İsa Yeruşalim İçin Ağlıyor

OLAY:  İsa Yeruşalim’e girdi.

AYETLER:  “Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.”  (Matta 23:37, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU:  Keder

NEDENİ:  Yeruşalim İsa’yı reddetti ve gelecek olan yıkımla karşı karşıya geldi.

EYLEM:  İsa kent için ağladı.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU: 

01 destruction7 sharper 45İsa’nın düşünceleri yarım yıldan fazla bir süredir üzüntüyle Yeruşalim’e dönüp duruyordu. Matta 23. bölümde kalabalıklarla son kez konuşurken kent için ağlamış ve yıkımından söz etmişti. İsa İ.S. 70 yılında ne olacağını öngörmüştü. Önceden biliyor muydu? Evet biliyordu.  

“İsa Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı. “Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin” dedi. “Ama şimdilik bu senin gözlerinden gizlendi. Senin için öyle günler gelecek ki, düşmanların seni setlerle çevirecek, kuşatıp her yandan sıkıştıracaklar. Seni de, bağrındaki çocukları da yere çalacaklar. Sende taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü Tanrı’nın senin yardımına geldiği zamanı farketmedin.” (Luka19:41-44) 

Yeruşalim yıkılacaktı. İsa’nın söylediği her şey gerçekleşti. Hep gerçekleşir. Yeruşalim kuşatıldığı sırada Roma generali Titus, kentin kıtlık yüzünden teslim olmasını sağlamak amacıyla kentin çevresine bir duvar ördü. Duvar yaklaşık olarak 9 km uzunluğundaydı ve on üç kulesi vardı. Bu duvar inanılmaz bir kararlılıkla on gün içinde tamamlandı. Duvarın amacı kenti her taraftan çevreleyip içine almaktı. Hiçbir peygamberlik bu kadar çarpıcı bir şekilde gerçekleşmemişti.

Keşke kendilerine neyin esenlik getireceğini bilselerdi! Dünyada, Efendisi ve Kurtarıcısı olarak İsa yerine başka bir inancı, gözalıcı, değersiz eşyaları veya dünyasal zevkleri seçen kişilerin ölümünden sonra meleklerin kendi aralarında acıyla bu tür üzücü sözler söylediklerine inanıyorum. Buna inanmamın nedenlerinden biri meleklerin günahkarlar hakkında söyledikleridir. İsa şöyle dedi,  

“Size şunu söyleyeyim, aynı şekilde Tanrı’nın melekleri de tövbe eden bir tek günahkâr için sevinç duyacaklar.” (Luka 15:10). Melekler, tövbe eden günahkarlarla ilgili olarak karşılıklı seviniyorlarsa tövbe etmeyenler için de tersini yapıyor olmalılar. 

02 image10973 faith god heaven seek 45Bu yazıda İsa’yı bir yolculuk sırasında görüyoruz. Dünyanın Kurtarıcısı’nı Yeruşalim’e doğru ilerlerken görüyoruz, hem de nasıl bir yolculukta! Bu yolculuk bir kentin kenar mahallelerinden değil, cennetten başladı. Bizi aramak için oradaki meskenini bıraktı. Yolculuğu O’nu Yeruşalim kentinin kapılarının dışında Ölüm Tepesine götürecekti. Burada günahlarımızı yüklenecekti çünkü dünyaya gelme nedeni buydu. Bedeni, yepyeni bir mezara gömülecek ve O üçüncü gün ölümden dirilecekti. Amacı hep tekti- bizleri cennete götürmek! Bunu gerçekleştirmek için cennete girmemize engel olan tek şeyi kendi bedeninde taşıdı. Bunu yüklenerek ortadan kaldırdı. “…günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1.Petrus 2:24). Sizi ve beni tövbeye getirmek için bu kadar ileri gitti. Tövbe derken, şu an neye inanıyorsak Tanrı’nın bundan bizi kendisine döndürmesini kast ediyorum.

