İsa ve Mucizevi Belirti İsteği

OLAY: Ferisiler bir belirti istedi

AYETLER: “Ferisiler gelip İsa’yla tartışmaya başladılar. O’nu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler. İsa içten bir ah çekerek, “Bu kuşak neden bir belirti istiyor?” dedi. “Size doğrusunu söyleyeyim, bu kuşağa hiçbir belirti gösterilmeyecek.” Sonra onları orada bırakıp yine tekneye bindi ve karşı yakaya yöneldi.” (Markos 8:11-13, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU: Sıkıntı

NEDENİ: O’nu tuzağa düşürmeye çalışıyorlardı.

EYLEM: Onların yanından ayrıldı.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU:            

01 image12028 sigh olive xxx 45İsa İncil’de kaç kez ah çekti? Sadece iki kez. İsa’nın ah çektiğinin kaydedildiği diğer olay, İsa neredeyse konuşamayan sağır bir adamı iyileştirmeden hemen önceydi. İsa ona acıdı ve onu iyileştirerek hem merhametini hem de gücünü gösterdi. İncil’i kendi başınıza okudukça İsa’nın insanlığın fiziksel sorunlarından ne kadar etkilendiğini göreceksiniz. Bütün o sefalet, bütün hastalıklar, bütün kederler. Hepsi İsa’yı izleyen kalabalıkların sayısından çok daha fazlaydı. 

Fakat bugünkü ayetlerimizde, İsa sağır ve dilsizleri gördüğünde ne kadar derin bir ah çekse de, din önderleri soru sorduğunda daha da derin bir ah çekti. “Ferisiler [din önderleri] gelip İsa’yla tartışmaya başladılar. O’nu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.” Bu sahnede ne, İsa’nın bu kadar derin bir duygu sergilemesine neden olabilir?

Çok tanıdık bir sahneydi. Din önderleri İsa’ya karşı harekete geçer. İsa’dan öğretiş almak ve ondan öğrenmek istiyormuş gibi davranarak, hemen O’nu sorgulamaya başlarlar. Amaçları O’nu bir şekilde tuzağa düşürmek ve sonra halka dini sömüren bir şarlatan olduğunu göstermekti. Ne kadar da yanılıyorlardı!

Bu din önderlerinin nasıl olduklarını daha iyi anlamak için bu dizide yer alan, İsa ve Katı Yürekli Din Önderleri adlı makaleyi okumalısınız. Kısacası, bu adamlar kendilerine emanet edilmiş halka merhamet gösterme becerisini yitirmiş dindar kuralcılardı. Sadece kendileriyle ilgileniyorlardı.

Din önderlerine ve siyasi liderlere güveniyor musunuz? Yetkili konumlarda bulunanların söylediklerine güveniyor musunuz? Yakın arkadaşlarınız ve aileniz dışında herhangi birisinin söylediklerine güveniyor musunuz? Daireyi biraz daha daraltalım. Anneniz dışında herhangi birine gerçekten güveniyor musunuz? Buradaki kilit sözcükler doğruluk ve dürüstlüktür. Eğer yetkili konumlarda bulunanları doğruluk ve dürüstlüklerine göre ölçseydiniz, onlara nasıl bir karne verirdiniz? 

İsa bu din önderlerine baktı ve şunları hemen anladı,

Yürekleri yozlaşmıştı.
Artık yaşayan Tanrı’ya yönelmiyorlardı.
Sorularında kendisine karşı dürüst davranmıyorlardı ve bu nedenle,
Gizli bir planları vardı.

02 image11246 hypocrite mask 45Ruhsal önderleri bu adamlar olduğuna göre ulus nasıl bir umuda sahip olabilirdi? İsa derin bir ah çekti.

İkiyüzlülük doğruluğun karşıtıdır ve işte İsa din önderlerini tam olarak bu konuda suçluyordu. İncil’de bir bölümde İsa, iğneleyici bir söz olan ‘ikiyüzlü’ sözcüğünü tam altı kez kullanıyor. Orijinal anlamında ikiyüzlü, izleyiciler önünde bir oyun sergilerken maske takan oyuncu demektir. Bu suçlama, din önderleri için özellikle öfkelendiriciydi çünkü Yunan tiyatrosu da dahil her türlü Yunanlaşmaya karşıydılar. Özünde, İsa onlara nefret ettikleri şey olduklarını söylüyordu!

Dünyanın çeşitli yerlerinde binlerce kişiyle anket yaptıktan ve 400’den fazla yazılı vak’a çalışmasını yaptıktan sonra, araştırmacılardan oluşan bir takım bu niteliklerin bir liderde en arzu edilen nitelikler olduğunu saptadılar. Her ankette, dürüstlük veya doğruluk başka her nitelikten çok daha fazla kez belirtilmiştir. Mantıklı, değil mi? İnsanlar birini izleyecekse, bu ister savaşta, ister işte, isterse cennete gittiğini umut ettikleri yolda olsun, liderlerinin güvenilir olduğuna dair güvence isterler.

Eski Antlaşma’daki bir sahneye kulak verelim. İsrail’in, liderlerinden birine karşı büyük saygısı vardı. Samuel. Doğrulukla parlayan bir adamdı. Samuel, insanların güvenebileceği biriydi ve insanlar kendisine güvendiler.

“Bundan sonra Samuel İsrail halkına şöyle dedi: “Bana söylediğiniz her şeye kulak verdim: Size bir kral atadım. Şimdi size önderlik yapan bir kralınız var. Bense yaşlandım, saçım ağardı. Oğullarım da sizlerle birlikte. Gençliğimden bu güne dek size önderlik yaptım. İşte karşınızda duruyorum. Hanginizin öküzünü aldım? Kimin eşeğine el koydum? Kimi dolandırdım? Kime baskı yaptım? Göz yummak için kimden rüşvet aldım? 03 image11250 crowd sharpened 45RAB’bin ve O’nun meshettiğinin önünde bana karşı tanıklık edin de size karşılığını vereyim.” Halk, “Bizi dolandırmadın” diye karşılık verdi, “Bize baskı da yapmadın. Kimsenin elinden hiçbir şey almadın.” (1.Samuel 12:1- 4, Eski Antlaşma)

İsrail’e onlarca yıl önderlik ettikten sonra yaptığı veda konuşmasında, Samuel herhangi birinden haksızlık yaparak bir şey aldıysa bunu geri ödemeye söz verdi. Ne söz ama! İnsanların karşılığı ise daha da etkileyiciydi. Kimse Samuel’e karşı bir şey söyleyemedi. Samuel’in dürüstlüğü ve kişisel doğruluğu hayatının her alanına girmişti. Ve insanlar bunu biliyorlardı. Mesele her zaman, sadece sözlere değil, karaktere dayanıyor öyle değil mi? Kutsal Kitap’a göre doğruluk, sadece doğru olan şeyi yapmak değildir; doğru yüreğe sahip olmak ve içinizde nasılsanız dışınızda da öyle olmanıza izin vermektir. Tanrı böyledir. İnsanın da böyle olmasını ister.


04 image11252 suspicion suspicious sharpened 45Hayatın can sıkıcı olan bu kısmına işaret ettiğim için üzgünüm ama üzerinizde güç ve yetki konumlarında olan kişilere karşı ne kadar şüpheci yaklaştığınızı siz çok daha iyi bilirsiniz. Hepsi mi ceplerini rüşvet, ya da bir konuda sessiz kalmaları için verilmiş paralarla dolduruyor? Kuşkusuz böyle olmaz. Ama hükümette konumları ne olursa olsun tek amaçları vatandaşlarına hizmet etmek olan diğer isimsizleri unutmanıza yetecek kadar çok var.     

İsa’nın derin bir ah çekmesine neden olan din önderlerine tekrar bakmadan önce yanlış bir şekilde temsil ettikleri Tanrı hakkında düşünelim. Güvenebileceğimiz birileri var mı diye düşünürken Tanrı’yı bu sorunun dışında mı bıraktık? Tek gerçek Tanrı bizi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmaz çünkü hiç değişmez. Vaatleri, değişmez karakteri kadar sağlamdır. İncil’de şöyle okuyoruz,

İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.” (İbraniler 13:8, İncil)

İsa değişmez. Sevgisi, gerçeği ve iyiliği dışsal koşullardan etkilenmez. Bu niteliklerinde hiçbir zaman tereddüt etmez. Bu nedenle, Tanrı’nın karakteri ve karakterine dayanarak verdiği vaatler güvenimize ve adanmışlığımıza layıktır. Eğer Müslümansanız size birkaç çok önemli ve son derece kişisel soru sormak istiyorum:

05 question mark 11 long 45Allah’a güveniyor musunuz? 

Sizi cennete götürecek mi?

Bunu kesin olarak biliyor musunuz?

Size bunun sözünü verdi mi?

Sizi oraya götüreceğine güvenebilir misiniz?

Sizi oraya götüreceğine güveniyor musunuz?

Yoksa, son anda, kapris yaparak, yaşamınız boyunca iyi olmaya çalıştığınız halde, sizi cehenneme göndermeye karar verebilir mi?

Allah istediğini yapar mı? Ayrıca kaprisli oluşu, sonsuz iyiliğiniz konusunda sizi karanlıkta bırakmayı da içeriyor mu?  

