İsa ve Cennet Teklifini Reddeden Varlıklı Adam

OLAY: Varlıklı bir adam İsa’ya geldi

01 image5500 pray worship blue 45AYETLER: “İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır. O’nun buyruklarını biliyorsun: ‘Adam öldürmeyeceksin, zina etmeyeceksin, çalmayacaksın, yalan yere tanıklık etmeyeceksin, kimsenin hakkını yemeyeceksin, annene babana saygı göstereceksin.'”
Adam, “Öğretmenim, bunların hepsini gençliğimden beri yerine getiriyorum dedi. Ona sevgiyle bakan İsa, “Bir eksiğin var” dedi. “Git neyin varsa sat, parasını yoksullara ver; böylece gökte hazinen olur. Sonra gel, beni izle.” Bu sözler üzerine adamın yüzü asıldı, üzüntü içinde oradan uzaklaştı. Çünkü çok malı vardı. İsa çevresine göz gezdirdikten sonra öğrencilerine, “Varlıklı kişilerin Tanrı Egemenliği’ne girmesi ne güç olacak!” dedi.
Öğrenciler O’nun sözlerine şaştılar. Ama İsa onlara yine, “Çocuklar” dedi, “Tanrı’nın Egemenliği’ne girmek ne güçtür! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.” Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi.” (Markos 10:17-27, İncil)

İSA’NIN DUYGUSU: Sevgi

NEDENİ: İsa adamla konuştu.

EYLEM: Varlıklı adamın yaşamında eksik olan bir şeye işaret etti.

ÜZERİNDE DÜŞÜNMEM GEREKEN KONU:

Bu web sitesindeki bütün makaleler içinde, okumanız gereken en önemli makalenin bu olduğuna inanıyorum. Tanrı’nın bu yazı aracılığıyla sizinle konuşmasına dikkatli bir şekilde kulak verin. Sizi, bir an için durup Tanrı’yı işitmeye istekli olduğunuzu kendisine söylemeniz için teşvik etmek isterim.

02 thinking2 temp5 45Bu hikaye, karşınıza uygun bir zamanda mı çıkıyor? Eğer sonsuz yaşama, yani cennette Tanrı’yla sonsuz bir yaşama nasıl sahip olacağınızı da merak ediyorsanız bu makale tam size göre. İncil’de betimlendiği şekliyle sonsuz yaşam, süresi uzatılmış yaşam anlamına gelmez. Aksine, kalitesi insanın cennette Tanrı ile sürdüreceği yaşamdan kaynaklanan bir yaşam kalitesidir. Cennet, orada keyfini çıkaracağımız zevklerden çok Tanrı’yla yakın bir paydaşlık yaşamanın zevkini içerir. Tanrı, ‘göksel bir kuvvet’ değil, bir Kişi’dir. Kişisel bir Tanrı’dır ve bu nedenle O’nunla kişisel bir ilişkiye sahip olmanızı arzular. Bu ilişki şimdiden başlar ama tam anlamıyla cennette gerçekleşir. Bu makalede bütün ilişkiler arasındaki bu en değerli ilişkinin nasıl gerçekleşebileceğini öğreneceğiz. Ayrıca çoğu insanın neden Tanrı’yı memnun etme girişimlerinde başarısız olduğunu öğreneceğiz.

Sevdiklerime ve arkadaşlarıma cennete gidip gitmeyeceklerini biliyorlar mı diye sordum. Hiçbiri bilmiyor. Diyorlar ki, ‘İyi olmaya çalış, sonra da bekle ve yeterli olup olmadığını gör.’ Hikayedeki varlıklı adam gibi, sadece doğru soruyu sorup doğru yanıtı aldığımızdan emin olmakla kalmamalı, aynı zamanda bu soruyu doğru kişiye yönelttiğimize de emin olmalıyız. Önce benim yaptığım gibi çevrenize sorun. Benim yaptığım gibi önce akrabalarınızdan başlamak zorunda değilsiniz. Çok saldırgan olabiliyorlar! Anlamlı yanıtlar ararken bu arayışınızı özel hayatınızın bir parçası olarak korumak bilgece olacaktır.

Benim için pek tatmin edici olmadı.

Devam etmeden önce Katolik akrabalarım hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Onları seviyorum ve akrabalarıma saygı duyuyorum. Bu nedenle araştırmama başladığımda onlara pek çok soru sordum. Birincisi ve en önemlisi, bana cennete nasıl gidileceğini söylemelerini istedim. Her biri cennete gideceklerinden emin olmadıklarını söylediler. Bu da, eğer dinlerinin gereklerini yerine getirirsem, sonsuzluktaki yazgım konusunda şu anda olduğundan daha fazla bilgi sahibi olmayacağım anlamına geliyordu. 03 image10954 question mark 45İyi olmaya çalış ve sonra bekle ve bunun yeterli olup olmadığını gör, dediler. Bu, onlar için tatmin edici olabilir. Ama benim için pek tatmin edici olmadı.

Annem, kilisede bebek olarak vaftiz olmanın çok önemli bir şey olacağında ısrar etti. Bu tören bir Katolik kilisede gerçekleşmedi ama bunun önemi yok. Yer değil, törenin kendisi önemliydi. Anneme şu soruyu sordum, ‘Sözde kutsal olan bu suyun bana ne yararı oldu? Yaşamımı nasıl değiştirdi?” Bilmiyordu. Su, başka kiliselerde daha kutsal ya da yaşam değiştirici miydi? Nitekim, neden birçok kilise bebekleri hiç vaftiz etmiyordu? Annem bilmiyordu. Sevdiklerime soru sorarak geçirdiğim bu dönemde ne öğrendim? Doğru soruları soruyordum ama yanlış kişilere. Onları hala seviyor muyum? Evet. Saygı duyuyor muyum? Evet. İnançlarını terk edip, gerçek ve tatmin edici yanıtlar veren bir inanç bulduğumda beni hor görmeleri ve bana kötü davranmalarını bekledim mi? Evet, bunu bekledim ve hayal kırıklığına uğramadım. Hıristiyan yaşamımın ilk iki yılında bana böyle davrandılar. Sevdiklerimin inancını bir kenara bırakmak bir hata mıydı? Karar vermeden önce bu makaleyi okuyun.


04 image7532 confused worry future wonder 45Hikayemiz varlıklı bir adamın İsa’nın önünde koşması ve diz çökmesiyle başlıyor. “İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp O’na, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. Bu eylemlerin her ikisi de adamın coşkusunu ve içtenliğini gösteriyor. Fakat, hikaye devam ettikçe varlıklı adamın dört şeyi yanlış anladığını görüyoruz:

1) İyilik ve Tanrı’nın gerekli gördüğü iyilik ölçüsü konusunda.
2) İsa Mesih’in kim olduğu konusunda.
3) Kendisi hakkında.
4) Cennete giden yok hakkında.

Varlıklı adamın iyilik konusunda yanlış anladığı neydi? İsa’ya ‘İyi öğretmenim’ diye seslendi. Bunun nesi yanlış diye sorabilirsiniz. Bir şeyler yanlış olmalı çünkü İsa, bu sözlere karşılık olarak adama derin bir soru soruyor,

“İsa, “Bana neden iyi diyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var, O da Tanrı’dır.”

