösterdiğini biliyorsunuz. Günahlarını görmezden gelmek merhamet içerse de, adalet içeriyor olamazdı.

Buna karşılık yargıç şöyle söyledi, “Ben bugün burada Tanrı’nın adaletini savunmak için bulunuyorum. Ne daha azı, ne daha fazlası. Lütfen devam edin.”

İsa şöyle söyledi, “Ben de sizin gibi, adil olandan daha azını istemiyorum. Tanrı adildir ve bunu bağışlama biçiminde görüyoruz. Benim çarmıhta ölümüm aracılığıyla bağışlama hem Tanrı’nın merhametini hem de adaletini gösteriyor. Her iki talebi de karşılıyor.” 

12 tears1 long 45“Hiçbirimiz Tanrı’nın merhameti adına konuşamayız,” diye yanıtladı yargıç. “Çünkü anlamıyoruz. Kim olduğumuzu unutmayın; Adalet, Kutsallık, Doğruluk, Dürüstlük ve Paklık. Fakat Tanrı Sözüne baktığımızda, sizin söylediğiniz gibi. Sanığı günahlarından ötürü suçlu çıkartamayız. Sen zaten bedeli ödedin ve biz aynı suç için iki kez ceza veremeyiz. Senin bu adamın yerine ölümünle, İsa, beraat etmiş ve aklanmış sayılacak.  İsa, sende Tanrı’nın merhametinin resmedildiğini görüyoruz.” 

Hem Beraat Etmek Hem de Aklanmak

Dili tutulmuş bir şekilde orada kalakaldınız. Dili tutulmuş çünkü sadece beraat etmediniz, hem beraat ettiniz hem de aklandınız. Tanrı’nın lütfuna hayranlıkla bakarken yüzünüz gözyaşlarıyla ıslandı. Hayranlıkla. İsa’ya gerçekten iman eden kişiler O’na her zaman hayranlık duyarlar.

Lütuf, tanımı gereği, Tanrı’nın adil bir şekilde reddedebileceği bir durum olmadığı sürece gösterilemez. Eğer hak ediliyorsa, zaten buna lütuf denemez. O öğleden sonra mahkemede Tanrı’nın lütfunu hak ettiniz mi? Hayır, ölümü hak ettiniz. Hepimiz ölümü hak ediyoruz. Tanrı, sizi yasaları çiğneyen biri olarak görüp buna göre cezalandırabilirdi. Ne var ki, adalet dışında başka hiçbir şeyi hak etmeyen bir yasa bozucu olduğunuz halde Tanrı lütfuyla sizin adınıza bir adım attı. Bu arada adalet ayaklar altına alınmadı, adaletin gereği yerine getirildi. Adalet, ‘Ölüm’ dedi. Lütuf, ‘Gerekli gördüğünüz ölüm gerçekleşti,’ dedi.


13 10993 meditate long 45Birdenbire web sitesinde okuduğunuzu hatırladığınız bir ayet geldi aklınıza. Tanrı’nın sevgisi ve Tanrı’nın sevgisini insanlığa nasıl gösterdiğinden söz edildiğini hatırladınız. Ne diyordu ayet? İsa şöyle dedi, “Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” (Yuhanna 15:13, İncil). İsa en büyük sevginin, insanın yaşamını başka birisi için feda etmesi olduğunu söyledi. Bu da, insanın yaşamını başka biri için vermesinin, ona yiyecek vermek, nazik davranmak veya dilenciyse kendisine birkaç kuruş para vermekten daha önemli olduğu anlamına gelir. Kendisini ölümüne feda etmek en büyük sevgi göstergesidir.

“Tanrı’nın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” (Luka 1:37, İncil)

Tanrı’nın en büyük sevgi eylemini gerçekleştirmesi düşüncesine güldüğünüzü hatırlıyorsunuz. Nasıl yapabilir ki? Tanrı ölemez! Ama daha önce size kimsenin yöneltmediği bir sorunun sorulduğunu anımsıyorsunuz. Peki ya Tanrı bizim için üzerine insanlığı giyinmeye karar verdiyse? Mümkün mü, yoksa mümkün değil mi? Ve o insan bedeni bizim günahlarımızın cezasını ödemek için feda edildiyse? Tanrı için fazlasıyla zor olan bir şey var mı? Ayet, aklınıza bir yığın soru getirirken aklınız mahkemeden uzaklaştı. Tanrı’nın sizi nasıl aklamayı seçtiğinin farkına varmaya başladıkça, cennetin kapılarından girdiğinizi gördünüz. Tanrı, sonsuz eviniz için sizi hazırladı, sizin yaptıklarınıza dayanarak değil, Tanrı’nın sizin adınıza yaptıklarına dayanarak. Altın sokaklar…

Düşüncelerinizin içinde kaybolmuşken, birdenbire gerçek, bir yıldırım gibi çarptı, “Tanrı günahlarımızı İsa’ya yükledi. Ve bu İsa, tam burada duruyor. Bu bir rüya değil. Gerçek.” Evet, arkadaşım, doğru. İsa, dünyaya gelmeden yedi yüz yıl önce söylenen şu peygamberlik sözlerine kulak verin. İsa’nın ölümünü, ölümünden üç gün sonra gerçekleşen dirilişi izledi! Bu konuda da Kutsal Kitap’ta pek çok peygamberlik sözü vardır.

“Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Eski Antlaşma)

14 beesting8 long 45İşlediğimiz günahlar, büyüklüğü veya ağırlığı olan madde gibi değildir. Tuğla veya kömür yükü gibi değildir. İsa’ya yüklenen yük, bizim yerimize kabul ettiği bir suçlamaydı. ‘Suçlu’ hükmüydü. Suçsuz Olan, cezasını çekmek için bizim yerimize suçu üstlendi.

O Kadar Çok Arı…

Küçük bir çocukken büyükannemin bahçesindeki arı kovanları beni büyülerdi. Onlarda kaldığım bir gün, tek başıma arı kovanlarını araştırmaya karar verdim. O zaman o kadar çok yoktu o yüzden birinin kapağını açtım. Sonra, sallamaya karar verdim…

Çığlıklarımı ilk duyan kişi büyükannem oldu. Mutfakta çalışıyordu ve lavabonun üstünde bahçeyi gören büyük bir pencere olduğu halde ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Büyükannem doğrudan arka kapıya arı kovanlarının yanına geldi. Arıları kızdırmıştım ve saldırıya geçmişlerdi. İğnelerini batırdıkları takdirde hayatımın tehlikeye gireceğini biliyordu bu nedenle beni önlüğünün altına aldı ve mutfağa doğru koştuk. Arka kapıya doğru giderken arıların soktuğu kişi büyükannem oldu. Kulaklarında, burnunda, yüzünde, kollarında ve saçlarında -hemen hemen her yerinde- iğneler vardı. Sevgisi sayesinde, arılar beni değil, onu soktu.

Ne zaman Kutsal Kitap’ta İsa ve benim günahlarımı yüklenmesi hakkında okusam büyükannemi düşünmeden edemem. Bu gibi ayetleri okuduğunuz zaman benim sevgili akrabalarımı düşünmenizi beklemiyorum. Kendi isteğiyle günahınızı taşıyan Kurban’ı düşünmeniz daha iyidir. Kendisini savunmadı. Hiç itiraz etmeden ya da çekinmeden borcu ödedi ve cezayı çekti. Görevi buydu. Yaptığını isteyerek ve belli bir amaçla yaptı. Dikenleri sevgiyle, sizin için taşıdı. 

Mahkemede dilinizin tutulduğunu hatırlıyorsunuz, değil mi? Sadece beraat etmekle kalmadınız, aynı zamanda aklandınız. Sizin için ne kadar güzel bir haber. Hepimiz için ne kadar güzel bir haber. Tanrı, aklanmamız için bir yol açtı. Benim için. Sizin için. Bu yazıyı okuyan her Katolik için ve Tanrı’nın bu web sitesine yönlendirdiği her Müslüman okuyucu için. 15 love heart with crosses inside 45Beraat etmemiz ve aklanmamız, bizim yaptığımız herhangi bir iyi işe değil, İsa’nın hak ettiklerine dayanır. Yanılabilirim fakat beraat etmenin anlamını, aklanmanın anlamından daha iyi anladığınıza inanıyorum. Bakalım aklanma ne demek.  

“…şunu bilin ki, günahların bu Kişi aracılığıyla bağışlanacağı size duyurulmuş bulunuyor. Şöyle ki, iman eden herkes, Musa’nın Yasası’yla aklanamadığınız her suçtan O’nun aracılığıyla aklanır.” (Elçilerin İşleri 13:38-39, İncil)

İncil’de Tanrı’dan bağışlama ve aklanmanın İsa Mesih aracılığıyla olanaklı hale geldiğini öğreniyoruz, bununla birlikte, ikisinin aynı anlama gelmediği açıktır. Suç işleyen kişi belli bir suçtan ötürü suçlu bulunduğunda, mağdur olan taraf, kendisini bağışlayabilir veya vali ya da bu konuda yetki sahibi kişi tarafından bağışlanabilir. Fakat bu, suç işlemediği anlamına gelmez. Suçu sabit görüldü. Mahkeme tutanaklarında, suçlu olduğu kayıtlıdır. Doğru dosya dolabına bakarsanız, dosyasını bulabilrisiniz. Dosyada suçun ayrıntılarını bulacaksınız, suçun doğası, tutuklayan polisin adı, şikayette bulunan kişinin adı, vs. Suçlu beraat edebilir ama bu masum olduğunu kanıtladığı anlamına gelmez. Masum sayılmaz. Bağışlandı ama aklanmadı.


Aklanma Örneği

16 image4633 rolls royce 45İngiltere’de yaşayan bir adam, birkaç aylığına Amerika’da tatil yapmaya karar verdi. Seyahate çıkarken Rolls-Royce’unu yanında getirmek istedi. Yanında getirmeye değeceğini düşündü, ne de olsa 620 bin TL’ye patlamıştı. Böylece, özenle sandıklandı ve gemiyle Amerika’ya gönderildi. Amerika seyahati sırasında arabanın başına bir şey geldi -bir tür mekanik hata- İngiltere’ye telefon etti ve şirkete sorunu açıkladı. Rolls-Royce şöyle dedi, “Tamam. 48 saat içinde araba parçalarıyla birlikte bir tamirci gelip onaracak.”

Gerekli araç parçalarıyla birlikte tamirciyi uçağa bindirdiler ve Amerika’ya yolladılar. Lüks otelin otoparkında araba üzerinde çalıştı, kısa bir sürede onardı ve uçağa binip geri, İngiltere’ye uçtu. 

Adam mutlu bir şekilde Amerika’daki zamanının geri kalanında Rolls-Royce’unu kullandı. Sonra, tekrar sandıklandı ve İngiltere’ye eve gönderdi.

Adam, İngiltere’ye döndükten yaklaşık bir yıl sonra, Rolls-Royce’dan fatura gelmediğini fark etti. Böylece şirkete şöyle yazdı, “Geçen yıl bu zamanda, Rolls-Royce’umda bir sorun olmuştu ve siz tamircilerinizden birini yardım etmesi için Amerika’ya yollamıştınız. Arabamı tamir ettiniz ama ben hiç fatura almadım. Eğer bu faturayı ofisinizde bulursanız, tamir için gereken masrafları karşılamaya hazırım.”

Rolls-Royce’dan sadece şöyle bir mektup aldı: “Rolls-Royce Merkez ofisinde, söylediğiniz yerde bir Rolls-Royce’la ilgili herhangi bir sorun olduğuna ilişkin bir dosya bulunmamaktadır.”

Eğer Tanrı sizi aklarsa, bu, Tanrı’nın sizin için aynı şeyi söylediği anlamına gelir. Fakat Tanrı’nın göklerdeki dosyalarına bakmadan önce şu iki gerçeğin farkında olmalıyız. 1) Tanrı doğrudur ve bizlerden beklediği ölçü, kendi karakterine dayanır. Bu ölçü düşürülemez. 2) Tanrı’nın doğruluk ölçüsüne ulaşamayacak günahkarlar olarak Tanrı’ya yaklaşamayız. Kendisinin yaptığı iyi işler veya kişisel doğruluğuna dayanarak Tanrı’ya yaklaşabileceğini düşünen kişi, maalesef yanılmaktadır. 17 measure1 temp5 long 45Tanrı, bizler için işi kolaylaştırmak adına ölçüsünü düşürmeyecektir. Bunu yapıp, aynı zamanda Tanrı olamaz.  

Tanrı sizi akladı mı? Tanrı, akladıkları için şöyle diyor, “Göklerdeki dosyalarını incelediğimde, beni en çok neyin onurlandırdığını göreceğim. Büyük bir sevinçle şöyle ilan edeceğim, ‘Buradaki dosyalarında, yaptığın bir hata ya da işlediğin bir günah görmedim. Aksine, dosyaların, benim doğruluğumla dolup taşıyor!’”

Sanki Kişi Hiç Günah İşlememiş Gibidir!     

İncil’de Tanrı’nın suçlu fakat iman eden günahkar için, hiçbir insanın başka bir insan için yapamayacağı iki şey yaptığını görüyoruz. Tanrı hem bağışlıyor hem de aklıyor. Aklanma, bağışlamadan fazlasıdır. Mahkemede dilinizin tutulmasına neden olan yargıçlar kurulunun beyanı buydu. Ne dediler? ‘Senin bu adamın yerine ölümünle, İsa, beraat etmiş ve aklanmış sayılacak.’ İnsanları yaptıkları yanlışlar için bağışlayabiliriz fakat onları aklayamayız. Bağışlama suçu var sayar bu nedenle suçlu olan aklanamaz. Öte yandan, biri aklandığında bağışlanması gerekmez. Neden? Çünkü aklanma suçun olmadığını var sayar. Sanki kişi hiç günah işlememiş gibidir.