Bildiğiniz gibi, El Gazali bir ilahiyatçı ve filozoftu. İslam düşüncesi tarihindeki en önemli akademisyenlerden biridir. El Gazali şöyle dedi,

“Allah’ın adaleti insanın adaletiyle kıyaslanmamalıdır. Çünkü insan başka birinin sahip olduğunu ele geçirdiğinde adil davranmamış sayılabilir ama Tanrı’da haksızlık bulunmaz. İnsanların üzerine çeşitli eziyetler yağdırma gücüne sahiptir ve böyle yapacak olsa, adaleti kusurlu sayılmaz. Allah herhangi bir şey yapmak zorunda değildir. Ne adaletsizlik O’ndan sayılır. Ne de herhangi birine herhangi bir konuda borçlu sayılabilir.” (Kitabı Al-Maqsad al-Asna fi Sharah Asma’ Allahu al-Husna [Allah’ın Güzel İsimlerini Açıklamanın En İyi Araçları], Müslümanlar’ın Tanrı İlahiyatı adlı kitapta aktarıldığı şekliyle, Zwemer, 1905, 4. Bölüm)

Bu bilgili akademisyenin ne söylediği üzerinde biraz düşünelim birlikte.

1. İfade: Herhangi bir şey yapmak zorunda değildir.
2. İfade: Ne de herhangi birine herhangi bir konuda borçlu sayılabilir.

06 image10647 exclamation green 45Dilerseniz bu ifadelere inanabilirsiniz ama Tanrı’nın yollarıyla ilgili olarak, Musa, İbrahim, Zebur’daki peygamberler ya da İsa tarafından hiçbir zaman böyle bir inanç öğretilmemiştir. Elimizde, Kuran henüz Hz. Muhammed’e verilmeden dört, beş hatta sekiz yüzyıl öncesine giden Tevrat, Zebur ve İncil’in elyazmaları vardır. Bu elyazmalarının metinleri bugün elimizdeki Tevrat, Zebur veya İncil’le aynıdır ya da neredeyse birebir aynıdır. Bu nedenle, Tanrı kendisini insanlara Kutsal Yazılar aracılığıyla açıkladıktan sonra birdenbire El Gazali’nin sözünü ettiği ilahi varlığa dönüşmesi mantığa terstir. 

Bu iki ifade sizi herhangi bir şekilde rahatsız ediyor mu? Etmeli çünkü sizi uçuruma doğru giden ve büyük bir izdiham yaratan insanlarla aynı yere koyuyor. Bu uçurumdan aşağı bakıp dibi olmayan bir boşluk görürsünüz. Ancak uçurumun kenarına geldiğiniz zaman Allah’ın sizi cehennemin ateş çukurunun üzerinden geçirip geçirmeyeceğini öğrenirsiniz. Bir kez geçirebilir ya da geçirmeyebilir! Hepsi ilahi bir kaprise bağlı! Allah’tan sonsuz kaderinizin bundan farklı olacağına dair bir söz aldınız mı? İnanıcınızın gereklerini yerine getirmek konusunda son derece dikkatli olduğunuz halde, yüreğinizde Allah’ın size karşı hiçbir yükümlülük üstlenmediğini biliyorsunuz. Ne size karşı ne de başkasına karşı. 

Müslüman arkadaşlarımdan biri bunu şöyle açıkladı. Yargı Günü’nde Allah’ın önünde uzun bir sıra oluşturmuş insanları anlattı. Ne görüntü ama! Allah’ın cennete ve cehenneme gidenleri nasıl seçtiğini anlattı. Sıradaki birinci kişi cennetin nihai huzur yeri olacağına inanan her Müslüman kadar kendine güveniyordu. İmanına aşağı yukarı hep bağlı kalmıştı. Ne var ki, arkadaşım Müslüman olmanın özünün, Allah’ın bizler için biçtiği kadere, iyi ya da kötü, inanmak olduğunu söyledi. Kuran şöyle der, “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez.” (Tevbe 9:51). Allah sıradaki ilk kişiye baktı, yaşamını gözden geçirdi ve yine de onu cehenneme göndermeye karar verdi. Sıradakiler şöyle dedi, “Allah’ın isteği olsun!” Bazıları diğerlerine göre daha az içlerinden gelerek söylediler. Gergin ve kaygılı olduğunuz zaman bağırmak zordur.  

Sonraki kişi, camiden çok birahanelerde vakit geçirmişti. Hiç Kuran okumamıştı. Ayrıca, eşini aldatmış ve sözlü olarak çocuklarına kötü davranmıştı, özellikle de akşamdan kaldığı zamanlar. Allah’ın bu adam için iradesi neydi? Allah, bu adamın anne babasının köyündeki yeni caminin yapımı için bir keresinde büyük bir bağışta bulunduğunu biliyordu. Bu nedenle, Allah cennete gitmesini istedi.  

Böyle bir senaryo geleceğinizde mümkün mü?


07 image5749 worry future 45Kutsal Kitap’tan sizin için rahatlatıcı olacağına inandığım haberlerim var. Tanrı böyle değil! Bu senaryoya çok az benzeyen bir senaryo bile asla gerçekleşmeyecek! Kendisini Kutsal Kitap’ta açıklamış olan Tanrı  eşsiz karakterine göre davranır. Tanrı, ne yapıyorsa, olduğu kişi olduğu için yapıyor. Neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda keyfi davranmaz. Tanrı hiçbir zaman insanın inancına bağlılığının sarhoş birinin bağışı kadar önemli olmadığını söylemez. Lütfen hatalıysam beni düzeltin ama size inanmanız öğretilen Yaratıcı, yaptığı şeyleri doğru olduğu için yapmıyor. Aksine, bunlar O yaptığı için doğru sayılıyor. Canı ne isterse onu yapabilir.

Bugün, Kutsal Kitap’taki mezmurlar üzerinde düşünerek biraz zaman geçirdim:

Ey bütün dünya, RAB’be sevinç çığlıkları yükseltin!
O’na neşeyle kulluk edin, Sevinç ezgileriyle çıkın huzuruna!
Bilin ki RAB Tanrı’dır. Bizi yaratan O’dur, biz de O’nunuz,
O’nun halkı, otlağının koyunlarıyız.
Kapılarına şükranla, Avlularına övgüyle girin!
Şükredin O’na, adına övgüler sunun!
Çünkü RAB iyidir, Sevgisi sonsuzdur. Sadakati kuşaklar boyunca sürer.” (Mezmur 100:1-4, Eski Antlaşma)

Esinlenmiş bu metin nasıl bitiyor? RAB iyidir. RAB iyidir ve bu nedenle iyi olanı yapar. İyiliği asla kurumayacak bir pınardır. Bu pınardan sadece pak, tatlı su akar, en beklemediğiniz zamanda kirli ya da tuzlu su akmaz. Bu ilahi iyilik niteliği Yaratıcımız’ın doğasını özetliyor.  

Tanrı’nın sadakati hakkında açıkladıklarını fark ettiniz mi? Tanrı yanar döner değildir. Halkıyla bir anlaşma yaptı ve bu anlaşmayı asla bozmaz. İncil’de buna kan antlaşması deniyor ve Tanrı bunu geçersiz kılmaz. Değişen bir Tanrı, kendisini tanımak ve kendisine güvenmek isteyenler için korkunç bir şey olurdu. Bir terörist mi? Asla! 

08 thinking thinking about the future text sharpened 45Söylediğim gibi rahatlatıcı haber Tanrı’nın değişmez iyiliği, sevgisi ve sadakatidir. Size Tanrı’nın iyiliğe neden olduğu için iyi olduğu, fakat bu iyiliğin özünün bir parçası olmadığı öğretildi. Size öğretilenlere göre Allah aynı kolaylıkla iyi ya da sevecen olmamayı da seçebilir. Yani, Allah özünde iyi ya da sevecen değil. Ya da El Gazali’nin üstü kapalı bir şekilde söylediği gibi Tanrı doğru ya da yanlış olanlar konusunda keyfi karar verir. Oysa aksine, Tanrı sadece iyidir. Farklı olamaz. Bu iyilik varlığından kaynaklanır. Bu konuyu daha fazla incelemek için lütfen bu dizide, İsa ve Cennet Teklifini reddeden Varlıklı Adam adlı yazıyı okuyun. Bunu okuduğunuz zaman Tanrı’dan bir bereket almayı bekleyebilirsiniz.

Uçuruma doğru giden insan kalabalığının içinde olmak zorunda mısınız? Başka bir seçeneğiniz var mı? Nereye kadar kendi seçimlerimizi yapmamıza izin veriliyor? Tanrı bu konuda ne dedi? Şaşıracaksınız ve umarım duyduklarınız sizin için büyük bir sevinç kaynağı olacak. 

İsa ve Çobansız Kalabalık makalesini okudunuz mu? Okuduysanız aşağıdaki bölüm size tanıdık gelecek çünkü o makaleden bir alıntı yapıyorum. O halde alıntıyı bitirdiğim yere mi atlamalısınız? Umarım atlamazsınız. Tanrı’nın size sunduğu çok önemli bir karar üzerinde konuşacağız çünkü. Sonraki hayatı nerede geçireceğiniz kararı!

Neden bu bölümü tekrarlıyorum? Çünkü çok iyi bilmediğimiz gerçekleri tekrar duymakta fayda vardır. Hatta üçüncü defa. Bu gerçekleri anlayana kadar onları defalarca işitmeliyiz. Tekrar iyi bir öğretmendir. Öğrendiğim ikinci yabancı dili ancak bol bol tekrar yaparak öğrendim. Bir şey öğrenirken en önemli etken muhtemelen tekrardır.

