Nasıl Tanrı’nın Agape Sevgisini Alan Tarafta Olabiliriz?

01 image11483 people look up 45Web sitesinin bu kısmında olmanızın nedeninin Tanrı’nın size olan sevgisi hakkında daha fazla öğrenmek istemeniz olduğuna inanıyorum. Akşam gökyüzünde kayan bir yıldız gördüğünüzde hissettiğiniz hayretle, bu düşünce bir zaman aklınızdan geçmiş olabilir: “Belki de Tanrı beni daha önceden hiç bilmediğim bir şekilde seviyordur.” Ya da duygularınızı şöyle ifade etmiş olabilirsiniz:

1)  Sevilmek istiyorum.
2)  Bana sevildiğimin söylenmesini istiyorum.  
3)  Ve bu makaleleri okurken Tanrı’nın, beni koşulsuz sevdiğini bilmemi istediği izlenimine kapılıyorum. 

Ancak Doğaüstü Bir Şekilde Tanınabilir

İlk üç makaleyi okudunuz mu? Okuduysanız, Tanrı’nın ancak kendisini doğaüstü bir şekilde açıklaması aracılığıyla tanınabileceğini biliyorsunuzdur. İnsanın Tanrı’yı kişisel  bir şekilde tanıyabilmesi için, İncil’i ya da bu makaleleri okumadan önce başka bir şey yapması gereklidir. Tanrı bilgisi, kimya bilgisinin kimya kitapları okunarak edinilmesi şeklinde edinilemez. Bu şekilde Tanrı, entelektüel olarak bilinebilir ama ruhsal olarak bilinemez. Doğaüstü bir Tanrı ancak doğaüstü bir şekilde bilinebilir, yani insanın bir şeyi doğal olarak öğrenme biçiminin ötesinde bir şekilde tanınabilir. Tanrı’nın kendisini yüreğe…sizin yüreğinize açıklaması gerekir. İyi haber, Tanrı’nın bunu yapmayı istiyor olmasıdır. Bunu size hatırlatmamın tek nedeni bir şey yapmanızdır. Şu anda. Duayla Tanrı’dan okuduklarınızı anlamanıza yardım etmesini isteyin. Tanrı’dan kendisini doğaüstü bir şekilde açıklamasını böylece yüreğinizin ilahi şeylerle dolup taşmasını isteyin. 

“”Işık karanlıktan parlayacak” diyen Tanrı, İsa Mesih’in yüzünde parlayan kendi yüceliğini tanımamızdan doğan ışığı bize vermek için yüreklerimizi aydınlattı.”  (2. Korintliler 4:6)

Böylece doğaüstü bir deneyim lütfunu yaşayan insan, mezmurcunun söylediğini söylemeyi öğrenmiştir: “Senin ışığınla aydınlanırız.” (Mezmur 36:9, Eski Antlaşma)

02 image11570 marriage counseling problem 45Bir seferinde, evliliklerinde sorunlar yaşayan bir çift için danışmanlık yapıyordum. Koca, karısından bıkmıştı ve boşanmak istiyordu. Evliliklerine son vermek için çok iyi gerekçelendirdiği nedenleri vardı. Karısı, son çare olarak bir kere danışmanlığa gitmeleri için kocasını ikna edebildi.

Görüşmemiz sırasında evliliklerine devam edememeleriyle ilgili bir liste dolusu neden sıraladı. Birkaç dakika adamı dinledikten sonra şöyle sordum, ‘Evliliğinizdeki sorunlara sizin katkınız nedir?’  

Şaşırmış bir şekilde bana baktı ve şöyle dedi, “Benim katkım mı?” Şöyle dedim, ‘Evet. Siz, karınız için durumu zorlaştırmak için ne yaptınız?’  

Biraz düşündükten sonra şöyle dedi, ‘Ben pek sabırlı bir insan değilim.’ 

‘Tamam. Başka?’ diye sormaya devam ettim.

Gözlerini bana dikti ve çok uzun süre sessiz kaldı. Konuyu devam ettiren bir soruyla sessizliği bozmayı düşündüm ama adam tekrar konuşana kadar beklemeye karar verdim. Sonunda konuştu, ‘Fevri bir insanım ve bazen bağırıyorum.’ 

Bu yorum, kendisiyle ilgili yaptığı ilk yorumla ilgili olduğu için sormaya devam ettim, ‘Tamam. Başka?’  

Karısı araya girdi, ‘Yapacağını söylediği şeyi her zaman yapmıyor’ dedi. 

Kadını durdurdum ve ‘Bir dakika…şimdi konuşma sırası onda. Bırakın da o anlatsın’ dedim. 

Adam, ‘Evet, haklı. Hep haftasonu onu alıp dışarı çıkaracağıma söz veriyorum ama hiç yapmıyorum’ dedi.

‘Peki, başka?’ diye sordum. 

03 image11573 time 45Yarım saati aşkın bir süre, bu şekilde devam ettik ve hayatında yanlış olduğunu kabul ettiği şeylerin uzun bir listesini oluşturduk. Adam konuşurken söylediklerini tek tek yazmaya özen gösterdim. Paylaşmayı istediği şeyleri paylaşmayı bitirdiğinde, yüksek sesle listenin üzerinde geçtim. Sonra şöyle söyledim, ‘Karınızı terk etmekten söz ediyorsunuz?!!! Şimdiye kadar karınızın sizi terk etmediğine inanamıyorum!’

Bunu söylediğim için yüzüme bir tokat yememiş olmamın en azından iki nedeni var. Sözlerim adamı neden gücendirmedi? Adam yüzümdeki gülümsemeyi gördü ve kısmen şaka yaptığımı anladı ama daha önemlisi, kendisinin de karısını, en az karısının kendisini mutsuz ettiği kadar mutsuz ettiğini fark etti. Kendisini kurban olarak görürken, kendisinin de belli bir yere kadar yaralayıcı olduğunu gördü. O günden itibaren evlilikleri değişti. Her hafta profesyonel bir evlilik danışmanıyla görüştüler ve aralarındaki farklılıkları çözmeyi başardılar. 