Kutsal Kitap’ta, İsa’nın üstlendiği bu görevin bir adı var: Barıştırma. “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.” (2.Korintliler 5:19). Tanrı’nın beni karanlığın ve günahın pençesinden kurtarmak için yaptıkları için o kadar minnettarım ki bunu sözlerle ifade edemem. O neyin yapılması gerektiğini biliyordu. Barıştırmayı gerçekleştirdi- insanla kendisini değil, kendisiyle insanı barıştırdı.  

Bu Kutlamayı Mahvetmeyin Lütfen!

Sevgili dostum, kendinizle Tanrı arasındaki ilişkiyi düzeltmek amacıyla bir kamyon dolusu iyi iş veya sevapla ortaya çıkıp bu kutlamayı mahvetmeyin lütfen. Böyle bir şey yapmak, ileri seviyede bir deri kanserine sahip hastaya yarabandı vermek gibi bir şey olurdu. Bir yaşam boyunca biriktirilmiş iyi işlerle dolu kamyon konvoyu bile, iyi niyetle dahi olsa, Tanrı’yla uyumlu bir ilişkiye sahip olmanızı sağlamaz. Aynı şekilde, cennete girme hakkı da kazandırmaz.

03 homepage person 15 45“Bunları düşünün,” diyor, iyi işlerinizle ilgilenmeyen Tanrı. En azından Tanrı’nın bizim için yaptıklarını duymadan önce bunları düşünmeliyiz. Tanrı diyor ki, ‘Şu dört gerçek üzerinde düşünün.’ 

–  Günahlarımızla yüklü bir çarmıh 
–  Günahları yüklenen Kişi ölümden dirildiği için artık boş olan bir mezar
–  Görevin başarısını temin eden Tanrı’nın kudreti
–  ‘İnsan için bunu yapalım!’ diyen sevgisinin derinliği

Bu barıştırmanın yaratıcısı İsa Mesih’ten başkası değildir. Bize düşen ise bunu imanla kabul etmektir. Bu barıştırmanın etkili olması, yani ‘hesabımıza işlemesi,’ için imanla etkinleştirmeliyiz. “Tanrım, İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğumu kabul ediyorum. Şu andan itibaren benim Kurtarıcım O’dur. Yaşamımda O’nu izleyeceğim, yaşamım için İncil’i rehber edineceğim.”   


04 calvary the lamb of god and the light of god were on the cross 45“Hepsi İsa’nın ölüm cezasını hak ettiğine karar verdiler. Bazıları O’nun üzerine tükürmeye, gözlerini bağlayarak O’nu yumruklamaya başladılar. “Haydi, peygamberliğini göster!” diyorlardı. Nöbetçiler de O’nu aralarına alıp tokatladılar.” (Markos 14:64-65)

İnsanların kendileri için gözyaşı döken gözlere tükürmeleri doğru muydu? Askerlerin Tanrı’nın üzerine giyindiği insanlığın sırtını kamçılamaları adil miydi? Dünyaya şekil veren elleri kalın çivilerin delmesi adil miydi? Adil miydi? Hayır. Sevgi miydi? Evet.  

“Hiç kimsede, insanın, dostları uğruna canını vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur.” (Yuhanna 15:13)

“…ama siz istemediniz.”

İsa gözyaşı döktü fakat başkalarının yaptığı gibi çaresiz bir kederle yüksek sesle ağlamadı. Ümitsizlik içinde kendi durumu için ağlamıyordu. İnsanlık için Ölüm Tepesinde ne yapmak üzere olduğunu biliyor muydu? Biliyordu fakat bağışlama teklifini hor görenlerin acısı için duyduğu merhamet, gözyaşlarının akmasına neden oldu. Yazının başında İsa’nın ilerde Yeruşalim’de neler olacağını bildiğini gördük. Kendisiyle ilgili olacakları da önceden biliyordu.