Varlıklı adam ‘iyi’ sözcüğü üzerinde ve ne demek istediği üzerinde durmuyor. Fakat insan yüreğinin derinliklerini bilen İsa, adamın bu sözcüğünün öylesine, belki de düşüncesizce ortaya atılmış övgü sözü olduğunu ve belki de İsa’dan karşılığında ‘Sen nasılsın iyi dostum?’ diye nazik bir yanıt almayı ümit ettiğini anlamıştı. Bu da İsa’nın varlıklı adama neden ‘iyi’ sözcüğünü kendisi için kullandığını sorduğunu açıklıyor. Bu dünyada kaç kişi ‘iyi’dir? 05 image10955 calculate calculator 45Sizin tahmininiz ne? Yedi yüz milyon? Daha fazla? Daha az? İsa zengin adama sadece Tanrı’nın iyi olduğunu hatırlattı. Eşsiz bir iyiliğe sahip. Kendisine iyilik konusunda eş olan kimse yok. Bütün iyiliğin ölçüsü Tanrı’dır. Eğer insan kutsal ve bütünüyle iyi olan Tanrı huzurunda sonsuzluğu geçirmek için ne kadar iyi olması gerektiğini bilmek isterse yanıt çok basittir. İnsanın yapması gereken tek şey buyruklara uymaktır. İsa böyle söylüyor. “O’nun buyruklarını biliyorsun…”

Tanrı’nın karakteri Tanrı’nın iradesinde açıklanır. Örneğin, ancak Tanrı on buyruğu yazabilirdi. Her bir buyruk O’nun kim olduğunun ifadesidir. Tanrı’nın insan için isteği O’nun kim olduğuna dayanır. Birini tanımak isterseniz, biraz konuşmalarını dinlemeniz yeterlidir. Yüreklerinde olan eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Söyledikleri, kim olduklarını gösterecektir. Tanrı’nın buyrukları da tam olarak böyledir. O’nun karakterini yansıtır.

Sadece Tanrı kesin ve tam olarak iyidir.

“Dostum’ diyor İsa, “Buyruklara uy. İyiliği bu ölçüye göre ölçebilirsin. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Kendinizi buyruklara göre ölçün. Buyruklara uyun. Eksiksiz ve devamlı bir şekilde buyruklara uy. Hayatının hiçbir anında buyrukları çiğneme. Gece gündüz, an be an. Eğer bunu yapamazsan iyi sayılamazsın. Eğer iyi sayılamazsan, cennete gitmeyi hak edemezsin.”

Varlıklı adam belki de İsa için ‘iyi’ sıfatını kullanmadan önce bu sözcüğün tam anlamına hiç kafa yormamıştı. Sadece Tanrı kesin ve tam olarak iyidir. Maalesef adamın ‘iyi’ sözcüğünü sıradan bir şekilde kullanımı ahlak algılayışının yoksunluğunu ortaya çıkardı. Zengin adam şöyle düşünüyordu, ‘İsa’yı bu şekilde selamladıktan sonra kendisine şöyle karşılık vereceğini ummuş olabilir, ‘Peki ya sen iyi dostum? Sana nasıl yardımcı olabilirim?’”

06 heaven are you going there good works 45Tanrı sırtımıza, düşüncelerimizi düşündüğümüz anda herkese gösteren elektronik bir araç koysaydı aslında gerçekten ‘iyi’ olmadığımızı kabul etmek zorunda kalırdık. Başka insanlarla karşılaştırıldığımızda iyi olabiliriz ama bize açıklandığı şekliyle Tanrı’nın karakteriyle kıyasladığımız zaman iyi sayılamayız. İyi sayılamayız ve dinle ilgili buyruk ve düzenlemelere uyarak bunun tersini kanıtlayamayız. Yaşamlarımız, cennetine girmek istediğimiz Kişi’nin bizlere açıklanan buyruklarıyla kıyaslandığında maalesef yeterince iyi sayılamaz.

Varlıklı adam kendisini aslında olduğundan daha iyi bir ruhsal durumda görüyordu. Sonsuz yaşamı miras almak için ne yapması gerektiğini bilmek istiyordu. Bu her neyse, bunu yapabileceğini düşünerek bu soruyu sordu. Gençliğinden beri yasayı eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini sandığı için, İsa’nın adama, Tanrı’nın kıstaslarından ne kadar uzak olduğunu göstermesi gerekiyordu. Çoğu insan hayatta bu hatayı yapıyor. Kendilerini olduklarından daha yüksek bir yere koyuyorlar. Örneğin, İsa varlıklı adamın, Tanrı’nın on buyruğundan birincisini sürekli olarak çiğnediğini biliyordu. Bu nedenle, hayır, varlıklı adam düşündüğü kadar iyi değildi. Makalenin sonunda bu konudan daha fazla bahsedeceğim.

Teorik olarak, cennette sonsuz yaşamı kazanmanın iki yolu vardır. Biri, iyi işler yaparak kazanmaktır. İkincisi ise, armağan olarak kabul etmektir. Birincisini gerçekleştirmek olanaksızdır çünkü buyrukları sürekli ve eksiksiz olarak yerine getirmeyi gerektirir. Ki bu, hiçbir günahlı Adem oğlunun yapabileceği bir şey değildir. İkinci seçenek mümkündür çünkü, insanın kendisi için sağlayamayacağı şeyi- cennete girmek için gereken kusursuz doğruluk- Tanrı’nın İsa Mesih aracılığıyla sağlayabileceğine güvenmeyi gerektirir. Bu hikayede bizim için hem iyi hem de kötü haberlerin karışımı vardır.


Saf İyilik

07 image10956 think wonder sharpened 45Varlıklı adamın yanlış anladığı ikinci şey İsa Mesih’in kimliğiyle ilgiliydi. Adam sonsuz yazgısıyla ilgili sorusuna doğru yanıtı bulmak için gerçekten de doğru kişiye gelmişti. Ama kime seslendiği konusunda yanlış bir anlayışa sahipti. İsa, ‘bana neden iyi diyorsun?’ dediğinde kendi günahsızlığını ya da tanrılığını inkar etmiyordu. Varlıklı adamın, İsa’yı iyi olarak tanımlamasını haklı olarak kabul edebilirdi. Saf iyilik. Fakat İsa varlıklı adamın iyiliğin anlamı hakkında daha derin düşünmesini istiyordu. İsa hakkında daha fazla şey öğrenmek için yapabileceğiniz en iyi şey İncil’i okumaya devam etmektir. Konuşmasını dinleyin. Kalabalıklar arasında hareketini ve bu hikayedeki gibi insanlarla konuşmalarını okuyun. İsa hakkında kendi izleniminizin oluşmasına fırsat vermek için zaman ayırın. Okurken İsa’ya kendisi hakkında sorular sorun. Gerçekten de tanımaya değer biridir.

