İsa ve Adlarının Cennette Yazılmış Olmasından Ötürü Duyduğu Sevinç

OLAY:  İsa’nın öğrencilerinden yetmişi vaaz gezisinden döner

AYETLER:  “Yetmişler sevinç içinde döndüler. “Ya Rab” dediler, “Senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor.” İsa onlara şöyle dedi: “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm. Ben size, yılanları ve akrepleri ayak altında ezmek ve düşmanın bütün gücünü alt etmek için yetki verdim. Hiçbir şey size zarar vermeyecektir. Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”
O anda İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi: “Baba, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, senin isteğin buydu.” (Luka 10:17-21, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU: Sevinç

NEDENİ:  Baba, bilgisiz olanlara gerçeği açıkladı.

EYLEM:  Baba’ya teşekkür etti.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU: 

Bu makalede İsa’nın gücü ve yetkisi üzerinde düşüneceğiz. Bütün Müjdeler’de İsa’nın yetkisini sergilediğini görüyoruz. Nasıl mı?   

01 image3850 jesus savior 45Öğretişinde yetkisini gösterdi. Kalabalıklar İsa’nın, çoğu insan tarafından ‘Dağdaki Vaaz’ olarak adlandırılan paylaşımına nasıl bir karşılık verdi? “İsa konuşmasını bitirince, halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara kendi din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.” (Matta 7:28-29, İncil). Bu vaazda İsa tekrar tekrar şöyle söyledi, ‘Size_____ denildiğini duydunuz ama ben size_____ diyorum.’ Bu sözlerle İsa sözlerinin dünyasal bütün yetkinin üzerinde olduğunu gösterdi. Halk da aynı fikirdeydi. Kalabalıkların sayısı giderek arttı. 

İsa, günahları bağışlama yetkisini gösterdi. Bu konuyu makalede daha sonra ele alacağız. Günahların bağışlanması sadece ilahi bir haktır. İsa’nın bu yetkiyi, din önderlerinin kabul etmekten başka bir şey yapamayacakları bir şekilde nasıl kanıtladığını göreceksiniz.    

İsa, doğa üzerindeki yetkisini gösterdi. Daha sonra İncil’in tümünde en sevdiğim olaya bakacağız.  Bunu sizlerle paylaşmak için gerçekten de sabırsızlanıyorum. Her şeyin Yaratıcısı, her şeyin Rab’bi mi? Evet ve bunu eylemleriyle göreceğiz. 

İsa, ölüm üzerinde yetkisini gösterdi. Bu dizideki üç makalede tek bir sözle nasıl ölüyü yaşama döndürdüğünü okuyacaksınız. Kendi ölümü üzerinde de yetkisini gösterdi. İsa’nın hikayesinin tümünü duymadığınız için sizin ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Mezarın O’nu tutamadığını göreceksiniz. Devamı daha sonra.

İsa, İblis üzerinde yetkisini gösterdi. İsa, insanları İblis’e tutsaklıktan özgür kıldı. Bu, dünyadaki hizmetinin önemli bir kısmıydı. Çok sayıda cini kovdu ve onlar üzerinde yetkiye sahipti. Bazı durumlarda cinlerin konuşmasına izin vermedi. “Tam o sırada havrada bulunan ve kötü ruha tutulmuş bir adam, “Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalı’sın sen!” İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek kötü ruhu azarladı. Kötü ruh adamı sarstı ve büyük bir çığlık atarak içinden çıktı. Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.”” (Markos 1:23-27, İncil). Başka bir seferinde İsa, cinlerin bir domuz sürüsünün içine girmesine izin verdi! “Kötü ruhlar İsa’ya, “Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim” diye yalvardılar. İsa’nın izin vermesi üzerine kötü ruhlar adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu.” (Markos 5:12-13, İncil). 02 image11048 jesus demon cast out 45Her seferinde İsa kontrolü elinden bırakmadı. Kontrol O’ndaydı. Her şey ve herkes O’na bağlıydı.  

İsa sadece gücünü ve yetkisini göstermekle kalmadı, aynı zamanda bazen yetkisini aktardı. Öğrencilerine cinler üzerinde yetki verdi. Bugün bakacağımız ayetlerde öğrencileri, İsa’nın kendilerini gönderdiği görevden geri dönerken göreceğiz. Başarılı bir şekilde cinleri çıkardılar ve bu deneyimden dolayı büyük bir seviçle doldular. İsa öğrencilerine kendi adında iyileştirme ve büyük mucizeler yapma yetkisi dahi verdi. Ve bunları yaptılar. “İsa on iki öğrencisini yanına çağırıp onlara kötü ruhlar üzerinde yetki verdi. Böylece kötü ruhları kovacak, her hastalığı, her illeti iyileştireceklerdi.” (Matta 10:1, İncil)

SORU: Bir şeyin kontrolüne sahip olmanın ne anlama geldiğini biliyoruz. Peki ya evrenin kontrolüne sahip olmak? Kim bu yetkiye sahip olduğunu haklı bir şekilde iddia edebilir? Basit bir soru öyle değil mi? Tanrı, bu konuda bize İncil’de ne diyor? 

“Göğe çıkmış olan Mesih Tanrı’nın sağındadır. Bütün melekler, yetkiler ve güçler O’na bağlı kılınmıştır.”  (1. Petrus 3:22)

Bugün ele aldığımız ayetlerde göreceğiniz gibi İsa’nın bütün melekler üzerinde tam bir yetkisi vardır- iyi olanlar ve kötü olanlar. Kötü olanlar cinler olarak biliniyor. Zebur’u ve bu web sitesindeki makaleleri okudukça bunların karanlık tarihleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Bundan daha da olağanüstü olan nedir? İncil’deki okumalarınızdan İsa’nın evreni- galaksilerden Celile Gölü’ndeki fırtınalara, ölümü ve üçüncü gün ölümden dirilmesiyle ilgili olaylara kadar- yönetme işinin başında olduğunu göreceksiniz. İsa, sadece dirilişini önceden bildirmekle kalmadı, aynı zamanda öğrencilerine kendisiyle buluşacaklarını önceden haber verdi! 

03 image11051 pin on map galilee 45 text1“Ama ben dirildikten sonra sizden önce Celile’ye gideceğim.”  (Markos 14:28, İncil)

İsa’nın ölümden dirilişi öğrenciler için korkunç derecede kafa karıştırıcı bir olaydı. Kent bir kargaşa içindeydi. Bu dünyada yürümüş en olağanüstü kişi çarmıha gerilmişti. Kafaları karışmış olduğu için öğrenciler dirilmiş Rab ve Kurtarıcıları ile buluşmaya gitmeyi unuttular. İsa, meleklerinden ikisine, öğrencilere ne söylediğini hatırlatma işini verdi! Çarmıha gerilmesinden sonraki üçüncü gün İsa’nın gömülü olduğu mezara gittiler. O sabah farklı bir yerde olmalıydılar!

“Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?” dediler. “O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size söylediğini anımsayın. İnsanoğlu’nun günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti.” O zaman İsa’nın sözlerini anımsadılar.”  (Luka 24:5-8, İncil)


İsa’nın buyruklarından hiçbiri, Tanrı’nın O’nun gibi çaresiz, ihtiyaç içinde bir peygamber için yapabileceklerine inandıkları üzerine kurulu değildi. Kendi ilahi egemenliğine göre ne yapacağını söylüyordu. İsa’nın açıklamasına kulak verin:

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11, 18, İncil)

04 image11054 still the storm sea jesus sharpened 45Kutsal Kitap’tan İsa’nın yetkisini sergileyen pekçok örneğe bakabilirdik. Bugünkü hikayemizde bunlardan biri var ama daha önce söylediğim gibi İsa’nın gücü ve yetkisiyle ilgili bir olay var ki, benim en sevdiğim örnek budur. Burada kısaca bahsedeceğim çünkü bu web sitesinde başka bir yerde anlatılmıyor. İsa ve öğrencileri bir teknedeler ve Celile Gölü’nü geçiyorlar. Aniden bir fırtına çıkar ve sakin su şiddetle çalkalanmaya başlar. Gölden yükselen dev dalgalar tekneyi dövmeye başlar. Şöyle anlatılıyor:

“Bu sırada büyük bir fırtına koptu. Dalgalar tekneye öyle bindirdi ki, tekne neredeyse suyla dolmuştu.”  (Markos 4:37, İncil)

Doğru resmi görmeniz çok önemli olduğu için kendinizi teknede hayal etmenizi istiyorum. Sağlam bir tekne olsa da, üç metrelik dalgalarla başa çıkamıyor. Burnundan doğrudan su duvarına çarpıyor. Dalgaların gücü tekneyi öyle kaldırıyor ki teknenin ucu göğe doğru bakmaya başlıyor. Teknenin ters döneceğini düşündüğünüz o anda tekne bir kez daha başka bir dalganın oluşturduğu vadiye giriyor. İki düzine el gemi direğine sizinkilerle birlikte sımsıkı yapışmış. Teknedeki tüm arkadaşlarınızın kafaları ıslanmış ve gözleri büyümüş. Kulağınızı İsa’nın yatıştıran sesine göre ayarlıyorsunuz ama tek duyduğunuz çığlık ve dua. Birdenbire fark ediyorsunuz- İsa yok! Gemi direğinde değil. Kenara tutunmuyor. Nerede? Sonra dönüp bakıyorsunuz. İsa teknenin kıç tarafında kıvrılmış uyuyor!