09 choices5 45Tarihin her döneminde, Kutsal Yazılar’ın her sayfasında, Tanrı’nın bizlere kendi seçimlerimizi yapmak üzere izin verdiğine ilişkin gerçek açıklanmaktadır. Yazgı değil, seçim meselesidir. Papağan ya da robot değiliz, seçim yapma becerisiyle yaratıldık. Bunu kimse İsa kadar açık bir şekilde ortaya koymuyor. İsa’ya göre şunları seçebiliriz: 

a)  dar kapı ya da geniş kapı   
b)  çetin yol ya da enli yol
c)  büyük kalabalık ya da küçük kalabalık

“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:13-14, İncil)

İsa bize hangi kararın daha iyi olduğunu söylüyor. Bunlar, sonsuz sonuçları olan sonsuz seçimler ama kararı bize bırakıyor. 

İsa’nın çarmıha gerildiği sahneye geri dönelim.

“İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi.  Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı’nın Oğlu’ysan çarmıhtan in!” diyorlardı.
Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O’nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diyorlardı. “İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ demişti.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na aynı şekilde hakaret ettiler.” (Matta 27:38-44, İncil)

Mesih’in yanında iki çarmıh vardı. İsa’nın neden bu iki çarmıhın ortasında olduğunu merak ediyor musunuz? Neden sağında ya da solunda değildi? Ölüm tepesindeki iki çarmıhın Tanrı’nın en büyük armağanlarından birini temsil ediyor olması mümkün mü? Seçim armağanı.


Birinin Yüreği Değişiyor

10 image11187 three crosses cross 45İsa’nın iki yanındaki iki suçlunun pek çok ortak yönü var. Aynı adalet sistemi tarafından mahkum edildiler. Aynı ölüme mahkum edildiler. Etrafları aynı kalabalıkla sarılmıştı. İsa’ya eşit yakınlıktaydılar. Belki de, İsa’ya aynı zalim sözleri söyleyerek başlıyorlar konuşmaya. Fakat birinin yüreği değişiyor. Değişmeyi seçiyor.

Aşağıda bunu daha ayrıntılı olarak görebilirsiniz:

“Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti.  Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.” Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.” (Luka 23:39-43, İncil)

İsa her iki suçluya da aynı seçimi verdi. Tanrı’nın içimizde bir şeyler uyandırmak için zaman zaman şimşek gönderdiği olur. Tanrı’nın bizleri kendine çekmek için zaman zaman bereket gönderdiği olur. Fakat Tanrı’nın sadece sessizlik gönderip sonsuzluğu nerede geçireceğimizi seçme özgürlüğüyle bizleri onurlandırdığı da olur. Ne büyük onur! Hayatımızın çoğu alanında seçim hakkımız yoktur. Düşünün bir kere. Cinsiyetinizi seçmediniz. Kardeşlerinizi seçmediniz. Irkınızı ya da doğum yerinizi seçmediniz.

Seçme özgürlüğümüzün olmaması zaman zaman bizi kızdırır. ‘Adil değil’ deriz. Yoksul olarak doğmam ya da bu kadar yavaş koşuyor olmam adil değil. Şu ya da bu ünlü sinema oyuncusu gibi görünmemem adil değil. Ya da, yakışıklı ya da güzelsek, içimizdeki güzellikten ötürü sevilmediğimiz için bunun bir haksızlık olduğunu söyleriz.    

Bu dünyadaki herhangi bir adaletsizliğin – ki gerçekten çok adaletsizlik var – gelecek yaşamımızda yazgımızı seçme onuruyla dengelendiğine inanıyorum. Bu düşünceme katılmaz mısınız? Siz farklı olmasını ister miydiniz? Tam tersini ister miydiniz? Siz bu yaşamdaki her şeyi seçiyorsunuz, Tanrı ise sonsuzluğu geçireceğiniz yeri seçiyor. Burnunuzun büyüklüğünü, saçlarınızın rengini ve DNA yapınızı seçiyorsunuz, O ise sizi cennete mi yoksa cehenneme mi göndereceğini seçiyor. Bunu mu tercih ederdiniz?

11 image8855 praise joy 45Gerçekten de en önemli şeye geldiğinde – sonsuz yaşam (cennet) ya da sonsuz ölüm (yani, Tanrı’dan sonsuza dek ayrı düşmek: cehennem) – önümüzde seçim hakkımız var, ulaşmak istediğimiz yeri ve sonsuza dek kalmak istediğimiz yeri seçebiliriz! Benim kitabıma göre bu oldukça iyi bir anlaşma. Değil mi?

Bu seçimden daha büyük bir ayrıcalık verildi mi bize? Bu ayrıcalık, yani özgür irade armağanı sadece dayanmamız gereken adaletsizlikleri dengelemekle kalmıyor, hatalarımızı da dengeleyebilir. Aslında tam olarak bundan söz ediyoruz. Özgür irade. Yazgınızın alnınızda yazılı olması ya da başka bir şekilde sonsuza dek mühürlü olması değil. Hayır, sevgi zorla olmaz. Zorlamaya çalıştığınız anda güzelliği kaybolacaktır.

Çarmıhta İsa’nın yanındaki, tövbe eden hırsızı düşünün. Yaşamı ve yaşam hikayesi hakkında çok az şey bilsek de şunu biliyoruz: Hayatta kötü hatalar yaptı. Yanlış gruplara karıştı, yanlış ahlaki değerleri ve yanlış davranışları seçti. Çünkü çevresinde örnek alabileceği din öğretmenleri yoktu ve Tanrı’ya iman konusunda büyük olasılıkla yanlış karar verdi. Fakat… hayatının boşa harcandığını düşünür müsünüz? Yaptığı bütün o kötü seçimlerin sonuçlarını sonsuzluk boyunca biçtiğini mi düşünüyorsunuz? Hayır, tam tersi. Yaptığı bir iyi seçimin meyvesini yiyor. Sonunda, bütün kötü seçimleri, yalnız bir iyi seçim sayesinde kurtuluyor.

“Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin?  Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti. Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.” Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.” (Luka 23:39-43, İncil)

12 rename 177 45Hiç karşılaşmadık ama bildiğim bir şey var. Melek değilseniz, hayatta bazı kötü seçimler yaptınız, öyle değil mi? Bazı yanlış arkadaşlar seçtiniz, kötü websiteleri ziyaret ettiniz, belki cinsel bazı heyecanlar yaşamak için kentin yanlış taraflarına doğru uzandınız. Üniversite giriş puanınıza göre yanlış kariyer yolunu seçmiş olabilirsiniz. Umarım, yanlış eşi seçmediniz ya da evli değilseniz cinsel yaşamınızda serbestliği seçmediniz. Umarım bekaretinizi yaşamınız boyunca eşiniz olacak kişiye verebileceğiniz en değerli armağan olarak saklamayı seçtiniz. (Burada erkeklere de sesleniyorum.) Yaşamınızı gözden geçiriyorsunuz ve kendi kendinize şöyle diyorsunuz, ‘Keşke…keşke bu kötü seçimleri düzeltebilsem.’ Düzeltebilirsiniz. Sonsuzlukla ilgili yapacağınız bir iyi seçim, dünyada yaptığınız on bin kötü seçimi dengeleyebilir.

Seçim sizin 

Nasıl olur da, iki kardeş aynı anneden doğar, aynı evde büyür ve biri hayatı ve diğeri ölümü seçer? Bilmiyorum ama seçiyorlar. Kayin kardeşini öldürdüğü halde, nihai olarak kaybeden oldu.  

Nasıl olur da, iki adam aynı İsa’yı bu kadar yakından görür, sevgi ve masumiyet dolu gözlerine bakar, ‘Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar’ dediğini işitir ve biri O’nunla alay etmeyi seçerken diğeri O’na dua etmeyi seçer? Bilmiyorum ama öyle oldu. İsa dua eden haydudu, kendisine cennet sözü verecek kadar çok sevdi. Diğeri alay etmeyi seçtiğinde İsa onu özgür bırakacak kadar çok sevdi. Ona bu seçim hakkını verdi. Sizin için de aynısını yapıyor.


13 image8713  cross 45Çarmıh ve Tanrı’nın günahlarımızın çarmıhta üstesinden gelinmesiyle ilgili bildirisi konusunda istediğimizi yapabiliriz. Tarihi araştırabiliriz. Bunun teolojisini çalışabiliriz. Bu kurtuluşu önceden bildiren pek çok peygamberlik üzerinde düşünebiliriz. Fakat yapamayacağımız tek şey tarafsız bir şekilde uzaklaşmaktır. İsa’nın çarmıhı konusunda bir karar vermek zorundasınız.

Size bir tavsiye vermeme izin verir misiniz? Lütfen, seçiminizi, Tanrı’nın o gün ölüm tepesinde İsa’yı korumak için O’nun yerine başka birini koyduğunu söyleyen öğretişe göre yapmayın. Bu güzel bir düşünce olsa da, İsa için geçerli değildir. İsa’nın çevresindeki her şey üzerinde egemen olmadığı bir an bile olmadığını anlamak için İncil’i uzun uzun okumanıza gerek yoktur. Ölümü ve dirilişini önceden bildiren kendisidir. Genellikle öğrencilerin bir kulağından girip diğerinden çıksa da tekrar tekrar söyledi:   

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı. Öğrencilerine öğretirken şöyle diyordu: “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek. O’nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üç gün sonra dirilecek.”” (Markos 8:31-34, İncil)

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.” (Luka 9:22, İncil)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.” (Matta 16:21, İncil)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi.  Öğrenciler buna çok kederlendiler.” (Matta 17:22-23, İncil)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)  

14 image11263 cross forgiveness forgiven jesus face 45Lütfen aşağıdaki ayetin altını kırmızıyla çizin ve italik olan ifadeyi yeşille daire içine alın. Ölüm Fatihinin günah üzerindeki zaferiyle ilgili bildiri, Tanrı’dan gelen ve günahlarınızın bedelini ödediğini belirten bir bildiridir. Bu O’nun ayrıcalığıydı. Olduğu kişi olduğu ve sevdiği gibi sevdiği için sevinin. Bağışlandınız. Bağışlanma, ‘size acı vereni cezalandırma hakkından vazgeçmeniz’ olarak da ifade edilebilir. İsa’nın çarmıhta yaptığı budur. Ölüm Fatihi’nin bildirisi, artık günahlarınızın sonuçlarını yüklenmeniz gerekmediğine ilişkin bir açıklamadır.