Aklanma, Yargıcın, mahkum olan kişi lehine kararıdır, suçlamadan temize çıkarır ve her suçtan özgür kılar. Aklama, günahkarı, yaptıkları sayesinde doğru kılmaz. Hayır, siz de ben de masumiyetimizi çok çok uzun bir süre önce kaybettik. Aksine Tanrı İsa’nın erdemleri sayesinde günahkarı doğru ilan eder. İsa suçu ortadan kaldırıp kendisi yüklendiyse, günahkar nasıl ‘suçlu’ sayılabilir? Modern hukuk anlayışına göre, herhangi bir mahkemede cezanın sunulan gerçeklere uygun olması gerekir. Dünyasal bir yargıç masum olanı mahkum etme hakkına sahip değildir. Dünyadaki hiçbir yargıç suçluyu temize çıkarma hakkına sahip değildir. Sadece Tanrı suçluyu temize çıkarabilir.

18 image11383 arrow 45 blue textBunu Anlamanın Kolay Olmadığının Farkındayım. Şöyle Bakın.

Zengin amca genç yeğeninin banka hesabına beş yüz milyon dolar yatırsa, bu para yeğeninin parası olur. Adam bu parayı kazanmamış, bu para için çalışmamış ve hak etmemiş olsa da, bu böyledir. Mahkeme bu şekilde sona ererdi çünkü mahkemeden önce buna benzer bir olay gerçekleşti. Hesabınıza mesela beş yüz milyon dolardan çok daha fazlası yatırıldı. Tanrı, mahkemede ihtiyacınız olanı sağladı. Tıpkı kazanmadığı veya hak etmediği paraya sahip olan adam gibi Tanrı da sizin hesabınıza İsa Mesih’in doğruluk ve erdemlerini ‘yatırdı.’ 

“Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz. O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu.”  (2. Korintliler 8:9, İncil)

(1)  Bu ayet İsa’nın, beden almadan önce anlatılmaz bir zenginliğe sahip olduğunu söylüyor. Her şeyin Rab’bi ve Sahibi olarak zengindi. İnsanın, O’nun sahip olduğu zenginlikle kıyaslanabilecek ne varlığı var? Tüm altınlar, inciler, elmaslar ve okyanusların ve uzak dünyaların hazineleri O’na aittir! Zengindi çünkü tanrısaldır.

(2)  Bizim için ne yaptı? Yoksul oldu. Hayatta, genelde yoksullukla bağdaştırılan bir konum seçti. “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişinde doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.” (Filipilier 2:6-8, İncil). Sahip olduğu kudretle, dünyaya nasıl geleceğini seçme hakkına sahipti. Harika bir sarayda yaşamak? Rahat bir yaşam ve başkaları tarafından hizmet edilmek? Süleyman’dan daha fazla hazineler içinde yüzmek? İsa bunlardan hiçbirini seçmedi.


19 image6629 arrow down 45(3) Yoksulluğu aracılığıyla ________olsun diye, ne olsun diye? Zengin. Ne tür bir zenginlik? Kalıcı, sonsuz zenginlik ve İsa Mesih’in erdemlerinden bizim hesabımıza yatırılan her şey. Daha önce söylediğim gibi, İsa sayesinde hesabımıza yatan zenginlikle kıyaslandığında beş yüz milyon dolar değersiz bir miktardır. İsa’nın deneyim ettiği yoksulluğun bir kısmı, günahımızı ve suçumuzu üstlenirken katlandıklarıdır. Çarmıhtakinin bu denli zengin olduğunu kim tahmin edebilirdi? Sahip olduğu her şeyin bize aktarılacağını kim hayal edebilirdi? Aklanmanın ne olduğu hakkında bu size bir fikir vermeli. Cennet için donatılmak için, O’nun ilahi doğasından ihtiyaç duyduğumuz ne varsa artık bizim. “Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.” (Koloseliler 2:9-10, İncil)

(4)  Ayet şu ifadeyle başlıyor, “Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz.” Peki ya siz? Lütfunu biliyor musunuz? Bu ayetin ilahi bir şekilde esin almış yazarı, bu zenginlikleri mümkün hale getiren Tanrı’daki lütfu kişisel olarak biliyordu. İmanla bilinir, yaptıklarımızla böylesi bir iyiliği hak etmeye çalışarak değil. İman, performans değildir. “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.” (İbraniler 11:6, İncil). Tanrı sizi, sizin yaptıklarınıza göre değil, kendisinin kim olduğuna göre ödüllendirecektir.

Cennet Vaadi

Tanrı’nın bizlere vaatlerinden biri cennet vaadidir. Eğer imanınız yanlış yerdeyse, yani, eğer cennete gidip gitmeyeceğinizi bilmiyorsanız ya da emin değilseniz, düzenli olarak İncil’i okumaya başlayın ve kısa bir süre içinde İncil’in yaşayan Yazarına inanmaya başladığınızı göreceksiniz. “Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı’dır.” (Romalılar 8:33, İncil). Tanrı, aklanmanın Yazarıdır. İnsanın ise, imanla kabul etmek dışında bu ilahi eylem konusunda yaptığı hiçbir şey yoktur.  

20 image11308 tv television child watchSuç sabit görülmedikçe bağışlanamaz ve doğruluk ilan edilemez. Hukuk mahkemesinde bu böyledir ve birbirimizle ilişkilerimizde de öyle olmalıdır. İtiraf etmeliyim, bir baba olarak çocuklarımla ilişkimde adil olmayan bir şekilde davrandım. Yani, yaptıkları yanlışlardan ötürü onları cezalandırmadım. Sert olmak ya da sevgisiz olmaktan söz etmiyorum. İtaatsizliklerine karşılık vermemek için bazen mazeret bulmamdan söz ediyorum. Adaleti yerine getirmek istemediğim için yaptıklarına mazeret bulmaya çalışıyorum. Okuldan eve geldiklerinden iki saat televizyon haklarını ellerinden almak istemiyorum. İstediğim gibi odalarını toplamamaları karşısında adil olan tutum bu olurdu ama yapmıyorum. Ne yapmadım? Durumun gerçekleri dikkate alındığında onlara adil davranmadım. Çocuklarım olduğu için ve onları sevdiğim için mazeret buluyorum ve suçlarını örtüyorum.

Bir Dakika… Ben İyi Bir İnsanım!

Tanrı’nın böyle olduğunu düşünüyor musunuz? Tanrı, kutsallığı ve adaletine uygun olarak, suçlu günahkarlara adil olmayan bir şekilde davranamaz. Suçluları yargılamalı ve mahkum etmelidir. “Bir dakika,” diyorsunuz. “Ben iyi bir insanım. Yoldan sapmış insanlarla birarada olmuyorum veya çok fazla içmiyorum.” Sanırım ne demek istediğinizi anlıyorum. Ahlaklı bir yaşam sürdürmek için elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz. Fakat size bir soru sorabilir miyim? Kiminle kıyasladığınızda iyisiniz? Eğer kendinizi başkalarıyla kıyaslıyorsanız, her zaman sizden daha kötü şeyler yapmış insanlar bulacaksınız. Ne var ki, Tanrı’nın ölçüsüyle kıyaslandığında HEPİMİZ eksik kalıyoruz. “Herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23, İncil). 21 image11384 cheating adultery 45Cennetten uzak kalmamız için bir günah yeterlidir çünkü Tanrı’nın ölçüsü kusursuzluktur. Tanrı ölçüsünü düşürüp bir yandan da Tanrı olmaya devam edemez.

Mahkemenize geri dönelim. Mahkeme sırasında kaç kez günah işlediğinizden söz edildi mi? Yargıçlardan oluşan kurul günahınızın doğasını değerlendirdi mi? Yani, sınavda kopya mı çektiniz? Yalan mı söylediniz? Okuldan, ofisten veya mağazadan bir şey mi çaldınız? Eşinizi mi aldattınız? Hayır, mahkeme, sadece Tanrı’ya itaatsizlik ettiğiniz için toplandı. Benim günahım, sizin günahınız, her biri mahkemenin kurulması için yeterlidir. 

Eğer Tanrı, kutsallığı ve adaleti nedeniyle, suçlu günahkarlara adil olmayan bir şekilde davranamazsa, kaç günahkarla uğraşması gerekecek? Kaç kişiden söz ediyoruz? Yaklaşık olarak yedi milyar kişi. Tanrı’nın yargılayıp suçlu olarak mahkum etmesi gereken günahkar sayısı bu kadardır!

Bir Yol Buldu

Bu sayı, aynı zamanda, Tanrı’nın sevdiği insanların sayısıdır. “Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi. Öyle ki, O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu’nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O’nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi.” (Yuhanna 3:16-17, İncil). Hepsi suçlu ve yargılanmayı hak ediyorlar fakat aynı zamanda hepsi seviliyor. Tanrı, sevdiklerini nasıl kurtarabilir? İnsan bakış açısıyla bakıldığında bu, çözümü olmayan bir sorundur. Buna bir ‘çıkmaz’ diyebiliriz. Fakat Tanrı, hem adil olacağı hem de, inanmak dışında başka bir şey yapması gerekmeyecek suçluyu aklayabileceği bir yol buldu. 


22 image11375 face look up 45Umarım, Katolik sevdiklerim gibi, Tanrı karşısında, kendi iyi işlerinize dayanarak iyi bir konuma sahip olma uğraşı içinde değilsinizdir. Umarım, yaşamınızın sonunda Tanrı’nın kontrol edeceği ve gördüklerinden memnun olacağı bir hesap görmesini umut ederek, her gün, ilahi bir hesaba küçük küçük ödemeler yapmıyorsunuzdur. Kutsal Yazılar’ın bu ayetlerini okuyun ve Tanrı karşısında ki durumunuz hakkında öğrenecek bir şey olup olmadığına bakın. Tanrı, sizinle nasıl ilişki kurmayı seçti? Hangi üç gerçek dikkatinizi çekiyor? Sizin için öne çıkan bir söz veya ifade var mı? 

“Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır. Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık ediyor. Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.
İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı. Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa’yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine. Çünkü insanın, Yasa’nın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız.” (Romalılar 3:20-28, İncil)

Beni Etkileyen Neydi?

(1) Tanrı’nın bizlerden sahip olmadığımız bir doğruluk düzeyi beklediğini görüyorum. Bu doğruluk düzeyine sahip olmamız için doğruluğu Tanrı’nın sağlaması gerekir. Bu gerçek basit olduğu kadar derindir. Bu doğruluğa sahip olmanın başka bir yolu yoktur. Yaptığımız herhangi bir şeyle doğru olabileceğimizi düşünürsek, kendimizi kandırmış oluruz. Tanrı, başka türlü sahip olamayacağımız bir doğruluğu sağlayarak, günahla ilgili sorunumuzu çözdü. Hak etmiyoruz. Bu doğruluğu sağlayamayız. Ne var ki, bu doğruluğa sahip olmalıyız yoksa suçlu bulunup Tanrı’nın huzurundan sonsuza dek atılacağız.

23 handcuffs long 45(2) Bu bölümde, Tanrı’nın İsa’nın sizi savunmak için konuşma hakkına sahip olduğunu göstermekte kullandığı ayete benzer bir ayet var. 

Mahkemedeki Ayet: “…içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur. O günahlarımızı, yalnız bizim günahlarımızı değil, bütün dünyanın günahlarını da bağışlatan kurbandır.” (1.Yuhanna 2:1-2, İncil)

Bu Bölümdeki Ayet: “Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi.” (Romalılar 3:25-26, İncil)

İsa’nın yaptığı, sadece karar vermek konusunda değil, kişisel olarak suçlarımızı üzerine alarak, suçlarımızın cezasını çekerek eşsiz bir ‘vekalet’ kullanmaktı. Savunma avukatınız olmak için yerini terk eden bir yargıcı düşünün. Sizin için suçu kabul ediyor ve sizin yerinize hapse gidiyor! Hapse atılıyor ve sonra ölüm cezasını çekiyor! Kurtarıcımız bunu yaptı. Mahkeme salonuna girdi ve kendisini feda ederek, çıkmazı bizim lehimize olacak bir şekilde çözdü. Kendisini feda ederek! Kendisini Feda Ederek!

Sadece beraat etmeye değil, yargıçlardan oluşan kurulun sizi yeni bir şekilde görmesine ihtiyacınız vardı. Kutsal Kitap’ta aklanmayla ilgili öğretişi anlamak kolay mı? Evet. Kabul etmek? Muhtemelen değil. Daha önce size kimse lütufkar, seven ve adil olan bir Tanrı’dan söz etmedi. Lütfen bu sözlerin altını çizin: Lütufkar, seven ve adil. Şimdi okuyacağınız birkaç paragraf, belki de yazıdaki en önemli paragraflar, bu nedenle televizyonunuzu kapatırsanız veya İnternet Kafe’deki arkadaşlarınızın şakalarına ara vermelerini isterseniz çok iyi olur. Bu gerçeği kaçırırsanız, Hıristiyan inancının harikasını ve Hıristiyan inancıyla Katolik inancı arasındaki en temel farklardan birini kaçıracaksınız.  

Şaşırtıcı bir şekilde, o öğleden sonra mahkeme salonundan, aftan daha fazlasıyla ayrıldınız çünkü aftan daha fazlasına ihtiyacınız vardı. Yargıçlar kurulunun sizi farklı bir şekilde görmesine ihtiyacınız vardı. İlahi Kutsallığın yüzüne baktığınızı hayal edin. İlahi Adaletin gözlerine baktığınızda nasıl da titreyeceğinizi hayal edin. Aynı şekilde, ilahi Doğrulukla karşılaşmanızda da böyle olur. Dürüstlüğünüz ve paklığınız, kendiniz dışında kimsenin bilmemesini istediğiniz eylemlerle lekelenmişken, Dürüstlük ve Paklıkla göz göze geldiğinizi ve birbirinize bakmaya devam ettiğinizi hayal edin. Daha önce tamamıyla giyinik olduğunuz halde kendinizi çıplak hissettiyseniz, bu beş yargıcın bakışları altında da böyle hissederdiniz. 

