Kutsal Kitap Kur’an’la Çeliştiği İçin Güvenilir Değildir, Öyle Değil mi?

 

Öncelikle, inançlarımızın birbirinden çok farklı olduğu konusunda birbirimize karşı dürüst olmalıyız. Benim gibi hem Kutsal Kitap’ı hem de Kuran’ı okuduysanız, bunların birbirinden ne kadar farklı olduğunun farkında olabilirsiniz. Kutsal Kitap, Tevrat, Zebur ve İncil’den oluştuğu için sorunuza İncil’i de kattığınızı varsayıyorum. Yani, ‘Kuran’la çeliştiğine göre İncil de güvenilir değildir’ diye düşünüyorsunuz.     

Bütün Dinler Doğru Olamaz

01 image2972a equal question mark 45Kutsal Yazılarımız birbirinden o kadar farklı ki, her ikisi de doğru olamaz. Nitekim bütün dinler doğru olamaz çünkü hepsinin Tanrı’nın doğası, cennete nasıl gidileceği, kötülüğün varlık sebebi vs. gibi konularda çok farklı görüşleri vardır. Farklı iddiaları vardır ve bunların hepsinin nasıl doğru olabileceğini anlamak zordur. Gülümseyen Buda’yla bir zamanlar çarmıha gerilmiş, fakat şimdi dirilmiş olan Rab İsa Mesih arasında çok fark vardır. Bu nedenle, Kuran’ın İncil’le ve İncil’in Kuran’la çelişmesi bizleri şaşırtmamalıdır.

Bu farkın altını çizmek için iki dinin bağışlama ve sonsuz güvenlik konusunda neler öğrettiğine bakmamız yeterlidir. İki inancı yanyana koyup kıyaslayalım. Bu süreç içinde imanınızı yanlış bir şekilde tanımlıyorsam lütfen beni bağışlayın. Bunu bilerek yapmıyorum. Ayrıca, bilmeniz için söylüyorum, sadece bu iki konu üzerinde duracağım çünkü yüreğinizde cennete gidip gitmeyeceğinizi bilmek istediğinizi biliyorum. Bu yaşamda, kim bir sonraki yaşamda nerede olacağını bilmek istemez ki? Kim bu nihai sorunun yanıtını bilmek istemez ki? Öldüğünüzde gideceğiniz yerin cennet olacağını bilecek kadar Tanrı tarafından nasıl bağışlanacağınızı bilmek isteyeceğinize inanıyorum. Tanrı saklasın, ama bugün ölecek olsanız, cennete gideceğinizden %100 emin olmak istersiniz. Öldüğünüzde gözlerinizi yumduğunuzda, cennetin görkemini ve pırıltısını görmek üzere açılacaklarını bilmek istersiniz. Ben de bunu bilmek istiyordum ve farklı dinlerin inançlarıyla ilgili sorular sorup, okuyup durdum, ta ki soruma tatmin edici bir cevap verene kadar. Bu süreç içinde, daha önce söylediğim gibi Kuran’ı okudum.

İslam’da Doğru Olmak

02 image7309 fear unsure doubt face 45İslam’da Tanrı karşısında doğru olmanın gereği ona iman etmek ve iyi olanı yapmaktır. (Bakara 2:112, 2:277). İman etmeyenler yargılanır. (Al-i İmran 3:10, 3:131). İmanlıları öldürenler yargılanır. (Nisa 4:93). Peki ama yanlış şeyler yapan imanlılara ne olur? Kuran Tanrı’yı “son derece bağışlayıcı” (Al-i İmran 3:31) olarak betimler ve iyilik yapanları sevdiği ve onları bağışlayacağı söylenir. (Al-i İmran 3:148, 152). Tanrı’nın kötülük yapanları sevmediği de söylenir. (Bakara 2:276, 3:57, 7:55). Siz günah işliyor musunuz?  Bütün insanların, inançlarına adanmış olanların bile, Tanrı’ya karşı itaatsizlik ettiğine katılıyor musunuz? O halde, Müslümanlar Tanrı karşında nerede durduklarını nasıl bilebilirler? Bu hayatta, Tanrı’nın kendisini imanı ve iyi işleri için sevdiğini yoksa yaptığı kötü şeyler, kaçırdığı fırsatlar ya da arada sırada yaşadığı kuşkulardan dolayı kendisinden nefret mi ettiğini nasıl bilecek? Bu sorunun yanıtı şu iki ayettedir:

“Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.” (Müminun 23:102-103)

Tanrı’yla Ölümün Bile Bozamayacağı Kişisel Bir İlişki

Fakat bağışlama insanın içten olmasını ve yaptığı yanlış şeyi bir daha tekrar etmemesini gerektirir. (Bakara 2:275, 3:135, 5:95). Allah’ın bağışlamasının bir zaman sınırı da vardır. Yanlışlarını yaptıktan hemen sonra tövbe edenler bağışlanıyor ama ölüme kadar bekleyenler bağışlanmıyor. (Nisa 4:17-18, 39:54). Müslüman olan biri Tanrı’yla barışabilir mi? Bunu söylerken, Müslüman olan kişi Tanrı’yla ölümün bile bozamayacağı kişisel bir ilişkiye sahip olabilir mi demek istiyorum. Bu mümkün olsaydı tabii ki bunu isterdiniz, değil mi? Fakat bunun olmasına engel olacak başlıca iki engel vardır:

03 scales modern look jpg 45I. Birinci soru insanın iyi işlerinin günahlarından daha fazla olmasının mümkün olup olmadığıdır. Unutmayın, günah sadece yapılan şeyler değil, nefret, kibir, şehvet, kıskançlık, vs. gibi düşünceleri de kapsar. Hardal tanesi ağırlığında hatalar bile hesaba katılacaktır. (Enbiya 21:47). Kim, her gün yanlış davranışları, kötü düşünceleri ve iyi şeyler yapmamış olmayı karşılayacak kadar iyi işler yapabildiğini dürüstçe söyleyebilir? Kuran kötülükleri karşılayabilmesi için Tanrı’nın iyi işleri çoğaltacağını söylüyor (Nisa 4:40) ama Tanrı’nın bunu yapmayı isteyebileceği doğruluğa sahip olunup olunmadığı nasıl bilinebilir?  