Şaşırsanız mı kızsanız mı bilemiyorsunuz, bu nedenle ikisini de hissediyorsunuz. Böyle bir zamanda nasıl uyuyor?

“İsa, teknenin kıç tarafında bir yastığa yaslanmış uyuyordu. Öğrenciler O’nu uyandırıp, “Öğretmenimiz, öleceğiz! Hiç aldırmıyor musun?” dediler.” (Markos 4:38, İncil)

Öğrencilerin paniğe kapılmasına neden olan fırtına, İsa’nın uykusunu getirmişti. Öğrencilerin gözlerinin korkuyla fal taşı gibi açılmasına neden olan şey, O’nun uykusunu getirdi. Tekne sanki İsa’yı izleyenler için bir mezar olacak gibi görünüyordu. İsa’ya öyle görünmüyordu. Nasıl böyle bir fırtına sırasında uyuyabilirdi? Bunun yanıtı basit- fırtına O’nun kontrolündeydi.   

05 image11059 still the storm sea jesus 45“İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, “Sus, sakin ol!” dedi. Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu.  İsa öğrencilerine, “Neden korkuyorsunuz? Hala imanınız yok mu?” dedi.
Onlar ise büyük korku içinde birbirlerine, “Bu adam kim ki, rüzgar da göl de O’nun sözünü dinliyor?” dediler.”  (Markos 4:39-41, İncil)

İnanılmaz. İsa sihirli bir takım sözler söylemiyor ya da sihirli bir değnek sallamıyor. Göklerden melekler çağrılmıyor çünkü yardıma ihtiyacı yok. Çılgına dönmüş su, anında sakin sulara dönüşüyor. Anında yatışıyor. Küçük bir dalga bile yok. Bir damla bile yok. Ani bir rüzgar yok. Göl bir anda çalkalanan bir selden, sakin bir göle dönüşüyor. Öğrencilerin tepkisi ne oldu?

“”Bu adam kim ki, rüzgar da göl de O’nun sözünü dinliyor?” dediler.” 

Daha önce hiç böyle bir adamla karşılaşmamışlardı. Siz de karşılaşmayacaksınız. Dalgalar O’nun kulu ve rüzgarlar hizmetkarıydı. Bunlar İsa’nın denizci arkadaşlarının göreceklerinin sadece başlangıcıydı. Bunu İncil’de okuyabilirsiniz. Cennete geri dönmeden önce Romalı askerlerin başında nöbet tuttuğu mezardan ölümden dirilecekti. Öğrenciler cinlerin domuzlara girdiğini, sakatların dans ettiğini ve cesetlerin yaşayan soluk alıp veren insanlara dönüştüğünü görecekti.

“Halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.
Tam o sırada havrada bulunan ve kötü ruha tutulmuş bir adam, “Ey Nasıralı İsa, bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalı’sın sen!”
İsa, “Sus, çık adamdan!” diyerek kötü ruhu azarladı.
Kötü ruh adamı sarstı ve büyük bir çığlık atarak içinden çıktı.
Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.””  (Markos 1:22-27, İncil)

06 image11033 authority power world in hand blue 45Öğrencilerin İsa için ölmeye hazır olmaları şaşırtıcı mı? Daha önce hiç böyle bir güç görmemişlerdi. Hiç böyle bir yücelik görmemişlerdi. Sanki bütün evren İsa’nın krallığı gibiydi. Bu nedenle, Yeruşalim’den başlayarak dünyanın her yerinde yetkisini ilan etmeye başlamaları doğru olacaktı. Buna Türkiye çevresinde birinci yüzyılın sonlarında bazı geziler de dahildi. Şimdi, yirmi birinci yüzyılda, yine İsa’nın isteğiyle, aynı ülkede birkaç bin gezi daha gerçekleştirilecektir. Neden mi? Türkiye’de İsa’ya iman edenlerin varlığı ve İncil’i tanıtma etkinlikleri kötü mü? Basının resmettiği gibi mi? Haçlı Seferlerinin korkunç faaliyetleri dünyanın bu kısmında yeniden mi tekrarlanıyor?

Haçlı Seferleri hakkında bir şeyler söylememe izin verin. İncil’in hiçbir yerinde Hristiyanlar’ın inançlarını kılıçla yaydıklarını bulamazsınız. Sevgi hakkında okursunuz. Düşmanlarınızı sevmek hakkında okursunuz. Başkalarını öldürmek veya başkalarına zarar vermek hakkında okumazsınız. Haçlı Seferleri tarihte yaşanmış son derece üzücü bir gerçektir ama zalimlikle, nefretle dolu eylemleri ve cinayetleri Tanrı’ya itaatle değil, itaatsizlikle gerçekleştirildiğini söylememe izin verin. Yeruşalim yolunda insanları doğrayıp, tecavüz ederken ve öldürürken Tanrı’nın isteğini yerine getirmiyorlardı. Gerçek Hristiyanlar, sözde imanları adına yapılan ve üç yüzyıl süren savaşlara iğrenerek bakarlar, zira bu seferler İsa Mesih’in öğretişlerine doğrudan bir itaatsizlik olarak gerçekleştirildi.


07 image11061 computer child game violence sharpened 45Dinin, herhangi bir inanç için, savaşların yapılması için bir neden olduğuna inanmıyorum buna İslam da dahildir. Eşim ve ben öğrettiğimizi uyguluyor muyuz? Bizim evde çocuklarımız bilgisayarda şiddet içeren oyunlar oynayamaz. Genç insanlara öldürmeyi öğretmek üzere tasarlanmış hızlı bir oyun herhangi bir genç beyin için nasıl iyi olabilir ki? Ya da herhangi biri için? Buna nasıl ‘eğlence’ denilebilir?  

Türkiye’de pek çok şeyin gerçeğini ve sahtesini satın alabilirsiniz- giysi, saat, cüzdan, ne isterseniz. Arada bir pazarda, öldürücü, sahte bir alkollü içeceğin satıldığını duyarsınız. Bunun gerçek olduğunu biliyorum çünkü önceki işverenimin 18 yaşında kızı birkaç kadeh sahte içkiden ötürü hayatını kaybetti. Şişenin üzerindeki etiket aynı görünebilir ama her zaman içindekinin ne olduğunu tanımlamaz. Önemli olan içindekidir, öyle değil mi?  

İsa egemenliğinin bu dünyadan olmadığını söyledi yoksa kulları savaşırdı. Gerçek Hristiyanlar’ın- cennet yolunda olan insanlar- imanları konusunda ne kadar tutkulu olurlarsa olsunlar şiddet eylemlerine girişmeyeceklerinden emin olabilirsiniz. Peki sahteleri? Onların ne yapacakları hiç belli olmaz.  

Bugünün ayetlerine bakalım.  

“Yetmişler sevinç içinde döndüler. “Ya Rab” dediler, “Senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor.” İsa onlara şöyle dedi: “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm.  Ben size, yılanları ve akrepleri ayak altında ezmek ve düşmanın bütün gücünü alt etmek için yetki verdim. Hiçbir şey size zarar vermeyecektir. Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”
O anda İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi: “Baba, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, senin isteğin buydu.” (Luka 10:17-21, İncil)

08 image11082 spirit spirits izmir blured zzz 45Hikayemize baktığımızda dikkatimizi çeken ilk şeylerden biri İsa’nın öğrencilerinin coşkusudur. Deneyimleri beklediklerinin çok çok üstünde olmuş gibi görünüyor. Sevinçle dolu olarak döndüler. “…cinler bile bize boyun eğiyor” dediklerinde, öyle görünüyor ki, cinleri kovma becerileri, İsa’nın adında kullandıkları güç ve yetkinin en üstün kanıtıydı. Bu sonuca nasıl vardıklarını kolayca görebiliriz. Hala zihinlerinde olan başka bir olaya bakarsak neden bu kadar mutlu olduklarını anlarız. Yenilginin kederinden, zafer sonrası gelen bir canlılığa geçtiler. Bir seferinde dokuz öğrenci bir çocuktan bir cini çıkartamamıştı.

“Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsa’yı büyük bir kalabalık karşıladı. Kalabalığın içinden bir adam, “Öğretmenim” diye seslendi, “Yalvarırım, oğlumu bir gör, o tek çocuğumdur. Bir ruh onu yakalıyor, o da birdenbire çığlık atıyor. Ruh onu, ağzından köpükler gelene dek şiddetle sarsıyor. Bedenini yara bere içinde bırakarak güçbela ayrılıyor. Ruhu kovmaları için öğrencilerine yalvardım, ama başaramadılar.” İsa şöyle karşılık verdi: “Ey imansız ve sapmış kuşak! Sizinle daha ne kadar kalıp size  katlanacağım? Oğlunu buraya getir.” Çocuk daha İsa’ya yaklaşırken cin onu yere vurup şiddetle sarstı. Ama İsa kötü ruhu azarladı, çocuğu iyileştirerek babasına geri verdi.” Luka 9:37-42, İncil)

Bugünkü hikayemizde yetmiş öğrencinin İsa’ya mutlu olarak döndüklerini görüyoruz. İsa’nın yetmişlerin bu coşku ve sevincine karşılığı çok ilginç. Tepkisiyle ilgili fark edilecek ilk şey tepkinin sıcak ve onaylayıcı olduğudur. İsa sevinçlerini paylaşıyor. Sevinçleri yanlış yerde olduğu halde azarlanmıyorlar. 

İsa, sevinçlerini doğru yere odaklamaya çalışmadan önce, cinleri kovabilme becerilerinin hayal ettiklerinden çok daha büyük meselelerin kanıtı olduğunu anlattı. Başarılarını sadece cinler üzerinde yetki sahibi olmakla ilgili olarak gördüler. Hizmetlerine baktığında İsa daha da olağanüstü bir şey görüyordu: İblis’in egemenliğinin sona ermesi.

09 image11063 cross light candle zzz sharpened 45İsa’nın adının, ölümünün, gömülmesinin ve dirilişinin müjdesinin yayılması İblis, günah ve ölüm için tam ve kesin yenilgiyi ilan ediyor. Tanrı bu yolu ta Aden Bahçesi’nde önceden haber vermişti. Kutsal Kitap’ın birinci kitabı olan Yaratılış Kitabı’nın üçüncü bölümünde bunu okuyabilirsiniz. Bu bölümde, yılanın başını ezecek Olan’ın geleceği söyleniyor; yılan İblis’tir. Burada, Mesih’ten, İsa Mesih’ten söz ediliyor. İsa, İblis’i ve bütün egemenlik ve güçlerini ezecektir. Bütün şeytani tasarılarını bozacak, yaptıklarını yıkacak, bütün egemenliğini ezecek ve yetki ve egemenliğini elinden alacaktır. Buna, ölüm üzerindeki gücü de dahildi. İsa Mesih, beden alıp dünyaya geldiğinde, acı çektiğinde, günahlarımız için ölüp ölümden zaferle dirildiğinde bunu gerçekleştirdi! Her şeyi bilemeyen İblis İsa’nın yapacağı son şeyi bilmiyordu; diriliş! 

“Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı. Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı.”  (İbraniler 2:14-15, İncil)

Yetmişlerin görevi, gelecek olanlara dair sadece bir ipucuydu. Efendileri İblis olan karanlık ruhlar, Efendileri İsa olan yetmiş öğrenciye tanıtıldı. İblis’in köleleri yenilgiye uğratıldı. İsa, İblis’in yenilgiye uğratıldığını ve gücü ve yetkisinin elinden alındığını gördü. Nitekim, ezelde Tanrı İblis’in sonsuzluğu geçireceği, sonsuza dek hapsedileceği bir yer yaratmıştı; cehennem. 


10 image10003 face up sharpened 45Başlangıçta öğrenciler, görünmeyen ruh dünyasıyla ilişkilerine takılıp kalmışlardı; yani İsa’nın adında cinler üzerinde sahip oldukları güç. İsa’nın yanıtı ne oldu?

“Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”  (Luka 10:20, İncil)

İsa, en çok sevinmeleri gereken şeyin Tanrı’yla sahip oldukları yeni ilişki olduğunu söyledi. İblis’in karşı koymasına son vermenin yarattığı sevinç, Tanrı’yla sonsuz bir ilişkiye sahip olmanın kesinliğinin yarattığı sevinçle karşılaştırıldığında bir hiçtir. Burada ‘kesinlik’ sözcüğünün altını çizin. Bugün yüreğinizi en çok sevindirecek olan şey sonsuz güvenlikse, doğru web sitesindesiniz demektir.  

Öğrenciler neden Tanrı’yla yakın bir ilişkiye sahip oldukları gerçeğinden dolayı sevinmeliler? Tabii ki bundan dolayı seviniyorlardı ve mutluydular. Fakat aynı zamanda İsa’nın adının, akıl karıştırıcı, insan üstü güçlere sahip cinler üzerindeki yetkisini de görmüşlerdi. Bir benzetme yapacak olsak, evlenen kişinin sevinci artık bekar olmamasından değil, gelini için duyduğu sevinçten kaynaklanmalıdır. İsa’ya iman eden kişinin sevinci birincil olarak, İblis’in üzerimizdeki gücünün yok edilmesinden değil, artık sonsuza dek Tanrı’ya ait olmamız gerçeğinden kaynaklanmalıdır.

Bir seferinde bir üniversite sınıfında ders verirken konudan uzaklaşıp din hakkında konuşmaya başladım. İblis üzerinde sahip olduğum gücü göstermek için tahtadan bir tebeşir aldım ve herkese gösterdim. Dedim ki ‘bu tebeşirin Şeytan’ı temsil ettiğini farz edelim.’ Sahip olduğum gücün benim gücüm olmadığını İsa’nın adında olan bir güç olduğunun altını açıkça çizdim. Sonra tebeşiri yere koyup yavaş yavaş ayağımın altında ezdim. Odadaki Müslüman olmayan tek kişiydim. Konuşan tek kişi de bendim. Sınıfın geri kalanının söyleyecek tek sözü kalmamıştı.  

O anda ve bu görevde öğrenciler yenilmez ve yok edilemezdi. İsa öğrencilere diyor ki, cinler üzerindeki güçlerine sevinmek yerine, adlarını sonsuza dek cennetteki yaşam kitabına yazan ve saklayan güçle sevinmeliler! İsa, sevinmeleri için daha iyi bir nedenleri olduğunun farkında olmalarını istiyordu. 11 dance of life 45Eğer İblis’in yıkımı iyi haberse ve sevinmelerinin nedeniyse, sonsuz güvenlikleri daha da iyi bir haber ve anlatılmaz sevinç nedeniydi. Kuşkusuz cinleri kovmalarına izin verilmesi büyük bir onur ve ayrıcalıktı. Öğrenciler kendilerini bu kadar iyi hissetmekte haksız sayılmazdı. Fakat her birinin adının cennetteki kurtulmuş canlar kaydında yazılı olması çok daha büyük bir ayrıcalıktı. 

İsa’nın mutlu öğrencilerine tepkisi oldukça dramatiktir. Birdenbire bakışaçıları tutulup cennete doğru çevriliyor! Sözleri başka bir nedenden ötürü de dramatiktir. İsa bu sevinci Yeruşalim’e gitmek üzere kararını verdiğinde açıkladı. Bunun nesi özel? İnsanlar hep Yeruşalim’e gidiyorlar. İsa’nın durumunda, bu kente öldürülmek üzere gidiyordu. İsa’nın sevincinin nedeni nedir? Anlatıyor,   

“İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi…”

İsa’nın sevinci insandan kaynaklamıyordu. Yeruşalim’e ölmek için giderken nasıl insandan kaynaklanabilirdi ki? O’nun sevinci Tanrı’dandı. İncil’deki diğer kitapların terminolojisinden söylediği gibi, İsa’nın sevincinin ‘Ruh’un meyvesinin’ bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Kutsal Ruh’la ilgili bu iki ayeti okuyayım ve sonra Arif adında bir arkadaşım hakkında bir şeyden söz edeyim.

“Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir.”  (Galatyalılar 5:22-23, İncil)

Burada ancak Tanrı’nın bizde geliştirebileceği özelliklerin çok güzel bir listesi var. ‘Ben sevebilirim ve sevgi gösteren pek çok kişi tanıyorum. Bu kişiler İsa’ya iman etmiyorlar’ demek üzere misiniz? Fırsatınız olduğunda lütfen Tanrı’nın sevgisi hakkında daha fazla öğrenmek adlı diziyi okuyun. Özellikle birinci makaleyi okuyun. Sevginin ilahi bir şekli olan agape sevgisi hakkında öğreneceksiniz. Tanrı bizleri bu sevgiyle sever ve başkalarını böyle sevmemizi ister. Ama önce bu sevgiyi deneyim etmemiz gerekir. 12 image5767 heart love 45O’nun sahip olduğu türden sevgi olmadan siz de ben de bu buyruklara itaat edemeyiz: 

“Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum: Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin. Bir yanağınıza vurana öbür yanağınızı da çevirin. Abanızı alandan mintanınızı da esirgemeyin. Sizden bir şey dileyen herkese verin, malınızı alandan onu geri istemeyin.
İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın. Eğer yalnız sizi sevenleri severseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkarlar bile kendilerini sevenleri sever. Size iyilik yapanlara iyilik yaparsanız, bu size ne övgü kazandırır?
Günahkarlar bile böyle yapar. Geri alacağınızı umduğunuz kişilere ödünç verirseniz, bu size ne övgü kazandırır? Günahkarlar bile verdiklerini geri almak koşuluyla günahkarlara ödünç verirler. Ama siz düşmanlarınızı sevin, iyilik yapın, hiçbir karşılık beklemeden
ödünç verin. Alacağınız ödül büyük olacak, Yüceler Yücesi’nin oğulları olacaksınız. Çünkü O, nankör ve kötü kişilere karşı iyi yüreklidir.” (Luka 6:27-35, İncil)