İster, bekar, ister, evli, ister nişanlı, ister boşanmış olun – medeni durumunuz ne olursa olsun – kendimizi Tanrı’nın agape sevgisini kabul eden tarafına koymadan önce adamın aldığı dersi almalıyız. Bu adam hayatını araştırırken ne oldu? Ciddi bir şekilde alçaldı. 


Alçakgönüllülük

04 image7995 face people 45Hatalı olduğumuzu ya da yanlış şeyler yaptığımızı kabul etmek kolay değil, öyle değil mi? Bu, insanı alçaltan bir deneyim. Alçakgönüllülük nedir? Bu sizi şaşırtabilir ama, alçakgönüllülük kendinizi küçük görmek değil, kendiniz hakkında doğru bir şekilde düşünmek demektir. Alçakgönüllü bir yürek, ‘Ben hiçbir şey yapamam’ demez. Aksine, ‘Her şeyi yapamam. Kendime düşen rolü biliyorum ve bu rol her ne ise bunu üstlenmekten memnun olacağım’ der. Alçakgönüllü bir şekilde kendinizi Tanrı’nın sevgisini alan tarafa koyacağınız günü sabırsızlıkla bekliyorum. O gün, Tanrı’nın dikkatini çekmek ya da sizi kabullenmesini sağlamak için çabalamaktan ve sürdürdüğünüz yaşam biçiminden vazgeçeceksiniz. ‘Yüreğimde, cenneti hak edecek kadar iyi olmadığımı ve hiçbir zaman olamayacağımı’ biliyorum demek insanı alçakgönüllü yapar.       

Ne zaman okusam gülümsememe neden olan iki ayete bakalım:

“İsa, yanına küçük bir çocuk çağırdı, onu orta yere dikip şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz.”” (Matta 18:2-3)

Cennete Girmek İstiyorsak…

Gülümseyecek ne mi var? Sahneyi bir düşünün. İsa küçük bir çocuğu alıyor ve yetişkin adamların arasında durduruyor. Çocukla oynamaları için değil, çocuktan birşeyler öğrenmeleri için! İlginç, değil mi? İsa, cennete – ya da bu durumda Göklerin Egemenliği’ne – girmek istiyorsak çocuk gibi olmamız gerektiğini söylüyor. 

05 child rich1 45İsa ne demek istedi? Çocukça mı davranmalıyız? Hayır, daha çok çocuk gibi. Eğer iki tane üç yaşında çocuğu alıp birbirlerine yakın bir yere koyarsanız, kısa bir süre içinde birlikte oynamaya başladıklarını görürsünüz. Kralın çocuğu, dilencinin çocuğuyla oynamaktan rahatsızlık duymaz. Yırtık pırtık giysileri olan çocuk ipek giysili çocukla oynarken onu kıskanmaz. Asil bir çocuk oyun sırasında başka bir çocuktan üstün olduğunu da düşünmez. İnsanın kendisini başka birinden daha iyi ya da üstün hissetmesinin nasıl bir şey olduğunu henüz bilmez. Tanrı’ya şükürler olsun.

Çocukların zihinleri geçmişteki ya da yeni başarılarıyla dolu değildir. Ünleri için ya da kendi şanlarını korumak için yaşamazlar. Kendileri hakkında olması gerekenden daha yüksek bir şekilde düşünmelerine neden olacak kibir dolu bir ben-merkezcilik geliştirmelerinin zamanı henüz gelmemiştir. Zihinlerinde hala, devamlı olarak kendilerine hayranlık ve övgü sundukları bir içsel dünya oluşturmaları gerekmektedir. Egoları hakkında henüz pek fazla şey söylenemez. Süreç içinde kim zarar görürse görsün, egolarını şımartmaları, ayartmak ve beslemek için ne gerekiyorsa yapmaları gereklidir.

Biz, bu çocukların henüz olmadığı şeyiz. Fakat çocuklara zaman tanıdığınızda, kimsenin doğal olarak alçakgönüllülük yolunu seçmediğini kanıtlayacaklardır. ‘Bunun benimle ne ilgisi var?’ diye düşünebilirsiniz. Sonsuzluktaki iyiliğinizi düşünüyorsanız ve cennetin sonsuz eviniz olmasını arzuluyorsanız şunu bilmelisiniz: Tanrı, sizi dünyadaki en alçaltıcı yere götürmeden önce size cenneti veremez. Bu yer, Tanrı’nın size karşı koşulsuz sevgisinin nihai olarak açıklanmasını kabul etmeniz ya da reddetmenizin istendiği yerdir. 

Her Türlü Armağanın Reddedilebileceği Gibi Reddedilebilir!

Koşulsuz sevgi reddedilebilir mi? Nasıl olabilir diye soruyorsunuz? Koşulsuz demek, herhangi bir koşulu yok demek, öyle değil mi? Hayır, o anlama gelmiyor. Tanrı’nın size karşı duyduğu agape sevgisi, İsa Mesih aracılığıyla ifade edilmiştir ve Tanrı’nın günahlarınızın bağışlanması konusunda eksiksiz sağlayışıyla ilgilidir. Tanrı’dan gelen bu ilahi armağan her türlü armağanın reddedilebileceği gibi reddedilebilir. Tanrı’nın sevgisinin koşulsuz olan yanı bunu kazanmanızın, hak etmenizin ya da almak için herhangi bir şey yapmanızın gerekli olmamasıdır. Bu sevgiyi kazanamazsınız ya da hak edemezsiniz. Yaptığınız herhangi bir şeyle bu sevgiden daha fazla kazanamazsınız. Ama, üzücü olan şey bu sevgiyi reddedebilecek olmanızdır.

06 mirror1 45Küçük çocukların ve bizlerin nasıl olduğumuz üzerinde durduk. Dört kısımdan oluştuğunuzu biliyor muydunuz? Üç kısmı biliyoruz. Beden, can ve ruh. Ama kendinizi görebileceğiniz başka bir yol daha var. 

1.  Kendinizde beğendiğiniz ve başkalarının görmesine izin verdiğiniz bir parça var.
2.  Kendinizde beğenmediğiniz ve saklı tutmaya çalıştığınız bir parça var.
3.  Kendinizle ilgili olarak bilmediğiniz ama arkadaşlarınızın bildiği bir parça var. 
4.  Son olarak, sizin de arkadaşlarınızın da bilmediği, sadece Tanrı’nın bildiği bir parça var. 