Cennete Gitmek İçin Ne Kadar İyi Olmak Gerekir?

Cennete gitmek için ne kadar iyi olmak gerekir? Ne kadar iyi, yeteri kadar iyidir? Bilmiyorsunuz. Ayrıca, Kuran Allah’ın nasıl davrandığını şöyle açıklıyor: “Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder.” Yargı Gününde Kuran’da açıklanan Tanrı istediğini yapar.

Bağışlanacaklarını düşünen bazılarının Allah tarafından cezalandırılması mümkündür. Nitekim, Kuran Tanrı’nın kibirlilerden nefret ettiğini söylediğine göre (Nahl 16:23) terazinin aleyhlerine ağır basmasına neden olan kibir ve kendi doğruluğuna güvenme günahları olabilir. Aynı şekilde, Allah, evliliği boyunca eşine sadık kalmamış ve işinde ahlaksızlık yağmış birine cami yapımı için büyük bir miktar bağış yaptığı takdirde cennete girmesine izin verme kararı verebilir. Allah bu insanın hayatına bakıp caminin yapımı için para bağışlamasının kendisini hoşnut ettiğini söyleyebilir. Bu adam cennete gider. Siz bunun tersini söyleyemezsiniz. Siz kimsiniz ki, ne kadar iyinin Allah için yeterli olduğunu söyleyesiniz. Ve sadık olmayan koca konusunda, yeteri kadar iyi olan nedir? 

Daha önce söylediğim gibi, inançlarımızı yanyana koyup kıyaslarken imanınızı yanlış bir şekilde tanımlıyorsam lütfen beni bağışlayın. Bunu bilerek yapmıyorum. 


Tekrar Edilen Suçlar Bağışlanmaz

04 image1148 sin separation guilt 45II. İkinci soru insanın tövbe ettikten sonra aynı suçu tekrar işleyip işlemediğidir çünkü Kuran tekrar edilen suçların bağışlanmadığını açıkça söylüyor. Aramızdan kim belli bir günahı birden fazla tekrarlamadığını iddia edebilir? Samimi bir şekilde tövbe ettikten sonra kim yeniden günah işlemediğini söyleyebilir? Bizler alışkanlık sahibi yaratıklarız, hepimiz öyleyiz. Bir kez belli bir günahı işledikten sonra bunu tekrarlamamız büyük olasılıktır. Çoğunlukla ahlaksal açıdan zayıf olduğumuz alanlarda günah işliyoruz. Her insanın bireysel zayıflıkları ve eğilimli olduğu günahları vardır. Yaşantımız boyunca mücadele etmemiz gereken belli denenmeler vardır. Kim neredeyse kusursuz olduğunu ve yaşamlarında sadece bir kez günah işlediklerini söyleyebilir?

İslam, bu inancı kabul edenlere Tanrı’yla barış umudu verse de bu sadece bir umuttan ibarettir. Asla kesin değildir. Nitekim, çok küçük bir umuttur. Yıllar boyunca Müslüman insanlarla kendilerine sık sık sorduğum, ‘Öldüğünüz zaman cennete gidip gitmeyeceğinizi biliyor musunuz?’ sorusuna hiçbir zaman olumlu, sevinçli bir yanıt alamadım. Yanıtları hep aynı: ‘Allah bilir.’ Sonsuzluktaki kaderlerinin ne olduğunu bilmiyorlar.

Cennet Güvencesi

Hıristiyanlık sizin inancınızla çelişiyor mu? Çelişiyor. Fakat Kuran’ın Kutsal Kitap’la çeliştiğini söylemek daha doğru olacaktır. Kutsal Kitap’ın günahkarlar için müjdesi cennet güvencesine sahip olabilecekleridir. Tanrı’yla barışabileceklerinden emin olabilirler. Tanrı’yla barışanların diğerlerine şu Müjde’yi duyurmaları gerekir:

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.” (2. Korintliler 5:19, İncil)

05 iii pointing arrow2 temp5 45Tanrı’dan gelen bu Müjde İslam’ın yükselişinden yüzlerce yıl önce yayılmaya ve kabul edenlerin yaşamlarını değiştirmeye devam ediyor. İncil’in gerçeği hala yaşamları değiştiriyor! Hala yayılıyor! İncil’den aynı bölümden barıştırmayla ilgili şu ayetleri okuyun: “Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. Bunların hepsi Tanrı’dandır. Tanrı, Mesih aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı ve bize barıştırma görevini verdi. Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanet etti.” (2. Korintliler 5:17-19, İncil)

İnsanlar neden İsa’yı izlediler? Barıştırma sözünü, kendisi Tanrı’yla barışmış birinden duydular. Anne babaları, komşuları ya da arkadaşları olsun, o kişinin yaşamında meydana gelen mucizevi değişimi gördüler. İsa’nın söylediklerine inandılar çünkü iddialarını ikna edici kanıtlarla kanıtladı. İsa sadece Tanrı’ya giden tek yol olduğunu iddia etmekle kalmadı aynı zamanda Tanrı olduğunu da iddia etti. Sonra ölümden dirilerek söylediğinin doğru olduğunu kanıtladı.

