İsa ve Çobansız Kalabalık

OLAY: İsa kentlerde ve köylerde vaaz ediyordu.

AYETLER:  “İsa bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin Müjdesi’ni duyuruyor, her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu. Kalabalıkları görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar. (Matta 9:35-36, İncil). “İsa on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara kötü ruhlar üzerinde yetki verdi. Böylece kötü ruhları kovacak, her hastalığı, her illeti iyileştireceklerdi.” (Matta 10:1, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU: Merhamet

NEDENİ: Halk çobanı olmadığı için bitkindi ve dağılmıştı.

EYLEM: İsa bölgede vaaz edip hastaları iyileştirirken 12 öğrencisine cinleri kovmak ve her türlü hastalığı ve illeti iyileştirmek için güç verdi.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU:

İsa’nın 5.000 kişilik kalabalığı doyurması hikayesinde, İsa’nın dönemindeki din önderlerinin üzücü ruhsal durumu üzerinde düşünmüştük. Din öğretmenleri halkı boş kavramlarla doldurup, uyamayacakları gelenek ve kurallarla üzerlerinde büyük bir yük yaratıyorlardı. İsa şöyle demişti, 

01 image6458 white paint 45“Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz dıştan güzel görünen, ama içi ölü kemikleri ve her türlü pislikle dolu badanalı mezarlara benzersiniz. Dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içte ikiyüzlülük ve kötülükle dolusunuz.” (Matta 23:27-28, İncil)

İsa onları betimlerken halkın çok iyi bildiği çetin fakat çarpıcı bir imge kullandı. Herkesin katılmasının zorunlu olduğu Yahudi cenazelerinin sonunda, ceset mezarda düz bir kaya üzerine konulurdu. Ceset üzerindeki et çürüdüğünde kemikler toplanıp alınırdı böylece düz kaya parçası tekrar kullanılabilirdi. Yahudiler, mezarlara dokunduklarında dinsel açıdan kirli sayıldıkları için bu mezarları kapamak için kullanılan kayalara beyaz badana yapılırdı böylece uzak durmaları için bir uyarı işareti olurdu. Bu boya, içeride cesetler çürürken mezarlara dışarıdan temiz bir görünüm verirdi.

Din, insanı içten dışa değiştiremez

Din öğretmenlerinin halkı zorunlu kıldıkları görevler halkı şaşkına çeviriyordu fakat asıl önemli olan yerde, yani içte değişmelerini sağlamıyordu. Sizin imanınız sizde içten dışa bir değişiklik yarattı mı? Düşüncelerinizi çevrenizdeki herkesin anında görmesini sağlayan elektronik bir aletin sırtınıza takılmasına izin verecek kadar mı? Sanmıyorum. Din, insanı içten dışa değiştiremez, tıpkı bir leoparın beneklerini değiştirememesi gibi. Nitekim, leopar beneklerini silebilecek olsa bile, gerçekte olduğu acımasız insan avcısından farklı bir şekilde davranmasını bekleyemezsiniz. Doğası değişmez. Fakat bu web sitesinde, dünyaya gelip, sizin ve benim gibi insanların ihtiyaçlarını karşılamak için geç saatlere kadar çalışan bir İsa hakkında okuyabilirsiniz. “Akşam olunca birçok cinliyi kendisine getirdiler. İsa onlardaki kötü ruhları tek sözle kovdu, hastaların hepsini iyileştirdi.” (Matta 8:16, İncil). İsa, tek bir sözüyle sizi iyileştirebilir ve içten dışa değiştirebilir. 02 up to jesus1 temp5 45Bu web sitesi, O’nun sesini duymanızı sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.   

Bu ayetlerde İsa’da gördüğümüz duygu, merhamet duygusudur: “Kalabalıkları görünce onlara acıdı.” İçinde bu merhameti uyandıran neydi? Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar.