İtalik olan ifade, Türkiye ve sizinle ilgilidir. Şu an okumakta olduğunuz satırlar size Tanrı’dan gelmektedir. İncil Tanrı’nın size yazdığı bir sevgi mektubudur. Sevinin.

“Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak.”  (Luka 24:46-47, İncil)

Dini öğretmenler İsa’yı kıskandıkları için İsa’nın ölümü için tuzak kurdular. Kendisine karşı öne sürdükleri bütün savları çürüttüğü için öfkeye kapılmışlardı. Halk tarafından seviliyor olmasından nefret ediyorlardı. Halk üzerinde etkilerini yitiriyorlardı ve bu nedenle onu ortadan kaldırmaya karar verdiler. “Bunun üzerine Ferisiler dışarı çıktılar, İsa’yı yok etmek için anlaştılar.” (Matta 12:14, İncil). Onlar ne kadar tasarlasalar da, çarmıha gerilmeye boyun eğen İsa oldu. İsa, böyle olmasını seçtiği zaman böyle oldu:

“Bunun üzerine O’nu yakalamak istediler, ama kimse O’na el sürmedi. Çünkü O’nun saati henüz gelmemişti.  (Yuhanna 7:30, İncil)

“İsa bu sözleri tapınakta öğretirken, bağış toplanan yerde söyledi. Kimse O’nu yakalamadı. Çünkü saati henüz gelmemişti.” (Yuhanna 8:20, İncil)

İsa şöyle dedi, “Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:18, İncil)

15 love book7blured heavily temp5 45O seçtiği zamanda oldu. Ve bunu sizin için yaptı! Nasıl karşılık vereceksiniz? Karar verme zamanı ve seçim tamamıyla size kalmış. Hayatta yaptığınız kötü seçimleri düzeltemezsiniz ama sonsuzlukla ilgili olarak alacağınız bir iyi karar dünyada yaptığınız bütün kötü seçimleri dengeleyecektir. 

Kutsal Kitap’ın Tanrısı söylediğini yapar. Sevgisine güvenebiliriz. Bizim sevgimizden farklı olarak Tanrı’nın sevgisi hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmaz. Sevgisi bizimkinden çok farklıdır. Bizim sevgimiz, almayı umut ettiklerimize dayanır. Önümüzden bin kişi geçse, büyük olasılıkla bunların iki tanesi için bile aynı şeyleri hissetmeyiz. Sevgimiz, insanların görünüşü, kişiliği ve davranışlarına göre tepki verir ve kendini ayarlar. Çok değer verdiğimiz insanlarla karşılaşsak bile duygularımız inişli çıkışlıdır. Bize karşı davranışları onları sevme biçimimizi etkiler. Tanrı’nın sevgisi ise böyle değildir. Bizim Tanrı’nın bize olan sevgisi üzerinde termostat etkimiz yoktur. Bunu söylerken uzak ve ilgisiz bir Tanrı’dan söz etmiyorum. Tanrı’nın sevgisi, bizde bulduğu şeylerden değil, kendi içinden doğar. Tanrı’nın sevgisinin bir nedeni yoktur ve kendiliğinden olur. Tanrı bizi iyiliğimiz, inceliğimiz veya büyük imanımız nedeniyle sevmez. Aksine, Tanrı bizi kendi iyiliği, inceliği ve agape sevgisi nedeniyle sever. “Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi.” (1.Yuhanna 4:10, İncil). Tanrı’nın agape sevgisi hakkında daha fazla öğrenmek için Tanrı’nın Sevgisi Hakkında Daha Fazla Öğrenmek dizisindeki birinci yazıyı okuyun.


16 image10997 heart love cross 45Bu gerçek sizi rahatlatıyor mu? Beni rahatlatıyor. Tanrı’nınsevgisi bizim sevgimize ya da itaatimize bağlı değil. Bizim sevgimizin çok olması O’nun sevgisini artırmıyor. Sevgimizin az olması O’nun sevgisini azaltmıyor. İyiliğimiz, sevgisini güçlendirmiyor ya da zayıflığımız, sevgisini zayıflatmıyor. Musa’nın İsrail’e sözleri, Tanrı’nın size sözleridir:

“RAB’bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır’dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu’nun elinden sizi kurtardı.”  (Yasa’nın Tekrarı 7:7-8, Eski Antlaşma)         

Başkaları sizi terk edebilir, sizi boşayabilir, görmezden gelebilir ve ele verebilir ama Tanrı sizi sever. Sürekli değişen bu dünyada bir şeye ihtiyacımız varsa, bunun güvenebileceğimiz biri olduğunu biliyoruz. Size söz verdikleri halde sözlerini tutmayan insanları saymaya iki elinizin parmakları yetmez öyle değil mi? Canımızı yakan bu tür olaylar eğer dikkat etmezsek iğneleyici kişiler olmamıza neden olabilir çünkü bu tür bir tutum aldatılan insanlarda kolayca oluşabilir. Güveninizin boşa çıktığı çok sayıda olayı düşünün. Keşke sadık olmayan bu kişiler yabancılar olsa ya da saldırıları sadece rastlantı olsa. Ama öyle değildi. Aldatanlar arkadaşlar, belki de sevdiklerinizdi. Siz de kurban oldunuz.  

Fakat, söz konusu Tanrı olduğunda, karakteri eşsizdir. Örneğin, İncil’de Tanrı için yalan söylemenin olanaksız olduğunu okuyoruz. Yalan söyleyemediği için insan için nihai olarak güvenilir olan kaynaktır. Değişmeyen karakteri bütün vaatlerinin temelidir. 17 image8129 gift 45Tanrı ne söylediyse onu yapacaktır. Tanrı’nın bereketleri, imanımızın derinliğine göre değil, lütfunun zenginliğine göre dağıtılır. Eğer Tanrı size cenneti vaat ettiyse – ki İncil’de etmiştir – o zaman bu nazik teklifi kabul edin ve cennet yolunda olduğunuzu bilin!

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)   

Eğer Tanrı size cenneti vaat ettiyse, o zaman bu armağan şu anda sahip olduğunuz başka her şeyden daha kesin bir şekilde size aittir. Eğer Tanrı cennete gideceğinizi söylediyse, gideceksiniz demektir. Tanrı’nın söylediği her şey, olmuş sayılabilir.

Bugün ele aldığımız ayetleri hatırlıyor musunuz? “Ferisiler gelip İsa’yla tartışmaya başladılar. O’nu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler. İsa içten bir ah çekerek, “Bu kuşak neden bir belirti istiyor?” dedi. “Size doğrusunu söyleyeyim, bu kuşağa hiçbir belirti gösterilmeyecek.” Sonra onları orada bırakıp yine tekneye bindi ve karşı yakaya yöneldi.”  (Markos 8:11-13, İncil)

Ayetlerimizde bir yanda sinsi, kurnaz ve aldatıcı din önderleri var, diğer tarafta, beden almış Gerçek, insanların daha önce hiç görmedikleri bir yetkiyle konuşan İsa var. O, karşılarında duran, körlere görme yetisi veren, sağırların duymasını sağlayan, sakatları iyileştiren ve ölüleri diriltendi. Buna karşın, din önderleri İsa’dan ne istedi? Bunu doğru mu okudum? Kendisini Mesih olarak kanıtlaması için gökten bir belirti istediler!!! İsa, onları ilahi yaratıcılığının sergisiyle çevreledi ve her bir mucizenin altına imzasını attı. Din önderleri başka yöne bakmaya İsa’nın varlığını ve gücünü görmezden gelmeye çalıştılar. Ama nasıl olabilirdi? İsa’nın sanat galerisinin ortasındaydılar ve çevrelerindeki duvarlar İsa’nın dokunduğu ve iyileştirdiği insanların resimleriyle gözkamaştırıcıydı!!! 

18 image11266 magic miraculous sign miracle xxx 45Din önderlerinin acınaklı olan tarafı İsa’nın yeni bir mucize yapmasını istediklerini söylüyorlar. Daha fazla belirti. Kendi kendilerine şöyle düşündüler, “Lütfen şu anda kimseyi sağlığına ve iyiliğe kavuşturmasın.” Ama şöyle söylediler, “Bu sefer bize göklerden birkaç belirti ver.” Tanrı’nın birkaç altın paraya kiralayabilecekleri bir tür sihirbaz olduğunu düşünüyorlardı. Bu din önderlerinin, bir mucize daha görseler bile fikirlerini değiştirecekleri kuşkuludur.  