Ölümden mi dirildi? Evet, gerçek İsa’nın yaptığı buydu. Çarmıha gerilmesinden önce, çarmıha gerilmesi sırasında ve çarmıha gerildikten üç gün sonra gerçekleşecekler konusunda söylediklerine kulak verin. Gelecekte olanlar konusunda uyarmak ve hazırlamak için öğrencilerine bunu birkaç kez söyledi. İsa şöyle dedi,

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.” (Luka 9: 22, İncil)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.” (Matta 16: 21, İncil)

06 image10710 resurrection explosion 45“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.” (Matta 17: 22-23, İncil)

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.” (Markos 8: 31, İncil)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11,18, İncil)  

İsa’nın ölümden dirilişiyle ilgili, eski tarihteki herhangi bir olaydan çok daha fazla kanıt olduğunu biliyor muydunuz? İnternetteyken bu konuda daha fazla okumak isteyebilirsiniz. 


İyi Olmaya Çalışacaksınız

07 image3675 think wonder life sharper 45Hıristiyanlık İslam’la çelişiyor mu? Çelişiyor. Hıristiyanlık, dünyada insanın günah sorununun derinliğini kabul eden ve buna tatmin edici ve yaşam değiştiren bir çözüm sağlayan tek inanç sistemidir. Tanrı karşında durumlarını düşünmeleri gerekenler sadece ‘çok kötü’ insanlar değildir. Hepimizin bunu düşünmesi gerekiyor çünkü hepimiz yanlış şeyler yaparak Tanrı’nın yetkisini reddettik. Dünyadaki hiçbir din insanın günah ve sonuçlarıyla ilgili sorununa bir çare sunmuyor. Diğer bütün dinler mensuplarına iyi olmaya çalışmalarını söylüyor. Kuşkusuz, iyi olmaya çalışmanın yanlış olan bir yanı yok. Ne var ki, bir kez iyi yerine kötü olanı yaptığımız zaman bunun bedelini ödeyemeyiz. Artık yetkin olan Tanrı’nın huzurunda duramayız. İşte Tanrı sizi ve beni, ilk günah işlediğimiz an böyle görüyordu. O ilk günahtan on yıl sonra, Tanrı’nın kendisiyle barışmak için sunduğu yolunu kabul etmediğimiz sürece, Tanrı’nın gözünde aynı görünüyoruz:

“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)

Tanrı’yla aramızdaki ayrılığı kapatmak için yapmaya çalıştığımız iyi işlere ne demeli?  “Hepimiz murdar olanlara benzedik. Bütün doğru işlerimiz kirli âdet bezi gibi.” (Yeşaya 64:6, Eski Antlaşma) 

Hıristiyanlık dünyanın başlıca dinleri arasında eşsizdir çünkü hiçbir zaman, kutsal ve yetkin Tanrı’nın huzurunda durabilecek  kadar iyi olamayacağımızla ilgili, şok edici gerçeği açıklar. Ne bu yaşamda, ne de bir sonraki yaşamda cennette O’nun huzurunda. Bir kez yalan söylediğimizde, bir kez dedikodu yaptığımızda, bir kez şehvet duyduğumuzda, bir kez aldattığımızda, artık kusursuz olamayız. Peki ya bu günahlarımızı dengelemesi için iyi şeyler yapmak? Kusursuz olmadığımız zamanları dengelemek için kusursuzdan daha fazlası olamayız.  

Cennetin Üzerinde Bir Fiyat Etiketi Yoktur

08 image7325 face unbelief astonish hurt 45Başka dinler, cenneti ya da nirvanayı hak edecek kadar çok iyi şeyler yapabileceğimizi öğretiyor fakat sürekli hata yaptığımız gerçeğini göz ardı ediyorlar. Sanki içimizde bir makina var ve günah pompalıyor ve bu makinayı kapatamıyoruz. Sadece Hıristiyanlık insanın günahlı doğası hakkında gerçeği söylüyor. Önce bize kendimiz hakkındaki kötü haberi veriyor. Ama sonra Tanrı hakkındaki iyi haberi söylüyor. Hıristiyanlık günahlarımızın cezasının İsa’nın çarmıhtaki ölümü aracılığıyla ödendiğini ve bu ödemeyi kabul ederek ve O’na iman ederek bağışlanabileceğimizi söylüyor. Cennete gitmeyi hak etmek zorunda değiliz. Bu sizin için rahatlatıcı bir şey olmalı çünkü bizler içimizde cennete gitmeyi hak edemeyeceğimizi biliyoruz. Hak etmeyi ümit ediyoruz ama hak edemeyeceğimizi biliyoruz. İçimizde gerçekte nasıl olduğumuzla ilgili olarak bazı kişileri bir süre kandırabilsek de Tanrı’yı kandıramayız. Kendimizle ilgili en kötü şeyleri sır gibi saklayabiliriz ama Tanrı’dan sır saklayamayız. Ayrıca, cennetin üzerinde bir fiyat etiketi yoktur. Hak edilemez, satın alınamaz. Hak edemeyiz çünkü bizi seven Tanrı’nın armağanıdır. Hıristiyanlık’ta İsa’nın Tanrı’ya giden tek yol olduğunu öğreniyoruz çünkü ölümü ve dirilişinden gelen bağışlama olmadan kutsal Tanrı’nın huzurunda durmamıza olanak yoktur. 

Hıristiyanlık sadece Hıristiyanlar’ın cennete gitmeyi hak ettiklerini öğretmez. Aksine, kimsenin cennete gitmeyi hak etmediğini öğretir. Neden mi? Çünkü hepimiz hayatta hata yaptık. “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3: 23, İncil)

Cennette Sonsuz Yaşam Armağanı Kime Sunuluyor?

Yaptığımız yanlışlardan tövbe ederek, günahlarımızın bedelini ödemesi için İsa Mesih’in ölümü kabul ederek ve Rab ve Kurtarıcı olarak O’na tapınıp O’nu izleyerek cennete gidebiliriz. Cennette sonsuz yaşam armağanı herkese sunuluyor. Tanrı herkesin bunu almasını öngördü ama kimse hak etmiyor. Tanrı’dan gelen hak edilmeyen bir armağandır. 