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 16:21)

“İsa Yeruşalim’e giderken, yolda on iki öğrencisini bir yana çekip onlara özel olarak şunu söyledi: “Şimdi Yeruşalim’e gidiyoruz. İnsanoğlu, başkahinlerin ve din bilginlerinin eline teslim edilecek, onlar da O’nu ölüm cezasına çarptıracaklar.”  (Matta 20:17-18)

Yeruşalim’e bakarken gördüğünüz İsa, kent ve içinde yaşayanların başına gelecek olan kötü şeyleri ağır bir şekilde hissetmektedir. Bir zamanlar görkemli olan bu kent, gerçeğin kalesi, nasıl olur da bu kadar kutsallıktan uzak bir çılgınlığın içine düşer? İsa Yeruşalim’in Tanrı elçilerini öldürerek kendisine gönderilen ilahi bildirileri yok etmesiyle ilgili utanç verici tarihini anlattı. 

05 image11281 cross crowd zzz 45“Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim!”

İsa insanları tek bir ilahi haberciyi öldürmelerinden ötürü azarlamıyor- sadece bir tanesi bile fazla olsa da. Bu gelenek o kadar kökleşmişti ki kent, kendilerini Tanrı’ya yöneltmek için gönderilen birden fazla peygamberi ve başkalarını öldürmüştü. Bu sözlerle aynı zamanda öğrencilerini, o kadar gurur duydukları kentin kendi Mesih ve Kurtarıcısı’nı ne kadar zalim bir şekilde öldürecekleri konusunda uyarıyordu.   

Çalışma ayetimizde benim için anlaşılmaz sırlardan biri şu ifadedir, “…ama siz istemediniz.” İnsanın tüm ihtiyaçlarını karşılamak Tanrı’nın en derin arzusudur. İnsanın Tanrı’nın bu arzusuna karşı koyması benim için bir sır. Ama insana Tanrı’ya ‘hayır’ deme özgürlüğü verilmiştir. Tanrı bizleri robot olarak yaratmadı, öyle değil mi? Bazılarını ‘Evet’ bazılarını ise ‘Hayır’ demek üzere yaratmadı. Bizlere düşünmek için akıl ve iradesine karşı çıkabilecek iradeler verdi. Ne kadar derin bir düşünce! Tanrı kendisini sevmeye ve kendisine hizmet etmeye istekli olmamızı istiyor, bu şekilde programlandığımız için böyle davranmaya zorlanmamızı ve böyle davranmamızı istemiyor. Bunu anlamak zor olsa da, Kutsal Kitap’ta, bir yandan insanın özgür iradesi korunurken bir yandan da Tanrı’nın insanlar üzerinde egemenliğinin sürdüğü açıktır. 

Tanrı’nın gücü her şeye yeter mi? Evet. Eğer evren ve bu dünyadaki insanlar arasındaki olaylar üzerinde tam denetime sahip olmasaydı egemen olmazdı ve bunun sonucunda Tanrı olmazdı. Bir şekilde Tanrı insanın seçim özgürlüğünü resmin dışında bırakmıyor. Eğer ben O’nun yerinde olsaydım, dünyam üzerinde dolaşan ve benim söylediklerimi papağan gibi tekrarlayan bir dünya dolusu robot istemezdim. 06 small mind1 45Siz ne dersiniz? Onları gerçekten insan olarak yaratır ve beni dinlemek ve sevmek konusunda onlara seçim hakkı verirdim. Eğer, herkesin başka bir seçimi olmadığı için bana itaat ettiği seçim hakkından yoksun bir dünya yaratsam yarattıklarımdan nasıl bir sevgi görürüm? Bu anlamsız olurdu. Gerçek sevgi olmazdı. Gerçek sevgi ancak özgür irade olduğunda gerçekleşebilir.

Her durumda, Tanrı’nın bir yandan egemenliğini korurken, diğer yandan hala insanın özgürlüğüne nasıl izin verdiğini anlamak sadece Tanrı’nın sınırsız aklı için mümkün gibi görünüyor. Büyük beyinler yüzyıllardır bu konuyu anlamakta zorlanıyorlar. Benimki gibi küçük beyinler de. Sonuç olarak, küçük beyinler de büyük beyinler de bunun son derece derin ve gizemli bir konu olduğu konusunda anlaşmak zorunda.