Varlıklı adam kendisi hakkında da yanlış bir fikre sahipti. Kurtarıcıya ihtiyaç duyan çaresiz ve umutsuz bir günahkar olduğunu görmüyordu. İsa, iyiliğin tamamıyla tanrısal bir nitelikolduğunu söylediğinde, bu bizler için ne anlama geliyor? Söylemeye çalıştığı, insanlığın iyi değil, günahkar olduğuydu. Sadece Biri iyidir. O da Tanrı’dır, siz değilsiniz. Ya da Tanrı tek iyi olandır, ben değilim. Sadece Tanrı. Bizim anlamanız gereken şey, insanın kutsal bir Tanrı’yı hoşnut etmek için gereken iyi şeyleri yapıp yapamayacağıdır. Varlıklı adam Tanrı’nın mutlak iyiliğiyle karşılaştırıldığında ne kadar günahkar olduğunu anlamadı. Sonsuz yaşamın paha biçilmez hazinesini de bu mutlak iyiliğe sahip Tanrı’dan almak istiyordu. Yüreğinde ruhsal olarak iflas etmiş olduğunu kabul edene kadar sonsuz yaşamı garantilemek için gereken bedeli ödeyemeyeceğini asla bilemeyecekti. Eğer varlıklı adam da dahil kimse iyi değilse, insan nasıl sonsuza dek kutsal bir Tanrı’yla yaşamak için gereken niteliklere sahip olabilirdi? Öğrencileri şok eden de bu oldu:

“Öğrenciler O’nun sözlerine şaştılar. Ama İsa onlara yine, “Çocuklar” dedi, “Tanrı’nın Egemenliği’ne girmek ne güçtür! Devenin iğne deliğinden geçmesi, zenginin Tanrı Egemenliği’ne girmesinden daha kolaydır.” Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi.”

08 image10957 scale scales sharpened 45Bunlar üzerinde düşünülmesi gereken, insanı derinlerde rahatsız eden konular, öyle değil mi? Başlangıçta söylediğim gibi, sonsuzluktaki yazgımız gibi yaşamsal konularda, doğru soruları doğru kişiye sorduğumuzdan emin olalım.

Kusursuz olmak

Ele almamız gereken ve yanlış anladığımız son bir şey daha var. Varlıklı adam, Tanrı’ya kendisini cennete kabul ettirecek kadar sıradışı? bir şey yapabileceğini düşünmekle hata ediyordu. Cennete giden yolu yanlış anladı! Siz de, cennetin hak edilebileceğini ya da kazanılabileceğini umut eden bir halk arasında yaşıyor olabilirsiniz. Örneğin, pekçok kişi şu anda, biri bir omuzunda diğeri öteki omuzunda iki meleğin iyi ve kötü işlerini kaydetmekte olduğuna inanıyorlar. Onlar da tıpkı Katolik akrabalarım gibi. Bizim hikayemizdeki zengin adam gibi. İkisi de yaptıkları dinsel şeylerle Tanrı huzurunda erdem kazanacaklarına inanıyorlar. İyi işlerinin nihai olarak kötü işlerine ağır basacağını umut ediyorlar. Şayet bu ifadeler sizin inançlarınızı da ifade ediyorsa, size kısmen katılıyorum. Evet, insan sonsuz yaşamı kazanacaksa iyi işlerin gerekli olduğu doğrudur. Fakat bizim sorunumuz günahkar insanların bunu kusursuz bir şekilde yapmayı başaramayacağıdır. Burada ‘kusursuz’ sözcüğünün altını çizin.

İnternete girdiğinizde bir ara 4 Kardeş ve Nehrin Cazibesi adlı makaleyi okuyun lütfen. Şimdiye kadar okuduğum en kuvvetli hikaye. Beş erkek kardeşi anlatıyor, dördü çok güçlü bir akıntıya sahip bir nehirde sürükleniyorlar. Burada ele aldığımız konularla ilgili. Bu makaleden yararlanacağınızı ve bu sürükleyici hikayeden keyif alacağınızı biliyorum. Okuduktan sonra, ‘kaya’ sözcüğünü uzun süre unutamayacağınızı eminim. Şimdilik daha fazla bir şey söylemeyeceğim.

Hikayemizde İsa, varlıklı adamın yüreğini sınıyor ve sahip olduklarıyla cennet arasında bir seçim yapmasını istiyor. Tanrı hakkında ne biliyor olursa olsun varlıklı adam en çok sevdiği şeyden – parasından vazgeçmeyi istemediğini açıkça ortaya koydu.

09 image10264 heart love 45Bu hikayede en çok sevdiğim şey İsa’nın varlıklı adama çoğu ‘kutsal ötesi’ kişinin vereceği karşılıktan daha farklı karşılık vermiş olmasıdır. Adamı küçümsemedi. İster inanın ister inanmayın ama İsa adama yukardan bakmadı! Varlıklı adam daha uzun olduğu için değil. Bunun nedeni İsa’nın dünyaya, insanlara yani dünyadaki bütün insanlara hizmet etmek için gelmiş olmasıdır! “Adama baktı ve onu sevdi.” Ona bir hizmetkar gibi baktı. Öğrencilerine şöyle dedi,

“Aranızda büyük olmak isteyen, ötekilerin hizmetkarı olsun. Aranızda birinci olmak isteyen, hepinizin kulu olsun. Çünkü İnsanoğlu [İsa] bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.” (Markos 10:43-45, İncil)

‘Hizmetkar’ sözcüğünü duyduğunuzda aklınızda nasıl bir tablo canlanıyor? Belki en zevdiğiniz lokantadaki garson geliyordur. Ya da bozulan tuvaletler ya da damlayan musluklar nedeniyle yıllardır bir ilişki geliştirdiğiniz muslukçu. Bazıları ailesi için yorulmadan çalışan annelerini bile düşünebilirler. ‘Hizmetkar’ sözcüğünü düşündüğümde benim aklıma çocuklar için kamp danışmanı olarak çalıştığım yaz günleri geliyor. Her çocuk kampa küçük ‘insan sorunlarını’ getirirdi. Ben de, kendimi bir yana bırakarak, anne babalarının vermesi gereken fakat vermediği rehberliği onlara vermeye çalışırdım.

Fakat bazen gerçek bir hizmetkarı sahte bir hizmetkardan ayırt etmek mümkün değildir. Aradaki farkı nasıl anlayabilirsiniz? Kendilerine bir hizmetkar gibi davranıldığında nasıl tepki verdiklerine bakarak görebilirsiniz.


10 image10958 identity jesus sharpened 45İsa’yı yanlış anlayan sadece varlıklı adam değildi, İncil bize İsa’nın öğrencilerinin de O’nunla ilgili yanlış bir algılayışa sahip olduklarını tekrar tekrar söylüyor. Bu ayetlerde İsa’nın, gerçek büyüklüğün ne olduğunu bilmeyi gerçekten istiyorlarsa ‘hizmetkar’ ve ‘kul’ olmaları gerektiği konusunda meydan okuyarak onları düzeltmeye çalıştığına dikkat edin. Duymayı bekledikleri bu değildi. İsa bunu söylediğinde, bizim yerimize kendisini kurban etmek üzere Yeruşalim’e gidiyordu. Öğrencilerin yanıtı hala, İsa’nın Yeruşalim’e egemenlik kurmak için gittiğini düşündüklerini gösteriyor.

