Tanrı’nın Agape Sevgisi Her Zaman Korur

Umarım bu serideki ilk iki makaleyi okudunuz. Eğer okuduysanız, okumaya devam etmeden önce ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Tanrı’nın Agape Sevgisine İnanmak ve Bu Sevgiyi Kabul Etmek Benim İçin Neden Bu Kadar Zor? adlı makaleyi okuduysanız, kavranılamaz olanı nasıl anlayabileceğimizi öğrendiniz. Sınırlı zihinlerimiz sonsuz olanı anlayamadığı için ilahi olan şeyleri araştırmak için kullanabileceğimiz insan yöntemi ya da mantığı yoktur. Bu nedenle, kendi anlayışımıza dayanmaalı Tanrı’dan bize kendisi hakkında öğretmesini istemeliyiz. Ancak Tanrı, sevgisinin nasıl olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. Bu nedenle bu paragrafla bir sonraki arasında lütfen, olağanüstü doğasını anlamanız için Tanrı’dan yardım isteyin.   

“Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.”  (Yeremya 33:3, Eski Antlaşma)

Sevgi Her Zaman Korur

01 image11549 rose 45Bir zamanlar Teksas’ta hastalarının ‘güllü doktor’ dedikleri bir doktor vardı. Doktor, hastalara hediye gelen çiçeklerden birer tane koparıp önlüğünün yakasına takarak hastalarını neşelendirirdi. Fakat, hastalarından birinin neşelenmekten daha fazlasına ihtiyacı vardır. Geçirdiği araba kazası bacağının neredeyse dizden kopmasına neden olmuştu. Genç, güzel ve çok korkmuş bir genç kızdı. ‘Güllü doktor’ kızı Acil Serviste gördüğünde daha önce hiç yapmadığı bir şey yaptı. Gülle süslenmiş önlüğünü aldı ve genç kadının üzerine yavaşça örttü. Kadın ameliyat odasına götürülürken önlük kaldırıldı ama kadın çiçeği saklamak istedi. Ameliyattan sonra gül hala elindeydi.

Bu hastanın bu doktoru hiçbir zaman unutmadığını söylesem şaşırmazsınız. Kadının doktora nasıl teşekkür ettiğini söylesem şaşırabilirsiniz. Fakat doktorun sevgi örtüsüyle ilgili hikayeyi bitirmeden önce sizden sevgi giysisi hakkında biraz düşünmenizi isteyebilir miyim? Ne zaman biri için kaygınızı bu şekilde gösterseniz, İncil’de sıralanan ilahi sevginin niteliklerini yansıtmış olursunuz. Sevgi her şeye katlanır. Bu makalede Tanrı’nın bu şekilde davrandığını görmenizi istiyorum.

“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.” (1. Korintliler 13:4-7)

Sevgi Giysisiyle Örtme

02 image11552 love heart 45Sevgi her şeye katlanır. Elçi Pavlus bu cümledeki yüklem için oldukça zengin bir anlama sahip bir sözcük kullandı. Ne var ki, bu kendisinden kaynaklanan veya kendi seçimi olan bir şey değildi. “Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” (2. Petrus 1:21). Tanrı hangi sözcüğü seçti? İncil’in asıl dilindeki sözcük steigei, ‘üstünü örtmek ya da saklamak’ anlamı taşır. Bu yüklemin isim hali çatı, sığınak ya da örtü olarak çevrilebilir. Elçi, “Sevgi her şeye katlanır,” diye yazdığında bir ağacın gölgesini ya da evin sağladığı sığınağı düşünmüş olabilir. Kaleminden akanlara baktığında bir ceketi bile düşünmüş olabilir. En azından bir akademisyen öyle olduğunu düşünüyor. Yeni Antlaşma Teolojik Sözlüğü İncil’deki sözcüklerle ilgili kapsamlı çalışmasıyla tanınır. Bu sözlüğün yazarı 1.Korintliler 13:7’de kullanılan katlanma sözcüğünün anlamını açıklıyor. ‘Sözcük’ diyor, ‘sevgi giysisiyle örtme düşüncesini ifade ediyor.’

Tanrı’nın sevgisini ne kadar iyi yansıtıyoruz? Büyük olasılıkla pek iyi bir şekilde değil. Tanrı’nın sevgisinin nelere dayandığını düşünürsek pek iyi yansıttığımız düşünülemez. Her şey sözcüklerine bakın. İşte Tanrı’nın sevgisi her şeyi örter. Bu, yasaya aykırı olan şeylerin üstünü örteceğiz anlamına gelmiyor. Haklı olarak kimsenin saklamaması gereken suçlar vardır. Ülkenin yasalarını çiğneyen ya da insanların haklarını çiğneyen davranışlar konusunda tanıklık etmemiz istenirse gerçeği söylemeliyiz. Bu ihlaller hakkında bildiklerimizi söylemeliyiz. Her şey sözleri genel olarak kişisel konularla ilgilidir. Bu gibi hataların üzerini örten sevgi, bu hataları herkese açıklamak veya bunların öcünü almak için uğraşan sevgi değildir. Bizim Tanrımız işte böyle yaşamamızı ister.

“Her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok günahı örter.” (1. Petrus 4:8)

Sevgi Her Zaman Korur

03 image11553 algebra equation 45Hayatınızda hiç üzerinizin bu şekilde örtüldüğünü hissettiniz mi? Sevgi örtüsüyle örtüldüğünü? Ertesi günün sınavı nedeniyle endişeli olduğunuzda öğretmeniniz size yardım etmek için geç saatlere kadar kaldı. Evden uzaktaydınız ve korkuyordunuz ama anneniz sizi teselli etmek için aradı. Eve kötü bir karne getirdiğinizde anne ve babanızdan korkuyordunuz ama size olan sevgilerinin iyi notlara bağlı olmadığını söylediler. Notlarınız kötü olduğunda sizi daha az sevmediklerini söylediler. Sonra da sizi çılgına çeviren son cebir denklemlerini çözmeniz için yardım etmeyi önerdiler. Üzeriniz teşvikle örtüldü. Yumuşak yürekli ilgiyle örtüldünüz. Korumayla örtüldünüz. Sevgi örtüsüyle örtüldünüz. 

Sevgiyle ilgili bu ayetlerde beni gerçekten şaşırtan şey sevginin sadece birkaç şeyi örttüğünün söylenmemesi. Sadece bazı şeyleri değil. Sınırlı birkaç şeyi değil. Bu ayetin Tanrı’nın agape sevgisinden söz ettiğini nasıl mı anlıyorum? Burada sevginin gücendiren davranışların sadece bir kısmını örttüğünü söyleseydi bu dört ayette betimlenen sevginin insanın doğal olarak sahip olduğu sevgiyi kast ettiğini bilirdik. Bizler birçok insana ve duruma katlanabiliriz ama bir noktaya kadar. Nitekim, bazı insanlara ve durumlara hiç katlanamayız. Eminim bu satırları okurken aklınıza gelen biri var!