Burada doğal olarak sorulan soru insanların nasıl bu kadar çaresiz bir duruma düştükleridir? O günün din öğretmenlerinden aldıkları öğretişte eksik olan neydi? İsa’nın öğrettikleri, din öğretmenleri bunları öğretmediği için öğretiliyordu. Bu listeye bakalım. İsa esenlik, bağışlama, barıştırma ve kurtuluşla ilgili iyi haberi getirdi. Bunları kendisi seve seve sağlayacaktı. Yeniden doğma gereğinden de söz etti. Konuştuğu kişilerin doğrulukları din öğretmenlerininkini aşmadığı sürece hiçbirisinin cennete giremeyeceğini söyledi. Satır aralarını okuyun. Din önderleri cennete gitmiyorlardı! Halkın yolunu şaşırmış olmasına şaşmamalı. 4.000 kişinin doyurulmasıyla ilgili yazıda, İyi Çoban’ın, çobansız kalmış ya da cennette sonsuz yaşam güvencesini veremediği için çobanlarına karşı kuşkuyla yaklaşanlarla ilgili söylediklerini okuyabilirsiniz. Kalabalıkların İsa’yı izlemek için peşinden gitmelerine şaşmamalı. Doğru seçimi yapıyorlardı.  

Seçim Yapmak

Biraz seçim yapmak hakkında düşünelim. İsa Mesih’le ilgili seçim yapmanız isteniyor. O’nu kişisel Kurtarıcınız olarak sahiplenmek ya da halkınızın daha çok tercih ettiği gibi bir peygamber olarak kabul etmek. İsa’nın benzetmelerinin çoğunluğu yanlış seçimler yapan insanlarla ilgilidir. 03 image10661 choose choice 45Peki ya bizim hayatta yaptığımız seçimlere ne demeli?

Habil ve Kayin’in her ikisi de Adem’in oğluydu. Habil Tanrı’yı seçti. Kayin ise cinayet işlemeyi seçti. Tanrı ona izin verdi. 

İbrahim ve Lut’un her ikisi de Kenan’a gelen göçmenlerdi. İbrahim Tanrı’yı seçti. Lut ise Sodom’u seçti. Tanrı ona izin verdi. 

Davut ve Saul’un her ikisi de İsrail’in kralıydı. Davut Tanrı’yı seçti. Saul ise gücü seçti. Tanrı ona izin verdi. 

Petrus ve Yahuda’nın her ikisi de İsa’nın öğrencisiydi. Her ikisi de Rab’lerini çarmıha gerildiği sırada reddettiler. Petrus merhamet aradı. Yahuda ise ölüm. Tanrı ona izin verdi.

Tarihin her döneminde, Kutsal Yazılar’ın her sayfasında, Tanrı’nın bizlere kendi seçimlerimizi yapmak üzere izin verdiğine ilişkin gerçek açıklanmaktadır. Yazgı değil, seçim meselesidir. Papağan ya da robot değiliz, seçim yapma becerisiyle yaratıldık. Bunu kimse İsa kadar açık bir şekilde ortaya koymuyor. İsa’ya göre şunları seçebiliriz: 

a)  dar kapı ya da geniş kapı   
b)  çetin yol ya da enli yol
c)  büyük kalabalık ya da küçük kalabalık

“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:13-14, İncil)

İsa bize hangi kararın daha iyi olduğunu söylüyor. Bunlar, sonsuz sonuçları olan sonsuz seçimler ama kararı bize bırakıyor. 


04 image11185 three crosses cross sharpened 45İsa’nın çarmıha gerildiği sahneye geri dönelim.

“İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydut da çarmıha gerildi. Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Haydi, kurtar kendini! Tanrı’nın Oğlu’ysan çarmıhtan in!” diyorlardı.
Başkâhinler, din bilginleri ve ileri gelenler de aynı şekilde O’nunla alay ederek, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diyorlardı. “İsrail’in Kralı imiş! Şimdi çarmıhtan aşağı insin de O’na iman edelim. Tanrı’ya güveniyordu; Tanrı O’nu seviyorsa, kurtarsın bakalım! Çünkü, ‘Ben Tanrı’nın Oğlu’yum’ demişti.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilen haydutlar da O’na aynı şekilde hakaret ettiler.”  (Matta 27:38-44, İncil)

Mesih’in yanında iki çarmıh vardı. İsa’nın neden bu iki çarmıhın ortasında olduğunu merak ediyor musunuz? Neden sağında ya da solunda değildi? Ölüm tepesindeki iki çarmıhın Tanrı’nın en büyük armağanlarından birini temsil ediyor olması mümkün mü? Seçim armağanı.