İsa’ya iman eden kişinin yaşamında Kutsal Ruh tarafından yerleştirilen dokuz tür ‘meyve’ hakkında okuyoruz. “Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir.” İsa hangisini kast etti? Sevinç. “İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi…”


13 image9215 alone long 45İsa’nın sevinci insandan kaynaklanmıyordu. Ölmek üzere Yeruşalim’e giderken nasıl böyle olabilirdi ki? Bu sevinci yaratan Kutsal Ruh’tu. Kutsal Ruh kim? Kutsal Ruh Tanrı’dır ve gerçek Hristiyanlar, Ruh’un etkisi altında, yaşamlarında bu dokuz niteliğin otomatik ve doğaüstü bir şekilde geliştiğini görecektir. Hristiyan yaşamı oldukça doğaüstü bir şekilde yaşanan bir hayattır. “Tanrı’nın Ruhu’yla yönetilenlerin hepsi Tanrı’nın oğullarıdır.” (Romalılar 8: 14, İncil). İmanlı yaşamını kendi başına yönetmek üzere kendi başına bırakılmaz. Sadece ‘iyi olmaya gayret etmez.’ Hristiyan yaşamının, Kutsal Ruh’un yeterli kılma hizmetine yaşamsal bir şekilde bağlı olmayan tek bir yanı bile yoktur. İncil’de Kutsal Ruh hakkında 89 farklı ayette öğreniyoruz. Ayrıca, Eski Antlaşma’da vaat edilmiş olması ve Yeni Antlaşma’da (İncil’de) Tanrı’dan gelen özel bir armağan olması Kutsal Yazılar’ın Kutsal Ruh hakkında öğrettiklerini anlamanın ne kadar önemli olduğunu ifade ediyor. Ruh, kişiliğin ve tanrılığın bütün niteliklerine sahiptir.

Bu söylediğimi anlıyor musunuz? Ben de öyle düşündüm. Üçlü Birliğe sahip Tanrımız’ın yapısını anlayamamamız herkesin karşılaştığı bir sorundur. Benim bile. Ama bu gerçek olmadığı anlamına gelmez. Sadece Tanrı’nın insan düşüncesinin ötesinde bir dünyada yaşadığı anlamına gelir.  

Hiçbir zaman bir astronom olmaya karar vermediysem de, üniversitede en çok hoşuma giden ders astronomiydi. Sınıfımız haftada iki kez gündüzleri ve haftada bir geceleyin bir araya gelirdi. Geceleri üniversitenin sağladığı büyük teleskoplarla göklere bakardık. Tanrı’nın büyüklüğünü ne kadar az anlıyoruz? On kuruşluk bir madeni parayı parmaklarınız arasında tutun ve kolunuzu göğe doğru uzatın. Gözünüzün hizasına getirin ve görüşünüzden on beş milyon yıldızı kapamış olursunuz! Yarattıklarına bakmak için aşağı İnen (Tanrı) hakkında neyi anlamıyoruz? Aradaki engel bizim kendimizle göksel olanlar arasında bir engel koymamızdan kaynaklanmıyor. Sonlu aklımızın, Tanrı’nın sonsuzluğunu anlamaya çalışmasından kaynaklanıyor.

14 ant 99 hill cut some ant near his holeBu son cümleyi yazdığımda aklıma bir karınca tepesi üzerinde durduğum zamanla ilgili bir resim geldi. Gölgemi fark ettiklerinde karıncaların çeşitli yönlere kaçışmalarını ve topluluklarını korumak için ‘erken uyarı’ işlemlerine başlamalarını izledim. Benim kim olduğumu hiç anlayacaklar mı? Onlara zarar vermek istemediğimi anlama yetileri var mı? Orada bulunmamın tek nedeninin onları izlemek ve hayranlık duymak olduğunu nasıl bilebilirler? Bilemezler. Yaşadığım yaşamı anlayabilirler mi? Arzularım, sevinçlerim ve hayattaki hedeflerim? Bir milyon yıl geçse de anlayamazlar. Bu basit benzetme için özür dilerim ama Tanrı’ya bakmamız, karıncaların bana bakması gibi bir şey olmalı. Tanrı bize baktığında ve, kendi tanrılığı ve sonsuzluğunu anlatmak için bizim sınırlı insan kelime dağarcığımızı kullanmaya çalıştığında da aynı şey geçerlidir. 

Hiç daha önce bir deneyim yaşayıp bunu anlatmak için yeterli kelime bulamadığınız oldu mu? Hayatta en unutulmaz deneyiminizi anlatmanızı istesem? O yerin görkemini veya o anın güzelliğini anlatın. Bize anlatın ama sadece üç sözcük kullanın. İşte Tanrı’nın, insanın sınırlı kelime dağarcığını kullanarak kendisini anlatması sırasında yaşadığı zorluğa benzer bir zorluk.    

Tanrı’nın doğası hakkında yorum yapmadan önce, size üç şeyi hatırlatayım:

– Karıncaların bana bakması.
– Küçük madeni paranın milyonlarca yıldızı kapatması.
– İnsan düşüncesinin ötesinde Tanrı’nın yaşadığı dünya.

Bu hatırlatmayı hem size hem de kendime yapmam gerekiyor böylece Tanrı’nın kendisi hakkında açıkladıklarını sadece anlamadığımız için kabul etmeme hatasına düşmeyiz.

15 trinity green 45“Üçlü Birlik,” Kutsal Kitap’ta bulunmayan fakat Kutsal Kitap’ta Tanrı hakkında açıkça görüneni ifade eden bir sözcüktür. Kutsal Kitap açık bir şekilde Baba Tanrı, Oğul Tanrı [İsa Mesih] ve Kutsal Ruh Tanrı’dan söz eder. Her üçü de yetmiş öğrenciyle ilgili ayetlerde geçiyor. Kutsal Kitap tek bir Tanrı olduğuna ilişkin gerçeği de açık bir şekilde sunuyor. Üçlü Birlik ifadesi ‘Üç’ ve ‘Birlik’ ifadelerini içerir.  Bu ifade Kutsal Kitap’ın bizlere Tanrı hakkında açıkladıklarını kabul etmenin bir şeklidir. Tanrı’nın kendisini üç yolla açıkladığı söylenir, fakat bu üçünün hepsi aynı tanrılık özüne sahiptir. 

Bunu anlamanın zor olduğunu kabul ediyorum. Tanrı nasıl, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olabilir? Cennette, bizim dünyadakinden daha farklı bir fizik düzeni olmasından olabilir mi? Tanrı ne kadar karmaşık bir varlık! Bizler, Tanrı gibi karmaşık bir varlık bir yana, kendi sahip olduğumuz, beden, can ve ruhtan oluşan ve daha basit olan üçlü birlik yapımızı anlamakta zorlanıyoruz. Nihai olarak, Tanrı’nın kendisini tanımlamasına izin vermek en iyisi değil mi? Ancak Tanrı, Tanrı’yı tanımlayabilir. Her durumda, üç tanrıya inanmıyoruz. Tanrı’nın tekliği Hristiyanlık’ın en temel öğretişlerinden biridir.

Tanrı’nın bir oğlu var mı? Çoğalma eylemiyle sahip olduğu fiziksel bir oğul? Bu düşünce sizin için olduğu kadar bizim için de iğrenç bir düşüncedir!!! İsa, tapınmanın ruhsal anlamında Tanrı’nın Oğlu’dur. Bakire Meryem ya da Bakire Meryem’in annesi henüz doğmadan Tanrı’nın Oğlu’ydu. Türk tarihinin en büyük lideri ve yenilikçisi olan Mustafa Kemal’i düşünün. Sizin fiziksel babanız mı? Adı Mustafa Kemal Atatürk. Bütün Türk halkının babasıdır ama fiziksel babalık anlamında değil. Sizin babanız değil, öyle değil mi?

Arif’ten söz etmeden önce son bir düşünce.


16 image12025 ant 45Karınca tepesine yaklaştığımda karıncalar durumu değerlendirdi ve mantıklı bir sonuca vardı. Sahip oldukları algılama kapasitesine göre tabii. Karıncaları rahatsız eden ve çevrede hızlı bir şekilde dolaşmalarına neden olan aslında ‘gölgem’ değildi. Gölgemi ‘görmediler.’ Kokumu aldılar. Karıncaların olağanüstü bir koku alma duyuları vardır. Biz insanların görme ve duyma duyularını kullanması gibi onlar da kimyasallar kullanır. Çevrelerinde olup bitenlerle ilgili bilginin çoğunluğuna böyle ulaşırlar. Karıncanın antenleri, hidrokarbonların ürettiği kokular arasındaki ince farklılıkları ayırt edebilecek kadar ince ayarlıdır. Bu göreceli olarak basit kimyasalların yoğunluğu arsındaki en ufak değişiklikler karıncaların davranışlarında çok önemli ve derin farklılıklar yaratır.