04 distorted coin2 45Bir seferinde tren yolunun yakınlarında oynayan çocuklar vardı. Daha büyük çocuklardan biri, en küçük olana bozuk parayla bir numaraya yapabileceğini söyledi. En küçük çocuğa cebinde bozuk para olup olmadığını sordu. Çocuk cebinden bozuk para çıkardı, ülkedeki bütün madeni paralarda olduğu gibi üzerinde kralın resmi vardı. Aralarındaki en büyük çocuk sordu, ‘Paranı ikiye katlamamı görmek ister misin? Daha zengin olmak ister misin?’ Küçük çocuk bu fikirden hoşlandı ve elindeki tek madeni parayı arkadaşına verdi. Tam o sırada uzaktan tren göründü. Büyük çocuk tren rayına koştu ve küçük çocuğun korkmuş gözleri önünde parayı rayın üzerine koydu. İşte, küçük çocuk ancak o zaman ‘parayı ikiyi katlamanın’ ne anlama geldiğini anladı. Tren parayı ikiye bölecekti, para parçalanacak ve herkes kendisine gülecekti. Tren geçtiğinde ne olduğunu görmek için raylara doğru koştular. Para ikiye bölünmemişti. Trenin ağırlığı sadece madeni parayı çok kötü bir şekilde eğmişti. Parayı elden ele geçirip incelerken her bir çocuk paranın üzerinde birinin yüzü gibi görünen bir resim görebiliyordu. Ama resim artık krallarına benzemiyordu.

İşte Tanrı’nın sevgisini ancak bu kadar yansıtabiliyoruz. Yani pek yansıtamıyoruz. Nadiren yansıtabiliyoruz. Elimizden gelenin en iyisi de oldukça yetersiz. Adem ve Havva günah işlemeden önce oldukça belirgin olan Yaratıcımız’ın sureti, sayıları pek çok olan günahlarınız nedeniyle çarpılmıştır. Adem ve Havva şeklin kaybolması sürecini başlattılar. Biz de suretin şeklini daha da kaybetmesine katkıda bulunduk. İşte bu kötü haber.

Umudum, Tanrı’nın sevgisiyle ilgili bu seriyi bitirene kadar Tanrı’nın bizleri olduğumuz kişi olduğumuz için değil, olduğumuz kişi olmamıza karşın sevdiğinin farkına varıp bunun değerini anlayacaksınız. Umarım bu makaleler Tanrı’nın sevgisinin sıradışı doğasını anlamanıza yardımcı olur. Ve umarım yüreğinizi İsa Mesih’te görebildiğimiz sevgiye açarsınız.

Sevgi Her Zaman Korur

05 image11554 research study investigate 45Tanrı’nın dünyayı agape sevgisiyle sevdiğini okuduğumuzda bunu anlamakta zorluk çekeriz. Zorluk çekmemizin nedenlerinden biri insanların sevgi hakkında bizler için yanlış bir resim çizmiş olmalarıdır. Sizce, sevginin ne olduğunu anlamamız konusunda sözlüğün yararı olur mu? Hayır, bunun iki nedeni var. Sözlük size Tanrı’nın sahip olduğu sevgi türü hakkında bir şey söyleyemez ve ikincisi, sözlük bizlere çok fazla bilgi verir. İyi bir sözlükte sevgi sözcüğüne bakarsanız, on birden fazla anlam bulursunuz. Fakat, bu tanımlar gerçek dünyada bize pek yardımcı olmaz.

Diyelim ki, kız arkadaşınıza, erkek arkadaşınıza, karınıza ya da kocanıza ‘Seni seviyorum’ dediniz ve diğer kişi ‘Bunu söylemekle ne demek istiyorsun?’ diye sordu. Karşınızdaki kişiye, sözlükteki gibi bir yanıt verirseniz başınız derde girer, öyle değil mi? “Karşı cinsin bir üyesi olarak sana karşı şefkat dolu ve tutkulu duygular besliyorum…”

Onları Çoktan Biliyor

Ayrıca, söz konusu Tanrı’nın agape sevgisini betimlemeye geldiğinde bu bir duygudan çok daha ötedir. Karşınızdaki kişi hak etse de etmese de ona yararı olacak bir şey yapmak demektir. Tanrı, yaptıklarımızdan dolayı bizleri sevmez. Tanrı bizi yaptıklarımıza karşın sever!!! Tanrı en kötü halinizi görür. Dün, günahlarınızı gördü. Yarın yapacağınız günahkar eylemleri ve yapmayı düşüneceklerinizi çoktan biliyor. Hayatınızın her günü ve yapacağınız her şey Tanrı’nın gözlerinin önünden geçmiştir ve dünyayı yaratmadan önce aldığı kararda dikkate alınmıştır. İnsanın ilk günahı işlenmeden önce göklerde bir Kurtarıcı sağlanmıştır. İnsanın iyileşmesinin yöntemi, yıkımı gerçekleşmeden önce belirlenmiştir. İnsanın yaptığı hiçbir şey Tanrı’yı hazırlıksız yakalamaz. Tanrı bizden sadece bir adım önde değildir, bizden bir sonsuzluk kadar ilerdedir!

Sizi sevmeyi ve bütün günahlarınızın bedelini ödemeyi seçmiştir. Aşağıdakiler gibi günahlar:

– Yabancı birinin yanında uyandığınız sabahlar.
– Önyargı ve kibirle yaşadığınız yıllar.
– Tutulmayan her bir söz.
– Kullanılan uyuşturucu.
– Çalınan eşyalar ve söylenen yalanlar.
– Söylenen her bir kaba söz.
– Her küfür.
– Kendinizi övdüğünüz her söz ve söylediğiniz bütün sevgisiz sözler.

06 dump truck2 45Devasa bir damperli kamyonun içinin sevgiyle dolu olduğunu hayal edin. Kamyonun arkasındasınız. Tanrı düğmeye basıyor ve kamyonun damperi kalkıyor ve içindeki sevgi üzerinize doğru kaymaya başlıyor. Önce yavaş yavaş, sonra aşağı doğru ta ki sevgisiyle üstünüz tamamen örtülüp altında görünmez hale gelene kadar.

“Neredesin?” diye soruyor biri.
“Buradayım, tamamıyla Tanrı’nın sevgisiyle örtülmüş durumdayım!”