24 wall353 conversation long framed 45İsa sizin adınıza konuştuktan sonra yargıçların kaşlarını kaldırmalarını ve size tekrar bakmalarını görebilmek için keşke orada olsaydım. Diğer yargıçlar arasında heyecanlı konuşmalar devam ederken, bakın 2 ve 3 numaralı koltuklarda oturan yargıçlar arasında nasıl bir konuşma geçti:    

2.Yargıç (Kutsallık): “Gözlerim beni yanıltıyor mu? Sanığa tekrar baktım ve tek gördüğüm varlığının derinliklerinin kutsallık olduğu. Bütün evrende pak ve kutsal olan tek varlık Tanrı, o halde, bu adamda gördüğüm Tanrı’nın kutsallığı olmalı. Bir dakika önce bu kutsallığa sahip değildi. Şimdi ise sonsuza dek ona ait. Biri bana neler olduğunu açıklasın!”

3.Yargıç (Doğruluk): “Ben de aynı şeyi merak ediyordum. Mahkeme sırasında karşımda gördüğüm tek şey, doğru olmayan, yasaları çiğneyen birsiydi. Yüreğinin işlerini inceledikçe şu gerçeği anladım:  “…doğrulukla fesadın ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir?” (2.Korintliler 6:14, İncil). Bu adam bağışlanmış olabilir ama Tanrı’yla ortak olan hiçbir tarafı yoktu. Ödün vermediği dürüstlük ve adalet ilkelerine ne oldu? Yaşamını incelediğimde, aldatma, sahtekarlık, yalan ve sadakatsizlik görüyordum. Liste, uzun ve çirkindi.

Sonra tekrar baktığımda, Tanrı’nın doğruluğuyla örtüldüğünü gördüm. Kendinin yaptığı bir şey olmadığını kesin olarak biliyorum. Bir santimetre bile kımıldamadı. Parmağını bile kaldırmadı. İyi bir şey yapmadı. Anahtarlığını çevirip masanın üzerinde endişeli bir şekilde parmaklarını oynatıp durdu mu? Evet, yaptı ama bu ‘sevap’ kategorisine girmiyor. Hesabına ilahi doğruluğu kayettirecek ne yaptı?” 


2.Yargıç (Kutsallık): “Hiçbir şey. Tanrı’nın işiydi. Orada durup onu savunmak için kimin yerini bıraktığını gördünüz. İsa göründüğünde, sonucun ne olacağını sen de en az benim kadar biliyordun. Kutsal Yazılar İsa’nın görünmesi konusunda ne diyor? 25 image10972 calvary cross two walking 45“Mesih, kendisini bir kez kurban ederek günahı ortadan kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır.” (İbraniler 9:26, İncil). Tanrı, içinde bulunduğu bedenle günahı ortadan kaldırabilmek için kendisini insan olarak gösterdi. Günahın gücünü yok etmek ve insanları günahın suçu ve cezasından kurtarmak için geldi. Ben Kutsal Yazılar’ı bu şekilde anlıyorum. Amacı, günahı, insanı mahkum etmek ve insanı ölümcül boyunduruğu altında tutmak konusunda güçsüz kılmaktı.”

3.Yargıç (Doğruluk): “Sanıkta ne gördüğünü biliyorsun. “Saf kutsallık,” dedin. Ben, onda ne gördüğümü biliyorum. Saf doğruluk. Tıpkı biraz önce senin söylediğin gibi, “Tanrı tüm evrende saf, pak ve kutsallığa sahip tek varlık, o halde bu adamda gördüğüm O’nun kutsallığı olmalı.” İsa ölüm cezasına çarptırıldığında insanın günahlarının tüm suçu İsa’ya aktarıldı. Biz de, burada bütün niteliklerimizin iman edenlere aktarıldığı gerçeğine tanıklık ediyoruz. Bu sanık, Tanrı’nın İncil’de açıkladıklarına inanıyor.”  

2.Yargıç (Kutsallık): “Bu mahkemenin yönünü neyin değiştirdiğini biliyor musunuz? Tanrı’nın lütfu. Tanrı’nın lütfuna karşılık verenlere ne mutlu. Bu düşünce, neredeyse insan olmayı istememe neden oluyor çünkü nasıl bir şey olduğunu kendim deneyim etmek istiyorum. “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar.” (Romalılar 3:24, İncil). Tanrı’nın insanı aklaması için bir neden yoktu. Fakat Tanrı onları karşılıksız olarak aklıyor. Karşılıksız! Karşılıksız, hak edilmeyen bir armağan ve yasaya itaatleri sonucu kazanılmıyor. Mahkeme salonundan çıktıktan sonra bu adamın sürdüreceği olağanüstü yaşamı düşünün. İsa, kendisini izleyen herkese söylediğini ona da söyleyecek, ‘Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.’ (Matta 10:8, İncil)”

3.Yargıç (Doğruluk): “Çok doğru! Tanrı’nın insanları aklama yöntemi insana egemen lütfu konusunda görkemli bir örnek veriyor. Sanki Tanrı’nın lütfu insanın arıtan, aklayan nehrinden, yüzyıllardan beri içtiği, çok derin bir pınar açmış gibi!”

2.Yargıç (Kutsallık): “Fakat bu aklamayı sağlamak için ödenen bedeli unutmayalım. Bizim sanık hakkında ki hükmümüz, “Suçlu olduğu ve ölüm cezasını hakkettiğiydi!” Kurtuluşu Tanrı’nın lütfuyla gerçekleşti, karşılıksızdı fakat İsa için inanılmaz bir bedeli vardı. İman edenler için karşılıksız ama İsa Mesih aklamayı satın aldı ve onlar için sağlamak adına ağır bir bedel ödedi. Ne Kurtarıcı ama!

“Tanrı’nın önünde insan nasıl haklı çıkabilir?” (Eyüp 9:2, Eski Antlaşma)

26 faucet of grace1 temp5 45Katolik Kilisesi Eyüp’e nasıl bir yanıt verir? Yanıtı, Kutsal Kitap’a dayanan bir Hıristiyan’ın vereceği yanıttan çok farklı bir yanıt olurdu. Katolik inancının, takipçilerine Tanrı karşısında doğru bir konuma sahip olmak için ne yapmaları gerektiği konusunda öğrettikleri Kutsal Kitap’la en fazla çeliştiği alandır. Katolik inancının öğrettikleriyle Kutsal Kitap’ın öğrettikleri arasındaki en büyük ayrım budur.

KATOLİK KİLİSESİ: “Sorduğun için teşekkürler Eyüp. Kilisemizde aklanma isteyen adayların iyi eylemler yapmaları gerekir.” (Bkz. Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1248-1249.) Bu dizideki ilk yazıda söylediğim gibi Katolik Kilisesi Katekizmi Katolik Kilisesi’nin inanç ve uygulamaları konusunda resmi yayınıdır.

“Aklanma, Tanrı’nın lütfunun günahkarın yüreğine döküldüğü bir süreçtir,” diye devam ediyorlar. “Lütuf, kontrolü kutsal rahip ve papalarımızın elinde olan bir musluk gibidir. Musluk, yaptığın iyi işler ve katıldığın kutsal törenlere göre açılır. İnsan, giderek artan bir şekilde doğruluk kazanır. Eyüp, bu sürece başlamak ister misin? Vaftiz olarak bir anda aklanma kazanabilirsin. Fakat ne zaman günah işlersen aklanmayı yitireceksin. Sonra rahibin suçunun büyüklüğünü saptayacak ve hakkında daha fazla bilgi toplarken sizi affedip affetmemeye karar verecek. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 85.) Ancak Tanrı günahı bağışlayabilir fakat Tanrı’nın iradesi bunun Katolik Kilise aracılığıyla yapılmasıydı. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1441-1445.) Affedilirsen, iyi işler yaparak aklanmanı geri kazanabilirsin. Rahiplerimiz bu iyi işlerin neler olacağını belirleyecek. Rahibin gerekli göreceği iyi işler, günahının doğasına ve belirlenen iyi işleri yapma becerine bağlı olacak.” (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 88.)

EYÜP: “Hangi kutsal kitaptan alıntı yapıyorsunuz? Aklanma, Tanrı’nın, insanın bağışlanmasını ve kendisine Tanrı’nın doğruluğunun verilmesini sağlayan açıklaması değil mi? Ben Kutsal Kitap’ın bunu öğrettiğini düşünüyordum. Bir süreç değil. Günah işlediğinde kaybedilip yeniden kazanılmıyor sonra yine kaybedilip yeniden kazanılmıyor! Tanrı’yla ilişkini sonsuza dek değiştiren bir kerelik bir açıklama! Benim Kutsal Kitap’ı anladığım şekliyle, Tanrı, kendi gözünde kabul edilebilir olmam için gereken tüm doğruluk, paklık ve kutsallığı hesabıma yatırdı.” Katolik Kilisesi’nin verdiği yanıt Eyüp’ün kafasını karıştırmıştı. 

27 image7520 stop dur 45KATOLİK KİLİSESİ: “Yanılıyorsun Eyüp.” (Katolik Kilisesi’nin, Eyüp’ün, Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın bizleri nasıl akladığını söyleyen ayetler üzerinde mümkün olduğu kadar az düşünmesini sağlamak için elinden gelenin en iyisini yapması gerekiyor. İşte bu ayetlerden biri: “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar.” (Romalılar 3:24, İncil). Katolik insanların, Tanrı’nın insanlarla ilişkisini açıklama biçimi üzerinde fazla düşünmelerine de engel olmaları gerekiyor: “karşılıksız olarak”. Sorun büyüktür. Çünkü İsa şöyle diyor, “Karşılıksız aldınız, karşılıksız verin.” Matta 10:9, İncil)


28 image10083 gift long 45EYÜP: “Bir dakika! Daha şimdi önemli bir ayet okudum. “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. (Romalılar 3:24, İncil). Sizin akademisyenleriniz bu ayeti okumadı mı? Ne öğrettiğini anlamıyor musunuz? Eğer aklanma Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıkladığı gibiyse onu satın almamız, kazanmamız veya dinsel eylemlerimize bağlı olarak üzerinde hak iddia etmemiz mümkün değil. Karşılıksız, hak edilmeyen bir armağandır. Yasaya itaatimiz veya herhangi bir din yetkilisinin bizlerden beklediği iyi eylemlerle hak edilemez!    

KATOLİK KİLİSESİ: “Dur bakalım Eyüp! Kutsal Kitap’ı yorumlama yetkisi Tanrı tarafından sadece bize verildi. İşte bu konuda son söz budur. Bizim Kilisemizin doktrinleri sadece imanla aklanmayı reddeder. Tanrı’dan gelen bir armağan DEĞİLDİR.”

“Aklayan imanın, Mesih sayesinde günahları bağışlayan ilahi merhamete güvenden başka bir şey değildir dersen veya sadece güvenerek aklandığımızı söylersen, afaroz edilirsin.” (Trent Konsülü, 6. toplantı, Aklanmaya İlişkin Hüküm, Kanon 12). 

“Eyüp, eğer bu konuda ısrar edersen afaroz edilirsin!” 

EYÜP:  Eyüp, bu önemli konuda tüm gerçeği duyduğundan emin değildi. Dünyadaki herkesten çok Eyüp, Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olmadığın sürece hayatta ne kadar zengin veya ünlü olmanın veya ne kadar acı çektiğinin önemi olmadığını biliyordu. Katolik Kilisesi’nin kendisini tehdit etmesine izin vermeyeceğini de biliyordu, bu nedenle şöyle sordu;

“Lütfen cevaplayın. Herhangi bir kimse, Tanrı’nın lütfunun hak edilmeyen iyiliğini kendi için kazanabilir mi? Lütuf zaten kendi tanımı gereği hak edilmeyen iyilik demektir. Hak edilmeyeni hak edemezsiniz. Gücenmeyin ama büyük bir yanılgı içindesiniz ve öğretişleriniz çok yanlış. Bence, bu ayeti okuyan mantıklı insanlar Tanrı’nın sözünü ettiği aklanmanın bizden kaynaklanan bir neden veya hakla gelmediğini anlar. Ayrıca, eylemler veya yapılan dinsel uygulamalarla lütfu kazanabileceğinizi söylemek lütfun anlamını yanlış anlamaktır. Tanrı’nın, elçi Pavlus’a, aklananlarla ilgili esinlediği sözcük ‘karşılıksız’ sözcüğüydü. Lütfen benimle birlikte tekrar edin, “Karşılıksız… Karşılıksız…”

29 image10115 gift 45KATOLİK KİLİSESİ:  [Sessizlik]

EYÜP: “Haydi! Söyleyin, ‘Karşılıksız… Karşılıksız.’ Benden sonra tekrar ettiğinizi düşünmeyin. Tanrı’dan sonra tekrar ettiğinizi düşünün. Tanrı, hepinizi karşılıksız olarak bağışlayacağını bilmenizi istiyor!” 

KATOLİK KİLİSESİ: “Böyle bir şey yapmayacağız!” diye geldi gecikmiş yanıtları. “Öğretişlerimiz ve papalarımız yanılmazdır. İmparatorluğumuzun büyüklüğüne ve görkemine bakın! Nasıl hata yapmış olabiliriz?”

EYÜP: “Lütfen arkamdan tekrar edin, “Karşılıksız… Karşılıksız!” 

Bu arada Katolik Kilisesi artık Eyüp’ü dinlemiyordu. Sonra Eyüp’ün Katolik olup olmadığını kontrol etmek için üyelik kaydını iki kez kontrol ettiler. Eğer olsaydı, bu davranışını Kanon No. 1364 (Yasa Kanonu, Kitap 6, Kısım 2) ışığında değerlendirip Eyüp’ün Katolik Kilisesi’nden afaroz edilip edilmeyeceğine karar vereceklerdi.