Hiçbiri İsa’ya inanmazdı. Henüz değil. Bazıları sonunda inanacaktı. İman etmelerini sağlayan neydi biliyor musunuz? Göklerde ilahi havai fişeklerin patlaması değil. Büyük bir hevesle istedikleri halde, İsa’nın ölümü de değil. Ölümünün, kendilerinin kazandıklarının işareti olacağını düşünüyorlardı, sonuçta tahtada “1-0” yazıyordu ve İsa ölmüştü. Din önderleri kazandı mı? Hayır, İsa kazandı. İlk olarak, İsa insanların Tanrı’yla doğru bir ilişkiye sahip olmaları ve cennette son bulacak yolculuğa başlamaları için bir fırsat yarattı. Onları ikna eden işaret neydi? Ancak İsa’nın ölümü, gömülmesi ve üçüncü gün dirilmesinden sonra şu sözleri okuyoruz: 

“Böylece Tanrı’nın sözü yayılıyor, Yeruşalim’deki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, kâhinlerden birçoğu da iman çağrısına uyuyordu.” (Elçilerin İşleri 6:7, İncil)

Elçilerin İşleri adı verilen bu kitabı okumak isteyebilirsiniz. İncil’de, Yuhanna İncili’nden sonra gelen kitaptır. İsa’nın cennete dönmesinden sonra Müjde’nin nasıl yayıldığının tarihsel kaydını içerir. “İsa, ölüm acısını çektikten sonra birçok inandırıcı kanıtlarla elçilere dirilmiş olduğunu gösterdi. Kırk gün süreyle onlara görünerek Tanrı’nın Egemenliği hakkında konuştu.” (Elçilerin İşleri 1:3). Dirilmiş İsa’yla zaman geçirdikten ve İsa’nın göğe alınmasından sonra öğrenciler Müjde’yi yaymak için dağıldılar. O zaman Yeruşalim’de yaklaşık olarak sekiz bin kahin olduğu tahmin edilmektedir. Bunların kaç tanesinin İsa’ya iman ettiği kaydedilmiştir. Sadece çok sayıda kişinin iman ettiğini söylüyor. Dirilişinin mucizesi, gerçek kimliği için yeterli bir kanıttı onlar için.


19 image11268 wait for miracle venetian blinds peek future sharpened 45Mucizeler bizim için gizemlidir değil mi? Bilimsel olarak açıklanamaz ya da yeniden üretilemez. Mucizeleri izleriz, duyarız ya da haklarında okuruz ama anlayışımızın ötesindedirler. İşte bu nedenle, kökenleri başka bir dünyadandır. Bize cennetten gelirler. Her ne kadar gizemli olsalar da, bizi inanmaya davet ederler. İsa neden bu din önderlerinin isteği karşısında derin bir ah çekti?

“O’nu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler. İsa içten bir ah çekerek, “Bu kuşak neden bir belirti istiyor?” dedi.”

Burada insanlar, ilahi bir varlıkla omuz omuzaydılar ve yüreklerinden taşan tek şey sapkınlık ve inatçılık idi. Bunun asıl adı imansızlıktı.

Çok yakında bu adamlar, büyük bir kalabalık içinde durup İsa’nın çarmıha gerilmesine tanıklık edeceklerdi. Orada durup sevinecek, birbirlerini kucaklayacak ve çarmıhtakine aptalca gülümseyeceklerdi. Nasıl göklerden bir belirti istediklerini hatırlıyor musunuz? İşte tam bu sevinçlerini ortasında Tanrı onlara bu belirtiyi verdi. Birdenbire her yer karanlık oldu! Bu ayetleri daha önce okumuştuk:

“İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi.  Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı’nın Oğlu’ysan çarmıhtan in!” diyorlardı.
Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O’nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diyorlardı. “İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ demişti.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na aynı şekilde hakaret ettiler.”  (Matta 27:38-44, İncil)

20 image5327 45Fakat bu bölümün devamındaki ayetlere bakmadık: “İsa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na aynı şekilde hakaret ettiler. Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.”  (Matta 27:44-45, İncil)

Karanlık onlar için bir belirtiydi. Hemen ikiyle ikiyi topladılar ve ne anlama geldiğini anladılar. Bu bir yargı belirtisiydi. Birdenbire kendi hayatları için korku duymaya başladılar. Tanrı bir şekilde aslında şöyle diyordu, “Yeterince gördünüz. Oğlum* hakkında yeterince konuştunuz. Ülkenin üzerine bu karanlık, kalın bulutu getiriyorum, gün ışığını kesiyorum ve her şeyi gece yarısı karanlığıyla örtüyorum. Oğlum* günahlarınız için ölürken, bu sahnenin üzerine böyle bir perde kapanması uygun olacaktır. Bu üç saatte O’nunla Benim aramda olacaklara tanıklık etmenize izin verilmeyecektir.”  

*NOT: Mustafa Kemal ne kadar fiziksel/biyolojik babanızsa, Tanrı da İsa’nın o kadar fiziksel/biyolojik babasıdır. ‘Türklerin Babası’ unvanı farklı bir anlam taşıyor, öyle değil mi? Bu kahinlerin bir kısmının ve İsa’yı izleyenlerin tümünün yaymaya başlayacakları bildirinin, üç tanrıya inanmak, Bakire Meryem’e tapınmak veya Hristiyan inancı hakkında öğretildiğiniz pek çok başka yanlış inançla ilgisi yoktu. Bu web sitesini araştırdıkça, gerçek Hristiyanlık hakkında daha fazla öğrenme fırsatı bulacaksınız. 

Şimdi karanlıktaki kahinlere dönelim.

Bu ani karanlık kısmen, çarmıhta asılı İsa’ya kötü sözler söyleyenleri durdurmak için tasarlanmıştı. Çarmıh çevresinde söylenenleri duymak için sesi açamıyoruz ama karanlığın kalabalığı dehşete düşürdüğüne şüphe yok. 21 image8441xxx darkness long sharpened 45Yürekleri değişmediği halde, dilleri tutulmuştu. Karanlıkta öylece sessiz bir şekilde durdular ve bunun ne anlama geldiğini merak ettiler. Din önderleri şimdi ne yapıyordu? Yusuf, Levi’nin sırtını sıvazlamayı bıraktı, yüzlerindeki alay aniden kayboldu. Nahum artık kimseyi göremiyordu, yakınlardaki üç arkadaşı bile görünmüyordu. Üçü de çarmıh olduğunu düşündükleri yere bakıyorlardı. “Aman Tanrım, ne oluyor şimdi?!!!” Olan şu:

“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.”  (1. Petrus 3:18, İncil)

“Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkumiyet yoktur.” (Romalılar 8:1, İncil)

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2. Korintliler 5:19, İncil)

Bu adamlar İsa’nın çarmıha gerilmesine neden olmakta oynadıkları rolün farkında değillerdi. Umarım, her bir Müjde’nin son bölümlerini, İsa’yı çarmıha götüren olayları ve bunu takip eden olayları okumak için zaman ayırırsınız. İsa’nın dirilişinden sonra öğrencilerden biri olan Petrus’un ilk vaazına kadar okuyun. Ve İncil’in gerçekliği ve güvenilirliliğini düşünmeyin. Bu web sitesinde İncil’in güvenilirliliğini destekleyen sağlam kanıtlar bulacaksınız. Zaman içinde İncil’in gerçekten de güvenebileceğiniz kitap olduğunu deneyim edeceksiniz. İşte bu vaazın bir kısmı:

“Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı’nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.” (Elçilerin İşleri 2:22-24)

Bu satırlardaki hangi ifade kendileriyle böbürlenen kahinlerin İsa’nın ölümünü tasarlayanlar olmadığını gösteriyor? Bulabiliyor musunuz? Evet, doğru, “Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca…” Çarmıh trajik bir hata değildi. Tanrı kimseyi aldatmıyordu ya da İsa’nın yerine başka birisini koymuyordu. Lütfen bu cümlenin altını kırmızı kalemle çizin. İsa’nın çarmıha gerilmesi bir tasarının parçasıydı. Hesaplanmış bir seçimdi. Yeşaya’nın peygamberliğinde bunun hakkında okuduk, İsa’nın dünyamızı ziyaret etmesinden yüzlerce yıl önce. 

“Ne var ki, RAB onun ezilmesini uygun gördü, acı çekmesini istedi. Canını suç sunusu olarak sunarsa soyundan gelenleri görecek ve günleri uzayacak. RAB’bin istemi onun aracılığıyla gerçekleşecek.  (Yeşaya 53:10, Eski Antlaşma)


22 image11269 shadow cross 45Çarmıh, Tanrı’nın insanlık tarihi için hazırladığı tasarının tam ortasına çizilmişti. Senaryoda yazılıydı. Yasak meyvenin Havva’nın dudaklarına dokunduğu an, çarmıhın gölgesi ufukta belirdi. Ve o anla elinde tahta çekiç olan adamın İsa’nın bileklerine Roma çivilerini koyduğu an arasında asıl tasarı gerçekleştiriliyordu. Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makaleyi okumanızı ısrarla önerebilir miyim? Okursanız, burada anlattıklarım sizin için büyük bir açıklık kazanır.

O makaleyi okuyana kadar burada benimle bir süre başka bir şey üzerinde düşünün. Tanrı’nın İncil’de duymanız için, ilahi bir şekilde esinlediği vaazın bu parçası hakkında düşünün. Ne anlama geliyor? “Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O’nu diriltti. Çünkü O’nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı.” Eğer İncil’in gösterdiği gibi, İsa bu tasarının sır ortağı ise ve dünyaya her şeyi bilerek geldiyse, bunun anlamı şudur:  

1)  İsa kendi kurbanını tasarlamıştır.