Söylemek istediğim şey şu, sizin hakkınızda keşfedilecek hiçbir şey Tanrı’yı hayal kırıklığına uğratamaz. İsyanlarınızın hiçbiri Tanrı’yı vazgeçiremez. Tanrı’nın bunu size, kendi sözleriyle söylemesine kulak verin:

“Seni sonsuz bir sevgiyle sevdim.”  (Yeremya 31:3, Eski Antlaşma)

“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir…” sözleriyle başlayan ilk Kutsal Yazı alıntısına tekrar bakalım. Bu ayetlerin Tanrı’nın sevgisinden söz ettiğini bilmemin bir nedeni daha var. Nedeni esin almış yazarın, ne zaman ‘sevgi’den söz etse Grekçe agape sözcüğünü kullanmasıdır. Bu serideki ilk iki makaleden agape’nin Tanrı’nın sahip olduğu türde sevgiyi anlatmak için kullanıldığını biliyorsunuz. Bu büyük oranda tek taraflı bir veriştir. Karşılığında bir şey beklemeden kendisinden verir.


07 image11555 cool text three loves eros filia agape 45Tanrı’nın sevgisine ilişkin anlayışımızı belli bir sözcükle sınırlamalı mıyız? Hayır. İncil’in orijinal dilinde, ne zaman Tanrı’nın sevgisinden söz edilse, agape sözcüğü kullanılıyor. Fakat Tanrı’nın sevgisiyle ilgili Kutsal Yazılar’da başka yerlerde verilen betimlemeleri ve nitelikleri gözardı etmemeliyiz. Kutsal Kitap’taki sevgiyi en iyi şekilde anlamak ve Tanrı’nın varlığının içinde mesken kurmuş olan bu muazzam sevgiyi anlamak için insanın Kutsal Kitap’ın öğretişlerine bir bütün olarak bakması gereklidir. 

İlk iki makalede agape sözcüğü üzerinde durdum. Bu makalede Grekçe’de sevgi için kullanılan sözcükler arasındaki farklar üzerinde durmayacağız. Hatırlıyorsunuz, değil mi? Eros sevgisi, filia sevgisi ve agape sevgisi vardı. Bunun yerine, İncil’de sevginin ne yaptığı ve ne yapmadığı ile ilgili anlatılanlar üzerinde duracağız.

‘Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.  Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.’  (1.Korintliler 13:1-7) 

Bu ayetlerden gördüğünüz gibi sevgi hakkında teknik bir tanım verilmiyor. İncil, sevgiyi öyle bir şekilde tanımlıyor ki, Kutsal Kitap’a uygun sevginin nasıl bir şey olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Bunu tek bir sözcük, agape sözcüğünü kullanarak yapıyor. Gerçek sevginin bu 15 niteliği bize gerçek sevgi hakkında neler öğretiyor? Bu tür sevgiyi genel olarak insanda ete kana bürünmüş olarak görmediğimizi anlatıyor. Bunun anlık görüntülerini insanlarda görebiliyoruz. Zaman zaman kendi hayatımızda buna benzer bir şeyler görüyoruz. Fakat her gün, her durumda? Hayır, bunu devamlı olarak üretmek için gereken kaynaklara sahip değiliz.

İşte Müjde burada! Bize verilebilecek en güzel sevgi giysisi ancak Tanrı’dan gelir!

Tanrı’nın Sizi Bu Örtüyle Örtmesini İsteyin 

08 image11556 hanger 45Büyük olasılıkla henüz Tanrı’nın sizi bu örtüyle örtmesini istemediniz. Yaratıcınızın bir elbise imalatçısı olduğu aklınızın ucundan bile geçmedi. Adem ve Havva düşünmüştü. Dünyadaki her giysi mağazası varlığını Adem ve Havva’ya borçludur. Ütü masaları, giysi dolapları, askılar – bunların hepsinin atası Aden Bahçesi’ndedir. Ve siz büyük olasılıkla kitapçınızın raflarında bir Kutsal Kitap aramadığınız için Tanrı’nın insanlarla ilişkisi konusunda Tevrat’ta kaydettiklerinden haberiniz yoktur.  

Adem ve Havva günah işlemeden önce giysiye ihtiyaç duymuyorlardı. Günah işledikten sonra hemen örtünmek istediler. Çalıların arkasına saklanıp incir yapraklarından kendilerine giysiler yapmaya giriştiler. Korunma istiyorlardı. Gerçekten de ihtiyaçları vardı. Söz dinlememelerinin sonuçlarını biliyorlardı. Tanrı Adem’i uyarmamış mıydı? “Ona, ‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin’ diye buyurdu, ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.’?  (Yaratılış 2:16-17, Eski Antlaşma)

Utanç

Adem ve Havva yasak meyveyi yediklerinde başlarına gelecek felaketten habersizdi. Ne felaketi mi? İyiyi ve kötüyü bilecekler ama yapmayı istedikleri iyiliği yapamayacaklar aksine yapmayı istemedikleri kötülükleri yapmadan duramayacaklardı. Meyvesini yememeleri gereken tek ağaç karşı koyamadıkları ağacın meyvesiydi. Ağacın meyvesi, bir kez çekildiğinde yaşamlarına istenmeyen bir sürü sonucun girmesine neden olan bir kapı kolu gibiydi. Söylediğim gibi çaresizlik bunlardan biriydi. 09 shame3 45Sonuçlardan bir diğeri utançtı. Adem ve Havva Tanrı’ya karşı günah işlemeden önce utanç duymamışlardı. İtaatsizliklerinin arkasından utanç dışında başka bir şey hissetmediler. Bu nedenle saklandılar. İşte bu nedenle alelacele incir yapraklarından bir önlük yapmaya çalıştılar. Yaptıkları örtü yeterli miydi? İncir yaprağı bir yana, incir ağacı bahçesi bile Tanrı’nın gözlerinden saklanmalarını sağlayamazdı. İncir ağacı nasıl bir koruma sağlayabilir?

Yaralanma 

Adem ve Havva, Teksas’ta alelacele ameliyata alınan kadın gibi kendilerini çok kırılgan bir durumda buldular. Hızla giden bir araba yüzünden değil, kendi günahları nedeniyle yaralanmışlardı. Aden Bahçesi’ndeki bu olayla ilgili daha ayrıntılı bir yorum okumak için lütfen Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı yazıyı okuyun ve Adem ve Havva’nın yaptıklarının bugün sizin üzerinizdeki etkilerini görün.

Hikayeye dönecek olursak, Adem ve Havva çalılarda saklanıyorlar. Tanrı ne yapacak? Yargısını zaten bildirmemiş miydi? Yasası ihlal edilmemiş miydi? Tanrı belli bir ağacın meyvesini yememelerini söylememiş miydi? Adaletin sağlanması için ölmeleri gerekmiyor muydu? Tanrı adil, değil mi? 

Bazıları hemen şu sorularla karşı koyabilirler, ‘Tanrı, sevgi Tanrısı, değil mi?’ ‘Tanrı’nın karşılıksız sevgisinden söz etmiyor muydunuz?’ ‘Tanrı’nın sevgisi adaletine galip gelemez mi?’ ‘Tanrı’nın adaletinin sevgisiyle bir arada olabilmesinin bir yolu yok mu?’ Bu soruları sorabilirsiniz ya da önceki yazılarda Tanrı hakkında okuduğunuz gerçekleri bana hatırlatabilirsiniz. 