Diğer bir deyişle, sizin hakkınızda Tanrı’nın bildiği ama sizin farkında olmadığınız bir şey var. Sadece Tanrı’nın farkında olduğu bir ihtiyacınız var. Ancak Tanrı’nın karşılayabileceği bir ihtiyacınız var. Bu nedenle, bugün Tanrı’nın agape sevgisinin başka bir yönünü göstermek için biraz zaman geçirmekten son derece memnunum. Sevgi örtüsüyle ilgili son makaleyi okudunuz mu? Umarım okudunuz. Okuduysanız aşağıdaki hikaye sizin için çok daha anlamlı olacaktır. Bugün netteyken lütfen her ikisini de okumak için zaman ayırın.


07 image12241 countryside rural home 45Yıllar önce bazı yakın akrabalarımız eşimle bana para hediye ettiler. Doğrudan elimize vermediler. Evlerinde geçirdiğimiz akşam, bir ara biri dışarı çıkıp içinde para olan zarfı arabamızın sürücü tarafındaki camına bantladı. Oradan geçen birinin çalacağından kaygılanmadılar mı? Hayır, çünkü evleri kırsal bir bölgede. Ağaçlarla çevrelenmiş bir yerdi.

Hediyenin akşam dışarı çıkmak için kullanılması gerekiyordu. Kentteki şık bir restoranda yemek yememizi öneriyorlardı. Paranın, yeni bir soba, fatura ödemesi ya da salonumuzdaki halının temizletilmesi için kullanılmaması gerekiyordu.    

Bir çocuk bakıcısı bulup dışarıda romantik bir akşam geçirmek üzere çıkmamız uzun sürmedi. İşte karşımızdaydı, şık ve pahalı restoran! Görevli arabamızı park etti ve içeri girdik. Restorandaki kimse, sırf bu özel akşam yemeğinin tadına varabilmek için öğlen yemeğinde ikimizin de çok az yediğinden haberdar değildi. Kimse, orada ancak sevgili akrabalarımızın iyiliği sayesinde bulunabildiğimizi bilmiyordu. Ama orada olan biri benim nasıl göründüğüm konusuyla yakından ilgiliydi. Restoran şefi ceket giymediğime dikkat çekti. 

Bir Ceket Mi?

“Ceket giymiyordum?!!!” Kravatın gerekliliğinden söz etmedi. Sadece ceket. Spor gömleğim ve kazağımın nesi kötüydü? Üzerimde güzel görünüyorlardı. Gömlek yeni yıkanıp ütülenmişti. Kazak daha yeni kuru temizlemeden gelmişti. Ama Fransız aksanıyla konuşan bu siyah kravatlı adam için bunun bir önemi yoktu. Hiç etkilenmemişti. Ne yapacağımızı düşünerek orada dikilirken başka iki çifti oturttu. Bay ve Bayan Havalı’ya bir masa verildi. Bay ve Bayan Sizden Daha Şık’a da aynı şekilde yer gösterildi. Peki ya Bay ve Bayan Ceketsiz? Orada durduk ve birbirimize, yere ve duvardaki resimlere bakakaldık…çok utanmıştık.

Eğer başka bir seçeneğim olsaydı herhalde yalvarmazdım. Ama yoktu. Geç olmuştu ve diğer restoranlar büyük olasılıkla doluydu. Ayrıca, öğle yemeği sırasında neredeyse oruç tutmuş olduğumuz için karnımız açtı ve bulunduğumuz yerde iyi bir akşam geçirmeyi çok istiyorduk.   

08 maitre d10 45“Yapabileceğiniz bir şey olmalı,” diye adamdan rica ettim. Restoran şefi önce bana, sonra eşime baktı ve yanaklarının hafifçe şişmesine neden olacak şekilde ofladı.

“Tamam, bakalım yapabileceğim bir şey var mı?”

Sonra vestiyere girdi ve elinde bir ceketle geldi. ‘Bunu giyin’ dedi.  

Görünüşe bakılırsa, içeri girmek için gerekli olan şeye sahip olmadan oraya gelen tek kişi ben değildim. Peki ya bu beni kurtaran, akşamımızı kurtaran ceket nasıl bir ceketti? Kolları çok kısaydı. Omuzları çok dardı. Arkası buruşuktu. Ayrıca, ceketin rengi gömleğim ve kazağımla uyumsuzdu. Soru: Şikayet ettim mi? Doğru tahmin ettiniz. Ceketi giydim ve bir masaya oturtulduk. 

Sizin De Benim De Öğreneceğimiz Önemli Bir Ders

Akşam yaşanan sorunlara karşın birlikte çok güzel bir yemek yedik. Utanç dolu dakikalarımıza değdi mi? Evet, çünkü bu restoran şefiyle yaşanan sorunda sizin de benim de öğreneceğimiz önemli bir ders var. Tabii ki, ‘her zaman güzel bir restorana giderken ceket giyin’ ya da ‘bakarsınız daha da sıkı bir restoran şefiyle karşılaşırsınız diye her zaman yanınızda bir ceket ve kravat bulundurun’ değil bu ders!      

O akşam benim ne düşündüğümün önemli olmadığını anladım. Kendimi nasıl gördüğüm de önemli değildi. O restorana giderken iyi göründüğümü düşünüyordum. Cüzdanımdaki para, içeri girmek için ihtiyaç duyduğum biletti. İki kişilik bir akşam yemeği için gerekenden daha fazla paramız vardı. Ama başka bir şeye ihtiyacım olduğunu bilmiyordum. Bir cekete ihtiyacım vardı. Çok şükür, restoran şefi beni geri çevirmeyecek kadar iyiydi ama aynı zamanda standardı düşürmeyecek kadar dürüsttü. Böylece ceketi gerekli kılan kişi bana bir ceket verdi. Ancak o zaman bize bir masa verildi.