Birinin Yüreği Değişiyor

İsa’nın iki yanındaki iki suçlunun pek çok ortak yönü var. Aynı adalet sistemi tarafından mahkum edildiler. Aynı ölüme mahkum edildiler. Etrafları aynı kalabalıkla sarılmıştı. İsa’ya eşit yakınlıktaydılar. Belki de, İsa’ya aynı zalim sözleri söyleyerek başlıyorlar konuşmaya. Fakat birinin yüreği değişiyor. Değişmeyi seçiyor.

Aşağıda bunu daha ayrıntılı olarak görebilirsiniz:

“Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti. Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.” Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.” (Luka 23:39-43, İncil)

Ne Büyük Onur!

05 image11191 siblings 45İsa her iki suçluya da aynı seçimi verdi. Tanrı’nın içimizde bir şeyler uyandırmak için zaman zaman şimşek gönderdiği olur. Tanrı’nın bizleri kendine çekmek için zaman zaman bereket gönderdiği olur. Fakat Tanrı’nın sadece sessizlik gönderip sonsuzluğu nerede geçireceğimizi seçme özgürlüğüyle bizleri onurlandırdığı da olur. Ne büyük onur! Hayatımızın çoğu alanında seçim hakkımız yoktur. Düşünün bir kere. Cinsiyetinizi seçmediniz. Kardeşlerinizi seçmediniz. Irkınızı ya da doğum yerinizi seçmediniz.

Seçme özgürlüğümüzün olmaması zaman zaman bizi kızdırır. ‘Adil değil’ deriz. Yoksul olarak doğmam ya da bu kadar yavaş koşuyor olmam adil değil. Şu ya da bu ünlü sinema oyuncusu gibi görünmemem adil değil. Ya da, yakışıklı ya da güzelsek, içimizdeki güzellikten ötürü sevilmediğimiz için bunun bir haksızlık olduğunu söyleriz.    

Bu dünyadaki herhangi bir adaletsizliğin – ki gerçekten çok adaletsizlik var – gelecek yaşamımızda yazgımızı seçme onuruyla dengelendiğine inanıyorum. Bu düşünceme katılmaz mısınız? Siz farklı olmasını ister miydiniz? Tam tersini ister miydiniz? Siz bu yaşamdaki her şeyi seçiyorsunuz, Tanrı ise sonsuzluğu geçireceğiniz yeri seçiyor. Burnunuzun büyüklüğünü, saçlarınızın rengini ve DNA yapınızı seçiyorsunuz, O ise sizi cennete mi yoksa cehenneme mi göndereceğini seçiyor. Bunu mu tercih ederdiniz?

Gerçekten de en önemli şeye geldiğinde – sonsuz yaşam (cennet) ya da sonsuz ölüm (yani, Tanrı’dan sonsuza dek ayrı düşmek: cehennem) – önümüzde seçim hakkımız var, ulaşmak istediğimiz yeri ve sonsuza dek kalmak istediğimiz yeri seçebiliriz. Benim kitabıma göre bu oldukça iyi bir anlaşma. Değil mi?

Bu seçimden daha büyük bir ayrıcalık verildi mi bize? Bu ayrıcalık, yani özgür irade armağanı sadece dayanmamız gereken adaletsizlikleri dengelemekle kalmıyor, hatalarımızı da dengeleyebilir. Aslında tam olarak bundan söz ediyoruz. Özgür irade. Yazgınızın alnınızda yazılı olması ya da başka bir şekilde sonsuza dek mühürlü olması değil. Hayır, sevgi zorla olmaz. Zorlamaya çalıştığınız anda güzelliği kaybolacaktır.

