İslam Hıristiyanlık’tan Daha Mantıklı Değil mi?
Müslüman arkadaşlarımla İsa Mesih, Kutsal Kitap vs. hakkında konuştuğumda bazen, ‘Bu mantıklı değil’ diyorlar. Biliyor musunuz, Hıristiyan doktrininde mantıksız olduğu iddia edilen şeylerle ilgili henüz ikna edici bir savunma hiç duymadım. İşte size iki örnek:
Müslüman arkadaşlarım İsa’nın iki doğasının olmasının mantıklı olmadığını söylüyorlar. Öyle değil. Tanrı’nın kendisine insan doğasını katabilmesinin mantıksız olan bir yanı yok. Dünyada anlaşılması en kolay şey olmayabilir ama mantıksız değildir. Tanrı’nın bize kendisiyle ilgili açıkladıklarından, insan yaratılmadan çok önce, Tanrı Oğlu’nun üzerine insan doğasını alacağına karar verildiğini okuyoruz. Neden? İlk melek yaratılmadan önce, dünya yaratılmadan ya da insan henüz biçimlendirilmeden önce İsa’nın günahı bağışlatan büyük Kurban olarak sunulacağı önceden belirlenmişti. Dünyaya ne zaman gönderileceği belirlenmişti. Tam olarak nereye gönderileceği belirlenmişti. İnsanın dünyadaki ilk günahı işlenmeden önce bir Kurtarıcı sağlanmıştı. İnsanın mahvı gerçekleşmeden önce kurtuluş yöntemi belirlenmişti. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü insanın yaptığı hiçbir şey Tanrı’yı şaşırtmaz. Bizden sadece bir adım önde değil, bizden sonsuzluk kadar önde!
İncil’in İsa’nın ilahi doğasıyla ilgili öğrettiklerini yanlış anlamayın. Hiçbir insan, hiçbir peygamber, kimse bu süreci tersine çevirip üzerine ilahi bir doğa alamaz. Ben insanlığıma tanrılığı ekleyemem. Bir trilyon Hıristiyan da İsa’yı Tanrı’ya dönüştüremez. İnsan Tanrı olamaz. İncil bunu öğretmiyor. Bunun nasıl olduğuyla ilgili sırrı gerçekten de anlayamayız ama Tanrı’nın, gücüyle, üzerine insan doğası alması kesinlikle anlaşılabilir. Bunu iki doğayı bir insanda birleştirecek şekilde yapabilir. Tanrı kendisini insan biçimiyle donatamaz mı? Tanrı büyük değil mi? İnsanın büyüklükle ilgili anlayışından daha büyük değil mi? Unutmayın, dünyada anlaşılması en kolay şey olmayabilir ama kesinlikle mantıksız değildir.
“Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi. Her şey O’nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Söz, insan olup aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul’un yüceliğini gördük.” (Yuhanna 1:1-4, 14, İncil)
“Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor.” (Koloseliler 2: 9, İncil)
Oğul, Tanrı yüceliğinin parıltısı, O’nun varlığının öz görünümüdür. Güçlü sözüyle her şeyi devam ettirir.” (İbraniler 1: 3, İncil)
İsa’nın dünyadaki zamanının çoğunda İsa içindeki ilahi görkemi saklamıştır. Ama İsa’yı olduğu gibi görmek istiyorsanız İsa’nın Duyguları adlı kısımdaki yazıları okumanızı tavsiye ederim. İncil’den alınan bu hikayeleri okumadan önce İsa’dan kendisini size göstermesini isteyin. Mutlaka gösterecektir.
NOT: İslam Hıristiyanlık’tan daha mantıklı değil mi?’ sorunuza yanıtımın başında, İsa’dan ‘Tanrı Oğlu’ olarak söz ettim. Umarım web sitemizi incelerken Hıristiyanlar’ın İsa’nın Tanrı’nın fiziksel anlamda Oğlu olduğuna inanmadığını anlamışsınızdır. Tanrı kendine bir eş almaz! Bu, Tanrı’ya küfür olurdu. Bununla birlikte, Hıristiyanlar İsa’nın ruhsal anlamda Tanrı’nın Oğlu olduğuna inanırlar. Örneğin, Araplar ‘çöl çocukları’ olarak bilinirler. Kimse çölün fiziksel anlamda Araplar’ı doğurduğunu düşünmez. Hayır, ‘çölün çocukları’ ifadesi ruhsal anlamda anlaşılmalıdır. Araplar çölün içini dışını tanırlar. Çölle bir olmuşlardır. Bu nedenle, ‘çöl çocukları’ denir. İsa’nın, ‘Mesih’, ‘İnsanoğlu’, ‘Barış Prensi’ gibi ünvanlarının yanı sıra ‘Tanrı Oğlu’ ünvanı da vardır. Bu ünvanı taşıyor çünkü Tanrı’yı derin bir şekilde tanıyor. Nitekim, özünde O’nunla aynıdır.