1. Gerçek – Hristiyanlık dışında başka hiçbir dinde, adaleti, kötülüğe gereken cezanın verilmesini gerektiren ve bu cezayı kendi üzerine almaya razı olan bir Tanrı inancı yoktur. 

2. Gerçek – “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı…”  (2. Korintliler 5:19)

Adem ve Havva için bir sevgi giysisi var mı? İşte burada: “RAB Tanrı Adem’le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.”  (Yaratılış 3:21, Eski Antlaşma)


10 adam and eve forbidden fruit 45Bu ayetin vaaz edilen ilk Müjde vaazı olduğu söylenir. Bir vaiz tarafından değil, Tanrı tarafından verilen bir vaaz. Sözlerle değil, Tanrı’nın yaptıklarıyla. Tanrı, söz dinlememelerine nasıl karşılık verecekti? Bu ilahi vaazda Tanrı’nın insanın günahına nasıl karşılık verdiğini görüyoruz. Adem ve Havva’nın günahı ve bizim günahımız. Büyük olasılıkla bunun farkında değilsiniz çünkü Adem ve Havva’nın Aden Bahçesi’ndeki hikayesinin en önemli unsuru Kuran’da atlanmıştır. Tanrı’nın ilk anne babamızın günahı konusunda ne yaptığından Kur’an’da söz edilmediği için Tanrı’nın anne ve babanızın ve sizin günahlarınıza nasıl karşılık vermeyi seçtiğinin farkında değilsiniz. Nihayet öğreneceksiniz. Sevinin.

Aden Bahçesi’nde meydana gelen üç etkili sahneye bakalım. Yaratılış 3:21’deki bu sözler arkasında nasıl bir gizem yatıyor. Bunları tekrar okuyun ve o anı gözünüzün önünde canlandırmaya çalışın. “RAB Tanrı Adem’le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.”   

1. Sahne: Tanrı bir hayvan keser. Dünyanın tarihinde ilk kez toprağa kan dökülür. Masum kanı. Hayvan suç işlemedi. Ölmeyi hak etmedi. Adem ve Havva ölmeyi hak etti. Bu çift ölmeyi hak ettiği halde yaşadılar. Hayvan yaşamayı hak ettiği halde öldü. Birinci sahnede masum kanı dökülür.

2. Sahne: Adem ve Havva için giysi yapılır. Yıldızlara şekil Veren bu kez terzi olur. Bizim için ne kadar sıradışı bir şey. Biz bunu hayal bile edemeyiz. Tanrı’nın farklı bir şekilde tepki vereceğini düşünürdük. Size öğretildiği gibi Tanrı Adem ve Havva’yı bağışlamalı mı? Tanrı adilse ve koyduğu tek yasa çiğnendiyse bunu yapmamalı! Tanrı sözünü tutarsa bunu yapmamalı! Tanrı gerçekten adilse bunu yapmamalı!

3. Sahne: Tanrı onları giydirir. “RAB…onları giydirdi.” 

O anı bir görebilseydim! Adem ve Havva günah işledi. Tıpkı sizin ve benim günah işlediğimiz gibi. Bu iki günahkar günahları için hangi yola başvurdular?

11 image6485 hide sin fear 451)  “…incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.” (Yaratılış 3:7, Eski Antlaşma) 

2)  “Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı’nın sesini duydular. O’ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.”  (Yaratılış 3:8, Eski Antlaşma) 

Günahlarımızı Ve Utançlarımızı Saklamak

Kendileri için incir yapraklarından giysi yaparak günahlarını ve utançlarını saklamaya çalıştılar. Tanrı’ya yönelmek ve açıkça suçlarını itiraf etmek yerine hem Tanrı’dan hem de kendilerinden saklanmaya çalıştılar. İnsan bugün de böyle davranmaktadır. İnsan içinde bir şeylerin derin bir şekilde çarpık olduğunun farkında olarak kendi doğruluğu arkasına saklanır ve sevaplarının günahlarına ağır basmasını umar. El işi bu giysiler Adem ve Havva’nın suç ve utanç duygusunu ortadan kaldırmaya yetti mi? Öyle olsaydı, Tanrı’nın yaklaştığını duyar duymaz O’ndan kaçmaya çalışırlar mıydı?

İnsan saklanır, Tanrı arar. Tanrı, günahkarlıklarını ve utançlarını örtmek için sevgi örtüsü sağlar. Tanrı, durumları için tek uygun giysiyi üretir. Tanrı, insan tarihinde ilk kez bu gerçeği onaylar:

“…kan dökülmeden bağışlama olmaz.”  (İbraniler 9:22)

RAB’be Övgüler Sun, Ey Gönlüm!

Tanrı sinirli bir tavırla giysileri yere fırlatıp giyinmelerini mi söylüyor? Aksine, Tanrı onları kendisi giydiriyor. Ve Tanrı bunu sevgiyle yapıyor. Tıpkı bir annenin küçük bir çocuğu giydirmesi gibi giydiriyor. Dışarıdaki soğuk hava nedeniyle çocuğunun montunun fermuarının iyice çekildiğinden emin olan bir baba gibi. Ve ameliyata giren korkmuş genç bir kadının üzerine önlüğünü örten bir doktor gibi. Tanrı, Adem ve Havva’nın üzerini örtüyor. Onları koruyor. 

Sevgi her zaman korur. Yasak meyve Havva’nın dudaklarına dokunduğu an, ufukta çarmıhın gölgesi oluştu… 

12 image10674 four 4 lessons in garden of eden 45Tanrı Adem ve Havva’yı bu şekilde giydirerek onlara dört ders vermiş oldu. Bu dört ders bizlerin de Tanrı tarafından bağışlanmak ve cennetten sonsuz yaşam armağanını almak için öğrenmemiz gereken derslerdir:

(1)  Suçlu bir günahkarın, Tanrı’ya yaklaşması için uygun bir örtüye ihtiyacı vardır.
(2)  Kendi elleriyle yaptıkları incir yaprağı önlüğü Tanrı için kabul edilebilir değildir.
(3)  Giysiyi Tanrı’nın sağlaması gereklidir.
(4)  Bu gerekli giysi ya da örtü ancak ölüm aracılığıyla elde edilebilir.

İşte Biz İnsanlar Böyle Yapıyoruz

Bu dersleri bizim de öğrenmemiz gerektiğini söylüyorum çünkü Tanrı bizim için de aynı şeyi yapmıştır. Biz de yasak meyveden yiyoruz. Söylemememiz gereken şeyleri söylüyoruz. Gitmememiz gereken yerlere gidiyoruz. Bunları yaptığımızda kapı açılıyor ve utanç içeri giriveriyor. Saklanıyoruz. İncir yapraklarımızı dikiyoruz. Gerçek incir yaprağı mı? Hayır, biz inandırıcı olmayan mazeretler, kendi kendimizi aklama, kendimizi başkalarıyla kıyaslama, kendimizi iyi işlerle örtme gibi başka şeyler kullanıyoruz. Aklınıza ne gelirse söyleyin, biri mutlaka mazeret olarak kullanmıştır! İşte biz insanlar böyle yapıyoruz. 