Tarih, seçildikten sonra ya da insanlar üzerinde zorla yetki sahibi olduktan sonra sahip oldukları yetki ve güç nedeniyle yozlaşan iyi insanların hikayeleriyle doludur. Bunu seslerinin tonunda ya da yansıtmaya çalıştıkları ve daha önce var olmayan yeni tavırlarında gördük. Tanrı’nın kendi içinde bu kadar güven dolu, sevgi dolu ve saf olması ve bu nedenle diktatörler gibi yetki sahibi oldukları kişilere hakim olmaya gerek duymaması inanılmaz, değil mi? Tanrımız’ın karakterini aşağıdaki ayetlerde görebilirsiniz. ‘Sevgi’ sözünün geçtiği yere ‘Tanrı’ sözcüğünü koyabilirsiniz çünkü Kutsal Kitap bize Tanrı’nın sevgi olduğunu söylüyor.

“Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.  Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz. Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez. Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz. Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir. Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır. Sevgi asla son bulmaz.” (1.Korintliler 13:4-8)


Yaratıcı O Buyruğu Vermedi!

07 image10997 heart love cross sharper 45Kent kapılarının dışında üç çarmıh üzerinde üç kişi asılıydı. En solda bir hırsız asılıydı. En sağda başka bir hırsız. Suçlarının cezasını çekiyorlardı. Ortadaki ise bizim günahlarımızı taşıyordu. Hepsi kollarından iki yana gerilip acımasızca çarmıha çivilenmişti. Başları sürekli öne düşüyordu. Rüzgarla birlikte inliyorlardı. Bu üçlünün yanında yerde Roma askeri üniformaları içinde adamlar oturuyordu. Dinsel giysileri içinde uzakta, yan tarafta kibirli ve kendini beğenmiş adamlar duruyordu. Kederle örtünmüş kadınlar tepenin eteklerinde birbirlerine sarılmış bekliyordu. Yüzlerinde gözyaşlarının izleri görünüyordu.

Tüm gökler savaşmaya hazırdı. Sonsuzluğun tümü koruma konumuna geçmişti. 
Ne var ki Yaratıcı buyruk vermedi. En yüksek rütbeye sahip melek diğerlerine dönüp şöyle dedi, “Bu kadar acı verici olmaz eğer biz…” Yaratıcı yumuşak bir şekilde araya girdi. “Ama sevgi olmaz.”

Bizim küçük akıllarımızın Tanrı’nın sevgisini anlamasına imkan yoktur. Fakat bu durum Tanrı’nın bize gelmesine engel olmadı. Göklerden sevgiyle baktı. Yeruşalim’e sevgiyle baktı. Dirildiği Pazar günü mezardan çıktığında gömülü olduğu mezarı mühürlü tutmakla görevlendirilmiş Romalı askerlere sevgiyle baktı. Son olarak, bu dünyadan ayrıldı ve yine bizlere göklerden sevgiyle bakıyor.

Bu tür bir sevgi için söylenebilecek en uygun şey ne olurdu? Tanrı üzerine insanlığı giyiniyor, dünyamıza geliyor ve bizim için bedeninin kurban edilmesine izin veriyor. Cennette bizsiz yaşamaktansa bu şekilde ölmeyi seçiyor. Peki biz bunun karşılığında ne yapmalıyız? Dilimizin tutulması iyi bir başlangıç olabilir. Sonra şunu düşünün:

“Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?  (Romalılar 8:31)