Karıncalar benim doğam hakkında ne kadar bilgi edinebilir? Hiç. Neye benziyordum? Bunu saptayamazlar. Benim gelişime doğru bir şekilde karşılık verdiler ama bu gerçeği yansıtmadı. Ben onlar için bir tehdit değildim. Aksine, bu topluluğa büyük hayranlık duyuyordum. Tanrı, karıncaların sahip olduğu haşhaş tohumu büyüklüğündeki beyinlere inanılmaz yetiler dokuduğu halde, sizin ve benim nasıl birileri olduğumuzu anlama yetileri yoktur. 

Söz konusu Tanrı olduğunda bizim için de aynı şey geçerlidir. Büyük olasılıkla size Tanrı’nın insan aklıyla anlaşılabileceği öğretildi. Beni yanlış anlamayın. ‘Mantığı’ eleştiren biri değilim. Mantık, insan aklının gerçeği keşfetme ve işletmek için sahip olduğu doğal yetidir. Örneğin bugün web sitesiyle ilgili bir sorunu çözmek için insan aklının muhakemesini kullandım. Fakat, mantığı dışarıda soğukta bırakmamız gereken bir yer var. Tanrı’nın dünyası. Bu dünyayı anlamak için gereken nedir? Tanrı’nın kendisini doğaüstü bir şekilde açıklaması. İnsan aklının yardım almayan güçlerinin bizim için keşfedemeyeceği şeyler için Tanrı’nın aydınlatmasına ihtiyacımız var.    

17 future i wonder 45Üçlü Birlik hakkında anlattıklarımızı hemen kabul ettiniz mi? Yoksa mantıksız mı buldunuz? Eğer mantıksız bulduysanız çok haklısınız! İnsan aklının alabileceği bir şey değil. Tanrı, İncil’de kendisini nasıl açıkladıysa öyledir. ‘Antenlerimizi’ istediğimiz kadar sallayabiliriz ama Tanrı’yı anlamamıza bir yararı olmaz. Peki neden? Tanrı doğaüstü bir varlıktır. Bu nedenle, kendisini doğaüstü bir şekilde açıkladığı zaman anlaşılabilir. O’nun hakkında bir şeyler bilebilirsiniz ve büyük olasılıkla çocukluğunuzdan beri O’nun hakkındabir şeyler biliyorsunuz. Aslında Tanrı hakkında bir şeyler bilmek farklı bir konudur. O’nu tanımak ise insanın yaşamında Tanrı’nın aydınlatıcı işini gerektirir. 

Size Arif’ten söz edecektim, hatırlıyorsunuz değil mi?

Arkadaş olduktan yaklaşık dört ay sonra Arif bir sabah, erkenden daireme geldi. Kırsal bir bölgede küçük bir kasabanın dışında yaşıyordum. Dairemin kapısı kilitlenmiyordu. ‘Gözetleme deliği’ de yoktu; kapının tahtasında gözetlemek için kullanabileceğiniz birkaç delik vardı.

Arif habersiz geldi. Birden orada yatağımın yanında bitiverdi. Pijamalarımla, uyku ile uyanıklık arasında bir yerdeydim. Bana ne nasıl olduğumu sordu ne de ‘günaydın’ dedi. Yüreğinde yanıp tutuşan bir soru vardı ve yanıt istiyordu.

‘Neden beni seviyorsun?’ diye sordu.

Pek çok kez Hristiyanlık inancı hakkında konuşmuştuk. Bütün sorularının yanıtlandığını düşünmüştüm. Ama görünüşe göre biri yanıtlanmamıştı. ‘Günaydın’ dedim ve Kutsal Kitabım’ı almak için masama gittim. Masada bir zarf da vardı, onu da aldım. Kutsal Ruh’un imanlının yaşamında oluşturduğu dokuz niteliği sıralayan ayetleri açtım ve okudum. Yavaş yavaş. 

“Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir…”

18 image11070 cross sharpened 45“Arif, hayatımda gördüğün sevgi benim ürettiğim bir şey değil. Tanrı yapıyor. Gördüğün, benim sevgim değil, O’nun sevgisi. Bunlardan herhangi birisine hayatında ihtiyacın var mı?’ diye sordum. Sonra dokuz niteliği yeniden okudum,

‘…sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetim.’ 

Uzun bir süre yanıt vermedi. ‘Evet var’ dedi. Yanıt verir vermez, zarfı Kutsal Kitap’ın içine koydum ve zarfın yarısı dışarı taşmış bir şekilde Kutsal Kitap’ı Arif’e verdim. Dedim ki, ‘İsa’yı Kurtarıcın olarak kabul ettiğin zaman, Arif, Tanrı seninle bir paket anlaşma yapmış gibi olur. ‘İki al bir öde’ ama bu sefer her ikisi de karşılıksız. Kurtarıcın olmasıyla bereket alırsın ve anında bu niteliklerin içinde oluşmaya başladığını görürsün. Bunlar, Kutsal Ruh’un işlemesiyle olur.’    

Birkaç hafta sonra kilise ibadetimize katıldı. İbadetin sonunda genellikle tapınma ve övgüye yer verilen serbest bir zaman olur. Herhangi biri ilahi önerebilir. Herhangi birisi bir övgü sözü söyleyebilir- ya da birden fazla. Tamamen bir sessizlik olduğu sırada Arif’in bir köşeden sesini duyduk. Yüreğinde ne mi vardı? Şöyle dedi, ‘Rab İsa, karanlıktan senin ışığına gelmek istiyorum.’

İsa’nın Yeruşalim yoluna bakarken ‘Kutsal Ruh’un sevinciyle’ coşması gibi bir deneyimi her Hristiyan yaşamış mıdır? Evet. Arif ve benim deneyimimiz her gerçek Hristiyan için normal bir deneyimdir.


19 image872 face shock surprise blank 45Bugünkü çalışma konumuz İsa’nın gücü ve yetkisi. Kuşkusuz, İsa’nın gücü, gerçekleştirdiği her mucizede açıkça görülür. Web sitesinin bu kısmında bunları ele alıyoruz. Bu mucizelere tanık olan insanlar İsa’nın gücünün kanıtı karşısında hayrete düşüyorlar:   

“Herkes Tanrı’nın büyük gücüne şaşıp kaldı.” (Luka 9:43, İncil)

Vaftizci Yahya hapse atıldığında ve başının kesilmesi tehlikesiyle karşı karşıya olduğunda, İsa’nın gerçek kimliği konusunda kuşku duymaya başladı. İsa ona şu sözleri gönderdi:

Tutukevinde bulunan Yahya, Mesih’in yaptığı işleri duyunca, O’na gönderdiği öğrencileri aracılığıyla şunu sordu: “Gelecek Olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?” İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Gidin, işitip gördüklerinizi Yahya’ya bildirin. Körlerin gözleri açılıyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve Müjde yoksullara duyuruluyor. Benden ötürü sendeleyip düşmeyene ne mutlu!” (Matta 11:2-6)

Günahkarların Kurtarıcısı

İsa, gücünün fiziksel dünyanın ötesine uzandığını açık seçik şekilde gösterdi. Gücünün ve yetkisinin günahları bağışlamanın ötesine geçtiğini göstermek için iyileştirme gücünü kullandı. İsa, öğrencilerinin bu konuda o ana kadar düşündüklerinden daha fazla düşünmelerini istiyordu. İsa ve yetmiş öğrencisinin yeniden bir araya gelmesine bakmaya devam etmeden önce, başka bir yola sapalım ve İsa’nın günahları bağışlamak için sahip olduğu güce ve yetkiye bakalım.   

“Bir gün İsa öğretiyordu. Celile’nin ve Yahudiye’nin bütün köylerinden ve Yeruşalim’den gelen Ferisiler’le Kutsal Yasa öğretmenleri O’nun çevresinde oturuyorlardı. İsa, Rab’bin gücü sayesinde hastaları iyileştiriyordu. 20 image11074 stretcher sharpened 45O sırada birkaç kişi, yatak üzerinde taşıdıkları felçli bir adamı evden içeri sokup İsa’nın önüne koymaya çalışıyordu. Kalabalıktan ötürü onu içeri sokacak yol bulamayınca dama çıktılar, kiremitleri kaldırıp adamı yatakla birlikte orta yere, İsa’nın önüne indirdiler. İsa onların imanını görünce, “Dostum, günahların bağışlandı” dedi.”