Ceketi Gerekli Kılan Kişi Bana Bir Ceket Verdi

09 image10259 cross 20 shutterstock 45Hatırlıyor musunuz, Tanrı’nın size cenneti vermeden önce sizi dünyada insanı en çok alçaltan yere götürmesi gerektiğini söylemiştim. İsa’nın gerildiği çarmıhı kast ediyordum. Orası Tanrı’nın koşulsuz sevgisinin nihai göstergesini kabul ya da red etmenizin isteneceği yerdir. Cennete girebilmeniz için tam bir kutsallık, doğruluk ve paklık arayan Kişi, bunu sağlayacak Olan’dır. O gece restoran şefinin bana bu ruhsal gerçeği hatırlattığının farkında olmadığından eminim ama hatırlattı.  

Tanrı’nın göklerdeki sonsuz sofrasında özensizler için yer yoktur. Burada ‘özensiz’ derken bu dünyada yaşarken hiç günah işlememek konusunda dikkatsiz olanları kastediyorum. Kutsal titizlik. Ama aramızda özensiz olmayan var mı? Taranmamış ahlak. Gerçek konusunda dağınık. İnsanlar ve duygularına karşı dikkatsiz. Disiplinsizlikle bezenmiş bir düşünce yaşamı. Ahlaksal giysimiz karışık durumda. Gerçekten de, kendimizle ilgili beğenmediğimiz ve sakladığımız pek çok şey var. Ama bunlar Tanrı’dan saklı mı? Hiçbir şey Tanrı’dan saklı değildir. İşte sorunumuz burada. Tanrı’nın huzurunda olmanın, Tanrı’nın göksel masasında oturup cennetin ortamından keyif almanın standardı yüksektir. Hayal ettiğinizden çok daha yüksektir çünkü Tanrı’nın standardı yetkinliktir!


10 god reachable knowable 45Tanrı’nın İncil’de sorduğu bu sorunun yanıtı nedir? “…doğrulukla fesadın ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir?” (2. Korintliler 6:14). Yanıt, ‘hiçbir ortaklık olamaz’dır. Kesinlikle yoktur. Tanrı’nın ölçüsü aramızda kimsenin erişemeyeceği kadar yüksektir. Ayrıca, Tanrı standardını asla düşürmez. Tanrı gibi doğaüstü ve yetkin bir varlık kendi doğasına uygun bir şekilde işlemek zorundadır. Diğer bir deyişle, Tanrı kendi doğasına aykırı davranamaz. Tanrı’nın içinde bulunduğu açık çıkmaza işaret ettiğimde, bunu ilk makalede incelemiştik. Ya da en azından bir çıkmaz var gibi görünüyordu. Burada, günahlarımızın neden olduğu ayrılığın bir tarafındayız. Diğer tarafta ise Kutsal Kitap’ta söylediği gibi günaha bakamayacak kadar pak olan Tanrı var.

“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)

“Buradaki çıkmazı görüyor musunuz? Ya da en azından bizim açımızdan bir çıkmaz gibi görünüyor. Tanrı bizi agape sevgisiyle sevdiği için Kendisiyle bizim aramızda bu ayrılığın var olmaya devam etmesine izin veremez. Sevgisi yetkindir. Asla ılık olmaz. Fakat insan adaletinden farklı olarak Tanrı’nın adaleti de yetkindir. Yetkin bir adaleti olan Tanrı günahın cezasız kalmasına da izin veremez. İzin verseydi adaleti yetkin olmazdı. Doğası yetkinliktir ve Tanrı, Tanrı olmayı bir kenara bırakmadan kendi doğasına aykırı davranamaz. Adil olmayan dünyasal bir yargıç birinin yasayı çiğnemesini görmezden gelebilir – rüşvet aldığı için ya da suçlu eski bir tanıdığı olduğu için ya da başka bir nedenden ötürü. ‘Bugün bu suçu görmezden geleceğim. İstediğimi yapabilirim’ diyebilir. Adil olmayan bir yargıç böyle düşünebilir ama yetkin bir adalet duygusu olan yargıç düşünemez.”

Tanrı’nın bir açıdan sınırlandırılmış olduğunu söylememiz gerekse, kendi doğasıyla sınırlandırılmış olduğunu söyleyebiliriz. Kendi doğasına aykırı şeyler yapamaz. Örneğin, Tanrı sevgi dışında bir şey yapamaz. Aynı şekilde, yetkin bir şekilde adil olmayan bir şey de yapamaz. Tanrı adaletsiz olamaz. Tanrı, Tanrı olmayı bir kenara bırakıp sonra tekrar Tanrı olamaz. Tanrı, her zaman olduğu gibidir. Dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır. 11 41 700x480full slideshow hope love heaven joy 45Bu makale dizisinde Tanrı’nın doğasının bir yönü üzerinde duruyoruz. Sevgi. Tanrı’nın agape sevgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Tanrı’nın sevgisi. Bu sevgi gelgit gibi bir gelip bir gitmez. Tanrı’da iniş çıkış yoktur. Sevmek O’nun doğasında vardır. Tanrı sonsuz ve değişmez olduğu için sevgisi değişmez ve dayanır.  

Hak Edilmemiş Ve Beklenmeyen Bir Armağan

Böyle bir Tanrı’dan alabileceğimiz en büyük kutsama nedir? Hak edilmemiş ve beklenmeyen bir armağan. Tuhaf renkli bir ceket değil, bir kaftan. Dikişsiz bir kaftan. Bir restoranda vestiyerden çıkartılan kırışık ve tozlu bir ceket değil, fakat İsa olarak dünyaya geldiğinde Tanrı’nın giydiği bir kaftan.   

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.”  (2. Korintliler 5:19)

İncil, İsa’nın dünyadayken giydiği giysiler hakkında çok az şey söylüyor. Dünyasal kuzeni Vaftizci Yahya’nın ne giydiğini biliyoruz. Din önderlerinin ne giydiğini biliyoruz. Fakat İsa’nın giysisi anlatılmıyor. İsa’yı bizim tanıdığımız kadarıyla en azından kendisine tekrar tekrar bakılmasına ya da alkışlanmasına neden olacak bir şey giymediğinizi biliriz.