08 image10065 ventian blinds fear hide judgment framed four sides 45Soru sadece ‘Kim bize karşı olabilir?’ sorusu değil. Bunu kolayca yanıtlayabilirsiniz. Kim size karşı? Hastalık, enflasyon, yolsuzkluk, bitkinlik, belalar ve her hafta yüz ayrı korku. Çoğunlukla en kötü düşmanımız kendimiziz. Örneğin yalan söylüyoruz. Sonra yalan söylemek konusunda yalan söylüyoruz. Ne zaman kolaylık sağlasa gerçeği çarpıtmak konusunda eğilimimiz olduğunu inkar ediyoruz. ‘Kim ben mi? Ben yalan söylemem; Gün ne kadar aydınlıksa ben de o kadar dürüstüm. Yalan söylemiyorum.” Size inanmak isterim fakat bu harika ayetin ne demek istediğini gözden kaçırmayalım. Eğer esin almış yazar ‘Kim bize karşı olabilir?’ diye sorsaydı düşmanlarımızı onlara karşı savaşacağımızdan çok daha kolay bir şekilde sıralayabilirdik. Fakat soru bu değil. Soru şu, EĞER TANRI BİZDEN YANAYSA, kim bize karşı olabilir?

Lütfen biraz sabırla anlattıklarımı izleyin. Bu ayette üç kelimeye dikkat etmemiz gerekiyor. ‘Tanrı bizden yana’ ifadesini yavaş yavaş okuyun. Sonra bu ifadeyi üç kez yüksek sesle okuyun ve her seferinde italik kelimeyi vurgulayın.

Tanrı bizden yana. 
Tanrı bizden yana.
Tanrı bizden yana.

Arkadaşlarınız, kardeşleriniz, meslektaşlarınız, sınıf arkadaşlarınız sizi bir şekilde ihmal etmiş olabilir fakat dualarınızla okyanusların Yaratıcısına, yüreğinizin Yaratıcısına ve günahlarınızın Taşıyıcısına ulaşabilirsiniz.

Tanrı’nın açıkladıkları hakkında dürüst olalım. İnanılmaz, değil mi? Tanrı, hakkında ne kadar çok öğreneceğimiz şey olduğunun farkına varmamızı sağlıyor. Aynı şekilde Tanrı hakkında öğrendiğimiz fakat düzeltmemiz gereken şeyler de var. Tanrı size karşı değil. 09 image11282 cool text 15.768.000 goldZaman içinde Tanrı’nın sizi sevmediği bir an bile olmadı. Tanrı sizden yana. ‘Belki’ değil, ‘yanaydı’ ve ‘yana olacak’ değil, Tanrı sizden yanadır! Bugün. Bir saat önce olduğu gibi bugün de sizden yana. Şu dakika olduğu gibi, eğer o kadar uzun yaşarsanız önünüzdeki 15.768.000 dakika (30 yıl) için sizden yanadır. 

Siz bu cümleyi okurken Tanrı sizden yanadır. Bu makalenin sonuna geldiğinizde fikrini değiştirip değiştirmeyeceğini görmeye gerek yoktur. Size karşı hislerinde son durumun ne olduğunu öğrenmek için sırada beklemeye veya yarın tekrar gelmeye gerek yoktur. Tanrı şu anda size karşı duyduğu iyi düşüncelerden daha iyi hislerle dolu olamaz. Önünüzdeki on saat boyunca daha iyi bir insan olmaya karar verirseniz size karşı sevgisi artmaz. Bu hafta mahallenizdeki herhangi bir ibadethaneye adımınızı bile atmasanız, size karşı sevgisi azalmaz.

“RAB, “Kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi?” diyor, “Rahminden çıkan çocuktan sevecenliği esirger mi? Kadın unutabilir, ama ben seni asla unutmam.”  (Yeşaya 49:15, Eski Antlaşma) 

Ne tuhaf bir soru! Eğer bunu okuyan bir anneyseniz bebeğinizi besleyip büyütüp sonra da ‘Bu bebeğin adı neydi?’ diye sorduğunuzu hayal edebiliyor musunuz? Böyle şey olmaz! Bebeklerine bakan anneler gördüm. Bebeklerinin saçlarını okşarlar. Yüzlerini severler. Bebeğin adını tekrar tekrar söylerler. Anne unutabilir mi? Olanaksız! Ama Tanrı söz veriyor, ‘Kadın unutsa bile ben seni asla unutmam.’ Çarmıhtaki çividen ötürü yaralanmış elini uzatıyor ve şöyle diyor, ‘Al ve bak! Günahın ücreti ölüm ama benim sana armağanım bu yara sayesinde benimle cennette sonsuz yaşam. Diğer elimdeki, alnımdaki ve böğrümdeki yaralarım sayesinde de. İyice bak, ayaklarımdaki yaralar da…bu yaralara bakıp seni düşünüyorum.”