2)  İsa, çarmıhın yapımında kullanılacak ağacı bilerek ekmiştir.

3)  İsa, çivilerin döküleceği demir madenini isteyerek yerin içine koymuştur. 

4)  İsa her şeyin denetimine sahipti. Nitekim, İncil’i okudukça İsa’nın çevresindeki her şeyi ve herkesi kontrol etmediği bir an bile olmadığını görüp şaşıracaksınız.  

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11,18)  

İsa’nın çarmıha gerilmesi kaza değildi! Gerçeğin hayal ürününden daha tuhaf olabileceği söylenir. Söz konusu Tanrı ve bizimle Tanrı arasında geçilemez bir engel yaratan günah sorunu için bir çare sağlamak olduğunda bu kesinlikle böyledir. 23 image11270 cool text 3 days 45İsa’nın dünyadaki yaşamı başlamadan önce, kendisine bilerek ve isteyerek ölüm cezasının okunmasını hayal edin. İsa’nın çarmıha gerilmiş olarak doğduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çarmıhla ilgili olarak Tanrı’nın belirli olan amacı ve önbilgisini biraz olsun anlamak, yüzünü son kez Yeruşalim’e doğru döndüğünde İsa’nın yüzünde neden bir kararlılık ifadesi olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır. Ölüm tepesine götürülmeden önce gerçekleşen altı yasa dışı mahkemeye nasıl katlandı? Bu kadar utandırılıp nasıl kararlı kalmayı başardı? Ölüm yürüyüşündeydi. Çarmıha gerilip, gömülüp sonra da kendisi için bir anıt dikilmesi için değil. Hayır, mezarda sadece üç gün kalacaktı, tıpkı peygamberliklerin söylediği gibi.

İnsanın günahkarlığı Tanrı’yı gücendiren bir şey mi? Yoksa Tanrı mı bizi günahkar yaptı, nihai olarak suçlamamız gereken o mu? Müslüman arkadaşlarıma neden Tanrı’nın kötülüğü yarattığını sorduğumda tatmin edici bir yanıt almıyorum. Diyorlar ki, “O’na aidiz ve kendisine ait olanla istediğini yapabilir. Tamamıyla iyi ya da tamamıyla kötü olmak için dışsal bir sınırı yok. Bu hayatın bir parçası ve bununla yaşamak zorundayız.” Bunun, Tevrat, Zebur ve İncil’de bizlere gösterilen Tanrı’ya karşıt olduğunu bilmenizi istiyorum. Günah işlemek Tanrı’ya karşı bir hakarettir ve Tanrı için iğrençtir çünkü birincisi ve en önemlisi Tanrı tamamıyla iyidir. Tanrı, iyilikle kötülüğün bir karışımı değildir ve kesin olan bir şey varsa, kötülüğün yaratıcısı da O değildir. Sevgili dostum, Kutsal Yazılar’dan bu iki pencereden bakalım ve günahsız Yaratıcımız’ı bir parça olsun görelim:

24 image9760 look up1. Pencere – “Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.” (Habakkuk 1:13, Eski Antlaşma). Günah Tanrı’nın doğasına yabancıdır. Tanrı günahı yaratmamıştır; aynı şekilde Tanrı bazı kişileri günahkar bazılarını ise günahsız yaratmaz. Bunu bir yerde okumuş olabilirsiniz. Doğru değil. Günah işliyoruz ve günahın bütün çirkinliğinin, günahsız doğasına aykırı olmaması Tanrı hakkında asla söylenemeyecek bir şeydir. Eğer kötülük ve günah Tanrı’dan geliyor olsaydı buna bakmak O’nun için sorun olmazdı.

2. Pencere –  “Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma). Eğer insanın günahının günahsız Yaratıcısı’yla ilişkisi üzerinde böyle bir etkisi olmasaydı, bu ayetler asla Tanrı’dan bir esin olarak gelmezdi. Dinleyin. Eğer şu anda Tanrı sizin için uzak ve bilinemez gibi geliyorsa, bunun nedeni günahınız nedeniyle bozuk olan paydaşlığınızdır. Bunun Tanrı’nın bu dünyanın ötesinde bir varlık olduğu için bilinemez olmasıyla ilgisi yoktur. Tanrı’yla dinamik ve kişisel bir ilişkiye sahip olmak insan için mümkündür. Tanrı’yla şu anda böyle bir ilişkiniz yoksa İncil’deki bu soruyu yanıtlayın ve nedenini keşfedeceksiniz. “…doğrulukla fesadın ne ortaklığı, ışıkla karanlığın ne paydaşlığı olabilir?” (2. Korintliler 6:14). Günahkar yaratıklar ve günahsız Yaratıcıları arasında nasıl bir paydaşlık mümkündür? Hiç. Sorun, günahkar oluşumuzdur. İnandığınızın aksine, Tanrı, her zaman tamamıyla iyi olmak zorundadır. Başka türlü davranamaz yoksa kendi doğasına aykırı davranmış olur.

Eğer rüşvet çoksa ve ailevi ihtiyaçları ya da kumar borcu için bu paraya gereksinim duyuyorsa, iyi bir yargıç yanlış yola sapabilir. Tanrı bu şekilde etkilenmez. Tanrı’nın iyiliğinin derinliğini daha iyi anlamak için bu dizide İsa ve Cennet Teklifini Reddeden Varlıklı Adam adlı makaleyi okumanızı hatırlatmak isterim.


25 image10263 blood sharpened 45Tanrı’nın günah işleyen günahkarlar için yarattığı çare kanın dökülmesidir. Adem ve Havva bunu Aden Bahçesi’nde öğrendi ve o zamandan Tanrı’nın günahkarlığımızla başa çıkma yolu bu oldu. Türk, Finli ya da Meksikalı olmanız fark etmez. Okumanızı önerdiğim Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makaleyi okuduğunuzda bunu çok daha iyi anlayacaksınız. 

Şimdi, dünyada İsa’nın çarmıhının ölüm tepesinde dikili olduğu yerde sevinçten havalara uçan kahinlere ve diğerlerine dönelim. Neden o gün oradaydılar? Tanrı’nın çarmıhı yapmak, çukur kazmak, İsa’nın başının üzerine konacak işareti yapmak, halatları sarıp İsa’yı ağacın direklerine çivilemek için birkaç kişiye – kötü ve yasatanımaz insanlara – ihtiyacı vardı. İsa’yı ölüm tepesine götürmek için ağır silahlarla kuşanmış Romalı askerlere ihtiyaç var mıydı? Öyle olduğunu düşündüler. Kalabalık, İsa’nın çevresini kuşattıklarında kendilerini daha eminde hissettiler. Ne var ki, meselenin aslı, İsa’nın henüz okyanusları doldurmadan ve ilk kartalını yaratmadan ölüm tepesine doğru yürümeye başlamış olmasıdır.

Anlıyorsunuz değil mi? Bir rüyanın gerçekleşmesini görebiliyor musunuz?  Tanrı tarafından sevilmek ve kabul edilmek ve bir gün lütufla cennete götürülmekle ilgili sahip olduğunuz rüya. Bu rüya gerçek olabilir. İlk olarak, Tanrı’yı yapacağınız dindar işlerle hoşnut etme düşüncesini terk edin. Tanrı, dinleyip O’nun iyiliğiyle değişmenizi isterken, kendi iyiliğiniz hakkında konuşmanızla ilgilenmiyor.

Tanrı rüyamızda görmeye bile cesaret edemeyeceğimizi gerçekleştirdi. Tanrı hiç hayal bile edemeyeceğimizi yaptı! Tanrı’nın her şeyi yapabileceğine inanıyorsunuz, öyle değil mi? Birkaç yıl boyunca insanlığı giyinip sonra O’nu kişisel ve yakın bir şekilde tanıyabilmemiz için bedeninin günah sunusu olarak sunulmasına izin verebilir mi? Bize olan sevgisinin büyüklüğüyle dolup taşabilir mi? Evet, yapabilir ve öyle yaptı. Bu sayede cennete gittiği yolda O’nu izleyebiliriz.

26 image11271 cool text number 2 two sharpened 45Hristiyanlık dünyadaki bütün dinlerden ayrılmıştır. Başka hiçbir ideoloji ya da din, bunu hak etmemiş olanlara cennette sonuçlanacak karşılıksız bağışlama ve yeni yaşam verdiğini söylemiyor. Kurtuluş yolu ve cennet güvencesi söz konusu olduğunda, dünyanın bildiği iki din vardır:

A)  birincisi, sizin Tanrı için yapmanız gerekenlere dayanır,
B)  ikincisi, Tanrı’nın sizin için yaptıklarını ilan eder

Bu ikisi birbirinden ancak bu kadar farklı olabilir. ‘B’yi seçin ve insanın hayal etmeye bile cesaret edemeyeceğini gerçekleştiren Tanrı’ya tapının.

Hayır, henüz bu kararı vermeye hazır değilim.

Kendinize bunu mu söylediniz şimdi? Eğer söylediyseniz ve bir şekilde cenneti hak edebileceğinizi düşünüyorsanız, lütfen bu iki soruya yanıt verin:

1. Soru – İşlediğiniz bütün günahların bedelini ödemek için ne kadar dua etmeniz, zekat vermeniz ve başka iyi işler yapmanız ve biriktirmeniz gerekecek?