Eyüp İçin Yedi Gerçek

Aşağıdaki yedi ayette sözü edilen iman “yaptığım iyi şeylere iman” veya “yapmam gereken iyi şeylere iman” veya “Tanrı’yı memnun etmem için Katolik Kilisesi’nin yapmamı buyurduğu şeylere imanla” ilgisi yoktur. Katolik Kilisesi’nin öğrettiği gibi imanın aklanmaya götüren ‘ilk aşama’ ve iyi eylemlerin ‘ikinci aşaması’ olduğu anlamına da gelmez. Kutsal Yazılar, aklanma söz konusu olduğunda iyi eylemlerin hiçbir önemi olmadığını belirtiyor. “Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır.” (Romalılar 4:4-5, İncil) 

30 good works get you to heaven no way 45Bu ayet İsa’ya iman eden kişinin iyi şeyler yapacağı bir hayat sürdürmeyeceği anlamına gelmez. Sadece, Tanrı karşısında doğru bir konuma sahip olmak için iyi bir yaşam sürdürmeye çalışmaz. Eğer İsa’ya gerçekten iman ediyorsanız Tanrı sizi zaten akladı.  Aklanma, insanın İsa Mesih’e iman ettiği anda gerçekleşen Tanrı’nın pekçok işinden biridir. İmanla gerçekleşir. İman, aklanmanın aracıdır. Aşağıdaki Eyüp için yedi gerçek listesinde bunu 3 numaralı gerçekte açıkça göreceksiniz.

İman nedir ve nasıl ediniriz? Gerçek iman Tanrı’nın Sözü’ne inanmak ve buna göre davranmaktır. Kutsal Kitap’ı okursunuz, Tanrı’nın yüreğinize konuştuğu bildiriyi duyarsınız ve buna karşılık verirsiniz. “Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur.” (Romalılar 10:17, İncil) 

Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürdürmeyen insanın aklanmak için ne yapması gerekiyor? Tanrı’nın kendisini aklayacağı noktaya ulaşmak için binlerce sevap daha mı işlemesi gerekiyor? “Tanrısızı aklayan” ifadesine dikkat edin. Tanrı bunu yapıyor ve bu ifade ayetin çok önemli bir kısmıdır. İnsanın günahkar olduğu, tanrısız bir günahkar olduğunu üstü kapalı bir şekilde ifade ediyor. Tanrı, ileri bir doğruluk düzeyine eriştikleri için aklamıyor onları. İsa Mesih’in müjdesi Tanrı’nın günahkarları oldukları gibi kabul etmesidir. Tanrı, aklamadan önce günahkarların yaşamlarını düzeltmelerini beklemiyor. Aklanmış veya aklanmamış, aklanmayı kendi içlerinde eşit derecede hak etmiyorlar. Fakat harika olan haber İsa’nın onların yerine ölmüş ve günahlarını bağışlatmış olmasıdır ve ölümünün sonuçları veya faydaları onlara aktarıldı.

Maalesef, Katolik Kilisesi insanları yanlış bir şekilde yönlendiriyor. Tanrı’ya yönelen günahkarlara aklanmadan önce ahlaksal bir değişim yaşamaları gerektiğini söylüyor. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 48-52.) Maalesef, Katolik Kilise, aklanmayı isteyenleri doğrudan İsa Mesih yerine kilise tarafından oluşturulmuş bir programa yönelterek yanlış yola saptırıyor. Katolik Kilise insanın aklanmasının “art arda kutlanan kutsal törenler aracılığıyla” gerçekleşeceğini anlatıyor. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1248.)


BUNLARIN HEPSİ KUTSAL KİTAP’A TAMAMIYLA AYKIRIDIR! 

31 image11085 face faces 45O zaman Katolikler Hıristiyan mı? Kimse bir Katoliğin gerçekten Hıristiyan olup olmadığını bilemez çünkü insanların yüreklerinde ne olduğunu bilemeyiz. İncil’de aynı sözleri buluyoruz. “Ne var ki, Tanrı’nın attığı sağlam temel, “Rab kendine ait olanları bilir” ve “Rab’bin adını anan herkes kötülükten uzak dursun” sözleriyle mühürlenmiş olarak duruyor.” (2.Timoteos 2:19, İncil) Fakat Katolikler de dâhil olmak üzere herhangi birisi, İncil’in temel öğretişlerini açıkça inkar ederse, o zaman bu kişinin İsa’yı gerçekten izlemediğini söyleyebiliriz.

Dünyada insanı aklanmayı almaya layık hale getirecek herhangi bir din töreni veya kilise programı yoktur! Dünyada insanı cennete layık hale getirecek dinle ilgili bir tören veya kilise programı yoktur! Bu, birinci yüzyılda Yahudiler’in kurtuluş için İsa Mesih’e iman etmelerine engel olan yanılgının aynısıdır:

“Tanrı’nın öngördüğü doğruluğu anlamadıkları ve kendi doğruluklarını yerleştirmeye çalıştıkları için Tanrı’nın öngördüğü doğruluğa boyun eğmediler.” (Romalılar 10:3, İncil) 

İsa ve elçilerine karşı çıkan başlıca grup itaat isteyen din yetkilileriydi. Bugün de, insanların cennete gitmek için Tanrı’nın sağladığı aracı kabul etmelerine engel olan yine dindar insanların kendi doğru işlerine duydukları güvendir. Tanrı’nın hak edilmeyen lütfuyla erişilen kurtuluş önünde, insanın kendisi hakkında doğruluğa sahip olduğuyla ilgili görüşünden daha büyük bir engel yoktur. Tanrı ve insan arasındaki büyük duvar nedir? Tanrı’nın yaptığı bir şey mi? Kesinlikle hayır çünkü Kutsal Yazılar şöyle diyor,

“Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.”  (2.Petrus 3:9, İncil) 

Fakat Tanrı, kendi ellerini sımsıkı kapamak konusunda kararlı olanların ellerine koşulsuz sonsuz yaşam armağanını nasıl koyabilir? Ellerini sımsıkı kapayanlar kendi doğruluklarıyla gurur duyanlardır. Bu doğruluğu, yaptıkları iyi eylemler ve katıldıkları dinle ilgili tören ve uygulamalarla bina etmeye çalıştılar. Başkalarının kendilerine bundan farklı bir şey söylemesine de asla izin vermezler.

Mahkemenizde 2. yargıç ne dedi? “Sanığa tekrar baktım ve gördüğüm tek şey varlığının derinliklerine kadar kutsallık. Tüm evrende pak ve kutsal olan tek varlık Tanrı’dır, o zaman bu adamda gördüğüm Tanrı’nın kutsallığı olmalı. Bir dakika önce bu kutsallığa sahip değildi. Şimdi sonsuzluğa dek ona ait.” İnsan ne zaman aklanır? 32 image11386 arrow zzz blue dark 45Tanrı’nın, aklanmamış tanrısız kişinin kendi gözünde aklandığını söylediği anda çünkü o anda İsa’ya, yaşayan, dirilmiş Kurtarıcıları’na iman etmişlerdir. 

Banka transferi örneğini hatırlıyor musunuz? Genç yeğeninin banka hesabına beş yüz milyon dolar yatıran zengin bir amca vardı. Banka transferi yapıldıktan sonra para yeğeninin oldu. Amca, yeğeninin tanrısız olduğunu öğrendiğinde banka transferini durdurdu mu? Böyle bir şey asıl hikayenin bir parçası değildi ama durdurmuş olabilir. Genç akrabasının bu paraya layık olmadığına karar vermiş olabilir. Amca böyle bir karar vermiş olabilir ama Tanrı bize bu şekilde tepki vermez. Tanrı, aklanmayı hak edecek kadar iyi eylemler yapmamızı, kazanmamızı beklemez. Eğer bekleseydi bu gerçekten de uzun bir bekleyiş olurdu. Asla böyle bir şey olmazdı. Ölümlü insan Tanrı’nın sahip olduğu türde kutsallık, paklık ve doğruluğu elde etmek için ne yapabilir? Tanrı’nın bizleri İncil’de davet ettiği gibi İsa’ya inanmak… “Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu. Bunun için yazılmış olduğu gibi, ‘Övünen, Rab’le övünsün.’” (1.Korintliler 1:30-31, İncil)

Katolik Kilise, aşağıdaki yedi gerçeği Eyüp’le hiç paylaşır mıydı? Paylaşmaz! İnsanın Tanrı’yla din yasaları veya iyi eylemler yaparak Tanrı tarafından aklanmayacağını söyler miydi? Söylemez!

1. Gerçek – İman edin! “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır.  Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

2. Gerçek – İman edin! “Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur.” (Romalılar 1:17, İncil)

33 look up13 temp5 453. Gerçek – İman edin! “Çünkü insanın, Yasa’nın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız.” (Romalılar 3:28, İncil)

4. Gerçek- İman edin! “Yine de insanın Kutsal Yasa’nın gereklerini yaparak değil, İsa Mesih’e iman ederek aklandığını biliyoruz. Bunun için biz de Yasa’nın gereklerini yaparak değil, Mesih’e iman ederek aklanalım diye Mesih İsa’ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa’nın gereklerini yaparak aklanmaz.”  (Galatyalılar 2:16, İncil)

5. Gerçek – İman edin! “Tanrı katında hiç kimsenin Yasa’yla aklanmadığı açıktır. Çünkü “İmanla aklanan yaşayacaktır.”  (Galatyalılar 3:11, İncil)

6. Gerçek – İman edin! “Yani imanla aklanalım diye Mesih’in gelişine dek Yasa eğitmenimiz oldu. Ama iman gelmiş olduğundan, artık Yasa’nın denetiminde değiliz.”  (Galatyalılar 3:24-25, İncil)

7. Gerçek – İman edin! “Doğru adamım, imanla yaşayacaktır.” (İbraniler 10:38, İncil)

Eyüp İçin Basit Bir Yanıt

Eyüp’e verilecek basit yanıt Tanrı’nın, bizim kendisi için yapacaklarımıza değil, kendisinin bizler için yaptıklarına odaklanmamızı istiyor olmasıdır. İmanlı için cennete giden yol, erdemin ve böylece Tanrı’nın iyiliğinin kazanıldığı çok adımlı bir yol değildir. Katolik Kilisesi bu şekilde resmediyor fakat öğrettikleri Kutsal Kitap’a aykırıdır.


34 rejoicing 45Kutsal Kitap ne öğretiyor? Kutsal Yazılar aklanmayı, zaman içinde kazanılan bir şey olarak değil, anlık olarak sunuyor. İsa şöyle diyor, “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24, İncil). Cennette sonsuz yaşam armağanı iman eden herkesin şu anda sahip olduğu bir armağandır. Güvenceye gelince, şu anda orada bulunanlar ne kadar bu armağana sahipse, henüz dünyada olanlar da o kadar sahiptir. Söz konusu kesinlikse, dünyadaki imanlılar sonsuz evlerini tadıyorlar ama orada olanların sevinç ve mutluluğunu tam olarak deneyim edemiyorlar. Peki neden? Çünkü henüz o boyutta yaşamak üzere donatılmadılar. Ne var ki, dünyada sahip oldukları ev kadar, kendilerine aittir. “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı, Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir.” (Filipililer 3:20-21, İncil)

Bunlar gibi bereketlenmiş insanlar ölümden yaşama geçmiştir ve tanımı gereği sonsuz yaşam kaybedilemez. Sonsuzdur. İman eden kişi, anında ruhsal ölümden (yani, Tanrı’dan ayrı düşmüş olduğu durumdan) sonsuz yaşama (Tanrı ile birleştikleri yaşama) geçebilirler çünkü iman eden kişi, o anda Tanrı karşısında doğru bir konuma sahip olmuştur. İsa, günahımızın cezasını çekti. Böylece kişisel kazanımlarımız sayesinde değil, lütufla affedildik. Aklanma için de aynısı söz konusudur. Bu yazıda açıkça gördük ki Kutsal Yazılar sadece imanla aklandığımızı öğretiyor, iman artı eylemlerle aklandığımızı öğretmiyor. “Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!” (Romalılar 3:28, İncil)

Buna karşıt olarak Katoliklik insan eylemleri üzerine gereksiz bir vurgu yapıyor. Katolik doktrini Kutsal Yazılar’a dayanmıyor. “Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır.” (Romalılar 4:5, İncil). Katolik Kilisesi ne öğretiyor? Sizi öncelikle Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürdürür hale getirmeden önce aklanmanın mümkün olmadığını söylüyor. Peki, bu nasıl oluyor? İyi eylemlerle. İyi eylemler, onlara göre aklanmanın temelidir. Dostum, mahkemenizde senaryonun ortaya çıkışını görmediniz. Kurtarıcınız ve sizin yerinize ölerek yaptıkları, karşılaşılabilecek en soğukkanlı yargıçları etkilemeye yeterlidir!

İyi İşler Yeterli Değil

35 image11388 starbucks 45Bir süre önce çocuklarımdan ikisini kahve ve tatlı için Starbucks’a götürdüm. Biri en çok Karamel Frappucinno’yu diğeri ise Beyaz Çikolata Mocha Frappucinno’yu seviyor. Ben ödemek için ne kadar ısrar etsem de biri kendisininkini ödemek için harçlığını yanında getirdi. Kasaya yaklaşırken “Ben kendiminkini ödemek istiyorum,” dedi.

“Olsun baban ödeyecek kızım,” diye üsteledim.
Fakat ısrar etti, “Ben kendiminkini ödeyeceğim.”
“Tamam.”
Kasadaki görevli hesapladı ve “Hepsi 7 TL,” dedi.
Kızım parasını tezgahın üzerine koydu. 3 Lira ve 40 Kuruş.
“Eeee, bu… Bu yetmiyor,” dedi kasadaki görevli anlayışlı bir şekilde, herhalde kızımın kendi parasıyla ödemeye çalıştığını anlamıştı.
Kızım bana baktı ve şöyle dedi, “Galiba senin paranı kullanmak istiyorum.”

Eskiden Katolik olan on binlerce insanın tanıklık edeceği gibi Katolik doktrini ve dinsel uygulamaları, imanlının kendi eylemleri aracılığıyla değil iman aracılığıyla lütufla kurtulduğuna ilişkin temel gerçeği saptırıyor. Katolikler iyi eylemler yaparak, günahlarını rahiplerine itiraf ederek ve Katolik Kilisesi’nin bazı uygulamalarını yerine getirerek kurtulduklarına içtenlikle inanıyorlar. Fakat içtenlik hiçbir zaman kimseyi kurtarmamıştır. İçtenlik doğru kılınmamızı sağlamadı. İçtenlik günahlarımız için ölmedi. Ayrıca Tanrı’nın bizi kabul etmesini sağlamak için gerekene sahip değiliz. Starbucks’ta kızımın bana söylediği gibi Tanrı’ya şöyle söylememiz gerekiyor:

“Seninki kullanmak istiyorum.”