Hangi Tanrı’ya?

10 questioning1 temp5 45Soru ‘Tanrı’ya inanıyor musun?’ sorusu değil. Soru, ‘Hangi Tanrı’ya?’ Kutsal Kitap’ın Tanrısı, Kuran’ın Tanrısı’yla aynı mı? Hemen yanıt vermeyin. Önce düşünün ve kolay yanıtların hepsini bir kenara bırakın. Web sitemizde Tanrı’nın karakteri hakkında bu gibi makaleleri okudukça inancınızı daha fazla sorgulayacağınıza inanıyorum. Kuşkusuz, dost kalıp farklı fikirlerde olabiliriz fakat İslam ve Hıristiyanlık arasında önemli farklılıklar olduğuna inanıyorum. Son üç paragrafı düşünün. Çok farklı bir Tanrı’yı resmediyorlar, öyle değil mi?

Daha önemli olan soru, ‘Tek bir Tanrı’ya inanıyor musun?’ değil. Temel soru, ‘İnandığın bu tek Tanrı nasıl bir Tanrı?’ Kendilerini ateist olarak tanımlayan insanlarla konuştum. Onlara genellikle sorduğum ilk soru ne oluyor biliyor musunuz? “İnanamadığınız Tanrı’dan bahseder misiniz?” Tanrı konusunda algıları karşısında verdiğim tepki çoğunlukla şöyle oluyor: “Dostum, Tanrı böyle değil. Tanrı hakkında böyle bir fikri nasıl edindiniz? Kutsal Kitap’tan gelmiyor.” 

Tanrı’nın size karşı sevgisinin ne kadar süreceğini biliyor musunuz? Yanıtınızı parçalanmış bir çarmıhta, Yeruşalim dışında çıplak bir tepede bulabilirsiniz. Ve boş bir mezarın girişinde, Tanrı buradan çıkarken öyle görünüyor ki sanki bir patlama olmuş gibi koyu bir is lekesi kalmış. Dilerseniz buna diriliş gücü deyin! Tanrı şöyle diyor, “Orada gördüğün benim, Yaratıcın, insanlığı giyinmiş olan Tanrın. Çivilenmiş ve kanayan. Günahla kirlenmiş. Hissettiğim senin günahın. Öldüğüm ölüm senin ölümün. Birkaç gün sonra yaşadığım, senin dirilişin olacak. Diriliş, bunu unutma. Senin için önce bana ait olup benden gelmeyen zafer yoktur. Keder. Sevinç. Hepsi senin için. İşte seni bu kadar seviyorum!”

Tek bir Tanrı’ya inanıyor musunuz? İyi. Bu başlamak için iyi bir nokta. Artık, bize olan sevgisini İsa Mesih’in ölümü, gömülmesi ve dirilişiyle göstermiş olan tek Tanrı’ya inanın. Bu tek Tanrı’ya inanmayı seçtiğiniz takdirde sizi kim bu sevgiden ayırabilir? “Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir. ” (Romalılar 8:38-39, İncil)

Fakat size çok kötü bir haberim var. Size kendisini ve sevgisini açıklamayı seçtiği yol için O’na şükredene kadar bu harika Tanrı’yla ilişkinizde bir sorun olacak. Buna sevgisini kanıtlayan eylem de dahildir: Çarmıh. O’nunla barışmayı kabul etmediğiniz sürece Tanrı uzak ve bilinemez olmaya devam edecektir. 