2. Soru – Bu ikinci soru sevgili Katolik arkadaşlarımın olumlu şekilde yanıtlayamadı bir sorudur. Biliyorum çünkü sordum, peki ya siz? Eğer Müslümansanız Allah’a Yargı Günü’nde cennete girmek için yeterince iyi iş yaptığınızdan emin olduğunuzu söyleyebilecek misiniz? Tanrı’ya şöyle dediğinizi hayal edin: “Benden istediğin bütün iyi işleri yaptım, bu nedenle cennete gitmeme izin verilmemesi için herhangi geçerli bir neden yoktur.’ Çok sayıda arkadaşımın hiçbiri bu iddiayı destekleyebilecek yaşamlar sürdürdüklerini kabul etmiyorlar. Hz. Muhammed bile bu gerçeği dile getirmiştir. Ne dediği söyleniyor? “Allah şöyle diyecek (Adam’a), ‘Ateşe gidecek olan insanları çıkar.’ Adam şöyle diyecek, ‘Hangileri (kaç tanesi) ateşe gidecek?’ Allah şöyle diyecek, ‘Her 1000’den 999 (çıkarın).’” (Sahih Buhari, Kitap No. 60, Hadis No. 265, Ebu Said El-Kudri tarafından anlatılmıştır.)

Kuran’da bile şöyle diyor: “Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.” (Nahl 16:61)

27 image168 think 45Okuduğunuz bu ayetleri Tanrı’nın bizlere İncil’de açıkladıklarıyla karşılaştırın:

“Kutsal Yazı, “O’na iman eden utandırılmayacak” diyor. Kendisine yakaranların tümüne karşı eliaçıktır. “Rab’be yakaran herkes kurtulacak.”” (Romalılar 10:11-13, İncil)

“…ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.” (Romalılar 8: 38-39, İncil)

Bir zamanlar, yaşamını kendi arzularına göre yaşayan bir adam vardı. Gizli sırları çoktu ve başkalarına karşı açıkça günah işliyordu. Her ne kadar geçici olsalar da, yaşamın bütün günahkar zevklerinden keyif alıyordu. Zevk alınacak başka ne vardı ki? Ne var ki, yaşamın bütün anlamını yitirdiğini kabul ettiği bir zaman geldi. Hiç yaşamın anlamını gerçekten bildiği olmuş muydu?    

Kendisinin tutsak olduğu günahlardan özgür olarak yaşamını sürdüren iyi bir arkadaşı vardı. Onu ziyaret etmeye karar verdi. Hristiyan arkadaşıyla görüştüğünde yaşamının ne kadar sıkıcı olduğunu anlattı. “Hayat beni hayalkırıklığına uğrattı,” dedi. “Duygusal olarak bir çöküntüyüm. Gelecekte olabileceklerden korkuyorum ve bu nedenle pek çok uykusuz gece geçiriyorum.”


28 image11272 dead wilted roses 45Sorunlar yaşayan bu adam aslında günahın duygusal etkilerini fark etmiyordu. Günah işlemek adamı, tamamıyla pak olan bir varlıktan, Tanrı’dan ayırmıştı. Kimse Yaratıcı’dan ayrı olduğu sürece gerçekten doyurucu bir yaşam sürdüremez ve gerçek mutluluğu deneyim edemez. Bir düzine kesilmiş gülü, içinde su olan bir vazoya koyduğunuzda hala yaşıyor gibi görünürler. Ama gerçekten yaşıyorlar mı? Hayır, yaşamaları için ihtiyaç duydukları yaşamı destekleyen besinleri almıyorlar. Birkaç gün içinde canlılıklarını yitirecek ve artık bakılmaya değer olmayacaklar.

Saplarındaki besinler kullanıldıktan sonra güller hızla yaşamı kaybettiklerini gösterecekler. Ruhsal olarak baktığınızda, günahımızın Tanrı’yla olan ilişkimiz üzerinde etkisi nedeniyle bize de tam olarak aynı şey olmuştur.

“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)

Bizimle Tanrı arasındaki günah nedeniyle oluşan köprüsüz uçurumum bu tarafında uygarlıklar kurabiliriz. Bilim, teknoloji ve tıpta büyük ilerleme kaydedebiliriz. Tanrı’ya giden yolu bulmak dışında yaşamın her alanında ilerleme kaydedebiliriz. Tanrı’yla sahip olmak üzere yaratıldığımız kişisel ilişki günah yüzünden mahvolmuştur. Hikayemizdeki sorunlu adamın bu kadar sorun yaşamasına şaşmamalı.

“Sen iyi bir insansın,” dedi büyük bir pişmanlıkla kendi hayatını düşünürken. “Yaşamını kontrol altında tutabiliyorsun. Ağzından hiç hoş olmayan bir sözün çıktığını duymadım. Başkalarına karşı da hep verici bir şekilde davrandığını gördüm. Bugüne kadar hayatımı mahvetmemin karşılığında ne gibi iyi şeyler yapabilirim, bana söyleyebilir misin? Günahlarımın bağışlanması için Tanrı’ya ne kadar vermeliyim? Yalvarıyorum, lütfen bana yardım et!”  

29 image11273 ink water glass 45İlk olarak, Hristiyan arkadaşı onu içeri davet etti ve susuzluğunu gidermek için bir bardak su önerdi. Ama suyu vermeden önce dolmakalemini kullanıp suyun içine mürekkep sıktı. Konukların önünde hem de! “Burada hava sıcak ve nemli biraz su alsana!” 

Genç adam, bozulmuş ve şok olmuş bir şekilde karşısında kalakaldı.“Bundan içmemi mi bekliyorsun? Neden böyle bir şey yaptın? Beni zehirlemeye mi çalışıyorsun? Sana ne oldu? Sana tavsiye için geldim ama senin yaptığına bak!”

İsa’ya iman eden arkadaşı şöyle yanıt verdi, “Rahat ol! Seni öldürmeye çalışmıyordum. İyi işlerle ilgili sorunu yanıtlamak istiyorum. Bu iyi işler Tanrı’dan kurtuluşu satın alacak mı?” 

Sıkıntılı arkadaşı yanıtladı, “İşte ben de tam olarak bunu bilmek istiyorum. Bütün yüreğimle istiyorum, bedeli ne olursa olsun! Ama neden suyumu mahvettin?” 

“İçine çok az miktarda mürekkep koyduğum halde bunu içmeyi reddettin. Ama aynı zamanda, Tanrı’nın, Kutsal Olan’ın seni kabul etmesini istiyorsun. Sevgili dostum, henüz yüreğinin kötülüğünü anlamamışsın. Yıllar boyunca ben de bu gerçekle boğuştum o nedenle kabul etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Seni yargılamıyorum. Aramızda kim rahatlıkla yüreğinin, Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta betimlediği gibi bir yüreğe sahip olduğunu kabul eder?” Bunu söylerken Kutsal Kitap’daki ayetleri açtı. Arkadaşına dönüp şöyle dedi, “Lütfen bunu bizim için yüksek sesle okur musun?” 

“Yürek her şeyden daha aldatıcıdır, iyileşmez, Onu kim anlayabilir?” (Yeremya 17:9, Eski Antlaşma)

30 rename 117 45Adam okudu ama herhangi bir yorum yapmadı. Arkadaşına bakmak yerine, yere bakıp sessiz kaldı. Kim yürekleri ve hayatlarının içsel durumu hakkında böyle bir yorum okumak ister ki? Kim yüreğinin çaresiz bir şekilde aldatıcı olduğunu duymak ister, bu yorumu yapan Tanrı olsa bile! Biz düzeltebileceğimiz, sarabileceğimiz ve yapabileceğimiz bir şeyle çözebileceğimiz sorunlar hakkında duymak isteriz. Peki yüreğimiz? Tanrı’nın sahip olduğumuzu söylediği türden bir yürek hakkında ne yapabiliriz?

Yüreğimizde farkında olmadığımız ve orada olduğundan kuşkulanmadığımız bir kötülük var. Ama Tanrı bunu görüyor ve biliyor. Bunu çok iyi biliyor ve haberdar. Birkaç damla mürekkepten çok daha fazlasıyla lekelendik.

Bu ayeti okuduktan sonra Hristiyan arkadaş Tanrı’nın Eski Antlaşma’da söylediklerinin İncil’de doğrulandığını anlattı. Çareye giden yolda sıkıntılı arkadaşın okuması gereken bir ayet daha vardı. Yine sesli olarak. 

“Yazılmış olduğu gibi: “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok.” (Romalılar 3:10)

“Sonraki ayeti atla ve bir sonrakini oku,” dedi imanlı olan arkadaş.

“Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu. İyilik eden yok, tek kişi bile!”” (Romalılar 3:12)

Bu kez endişeli arkadaşı okuduktan sonra sessiz kalmadı! Bir Pazar akşamı mısır patlatırken bütün mısır taneciklerinin aynı anda patlaması sırasında çıkan sese benziyordu. Hristiyan arkadaşına bu tanıma kesinlikle uymayan tanıdıklarının isimlerini sıralamaya başladı. Belki kendisi bu listeye giremezdi ama listenin başında annesi, huzur evinde gönüllü olarak çalışan tanıdığı iki kadın ve en sevdiği nazik ve merhametli ilkokul öğretmeni kesinlikle girerdi. Ayrıntılı bir şekilde yaşamlarını anlatmaya koyuldu.