Benim iyiliğim değil, Senin iyiliğin, ya Rab. Benim doğruluğum değil, Senin doğruluğun, ya Rab. Benim paklığım değil, Senin paklığın, ya Rab. Beni paklığınla ört, ya Rab!

Katolik Kilisesi’ne karşı sert bir şekilde konuşmayı istemiyorum çünkü Katolikler arasında yetiştim. Katolik akrabalarımı çok seviyorum. Bununla birlikte gerçeğin söylenmesi gerekiyor ve Katolik inancı ve Kutsal Kitap inancı arasındaki farkı bilmeniz gerekiyor. Gerçek şu ki, Kutsal Kitap Katolik Kilisesi’nin en güçlü eleştirmenidir! Bu konuda çok dikkatli olmalıyız. 36 iii pointing arrow2 temp5 45Cennete, İncil’in açıkladığından farklı bir yolla gidileceğini söyleyenler, İncil’i saptırmak konusunda büyük bir suç işliyorlar. Tanrı’nın yarattıkları arasında en önemlisini, cennette sonsuz yaşam armağanını, alıp tanınmayacak bir hale getiriyorlar! Tanrı’nın lütfu yerine, dini kuralları yerine getirmek ve dinle ilgili törenlere katılmaya dayanan bir din sistemini koymak, reddedilmeyi hak etmektedir.

Tanrı’nın memnuniyetsizliğini bu derece kazanmak için Katolik Kilisesi ne yaptı? Aklanmayı sağlayan bir neden olarak imana iyi eylemleri eklemek, tam da İncil’de ‘farklı bir müjde’ olarak yargılanan öğretiştir. Bakın ne oluyor. Sahte öğretmenler üstü kapalı niyetlerle kiliseye yaklaşıyorlar ve imanlıları yoldan çıkarmak için ayartıcı sanatlarını ortaya koyuyorlar. “Ne var ki, yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldatması gibi, düşüncelerinizin Mesih’e olan içten ve pak adanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum. Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğinizden farklı bir müjdeyi kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz.” (2.Korintliler 11:3-4, İncil)

Aynı bölümde daha sonra bu konuda çok daha fazla anlayış ediniyoruz: “Bu tür adamlar sahte elçiler, düzenbaz işçiler, kendilerine Mesih’in elçisi süsü verenlerdir. Buna şaşmamalı. Şeytan da kendisine ışık meleği süsü verir.” (2.Korintliler 11:13-14, İncil)


37 image11389 different arrows jesus zzz 45Katolik Kilisesi farklı bir İsa mı sunuyor? Farklı bir bildiri mi sunuyor? Evet, oldukça farklı. Konuşma fırsatı olsa Eyüp’e ne söylerdi duydunuz. Anneme ve büyükanneme aynı şeyi söyledi. Teyzelerime, amcalarıma, kuzenlerime, hepimize aynı şeyi söyledi. Bu din sisteminde birşeylerin yanlış olduğunu anladığım için Katolik Kilisesi beni kısa bir sürede kaybetti. Ne var ki, ne olduğunu tam olarak ifade edemeyecek kadar gençtim. Bu son ayetlerde sahte öğretmenlerin farklı bir İsa’yı vaaz ettiklerini okuyoruz. Hıristiyan gibi görünüyorlar. Hıristiyan gibi konuşuyorlar. Korint kentinde yaşayan İsa’ya iman eden birçok kişi, kulağa Hıristiyanmış gibi gelen herhangi bir şeye karşı o kadar hoşgörülüydü ki söylenenlerin içeriğindeki değişikliği fark etmediler.

İsa kimdir?

Günümüzün en önemli sorularından biri büyük olasılıkla “İsa kimdir?” sorusudur. Birçok kişi İsa’ya inandığını söylüyor. Siz de bunlardan biri olabilirsiniz. Fakat soru şu, “Hangi İsa? Hangisi?” Tanrı İncil’de en azından bir tane daha başka bir İsa olduğunu söylüyor. Daha şimdi O’nun hakkında okuduk. “Ne var ki, yılanın Havva’yı kurnazlığıyla aldatması gibi, düşüncelerinizin Mesih’e olan içten ve pak adanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum. Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa’yı tanıtanları pekâlâ hoş görüyorsunuz.”

İncil’deki İsa’dan farklı bir İsa sunanların lanetlendiğini Kutsal Yazılar’da nerede okuyoruz? İşte burada: 

“Daha önce söylediğimizi şimdi yine söylüyorum: Bir kimse size kabul ettiğinize ters düşen bir müjde bildirirse, ona lanet olsun!” (Galatyalılar 1:9, İncil)

Katolik Kilisesi’nin öğretişleri Tanrı’nın lütfunu geçersiz kılıyor çünkü eğer övgüye değer doğruluk Katolik Kilisesi’nin rahipleri ve papaları tarafından öngörülen uygulamalarla kazanılabilirse, İsa boşuna ölmüştür. Tanrı’nın herhangi bir şeyi boşuna yaptığını düşünebilir miyiz? Annem ve babamın eskiden yaşadığı yerde gölün bir kısmının üzerini kaplayan ince buzdaki geniş çatlak üzerinde aşağı yukarı zıplamayı tercih ederim. Tanrı hiçbir şeyi boşuna yapmaz! Ne büyük hakaret! “Tanrı’nın lütfunu geçersiz saymış değilim. Çünkü aklanma Yasa aracılığıyla sağlanabilseydi, o zaman Mesih boş yere ölmüş olurdu.” (Galatyalılar 2:21, İncil)

38 image4636xx 45İnsanlar dinsel uygulamalar veya ahlaki yasalara uyarak Tanrı önünde aklanabilseydi o zaman kimin İsa’ya ihtiyacı olurdu? İnsan kendi ahlakını, iyi eylemlerini, dürüstlüğünü veya dinsel uygulamalarını ne kadar yerine getirdiğine bağlı olarak aklanabiliyorsa Kurtarıcı’ya ihtiyacı yok demektir. Kendisini kurtarabilir. Farklı inançlardan pek çok insan bu şekilde inanıyor. Derin bir suçluluk duygusuna sahip değiller. Kendi dürüstlük ve doğruluklarına güveniyorlar. Kendi doğruluklarından ötürü duydukları güvenle Tanrı’nın lütuf bildirisini reddediyorlar. Tanrı’nın lütuf armağanını reddediyorlar.     

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

Peki ya Katoliklik, Tanrı’dan mı? İncil’in İsa’yla ilgili bildirisini bu kadar çarpıtırsa nasıl Tanrı’dan olabilir? Ezo Gelin çorbasıyla ilgili yaptığım benzetmeyi hatırlıyor musunuz? Henüz okumadıysanız lütfen şimdi okuyun:

Ezo Gelin Çorbası

Bu dizideki yazıları okuyan pek çok kişinin Ezo Gelin çorbası içtiğini tahmin edebiliyorum. Eğer Türkseniz, ya kendiniz yapıp içmişsinizdir ya da eşinizin veya annenizin yaptığı çorbayı içmişsinizdir. Uzun süre Türkiye’de yaşamış bir yabancıysanız bu çorbaya sık sık lokantaların menüsünde rastlamışsınızdır. Türk komşularınızın misafirperverliğini mutlaka tatmışsınızdır. Tabii evlerinde size sundukları Ezo Gelin çorbasını da keyifle içtiğinizi varsayıyorum. 

39 ezo gelin7 temp5 45Ezo Gelin çorbasının bu dizinin konusuyla ne ilgisi var? Katolikliğin öğretişlerinin Kutsal Kitap’ın öğretişlerini temsil edip etmediğini anlamaya çalışıyoruz. Farklı bir şekilde düşünmeye çalışalım. Ezo Gelin çorbasının malzemelerinin neler olduğunu bilirsiniz. Kırmızı mercimek, pirinç veya bulgur, domates salçası, sarmısak, kuru nane vs. Ezo Gelin çorbası yapılırken genelde katılmayan bir malzeme katmak istersek sorun olmayabilir. Tabi bu malzemenin ne olduğunu bağlı, yani çorbanın tadını nasıl değiştirdiğine… Peki ya sürekli olarak Ezo Gelin çorbasının tarifine yabancı malzemeler eklemeye devam edersek? Fasulye, ince ince kıyılmış kereviz, rendelenmiş peynir, dereotu ve ayva? Yüzyıllar boyunca farklı malzemeler eklemeye devam ettiğimizi düşünün. Sadece bununla da kalmıyor, malzemelerin bazıları, asıl malzemelerle olumsuz bir tepkimeye giriyor. Diyelim ki, örneğin kekik ve yoğurdun tatları, kuru nanenin tadını öyle bir şekilde bastırıyor ki artık Ezo Gelin çorbasının bu kendine özgü malzemesinin tadını alamıyorsunuz.

Soru: Bu yeni karışıma Ezo Gelin çorbası diyebilir misiniz? Bir zamanlar Ezo Gelin çorbası olabilirdi fakat artık bu isim verilemez. Çorba diyebilirsiniz ve istediğiniz adı verebilirsiniz. Fakat artık Ezo Gelin çorbası diyemezsiniz. 

Bazıları şöyle diyebilir, “Ne yapayım benim Ezo Gelin çorbam böyle.” Evet, gerçekten de çorbanıza istediğiniz adı verebilirsiniz fakat ev hanımlarını, restoran sahiplerini ve gerçek Ezo Gelin çorbasının nasıl olduğunu bilenleri kandıramazsınız. 

Bu dizide yapmak istediğim Katolik Kilisesi’nin ‘malzemeleriyle, Kutsal Kitap’ın ‘malzemelerini’ karşılaştırmak. Fikir birliğindeler mi? Yoksa geçen 1.500 yıl içinde Katolik Kilisesi’nin Kutsal Kitap’a yabancı olan çok sayıda ‘malzeme’ eklediği ve artık Katolik Kilisesi’ne Hıristiyan denemeyeceği sonucuna mı varacağız?


40 image11390 cool text gods matchless grace 45 mmmİyi eylemleri lütufla karıştıran herhangi bir din sistemi Tanrı Sözü’nü ciddi bir şekilde çarpıtmaktadır. Böylesi bir sistem İncil’de Tanrı’nın bizlere verdiği basit lütuf bildirisinin tam olarak karşıtıdır. 

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

Bu Sizin Başarınız Değil, Tanrı’nın Armağanıdır!

Yazının başında Tanrı’nın yarattığı en önemli şeyin ne olduğunu söylemiştim. Tanrı’nın yarattığı en büyük şey evrende yerleştirdiği yıldızlar ve dünyada bir heykeltıraş gibi işlediği kanyon ve dağlar değildir. Evcil hayvan dükkanlarında gördüğümüz papağanlar için seçtiği egzotik renkler değildir. Bizlere ulaşmak ve cennete gitmemiz için kesin bir yol açmak için tasarladığı sonsuz plandır! Her birimiz için isteği cennete gitmemizdir! Yukarıdaki ayette öğrendiğimiz gibi bu Tanrı’dan bize bir armağandır. “Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Ya armağandır, ya da değildir. Katolik Kilisesi’nin sunduğu biçimiyle armağan olamaz. Bu armağanı kazanmak için nasıl çaba göstermeniz gerektiğini gösteriyorlar!!!!

İncil, İncil’in bildirisine aykırı bir bildiriyi vaaz edenlerin lanetli olduğunu söyler. Güçlü bir dil kullanıyor, değil mi? Belki de yeterince güçlü değildir. Bu gibi öğretmenler, öğrettikleriyle aklanma ve kurtuluşun farklı bir yolu olduğunu söylüyorlar. Daha önce söylediğim gibi, cennete, İncil’in açıkladığından farklı bir yolla gidileceğini söyleyenler, İncil’i saptırmak konusunda büyük bir suç işliyorlar. Tanrı’nın yarattıkları arasında en önemlisini, cennette sonsuz yaşam armağanını, alıp tanınmayacak bir hale getiriyorlar! Tanrı’nın lütfu yerine, dini kuralları yerine getirmek ve dinle ilgili törenlere katılmaya dayanan bir din sistemini koymak, reddedilmeyi hak etmektedir.

İyi haber, günahkarın İsa Mesih’e Kurtarıcısı olarak iman ettiği anda Tanrı’nın kendisini sonsuza dek farklı bir ışıkta görüyor olmasıdır. Tanrı İsa’nın tüm erdem ve zenginliklerini imanlının yaşamı için geçerli kılar. Tanrı’nın bir yandan adil olup bir yandan da günahkarı doğru ilan etmesinin tek yolu İsa’nın erdemlerinin günahkar için geçerli sayılmasıdır. 

41 look up4 rose dark temp5 45“Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık ediyor. Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. Tanrı Mesih’i, kanıyla günahları bağışlatan ve imanla benimsenen kurban olarak sundu. Böylece adaletini gösterdi. Çünkü sabredip daha önce işlenmiş günahları cezasız bıraktı. Bunu, adil kalmak ve İsa’ya iman edeni aklamak için şimdiki zamanda kendi adaletini göstermek amacıyla yaptı. Öyleyse neyle övünebiliriz? Hiçbir şeyle! Hangi ilkeye dayanarak? Yasa’yı yerine getirme ilkesine mi? Hayır, iman ilkesine. Çünkü insanın, Yasa’nın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız.” (Romalılar 3:21-28, İncil)  

Bu yazıda okuduğunuz ayetlerden Kutsal Kitap’ın insanın yasanın işlerinden ayrı olarak imanla aklandığını açıkça öğrettiği açık, öyle değil mi? O halde varabileceğimiz tek sonuç aklanmanın sadece imanla mümkün olduğudur. Başka bir seçenek mümkün değildir. İnsanın doğru sayılmasını sağlayabilecek tek şey kendi erdemleri değil, İsa’nın erdemleridir. Ne yaparsanız yapın, Tanrı’nın size verdiği armağanı tanımlama biçimini gözardı etmeyin: karşılıksız olarak. Dikkatinizi çekmesi için italik olarak yazıyorum!