“Din bilginleriyle Ferisiler, “Tanrı’ya küfreden bu adam kim? Tanrı’dan başka kim günahları bağışlayabilir?” diye düşünmeye başladılar. Akıllarından geçenleri bilen İsa onlara şöyle seslendi: Aklınızdan neden böyle şeyler geçiriyorsunuz?  Hangisi daha kolay, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, yürü’ demek mi? Ne var ki, İnsanoğlu’nun yeryüzünde günahları bağışlama yetkisine sahip olduğunu bilesiniz diye…” Sonra felçli adama, “Sana söylüyorum, kalk, yatağını toplayıp evine git!” dedi. Adam onların gözü önünde hemen ayağa kalktı, üzerinde yattığı yatağı topladı ve Tanrı’yı yücelterek evine gitti. (Luka 5:17-25, İncil) 

İsa’nın bölgede olduğuna ilişkin haberler yayılmıştı. Bu haber halk arasında çeşitli tepkilere yol açtı. Tepkilerden biri İsa’nın olduğu yere yakın bir yerde yaşayan ve İsa’nın hastaları iyileştirebildiğini bilen birkaç adamın tepkisiydi. İsa’ya iyileştirmesi için getirmek istedikleri felçli bir arkadaşları vardı. Felçli adamı kaldığı yerden İsa’nın öğrettiği yere getirmek biraz zaman almış gibi görünüyor. Eve vardıklarında ev kalabalıktı. Görünüşe göre dışarıda büyük bir kalabalık da vardı.

Bu sahne neredeyse komik bir sahne olmalı. İsa’nın olayın tümünün farkında olmadığını düşünmek zordur. Ev kalabalık ve İsa öğretiyor. Eğer bu evin pencereleri olsaydı insanlar pencereleri de doldururdu. Belki de Rab, felçli adamı içeri getirmekte kararlı olan adamların dışarıda yarattığı kargaşayı görebiliyordu. Belki de evin bir penceresini, sonra diğer bütün pencereleri içeri girmek için denemişlerdi.   

Zorluklara yenik düşmeyen adamlar, ‘yukarıdan aşağıya’ denemeye karar verdiler. Felçli adamı çatıya çıkardılar. Felçli adamı, ambulansların kullandığı, dikkatli bir şekilde tasarlanmış ve yapılmış sedyeler yerine, bu eğreti palet üzerinde düşünebiliyor musunuz?  21 image11075 fear panic sharpened 45Adamı çatıya çıkarmaya çalışırken elleri kaymış olabilir ve zavallı adam paletin kenarından aşağı doğru tehlikeli bir şekilde sallanmış olabilir. Bizim bildiğimiz, felçli adam panik yaşamış ve yaşamın kendisi için daha güvenli olduğu evine dönmeyi istemiş olabilir. Bir kez çatıya çıktıktan sonra, bu adamların sıcak kiremitler üzerinde sedyeyi taşırken yaşadıkları zorlukları hayal edebiliyor musunuz? Çatıdan aşağıya sarkıtılması da, yine tüyleri ürperten ve, gittiğiniz lunaparktaki tehlikeli araçları basit gibi gösteren bir iniş olmuş olmalı. 

Sahne, aşağıdan eğlenceli görünmüş olabilir. Ev insanlarla doluydu. Halkın dini önderlerinden çoğu oradadı. “Yeruşalim’den gelen Ferisiler’le Kutsal Yasa öğretmenleri.” Aşağıdaki metnin gösterdiği gibi İsa onlar için büyük bir tehdit haline geliyordu:

“Halk O’nun öğretişine şaşıp kaldı. Çünkü onlara din bilginleri gibi değil, yetkili biri gibi öğretiyordu.” (Markos 1:22, İncil) 

“Herkes şaşıp kaldı. Birbirlerine, “Bu nasıl şey?” diye sormaya başladılar. “Yepyeni bir öğreti! Kötü ruhlara bile yetkiyle buyruk veriyor, onlar da sözünü dinliyor.”” (Markos 1:27, İncil) 


22 crowd shadow crowd 45İsa’nın öğretişinin yazmanların ve Ferisiler’in öğretişlerinden daha yeni, farklı ve iyi olduğu hemen anlaşılmıştı. Bu yasa öğretmenleri için İsa’nın popülerliğinin kendileri için sorun olacağını anlamak uzun sürmeyecekti. İsrail öğretmenleri arasında haberlerin çok hızlı yayıldığına kuşku yoktu. Kefarnahum’daki bu son toplantı, İsa’nın öğretişleri konusunda ne yapacakları hakkında karara varmak için düzenledikleri toplantılardan en azından biriydi. Celile’nin her köyünden ve Yahudiye’den ve Yeruşalim’den geliyorlardı. 

Yasa öğretmenleri İsa’yı dinlemek, yargılamak ve sonra, kuşkusuz kendilerine karşı oluşturduğu tehdit karşısında nasıl bir adım atmaları gerektiği üzerinde karar vermek için toplanmışlardı. Böylesi bir grup öğretmen büyük bir grup olmalıydı. Büyük olasılıkla evin büyük bir kısmını onlar kaplıyordu.   

Bu hikayede önemli olduğunu düşündüğüm bir ayrıntı var. Bu öğretmenlerin odada oturdukları söyleniyor. Eğer bir eve sığabilecek en fazla sayıda kişiyi sığdırmak isterseniz, bu kişileri nasıl yerleştirirdiniz? Oturtur muydunuz, yoksa ayakta mı durdururdunuz? Tabii ki ayakta durdururdunuz. O halde, Ferisiler ve yasa öğretmenleri neden ‘oturuyordu’? Herkes ayakta duruyor olsa, eve daha fazla kişi sığardı. Oturma pozisyonu bu öğretmenlerin yetki pozisyonuydu. O günlerde öğretmenler öğretirken ayakta durmaz, otururdu. Bu öğretmenler ayakta durmazdı çünkü ayakta duracak olsalar İsa’nın öğretme yetkisini kabul etmiş olurlardı. Zaten buna meydan okumak istiyorlardı. Bu büyük düşman grubu evdeki bütün alanı kaplıyor ve felçli adamın İsa’nın önüne getirilmesine engel oluyorlardı.

Çatı açılırken bu düzgün ve son derece kibirli öğretmenleri izlemek çok eğlenceli olurdu. Bu kibirli öğretmenlerin üzerine düşen kiremit ve yıkıntı parçalarını görebiliyorsunuz, değil mi? Bu parçalardan kaçınmak ve birbirlerine çarpmamak için kaçışmalarını hayal edebiliyor musunuz? Çatı aşağıda çok dindar bir şekilde oturanların üzerine çöktü! Yukarıdakilerin yaptıkları şeye bir son vermelerini öfkeyle talep etmelerini gözünüzün önünde canlandırabiliyor musunuz? İğrenerek üstlerini temizlediklerini görebiliyor musunuz? Biri şöyle diyor, ‘Sakalıma kiremit parçaları düştü! Ne kadar saygısızca!!!’

23 hell ahead hands 45Adam sonunda aşağı indirildiğinde ve İsa’nın önüne geldiğinde gerçekten bir şeyler olmaya başladı. Bakın ne oluyor. Adamlar ya da felçli adam İsa’dan bir şey istedi mi? Hayır. Ya İsa istek gelmeden harekete geçti ya da adamlar İsa’nın adamı görünce kendisinden bir şey istenmeden yapılması gerekeni yapacağını düşündüler. Kesin olan bir şey varsa, o da İsa’nın adamın ihtiyacını gördüğüydü ama gördüğü ve söyledikleri herkesi şaşırttı.   

“İsa onların imanını görünce, “Dostum, günahların bağışlandı” dedi. (Luka 5:20) 

Ben bunun hemen hemen evde bulunan herkes için rahatsız edici bir yanıt olduğuna inanıyorum. Siz hepsinin memnun olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ben öyle düşünmüyorum. Felçli adamın kendisi de İsa’nın sözlerinden rahatsız olmuş olmalı. Aslında günahlarının bağışlanması için değil, şifa bulmak için gelmişti. Yolculuğunun bütün tehlikelerine özellikle de çatıdan aşağı indirilirken yaşadıklarına göğüs germişti. Günahlarının bağışlandığının söylenmesi ‘aldatmaca’ gibi gelmiş olmalı. Fiziksel olarak iyileştirilmek için gelmişti. Sonuç olarak dört arkadaşı bunun olacağına söz vermemiş miydi? 

Felçliyi eve getiren adamlar da benzer bir tepki göstermiş olmalı. Felçli arkadaşlarını çok uzaktan getirmişler ve kalabalıklar arasında yol açmak için epey uğraşmışlardı. Felçli adamı çatıdan indirme zahmetine katlanmışlardı en azından evin sahibinin çatı onarımı için kendilerine bir fatura göndereceğini biliyorlardı. İyileştirme isteğini dile getirmemişlerdi ama İsa yine de iyileştiremez miydi? Yanlış bir şekilde yönlendirildiklerini hissediyorlardı. İsa’nın cevabı karşısında hayalkırıklığına uğradılar. 

24 image10766 judge jesus redder gray sharpened 45Ferisiler ve yasa öğretmenleri öfkelenmişti. Felçlinin iyileşip iyileşmemesini pek umursamıyorlardı. İsa’nın bir adamın günahlarının bağışlandığını ilan etme küstahlığını göstermesine kızmışlardı. Herhangi bir insanın! İnsanın günahlarının bağışlanması, ancak Tanrı’nın yapabileceği bir şey diye düşündüler, haklı olarak. Bu nedenle, birine günahlarının bağışlandığını söylemek aynı zamanda Tanrı olduğunu iddia etmekti. “Bu adam kim olduğunu sanıyor?”