Tanrı ne yapıyor? Anne ve babamız için Aden Bahçesi’nde ne yaptıysa, aynısını. Masum kanı döküyor. İşte, İsa da tam olarak bunun için geldi. Görevi, bizim yerimize kendisini  feda etmekti. İsa şöyle dedi: “Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11,18)


Doğruluk Giysisi

13 cloak of love99 robe of righteousness 45Kurban sahnesinde Tanrı bir giysi alıyor – Aden Bahçesi’nde olduğu gibi hayvan derisi değil- doğruluk giysisi. Bu giysi İsa’nın bütün günahsız yetkinliği ve erdemleriyle dokunmuştur. Tanrı bu giysiyle ne yapıyor? Bizim tarafımıza doğru atıp giymemizi mi söylüyor? Hayır, Tanrı bizi kendisi giydiriyor. Ya da İncil’de okuduğumuz gibi:

“Mesih’le birleşenlerinizin hepsi Mesih’i giyindi.” (Galatyalılar 3:27)

Bu kulağa çok garip geliyor, öyle değil mi? Tanrı bize ne söylüyor? İsa’nın günahsız yetkinliği ve erdemleriyle dokunmuş bu giysinin anlamı nedir? Tanrı bizi nasıl Kendisiyle giydirebilir? 

Umarım İsa’nın Matta 5-7 bölümlerindeki öğretişlerini okumuşsunuzdur. Daha çok ‘Dağdaki Vaaz’ olarak bilinir. Bunu henüz okumadıysanız en azından İsa’nın bu büyük kalabalığa öğretişinden sonra dağ yamacından aşağı inerkenki kısma bakın. İsa’nın cüzamlıyla randevusunu kaçırmamızı istemiyorum.

“İsa konuşmasını bitirince, halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu. İsa dağdan inince büyük bir kalabalık O’nun ardından gitti. Bu sırada cüzamlı bir adam yaklaşıp, “Ya Rab, istersen beni temiz kılabilirsin” diyerek O’nun ayaklarına kapandı. İsa elini uzatıp adama dokundu, “İsterim, temiz ol!” dedi. Adam anında cüzamdan temizlendi.”  (Matta 7:28-8:3)

İsa’nın cüzamlılarla karşılaşmalarına daha derinlemesine bakmak için lütfen websitesinde İsa’nın Duyguları adlı kısmında yer alan İsa ve Cüzamlı Adam adlı yazıyı okuyunuz. İsa’nın cüzamlılarla temaslarından öğreneceğimiz çok şey var.

14 image10951 leper xxx 45Cüzamlılar toplumda dışlanan kişilerdi. Bu hastalığa yakalanmış herhangi bir İbrani dini açıdan kirli sayılır tapınmaya katılamazdı. Cüzamlı biriyle temas kuran kişiler de kirli sayılırdı. Bu nedenle, cüzamlılar toplumun geri kalan kısmında soyutlanmış bir şekilde yaşarlardı. Cüzamlıların diğer insanlara yaklaşmaları yasaktı ve kazayla teması engellemek için yanlarından geçen birini uyarmak için ‘kirli’ diye bağırmaları gerekiyordu.  

İsa onu iyileştirmeden önce bu cüzamlının nasıl göründüğünü bilmiyoruz. Eğilmiş omuzları, parmaksız elleri, kabuk bağlamış kolları ve iltihapla kaplanmış sarkan bezlerle sarılıydı belki de. Cüzamlının biçimi bozulmuş yüzünü gizleyen bu yırtık pırtık sargılardan bize dehşetle bakan bir çift göz görürdük. Derin bir şekilde yaralanmış bir adam.

İncil’de İsa’nın insanlara merhamet ettiğini okuyoruz. Bu, onlara öylesine acıdığı anlamına gelmiyor. Hayır, buradaki acıma çok daha canlıdır. Yani, İsa onların acılarını en iç varlığında hissederdi. Sakat olanın aksaklığını hissediyordu. Hastanın acısını hissediyordu. Günahkarın utancını hissediyordu. Cüzamlının yalnızlığını hissediyordu. Ve acılarını hissettiği anda acılarını iyileştirmekten kendini alamadı. Bugün de değişmedi, yaşamınıza girmenize izin verirseniz.

Bu hikayede İsa’nın cüzamlıya ne kadar olumlu yaklaştığına dikkat edin. ‘İstiyorum’ diyor. ‘Bir dakika, bakayım Tanrı’ya sorayım seni bugün benim aracılığımla iyileştirecek mi kontrol edeyim’ demiyor. Hayır, ‘İstiyorum’ diyor. İşte, İncil’de İsa’nın tanrılığıyla ilgili pek çok kanıtlardan biri buradadır. Tanrı dışında kimse mucize yapamaz ama İsa kendi iradesiyle yapabiliyor, kendi gücünü kullanarak yapıyor.

Tanrısal Değiş

15 image10591 exchange arrow 1 45 lower rezBununla birlikte, burada ilgilendiğimiz konu İsa’yla cüzamlı arasında gerçekleşenlerdir. İsa, dokunulmaz olan cüzamlıya dokundu. İsa dışında başka biri bunu yapmış olsaydı bu kişi hemen kirlenmiş sayılırdı. İsa bu hareketle kirlenmemekle kalmadı, aynı zamanda bu anlık dokunuşla bir alışveriş gerçekleşti. İsa bu cüzamlıya, aslında şunu söylüyor; sen bana sendekini ver, ben de sana bendekini vereceğim. Bu, İsa’nın çarmıhta yapacağı şeyin resmidir – kendi yaşamını bizim yaşamımız yerine vermesi. Bizim suçumuz, kirliliğimiz ve kötülüğümüzü alıp yerine kendi doğruluğunu, paklığını ve kutsallığını vermesi.  

Bu alışverişte Tanrı’ya sahip olduklarımızı veririz. Cüzamın bizi kirletebileceğinden çok daha ciddi bir şekilde bizi kirletmiş olan günahlarımızı veririz. Bu alışverişte Tanrı bu günahları alır ve Adem ve Havva’nın bir günahları için ödeyeceklerini söylediği cezanın aynısını öder – ölüm. Masum kanı dökülür. Ölümü hak etmeyen, ölümü hak eden yerine ölür. Bu alışverişte Tanrı’nın doğruluğunu alırız. Bu doğruluk, cennete girmemizi sağlayan tek doğruluk türüdür.

Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.”  (2. Korintliler 5:21)

“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.”  (1. Petrus 3:18)

İsa biz neye sahipsek ve ne isek bunları alır. Biz ise İsa neye sahipse ve ne ise onu alırız. Tanrı’nın önüne çıkabilmemiz için gereken giysi Tanrı’nın dokuduğu bir giysidir. Kendimizin yapabileceği bir şey değildir, bu nedenle iğne ipliğinizi bir kenara koyun ve Adem ve Havva’nın Aden Bahçesi’nde öğrendiği üçüncü dersi hatırlayın: Giysiyi Tanrı’nın sağlaması gerekiyor! 


16 image3899 god worship praise 45Adem ve Havva’nın kendi durumlarına dair bir şey yapmadıklarını fark ettiniz mi? Bağışlanma konusunda ne gibi bir rol oynadılar? Hiçbir şey yapmadılar. Kesinlikle hiçbir şey. Kendi adlarına bir sunu sunulmasını istemediler. Benim arkadaşlarımın çevresinde benim kadar zaman geçirmiş olsalardı şöyle bir şey de söyleyebilirlerdi: “Her koyun kendi bacağından asılır.” Kendi adlarına bir kurban sunulması düşüncesi akıllarının ucundan bile geçmemişti. İyi haber ulaştığında henüz kendi giysilerini bile giyememişlerdi. Kutsal Kitap Tanrı’nın onları giydirdiğini söylüyor. Bu süreç içinde pasiftiler. Bizim de öyle olmamız gerekiyor.  

İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. Çünkü biz Tanrı’nın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere Mesih İsa’da yaratıldık.” (Efesliler 2:8-10)

Melekler Nefeslerini Tutabiliyorlarsa…

Tanrı neden bize karşı bu şekilde davranmayı seçer? Tanrı’nın davranış biçimi nasıl Birisi olduğunu açıklıyor. Başka bir şekilde davranamaz. Kendi doğasına aykırı davranamaz. Siz de ben de bunu biliyoruz ama melekler Tanrı’nın nasıl davranacağını anladılar mı? En azından bu durumda? Ben, Aden Bahçesi’nde olup bitenleri izleyen meleklerin bir an için nefeslerini tuttuklarına inanıyorum. Yani, melekler nefeslerini tutabiliyorlarsa. İşte oradaydılar – Adem ve Havva, Tanrı’nın başyapıtları Yaratıcıları’na karşı günah işlemişlerdi. Tanrı nasıl karşılık verecekti? O sırada evrende duyulabilen tek ses, oradan hızla geçen kuyruklu yıldızların ve sayısız yıldızda meydana gelen patlamaların sesiydi. Ama dünyaya yaklaştığınızda bir şey duyamıyordunuz. Bu güçlü meleklerin Rab’bine karşı bir günah işlenmişti! Adem ve Havva’nın saklandığı ağaçların çevresindeki çalılıklardan bir hışırtı duyuluyordu. Meleklerin arasındaki konuşmalar durdu. Tam bir sessizlik oldu. Tanrı günah işleyen bu çifti yok edip yeni baştan mı başlayacaktı? 

17 image4755 robot 45Tanrı Adem ve Havva’yı yok etmeme kararını ne zaman aldı? Tanrı onlara günahın ücretinin ölüm olduğunu söylemişti. Eski Antlaşma (Tevrat, Zebur) ve Yeni Antlaşma (İncil) boyunca bunu söylüyor. Tanrı, insanı yaratarak insana seçme özgürlüğü vermiştir. Bu karar Tanrı açısından bedeli ağır bir karardı. Bizleri özgür bir iradeyle yaratması gerekli değildi. Bunu seçti. İnsanları, robotlara benzer şekilde tasarlamayı seçebilirdi. Böylece sadece bizi programladığı şeyleri yapardık. Tanrı olsaydınız, Tanrı gibi bu düşünceyi hemen reddederdiniz. İnsan ancak seçme özgürlüğüne sahip olduğunda Tanrı’yı sevme ve O’na tapınma yetisine sahip olabilir. Fakat, Tanrı bunun kendisi için bedelinin ne olacağını biliyordu. Bunun sonuçlarını gördü. Kararının sonuçlarının farkındaydı.

Tanrı’nın bu kararı ne zaman aldığını bilmiyoruz. Bilemeyiz. Sadece orada olmadığımız için değil, o zaman, zaman var olmadığı için. Tanrı henüz bu beş harften oluşan sözcüğü tahtasına yazmamıştı: Zaman. O zaman sözleri yoktu. Yarın ya da dün ya da bir daha ki sefere ya da daha sonra sözcükleri de yoktu. Sadece zamansız bir sonsuzluk vardı.

Bu Düşünceleri Aklınızdan Silin

Tanrı’nın bu seçimi yapmayı ne zaman düşündüğünü bilmiyoruz. Ama bu seçimi yaptığını biliyoruz. Tanrı, karakterine uygun bir şekilde, yaptıklarına devam etti. Cenneti yarattı. Günahsız bir sığınak. Tarih daha ilk insanını görmeden önce yaratılmış bir mutluluk cenneti. Cennet Tanrı’nın nihai yaratığı olan insan için bir armağan olacaktı. ‘Armağan’ sözcüğünün altını çizin ve ‘kazanmak’ ya da ‘hak etmek’ gibi düşünceleri aklınızdan silin – en azından söz konusu Tanrı olduğunda.  

18 image8216 butterfly 45Sonra Tanrı dünyayı yarattı. Yaratıcı’nın görkemini görmek için kanyonlara bakın. Çiçeklere dokunun ve ne kadar narin olduklarını görün. Gökgürültüsüne kulak verin ve Tanrı’nın gücünü işitin. Fakat, Tanrı’nın yarattıklarının zirvesi olan insana bakın ve bu özelliklerin hepsini ve çok daha fazlasını göreceksiniz. Birlikte o gün neler olmuş olabileceğini hayal edelim. Tanrı, yerde insana benzer bir biçim yatana kadar kili şekillendirdi. Aden Bahçesi’nde yaşayan her şey bu olaya tanıklık etmek için durdu. Şahinler havada asılı kaldı. Zürafalar yakındaki cansız şeye doğru uzandılar. Ağaçlar eğildi. Kelebekler çiçeklerin taç yapraklarında durakladı ve izledi.

Tanrı çevresine bakarken şöyle söyledi, ‘Bütün yaşayan şeylerim, beni seveceksiniz. Sizi bu şekilde yarattım. Evren, bana itaat edeceksin çünkü seni bu şekilde tasarladım. Benim görkemimi yansıtacaksın. Güneş sistemine yerleştirdiğim yıldızlar siz de aynısını yapacaksınız çünkü bu nedenle yaratıldınız. Ama yaratacağım bu varlık önemli bir açıdan benim gibi olacak. Bunu, seçme yetisiyle yaratacağım.’