Sabit görüşlü yargıçlarla karşı karşıya kaldığınız Hukuk Mahkemesi’ni düşünün; Adalet, Kutsallık, Doğruluk, Dürüstlük ve Paklık. Tüm suçlardan beraat ettiğinizde ne yaptınız? Yargıçlara gidip tekrar beraat ettirilmeyi mi istediniz? Hayır, kafanız karışmamıştı, sadece diliniz tutulmuştu. Diliniz tutulmuştu çünkü beraat etmiştiniz ve aklanmıştınız. Daha sonra yargıçlar arasında nasıl bir konuşma geçtiğini duydunuz. Sizde gördüklerine karşı hayranlık duydular, değil mi? Tanrı, iman eden günahkarı akladığında, sadece suçundan beraat ettirmekle kalmaz aynı zamanda kendi ilahi doğruluğuyla giydirir. İşte yargıçlar buna hayran kalmıştı. Tanrı’nın tüm kusursuzluğu içinde ki nitelikleri size aktarıldı! Bu aklama eylemi İsa Mesih’i Kurtarıcımız olarak kabul ettiğimiz anla aynı anda gerçekleşir.

42 image11377 face look up 45Aklanma beraat etmenin ötesine, onaya girer. Bağışlamanın ötesine, desteğe girer. Eğer sadece beraat ettiyseniz sadece bir suçtan özgür oldunuz demektir. Tanrı’nın yaşamınıza bakıp, üzerinizi örttüğü doğruluğunun, kutsallığının, paklığının ve en üstün ahlaki niteliklerinin geri kalanını yansıttığını görebileceği anlamına gelmez.

Şu anda Tanrı tarafından nasıl görünüyorsunuz? Ne söylediğimi anladığınıza inanıyorum. Tanrı için, Tanrı’ya bağlı bir yaşam sürdürmeyen günahkarları, kendi gözünde doğru kılmanın bir yolu var. Hayret edilecek bir şey, öyle değil mi? İsa kendi ölümüyle ve dirilişiyle günahlarının borcunu tamamıyla ödedi. Günahkarlar İsa’yı Kurtarıcıları olarak kabul ettiğinde, aklanırlar. Bu, bir anda gerçekleşen bir olaydır. Aklanan kişi o anda farklı görünmeyebilir ve bunun böyle olmasının iyi bir nedeni vardır. Aklanma, Tanrı’nın aklında gerçekleşen bir farz etmedir (Tanrı sizi doğru sayar). İmanlının hissettiği bir şey değildir. Yeni iman eden kişinin sinir sisteminde gerçekleşmez! Yeni iman eden kişi, kendisiyle Tanrı arasında meydana gelen değişimi fark etmeyebilir ama gerçekleştiğini bilir. Nasıl mı? Kutsal Kitap bizlere bunun gerçekleştiğini söyler. İşte Kutsal Kitap’ın bunu resmetme biçimlerinden biri: 

“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.”  (2.Korintliler 5:17, İncil)

Tanrı O’nunla ilişkinizi şu anda değiştirmeyi istiyor. Ben aşağıdaki üç paragrafı bitirmeden çok önce değişebilir. Sonsuza dek değişmiş olur! Ya da önerdiğim makaleyi okuyabilir ve sonra Tanrı’dan sizi değiştirmesini isteyebilirisiniz. Bana olan, size de olabilir. Tanrı’nın beni yargılama ve görme biçimi değişti. Ayetin ‘Mesih’te’ dediğine dikkat edin. Bir kez Kurtarıcınız olarak İsa’ya iman ettiğinizde, konumunuzda bir değişiklik olur. Beraat ederseniz, aklanırsınız ve cennet için hazır hale getirilirsiniz. 

İsa’yı Kurtarıcınız olarak kabul ettikten bir an önce olduğunuzdan farklı görünmeyebilirsiniz, en azından aynaya baktığınızda. Fakat sizinle Tanrı arasında önemli olan her şey değişmiştir.


43 image10944 look up wonder 45“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” Bu ayet yeni inancınızı dünyada uygulama biçiminizi betimlemez. Sadece cennette Tanrı karşısında ki konumunuzla ilgilidir. İsa’ya iman ettiğiniz anda, eski hayatınızın özellikleri olan eski alışkanlıklar, kötü düşünceler ve şehvetli bakışlar bir anda ortadan kalkmaz. Fakat İsa’yı izlediğinizde, İncil’i okuyup imanınızda geliştikçe, yaşam biçiminiz de giderek artan bir şekilde konumunuzla eşleşecektir. 

İsa’yı Kurtarıcım olarak kabul ettikten kısa bir süre sonra iş yerindeki arkadaşlarımın, “Gerçekten değiştin. Seni baştan tanımamız gerekiyor,” dediklerini söylemeliyim. Bilmedikleri, tüm değişimler arasında en önemli değişimin gerçekleştiğiydi ama aslında görünmüyordu! Tanrı önünde konumum ve duruşum değişmişti. Sonsuza dek.

Evet, Kutsal Kitap’taki aklanma gerçeği harika bir haberdir! İsa’ya iman eden kişinin yaşamında eksiksiz bir şekilde, iman ettiği anda gerçekleşir. “İsa, senin uğurlarında öldüğün günahkarlardan biriyim.” Bu iman ikrarını yapmaya hazır mısınız? “Rab beni sevdiğin için teşekkür ederim. Yaşamımı sana borçluyum. Rab, arzum, Kurtarıcım olarak seni izlemek. İncil’deki bu ayetin her bir sözüne inanıyorum: ‘Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.’ Senin için yaşamak için bana yardım et.”

Eğer Katolikseniz ve bu iman ikrarı İsa’ya olan inancınızı ifade ediyorsa, hala kendinizi Katolik saymalı mısınız? Bunun üzerinde biraz düşünün. Tanrı’nın gözünde erdem kazanmak için Katolik Ekmek ve Şarap Ayinine katılıp günahlarınız için İsa’nın devamlı olarak kurban edilmesinin bir parçası olmanız gerekmediğini anlıyorsanız, hala Katolik sayılır mısınız? İsa’nın sizin adınıza yaptıkları sayesinde Tanrı’nın sizi tamamıyla akladığının farkına vardınız mı? Tanrı’nın Katolik Ekmek Şarap Ayini’nde İsa’nın tekrar tekrar kurban edilmesini gerekli görmediğini anladınız mı? Bir kere kurban olarak sunulması yeterliydi. Kilisede değil. İki bin yıl önce bir kere çarmıhta sunulması yeterliydi. 44 image11391 cool text how many times 45 xxxBu iki ayetteki italik sözüklere dikkat edin. “Tanrı’nın bu isteği uyarınca, İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.” “Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir.” (İbraniler 10:10, 14, İncil) 

Amin, Ya Rab!

Katolik okuyucumuzun yanıtlaması gereken önemli soru, ‘İsa’nın sizin yerinize öldüğüne inanıyor musunuz?’ sorusu değildir. Asıl soru, ‘Günahlarınızın bağışlanması için İsa’nın kaç kere ölmesi gerekiyor?’ sorusudur. Bir kere! ‘Cennete gitme güvencesine sahip olmanız için İsa’nın kaç kez ölmesi gerekiyor?’ Bir kere, diyor Kutsal Kitap. Bu nedenle, sonsuzluk boyunca Tanrı’nın sizi tamamıyla kabul etmesi için Katolik Ekmek ve Şarap Ayini’ne kaç kere katılmanız gerekiyor? Hiç gerekmiyor. Kutsal Yazılar’ın İsa’nın ölümü hakkında öğrettiklerine dikkat edin. Günah çıkarma, erdem kazandıran iyi eylemler veya cennete gidene kadar günahların cezasının çekileceği bir yerden (araftan) söz edilmiyor. “Yücelik ve güç sonsuzlara dek, bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış olan Mesih’in olsun! Amin.” (Vahiy 1:5, İncil). Sizin de O’nun kanı aracılığıyla günahlarınızdan özgür kılındığınıza ilişkin görkemli gerçek nedeniyle dudaklarınızdan ‘Amin’ kelimesi çıktığı anda artık Katolik değilsiniz demektir. Neden mi?

1. NEDEN – Katolik olarak kalamazsınız çünkü Katolikler’e kurtuluşun eylemlerine bağlı olduğu öğretilir.

2. NEDEN – Kimsenin, Papa’nın bile sonsuzlukta nereye gideceğini bilemeyeceği öğretilir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1036, 2005. Katolik Kilisesi Katekizmi Katolik Kilisesi’nin inanç ve uygulamaları konusunda resmi yayınıdır.)    

45 image11392 smiley face long 45Bu Katolik öğretişten ne gibi bir sonuç çıkarmalıyız? Tanrı’nın bu yaşamın diğer tarafında uzanan engin sonsuzlukta, kendisiyle birlikte sahip olduğumuz yerle ilgili bizlere söylediklerine kulak verin. İnsanı değil, Tanrı’yı dinleyin ve şükredin. “Tanrı Oğlu’nun adına iman eden sizlere, sonsuz yaşama sahip olduğunuzu bilesiniz diye bunları yazdım.” (1.Yuhanna 5:13, İncil) 

Kutsal Kitap’a göre kurtuluş, yani günahın cezası ve gücünden özgür olarak sonsuza dek Tanrı’nın koruması altında olmamız, güvence altındadır. Maalesef, Katolik Kilisesi bunu öğretmiyor. Katolik Kilisesi cennette sonsuz yaşamın hak edilen bir ödül olduğunu öğretiyor. Ne yaptığınıza bağlıdır. Oysa Kutsal Kitap, bizlere bunun karşılıksız bir armağan olduğunu söyler. İnsana değil, Tanrı’ya bağlıdır. “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)

Bazılarınız şöyle düşünebilir, “Dinsel kimliğimi bırakmak istemiyorum. Doğduğumdan beri Katoliğim, ayrıca ailem ve arkadaşlarım da Katolik. Kutsal Kitap’a inanan bir Katolik olduğumu söylesem yetmez mi?” Önce şu soruyu yanıtlayın. Katolik Kilisesi’nin yapmanız gerektiğine inandığı hiçbir şey, Tanrı karşısında sahip olduğunuz yetkin duruşa bir şey ekleyemez, o halde neden yapmalısınız? Geçerli bir nedeni yok, öyle değil mi?

Kutsal Kitap’a göre aklanma harika bir haberdir! Eğer bunu kabul ediyorsanız o zaman Meryem’in veya Katolik Kilisesi ve erdem kazandıran dinsel uygulamalarının değil, sadece İsa’nın kurtardığını kabul edin. Sadece lütuf, Tanrı’nın karşılıksız ve hak edilmeyen lütfu sayesinde cennette olacağınızı kabul edin. Öldüğünüz zaman sizi doğrudan dünyadan cennete götürecek olanın sadece İsa’ya iman olduğunu kabul edin. Tüm bunları sizin için ölüp tekrar dirilmiş Olan’a ikrar edin.


46 niagara falls2 temp5 45İman derken ne demek istediğimi açıklamama izin verin. 

Bir zamanlar havada inanılmaz gösteriler yapan bir ip cambazı vardı. Dünyanın her bir yanında korkunç yüksekliklerde ip üzerinde gösteriler yapardı. Tüm gösterileri arasında en korkunç olanı, yerden yüksekte, gözleri bağlı olarak ip üzerinde bir el arabasını ittiği gösteriydi. 

Bir gün Kanadalı bir reklamcı gazetede bu olay hakkında okudu ve ip cambazına şöyle bir mektup yazdı, ‘Beyefendi, yapabileceğinize inanmıyorum ama size bir teklif vermeye hazırım. 100.000$ artı masraflarınızı karşılayarak sizi buraya getirmek ve gösterinizi Niyagara Şelaleleri üzerinde yaptığınızı görmek isterim.’

İp cambazı şöyle bir yanıt yazdı; ‘Ne Kuzey Amerika’ya gittim ne de Niyagara Şelalelerini gördüm. Yine de meydan okumanızı kabul etmeye karar verdim.” 

Olay planlandı ve tanıtımı yapıldı. Binlerce kişi, ip cambazının sudan 60 metre yükseklikte çok ince bir kablo üzerinde dengesini koruyup koruyamayacağını izlemek için toplandı. Olayın organizatörü, dünyanın bu en çok ziyaret edilen doğal harikasının Kanada ve Amerika tarafını birleştiren 833 metre uzunluğundaki kabloya baktı ve kafasını salladı. ‘Birinin Niyagara Şelaleleri üzerinde bu uzaklığı yürüyebileceğini düşünmesi için deli olması gerekir!’

Deli ya da değil, ip cambazı gözleri bağlı olarak ilk denemesini yapmaya karar verdi. Trampetçiler yürüyüşün başlayacağını duyurmak için çalmaya başladılar ama suyun sesi onların sesini bastırıyordu. Şelalenin kenarından saatte 2 trilyon litre suyun akışının yarattığı sağır edici sesi hayal edin. (Bu miktar yaklaşık olarak dakikada bir milyon banyo küveti dolusu suya karşılık geliyor!)

47 image11394 niagara falls 45Herkes nefesini tutmuş bir halde dururken yürümeye başladı. İp cambazı, rahatlıkla karşıya ve geri yürümeyi başardı. Kalabalık coşkuyla çılgına döndü ama ip cambazının Niyagara Şelaleleri üzerinde sallanan kablo üzerinde yürümeye başlamasıyla herkes yeniden sessizliğe büründü. Bu kez el arabasını itiyordu! Kolayca karşıya gitti ve tezahurat yapan kalabalığa geri geldi. Onlara dönüp şu soruyu sordu, ‘El arabasının içinde insan olsa karşıya götürebileceğime inanıyor musunuz?’

Kimse tereddüt etmedi. ‘Evet, evet! Kesinlikle yapabilirsin!’ diye yanıt verdiler.

İp cambazı izleyenlerden birine döndü ve sordu, ‘Peki ya siz beyefendi, ipin üzerinde el arabasının içinde biri olduğu halde Niyagara Şelaleleri üzerinden yürüyebileceğime inanıyor musunuz?’