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6: 23, İncil)

“O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (1.Timoteos 2: 4, İncil)

09 image9116 salvation offer one way 20 45Hıristiyanlık Kuran’la çelişir mi? Evet, çelişir. Bu güvenilmez olduğu anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır! 1. yüzyılda olduğu kadar 7. yüzyılda da gerçektir. 21. yüzyılda da çok önceden olduğu kadar doğrudur. İsa hala olduğunu iddia ettiği ve kanıtladığı kişidir. “İsa Mesih dün, bugün ve sonsuza dek aynıdır.” (İbraniler 13: 8, İncil). Kurtuluş ancak onun aracılığıyla gelir.

İsa, “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” dedi. “Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” (Yuhanna 14: 6, İncil)

İsa Mesih, gerçekten Tanrı’ya giden tek yol ise, olmadığını iddia etmek hem yanlış hem de tehlikelidir. Birinin ölümcül bir hastalığı varsa, tedaviye ihtiyaçları olmadığını söylemek, suç olurdu, öyle değil mi? Tanrı bize İncil’de kurtuluşu ve cennette bir yeri İsa’yı Kurtarıcımız olarak kabul edip elde edebileceğimizi söylüyorsa, bunu yapmalarına gerek olmadığını söylemek çok daha kötü bir suçtur!


Dar ve Dışlayıcı

10 image5830 way path 45Umarım inançlarımızla ilgili bu karşılaştırma size yardımcı olmuştur. Hıristiyanlık’ın neden bu kadar dar ve dışlayıcı olduğunu merak etmiş olabilirsiniz. Fakat yaşam dar ve gerçek olan pekçok şeyle doludur. Örneğin, uçak pilotunun, uçağı yakın bir kaldırıma değil, havalanında piste indirmesini istiyoruz. Ters tarafı üstüne değil, doğru tarafı üstüne inmesini istiyoruz. Gerçek her zaman dışlayıcıdır. İki artı iki dörttür ve bu tek doğru yanıttır. Diğer bütün yanıtları dışladığı halde, hala tek doğru yanıt budur.

Kutsal Kitap’tan farklı olduğu için Kuran’ın güvenilir olduğunu mu varsayıyorsunuz? Bu varsayımı yapmamalısınız. Söz konusu Kutsal Kitap ve onu savunmak olduğundan ben bunu yapmazdım. Neden biliyor musunuz? Çünkü Kutsal Kitap’ın güvenilirliği Kuran’la yapılan karşılaştırmalardan ayrı olarak kanıtlanabilmelidir. Kuran ne Kutsal Kitap’ın güvenilir olduğunu ispatlayabilir, ne de güvenilir olmadığını kanıtlayabilir.

Hiç bunu düşündünüz mü? “Kuran Tanrı’nın Sözüdür çünkü Kuran’ın metni kusursuz bir şekilde saklanmıştır.” Bir an için bunun üzerinde düşünün. Kuran’ın Tanrı sözü olduğunu varsayıyorsunuz. Büyük olasılıkla İslam’ın en büyük mucizesi olduğunu düşünüyorsunuz. Buna inanma hakkınız var kuşkusuz. Size ve inançlarınıza saygı duyuyorum. Mesele bu değil. Belki de sonunda, kutsal kitaplarımız konusunda anlaşamadığımız konusunda anlaşmamız gerekecek. Sadece söylediğimi yanlış anlamayın. Kuran’a saldırmıyorum!

Bütün dinsel inançlar kitaplarının Tanrı’nın gerçeğini içerdiğine inanırlar değil mi? Siz Kuran’la ilgili olarak buna inanıyorsunuz. Ben Kutsal Kitap’la ilgili olarak bunun gerçek olduğuna inanıyorum. Fakat Tanrı’nın İncil’de bize inançlarımızı dikkatli bir şekilde sınamamız gerektiğini söylediğini biliyor muydunuz? İnançlarımızı başkalarının bize söyledikleri üzerine kurmamalıyız. Kutsal Yazılarımız’a, sadece biri bize söylediği için inanmamalıyız. Bu nedenle Kuran’ı sorguladığımda, sadece Tanrı’nın benden istediği şeyi yaptığımı unutmayın. Kuran’a saldırmıyorum, sadece sınıyorum. Dinleyin: “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.”  (1. Selanikliler 5: 21, İncil)

Hıristiyanlık Bunu Talep Ediyor 

11 image2739 book research sharper 45Kuran’ın gerçekliğini kanıtlamak için dışarıdan kanıt gerekliliğine ihtiyaç duymayabilirsiniz ama ben aksine inanıyorum. Nasıl herhangi birinin herhangi bir şeyi kanıtlamak için kanıt sunması gerekiyorsa, inançlarımızı desteklemek için güvenilir kanıt sunmamız gerektiğine inanıyorum. Hıristiyanlık bunu talep ediyor. İncil insanların çoğunun inandığı şeylerle süreklenmememizi söylüyor. Kalabalıklar her zaman gerçeğin tarafında değil. İsa şu sözleriyle bu gerçeği açıkça ifade etti,

“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.”  (Matta 7:13-14, İncil)

Sırf başkaları doğru olduğunu söylediği için herhangi bir şeye inanmalı mıyız? Hayır. Popüler görüşlerin veya herhangi birinin belli bir dini inanca karşı önyargısı veya küçümsemesinin de bizi sürüklemesine izin vermemeliyiz. Tanrı her şeyi sınamamızı buyuruyor. Bu da, kim inanırsa inansın ve insanlar ne kadar kutsal sayarlarsa saysınlar her şey demek. 