Korkunç trajik bir hata mıydı?

Yeruşalim’de herkesin İsa’nın önünde eğilmesini ve O’na bağlılık göstermesini bekliyorlardı. Bunun yerine kent İsa’yla alay ederek önünde eğildi ve çarmıh yolunda üzerine tükürdüler. Altın bir taç? Hayır, dikenli bir taç verdiler İsa’ya. İsa’nın öğrencileri O’na bir taht verilmesini ve kendilerinin O’nun iki yanında oturmasını bekliyorlardı. İsa ise, iki yanında iki suçlunun asıldığı bir çarmıhla karşılaştı. Öğrenciler bunun korkunç trajik bir hata olduğunu düşündüler. Bilmiyorlardı ki insan daha ilk günahını işlemeden çok önce Tanrı insanlığa İsa gibi bir Kurtarıcı göndermeye karar vermişti. Bu karar aynı zamanda İsa’nın ölümü, gömülmesi ve üçüncü gün zaferli dirilişi anlamına geliyordu. İsa ve yenilgi? Mümkün değil! “Yenilgi sözcüğünü Tanrı’nın lügatında bulamazsınız!

Ya İsa’nın öğrencileri? Üçüncü gün…tıpkı söylediği gibi ölümden dirildiğinde nasıl da şaşırdılar!

Gerçek bir hizmetkar kendisi için en iyi olanı bir kenara bırakır ve başkaları için en iyi olana yönelir. Daha önce Tanrı’nın böyle olduğunu hiç düşündünüz mü? İşte cennette egemenlik süren sevgi böyle bir sevgi. Bizler Tanrı’nın egemen olacak kadar güçlü olduğunu ama bizim ihtiyaçlarımıza karşı duyarlı olmadığını düşünebiliriz. İnsan gücün tadını aldığında işte böyle yozlaşabilir ama tek ve bir olan Tanrımız böyle değildir. İsa İncil’de bakacağımız bazı hikayelerde şu soruyu neden soruyor?

Senin için ne yapmamı istiyorsun?

11 love heart with crosses inside wide 45Güçlü ve zorba bir hükümdar ‘Benim için ne yapabilirsin?’ diye sorar. Ama ‘Senin için ne yapmamı istersin?’ sorusu bir hizmetkarın soracağı sorudur. Anlıyor musunuz? İsa’nın dünyaya hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye gelmiş olduğu gerçeği en soğuk yürekleri bile ısıtmalıdır. Peki ya sizinkini? O size hizmet etmeye geldi. Bana hizmet etmeye geldi. Yaşamını sizin ve benim uğruma vermeye geldi. Bunu inanılmaz muhteşem buluyorum. İsa insanların kendisine cennete giden yolla ilgili soru sormalarından hoşlanıyor mu? Evet. Soranların sadece yüreklerini araştırmaları gerekiyor. Hepsi bu. “RAB insanın gördüğü gibi görmez; insan dış görünüşe, RAB ise yüreğe bakar.” (1.Samuel 16:7, Eski Antlaşma)

Yüreğimde gerçekten ne var? Rahat bir yaşam mı? İnsanlardan övgü ve kabul görmek mi? Henüz elimde fazla para olmasa da paraya karşı tatmin edilemeyecek bir açlık mı? İncil’de bizler için kaydedilmiş bu hikayede, asıl soru adamın zenginliğinden ayrılmayı göze alıp almayacağıdır. Bu, sadece yoksul insanların cenneti miras alabileceği anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır! Sadece ruhta yoksul olanların cenneti miras alabileceği anlamına geliyor. “İsa şöyle dedi, “Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.” (Matta 5:3, İncil)

Eğer ruhta yoksulsak, kendimiz hakkında mütevazi bir görüşe sahibizdir ve yüreğimizin derinlerinde bir numaralı günahkar olduğumuzun bilincindeyizdir. Kendimizden kaynaklanan bir doğruluğumuz olmadığının farkındayızdır. Tanrı önünde pazarlık konusu edebileceğimiz bir doğruluğumuz yoktur. İyi olmaya çalışarak ve dinimizin gereklerini yerine getirmeye çalışarak ruhsal olarak iflas etmiş olduğumuzu çok iyi biliriz. Hayatımızda ancak Tanrı’nın lütfu aracılığıyla kurtulmaya razı olduğumuz bir noktaya gelmişizdir. Tanrı’nın harika, sonsuz, eşsiz lütfuna dayanarak kurtulmak ister misiniz? Eğer isterseniz lütfen İncil’deki şu ayetleri daire içine alın:

12 homepage person 43 45“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2:8-9, İncil)

Eğer Tanrı İsa’yı Kurtarıcımız olarak bizim yerimize ölmeye gönderdiğini söylüyorsa ve ruhta yoksulsak, O’na teşekkür etmek için sıranın başına geçeceğiz! Ancak ruhta yoksul olanlar Tanrı’nın böylesi inanılmaz iyiliğine duydukları ihtiyacı fark edeceklerdir.

İstediğimiz şeyin bedeli ödeyebileceğimizden çok daha fazladır.

Varlıklı adamla ilgili hikayenin sonunda, İsa ve bu adam arasında üzücü bir ayrılık yaşandı. Cenneti Tanrı’nın değil, kendi koşullarına göre istiyordu. Her şey şok ediciydi. Bütün yaşamı boyunca performansına göre ödüllendirilmişti. Çok çalıştı ve sonuç olarak iyi notlar aldı. Çok çalıştı ve sonuç olarak iyi para kazandı. Daha da çok çalıştı ve sonunda daha da çok para kazandı. Varlıklı adam cennete de ödeme yaparak kolaylıkla erişebileceğini düşündü. Gerçek şu ki istediği şeyin bedeli ödeyebileceğinden çok daha fazlaydı. Sizin ve benim ödeyebileceğimizden çok daha büyük bir bedel var. Ancak Tanrı ödeyebilir.

Varlıklı adamın İsa’nın yanından ayrılırken ne kadar üzgün görünüyordu. Gerçekten acı verici. Üzgünden de çok, aptal durumuna düşmüş gibiydi. Bir keresinde biri, Tanrı’nın gözünde aptal durumuna düşmenin yaşamın anlamını anlamamak olduğunu söylemişti. Bu çok derin bir ifade. Hepimiz yaşamın anlamını tamamıyla kaçırmış, hiç anlamamış insanlar tanıyoruz. Belki siz de yaşamınızın büyük bir kısmını bunu anlamamış olarak geçirmiş olabilirsiniz. Belki sadece çevrenizdeki insanları memnun etmek için yaşadınız. Onlar ne derse, siz de aynısını söylüyorsunuz. Onlar neye inanırsa, siz de aynısına inanıyorsunuz. İnsanın yaşamının sonuna gelmesi ve tek bir yalın sonuca varması ne kadar büyük bir şok olmalı: Hiçbir şeyin anlamını hiç anlamadım. Nereye gideceğimi bilmiyorum.