06 image11120 repent sorrow lost sharpened 45Çarmıhta İsa’nın yanındaki, tövbe eden hırsızı düşünün. Yaşamı ve yaşam hikayesi hakkında çok az şey bilsek de şunu biliyoruz: Hayatta kötü hatalar yaptı. Yanlış gruplara karıştı, yanlış ahlaki değerleri ve yanlış davranışları seçti. Çünkü çevresinde örnek alabileceği din öğretmenleri yoktu ve Tanrı’ya iman konusunda büyük olasılıkla yanlış karar verdi. Fakat… hayatının boşa harcandığını düşünür müsünüz? Yaptığı bütün o kötü seçimlerin sonuçlarını sonsuzluk boyunca biçtiğini mi düşünüyorsunuz? Hayır, tam tersi. Yaptığı bir iyi seçimin meyvesini yiyor. Sonunda, bütün kötü seçimleri, yalnız bir iyi seçim sayesinde kurtuluyor.

“Çarmıha asılan suçlulardan biri, “Sen Mesih değil misin? Haydi, kendini de bizi de kurtar!” diye küfür etti. Ne var ki, öbür suçlu onu azarladı. “Sende Tanrı korkusu da mı yok?” diye karşılık verdi. “Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz. Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı.” Sonra, “Ey İsa, kendi egemenliğine girdiğinde beni an” dedi. İsa ona, “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedi.”  (Luka 23:39-43, İncil)

Hiç karşılaşmadık ama bildiğim bir şey var. Melek değilseniz, hayatta bazı kötü seçimler yaptınız, öyle değil mi? Bazı yanlış arkadaşlar seçtiniz, kötü websiteleri ziyaret ettiniz, belki cinsel bazı heyecanlar yaşamak için kentin yanlış taraflarına doğru uzandınız. Üniversite giriş puanınıza göre yanlış kariyer yolunu seçmiş olabilirsiniz. Umarım, yanlış eşi seçmediniz ya da evli değilseniz cinsel yaşamınızda serbestliği seçmediniz. Umarım bekaretinizi yaşamınız boyunca eşiniz olacak kişiye verebileceğiniz en değerli armağan olarak saklamayı seçtiniz. (Burada erkeklere de sesleniyorum.) Yaşamınızı gözden geçiriyorsunuz ve kendi kendinize şöyle diyorsunuz, ‘Keşke…keşke bu kötü seçimleri düzeltebilsem.’ Düzeltebilirsiniz. Sonsuzlukla ilgili yapacağınız bir iyi seçim, dünyada yaptığınız on bin kötü seçimi dengeleyebilir.


07 image11193 choice choose 45Nasıl olur da, iki kardeş aynı anneden doğar, aynı evde büyür ve biri hayatı ve diğeri ölümü seçer? Bilmiyorum ama seçiyorlar. Kayin kardeşini öldürdüğü halde, nihai olarak kaybeden oldu.  

Nasıl olur da, iki adam aynı İsa’yı bu kadar yakından görür, sevgi ve masumiyet dolu gözlerine bakar, ‘Baba onları bağışla çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar’ dediğini işitir ve biri O’nunla alay etmeyi seçerken diğeri O’na dua etmeyi seçer? Bilmiyorum ama öyle oldu. İsa dua eden haydudu, kendisine cennet sözü verecek kadar çok sevdi. Diğeri alay etmeyi seçtiğinde İsa onu özgür bırakacak kadar çok sevdi. Ona bu seçim hakkını verdi. Sizin için de aynısını yapıyor.

Seçim şarttır. 

Çarmıh ve Tanrı’nın günahlarımızın çarmıhta üstesinden gelinmesiyle ilgili bildirisi konusunda istediğimizi yapabiliriz. Tarihi araştırabiliriz. Bunun teolojisini çalışabiliriz. Bu kurtuluşu önceden bildiren pek çok peygamberlik üzerinde düşünebiliriz. Fakat yapamayacağımız tek şey tarafsız bir şekilde uzaklaşmaktır. İsa’nın çarmıhı konusunda bir karar vermek zorundasınız.