Dinsel inançları sınamak saygısızlık ve doğru düzgün yetiştirilmemek demek değil. Aslında, tam aksi. Tanrı’nın buyruklarını ciddiye aldığımızı gösteriyor. Neden Kuran’ı sorguladığımı görmeniz için bunu anlatıyorum. İnançlarınıza saygı duymadığım için değil. İncil’i de aynı şekilde sorguladım. İncil’i ilk kez okumaya başlar başlamaz, güvenilirliği konusunda kanıtları incelemeye başladım. Neden? Gerçek, özgür araştırmanın dostudur. Gerçekten korkmamıza gerek yok. Başkaları niyetimizi yanlış bir şekilde yargılayabilirler. Bazıları çok fazla soru sorduğumuzu söyleyebilirler. İmanın Tanrı’yı onurlandıran bir şey olduğunu söyleyecekler. Kimsenin Kuran’ı sorgulayamayacağını söyleyecekler. Ben ne öneriyorum? İnandığımız şeyi sorgulamalıyız. Bu kendimize ve Tanrı’ya borçlu olduğumuz bir görev.

Döngüsel Akıl Yürütmenin Ötesine Geçmeliyiz

12 image10712 circle circular arrow 45Hatırlarsanız, şöyle bir soru sormuştum, ‘Hiç bunu düşündünüz mü? “Kuran Tanrı’nın Sözüdür çünkü Kuran’ın metni kusursuz bir şekilde saklanmıştır.’ Döngüsel bir şekilde akıl yürütmenin dışına çıkabiliyorsak, bu bir şeyin geçerliliğini kanıtlama konusunda her zaman iyidir. Eğer sonucunuzda ifade edeceğiniz şeyi önermenizde zaten varsaydıysanız, o zaman, başladığınız yerde bitirdiniz ve hiçbir şey kanıtlamadınız demektir. Döngüsel akıl yürütmedeki sorun bu. Döngüsel akıl yürütme, iddianın geçerliliğini varsayan bir iddianın geçerliliği için kanıt sunmaktır.

Bu şekilde savunma yaparak inancınızı savundunuz mu hiç? İddialarınızın doğru olup olmadığından bahsetmiyorum. İddialarınız doğru olabilir. Ben sadece bunları kanıtlama biçiminizden bahsediyorum.

Örneğin, Mormonlar 1823’te Moroni adında bir meleğin, Mormonluğun kurucusu Joseph Smith’i, içinde altın tabaklar olan gömülü bir kutuya yönelttiğini iddia ederler. Manchester, New York’ta gömülüydü. Sözde melek bu tabakları yüzyıllardır koruyordu. Altın tabaklar Mormon Kitabı adıyla bilinen metinlere tercüme edildi. Joseph Smith çevirisini tamamladığında, sözde altın tabakları meleğe geri verdi. (Bugün nerede bir Mormon tapınağı olsa, en yüksek tapınak kulesinde bu meleği resmeden bir heykel bulunur.) 


13 image10714 mormon gold plates 45

Bunun ne anlama geldiğinin farkında mısınız? Mormonluk İslam’dan sonra gelip onu geçersiz kılıyor. Aynı zamanda Hıristiyanlığı da geçersiz kılıyor. Tanrı’nın daha sonraki bir vahyiydi, diyorlar. İddialarını çürütebilir miyiz? Bakın nasıl akıl yürütüyorlar. Mormon Kitabı yetkisini, Joseph Smith’e mucizevi bir şekilde verilmesinden alıyor. Altın tabaklardaki dil, ‘reforme edilmiş Mısır’ diliydi, dilbilimcilerin veya Mısırologlar’ın bilmediği bir dildi. Ama bu önemli değil. Mormonluğun doğru olmasının nedeni, Mormon Kitabı’nı, Kutsal Yazıları’nı onlara mucizevi bir şekilde veren Joseph Smith’e dayandırabiliyorlar. Sözde, Tanrı onlar adına işliyordu, Joseph Smith’in altın tabakları bulmasını ve Mormon Kitabı’nı İngilizce’ye çevirmesini sağladı.

Joseph Smith çeviriyi bitirdikten sonra tabakları meleğe geri verdiğini söyledi. Bu, benim gibi, kanıtları incelemek isteyenler için bir sorun yaratıyor mu? Evet. Bu tabakların gerçekliği- eğer varoldularsa- fiziksel incelemeyle tespit edilemez. Fakat bu Mormonlar için önemli değil. Altın tabakların var olduğuna inanmaları iman meselesi.

Gerçek bir Peygamberle Sahte bir Peygamber Arasındaki Fark

Joseph Smith Tanrı’nın gerçek bir peygamberi miydi? Bunu saptamak için altın tabaklara ihtiyacımız yok. Kutsal Kitap gerçek ve sahte peygamberleri nasıl ayırt edeceğimizi söylüyor. Tanrı’nın gerçek peygamberi bütün peygamberliklerinde %100 doğrudur. “Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir. “’Bir sözün RAB’den olup olmadığını nasıl bilebiliriz? diye düşünebilirsiniz. Eğer bir peygamber RAB’bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB’den değildir.” (Yasa’nın Tekrarı 18: 20-22, Eski Antlaşma)

Joseph Smith pekçok sahte peygamberlik sözü söyledi. Unutmayın, Tanrı’yı temsil ettiğine ilişkin iddiasını çürütmek için sadece bir tane sahte peygamberlik yeterli. İşte üç tanesi.

14 iii time passes5 temp5 45(1) Smith 1835 İsa’nın sadece 56 yıl sonra yeniden geleceğini iddia etti. (Kilise Tarihi, 2:182). Peki İsa yeryüzüne 1891’de veya öncesinde geri döndü mü? Hayır dönmedi.

(2) Joseph Smith 1832 yılında Independence, Missouri’de (ABD) bir Mormon tapınağı bina edilmesiyle ilgili bir vahiy aldığını iddia etti. Dedi ki, “Bu tapınak bu kuşağa yetişecek. Gerçekten de, Rab’be bir ev kurulmadan ve üzerinde bulut durmadan bu kuşak geçmeyecek…” Bugüne kadar Smith’in büyük bir tapınağın kurulması için kutsadığı bu yer, bakımlı bir çimle örtülü. Nitekim, bu arsa Mormon Kilisesi’ne bile ait değil.