İsa’nın giysisiyle ilgili ilginç bir ayet:

“Askerler İsa’yı çarmıha gerdikten sonra giysilerini alıp her birine birer pay düşecek biçimde dört parçaya böldüler. Mintanını da aldılar. Mintan boydan boya tek parça dikişsiz bir dokumaydı. Birbirlerine, “Bunu yırtmayalım” dediler, “Kime düşecek diye kura çekelim.” Bu olay, şu Kutsal Yazı yerine gelsin diye oldu: “Giysilerimi aralarında paylaştılar,  Elbisem üzerine kura çektiler.” Bunları askerler yaptı.”  (Yuhanna 19:23-24)

Böyle Bir Düşünceyi Reddetmeliyiz

12 image5062 face 45İsa’nın giysileri ve cennete girmeye uygun olmak için Tanrı’nın önünde nasıl durmamız gerektiği üzerinde durduğumuz halde, başka bir düşünce dikkatinizi dağıtmış olabilir. İsa’nın ölümüyle ilgili farklı bir öğretiş aldığınız için yukarıdaki ayetlerde bir şeye daha dikkat etmenizi istiyorum. Kutsal Yazılar yerine geldi. Zamanınız olduğunda lütfen 332 Peygamberlik, Cırcırböceği ve İsa’ya Güvenmek adlı makaleyi okuyun. Tanrı’nın, İsa’nın çarmıha gerilmesi ve ölümden dirilişine giden olayları 332 peygamberliğin gerçekleşmesini sağlayacak şekilde ayarlaması herkesi son anda şaşırtmak için miydi? İsa’nın yerine başka birini koyarak insanları aldatmak için mi? Ben, mantıklı düşünen bir insan olarak böyle bir düşünceyi reddedeceğinize inanıyorum. Ayrıca, Allah’ın dünyayı böylesine sinsi bir şekilde aldatmak isteyeceğine inanmak istemezsiniz. Böyle bir şey, Tanrı’nın eşsiz, görkemli karakteri üzerine karanlık bir gölge düşürmekten başka bir işe yaramaz. Bu web sitesini araştırıp İncil’i kendi kendinize okurken Tanrı’nın İsa’nın yaşamını kurtarmak için hileye ve toplu olarak insanları aldatmaya başvurmadığını ve buna ihtiyaç olmadığını göreceksiniz. İsa’nın böyle bir yardıma ya da kurtarmaya ihtiyacı yoktu. Bu makalenin sonunda nedenini anlayacağınızı ümit ediyorum.

Romalı nöbetçilerin uğruna kura çektiği bu giysiye ne demeli? İsa’nın sahip olduğu en güzel giysi olmalı. Yahudi geleneklerine göre anneler oğulları için böyle bir mintan hazırlar ve evden ayrıldıklarında bunu onlara hediye ederlerdi. Bakire Meryem İsa için böyle bir giysi mi hazırlamıştı? Kesin olarak bilmiyoruz ama yapmadığını düşünmemiz için bir neden yok. Mintanın dikişsiz olduğunu ve aşağıdan yukarı doğru tek parça olarak dokunduğunu biliyoruz. Bu neden önemli? 


13 image11579 look vanity 45Kutsal Yazılar davranışlarımızı birçok kez giyinmeye benzeterek betimler. 

1) Elçi Petrus’un ilahi bir şekilde esinlenmiş eliyle, alçakgönüllülüğü kuşanmaya teşvik ediliyoruz. “Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü Tanrı kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder.” (1. Petrus 5:5) 

2) Mezmurcu, kendilerini lanetle giydiren kötü insanlardan söz ediyor. “Laneti bir giysi gibi giydi.” (Mezmur 109:18, Eski Antlaşma)

Giysiler, insanın karakterini simgeler ve giysisi gibi İsa’nın karakteri de dikişsizdi. Birdi. İsa, giysisi gibiydi: Kesilmeyen yetkinlik. İsa’nın karakteri göklerden yeryüzüne dokunmuş dikişsiz bir kumaştı…Tanrı’nın düşüncelerinden İsa’nın tepkilerine uzanıyordu. Tanrı’nın gözyaşlarından İsa’nın merhametine uzanıyordu. Tanrı’nın sözlerinden İsa’nın karşılığına uzanıyordu. Hepsi tek bir parça. Bunların hepsi İsa’nın karakterinin bir resmiydi. Fakat İsa kendisini çarmıha asmalarına izin verdiğinde, dikişsiz yetkinlik mintanını çıkardı ve farklı giysiler kuşandı. Bizim için bilerek ve isteyerek onursuzluk giysisini giydi.

Çıplaklık onursuzluğu. Kendi annesi ve sevdikleri önünce çıplak bırakıldı. Ailesinin gözleri önünde utandırıldı.

Başarısızlık onursuzluğu. Acı dolu birkaç saat boyunca din önderleri görünüşte zafer kazandı, İsa ise başarısız olmuş gibi göründü. Kendisini suçlayanlar önünde utandırıldı.

En kötüsü, günah onursuzluğunu giydi.“Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.”  (1. Petrus 2:24)

Alçaltıcı Bir Deneyim

14 image6368 fate alone 45İsa’nın çarmıhtaki giysisi bu muydu? Benim için mi giydi bunları? Benim için mi? Kendinizi Tanrı’nın agape sevgisini alan tarafa koymak alçaltıcı bir deneyimdir. Çünkü bunu yapmak için önce Tanrı’ya şöyle bir şey demeniz gerekir: ‘Cenneti hak edecek kadar iyi olmadığımı yüreğimde biliyorum. Fakat en büyük ihtiyacımı karşılaman ve bu şekilde cennette benim için bir yer ayırman… Tanrım, ne diyeceğimi bilemiyorum.’ Kuşkusuz burada kumaştan yapılmış gerçek bir giysiden söz etmiyorum, değil mi? İsa’nın çarmıhta giysisi günahtı. Üstüne aldığı buydu. Benim ve sizin günahlarınız. Bütün insanlığın günahları. 

Utanç

Ailemin ülkenin bir yerinden daha güneye taşındığı zamanı hatırlıyorum. O zamanlar küçük bir çocuktum. Taşındığımız yerde daha önce hiç görmediğim bir şekilde sık sık gördüğüm bir şey vardı. Yolun kenarında çizgili giysileriyle bir grup adam. Onları ilk gördüğüm zaman kim olduklarını hemen anlamıştım. Bu adamlar mahkumdu. Yasayı çiğnemişlerdi ve cezalarını çekiyorlardı. Bizim bölgemizdeki yetkililer iyi halli mahkumları çevre yollarının kenarlarındaki çöpleri toplamak için kullanırlardı. Arabamızın arka koltuğundan gördüğüm bu sahneyle ilgili iki şeyi hala hatırlıyorum. 1) Nöbetçiler. Yüzlerindeki sert ifade ve taşıdıkları tüfekler. 2) Mahkumların davranışları. Hiç kafalarını kaldırmazlardı. Geçen arabaların içindeki yolcularla hiç göz göze gelmezlerdi. Görüntülerinden ve giysilerinin ifade ettiği anlamdan utanıyorlar mıydı? Muhtemelen. 