‘İnanıyorum,’ diye yanıtladı adam. ‘İpin üzerinde rahatlıkla yürüdüğünüzü gördüm. Ayrıca, geldiğimizde hepimize dağıtılan kağıdı da okudum. Birkaç kez eşiniz el arabasının içinde olduğu halde yapmışsınız bunu.’

‘Haklısınız. Gördüğünüz gibi, bugün burada, yaşıyor ve sağlığı yerinde,’ dedi. ‘İnandığınızı söylüyorsunuz. O zaman el arabasının içine oturun ben de sizi karşı tarafa götüreyim!’  

‘Ben mi?’ diye kekeledi adam, aşağı baktı ve başka bir şey söylemedi. Kalabalıktan çıt çıkmıyordu. Kimse adamın yerini almak için gönüllü olmadı. İp cambazının başkalarını güvenli bir şekilde Niyagara Şelaleleri üzerinden taşıyabileceğine inanıyorlardı. Bu gerçeği kabul ediyorlardı ama kişisel güvenleri yoktu. İman, güven gerektirir.

48 image11399 wait future 45Peki ya siz? Ancak siz öldüğünüz zaman İsa’nın sizi buradan cennete götürmeye kadir olduğuna inanıp inanmadığınıza karar verebilirsiniz. Hem kadir hem de istekli. Aramanız gereken nitelikler bunlar olmalı. Bunun üzerinde düşünürken, unutmayın, İsa tüm ip cambazlarından veya tarihte adını duyduğunuz herkesten daha güvenilirdir. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1.Petrus 3:18, İncil). Bu gerçeğe inanıyor musunuz? İsa’ya güvenecek misiniz? Ölümü, günahkarların Tanrı’yla barışma yoludur. 

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.”  (2 Korintliler 5:19, İncil)   

Dünya dinlerinin başka hiçbirinin böyle bir bildirisi yoktur. Buna Katoliklik de dahildir. Bütün diğer dinler doğru davranışları, doğru tekrarlamaları, doğru kurbanı, doğru okumaları, doğru kuralları, doğru dinsel gelenekleri, doğru giysileri ve doğru yeri öngörür. Bunu yaparsanız Tanrı size şunu verecektir der. Peki sonuç? Kibir ya da korkudur. Eğer kazacağınızı düşünüyorsanız kibir, kazanamayacağınızı düşünüyorsanız korku.

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır. ” (Romalılar 6:23, İncil)

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır.  Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

Bu iki ayeti ya da buna uzaktan yakından benzeyen hiçbir şeyi dünyadaki başka hiçbir kutsal kitapta bulamazsınız. Gerçek Hıristiyanlık diğer bütün dinlerin antitezidir. Buna Katoliklik de dahildir.


Bir Açıklama Gerekiyor

49 image11401 embrace hug 45“Diğer bütün inançların antitezi mi?” diyorsunuz, “Kişisel inançlarımızı mı aşağılıyorsunuz?” Hayır!! Amacım inancınıza herhangi bir şekilde saygısızlık etmek değil. Dininize saygım sonsuzdur. Gerçek Hıristiyanlığın diğer dinlerin düşmanı olduğunu söylemiyorum. Aksine diğer dinlerin karşı tezidir diyorum. Hiç kaygınız olmasın, Katolik akrabalarımın inançlarına saygı duyduğum gibi, sizin inançlarınıza da saygı duyuyorum. Fakat bu onlarla fikir birliğinde olacağım anlamına gelmiyor, öyle değil mi? Kim, her konuda anlaşmamız gerektiğini söylüyor ki? Bizim evimizde, her konuda, aile üyelerimizin sayısı kadar farklı görüş var. Birbirimizle farklı fikirlerde olduğumuz zaman bu, birbirimizi sevmediğimiz anlamına gelmiyor. Aramızdaki sevgi bağlarını güçlü kılmak için anlaşamadığımız üzerinde anlaşıyoruz. Umarım siz de ailenizde aynı şeyi yapıyorsunuzdur.      

Bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum. Müslümanları seviyorum. Katolikleri seviyorum. Budistleri, Yehova’nın Şahitlerini, Mormonları ve Alevileri de seviyorum. İçimde Tanrı’nın Ruhu’nun yarattığı sevgiyle, düşmanlarımı bile sevebilirim! “Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir.” (Galatyalılar 5:22-23, İncil). İşte bu nedenle ve sadece bu nedenle, İsa’nın buyruğuna uyabilirim;

“Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.” (Luka 6:27-28, İncil)

50 different you can be different peach 45Gerçek Hıristiyanlık diğer dinlerin öğretişlerinden hangi açıklardan farklı? Tanrı tarafından kabul edilmek, şimdi ve gelecekte, satın alınamaz ya da kazanılamaz, ancak verilebilir. Cennette sonsuz yaşam armağanını alırsınız. Bunu okudunuz mu? Tanrı’nın armağanıdır. İhtiyacınız olan armağan budur. Bu, yeterince geleneksel dualarınızı ettikten sonra olmaz ancak yeterince yapamadığınızı kabul ettiğiniz zaman olabilir. Bunu kazanabilmeniz mümkün değildir. Sadece kabul etmeniz gerekir. Bunun sonucu olarak, Rabbiniz ve Kurtarıcınız’a kibir ya da korku nedeniyle değil, minnettarlık duyduğunuz için hizmet edersiniz.

Eğer şu anda Müslümansanız ve İncil’in bizlere İsa hakkında öğrettiklerini anlamaya başlıyorsanız bu web sitesinde yer alan yazıları okumaya devam edin. Ve kendinizi İncil okumaya vermeye başlayın. Hıristiyanlık’la ilgili tüm itirazlarınıza ve yanlış anlamalarınıza tatmin edici yanıtlar bulana dek web sitesini ziyaret etmeye devam etmeye ne dersiniz? Mantıklı bir öneri, öyle değil mi?

Şu anda yanlış anladığınız konulardan birinin açıklığa kavuşturulduğunu gördünüz mü? Hangisi mi? Katolikliğin Hıristiyanlığın bir yüzü olduğu varsayımınız. Söz konusu Katolikliğe gelişigüzel bir bakış olduğunda ‘görünüş aldatıcıdır’ sözü hiç bu kadar doğru olmamıştır. Ne var ki, Katolik inancını Kutsal Kitap inancıyla ne kadar kıyaslarsanız o kadar az ortak noktaları olduğunu göreceksiniz.

Meseleye şöyle bakın. Ezo Gelin çorbasına, kuşbaşı pancar, rendelenmiş kereviz, kalamar, çeşitli Çin sosları ve kutup ayısı eti eklersek, hala Ezo Gelin çorbası diyebilir miyiz? Başka bir ad verin isterseniz ama karışımınıza Ezo Gelin çorbası demeyin. Size inanmayız. İşte Katolik Kilisesi hakkında da tam olarak bunu söylemek gerekiyor. 1.500 yıldır, Hıristiyan inancına Kutsal Kitap’a aykırı ‘malzemeler’ katıyorlar. İstedikleri ismi verebilirler. İnançlarına saygı duyarız. Ama Hıristiyanlık demeyin. Buna inanmayız.

51 image10783 help hand hold grasp 45Artık iyi eylemlerin bizim için hiçbir önemi yok mu? Eğer Katolikseniz iyi işler yapmak konusunda söylediklerimi yanlış anlamış olabilirsiniz. Kutsal Kitap’ta aklanma doktrinini sadece aklımızda kabul etmenin, bu gerçeğe inanan kişilerin artık iyi eylemler yapmaya çalışmasının gerekmediği anlamına geldiğini düşünebilirsiniz. Aksine, Kutsal Yazılar Tanrı’nın aklayan lütfunun bizleri iyi eylemlerin yapıldığı bir yaşama götürdüğü konusunda açıktır. İyi eylemler yapmanın aklanmamızı sağladığını söylemez. Katolik Kilisesi bunu söyler ama doğru değildir.

Aşağıdaki Kutsal Yazı ayetlerindeki ilahi sıraya dikkat edin:

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. Çünkü biz Tanrı’nın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık.” (Efesliler 2:8-10, İncil)

(1) Tanrı’nın hak edilmeyen lütfuyla kurtulduk ve Tanrı’dan hak edilmeyen sonsuz yaşam armağanını aldık.

(2) Yaptığımız iyi şeylerle kolayca övünebildiğimizi bilen Tanrı, bu armağanın bizim iyi eylemlerimizle hiç ilgisi olmadığının özellikle altını çiziyor.

(3) Tanrı, mümkün olsa, ne kadar iyi şeyler yaptığımızla övüneceğimizi biliyor. Bu nedenle, Tanrı, sanki Tanrı’dan bu kadar büyük iyilikler kazanmayı hak edebilecek herhangi bir şey yapmış gibi, insana yaptıklarıyla övünme fırsatı vermiyor. Yaptığımız iyi şeylerle övünmeye yer yoktur.


52 tract cover38 45 text xxxKutsal Yazılar iyi eylemlerin önemli olduğu konusunda açıktır fakat aklanmamızla ilgileri yoktur. Aklanma, gerçek Hıristiyanların Tanrı’nın gözünde cennete girmelerini mümkün kılacak kusursuz doğruluğa artık sahip olduklarından emin olabilecekleri anlamına gelir. Eğer İsa, ölümü aracılığıyla tüm günahlarımızı bağışladıysa ve bunlardan ötürü ortaya çıkan ilahi cezayı tamamıyla ödediyse ve Tanrı imanlıyı İsa’ya imanları temelinde kesin olarak doğru ilan ettiyse, o zaman insanın cennete girmesi için gereken başka hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey! (Ya Araf?) HİÇBİR ŞEY! Bu, gerçekten de harika bir haberdir! Biraz düşünün. İsa’ya gerçekten iman eden biri Tanrı’nın gözünde artık yetkin doğruluğa sahiptir ve İsa’ya iman ettiği andan itibaren bu doğruluğa sahiptir. Ne bebek vaftizi gibi dinsel törenler ve rahibin bağışlaması ne de arafta çekeceği acılar, cennete gitmesi için gerekli olabilir.

Katolik akrabalarım ve arkadaşlarım, rahipleri ve papalar tarafından üzerlerine yüklenen erdem kazandıran eylemleri haklı göstermek için sık sık Kutsal Yazılar’dan bir ayete başvururlar. Yazıyı, bu ayetle ilgili açıklamayla bitireceğim. 

“Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.” (Yakup 2:24, İncil)

Kutsal Yazılar’dan Tanrı’nın hak edilmeyen lütfu aracılığıyla aklandığımızı öğrendik. Hak edebileceğimiz ya da satın alabileceğimiz bir şey değil, aksine bizlere sunulan bir armağandır. “İnsanlar İsa Mesih’te olan kurtuluşla, Tanrı’nın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar.” (Romalılar 3:23, İncil). Bu sözlerin altını çizin: karşılıksız olarak. Bizlerden kaynaklanan bir erdemden ayrı olarak aklandık. Hak edilmemiş, satın alınmamış.

İncil’de Aklanmanın Altı Yönü

53 image11403 number 6 sixKatolik okuyucularımıza yardımcı olmak için kısaca İncil’de aklanmanın altı farklı yönünü açıklamak istiyorum. Lütuf, iman, kan, güç, Tanrı ve eylemler aracılığıyla aklandığımız söylenir. Peki, bunlar birbiriyle çelişir mi? Göreceğiniz gibi aklanmanın bu altı tanımında çelişki yoktur.

1)  Tanrı’nın hak edilmeyen lütfuyla aklanırız yani aklanmayı hak etmiyoruz. İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır.
Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

2)  İmanla aklanırız yani İsa’ya iman ederek aklanmayı hayatımıza alırız. “Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz.” (Romalılar 5:1, İncil)

3)  Kanla aklanırız. Burada aklanmamız için Kurtarıcı’nın ödediği bedelden söz edilir. Böylece şimdi O’nun kanıyla aklandığımıza göre, O’nun aracılığıyla Tanrı’nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.” (Romalılar 5:9, İncil)

4)  Güçle aklanırız. İsa’yı ölümden dirilten güçle aynı güç. “”Aklanmış sayıldı” sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler -Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’ya iman eden bizler- için de yazıldı. İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.” (Romalılar 4:23-25, İncil)

5)  Tanrı’yla aklanırız. Bizleri doğru sayan O’dur. “Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı’dır.” (Romalılar 8:33, İncil)

6)  Eylemlerle aklanırız. Bu, eylemlerimizin aklanmayı hak etmemizi sağladığı anlamına gelmez fakat eylemlerin aklandığımızın kanıtı olduğuna işaret eder. “Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.” (Yakup 2:24, İncil)

İman ve Eylemler

54 offering6 45“Kardeşlerim, bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Böylesi bir iman onu kurtarabilir mi?
Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, içinizden biri ona, “Esenlikle git, ısınmanı, doymanı dilerim” der, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar?
Bunun gibi, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.
Ama biri şöyle diyebilir: “Senin imanın var, benimse eylemlerim.”
Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de sana imanımı eylemlerimle göstereyim.
Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar!
Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?
Atamız İbrahim, oğlu İshak’ı sunağın üzerinde Tanrı’ya adama eylemiyle aklanmadı mı?
Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı eylemleriyle tamamlandı.
Böylelikle, “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim’e de Tanrı’nın dostu dendi. Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.”  (Yakup 2:14-24, İncil)

İmanla değil, eylemlerle aklandığımızı iddia eden sapkın öğretiyi desteklemek için bu ayetler yaygın bir şekilde kullanılır. Diğer bir deyişle, Kurtarıcımız İsa’ya güvenmeliyiz. Ne var ki, bu yeterli değil. Neden? İsa, bizim yerimize gerekeni yeterince yapmadı. Hayır işleri yaparak ve adanmışlığımızı göstererek bizi kurtaracak ek işler yapmak zorundayız.  

Bir anlamda eylemlerle aklanıyoruz. Nasıl? Yaptığımız iyi işler veya eylemler imanımızın gerçek olduğunun dışarıdan görülebilen kanıtlarıdır. Başka türlü olsa, görünmeyecek olanlara dıştan görünebilecek bir ifade veriyorlar.