(3) Joseph Smith ‘çok gün geçmeden’ yeryüzünün sarsılıp saklanacağını peygamberlik etti. Dedi ki, “Çünkü pek fazla gün geçmeden yeryüzü sarsılacak ve sarhoş bir adam gibi ileri geri sallanacak ve güneş yüzünü saklayacak ve ışık vermeyi reddedecek; ay kana bulanacak; ve yıldızlar çok kızacak ve incir ağacından düşen incirler gibi kendilerini yere atacaklar.” (Doktrin ve Antlaşmalar, 88:87)  

Hesabını yapalım. Bu peygamberlik 27 Aralık 1832’de verildi. Bu peygamberlik söylendiğinden beri ‘pek fazla gün geçmediğini’ söyleyebilir misiniz? Kuran ve Kutsal Kitap hakkındaki sorunuza bu cevabın 29 Ocak 2010’da yazılmasına kadar 64.649 gün geçmiş. 64.649 gün ‘pek fazla gün’den çok daha fazla değil mi? Joseph Smith’in bu peygamberlikte öngördüğü şeylerin gerçekleşmesine kendi gözleriyle tanıklık edeceğine inandığını varsaymak mantıklı. Tanıklık etti mi? Hayır, 177 yıl sonra bile hala gerçekleşmediler.

Mormonlar genellikle cana yakın, sevecen ve iyi insanlar oldukları halde, Tanrı’nın doğasını, İsa Mesih’in kimliğinive kurtuluşun anlamını çarpıtan sahte bir din tarafından aldatılmışlardır. Mormonlar kapıyı çalıp Mormon Kitabı’ndan bir tane vermek istediklerinde, onlara altı soru sormak istiyorum: 

15 image10716 question mark 451.  Kutsal Kitap’ta, Yargı Günü’nde hepimizin Joseph Smith’un huzuruna çıkmamız gerektiğini söyleyen Mormon öğretişini destekleyen ayetlerini gösterebilir misiniz?
2.  Mormon Kitabı’nda geçen insan ve yer isimlerinin gerçek olduğunu kanıtlayan, Mormon olmayan arkeolojik ve tarihsel kanıtlar gösterebilir misiniz? Örneğin, tarih kitaplarımızda Nefi ve Zarahemia kentlerini nerede bulabiliriz?
3.  Mormon Kitabı İsa’nın Yeruşalim’de doğduğunu söylüyor (Alma 7:10, Mormon Kitabı). Tarih ve Kutsal Kitap Beytlehem’de doğduğunu söylediğine göre bu nasıl doğru olabilir?
4.  Mormon Kitabı, Joseph Smith’in ileri sürdüğü gibi, dünyadaki en doğru kitap ise, orijinal 1830 basımından sonra neden 4000’den fazla değişiklik yapıldı?
5.  Değerli Mormon erkeklerinin ölümden sonraki yaşamda tanrı olacaklarını söylemekle Tanrı’yla çelişiyor olması sizi ilgilendiriyor mu? “Benden önce bir tanrı olmadı, benden sonra da olmayacak.” (Yeşaya 43:10, Eski Antlaşma)

6.  Şayet, sizin öğrettiğiniz gibi Tanrı, bir zamanlar Tanrı olmak üzere ilerleyen bir insan idiyse, şu Kutsal Kitap gerçeğini nasıl açıklıyorsunuz? “Dağlar var olmadan, daha evreni ve dünyayı yaratmadan, Öncesizlikten sonsuzluğa dek Tanrı sensin.” (Mezmur 90:2, Eski Antlaşma)

Fakat tartışmaya başlamadan önce İncil’de dikkat etmeleri gereken bir ayet olduğunu söylüyorum. Artık hangi ayeti kast ettiğimi biliyorsunuz. “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.” (1. Selanikliler 5:21, İncil)


Hiç Tam Olarak Anlayacak Mıyız?

17 riot3xx temp5 45İsa’nın hayatının en şaşırtıcı anı, sıradan bir suçlu gibi asıldığı çarmıhta yaşandı. Bu olay gerçekleşmeden yüzlerce yıl önce bu olayı önceden bildiren peygamberliklerin farkında olmayanlar buna inanmakta zorluk çekiyorlar. Her şeyin kayıp gibi göründüğü bu zayıflık anında peygamberlikler gerçekleşiyordu. Alaycı sözlerin, çarmıhtan önce İsa’ya vurulan kamçı darbeleri gibi çarptığı kalabalık içinde İsa görevini tamamlıyordu. O sırada kalabalığın olanları yanlış anlamış olması önemli değildi.

“İsa’yla birlikte, biri sağında öbürü solunda olmak üzere iki haydudu da çarmıha gerdiler. Oradan geçenler başlarını sallayıp İsa’ya sövüyor, “Hani sen tapınağı yıkıp üç günde yeniden kuracaktın? Çarmıhtan in de kurtar kendini!” diyorlardı. Aynı şekilde başkâhinler ve din bilginleri de O’nunla alay ederek aralarında, “Başkalarını kurtardı, kendini kurtaramıyor” diye konuşuyorlardı. “İsrail’in Kralı Mesih şimdi çarmıhtan insin de görüp iman edelim.” İsa’yla birlikte çarmıha gerilenler de O’na hakaret ettiler.” (Markos 15: 27-32, İncil)

“Kendini kanıtla!” diye haykırdılar. İsa, çarmıhta sözlerin tarif edebileceğinden çok daha büyük bir sevgiyi ifade etti. Tanrı’nın nihai sevgi ve adalet gösterisi olarak sunulan İsa’nın bu eylemi, incelenmeyi gerektiriyor. Bu nedenle, inceliyoruz, sorguluyoruz, bize bu anlatımı veren Kutsal Yazılar’ın güvenilir olup olmadığına karar vermek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Bunu yaptığımız zaman Tanrı’ya karşı saygısızlık mı etmiş oluyoruz? Hayır, sadece Tanrı’nın her şeyi sınamamıza ilişkin isteğini onurlandırıyoruz.