Seçme mi? Melekler, kendi kararlarını alma yetisiyle yaratılmadıklarını biliyorlardı. Sadece itaat etmeyi biliyorlardı. Bu nedenle, onlar hakkında cesaretle şunu söyleyebiliriz:

“RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun melekleri, O’nun sözünü dinleyen, söylediklerini yerine getiren güç sahipleri! RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun bütün göksel orduları, isteğini yerine getiren kulları!”  (Mezmur 103:20-21, Eski Antlaşma)

Yaratıcı içine uzanıp henüz kimsenin görmediği bir şeyi çıkardığında herkes sessizdi.
Buna ‘tohum’ diyeceğiz’ dedi. ‘Seçim tohumu.’ Yaratılış sessiz bir şekilde durdu ve cansız biçime baktı. Sonra melekler konuştu, ‘Peki ya…’

Yaratıcı’nın kendisi meleğin cümlesini tamamladı çünkü Yaratıcı daha bir şey yaratmadan önce, konuşan meleğini bile tasarlamadan önce, bu konuda uzun uzun düşünmüştü.

“Peki ya beni sevmemeyi seçerse?’ dedi Yaratıcı. ‘Gel, göstereyim.’

Zaman sınırlaması olmayan Tanrı ve melek yarının alanına girdiler. Tanrı, ‘Bak, seçim tohumunun meyvesi, hem tatlı hem de acı’ dedi. Melek gördükleri karşısında nefesini tuttu. Anlık sevgi. Gönüllü adanmışlık. İsteğe bağlı şefkat. Hiç böyle bir şey görmemişti.  Kendisi ve diğer meleklerin itaat etmek dışında başka bir şey yapamadıklarını biliyordu. Melek Ademler’in sevgisini hissetti. Havva ve çocuklarının sevinicini duydu. Her gün paylaştıkları günlük işleri ve yemeklerini gördü. Aralarındaki şefkati içine çekti ve insanda apaçık görülen sıcaklığa şaşırdı.  

Meleğin verebileceği tek karşılık şuydu, ‘Gökler hiç böyle bir güzellik görmedi, Rab’bim. Gerçekten de bu Senin yarattığın en büyük şey!’

“Ama sen sadece işin tatlı kısmını gördün…”


Acı Olan Taraf

19 image8409 hell judgment evil wide 45“Ama sen sadece işin tatlı kısmını gördün. Şimdi acı olan tarafına bak,’ dedi Tanrı. Sonra melek insan tarihine bakmaya devam etti. Aman Tanrım! Adem ve Havva ve çocuklarını pis bir koku sardı. Melek dehşet içinde döndü ve Kayin kardeşi Habil’i öldürürken ‘Bu nedir?’ diye sordu. 

Yaratıcı tek bir söz söyledi, ‘Günah.’ Sonra şöyle ekledi, ‘Bencillik de diyebiliriz.’

Cüzam gibi günah da kirletir, bulaşır ve ölümle sonuçlanır. Melek, insanların yüzyıllar boyunca işledikleri günahları geçerken dili tutulmuş bir şekilde izlemeye devam etti. Bu kadar pislik hiç görmemişti. Çürümüş yürekler. Tutulmamış sözler. Unutulmuş bağlılıklar. Bu görkemli yaratığın çocuklarını kör bir şekilde yalnız labirentlerde dolaşırken izledi. 

“Seçimin sonucu bu mu?’ diye sordu melek.
‘Evet.’
‘Seni unutacaklar mı?’ diye sordu melek.
‘Evet.’
‘Seni reddedecekler mi?’ diye sordu melek.
‘Evet.’
‘Peki hiç geri dönecekler mi?’ diye sordu melek.
‘Bazıları, evet. Ama çoğu dönmeyecek.’
‘Peki dinlemelerini ne sağlayabilir?’ diye sordu melek.

Yaratıcı, zaman içinde ilerlemeye devam etti, ta ki bir ağacın yanında durana kadar. Melek de O’nu izledi. Bu, beşik olacak bir ağaçtı. O zaman bile çevresini saracak olan otların kokusunu alabiliyordu. İnsanlara dünyaya yapacağı ziyareti nasıl söyleyeceğini düşündü. “Söz, insan olup aramızda yaşadı.” (Yuhanna 1:14). Dünyadaki yaşamı bu kentte başlayacaktı. 

20 image5084 angel heaven blue“Aynı yörede, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar vardı.
Rab’bin bir meleği onlara göründü ve Rab’bin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek onlara, “Korkmayın!” dedi. “Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haber müjdeliyorum: Bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir. İşte size bir işaret: Kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız.” Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı’yı överek,

“En yücelerde Tanrı’ya yücelik olsun,
Yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara
Esenlik olsun!” dediler.

Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, “Haydi, Beytlehem’e gidelim, Rab’bin bize bildirdiği bu olayı görelim” dediler. Aceleyle gidip Meryem’le Yusuf’u ve yemlikte yatan bebeği buldular. Onları görünce, çocukla ilgili kendilerine anlatılanları bildirdiler. Bunu duyanların hepsi, çobanların söylediklerine şaşıp kaldılar. Meryem ise bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu.”  (Luka 2:8-19)

Ne Büyük Bir Onur Olurdu! 

Melek gördüğü sahneleri tekrar tekrar gözünün önünden geçirdi, Yaratıcı’nın çobanlara duyuruyu yapmak için kendisini seçmesini umut ediyordu. Ne büyük bir onur olurdu! O olmasa da en azından doğumuna, beden almasına tanıklık edecek göksel koronun bir parçası olup olamayacağını merak etti. 

Peki o satır neydi? Onu ezberleyebilirdi ama ne anlama geliyordu? “Bugün size, Davut’un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih’tir.” Bir Kurtarıcı? Peygamberden daha üstün olan biri? Kim olabilir?

Gelecekte bir adım daha atarak Yaratıcı başka bir ağacın önünde durdu. Bu ağaç tek başına duruyordu. Gövdesi kalın, ahşabı çok güçlüydü. Belli bir nedenden ötürü bu şekilde yapmıştı. Yakında kesilecek, tıraşlanacak ve bir tepeye konulacaktı. 21 cross rainbow cross 45Evet, Yeruşalim’in surlarının hemen dışında ölüm tepesine götürülecekti. Sonra da insanlığa bürünmüş yaratıcı bu ağaç üzerine asılacaktı. Henüz bürünmediği sırtın sert ağaca değdiğini hisseder gibi oldu. 

“Bu nedenle mi bu küçücük gezegene gideceksin?!!’ diye sordu melek.
‘Evet.’
‘Başka bir yol var mı?’
‘Başka bir yol yok.’

Meleklerin Tanrı’nın yolları karşısında büyülendiklerini biliyoruz, özellikle de sevgisini hiçbir vahyin anlatamayacağı şekilde gösterecek olan bu yol karşısında hayrete düşmüşlerdi. Meleklerin Tanrı hakkında sahip oldukları bilgileri bir dereceye kadar yaratılanlar gibi elde ettiklerini düşünmek mantıksız değildir. Yani, onlara da öğretmek gerekiyordu. Onlar her şeyi bilmiyorlar. Bir gerçek, ne meleklerin ne de insanların bir kerede öğrenebilecekleri bir şeydir. Bu gerçek Tanrı’nın, günahlarımızı sevgi giysisiyle örtmek için insanlığı giyinmiş olarak dünyaya gelmesiyle ilgilidir.