13 image10962 crowd rich man leaves face 45İsa’nın öğrencileri, uzaklaşan varlıklı adamın ardından ne yaptılar? Tamamıyla şok olmuşlardı! O dönemde birçok insan zenginlerin cennete, yoksulların ise cehenneme gideceğine inanırdı. Zenginliğin, Tanrı’nın doğruluğa verdiği ödül olduğuna inanılırdı, yoksulluk ise günahın cezasıydı. İsa’nın öğretişi, o günün dinini- sadece bu varlıklı adamın yaşamını değil- tamamıyla alt üst etti. Bu ayetlerde ve İncil’de başka yerlerde, söz konusu cennete gitmek olduğunda kimsenin sonsuz yaşamı kazanacak kadar çok ve uzun çalışamayacağını öğreniyoruz.

Hikayemizde yaşamın anlamını anlamayan varlıklı bir adamı ele aldık. Sadece cennete nasıl gidileceğini anlamamış değildi. Yaşamanın anlamını, nedenini hiç anlamadı. Boşa harcanmış bir yaşam! Ne kadar üzücü! İsa, varlığımızla ilgili asıl önemli olan şeyden dikkatimizi uzaklaştırmamamız için bizleri uyarıyor.

Sanırım, varlıklı adam oradan ayrıldıktan sonra İsa’nın öğrencileriyle yaptığı şu konuşmayı birilerinden duymuştur: “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi.

Tanrı, inanılmaz olanı yapıyordu.

Umarım İsa çarmıha gerildiğinde zengin adam da oradaydı. İsa’nın ölümünü izledi mi? İsa’nın ölümden nasıl dirildiğini duydu mu? Kendi gözleriyle görebilmek için işini bırakıp boş mezara gitti mi? İsa, öğrencilerine insan için olanaksız olanın Tanrı için mümkün olduğunu söylediğinde ne demek istediğini nihayet gördü mü? İsa, söz konusu insan olduğunda, insanın yaptığı bir şey sayesinde cennet ödülünü almanın muhtemel ya da pek mümkün olmadığını söylemedi, bunun tamamıyla olanaksız olduğunu söyledi. Ama burada İsa’nın öldüğü ölüm tepesinde ve üçüncü gün ölümden dirildiği mezarda Tanrı olanaksız olanı gerçekleştiriyordu. Tanrı, inanılmaz olanı yapıyordu. Bir ara ‘Tanrı’nın Sevgisi hakkında Daha Fazla Öğrenmek’ adlı dizideki her makaleyi okumanızı öneririm. Hepimizin Tanrı’nın insanlığa olan sevgisi hakkında öğrenecek daha çok şeyimiz var.

14 image8071 shock surprise pink 45Sanırım şu anda düşüncelerinizi okuyabiliyorum. “Bu, gerçek olamayacak kadar iyi! Ama inanılabilir mi? Ayet ne diyordu? Cennet için sadece lütuf aracılığıyla gitmek gibi bir şey?” Siz de kendinizi, benim kendimi ailem ve sevdiklerimle bulduğum durumda bulabilirsiniz. Bu konuda daha önce bir şeyler okudunuz. Sonsuzluğu nerede geçireceğinizi bilmemek sizi tatmin ediyor mu? Diğer insanların size Tanrı hakkında verdiği yanıtlar sizi tatmin ediyor mu?

Bütün İncil’deki en şaşırtıcı ifadelerden biri şu ayetlerde bulunur. Sizce bu üç ayetten hangisini kast ediyorum?

“Kutsal Yazı ne diyor? “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.” Çalışana verilen ücret lütuf değil, hak sayılır. Ancak çalışmayan, ama tanrısızı aklayana iman eden kişi imanı sayesinde aklanmış sayılır.” (Romalılar 4:3-5, İncil)

En şaşırtıcı olan son ayettir! Şunu şöylüyor: “Tanrı, kötü insanları bile kendi gözünde doğru yapar.” Ne inanılmaz bir iddia! İyi insanları doğru kılmak bir şey, peki ya kötü olanlar? Tanrı’nın düzgün olanı aklamasını bekleyebiliriz, peki ama kirli olanlar? Hikayemizde iyiliğin gerçek anlamı hakkında pekçok şey öğrendik, öyle değil mi? Peki ya sizin ve benim gibi Tanrı’nın iyilik kıstasına uymayanlar?

KÖTÜ HABER: Yapabileceğimiz hiçbir şey bizi Tanrı’nın gözünde doğru kılamaz. Doğruluk bizden gelemez.
İYİ HABER: Tanrı’nın kötü insanları bile kendi gözünde doğru kılmasının bir yolu vardır. Göklerden gelir ve bize bağlı değildir.

15 arrow down3 temp5 45Ailem ve sevdiklerim, performansa bağlı bir din sistemi içindeler, sizin içinde yetiştiğiniz sisteme biraz benziyor. Sanırım meleklerin iyi ve kötü eylemlerinizi kaydetmesi fikri sizin içinize derin bir şekilde işlemiştir. Her birimiz için iyi haber kurtuluşun dünyadan yukarı doğru değil, cennetten dünyaya doğru geldiğidir. Kurtuluş Tanrı’dan verilir, Tanrı’dan gelir, Tanrı tarafından güçlendirilir ve Tanrı’dan kaynaklanır. Armağan insandan Tanrı’ya değildir, Tanrı’dan insanadır.

İki yüz değil, sadece iki.

Sadece bu noktadan hareketle Hristiyanlık dünyadaki bütün dinlerden ayrılır. Başka hiçbir sistem, ideoloji ya da din, yargıyı hak ettikleri ve hiçbir şey hak etmedikleri halde insanlara karşılıksız bir bağışlama ve yeni yaşam vermeyi vaat etmez. Nitekim, söz konusu kurtuluş olduğunda dünyanın tanıdığı ya da tanıyacağı sadece iki din vardır. İki yüz değil, sadece iki. İlahi gerçekleştirme, yani Kutsal Kitap’a bağlı Hristiyanlık vardır. Sonra bir de insanların başarısına bağlı din, yani diğer bütün dinler vardır. Bu dinlerin farklı isimleri vardır ama özünde inançları aynıdır. Tanrı’ya yaklaşımları değiş tokuş sistemine dayanır. Ben bunu yaparsam Tanrı şunu yapar. Ya da şunu yapabilir. Tanrı’nın nasıl karşılık vereceğinden emin olmadıkları için gerekli olduğunu düşündüğünüzden daha fazla iyi işler biriktirmek iyi bir fikir olacaktır. Emniyeti elden bırakmamak gerek. İsa’yla konuşan varlıklı adam böyle düşünüyordu. Ne kadar şaşırtıcı bir konuşmaydı bu konuşma! Varlıklı adam Tanrı’nın hiçbir şekilde pazarlığa izin vermediğini öğrendi. İnsan pazarlık yapacak konumunda değildir. Tanrı’ya O’nu memnun edecek bir iyilik düzeyi sunamaz. Nitekim, insanın pazarlık yapabilmesi için elinde bir şey yoktur.