55 image5002 god 45Aklanmanın altı yönü hakkında okudunuz. Bunlar aynı gerçeğin farklı yönleridir. Tanrı lütuf ilkesi üzerinden aklar. İnsanın alma aracı ise imandır. Kurtarıcının ödemesi gereken bedel kandı. Aklamada etkin kişi Tanrı’dır ve eylemler bunun bir sonucudur. İman ve eylemlerle ilgili Kutsal Yazılar’ın bu bölümüne yakından bakalım:

Kardeşlerim, bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Böylesi bir iman onu kurtarabilir mi?

Bu ayette bizlere anlatılan şey, sadece iman ikrarı dışında başka bir şeyi olmayan biridir. İmanı olduğunu söylüyor fakat yaşamında buna işaret eden hiçbir şey yok. Ayet böyle bir imanın değersiz olduğunu söylüyor. Sadece sözlerden ibaret, başka hiçbir şey yok. Bu adamın yaşamında bir noktada bir değişim görmek gerekir. Hemen olmayabilir ama bu ayette sözü edilen ‘yeniliğin’ kanıtını görmek gerekir: “Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2.Korintliler 5:17, İncil)

İncil’in bu kısmının esin almış yazarı, sonucunda iyi eylemler üretmeyen imanın kimseyi kurtaramayacağında ısrar ediyor. Katılıyorum. 

Bir erkek ya da kız kardeş çıplak ve günlük yiyecekten yoksunken, içinizden biri ona, “Esenlikle git, ısınmanı, doymanı dilerim” der, ama bedenin gereksindiklerini vermezse, bu neye yarar?

Eylemler olmadan sözlerin boş olduğunu görüyoruz. Kişi cömert sözler söyleyebilir fakat bu cömertliğe aslında sahip değildir. Gerçek imana sahip değildir.

Bunun gibi, tek başına eylemsiz iman da ölüdür.

Eylemleri olmayan iman, gerçek iman değildir. Bununla birlikte, İncil’in bu kısmını yazan esin almış yazar iman artı eylemler aracılığıyla kurtulduğumuzu söylemiyor. Böyle bir görüş, bizim yerimize ölümüyle sonsuz kurtuluşumuzu güvence altına alan Kurtarıcı’ya karşı saygısızlık olur. Eğer iman artı eylemlerle kurtulsaydık o zaman iki kurtarıcı olurdu; İsa ve biz. İncil, İsa’nın bir ve tek Kurtarıcı olduğu konusunda oldukça açıktır. Burada yazarın vurguladığı sadece iman sözleriyle kurtulmadığımızdır. Eğer iyi eylemler üretiyorsa gerçek imana sahibiz demektir. Diğer bir deyişle, eylemler kurtuluşumuzun kökü değil, ürünüdür. İyi eylemler Tanrı karşısında doğru bir konuma sahip olmamızın nedeni değildir. Bu konum bu şekilde elde edilemez. İyi eylemler Tanrı karşında doğru bir konuma sahip olmanın sonucudur.

56 compassion 45Ama biri şöyle diyebilir: “Senin imanın var, benimse eylemlerim.” Eylemlerin olmadan sen bana imanını göster, ben de sana imanımı eylemlerimle göstereyim.

Gerçek iman ve iyi eylemler birbirinden ayrılamaz. Bu ayetlerin kilit noktası ‘göstermektir’. İmanı eylemlerden ayrı olarak göstermek olanaksızdır.

İsa’ya gerçekten iman eden biri şunu söyler, “Evet, imanın olduğunu söylüyorsun ama bunu gösterecek eylemlerin yok. Ben, imanın iyi eylemlerle dolu bir yaşamla desteklenmesi gerektiğini iddia ediyorum. İyi eylemlerin olmadığı bir yaşamda imanın olduğunu kanıtla bana. Bunu yapamazsın. İman görünmez. Başkalarının imanın olduğunu bilmesinin tek yolu, imanı gösteren yaşam aracılığıyla olur. İmanımı sana eylemlerimle göstereceğim!”

Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve titriyorlar! Ey akılsız adam, eylem olmadan imanın yararsız olduğuna kanıt mı istiyorsun?

İsa’ya gerçekten iman eden kişi bize bir örnek vererek devam ediyor. Tanrı’nın varlığına veya Tanrı’nın bir olduğuna inanmanın yeterli olmadığını söylüyor. Cinler bile buna inanıyor ve Tanrı tarafından bir gün cezalandırılacaklarını düşünerek tirtir titriyorlar. Cinler bir gerçeğe inanıyorlar ama Tanrı’ya teslim olmuyorlar. Bu Kutsal Kitap’a uygun iman değildir. Gerçek adanmışlık değişmiş bir yaşam üretir. Eylemlerin olmadığı iman, sadece gerçek konusunda aklen fikir birliğinde olmaktır.

Görüyorsun, onun imanı eylemleriyle birlikte etkindi; imanı eylemleriyle tamamlandı.
Böylelikle, “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı” diyen Kutsal Yazı yerine gelmiş oldu. İbrahim’e de Tanrı’nın dostu dendi.

57 image2 xxx 45İsa’ya gerçekten iman eden kişi, gerçek imanla ilgili bir örnek daha veriyor. İbrahim’in yaşamından söz ediyor. İbrahim, eylemleriyle kendisini gösteren imanla aklandı. İmanının ardından eylem geldi. Bu, adı değişmeden önce oldu:

“Bundan sonra RAB bir görümde Avram’a, ‘Korkma, Avram’ diye seslendi, ‘Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.’
Avram, ‘Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?’ dedi, ‘Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezer’e kalacak.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.’
RAB yine seslendi: ‘O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.’
Sonra Avram’ı dışarı çıkararak, ‘Göklere bak’ dedi, ‘Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.’
Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.
Tanrı Avram’a, ‘Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler’in Ur Kenti’nden seni çıkaran RAB benim’ dedi.” (Yaratılış 15:1-7, Eski Antlaşma)


58 offering2 blue 45Kutsal Kitap’ta birkaç sayfa çevirdikten sonra tarihte, Tanrı’nın adını değiştirdiği ana geliyoruz:

“‘Seninle yaptığım antlaşma şudur’ dedi, ‘Birçok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.” (Yaratılış 17:4-5, Eski Antlaşma)

İbrahim’in (Avram) aklandığı ana geri dönelim. “Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.” Yaşamında aklanma nasıl gerçekleşti? Tanrı’ya inandı. Tanrı’nın söylediklerine inandı. İbrahim, inanarak aklandı. Bir şey yaparak değil, sadece inanarak. Diğer bir deyişle imanla aklandı. Bu olay 15. bölümde gerçekleşiyor. 22. bölüme gelene kadar İbrahim’in oğlunu sunmasına gelmiyoruz. İbrahim o zaman eylemleriyle aklanıyor. 

“Daha sonra Tanrı İbrahim’i denedi. ‘İbrahim!’ diye seslendi. İbrahim, ‘Buradayım!’ dedi.
Tanrı, ‘İshak’ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git’ dedi, ‘Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.’
İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak’ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı’nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı.
Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü.
Uşaklarına, ‘Siz burada, eşeğin yanında kalın’ dedi, ‘Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.’
Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak’a yükledi.
Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim’e, ‘Baba!’ dedi.
İbrahim, ‘Evet, oğlum!’ diye yanıtladı. İshak, ‘Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?’ diye sordu.
İbrahim, ‘Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak’ dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.
Tanrı’nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak’ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.
59 image11404 abraham 45Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama RAB’bin meleği göklerden, ‘İbrahim, İbrahim!’ diye seslendi. İbrahim, ‘İşte buradayım!’ diye karşılık verdi.
Melek, ‘Çocuğa dokunma’ dedi, ‘Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı’dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.’
İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.
Oraya ‘RAB sağlar’ adını verdi. ‘RAB’bin dağında sağlanacaktır’ sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.” (Yaratılış 22:1-14, Eski Antlaşma)

NOT: Bu diziyi bitirdiğinizde Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı yazıyı okumanızı öneririm. Bu ayetler, Aden Bahçesi’nden başlayarak sonsuzluğa doğru ilerlediğimiz bir çalışmanın bir parçası olarak ele alınıyor. Kutsal Yazılar’da yolculuğumuzda ilerledikçe konunun üzerinde ki perde giderek kalkıyor. Bu web sitesindeki en önemli yazılardan biridir. Yakında bu yazıda sizinle görüşmeyi umut ediyorum.

İbrahim ve oğluyla ilgili bu ayetlerde İbrahim’in eylemleriyle aklandığını görüyoruz.  Fakat hangisi önce oldu? İmanla aklanma mı yoksa eylemleriyle aklanma mı? İbrahim Tanrı’ya iman ettiği anda, Tanrı’nın gözünde aklanmıştır. “Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.” Fakat yedi bölüm sonra Tanrı İbrahim’in imanını sınadı. İbrahim imanının gerçek iman olduğunu gösterdi. Oğlunu sunmaya razı olmakla bunu yaptı. İtaati, imanının sadece gerçeği aklında onaylamak olmadığını gösterdi. Yürekten adanmıştı. Gerçekti.

İbrahim’in imanının eylemlerine ilham verdiği açıktır. Söylediğim gibi, gerçek iman ve iyi eylemler birbirinden ayrılamaz. Birincisi ikincisini doğurur ve ikincisi birincisinin kanıtıdır. 

Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.

60 image11405 cool text plus arti 45Tanrı’nın bu ayetlerde bize ne söylediğini anlamak için dikkatli olmalıyız. İbrahim hakkında öğrendiklerimizden nasıl bir sonuç çıkartabiliriz? İmanlı sadece imanla değil, aynı zamanda eylemlerle aklanır. Fakat bu, imanlının iman artı eylemlerle aklandığı anlamına gelmez. ‘Artı’ sözcüğünü sözcük haznenizden çıkarın. İman artı eylemlerle aklandığımıza inanmak bu ayetlerin öğretişini yanlış anlamaktır. İbrahim Tanrı’ya karşı iman ve insanlara karşı eylemlerle aklanmıştı. Tanrı, İbrahim’i iman ettiği anda akladı.  İbrahim, hayatının herhangi bir noktasında ilk iman ettiği andan daha fazla aklanmış olamazdı. Katolik akrabalarım ve arkadaşlarım bunu anlamıyorlar fakat sizin söylediklerimi anladığınızı umuyorum. ‘Bana imanının gerçek olduğunu göster’ dememiz son derece uygundur. Bunun tek yolu iyi eylemlerdir.

Bazı kişiler, Tanrı karşısında doğru bir konuma sahip olmanın kısmen iyi eylemler aracılığıyla olduğunu öğretmek için İncil’deki bu on dört ayeti kullanırlar. İyi eylemler derken, hayır kurumlarına bağış yapmayı, borçlarımızı ödemeyi, doğruyu söylemeyi, rahibinizin ön gördüğü erdem kazandıran eylemleri gerçekleştirmeyi ve Katolik Kilisesi’nin gerekli törenlerine katılmayı kast ediyorlar. Katolikler, cenneti hak edebilmemiz için rahip ve papalarımızın yapmamız için bizlere verdiği her şeye teslim olmamız için bu ayetleri kullanıyorlar. Lütuf hak edilir mi? Bu, kendi içinde bir çelişki değil midir? Lütuf karşılıksızdır! Kazanılmaz veya hak edilmez. “Eğer bu, lütufla olmuşsa, iyi işlerle olmamış demektir. Yoksa lütuf artık lütuf olmaktan çıkar!” (Romalılar 11:6, İncil)


61 image11406 cool text exclamation mark 45 xxxMaalesef, Katolik Kilisesi, İsa’nın, Tanrı’nın birincil lütuf verme araçları olan yedi kilise uygulaması oluşturduğunu öğreterek lütfun anlamını çarpıtmıştır. İsa böyle bir şey yapmadı! Böyle bir öğretiş aktarmadı! Bu, sadece gerçeği çarpıtmak değil! Açıkça bir yalan! Katolik Kilisesi, Katolik olan kişinin belli dinsel uygulamaları yerine getirdiğinde kendisine lütfun verildiğini öğretir. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 1127-1128.) Başka hiçbir şey gerçekten bu kadar uzak olamaz. Başka hiçbir şey İncil’in öğretişinden bu kadar uzak olamaz.

Kutsal Kitap’taki lütuf, bir makinadan çıkan ürün gibi dağıtılamaz. Tanrı’nın bunu yaptığını hayal edebiliyor musunuz? Kendisiyle kendisini izleyenler arasındaki günah engelini böylesine yüksek bir bedel karşılığında (İsa’nın ölümü) ortadan kaldırıyor ve sonra kendisiyle kendisini izleyenler arasında dinle ilgili uygulamaları ve Katolik törenlerini koyuyor! Tanrı, Katolik Kilisesi’nin kural ve düzenlemelerine değil, O’na ve bizim için yaptıklarına güvenmemizi ister. Dini törenlerle değil, kendisiyle bir ilişki sunuyor!

Katolik Kilisesi’nin öğrettiği şekliyle aklanma kusurlu ve eksiktir. Sözde bebek vaftizi sırasında verilen lütufla başlıyor ve kişinin çeşitli dinle ilgili uygulamaları yerine getirmesiyle artıyor. Katolik Kilisesi, Katolikler’e, iyi eylemleriyle kendilerini aklayan lütfu artırabileceklerini öğretiyor. (Katolik Kilisesi Katekizmi, paragraf 2010.) Bunun, Tanrı’nın İncil’de insana açıkladıklarına ne kadar yabancı olduğunu ifade etmem mümkün değil. Lütfen bu konuda dikkatli bir şekilde düşünün.

1)  Kutsal Kitap’a göre aklanma artamaz. Neden? Kutsal Kitap’a göre aklanma Tanrı’nın kusursuz doğruluğunun günahkarın hesabına aktarılmasıdır. Bundan daha açık bir şekilde ifade edilebilir mi? “Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.” (Koloseliler 2:9-10, İncil). İsa’ya gerçekten iman eden kişi daha fazla aklanmaya çalışmaz. Tanrı kendisini zaten aklamıştır. Tanrı karşısında duruşu kusursuzdur. İmanlı kusursuz değil, fakat konumu kusursuzdur. Geleceği de güven

Leave a Comment