Size bir tavsiye vermeme izin verir misiniz? Lütfen, seçiminizi, Tanrı’nın o gün ölüm tepesinde İsa’yı korumak için O’nun yerine başka birini koyduğunu söyleyen öğretişe göre yapmayın. Bu güzel bir düşünce olsa da, İsa için geçerli değildir. İsa’nın çevresindeki her şey üzerinde egemen olmadığı bir an bile olmadığını anlamak için İncil’i uzun uzun okumanıza gerek yoktur. Ölümü ve dirilişini önceden bildiren kendisidir. Genellikle öğrencilerin bir kulağından girip diğerinden çıksa da tekrar tekrar söyledi:   

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı. 08 rename 412 45Öğrencilerine öğretirken şöyle diyordu: “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama öldürüldükten üç gün sonra dirilecek. O’nunla alay edecek, üzerine tükürecek ve O’nu kamçılayıp öldürecekler. Ne var ki O, üç gün sonra dirilecek.”” (Markos 8:31-34, İncil)

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.” (Luka 9:22, İncil)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 16:21, İncil)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.” (Matta 17:22-23, İncil)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)  

Ölüm Fatihi

Lütfen aşağıdaki ayetin altını kırmızıyla çizin ve italik olan ifadeyi yeşille daire içine alın. Ölüm Fatihinin günah üzerindeki zaferiyle ilgili bildiri, Tanrı’dan gelen ve günahlarınızın bedelini ödediğini belirten bir bildiridir. Bu O’nun ayrıcalığıydı. Olduğu kişi olduğu ve sevdiği gibi sevdiği için sevinin. Bağışlandınız. 09 image11188 three crosses cross 45Bağışlanma, ‘size acı vereni cezalandırma hakkından vazgeçmeniz’ olarak da ifade edilebilir. İsa’nın çarmıhta yaptığı budur. Ölüm Fatihi’nin bildirisi, artık günahlarınızın sonuçlarını yüklenmeniz gerekmediğine ilişkin bir açıklamadır.

İtalik olan ifade, Türkiye ve sizinle ilgilidir. Şu an okumakta olduğunuz satırlar size Tanrı’dan gelmektedir. İncil Tanrı’nın size yazdığı bir sevgi mektubudur. Sevinin.

“Onlara dedi ki, “Şöyle yazılmıştır: Mesih acı çekecek ve üçüncü gün ölümden dirilecek; günahların bağışlanması için tövbe çağrısı da Yeruşalim’den başlayarak bütün uluslara O’nun adıyla duyurulacak.” (Luka 24:46-47, İncil)

Dini öğretmenler İsa’yı kıskandıkları için İsa’nın ölümü için tuzak kurdular. Kendisine karşı öne sürdükleri bütün savları çürüttüğü için öfkeye kapılmışlardı. Halk tarafından seviliyor olmasından nefret ediyorlardı. Halk üzerinde etkilerini yitiriyorlardı ve bu nedenle onu ortadan kaldırmaya karar verdiler. “Bunun üzerine Ferisiler dışarı çıktılar, İsa’yı yok etmek için anlaştılar.” (Matta 12:14, İncil). Onlar ne kadar tasarlasalar da, çarmıha gerilmeye boyun eğen İsa oldu. İsa, böyle olmasını seçtiği zaman böyle oldu:

“Bunun üzerine O’nu yakalamak istediler, ama kimse O’na el sürmedi. Çünkü O’nun saati henüz gelmemişti.  (Yuhanna 7:30, İncil)

“İsa bu sözleri tapınakta öğretirken, bağış toplanan yerde söyledi. Kimse O’nu yakalamadı. Çünkü saati henüz gelmemişti.” (Yuhanna 8:20, İncil)

İsa şöyle dedi, “Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:18, İncil)

O seçtiği zamanda oldu. Ve bunu sizin için yaptı. Nasıl karşılık vereceksiniz? Karar verme zamanı ve seçim tamamıyla size kalmış. Hayatta yaptığınız kötü seçimleri düzeltemezsiniz ama sonsuzlukla ilgili olarak alacağınız bir iyi karar dünyada yaptığınız bütün kötü seçimleri dengeleyecektir. 