Yanlış Bir Varsayım
İncil’i okumadıysanız ya da bu web sitesini pek fazla okuma fırsatınız olmadıysa, ‘Tanrı Oğlu’ ifadesi aklınıza tanrıça bir eşi olan bir ilahi varlık ve bu ikisinin bir şekilde çocuk sahibi olması gibi düşünceler getirmiş olabilir. Hıristiyanlar bu ünvanı İsa için kullandıklarında, Hıristiyanlar’ın Tanrı’nın bir başka tanrıyla- tanrıça olan bir eşle- cinsel birlik yaşadığını söyleyerek aslında Tanrı’ya küfrettiklerini düşünebilirsiniz! Bu, kuşkusuz gülünç bir senaryo ve yanlış bir varsayımdır. Kutsal Kitap’ta hiçbir yerde Tanrı’nın oğul sahibi olmak için biriyle ilişkiye girdiğini söylenmez. Hıristiyanlık, Tanrı’nın fiziksel bir eylemle bir oğul sahibi olduğunu da öğretmez. Biri bunu düşünecek olsa bile, bu kesinlikle sapık bir inanç olacaktır! Bununla birlikte, Kutsal Kitap çeşitli yerlerde İsa’dan ‘Tanrı Oğlu’ olarak söz eder. Söylediğim gibi, bu, İsa’nın Tanrı’nın bildiğimiz anlamda soyundan gelen bir oğlu olduğu anlamına gelmez. Hıristiyanlık’ın öğretişlerini araştırdıkça bazı kavramların tarihsel ve Kutsal Kitap bağlamında ne anlama geldiğini sormanız önem kazanacaktır. Umarım bu web sitesi Hıristiyan inancını doğru bir şekilde anlamanıza ve bir gün İsa’yı Kurtarıcınız olarak tanımanıza yardımcı olacaktır.
Özetlemek gerekirse, önce İsa’nın iki doğaya sahip olmasının ilk bakışta mantıksız görünmesine baktık ve üç şey öğrendik:
1) Bu öğretişin mantıksız olan bir yanı yoktur.
2) Bu öğretişin mantıksız değil, anlaşılması zor olduğunu söylemeliyiz.
3) Tanrı’nın Tanrı olmasına izin vermeli ve ikinci bir doğayla donanmanın Tanrı için olanaksız bir şey olduğunu varsaymamalıyız.
Son olarak ‘Tanrı Oğlu’ ünvanının fiziksel oğulluğu değil, ruhsal oğulluğu kast ettiğini öğrendik. Mustafa Kemal sizin fiziksel babanız mı? Hayır, ‘Atatürk’ ünvanı fiziksel anlamda ata olarak anlaşılmamalıdır.
Hıristiyanlık’ın Başka Bir Temel Öğretişi
Hıristiyanlık’ın başka bir temel öğretişine bakalım. Üçlü Birlik’i nasıl anlamalıyız? Müslüman arkadaşlarım bu Hıristiyan kavramının mantıksız olduğunu söylüyorlar. Ama bunu söylemek bu doktrini mantıksız yapmıyor. Mantıksız olduğunu söylemek bunu mantıksız hale getirmiyor. Tanrı’nın kendisiyle ilgili söylediği şeylere inanabilmemiz için bizim tarafımızdan anlaşılır olması mı gerekiyor? Tanrı’yla ve bizlere kendisini açıklamasıyla karşı karşıya geldiğimizde bizim için anlaşılması zor olan şeyler olacağı kesindir, öyle değil mi? İşte, Üçlü Birlik de bu kategoriye giriyor. Fakat Üçlü Birlik doktrini mantığa aykırı değildir. Bir Tanrı’nın üç tanrı olduğunu söylemek, ya da bir insanın üç insan olduğunu söylemek mantıksız olacaktır. Fakat Hıristiyanlık bunu öğretmiyor.
Hıristiyanlar’ın üç tanrıya inandığını duyduysanız, bunun nedeni birinin size Üçlü Birlik doktrinini yanlış bir şekilde tanımlaması ya da açıklamasıdır. Kuran okumanlarımdan – ve ben hem Kuran’ı hem de İncil’i okudum – gördüğüm, sanki Muhammed’in kendisinin de Hıristiyanlar’ın inancını yanlış anladığıdır. Lütfen söylediklerimi yanlış anlamayın, peygamberinizi kesinlikle küçümsemiyorum. Nitekim, keşke yaşasaydı ve tanışma fırsatım olsaydı. Web sitemizin amacı ya da yüreğimin niyeti kimseyi aşağılamak değil. Tek söylemeye çalıştığım keşke biri peygamberiniz yaşarken İncil’i ona okusaydı. Keşke aynı şey babam için de gerçekleşseydi. Babam yanında İncil’in okunmasına her zaman karşı çıkmıştı. Muhammed, İncil’de kayıtlı olan Bakire Meryem’in sözlerini okusaydı tarih farklı olabilir miydi?