16 image10980 swim swimming 45Günahlardan fazla sevap biriktirmeye çalışmak Atlantik Okyanusu’nu yüzerek geçmeye çalışmak gibi bir şeydir. Yüzücülere derin suların başladığını belirten ilk şamandrayı bile geçemeyiz. Ben merkezli düşüncelerimiz ve kötü eylemlerimiz bizi sürekli kıyıya doğru iter. Kurtuluşumuzun dağını fethetme girişiminde bulunuruz ama tepeye tırmanmak şöyle dursun kamp yerimizden bile ayrılamayız. Yapmamız gereken şey başa çıkılamayacak kadar büyüktür. Daha fazla malzemeye, kaslara ya da tekniğe ihtiyacımız yok. Helikoptere ihtiyacımız var!

Bu hikayeyi okurken bir helikopter üzerinizden uçuyormuş gibi geldi mi? Orada. Sizi kaldırmaya ve hayatınızda olanaksız olanı gerçekleştirmeye hazır. Yani, Tanrı bunu sizin yerinize yapmaya hazır.

Aşağıda, yine çok şaşırtıcı bir ifade olduğunu düşündüğüm dört ayet bulacaksınız. Sizce bu ayetlerin hangi kısmını en şaşırtıcı buluyorum? Size bir ipucu vereyim. Tanrı’nın sizin için en büyük hayali, zengin, başarılı ya da ünlü olmanız değil. Tanrı’nın sizin için en büyük arzusu O’nunla doğru bir ilişkiye sahip olmanız.

“Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır. Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı. Yasa ve peygamberler buna tanıklık ediyor. Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:20-23, İncil)

17 image10965 breathless awe surprise 45Başka bir şey dikkatinizi çekmiş olabilir ama beni şaşırtan ayet şu: “Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı.” Bu ayet ne anlama geliyor? Şunu şöylüyor, ‘Tanrı’nın, insanlarla ilişkisini doğru konuma getirmek için kullanabileceği bir yol var. Bu yolun, insanın uyma girişiminde bulunduğu dini yasalarla hiç ilgisi yok.’ Tanrı’nın bu açıklaması sizin de nefesinizi kesiyor mu? Siz de söyleyecek bir şey bulamadan öylece kalakalıyor musunuz? Burada bizler dinsel inançlarımıza ve dinle ilgili görevlerimize bağlı kalmaya çalışıyoruz. Oysa tek duyduğumuz şey Tanrı’nın, bu iyi işlerin kendi gözünde kabul edilemeyeceğini söylediği. “Ama şimdi Yasa’dan bağımsız olarak Tanrı’nın insanı nasıl aklayacağı açıklandı.”

İsa’yla konuşan varlıklı adam, insanların gözünde doğru biri olduğundan emindi. Varlıklıydı, bu nedenle birçok insan kendisine hayranlıkla bakıyordu. Aynaya baktıkça, insanlara hak veriyordu. Peki ya Tanrı’yla ilişkisi doğru muydu? Önemli olan soru bu- insanın bizi nasıl gördüğü değil, Tanrı’nın bizi nasıl gördüğü! Varlıklı adamın hikayesini ve nasıl üzücü bir şekilde bittiğini biliyorsunuz. Peki ya biz? Cenneti hak edemeyeceğimi fark etmek bende uzun zaman aldı. Umarım sizin için bunu kabul etmek o kadar uzun sürmez.

Tanrı, kendisiyle doğru bir ilişkiye sahip olmamızı nasıl sağlar? Tanrı şu ayetlerde bizlere ne diyordu?

“Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar.”

“Peki ama neden İsa?” diye sorabilirsiniz. Neden Hristiyanlık’tan sonra gelen birçok dinin karizmatik liderlerinden biri değil? Tanrı’nın ne yaptığını anlamak için zamanın ilerisine değil, geçmişine bakmalıyız. Geleceğe yani Hristiyanlık’tan sonra gelen herhangi bir dine değil, geriye, insanlık tarihinin başlangıcına gitmeliyiz.

18 image10966 law guilty break 45Tanrı Adem’e söz dinlemediği takdirde ne olacağını söyledi? “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:17, Eski Antlaşma). Tanrı itaatsizlik konusunda son derece açıktı. Sözleşmede çok ince hükümler yoktu. Saklı bir plan yoktu. Adem’in kendini savunmak için kullanabileceği bir kaçamak noktası ya da teknik ayrıntı yoktu. Tanrı hiçbir zaman bizimle oyun oynamadı. Adil oldu. Aden Bahçesi’nden beri, günahın ücreti ölümdür. Tanrı, Aden Bahçesi’nden söylediğini İncil’de teyit etti:

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23 İncil)

Bir seferinde bir poliçede kaçamak noktaları aradığımı hatırlıyorum. Henüz İsa’ya iman etmemiştim. Bu nedenle yüreğimdeki boşluğu doldurmak için bir spor araba satın almıştım. Sınırlı bir süre için sürümü olan bir arabaydı. Her yıl sadece belli sayıda üretiliyordu bu arabalardan. Araba hızlıydı ve bu nedenle araba sigortası yapan şirketlerle sorunlar yaşıyordum. Bu aracın sigortası çok pahalıydı ama sorun bu değildi. Araba, ancak saatte 200 km hıza ulaştığında iyi bir sürüşe sahip oluyordu. Bu hızda güvenli bir şekilde arabayı kullanabileceğim pek fazla çevre yolu yoktu ama ben yine de bu hızda kullanıyordum.

Dikkatsiz sürüşüm ve aşırı hızdan yediğim ceza makbuzlarımın sonuçları ortaya çıkmıştı. Aracımın sigortasını yapan şirket poliçemi iptal edeceklerini bildirdi. Kendimi savunmamın bir yolu yok muydu? Dediğim gibi, poliçede bazı kaçamak noktaları bulmaya çalıştım. Kendimi savunmanın hiçbir yolunu bulamadım. Aynı şekilde, kendimi Tanrı önünde savunmanın bir yolu da yoktu. Araba kullanma kaydım beni suçluyordu. Kuralları çiğnemekle dolu geçmişim beni suçlu çıkarıyordu. Ne diyebilirdim? Tanrı ve bizim aramızdaki ilişki de tam olarak böyledir.


19 image10967 see understand learn 45Ruhsal durumumuz ve Tanrı’nın bu durum için sunduğu çare konusunda Tanrı’yla aynı fikirde olmaktan bizi alıkoyan nedir? Dört yanlış fikir:

1) İyilik ve Tanrı’nın gerekli gördüğü iyilik kıstası konusu.
2) İsa Mesih’in kim olduğu konusu.
3) Kendimiz hakkında.
4) Cennete giden yok hakkında.

Eğer sizi rahatlatacaksa Adem ve Havva da aynı yanlış fikirlerden muzdaripti. Bu konuda Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makaleden daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Nitekim, Tanrı’nın ilk anne babamızla ilişkilerinin hikayesinin en önemli kısmını henüz işitmediniz! Adem ve Havva’nın İsa Mesih bilgisinin nasıl yetersiz olabileceğini merak ediyor olabilirsiniz. Aden Bahçesi’nde herhangi bir şekilde İsa Mesih’ten söz edilmiş miydi? Lütfen bu makaleyi okuyun.