10 38 700x480full moving long“İsa bütün kent ve köyleri dolaşarak havralarda öğretiyor, göksel egemenliğin Müjdesi’ni duyuruyor, her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu. Kalabalıkları görünce onlara acıdı. Çünkü çobansız koyunlar gibi şaşkın ve perişandılar.” (Matta 9:35-36)

Bu makalenin ilk iki ayetinde en azından iki şey görüyoruz:

1) Harekete geçen merhametli İsa’yı görüyoruz. Tanrı’nın doğasında var olan agape sevgisi, etkin, ısrarla peşinden giden bir sevgidir. Tanrı’nın sevgisi hakkında daha fazla öğrenmek dizisindeki birinci makaleyi okudunuz mu? Bu makalede Tanrı’nın sizin için sahip olduğu sevginin nasıl bir sevgi olduğunu öğreneceksiniz. Buna agape sevgisi denir. 

İsa, sadece büyük ve zengin kentleri değil, İsrail’in yoksul ve pek bilinmeyen köylerini de ziyaret etti. Nitekim, bugünkü hikaye İsa’nın bu bölgedeki üçüncü turu sırasında gerçekleşiyor. Hiçbir zaman öğretmeyi bırakmadı. Hiçbir zaman iyileştirmeyi bırakmadı. Ölüm bile O’nu durduramadı. İsa’nın gömülü olduğu girişi kayayla kapatılmış mezarda nöbetçilik görevini üstlenmiş Roma askerlerine sorun.

“[Romalı vali] Pilatus onlara, “Yanınıza asker alın, gidip mezarı dilediğiniz gibi güvenlik altına alın” dedi. Onlar da askerlerle birlikte gittiler, taşı mühürleyip mezarı güvenlik altına aldılar.
Şabat Günü’nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab’bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar.
Melek kadınlara şöyle seslendi: “Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O’nun yattığı yeri görün.” (Matta 27:65-66; 28:1-6, İncil)

11 wall263 wall to protect me from hurts 45İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonraki üçüncü gün askerlerin ne kadar başarılı olduklarını sorun. İsa’nın üçüncü gün ölümden dirileceğini söyleyen peygamberliklerin sayısı çoktu. Sizce hangisi daha güçlüydü, Romalı nöbetçiler mi yoksa bu ilahi peygamberlikler mi?   

İsa neden harekete geçmişti? Sefillik merhametin nesnesidir ve kendilerini mahveden günahkar canların sefaleti en büyük sefalettir. Size de kalabalığa katılmanızı ve İsa’nın yüreğinize konuşup sizi iyileştirmesine izin vermenizi tavsiye ederim. İsa’yı cennetten dünyaya ve sonra bu kasabalara ve köylere ve sonra da çarmıha götüren şey agape sevgisiydi.

2)  Bu iki ayette İsrail’in din önderlerine karşı çok büyük bir suçlamayla da karşılaşıyoruz. Çok dindar olmalarına karşın, bu insanlar halklarına pek az ruhsal kılavuzluk edebiliyorlardı. Dindar şarlatanların kurbanı olan halkın durumu İsa’nın yüreğine dokunmuştu. İsa, onları özgür kılmak için geldi. Gerçek de zaten bunu yapar. “İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak” dedi.”  (Yuhanna 8:31-32, İncil)

Eğer Yahudi olsaydınız ve İsa’nın döneminde yaşasaydınız, İsa’nın din önderleri hakkındaki yorumları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşardınız. Söylediklerinin gücünü anlatmak neredeyse olanaksız. Neden mi? Bu adamlar Yahudi toplumunun ve dininin sütunu olarak görülüyordu. Dönemlerinin en ahlaklı ve etkili insanları sayılıyorlardı. İsrail’in en iyisi, seçkin tabakasıydı. Ama İsa bu insanların doğruluklarının Tanrı için tatmin edici olmadığını söyledi. İsa, halka, eğer cennete girmeyi umut ediyorlarsa, din önderlerinden daha iyisini yapmaları gerekeceğini söyledi. Ne büyük bir şok!