Tahmin edebileceğiniz gibi ateşli bir tartışmaydı. Hristiyan arkadaş İncil’in bu kısmında Tanrı’nın putperestlerin kayıp olduğunu açıklayarak başladığını anlatmaya çalıştı. Sonra Tanrı, Yahudiler’in öteki uluslardan ne daha iyi ne de daha kötü oldukları fikrini çürütüyor. Yahudiler de öteki uluslar da günahkardır. İster Yahudi ister öteki uluslardan olsunlar kendi doğruluklarına güvenen ahlakçılar günahkardı. Hiçbiri Tanrı’nın cennete girmek için gerekli gördüğü doğruluk ölçüsüne uymuyor.


31 image11279 cool text 100 measure measuring 45Sıkıntılı arkadaşın ‘Bütün insanlar kayıp mı?’ sorusunun şok edici yanıtının ne olduğunu anlaması sadece birkaç saat almıştı. Hiç kimse mi Tanrı’nın insan için belirlediği standarda uymuyor? Herhangi bir sonuca ulaşmak için saatler harcamanın uzun bir süre olduğunu düşünebilirsiniz. Eğer tartıştığımız konu gurur duyduğumuz, kendi doğruluğumuz ise, öyle değil. Kendi iyiliğimizi savunmaktan Tanrı’nın iyilik ölçüsünden eksik kaldığımızı fark etme noktasına gelmemiz saatlerden çok daha fazla sürebilir. Benim on dört yılımı aldı.

Yüreğinizdeki yozlaşma nedeniyle Tanrı’nın kabullenişini asla kazanamayacağınızı anlamanız ne kadar sürecek? En azından yaptığınız iyi işler temelinde kazanamazsınız. Bu şekilde söylediğimde belki benim için neden on dört yıl sürdüğünü anlayabilirsiniz.

Gerçekten de anlamak bu kadar zor olmamalı. Eğer hiç günah işlemediysek, yasaya itaatimiz, doğruluğumuz olurdu. Ne var ki, yaşamımızın daha ilk dönemlerinde bu doğruluğu kaybettik. Günah işleyip, günah işlemenin sonucu olarak aldatıcı bir yüreği miras aldıktan sonra, önceki suçumuz ve şu anki kusurlarımızı bağışlatacak hiçbir şey yoktur.

“İnsan yüreği hakkında okuduklarımızı hatırlıyor musun?” diye sordu İsa’ya iman eden.
“Evet. O zaman Tanrı’nın bizim hakkımızdaki değerlendirmesine katılmıyordum ama şimdi katılıyorum. Günah herkesi etkiledi, öyle değil mi?”
“Evet, her yerimizi, tıpkı bardağın içindeki suda dağılan mürekkep gibi. Bugün doğru olan hiç kimse yok, buna ben de dahilim.”  
“Bir dakika bekle,” diye araya girdi hemen sıkıntılı arkadaş. “Yıllardır senin yaşamını görüyorum. Eğer doğru olan biri varsa, o da sensin!”
“Ne okudun şimdi? Benim dışımda doğru olan kimse mi yok? Yoksa, kimse yok, nokta mı?”

32 image11275 inside god looks xxx 45Hristiyan arkadaşının vardığı sonucu dinleyen adam çok uzun bir sure sessiz kaldı, “Biz sadece insanın dışında olanları görüyoruz. Sana Eski Antlaşma’dan bir ayetten paylaşacağım. Bu şekilde benim fikrimi değil, Tanrı Sözünü dinlemiş olursun. “RAB insanın gördüğü gibi görmez; insan dış görünüşe, RAB ise yüreğe bakar.” (1. Samuel 16:7). Günahın algılayışımızı, düşüncemizi, duygularımızı ve davranışlarımızı etkilediğini kabul etmek için çok uzun süre düşünmene gerek yok, öyle değil mi?

“Biliyorum, biliyorum, o kadar iyi biliyorum ki!” diye yanıtladı sıkıntılı adam. “Ama bağışlanmak ve günaha tutsaklığımdan kurtulmak için ne yapabilirim? Benim bilmek istediğim bu!” 

Konuşmaları oturma odasından yemek odasına taşındı. O gün birlikte ilk akşam yemeklerini yediler ve ilk Kutsal Kitap çalışmalarını gerçekleştirdiler. Sonunda sıkıntılı arkadaşı tövbe etti. Bu, Tanrı’yla yeni yaşamının başlangıç noktasıydı çünkü tövbe etmek demek Tanrı’yla aynı fikirde olmak demektir. Günahla lekelenmiş yaşamımızın değerlendirmesi konusunda Tanrı’yla aynı fikirde olmak demektir. Tanrı’yla günahkar olduğunuz konusunda hemfikirsiniz ama aslında bu, bundan daha fazlası demektir. Tövbe etmek demek, fikrini değiştirmek demektir. Sıkıntılı adam arkadaşıyla birlikte yemek yerken bunu öğrendi.

“Günahlı davranışlarımdan dolayı pişman ve üzgün olduğum binlerce olayı hatırlayabilirim,” diye kabul etti ziyaretçi.“Kaç kez pişman olmam gerekiyor? Tövbe ediyorum ama hemen yine günah işliyorum. Bu tam bir kısırdöngü ve ben bundan ötürü çok yıprandım. Açıkçası, bugün sana hayatımda daha önce hiç olmadığım kadar bunalımda olarak geldim.”

İsa’ya iman eden adam arkadaşının bardağını yeniden doldururken sordu, “Sana başta verdiğim suyu hatırlıyor musun? Diyelim ki, su dolu o bardak senin iç varlığını temsil ediyor. Kirli. Suyun içinde mürekkebi çıkaramadığımız gibi, yüreklerimizin içinde mesken kurmuş yozlaşmayı da çıkartamayız. Unutma, yalan söyleyemeyecek Olan’ın sözlerine göre yüreklerimiz çaresiz bir aldatıcılığa sahiptir.

33 image11280 scream yell exclaim 45Birdenbire sıkıntılı adamın tansiyonu fırladı. Konuşmasından belliydi, “Yani, günahkar durumumun çaresi olmadığını mı söylüyorsun?!!! Dindar olmamı ve bir dizi dini kurala uymamı mı önereceksin? Eğer öyleyse, listeyi kendine sakla. Bunları kusursuz bir şekilde yerine getiremeyeceğime göre, bu kurallar sadece suçumun daha büyük görünmesine neden olacak!”

İmanlının dairesi tren yoluna yakın olduğu için, o sırada geçmekte olan tren her ikisinin de ihtiyaç duyduğu arayı sağladı. Biri su içti. Diğeri masanın ucunda duran ve yenmeyi bekleyen keke baktı. Hristiyan olan şöyle dedi, “Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta gerekli gördüğü şekilde tövbe etmek günah hakkında, insanın kendisi hakkında ve İsa hakkında düşüncesinin değişmesi demektir. Örneğin, İsa zaman ve sonsuzluk içinde Tanrı’nın gözünde kabul edilebilir olmamız için koyu mürekkebi (günahı) kendi bedenine alarak bağışlanmamızı güvence altına aldı. İsteyerek günahlarımızı yüklendi.” 

“Anlıyorum!” diye bağırdı sıkıntılı adam. “Gerçekten tövbe etmek İsa hakkındaki gerçeğe inanmaktır! Önce günah ve kendim hakkındaki gerçeği anlamadan bu noktaya gelemem, öyle değil mi? Önce kendi suçumu kabul edip sonra İsa’nın Kurtarıcım olduğuyla ilgili harika gerçeği kabul etmeliyim. Aradığım şifa İsa’da bulunabilir!”


34 image11276 reach savior salvation zzz 45“Haklısın. İsa’yla ilgili olarak, İsa henüz dünyaya gelmeden 700 yıl önce verilmiş şu peygamberliği dinle:

“Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Eski Antlaşma)

“Bu ayetlerde en çok dikkatini çeken ne? ” diye sordu sıkıntılı arkadaşına. Yanıtı hemen, sevinç ve hayranlıkla karışık olarak geldi, “Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.”

“Peki ya bu ayetler? Dikkatini çeken ne?” diye sordu ve Eski Antlaşma’dan İncil’e geçip okumaya başladı, “Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1. Petrus 2:24)

Yakında artık sıkıntılı olmayacak sıkıntılı arkadaşın tüm söyleyebildiği şuydu, “İşte yine burada, aman Tanrım. ‘O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.’ Bu ayetler İsa hakkında, öyle değil mi? Beni Kurtaran ve İyileştiren!”

Bu kez iman eden arkadaşının yanıtlaması için beklemedi. Kendi sorusuna kendisi yanıt verdi. Aslında, Tanrı O’nun için yanıtı verdi. Bir zamanlar sıkıntıda olan bu adam gerçeği defalarca tekrar etti. O’nun yaralarıyla şifa buldum! O’nun yaralarıyla şifa buldum!! O’nun yaralarıyla şifa buldum! O’nun yaralarıyla şifa buldum!! Nihayet!!!   

Hikayede İsa’ya inanan imanlı, üç konuda fikrimizin değişmesi gerektiğini söylüyor. Günah, benlik ve İsa. Eğer sizinle ruhsal konuları tartışacak olsa, herhalde Kutsal Kitap gerçeğinin aydınlatması gereken dördüncü bir konu daha eklerdi. Tanrı konusunda fikrini değiştirmek. Neden mi? Daha önce Tanrı’nın doğası hakkında söylediklerimi okuyun.

Dini inancınızın ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Belki son derece dindarsınız. Fakat sonsuzluğu nerede geçireceğinizden emin değilseniz, bu sıkıntılı arkadaşın sevinçle tekrar tekrar söylediğini söylemek için benim gibi on dört yıl beklemeyin.

Günahlarınız çoktan yargılandı ve hesabı ödendi.

Leave a Comment