Adem ve Havva’nın kendilerini nasıl bir durum içinde bulduklarını anlayabiliyorum. Sigorta şirketiyle durumumun etkileri daha azdı ama yine de üçümüzün bir ortak noktası var. Yasayı çiğnedik. Yasa’ya uymamış kişileriz. Umarım çok yakında Tanrı’nın günah’ın sonuçları konusunda açıklamasını bir şekilde atlamanın yolu olmadığını anlarsınız.

İki çeşit ölüm var.

Tanrı bizlere kendisine karşı günah işlemenin ayrılığa neden olduğunu söylüyor. Ölüm budur – ayrılık. Tanrı’nın Adem’e sözünü ettiği ölümün iki yönü vardı. Ölümün fiziksel ve ruhsal yönü vardır. İki çeşit ölüm var. Adem ve Havva yasak meyveden aldıklarında fiziksel olarak öldüler mi? Hayır, ertesi günü gördüler. Çocukları oldu. Geçmişe bakarak bahçede kaybettikleri masumiyetlerine bakarak yaşamaya devam ettiler. 20 deadend seems right to a man but its death question mark 45Ama Tanrı ölümlerinin günah işledikleri an gerçekleşeceğini söylememiş miydi? Evet ama o gün Aden Bahçesi’nde ölen, Tanrı’yla yakın ruhsal ilişkileriydi. Canları Tanrı’dan ayrılmıştı. Ruhsal olarak öldüler. Bana göre bu, yaşadığımız iki tür ölüm arasındaki en kötü olan. Bugün Tanrı size uzak ve bilinemez gibi mi geliyor? Bunun nedeni Tanrı’nın bilinemeyecek olması değil. Bunun nedeni Tanrı’ya karşı günah işlemenin sonuçlarını halihazırda yaşıyor olmanız. Tanrı, huzurunda günaha izin vermez. Asla.

“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)

Araba sigortası şirketiyle yaşadığım sorunlara geri dönelim. Yasayı çiğnemiştim, hız sınırını sayısız kez aşmış ve birçok kez yakalanmıştım. Ne yapabilirdim? Örneğin, araç sigorta şirketinin müdürüyle iyi arkadaş olsaydım? Araç sigorta poliçemi iptal etmek yerine yenileyerek bana bir iyilik yapabilir miydi? Bana merhamet etmeyi seçebilir miydi? Diyelim ki, bir şekilde hala müşterisi olmamı istiyor. Peki ya kızıyla evli olsaydım? Ne yapabilirdi? Gözlerini kapatıp, hatalarımı görmezden gelebilir miydi? Sürücü kaydımı alıp yırtmak, neden olmasın? Olmaması için en azından iki neden var.

Birincisi, şirketin dürüstlüğünden ödün verilmiş olurdu. Kurumun standardını düşürmüş olurdu. Yani, bu yapamayacağı ve yapmayacağı bir şeydi. Şirketin kurallarını bir kenara bırakıp hala dürüstlüğünü koruması mümkün değildi.

İkincisi, poliçemi iptal etmeyerek yasaları çiğnediğim için beni ödüllendirmiş olurdu. Eğer yasa çiğnendiğinde bunun bir bedeli olmasa, beni ve çevre yolundaki trafik canavarlarını dikkatsiz bir şekilde araba kullanmaktan kim alıkoyabilir? Neden araba kullanma alışkanlıklarımızı değiştirelim? Hızlı gitmem için yalvaran bir arabanın direksiyonu başındayken neden kendimi tutayım?

21 image10702 question mark 45Araç sigortası şirketinin müdürünün amacı neydi? Benim yanlış davranışımı teşvik etmek mi? Merhametli olmak mı? Düşük standartlar ve kötü araba kullanımı mı? Kesinlikle hayır! Yine de müdür bir çıkmazla karşı karşıyaydı. İyi arkadaştık. Ne yapabilirdi? Nasıl, hem merhametli hem de adil olabilirdi? Hataları desteklemeden nasıl lütuf gösterebilirdi?

Ya da Adem ve Havva’nın kendilerini içinde buldukları durumu düşünürsek, Tanrı nasıl günahı cezalandırıp günahkarı sevebilir? Biz bağışlanabilelim diye Tanrı’nın standartlarını düşüreceğini mi düşünüyorsunuz? Tanrı yüzünü başka tarafa çevirip hiç günah işlememişler gibi mi davranacak? Kuralları değiştiren ve istisnalar yapan bir Tanrı ister miyiz? Hayır. Bu, Tanrı’yı dünyamızda yetkili konumlarda bulunan yozlaşmış insanlarla aynı kefeye koymak olurdu. Tanrı, doğası konusunda bize karşı son derece açık: “Tanrı insanlar arasında ayrım yapmaz.” (Romalılar 2:11, İncil). Tanrı insanları her zaman aynı şekilde yargılayacağını söylüyor.

Hem adil olup hem de günahkarı nasıl sevebilir?

Ayrıca, günahlarınızı gözardı etmek, günahlarınızı haklı göstermek olur. Bunlardan birinin Tanrı’nın yaratılışı için amaçlarından biri olduğunu hayal edebiliyor musunuz? Kutsallığından ödün vermek ve kötülüğünüze izin vermek? Asla. O halde Tanrı ne yapmalı? Hem adil olup hem de günahkarı nasıl sevebilir? Severken bir yandan da günahı nasıl cezalandırabilir? Standartlarını koruyup aynı anda suçlarınızı nasıl bağışlayabilir? Tanrı’nın bize sırtını dönmeden cennetin doğruluğunu sağlaması mümkün mü?


22 image6608 question mark 45Tanrı’nın basit bir şekilde günahlarınızı bağışlayabileceği size öğretilmiş olabilir. Aden Bahçesi’nde olan olayların hikayesinin tümünü okusaydınız bunu söylemezdiniz. Bunu söyleyemezdiniz. Kutsallık günahın cezalandırılmasını gerektirir. Ama merhamet günahkarın sevilmesini zorunlu kılar. Tanrı nasıl her ikisini de yapabilir? Önerdiğim makaleyi okuyana kadar ve Aden Bahçesi’nde olan olayların hikayesinin tümünü öğrenene kadar bilemezsiniz. Ama size burada makalede bulacağınız yanıta benzer bir yanıt vermek isterim. Bunu yapmak için poliçemi iptal etmek üzere olan sigorta yöneticisine dönmek zorundayım. Beni işyerine davet edip şunları söylediğini hayal edin:

‘Sevgili dostum, hatalarının üstesinden gelmenin bir yolunu buldum. Bunları görmezden gelemem. Bunu yapsam adil olamam. Bu hataları işlememişsin gibi davranamam. Böyle yapmak yalan söylemek olur. Ama yapabileceğim şu. Kayıtlarımızda tamamıyla lekesiz bir geçmişi olan birini buldum. Yasayı hiç çiğnememiş. Kuralları bozmamış, bir kez bile çiğnememiş, bir park cezası bile almamış. Seninle kayıtlarını değiştirmeye razı oldu. Senin ismini alacağız ve onun kayıtlarına koyacağız. Onun ismini alıp senin kayıtlarına koyacağız. Senin yaptıkların için onu cezalandıracağız. Hata yapan sen ise, doğru sayılacaksın. Doğru olan o ise, hatalı sayılacak.”