12 image11197 ladder climb heaven works deeds 45Büyük olasılıkla Yahudi değilsiniz! Ben de değilim, ama bu bizi başka yerdeki insanlardan daha iyi yapmaz. İsa’nın bu sözleri hepimiz için bir uyarı. Yahudilik içinde en iyiler arasında en iyilerden oluşan grup Tanrı’nın cennetine girmeyi hak edemiyorsa, ben ve siz de hak edemeyiz. Neden mi? Çoğu dindar kişi, bir tür davranış kurallarına uymaya çalışarak Tanrı’nın memnuniyetini ve cennette bir yer kazanmaya çalışırlar. Bizlerden beklenen dini görevler dinden dine farklılık gösterir. Bazı dinlerin diğerlerine göre daha az beklentisi vardır ama önemli olan listenin uzunluğu değil. Tanrı’nın Adem ve Havva’ya verdiği kısa listeye bakın. Bir kural. Yasak meyveden uzak durun. Ya da Tanrı’nın tabiriyle, “Ona [Adem’e], “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:16-17, Eski Antlaşma). Peki başarılı oldular mı? Başarısız oldular. Siz de imanınıza doğru düzgün bir şekilde uyamadınız. Ben de Tanrı’nın buyruklarından herhangi birine uymakta başarısız oldum.

Nerede hata yaptık? Bir sonraki cümlenin altını çizin. Doğruluğu belli bir dizi dışsal din kurallarına uymakla bir görüyoruz. Tanrı’nın cennete girmemiz için gerekli gördüğü doğruluk derecesini sağlama yolu bu değildir. 


13 image11201 self-righteous pride proud framed xxx 45İnsanlara içsel eksikliklerini hatırlatmadan herhangi bir dine katılmalarını teşvik ettiğinizde ne olur biliyor musunuz? Kısa bir süre içinde özel giysi, türban ya da o inanç için geleneksel dindar giysi neyse onları giyen kibirli bir insanla karşılaşırsınız. Başlangıçta kibirlerini göstermeyebilirler ama bir süre sonra kendilerini üstün görüşleri ortaya çıkar. 

“…RAB insanın gördüğü gibi görmez; insan dış görünüşe, RAB ise yüreğe bakar.” (1. Samuel 16:7, Eski Antlaşma)

Eğer dürüst bir insansanız, imanınızın kurallarına kusursuz bir şekilde uymadığınızı kabul edersiniz. Uymayı istemediğinizi söylemiyorum. Söylediğim tek şey size buyrulanları yapamayacağınızdır. Tutarlı ve sürekli bir şekilde yapamazsınız. Kusursuz bir şekilde yapamazsınız. Cenneti hak etmemizi sağlayacak bir araçtan çok uzak olmanın yanı sıra bu dini gerekler aslında bizi mahkum eder! Ben merkezli yasa bozucular olduğumuzu doğrularlar. Burada önemli olan konu dini görevler listemiz değildir. Eşimize yalan söylememek ya da onu aldatmamak nasıl yanlış olabilir? Dini gerekler listemiz muhtemelen yapılması doğru olan şeyleri anlatıyor. Benim tek söylemeye çalıştığım yaptıklarımızın bu standarda hiçbir zaman tam olarak uyamadığıdır. Buna, hiçbir dini kurallar dizisine bağlı olmayan insanlar da dahildir. İnsanların kendileri için koydukları doğru ve yanlış standartlar, mutfağımızdaki musluktan damlayan suyun sürekli damlaması gibi sürekli olarak çiğnenmektedir. 14 image11208 faucet water drip sharpenedBana inanın, musluğu ne kadar sıkı bir şekilde kapatmaya çalışsak da damlamaya devam ediyor. Gece boyunca damlıyor. Pıt, pıt, pıt.

Ne tür yasa bozucular olduğumuzu söyledim? ‘Ben merkezli’ olduğumuzu söyledim çünkü sorunumuzun özü budur. Bir tesisatçıyı çağırıp musluğu tamir ettirmeliyiz. Ne var ki, içimizde yanlış olan şeyi düzeltemeyiz. Dini uygulamalar ve iyi niyet sorunu çözemez çünkü sorun içimizdedir. Günahlarımız damlamaya ve bizi ve başkalarını ıslatmaya devam ediyor. Bazılarımızınki oluk gibi akıyor. Bazılarımız oluk gibi akan bu çirkin düşünce ve davranışlardan zevk alıyor. Ama çoğumuz bu kirli akışı durdurmak isteriz, keşke nasıl durduracağımızı bilsek.