Umarım Neden Her Şeyi Sınadığımı Görüyorsunuzdur

18 image6344 conversation talk 45Bu gerçeğin ışığında Kuran’ı neden sorguladığımı daha iyi anlayacağınızı umuyorum. Ne gibi sonuçlara vardım? Kuran’ın, hatasız olduğu için ilahi olduğuna ilişkin iddianızın kanıtlara dayanmadığına inanıyorum. Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz. Aynı fikirde olmadığımız üzerinde anlaşabiliriz, değil mi? Müslümanlar ne zaman Kurtarıcım’ın çarmıhta ölmediğini ileri sürseler ben böyle karşılık veriyorum. Üzerinde biraz düşünün. İsa’ya inanan biri olarak, ‘İncil değiştirildi’ gibi iddialara nasıl karşılık vermeliyim? Biri kutsal kitaplarımızı sorguladığında siz ve ben nasıl karşılık vermeliyiz? Patlayan bir volkan gibi mi yoksa Tanrı’nın İncil’de bizlere buyurduğu gibi mi? “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.” Tanrı mesajı sınamamızı söylüyor mesajı getiren kişiyi ezmemizi değil!

“Sevgili kardeşlerim, şunu aklınızda tutun: Herkes dinlemekte çabuk, konuşmakta yavaş, öfkelenmekte de yavaş olsun. Çünkü insanın öfkesi Tanrı’nın istediği doğruluğu sağlamaz.” (Yakup 1:19-20, İncil)

Kişisel olarak, biri bu yanlış suçlamalarla beni gücendirdiğinde, hemen bir karar vermem gerekir. Kendimi Tanrı’nın Ruhu’nun denetimi altına mı getireceğim? Eğer bunu yapmamaya karar verirsem kimse benim çevremde olmaktan hoşlanmayacak ve kimse verdiğim cevaptan yararlanmayacak! Seçim her zaman bana ait. İsa’ya inanan biri olarak, Tanrı’nın üzerimde egemen olmasına izin vermenin her zaman doğru karar olduğunu deneyim ettim. Tanrı’nın egemenliği nasıl? Tanrı nasıl biri?  “…Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır.” (1. Korintliler 14: 33, İncil) 

Dediniz ki, “Kuran’ın metni mükemmel bir şekilde korunduğu için Kuran Tanrı’nın Sözü’dür.” Bunun üzerinde biraz düşünmenizi istiyorum. Benim vardığım sonuçlara katılmayabilirsiniz ama en azından Kuran hakkında böyle bir düşüncenin neden yanlış olduğunu düşündüğümün farkında olmalısınız. Böylece kendi kendinize ‘her şeyi sınama’ fırsatınız olacak. Şu iki nedeni dikkatli bir şekilde düşünün:

19 image10717 palm trees arabia 45a)  GERÇEKTE, Kuran’ın metni kusursuz bir şekilde korunmamıştır. Çünkü Kuran’ın bütün sapkın kopyalarının yok edilmesi nedeniyle kimse kesin olarak elimizdeki Kuran’ın Muhammed’in ölümünden hemen sonra derlenenle aynı olduğunu bilemeyiz. Başka hiçbir edebi yapıtın, bu kadar uzun yüzyıllar boyunca bu kadar pak olarak korunmamış olması doğru olsa da, nihai halini alması sırasında başka hiçbir belgenin bu kadar çok tasfiyeye uğramadığı da doğrudur. 

“Muhammed’in yazmanı olan Medineli Zayid-ibn-i Tabit’in önderlik ettiği bir kurul, metnin bütün parçalarını ve hatırlananları biraraya getirdi, parşömen ve kemiklerin üzerine yazılmış ayetleri topladı ve Halife Osman’ın resmi olduğunu ilan ettiği bir metin oluşturdu. Diğerlerinin hepsinin yok edilmesi emri verildi.”  (Thomas W. Lippman, Understanding Islam: An Introduction to the Muslim World [İslam’ı Anlamak: Müslüman Dünyasına Giriş] (New York, NY: A Mentor Book, 1982, 1990 ed., s. 61.)

İslam’ın ilk dönem tarihiyle ilgili bu gözlemime katılmıyor olsanız bile, ikincisine katılmadan edemezsiniz.  

b)  MANTIKSAL OLARAK, Kuran’ın iyi saklanmış olmasının konuyla ilgisi yoktur çünkü saklanma mantıksal olarak bakıldığında esin anlamına gelmiyor. Herhangi bir kitap kusursuz bir şekilde kopyalanıp saklanabilir ama bu Tanrı’dan geldiği anlamına gelmez. O zaman esinlendiğini değil, sadece kusursuz bir şekilde saklandığını söyleyebiliriz. Esinlenmiş olabilir ama bu, saklandığı gerçeğiyle kanıtlanamaz.


Geçerli Olmayan Savunmalar

Ateist bir baba, Katolik bir annenin olduğu bir evde yetiştiğim için ve bütün akrabalarım Katolik olduğu için Katolikler’in inançlarını çok iyi bilirim. Katolikler’in geçerli olmayan savunmalar getirdiklerini görüyorum. 20 image10718 bible defend share 45Ruhsal konularda sohbet etmek için evimize davet ettiğimiz Mormonlar da aynısını yapıyor. Hıristiyanlık ve İslam’ın geçerliliğini ortadan kaldıran Tanrı tarafından verilmiş bir vahiyleri olduğuna inanıyorlar. Onlar da sizin gibi, kutsal kitaplarının geçerliliğini varsayıyorlar çünkü Kutsal Kitap’la çelişmesi güvenilir olmaması anlamına geliyor. Ben de aynı mantığı kullanarak, ‘Kuran güvenilmez çünkü Kutsal Kitap’la çelişiyor’ diyemez miyim? Neden olmasın? Ben neden Kuran’ın güvenilirliğini sınamak için ölçü olarak Kutsal Kitap’ı kullanamıyorum? Tek yaptığım şey Müslümanlar gibi akıl yürütmek.