Sizce nasıl karşılık verirdim? “Ciddi olamazsın! Bunu benim için kim yapar? Kim bu adam?”
Müdür şöyle cevap verir, “Ben.”

Eğer bir sigorta yöneticisinin gerçekten böyle bir şey yapmasını bekliyorsanız daha çok beklemeniz gerekir. Yapmaz. Yapamaz. Eğer yapmak istese bile yapamaz. Kusursuz bir kaydı yoktur ki. Ama işte harika bir haber. Tanrı’nın bu sözleri söylemesini bekliyorsanız, daha fazla beklemenize gerek yok. Tanrı’nın bu sözleri söylemesini istiyorsanız derin bir nefes alabilirsiniz. Tanrı bunu yaptı. Tanrı bunu çoktan yaptı.

23 jesus calvary 45“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti. Tanrı, günahı bilmeyen Mesih’i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı’nın doğruluğu olalım.” (2.Korintliler 5:19,21, İncil)

Bu İsa’nın sizin için yapmaya razı olduğu bir şey miydi? Kendisini Roma çarmıhına çivileyen zalim Roma askerlerinin çaresiz bir kurbanı mıydı? Yahudi dindarlarının seçkinlerinin ortadan kaldırmayı başardığı yenik bir peygamber miydi? Hayır. İsa’ya kulak verin. Çarmıhtan önce, çarmıha gerildiğinde ve çarmıha gerildikten üç gün sonra ne olacağını önceden bildirdi. Bunu öğrencilerine, onları uyarmak ve olacak olanlar için hazırlamak için birkaç kez söyledi:

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.” (Luka 9:22, İncil)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.” (Matta 16:21, İncil)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.” (Matta 17:22-23, İncil)

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.” (Markos 8:31, İncil)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)

Allah’ın İsa’nın öldürülmesini engelleyerek çarmıhta O’nu ölüm utancından kurtardığı yönünde bir şeyler işittiniz. Gerçek şu ki İsa çarmıha, yaşamını vermeye ve yeniden almaya gücü yeten Ölüm Fatihi olarak gitti.

Eminim şu anda düşünceleriniz dört bir yana gidiyor! İsa hakkında ya da Tanrı’nın kaydınızı tertemiz yapma tasarısıyla ilgili bu gerçekleri daha önce hiç duymadınız. Araba sigortası şirketiyle ilgili sorunlarımla ilgili örneğin amacı sadece Tanrı’nın sizin için yaptıklarını görmenize yardımcı olmaktı. İsa’nın kusursuz sicili size verildi ve sizin kusurlu siciliniz İsa’ya verildi. Bu şekilde, Tanrı’nın kutsallığı onurlandırıldı ve sizin ve benim gibi insanlar bağışlandı.

24 image1908 worship 45“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1.Petrus 3:18, İncil)

Tanrı gerçekten inanılmaz olanı yapar!

Sizin yerinizde olsam bugünün geri kalan kısmını Tanrı’nın gerçekleştirdiği bu olağandışı olay üzerinde düşünerek geçirirdim. Tanrı günahınımıza göz yummuyor. Standartından ödün vermiyor. Başkaldırımızı görmezden gelmiyor. Taleplerini de gevşetmiyor. Günahımızı bir kenara atmak yerine günahımızı üstleniyor ve inanılmaz bir şekilde kendisini cezalandırıyor!


25 image5666 computer 45Buna nasıl karşılık vermelisiniz? Son kez sigorta şirketine bakalım. Acentama gidip bilgisayarında dosyamı açmasını istedim. Görevli dosyamı açtı ve bilgisayar ekranına inanamayan gözlerle baktı. ‘Kusursuz bir siciliniz var. Performansınız lekesiz. Biraz kafam karıştı çünkü sizin araç sürerken kuralları çiğnediğinizle ilgili aldığım birçok belge tam tersini söylüyordu. Ama şirketimizin bilgi bankası yalan söylemez. Ülkedeki bütün emniyet birimlerine bağlıyız. Hem onlar hem biz sadece sizin harika, kurallara uyan bir sürücü olduğunuzu söyleyebiliriz! Kişisel olarak ben, haftanın herhangi bir günü ilkokula giden iki çocuğumuzu okula arabayla götürmenize izin veririm.’

Tanrı’ya karşılığınız ne olmalı? Sigorta acentasına şöyle dedim, ‘Bu nazik sözleri hak etmiyorum. Aslında, bu kaydı da hak etmiyorum. Anlatılamaz bir lütuf armağanıydı ve hala öyle.’

Buna benzer bir şeyi Tanrı’ya söylemek uygun olurdu. Şunu da söylerdim, ‘Tanrım, İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğumu kabul ediyorum. Bana İsa aracılığıyla anlatılmaz bir sevgi ve lütuf gösterdin. Teşekkür ederim.’

Kutsal Kitap’ta gerçekten ne olduğunu açıklamak için sigorta şirketiyle yaşadıklarımın hikayesinin sonunu ben uydurdum. Sigorta şirketiyle gerçekten yaşadıklarıma gelince, hikayem, anlattığım gibi sona ermedi. Böyle bitmesini beklemezdiniz, değil mi? Sigorta şirketinin müdürünün kızıyla evlenmedim. Başkan kendi kayıtlarını benimkiyle değiştirmedi. Sigorta acentası kötü sürücü sicilimin temizlediğiyle ilgili müjdeli haberle karşılamadı beni. Ne var ki, hiçbir sigorta şirketi müdürünün yapamayacağı şey, aslında Tanrı için mümkündür. Olağanüstü, değil mi? Müthiş bir şey.

Varlıklı adam ayrıldıktan sonra öğrenciler birbirlerine ne dediler?

“Birbirlerine, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diyorlardı. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Tanrı için değil. Tanrı için her şey mümkündür” dedi.”

26 image9116 salvation offer one way 20 45Ne yaparsanız yapın, lütfen İsa’ya varlıklı adam gibi karşılık vermeyin. İsa adamın kurtuluşunu kendi koşullarına göre kazanmak için bir yol aradığını biliyordu. İsa’nın kendisine özel bir görev ya da iş vereceğini düşünmüş olabilir. Bu iş tamamlandığında Tanrı artık kesin olarak cennette sonsuz yaşamı almaya hak kazandığını söyleyecekti.

Varlıklı adam parasını vermiş olsaydı bile kurtuluşu kazanamazdı. İsa, kurtuluşun bir ya da birçok sevapla kazanılabileceğini söylemiyor. İsa bu adamın en büyük günahının para sevgisi olduğunu biliyordu. Varlıklı adam Tanrı’nın buyruklarına uyduğunu düşünüyordu ama kusursuz olmaktan çok uzaktı. Tanrı’nın Musa’ya verdiği ilk buyruk şuydu: “Benden başka tanrın olmayacak.” (Çıkış 20:3, Eski Antlaşma). İsa sadece adamın asıl tanrısının zenginlik olduğunu belirtiyordu.

Varlıklı adam gibi olmayın. Tanrı’nın cennet vaadini reddetmeyin.

Leave a Comment