Havaalanında

Birkaç ay önce havaalanına giden çevre yolunda trafik yağmur nedeniyle çok yavaş akıyordu. Bu sıkışık trafik içindeydim ve yapacak bir şey yoktu. Havaalanına geciktim ama çok fazla gecikmedim. Ne var ki bilet görevlisi uçaktaki yerimi kaybedecek kadar geç kaldığımı söyledi. Adım uçağın yolcu listesinden çıkartılmıştı.

Bilet görevlisi uçağımı kaçırmam gerektiğini söylediğinde, bütün ikna gücümü kullanmaya çalıştım.  
“Ama uçak henüz ayrılmadı,” diye rica ettim.
“Evet, ama buraya çok geciktiniz.”
“Uçak kalkmadan yetiştim!  Bu çok mu geç?”
“Üzgünüm ama havayolu kuralları uçağın kalkış saatinden on dakika önce uçağa bineceğiniz kapıda olmanız gerektiğini söylüyor. Bu iki dakika önceydi.”
“Ama lütfen hanımefendi” diye rica ettim, “Beş dakika içinde kolaylıkla kapıda olabilirim. Bu akşam önemli bir iş toplantısına katılmama gerekiyor.
Bilet görevlisi sabırlı ama ısrarcıydı. “Üzgünüm efendim ama kurallar yolcuların kalkış saatinden on dakika önce kapıda olmaları gerektiğini söylüyor.”
“Kuralların ne dediğini biliyorum,” diye açıkladım. “Ama ben adalet istemiyorum ki, merhamet istiyorum.”

15 image3841zzz cross bridge salvation sharpened 45Maalesef merhamet etmedi.
Ama Tanrı merhamet ediyor.

Tanrı’nın standartlarına göre ben suçluyum. Tanrı’nın ölçüsü yetkinlik olduğu için aramızda suçlu olmayan var mı?!!! Fakat Tanrı’nın sevgisi etkin ve ısrarla peşimizden giden bir sevgidir. Tanrı günahlarımdan temizlenmem için bir yol açtı. Yasa beni suçluyor, merhamet sayesinde ise bir gün cennetle sonuçlanacak taze bir başlangıç veriliyor bana. Tanrı günahı görmezden gelmez. Bunu yapıp hala adil sayılması mümkün değildir. Tanrı hem seven hem de adil olan bir Tanrı olmasaydı, bu gerçeği İncil’de bulamazdınız:

“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1. Petrus 3:18, İncil)

Tanrı, ilk ve son kez, kendisini tatmin edecek bir şekilde, günah konusunu çözmüş ve bizi tutsaklıktan kurtarmıştır. Bunun bildiğiniz gibi dinle bir ilgisi yoktur. Bu ifadeyi biraz açayım. Eğer bu web sitesindeki makaleleri bir haftadan fazla bir süredir okuyorsanız gerçek Hristiyanlık’ın ikna edici iddialarını zaten biliyorsunuz demektir. Sonsuzluktaki son durağınız, her yönüyle İsa Mesih’le ilişkinizle ilgilidir. Dinle ya da yerine getirdiğiniz dini zorunluklarla ilgili değil, İsa Mesih’le ilgilidir.

Bu Müjde’yi duymanız zaman aldı. Emin olun ki ölüm ve sonsuzluk konusundaki en derin sorularınız, siz daha bunları sormadan yanıtlanmıştı. İlk günahınızı işlemeden önce, en büyük ihtiyacınız, yani günahla ilgili sorununuzu çözmek için Kurtarıcı’ya duyduğunuz ihtiyaç karşılanmıştır. Tanrı önceden plan yapar. İsa’nın Kurtarıcınız olmasını, ilk galaksiyi yerine oturtmadan ya da ilk zürafasını yapmadan planladı.

İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğumuzu kabul ettiğinizde İncil’deki bu ayeti ezberleyin. Sizinle Tanrı arasında meydana gelmiş olan takası betimliyor:

“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil)

Leave a Comment