Önemli Sorular

Kuşkusuz, Kutsal Kitap bozulduysa, İsa’ya atfedilen sözleri ya da O’nun hakkında söylenen herhangi bir şeyi kabul edemeyiz. Fakat, Kutsal Kitap’ın değiştirildiğini iddia eden kimse bunu kanıtlamaya ve üç sorunun yanıtını vermeye hazır olmalıdır. Sadece bunları yanıtlamakla kalmamalı, tarihsel kanıtlarla kanıtlamalıdır; söyledikleri kulaktan dolma ifadelere ya da iyi niyete dayanmamalıdır. İşte sorular:

Kutsal Kitap ne zaman ve neden değiştirildi?
Kim değiştirdi?
Değiştirildiyse, asıl kitap nerede?

Umarım, bütün sorularınız için bu web sitesinde tatmin edici yanıtlar bulabilirsiniz. Kuşkularınızı ortadan kaldırmak ve Kutsal Kitap’ta resmedilen İsa anlatımına güvenecek kadar kanıt bulabilmelisiniz. Kutsal Kitap güvenilirse, o zaman evet, okuduklarınıza güvenebilir ve İsa’yı Kurtarıcınız olarak kabul edebilirsiniz.

Kutsal Kitap güvenilir mi? Evet, güvenilir. Kutsal Kitap’ın asıl elyazmaları kaybolmuştur. Ama, ‘Ben demedim mi?’ ya da ‘Bakın, işte güvenilir olan kitap bizimki’ gibi sözlerle aklınızın bulanmasına izin vermeden Kuran’ın asıl vahyinin elyazmalarının da kayıp ya da yok edilmiş olduğunu unutmayın. Bildiğiniz gibi İslam’ın üçüncü halifesi, Osman, Kuran’ın şu anki halini derlemiş olmakla bilinir. Osman’ın Kuran’ın ‘standart’ biçimini derledikten sonra diğer versiyonları yok etmiş olduğu gerçeği, Kuran’ın farklı metinleri olduğunu gösteriyor. Cevabımda, daha önce bundan bahsettim, ama muhtemelen siz tarihin bu dönemini benin dikkatimi çekmeden çok önce zaten fark etmiştiniz.

21 image10720 sad burdened text 45Kutsal Kitap’ın durumunda ise el yazmaları kaybolmadan kopyalanmıştı. Bu kopyalar son derece doğru ve kesindi. Bunları kopyalayan kişiler Tanrı’ya ve kopyalama görevlerine son derece bağlıydı. Asıl el yazmalarının kopyasını yazarken büyük özen gösterdiler. Bu kopyalama yöntemi o kadar kesindi ki, İncil’in metninin %99.5 saf olduğu kabul edilir. İncil asıl olarak Grekçe yazılmıştı. 6.000 Grekçe kopyada ve başka dillerdeki 21.000 kopyada sadece %1 fark vardır. Bu küçük fark ise ‘yazım hatalarının’ olmadığı metinlere ya da bağlama bakarak kolayca düzeltilebiliyor. Kopyalama hataları sözcük tekrarı, yazım hatası ya da kopya eden kişinin gözünü bir satırdan diğerine geçirirken bir sözcük atlaması gibi nedenlerle oluşabilir. Farklılıklar çok küçüktür. Bu küçük kopyalar Kutsal Kitap’ın doktrin açısından gerçeğini etkilemiyor. İsa Mesih’in sözleri ve yaptıkları olağanüstü ve güvenilir bir şekilde bizlere aktarılmıştır. Lütfen devam etmeden önce bu son cümlenin altını çizin.

Son Derece Doğru

Kutsal Kitap asıllardan şu anki kopyasına yapılan aktarım konsunda son derece doğrudur. Diğer eski yazılarla kıyaslandığında Kutsal Kitap el yazması ve doğruluk açısından çok çok öndedir. Kutsal Kitap güvenilmez denerek bir kenara atılsaydı, Homeros, Plato ve Aristoteles’in de yazılarının bir kenara atılması gerekirdi. Bunların yazıları Kutsal Kitap’tan çok daha az korunabilmiştir.

“Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.” (2. Timoteos 3:16, İncil)

“Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” (2. Petrus 1:20-21, İncil)

Bu Mümkün Değil!

22 image4754mmm 45İncil’de okuduğunuz hiçbir şey insandan kaynaklanmamıştır. İlahidir. Yukarıdaki ayetler insan olan yazarların ne yazacaklarına kendilerinin karar vermediğini söylüyor. Kutsal Yazılar’ı yazarken Kutsal Ruh’un yönetimi altındaydılar. Tanrı sadece İncil’in oluşturulmasını yönlendirmekle kalmadı, aynı zamanda oluştuğundan beri koruyup sakladı. Zaten bu beklenirdi, değil mi? Tanrı’nın Tevrat, Zebur ve İncil’i değil de, sadece Kuran’ı korumasını mı beklerdiniz? Tanrı’nın Kutsal Kitap’ın değiştirilmesine izin verip kendisi hakkında binlerce yıl boyunca yalanlar söylenmesine izin vermesini mi beklerdiniz? Bu mümkün değil! Tanrı’nın Sözünü korumadığını söylemek, Tanrı’nın kendi adını ve onurunu koruyacak kadar önem vermediğini söylemekle aynı şeydir. Gerçek şu ki, Tanrı her zaman kendi Adını ve Sözünü her şeyden çok yüceltmiştir.

Nihai olarak belirleyici olan Kutsal Kitap’ın İsa hakkında ve İsa’nın en büyük ruhsal ihtiyacınızın ne olduğu hakkında söylediklerine inanıp inanmadığınızdır. İnanıyor musunuz?

Leave a Comment