‘Bağışlamayı’ şöyle tanımlıyorum: ‘Canınızı yakan kişiyi cezalandırma hakkından vazgeçmek.’ İsa’nın çarmıhta yaptığı budur. Felçli adamı bağışlama hakkı var mıydı? Evet, beni de bağışladı. İsa’nın Lazar’ı Ölümden Diriltmesi- 2. Bölüm adlı makalede benim için nasıl olduğunu okuyabilirsiniz.

Yetki konusu sıkıntı yaratıyor çünkü bu konu, din öğretmenleriyle İsa arasında çekişme konusu. Kalabalıklar, İsa’nın onlar gibi değil, yetkiyle öğrettiğini söylüyordu. Gerçekten de öfkeyle dolup taşmaktalar. Önlerindeki sahneye bakarken öfkeden kıpkırmızı olmuş yüzlerini ve şişen boyun damarlarını görür gibiyim!

İsa’nın yanıtı her türlü sorunun ortaya çıkmasına neden oluyor. Birincisi, şu soruyu ortaya çıkartıyor, ‘Adam aslında fiziksel olarak iyileşmek isterken İsa nasıl olur da günahlarının bağışlandığını söyler?’ Bunun yanıtı çok basit. Ben, İsa’nın eylemleriyle günahların bağışlanmasının, sadece fiziksel iyileşmeden çok daha önemli ve değerli olduğunu öğrettiğine inanıyorum. Günahların bağışlanması, fiziksel iyileşmeden çok daha büyük ve kalıcı bir öneme sahiptir. 


25 image10997 heart love cross sharper 45İkincisi, şu soru var: ‘İsa bu adamın günahlarını nasıl bağışlar, İsa’nın önüne kadar bu adamı indiren adamların imanına dayanarak mı?’ ‘Günahların bağışlanması, bireysel tövbe ve imana dayanmıyor mu?’ Bu sorunun yanıtı, bağışlamanın nihai kaynağı ve temelinden yatar: Rab İsa Mesih’in karakteri ve yaptıkları.

I.  O önce bizi sevdiği için biz O’nu seviyoruz. “Bizse seviyoruz, çünkü önce O bizi sevdi.” (1.Yuhanna 4:19, İncil) 

II.  Bir seferinde bir kadının hayatındaki gibi, yüreklerimizi açtığı için O’na iman ediyoruz. Bu kadın elçilerden birinin vaazları aracılığıyla İsa’yla ilgili Müjde’yi gerçekten işitebilsin ve kabul edebilsin diye böyle oldu. “Bizi dinleyenler arasında Tiyatira Kenti’nden Lidya adında bir kadın vardı. Mor kumaş ticareti yapan Lidya, Tanrı’ya tapan biriydi. Pavlus’un söylediklerine kulak vermesi için Rab onun yüreğini açtı.” (Elçilerin İşleri 16:14, İncil)

III.  İman Tanrı’nın armağanıdır. “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.  (Efesliler 2:8-9, İncil) 

Lütfen aşağıdaki birkaç cümlenin altını kırmızıyla çizin. Cennete gidip gitmeyeceğinizi etkiledikleri için bunlara numara vereyim: 

1)  Tanrı’nın lütfu insanın eylemleriyle harekete geçmez ya da başlatılmaz. 
2)  Tanrı’nın merhametiyle harekete geçer. Bu kalabalık eve uzun uzun bakın.
3)  Tanrı’nın bize olan armağanı, insanın değerli eylemlerinin sonucu değil, Tanrı’nın iyiliğinin sonucudur.
4)  Tanrı bizim yaptığımıza bakıp karşılık vermez. 
5)  Tanrı’nın bize karşı iyiliği İsa’nın günahlarımız için yüklendiği çarmıhla vurgulanmıştır. Kutsal Yazılar’ın bu bölümünde Tanrı’nın bereketinin imanla geldiği söyleniyor. Burada söz konusu iman bu dört adamın imanıdır. Sedyedeki adamın imanı değil.

26 image10324 think face 45Ferisiler sizin yanıt aradığınız sorunun yanıtını almak istiyorlar:

“Ancak Tanrı günahları bağışlayabilirken İsa nasıl bir insanın günahlarını bağışlamaya cesaret eder?”

Bu sorunun yanıtı çok basittir: İsa adamın günahlarını bağışlayabilir çünkü Tanrı’dır. Tanrı mı?!!!! Bunu söylerken ses tonunuzu duyamıyorum. Bunu alçakgönüllülükle dolu öğretilebilir bir yürekleme söylediniz? Yoksa, kibirli, kendi doğruluklarına güvenen din önderleri gibi mi söylediniz- bu durumda vurgu, daha fazla soru sormak ya da öğrenmek istemeyen dört ünlem işareti üzerindedir. Kaygılanmayın, her durumda İsa size karşısındaki bu sakat adama karşılık verdiğinden daha az bir merhametle karşılık vermeyecektir. Karşısında oturan ve içlerinde sakat olan ve acıyan din önderlerine karşı göstereceği merhametten daha azını göstermeyecektir. İsa, karşısındaki kalabalığın çoğunluğunun dindar ve İsa karşıtı ve bağnaz insanlardan oluştuğunu görünce kalkıp gitti mi? Yoksa, odayı istisnasız herkese karşı merhamet dolu gözlerle mi süzdü? Onların arasında olmaktan ötürü sevinçliydi. Sizin Kurtarıcınız olmak da O’nu sevindirecektir.

Size bir soru sorayım. Tanrı her şeyi yapabilir mi? Gerçekten büyük mü? İstese, insan bedenini giyinip dünyayı ziyaret edebilir mi? Karınca topluluğuna gerçekten nasıl birisi olduğumu anlatmak için karınca doğasına bürünemezdim. Peki Tanrı insanlığı giyinebilir miydi? Evet ve öyle yaptı. Tanrı ölemez ama üzerine aldığı beden ölebilirdi. Mantık, Ferisiler’i ve yasa öğretmenlerini, Mesih’in tanrılığının, felçli adamı taşıyan adamlar kadar kesin olduğu gerçeğine götürdü. Bu mantıklı sonucu kabul ettiler mi? Hayır, mantığın hükmettiğiyle işleri olamazdı.

İsa, zaten felçli adamı iyileştirmeye niyetliydi ama bu iyileştirme sadece bir mucize değil, aynı zamanda bir öğretiş aracı olacaktı. Felçlinin arzusu neredeyse gerçekleşecekti ama bu şifa İsa’nın günahları bağışlama gücü olduğunu kanıtlayacaktı. İsa basit bir soru sordu:  

27 image11077 cool text sharpened 45“Hangisi daha kolay, ‘Günahların bağışlandı’ demek mi, yoksa ‘Kalk, yürü’ demek mi? (Luka 5:23, İncil)

‘Günahların bağışlandı’ demek, ‘Kalk, yürü’ demekten daha kolay. Neden böyle? Çünkü günahların bağışlanmasının görülebilir bir işareti yoktur, biri günahlarınızın bağışlandığını söylese bile. İnsan bunu kanıtlamak zorunda kalmadan rahatlıkla söyleyebilir. Fakat felçli bir adama yürümesini buyurmak daha zordur. Bu, ya görülecek şekilde olur ya da olmaz, iyileştirme gücüne sahip olup olmadığınıza bağlı olarak. Felçli bir adama yürümesini buyurmak bunu gerektirir. Böylece İsa durumunu hem günahları bağışlama gücüne hem de felçli adamı yürütebilme gücüne sahip olduğunu gösterecek şekilde kurmuştu. Rabbimiz’in mucizesi sadece bir alanda değil, iki alanda da gücü olduğunu kanıtlar. Yani, ‘bir taşla iki kuş vuruyor.’

Soruyu sorduktan sonra İsa sakat adama kalkmasını, sedyesini toplayıp evine gitmesini söyledi. Adam hemen bunu yaptı. O anı bir hayal edin! Gülümseyerek hayal eden. Birkaç saniye önce kendisini evinden buraya taşımış olan döşeğini kolunun altına alıp eve taşıyacaktı. Bu döşek ona ne kadar da tatlı bir yük olarak gelmiştir. Eve götürüp başkalarına göstermek için duvara asmış olabilir mi? Yoksa evin dışında çöpe mi attı? Bilmiyoruz. Tek bildiğimiz o yerden Tanrı’yı yücelterek ayrıldığıdır. Ferisiler ve yasa öğretmenleri dışında herkes Tanrı’yı yüceltti.  


28 image5214 crowd 45Aslında, Ferisiler’in ve yasa öğretmenlerinin nasıl karşılık verdikleri anlatılıyor. Kuşkusuz, kasvetli bir hava içinde ve sessizdiler. Kuşkusuz kısa bir süre sonra İsa’nın öğretişleri ve mucizeleriyle nasıl başa çıkabileceklerini konuşmak için bir araya geldiler. Büyük olasılıkla İsa’nın söylediği ‘Tanrı’ya küfür’ dolu sözler karşısında öfleye püfleye, orada toplanmış kalabalığın içinden geçtiler. Yeruşalim’de kendilerini başka bir yenilginin daha beklediğinden habersizlerdi. İsa, günahlarımızı yüklenmeyle ilgili ilahi amacı yerine getirmek için ölecekti. Ama sonra öleceğini söylediği gibi, üçüncü gün ölümden dirilecekti.