“Size bağışlanacak lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşla ilgili dikkatli incelemeler, araştırmalar yaptılar. İçlerinde olan Mesih Ruhu, Mesih’in çekeceği acılara ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık ettiğinde, Ruh’un hangi zamanı ya da nasıl bir dönemi belirttiğini araştırdılar. Şimdi size de bildirilen gerçeklerle kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara açıkça gösterildi. Bu gerçekleri gökten gönderilen Kutsal Ruh’un gücüyle size Müjde’yi iletenler bildirdi. Melekler bu gerçekleri yakından görmeye büyük özlem duyarlar.”  (1. Petrus 1:10-12)


22 image10459 cross 45Meleğin Tanrı’nın insan için yapacaklarını anlamasının ne kadar zor olduğunu bildiği için Yaratıcı bu iki soruyu bekliyordu.  

“İnsanın içine bu tohumu koymamak daha kolay olmaz mıydı?’
“İnsana seçme özgürlüğü vermemek daha kolay olmaz mıydı?’

“Olurdu,” dedi Yaratıcı, ‘ama seçimi ortadan kaldırmak sevgiyi ortadan kaldırmak demektir.’ Yaratıcı olanları açıklarken melek yine ölüm tepesinde olanları izlemeye başladı. Çarmıhlarda üç adam asılıydı. İsa’nın iki yanında iki hırsız vardı. Üçünün de kolları yanlara açılmıştı. Başları önlerine düşmüştü. Rüzgarla birlikte inliyorlardı.

Onlardan Kime Ne?  

Roma askeri üniformasını giymiş askerler üçlünün yanında yerde oturmuştu. Yerde oyun oynayıp gülüyorlardı. Dini giysileri içinde bazı adamlar da diğer yanda durmuş kibirli bir şekilde gülüyorlardı. Halka kendisini Tanrı olarak tanıtan bu adamı Roma valisine öldürterek Tanrı’yı koruduklarını düşünüyorlardı. Kurtarıcı’nın yanındaki iki suçluya gelince, onlardan kime ne? Din önderlerinden biri hırsızlardan birine doğru yere tükürdü, biraz sonra İsa’nın bu hırsızı cennete götüreceğinden habersizdi!

“Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti. Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.” Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.” (Luka 23:39-43)
 
23 image3888 regret sorrow long 45Yaslı kadınlar tepenin yamacında biraraya toplanmış olan bitenlerden habersizdi. Onların da dilleri tutulmuştu. Yüzleri gözyaşlarıyla ıslanmıştı. Bakışlarını yere dikmişlerdi. Biri kolunu diğerinin omzuna koyup onu oradan uzaklaştırmak istedi. Ama kadın gitmek istemiyordu. ‘Kalacağım’ dedi alçak sesle, ‘kalacağım.’

Yaratıcı Buyruk Vermedi

Gökler Efendileri adına savaşmak için ayağa kalktı. Doğa kalktı, O’nu kurtarmaya hazırdı. Sonsuzluk, çaresiz gibi görünen Yaratıcıları’nı korumak için hazırdı. Ama Yaratıcı buyruk vermedi. Yenilmiş miydi? Utanmış mıydı? Başkası galip mi gelmişti?

Yaratıcı’nın söylediği tek şey, ‘Böyle olması gerekiyor’du.’ Sonra, henüz gerçekleşmemiş olan bu sahneden çekildi.   
Melek tekrar konuşmaya başladı. ‘Daha az acılı olurdu, eğer…’ 
Yaratıcı yavaşça meleğin sözünü kesti ve cümleyi doğru bir şekilde, tek şekilde tamamladı. ‘Ama o zaman sevgi olmazdı.’

Tanrı’nın nelere katlandığını aramızda kim anlayabilir? Tanrı sevgiyi tanımlarken ‘her şey’ derken nasıl anlayabiliriz? Sevgi her şeye katlanır. Tanrı’nın ilahi sevgisi gerçekten de inanılmazdır!

Sevgi Her Zaman Korur

Biz saklanırız, Tanrı arar. Biz günahımızı getiririz. Tanrı sunu getirir. Adem ve Havva’nın kendilerini incir yapraklarıyla örtmesi gibi kendimizi iyilik yaparak örtmeye çalışıyoruz. Tanrı ise bize doğruluk giysisini getiriyor. Eski Antlaşma’da peygamberin söylediği şarkıyı söylemekten başka çaremiz yok: 

“RAB’de büyük sevinç bulacağım. Tanrım’la yüreğim coşacak, çünkü çelenkle süslenmiş güvey gibi takılarını kuşanmış gelin gibi, bana kurtuluş giysisini giydirdi. Beni doğruluk kaftanıyla örttü.”  (Yeşaya 61:10)

Tanrı bizi giydirdi. Yani, izin verirsek Tanrı bizi giydirecek ve cennet için hazırlayacak. Bizi sevgi giysisiyle koruyor. Tabii, sevgisini almayı istersek.

Neredeyse bacağı kopmuş kadın ameliyattan çıkınca doktor onu odasında ziyaret etmeye başladı. Pek çok uzun ziyaret. Kadının nişanlı olduğunu öğrendiğinde, nişanlısı giremesin diye kapıya ‘Ziyaretçi giremez’ levhası astı. Kadın buna karşı çıkmadı. Nitekim, doktorun adı günlüğünde geçmeye başladı. Bir gün şöyle yazdı, ‘Umarım bugün o yakışıklı doktor ziyaretime gelir.’ Geldi de. O gün de geldi, başka günler de geldi. Yanında ne getiriyordu? Her zaman bir gül. Kadının hastaneden çıktığı ve eve döndüğü gün geldi çattı. 

24 image5089 rose 45Peki hikaye bitti mi? Hayır, dahası, hikayede şaşılacak bir şey oluyor. Kadın doktora gül vermeye başlıyor! Bir gün, sonra ertesi gün. Bir gül bir gül daha. Güneş yeniden doğunca, yeni bir gül. Başka bir Salı günü yeni bir gül. Çıkmaya başladıklarında günlük güller gelmeye devam eder. Evlendiklerinde gül vermekten vazgeçmedi. Nitekim, yaklaşık kırk yıl boyunca her gün ona gül verdi. Oğulları buzdolabının üzerinde babası için içinde gül olmayan bir bardak olmadığını hatırlamadığını söylüyor. 

Sevgi Örtüsü…Minnettarlık Gülü

Minnettarlıktan söz etmişken, İsa’ya teşekkür ettiniz mi? İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğunuzu Tanrı’ya söylediniz mi? “Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.  (2.Korintliler 5:15)

Leave a Comment