Orada yolun kenarında hissettikleri, Kurtarıcımız’ın çarmıhta hissettiğiydi – utanç. Romalılar’da çarmıha gerilmenin her bir yönü, kurbana acı vermeye değil, onu utandırmaya yönelikti. Çarmıhta ölüm genel olarak en kötü suçlulara uygulanan bir cezaydı: Katiller, hırsızlar ve benzerleri. Mahkum edilen kişi, kentin sokaklarından yürütülürken, omzunda çarmıhı boynunda ise suçunun yazılı olduğu bir yafta olurdu. Çarmıha gerileceği yerde soyulur ve kendisiyle alay edilirdi.

15 calvary none knew what he was doing 45Bütün bunlar kendisine yapıldıktan sonra İsa nasıl görünüyordu? Çarmıha gerilmesinin ve dirilişinin bazı yönlerini önceden bildiren 332 peygamberliğin birine bakalım. Eski Antlaşma’da İsa hakkında, henüz yeryüzüne gelmeden 700 yıl önce verilmiş bir peygamberliğe bakalım: 

“Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü. Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:2-7)

Günahsız İsa, sadece insanlar önünde değil, gökler önünde de utandırıldı. Çarmıhta olanlar karşısında meleklerin dili tutulmuştu ve bir anda kendilerine buyruk verilse O’nu savunmaya hazırdılar. İsa onlara böyle bir buyruk vermemeyi seçti:

“Bunun üzerine adamlar yaklaştı, İsa’yı yakalayıp tutukladılar. İsa’yla birlikte olanlardan biri, ani bir hareketle kılıcını çekti, başkâhinin kölesine vurup kulağını uçurdu. O zaman İsa ona, “Kılıcını yerine koy!” dedi. “Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek. Yoksa Babam’dan yardım isteyemez miyim sanıyorsun? İstesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir. Ama böyle olması gerektiğini bildiren Kutsal Yazılar o zaman nasıl yerine gelir?” Bundan sonra İsa kalabalığa dönüp şöyle seslendi: “Niçin bir haydutmuşum gibi beni kılıç ve sopalarla yakalamaya geldiniz? Her gün tapınakta oturup öğretiyordum, beni tutuklamadınız. Ama bütün bunlar, peygamberlerin yazdıkları yerine gelsin diye oldu.””  (Matta 26:50-56)


16 sacrifice what god planned and saw from eternity the cross 45Herhangi bir müdahaleyi reddetme ve İsa’nın çarmıha gerilmesine izin vermekle ilgili bu karar ne zaman alınmıştı? Tanrı ezelde, oturup bir sözcüğü yarattığında: z-a-m-a-n. O zamana kadar ‘zaman’ diye bir şey yoktu. Zamansız bir başlangıçsızlık ve sonsuzluk vardı. Daha zaman başlamadan çok önce insan günah işlediğinde bu konuda ne yapılacağına karar verilmişti. Karar, agape sevgisiyle seven tarafından verildi. Bunun için minnettar olun! Önceki makalelerden, Tanrı’nın niteliklerinden birinin agape sevgisi olduğunu öğrendiniz. Tanrı’nın ‘nitelikleri’ ya da ‘özü’, başlıca özellikleridir. ‘Tanrı’nın özü’, Tanrı’nın kişisel özellikleri ya da kişiliğinin parçalarını ifade etmek için kullanılan teolojik bir terimdir. Tanrı’nın nitelikleri bize Tanrı’nın ne ve kim olduğunu söyler. Kuşkusuz, Tanrı olduğu haliyle, kendisi dışında kimse tarafından anlaşılamaz. Ancak Tanrı’nın bizlere kendisi hakkında açıkladıklarını bilebiliriz. Tanrı’nın bizlere açıkladığı niteliklerinden biri sonsuz agape sevgisi olduğu için sevinin. Sevgisi, gücü kadar büyüktü ve ne ölçüsü ne de sonu vardır.  

Biraz daha sonsuzlukta kalalım. İncil’i çalışmaya başladığınızda, eninde sonunda, son kısımda bazı insanlar hakkında şaşırtıcı bir şey okuyacaksınız. Bu insanlar şöyle betimleniyor: 

“Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu’nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes…”  (Vahiy 13:8) 

Kuzu’nun YaşamKitabı

Şaşırtıcı olan şey insanlar değil, adlarının yazılı olduğu göklerdeki kitaptır. Kitabın adı son derece şaşırtıcı, özellikle de Kuzu’nun büyük işi için çizilen zaman çerçevesi. Ne Kuzusu mu? 17 calvary the progressive doctrine of the lamb 45İncil’de İsa’nın unvanlarından biri Tanrı Kuzusu’dur. Daha Adem ilk zürafayı görmeden ya da Adem ve Havva daha ilk günahlarını işlemeden önce Kuzu’nun günahlarımızın bedelini ödeyeceği Tanrı tarafından belirlenmişti. Ya da ikinci günahlarından çok önce. Ya da 400. günahlarından çok önce. Size verilen bilgilerin aksine İsa’nın ölümü dünyanın kurulmasından önce belirlenmişti. Buradaki anlam, Tanrı Kuzusu’nun aslında dünya kurulmadan önce öldürülmüş olması değildir, fakat bunun olmasının amaçlandığı ta o zaman belirlenmişti. Tıpkı Tanrı’nın planladığı gibi gerçekleşeceği o kadar kesindi ki sanki o zaman olmuş gibi bu konudan söz edildi. Eğer bizler de Tanrı gibi zamanın dışında olup içeri bakacak olsak, bu konuda daha iyi bir anlayışa sahip olabilirdik. 