Peki ya siz, siz sedyeyi mi taşıyorsunuz yoksa eleştirenler tarafında mısınız? Sedyeyi taşıyanlar İsa’nın gücünü ve yetkisini tanıyanlar ve O’nu başkalarına tanıtmak isteyen ve bunu yaparken çoğunlukla kendilerini tehlikeye atanlardır. Birincisi, kendileri ruhsal olarak iyileştirilmişti ve adları cennette yazılıdır. Sonra bu harika haberi başkalarına aktarmak isterler. Umarım çok yakında yaşamınız bu önemli amaca hizmet eder. Şimdilik, bölgedeki insanlarla Müjde’yi paylaşıp Efendileri’ne dönen yetmiş ‘sedye taşıyıcısına’ dönelim.

“Yetmişler sevinç içinde döndüler. “Ya Rab” dediler, “Senin adını andığımızda cinler bile bize boyun eğiyor.” İsa onlara şöyle dedi: “Şeytan’ın gökten yıldırım gibi düştüğünü gördüm. Ben size, yılanları ve akrepleri ayak altında ezmek ve düşmanın bütün gücünü alt etmek için yetki verdim. Hiçbir şey size zarar vermeyecektir. Bununla birlikte, ruhların size boyun eğmesine sevinmeyin, adlarınızın gökte yazılmış olmasına sevinin.”
O anda İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi: “Baba, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, senin isteğin buydu.” (Luka 10:17-21, İncil)

29 image10167 question mark 45Peki ya İsa’nın öğrencilerine verdiği yetki? Öğrenciler, İsa adında, cinler ve karanlık efendiler ve çeşitli hastalıklar üzerinde sahip oldukları güçle fazla ileri gitmeden, İsa bir şey yaptı. İsa, bu yetkinin öğrencilerin aldığı en önemli şey olmadığını açık seçik bir şekilde ifade etti. Adları göklerde yazılı olduğu için sevinmeleri gerektiğini söyledi. Birini bu dünyada normal bir yaşam sürdürmesi için iyileştirmek mi daha önemli yoksa doğaüstü bir şekilde cennette yaşayabilsinler diye bağışlanabilmeleri için İsa’ya yöneltmek mi? Geçici olan mı, sonsuz olan mı? Felçli birine yardım edip insanlar önünde dik durmak mı, yoksa onu değiştirip cennette Tanrı’nın önünde dimdik durmak mı? Öğrencilerin cinler üzerindeki yetkisinden daha önemli olan Tanrı’nın sevdiği ve tamamıyla bağışlanmış olan çocukları olarak sahip oldukları konumdu. Adları Tanrı tarafından biliniyordu ve Tanrı’nın yaşam kitabında yazılıydı. Silinmez mürekkeple. İşte öğrenciler için en büyük bereket buydu. Fakat, anın heyecanına yakalanıp, yakında cennette sonsuza dek keyfini çıkartacak olduklarını gözden kaçırmak kolaydı!

İncil’de bu yaşam kitabına ilişkin pek çok gönderme vardır. Eğer İsa’ya Kurtarıcımız olarak inandıysak adlarımızın bu kitapta kalıcı bir şekilde kaydedildiği söylenir. İsa’ya inananların isimlerimin bu kitaptan silinmesi söz konusu değildir çünkü imanlılar, Tanrı’nın gücüyle korunduğu için emniyete sahiptir. “Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Tanrı’nın gücüyle korunuyorsunuz.” (1. Petrus 1:5). İsa’yı izleyen yeni bir öğrenci olarak ezberlediğim ilk ayet de Tanrı’nın bu gücünü doğruluyor, 

“Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. (Yuhanna 10:27-28)

Bu hayatta neyi aramalıyız? İsimlerimizin kalıcı bir yerde, cennette yazılması, hükümet defterinde veya en fazla faiz işlemiş hesap cüzdanı sırasında yazılı ya da bir ağaca kazılı olmasından çok daha önemlidir. İsa’nın adında var olan güce tanıklık eden gerçek bir hikaye paylaşmak istiyorum.   

İsa’nın adında nasıl bir güç mü var?  

30 image5258 ring 45İzmir’de İsa’ya iman eden bir arkadaşımız, ailesinin bitmez tükenmez yalvarmaları, kandırmaları ve annesinin tehditleri sonucunda Müslüman bir kızla nişanlandı. Arkadaşımız Müslüman olarak yetiştirilmişti ama İsa’ya inanmıştı. Büyük olasılıkla annesinin duygusal korkutmalarına karşı durabilirdi ama kadın ciddi bir hastalığa yakalandı. Hastalanmasının nedeninin oğlunun isteklerine itaat etmek istememesi olduğunu söyledi. Sürekli baskı yaptı. Sonunda arkadaşım ödün verdi. İki aile evliliği ayarladı ve evlilik planları yapmaya başladılar.    

Arkadaşımın evliliğin yürümesi konusunda kuşkuları vardı ama her iki ailenin de onayladığı bir evlilikti. Ne yapabilirdi? Farklı inançları ve bu nedenle daha sonra evliliklerinde çıkabilecek sorunlar hakkında uzun uzun ve yoğun bir şekilde düşündü. Ne sonuca vardı? Nişanı bozmak bütün taraflar için en iyisi olacaktı. Nihayet, annesinin aksi yöndeki ateşli yalvarmalarına karşın ilişkiyi bitirdi. Kendisine ve nişanlısına ve herkese utanç getirdi. 


31 image12026 airplane sunset 45Nişan bozulduktan kısa bir süre sonra bir gün eski sözlüsü, çevrede yaptığı büyülerin tuttuğu bilinen bir muskacıya gitti. Bu gibi kişilere farklı ülkelerde farklı isimler verilir ama siz onları ‘hoca ya da üfürükçü’ olarak bilirsiniz herhalde. Bir sabah onu ziyarete gitmeye ve içinden geçenleri anlatmaya karar verdi. Tam ayrılmadan söz etmeye başladığında ve henüz ayrıntıları vermeden önce adam araya girdi ve ‘Nişanlın Hristiyan değil mi?’ diye sordu.

Böyle bir şeyi bildiği için kız büyük bir şaşkınlığa uğradı! Kentte o kadar az Hristiyan vardı ki, hele de kendi çevrelerinde hiç yoktu. Bu gerçeği bilmek samanlıktaki iğnenin yerini bilmek gibi bir şeydi.

“Evet, Hristiyan” dedi kız, ‘Ve o…’ Ama adam yeniden araya girdi.
“Şu anda Almanya’da, değil mi?’ diye sordu yaşlı adam.
“Evet, yeni, iş için gitti,” diye yanıtladı,  ”Siz o zaman…” 

Adam yine araya girdi ama olsun. Kız, karşısında oturan adamın nişanı yeniletecek kadar büyük bir güce sahip olduğuna ilişkin büyük bir ümide kavuşmuştu. Daha kız her şeyin ne kadar güzel olabileceğini hayal etmeye başlamadan önce, adam en şaşırtıcı açıklamasını yaptı,

“Üzgünüm ama size yardımcı olamayacağım. İsa adı, evrendeki en güçlü addır ve bu adın üstünde daha yetkili bir şey yazamam!”

İsa günah üzerinde hala tam bir yetkiye sahiptir. “İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.” (İbraniler 13:8). Bu yetki, İncil’de İsa’nın günahları bağışlama yetkisinde görülmüştü. İzmir’deki üfürükçünün sözleri de bize bunu hatırlatmaktadır. Hristiyanlık’ın bildirisi ne kadar farklıdır? İnsanın günahının tümü bir kerede ve kesin olarak bağışlanabilir ve ‘bir kerede ve kesin olarak’ derken, geçmişte işlediği, şimdi işlemekte olduğu ve gelecekte işleyeceği günahların bir anda bağışlandığını söylemek istiyorum. Tanrı’nın bağışlaması sonsuzdur. 32 rename 44 45Mesih’in çarmıhında Tanrı’nın bir eylemi sayesinde, Tanrı şunu beyan etti: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım. Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.” (İbraniler 10:17-18)

Hristiyanlık’ın bildirisi ne kadar farklı? Tanrı’nın bağışlamasını almak isteyen her günahkarın isminin cennette kayıtlı olduğunu, onlar için cennette sonsuza dek bir yerin güvence altına alındığını ilan ediyor. İşte Hristiyan bildirisinin özü budur. Günahkar insanın, bağışlamanın doluluğunu bilebilecek olması Tanrı’nın insanla bugüne kadar paylaştığı en harika gerçektir. Bugün İncil’den ele aldığımız ayetlerde İsa’nın öğrencilerine bağışlamasının enginliğini hatırlattığını gördük. Bu gerçek, hayatta okuyacağınız en hayret verici gerçektir.

Leave a Comment