Tarihte birçok kişi bu teklifi geri çevirmiştir. Biz kısaca bir kente ve bir halka baktık. “Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.”  (Matta 23:37, İncil)

11 image7630 hell judgment man sin 45Bu ayetin alındığı bölümü okursanız İsa’nın topluluk içinde verdiği son vaazın son sözlerini okumuş olursunuz. Ağır bir dille konuşuyor fakat gözlerinde yaşlar var çünkü İsa onları ve Filistin halkını seviyor. Bizden daha fazla değil, ama yine de onları seviyordu. Bu bölümde İsa’yı yanlış anlamayın. Kendisini reddedenler üzerine gelecek olan yargı hakkında ağır bir şekilde konuşuyor. İlk yargı dalgası sadece birkaç yıl ötedeydi. 

“İsa Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı. “Keşke bugün sen de esenliğe giden yolu bilseydin” dedi. “Ama şimdilik bu senin gözlerinden gizlendi. Senin için öyle günler gelecek ki, düşmanların seni setlerle çevirecek, kuşatıp her yandan sıkıştıracaklar. Seni de, bağrındaki çocukları da yere çalacaklar. Sende taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çünkü Tanrı’nın senin yardımına geldiği zamanı farketmedin.”  (Luka 19:41-44)

Yaklaşık 40 yıl sonra ve tıpkı İsa Mesih tarafından peygamberlik edildiği gibi Yeruşalim’deki harika tapınak tamamıyla yıkıldı. Yeruşalim tamamıyla yıkıldı. Taş üstünde taş kalmadı. Nasıl oldu? Buna daha önce bakmıştık. Roma Generali Titus kentin çevresini sardı ve İ.S. 70 yılında Yerşalim kuşatması başladı. Sonunda kenti aldı ve meşaleyi alıp tapınağı yaktı ve taş üstünde taş bırakmadı. Bu olay Yahudi diasporasının (asıl vatanlarından uzakta yaşayan Yahudiler’in) uzun ve çetin sürgününün başlangıcı oldu.

Şu an kafanızda bir soru oluşabilir: Bütün bunlar içinde merhametli İsa nerede? Ben size üç soru sorarak yanıt vermek istiyorum. Kanser hastası birine büyük bir ameliyat olmazsa öleceğini söylemek acımasızlık mı? Arabadakilere ilerde yolun yağmurdan ötürü kullanılamaz olduğunu ve geri dönmezlerse ölüme gidiyor olacaklarını söylemek acımasızlık mı? Çocuklarla dolu bir otobüsün şoförüne ilerdeki köprünün ortasında delik olduğunu ve farklı bir yoldan gitmezse hem kendisinin hem de çocukların o delikten sulardan oluşan bir mezarın içine düşeceğini söylemek acımasızlık mı? Kurtarıcının sözünü ettiği tehlike gerçek. Yazının sonunda İsa’nın bizleri şoke eden keskin sözleri tehlikenin ne kadar gerçek ve korkunç olduğunu gösteriyor.

12 image5176 crumbling bridge 45Evet, Tanrı bize karşı değil, bizden yana. Evet, Tanrı bizi çok seviyor. Peki ya sevgisini hor görürsek? Mormonlar, Yehova’nın Şahitleri ve diğer insanların dini kitaplarında yaptıkları gibi, O’nu yeniden tanımlamaya kalkışırsak? Benim babaannemle dedem ölene dek böyle bir dini hareketin parçası oldular. Sadece İsa’yı değil, Kutsal Kitap’ta adı geçen tüm insanları yeniden tanımlayan sapkın bir inançtı. Yağmurdan ötürü kullanılamaz olan yolda ya da ortasında delik bulunan köprüye doğru ilerlerken nasıl bir umuda sahiptiler? Hiç. Yok oldular.