Allah’ın peygamberinin bu şekilde ölmesine izin vererek onun şerefine zarar vermeyeceğinin size öğretildiğini biliyorum. Gerçek şu ki, Tanrı’nın agape sevgisi, hiçbir Müslüman düşüncesinin, hiçbir Hindu düşüncesinin, hiçbir Mormon düşüncesinin ve dünyadaki hiçbir insanın düşüncesinin alamayacağı şeyi gerçekleştirdi. İnsana açıklanmamış ve yüzlerce peygamberlikle önceden bildirilmemiş olsaydı, hiçbirimiz Tanrı’nın bizim adımıza yapmaya karar verdiği bu şeye inanmazdık. Bizlere açıklandı ama bu, bunu tam olarak anlayabileceğimiz anlamına gelmez. Neden?  

“Çünkü benim düşüncelerim sizin düşünceleriniz değil. Sizin yollarınız benim yollarım değil” diyor RAB. “Çünkü gökler nasıl yeryüzünden yüksekse, yollarım da sizin yollarınızdan, düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir.” (Yeşaya 55: 8-9, Eski Antlaşma) 

Neyi bilebiliriz? 

1)  İsa’ya ‘Acılar Adamı’ denilecek. 2)  O’nun yaralarıyla şifa bulacağız.

18 bloody hand1 calvary 45“Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü. Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.” (Yeşaya 53:2-7, Eski Antlaşma)  

Neyi bilebiliriz? Tanrı’nın bizi ne kadar sevdiğini ve inanan herkes için cenneti nasıl mümkün hale getirdiğini bilebiliriz:     

“Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle değil, kusursuz ve lekesiz kuzuyu andıran Mesih’in değerli kanının fidyesiyle kurtuldunuz. Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, çağların sonunda sizin yararınıza ortaya çıktı.”  (1. Petrus 1:19-20)

Size adımın Tanrı Kuzusu’nun kitabına hangi ay ve hangi yıl yazıldığını söyleyebilirim. Bu kaydın yapıldığı tam tarihi unuttum. Sadece Haziran’ın sonunda olduğunu biliyorum. Olsun. Tanrı, İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğunu kabul ettiğim günü size söyleyebilir. Bu tarih, kendimi alçakgönüllü bir şekilde Tanrı’nın agape sevgisinin alıcı tarafına koyduğum gündü.


19 accusations hurt1 45İsa, ceza almayı hak etmedi. Suçlu olanlar siz ve bendik. Sayısız günah işleyen bizdik. Cezaya çarptırılmayı hak eden bizdik. Restoran şefiyle düştüğüm durumdaydık -Tanrı’ya verecek hiçbir şeyimiz yoktu. Ne var ki, İsa restoran şefinin yaptıklarının ötesine geçiyor. Restoran şefinin üzerindeki smokini çıkarıp bana vermeyi teklif ettiğini düşünebiliyor musunuz? Bu, o adamın yapacağı son şeydi. Böyle bir şey yapsaydı, patronu kızardı, müşterilerin bakışlarına ve ne kadar uygunsuz davrandığıyla ilgili dedikodulara neden olurdu! İşini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırdı. Ben oradaydım, yok, hayır, bu adamın bana kendi ceketini teklif ettiğini düşünemiyorum.

Oysa İsa teklif ediyor!

Uymayan, eskiden kalmış bir ceketten söz etmiyoruz. Paklıkla dokunmuş dikişsiz bir mintan teklif ediyor ve kibir, açgözlülük ve bencillikten oluşan yamalı ceketimizi giyiniyor. İncil’de yer alan aşağıdaki ayeti kendi sözcüklerimle ifade etmek istiyorum. Ayet şöyle diyor:

“Mesih bizim için lanetlenerek bizi Yasa’nın lanetinden kurtardı.”  (Galatyalılar 3:13)

Cennete Girmenizi Sağlayacak Bir Giysi

Farklı bir deyişle, “İsa bizimle yer değiştirdi.” O’nun doğruluğunu giyebilmemiz için günahımızı kuşandı. Sonuç olarak İsa şöyle diyor, “Bana bütün günahlarınızı verin, ben de size cennete girmenizi sağlayacak bir giysi vereceğim.” Bunu, şu ayetten açık seçik bir şekilde anlıyoruz:

“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.”  (1. Petrus 3:18)

İsa bunu isteyerek, amaçlayarak ve zaferli bir şekilde yaptı. Dünyadaki görevinin nihai amacı buydu. Kendisi ne olacağını önceden bildirdi. Kendisini bu şekilde feda etmeden önce yaklaşan ölümü ve dirilişi hakkında birkaç kez açıklamada bulundu. Aşağıda bunların üç tanesine yer vereceğiz. İsa’nın yaptığının nesinin zaferli olduğunu merak ediyorsanız, lütfen italik olarak belirtilen yerlere dikkat edin:

20 image11581 cool text jesus resurrection rose from the dead 45 xxx“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 26:21)

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.”  (Luka 9:22)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 16:21)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.”  (Matta 17:22-23)

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.”  (Markos 8:31)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11,18) 

İsa Ve O’nunla İlişkiniz

Tanrı için cennet gibi bir yer hazırlamak yeterli değildi. Tanrı için bu yeri, her ulus, her oymak, halk ve dilden sayısız insanın mesken kuracağı bir yer olarak tasarlaması yeterli değildi. Bir şey daha yaptı. Cennete girmek isteyen herkesin, içeri girmesine izin verilmesi için O’nun doğruluk, kutsallık ve paklık giysisini giymesi için bir yol yaptı. Tanrı bunu yaptı…sizin için.

21 image1198 alone 45Evliliğinde sorunlar yaşayan ve benim danışmanlık verdiğim adam, alçakgönüllülük gösterip karısını tekrar tekrar gücendirdiğini kabul ettiğinde iyiye doğru gitmeye başladı. Gerçek alçakgönüllülük kendinizi aşağı görmek demek değildir. İsa ve O’nunla ilişkiniz hakkında daha doğru bir anlayışa sahip olmak demektir. 

İsa, başka bir zaman Göklerin Egemenliği’nden söz etti. Şu sözleri söylerken ne demek istedi? “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.” (Matta 5:3)

İlk olarak, ‘ne mutlu ruhta yoksul olanlara’ ifadesi, İncil’in asıl dilinde ‘dilenmek zorunda kalacak kadar yoksul’ anlamı taşır. Bu gibi insanları betimlemenin en iyi yolu, iflas ettiklerini söylemek olacaktır. Kendilerine bakmalarının bir yolu yoktur. Hiçbir şeyleri yoktur ve hiçbir şey kazanmalarının da bir yolu yoktur. Cennete gidecekleri tarif etmenin tuhaf bir yolu, öyle değil mi?!!!  

Göklerin Egemenliği, Tanrı’ya verecek hiçbir şeyleri olmadığını kabul eden insanlara aittir. Tam olarak iflas ettiklerinin farkına varmışlardır. Tabii İsa burada, maddi şeylerden değil, ruhsal şeylerden söz ediyor.


22 image6505 man alone 45Sonsuzluktaki cennet, yetiştirilme biçimlerine güvenen insanlara ait değildir. Buna, dinsel eğitimleri ve dinle ve işle ilgili dünyalarından ne gibi konumlara ya da onurlara eriştikleri de dahildir. Dilencinin çocuğuyla oynayan ipeklere bürünmüş çocuk, böyle düşünenleri hemen haksız çıkarabilir. Sonsuzluktaki cennet, dinlerinin bütün gelenek ve dışsal uygulamalarını yerine getirenlere ait değildir. Öte yandan, cennet aşağıdaki kuralları kabul edenlere ait olabilir. Bir koşulla.     

Gerçek #1 – Yaptığım dinsel etkinlikler benim için cenneti garantilemez.
Gerçek #2 – Cennete gidebilmem için Tanrı’nın bana karşı merhametli olması gerekir.

Peki koşul nedir? Bu iki gerçeği kabul eden kişi cennet yönünde dev bir adım atmıştır ancak ve ancak, kendi iyiliğiyle gurur duymaktan vazgeçerse. Gururun bununla ne ilgisi var? Gurur insanların Tanrı’dan yardım almalarını engeller. Oysa, gerçek alçakgönüllülük, günahlarımızı ve zayıflıklarımızı Tanrı’nın gördüğü gibi görmemize ve Tanrı’nın bizi agape sevgisinin alıcı tarafına götürmesine izin verir.

Bu Da Gülünecek Bir Şey Değil

Kutsal Kitap’ın, Tanrı önünde erdem kazandıklarını düşünen insanlara ait olmadığına ilişkin açıklaması sizi şaşırtıyor mu? Bunu ilk duyduğumda benim şaşırdığım kadar şaşırmış olamazsınız. Kendimi iyi bir insan olarak görüyordum. Bu nedenle, iyiliğimin bana Tanrı’yla iyi bir ilişki kazandıracağını düşünmek mantıksız değildi, öyle değil mi? Geriye dönüp iş arkadaşımla konuşmamı düşündüğümde, ona güldüğüm için şimdi utanıyorum. ‘İsa’ya ihtiyacın var’ dedi. Tek yapabildiğim, başkalarının İsa hakkında söylediklerini tekrar edip gülmekti. ‘İyi bir adamdı ve örnek bir yaşam sürdürdü’ dedim. Neden bahsettiğimi bildiğimi göstermek için İsa hakkında birkaç şey daha söylemeye çalıştım ama bir şey bulamadım. Tanrı’nın O’nun hakkında söylediklerini öğrenmek için İncil’i okumamıştım. 23 image9116 salvation offer one way 20 45Cennete nasıl gidildiğini de hiç bilmiyordum. Bu da gülünecek bir şey değil.   

Cennete Kusursuz Bir Şekilde Uyan Tek ‘Ceket’

Gerçek şu ki, cennet, Tanrı’nın cennete kusursuz bir şekilde uyan tek ‘ceket’ teklifini reddeden insanlara ait olamaz. İyi işler ve ahlaki bir yaşam sürdürmeye çalışarak insanın kendi ceketini dokuma girişiminde bulunması aslında Tanrı’ya karşı bir hakarettir! Bunun gerçeğini en iyi şekilde anlamak için lütfen Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makalenin ilk kısmını okuyun. Habil’in Tanrı’ya sunusu kabul edilirken, Kayin’inkinin neden kabul edilmediğini öğreneceksiniz. Kayin, kafir ya da ateist miydi? Zannetmiyorum! Tanrı’nın varlığını kabul etmeye hazırdı – annesi ve babası Tanrı’yı kişisel olarak tanımıştı – ve kendi düşüncesine göre Tanrı’ya tapınmaya hazırdı. İşe yaramadı. Sunusu reddedildi. Makalede, neden Tanrı için yaptığımız şeylere odaklanmamamız gerektiğini göreceksiniz. Bunların hiçbiri bize cenneti kazandırmaz. İsa Mesih’in aracılığıyla Tanrı’nın bizler için yaptıklarına dikkatimizi vermeliyiz. 

Restoran şefinin restoranda bana karşı ne kadar iyi davrandığını hatırlıyor musunuz? Beni geri çevirmeyecek kadar iyi ama standardı düşürmeyecek kadar da dürüsttü. Ceketi gerekli kılan, ceketi sağladığı için çok minnettardım. Bu hikaye, Tanrı’nın cennete girişimizi nasıl mümkün kıldığının iyi bir açıklamasıdır. Tanrı’nın sizi önce hayal bile edemeyeceğiniz bir alçakgönüllüğe sahip olacağınız bir noktaya götürmeden sizin için cenneti sağlayamayacağını söylediğimi hatırlıyor musunuz? İsa’nın çarmıha gerildiği, ölüm tepesini kast ediyordum. Burada, Tanrı’nın size karşı sahip olduğu koşulsuz sevginin nihai göstergesini ya kabul ya da red etmeniz istenecek. 

Cennete girmeniz için eksiksiz bir kutsallık, doğruluk ve paklığı gerekli kılan, bunu sağlayacak Olan’dır. Tanrı’nın gururla giymenizi istediği ‘ceketin’ içine bakın. Etikette şu yazıyı göreceksiniz: “İsa sayesinde bu ceket %100 kutsallık, doğruluk ve paklıkla dokunmuştur. Bu cekete sahip olanlar her zaman cennete girebilir.”

Leave a Comment