Tanrı günahkarların sonsuz yıkımından zevk alır mı? Bazı insanları iyi bazılarını ise kötü olarak mı yaratır? İnançlarımızın aynı Tanrı tarafından yaratılıp yaratılmadığını düşünüyorduk. Kutsal Kitap’ın Tanrısı ölümlerinden zevk aldığı bu halk hakkında ne diyor? Bu insanlar kim? Hangi halk? Böyle bir halk yok!!! Tanrı şöyle diyor: 

“Çünkü ben kimsenin ölümünden sevinç duymam. Egemen RAB böyle diyor.”  (Hezekiel 18:32, Eski Antlaşma)


13 jerusalem titus war1 temp5 45Ayetlerimizde İsa, kendisini reddeden ve çarmıha geren kuşak üzerine gelecek olan Yeruşalim’in yıkımından söz ediyor. Tarih bize, tıpkı İsa’nın söylediği gibi bu yargının gerçekleştiğini söylüyor. Tarih İsa’nın o kuşak hakkında yetkisi ve doğruluğunu kanıtladıysa, gelecek olan yargıyla ilgili yetki ve doğruluğunu kabul etmemiz yerinde olacaktır. İsa’yı Mesih ve Tanrı’nın sonsuz kurtuluş için tek yolu olarak reddeden herkes üzerine bu yargı gelecektir. 

Dört yaşındayken büyükannemin arka bahçesindeki arı kovanları beni büyülerdi. Bir seferinde annem babam o gün için beni oraya bıraktıklarında arı kovanlarını tek başıma keşfetmeye karar verdim. O zaman sanki çok fazla arı uçuşuyor gibi gelmedi bana, bu nedenle kovanlardan birinin kapağını kaldırmaya karar verdim. Sonra, ileri geri sallamaya başladım… 

Çığlıklarımı ilk duyan kişi büyükannem oldu. Mutfakta bir şeyler yapıyordu ve evin arka bahçeye bakan büyük bir camı olduğu halde ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Hemen arka kapıya koştu ve arı kovanlarına yöneldi. Büyük bir arı sürüsünü öfkelendirmiştim ve saldırıya geçmişlerdi. Büyükannem çok sayıda arı tarafından sokulursam hayatımın tehlikede olacağını biliyordu bu nedenle beni önlüğünün altına aldı ve eve doğru yöneltti. Arka kapıya doğru ilerlerken arılar onu soktu. Kulaklarından, burnundan, yüzünden, kollarından ve saçlarından –her yerinden- arı sokmuştu. Sevgisi sayesinde arılar benim yerime onu soktulat.  

Eski Antlaşma’da İsa dünyaya gelmeden 700 yıl önce kendisi hakkında yazılmış olan peygamberliği düşünün:

“Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü. Yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı. Hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü. Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. 14 beez3a sharper 45Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi. O baskı görüp eziyet çektiyse de ağzını açmadı. Kesime götürülen kuzu gibi, kırkıcıların önünde sessizce duran koyun gibi açmadı ağzını.”  (Yeşaya 53:2-7)

Ne zaman Yeşaya’daki bu bölümü okusam büyükannemi düşünmeden edemem. Bölümün tümünü okursanız sanırım benim büyükannemi düşünmezsiniz. Olsun. Günahlarımızı kendi rızasıyla taşıyan Kurban’ı düşünseniz daha iyi olur. O kendisini savunmadı. Tartışmadan ve tereddüt etmeden borcu ödedi ve cezayı çekti. Yaptıklarını kendi rızasıyla yaptı. Sevgisinden ötürü sizin için en düşünülemez acıları yüklendi.

İtalik harflerle yazılmış ayete bir kez daha bakın, “Onun yaralarıyla şifa bulduk.” Ruhsal şifa, Kurban olan İsa ve O’nun hizmeti aracılığıyla bulunur. Bir gün durun ve O’ndan sizi iyileştirmesini isteyin. İçsel olarak iyileşmek ve içinizdeki boşluk hissinden kurtulmak istiyorsanız ama bu şifa teklifinin size uzandığından emin değilseniz Tanrı’ya sorun. Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta size verdiği vaat şöyledir:

“Bana yakar da seni yanıtlayayım; bilmediğin büyük, akıl almaz şeyleri sana bildireyim.”  (Yeremya 33:3, Eski Antlaşma)

Leave a Comment