“Meryem de şöyle dedi: ‘Canım Rab’bi yüceltir; Ruhum, Kurtarıcım Tanrı sayesinde sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi.’” (Luka 1: 46-48, İncil)
Bakire Meryem kimsenin Tanrısı değildi!
İncil’de Bakire Meryem’in Tanrı’nın hizmetkarı olduğunu görüyoruz. Kendisinin bir günahkar olduğunu kabul etti ve Tanrı’yı Kurtarıcı Tanrısı olarak tanımaktan hoşnuttu. Bakire Meryem kimsenin Tanrısı değildi! Nitekim, Bakire Meryem, size kendisinin Tanrı olmadığını söyleyecek ilk kişidir, üç tanrıdan biri değildir ve kendisine tapınılmaz!
Tanrı’nın İncil’de kendi doğasıyla ilgili açıkladıklarının bilgisi olmadan, O’nunla ilgili yanlış çıkarımlarda bulunuyor olmak mümkün değil mi? Elli parçalık bir yapbozun yirmi sekiz parçası eksikse, bu kadar parça eksikken nasıl bütün resmi görüp hayran olmayı umut edebilirsiniz? Bu mümkün değil. Diyelim ki, ben size kendim hakkında otuz şey söylüyorum ve siz bir nedenle bunların sadece sekiz tanesini işitiyorsunuz, beni doğru bir şekilde tarif edebilir misiniz? Benim hakkımda bilmeniz gereken her şeyi bilir misiniz? Hayır, benim hakkımdaki anlayışınız eksik olacaktır.
Bakire Meryem Hıristiyanlar’ın inandığı üç tanrıdan biri midir? İncil’in bizlere onun hakkında söylediklerini gözardı eder ya da okumazsanız, ‘Evet, ben böyle duydum’ diyebilirsiniz. Peki ama İncil ne diyor? Meryem’in kendisini yüceltmeye çalıştığı ya da kendisini tanrılaştırmaya çalıştığını değil, Tanrı’yı yücelttiğini görüyoruz! Meryem, ilahi Üçlü Birliğin bir parçası mıdır? Söylediklerinden bunu mu çıkartıyoruz? Kesinlikle hayır! Yine, İncil’in ne söylediğine bakalım. Bu kez İsa’dan alıntı yapıyorum:
“Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp O’na, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “En önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rab’dir. Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.’ İkincisi de şudur: ‘Komşunu kendin gibi seveceksin.’ Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.”” (Markos 12: 28-31, İncil)
İsa’ya Göre Tanrı Tektir
Müslüman bir ülkede mi büyüdünüz? Öyleyse, Hıristiyanlar’ın üç ayrı tanrıya inanmadığını kabul etmenin çok zor olacağını biliyorum. Peki İsa bu konuda ne dedi? Tek bir Tanrı vardır. ‘Rab Tanrımız üç Rab’dir’ demedi. Üç tanrı fikrine ben de sizin kadar sert tepki gösterirdim. Küçük kardeşimin üç tanrıya inanan bir tarikata katıldığını duysam ben de çok tepki gösterirdim. Sonra internette bu tarikat hakkında daha fazla okudukça, tarikatın liderinin, Romalılar’ın liderlerini tanrılaştırdıkları gibi tanrılaştırıldığını ve üç tanrılarından biri olduğunu öğrenseydim. En kısa zamanda onu bu tarikattan kurtarmaya çalışırdım.
Ne var ki, Hıristiyanlar Triteizm’e, yani üç tanrı inancına inanmıyorlar. Aksine, Hıristiyanlık bunun tersini öğretiyor! İnsan Tanrı olmadı. Tanrı, ilahi doğasının yanı sıra üzerine insan doğasını aldı. Hıristiyanlar şirkten suçlu değil çünkü biz herhangi bir varlığı Tanrı’ya ‘eş koşmuyoruz.’ Biz, bölünmüş bir ilahi öze, yani üç ayrı tanrıya inanmıyoruz. Hıristiyanlık Tanrı’nın ilahi özünün parçalandığına ve artık çoğul ilahi öz olduğuna inanmıyor. Aksine, Tanrı’nın ilahi özünde ayrılmaz bir fark vardır. Sizin gibi, biz de Tanrı’nın tek olduğuna inanıyoruz fakat bu birlik bileşik bir birlik. Bunun üzerinde biraz düşünün. Tanrı’nın birliği Tanrı’nın varlığını temsil ettiğine göre, bu birliğin karmaşık olmasını beklemeliyiz, öyle değil mi? Tanrı’nın karmaşıklığının ise bizim tarafımızdan anlaşılması olanaksız olduğunu kabul etmeliyiz!
Tanrı’nın Birliğiyle İlgili Karmaşıklık
Tanrı’nın birliğiyle ilgili bu karmaşıklığa ne demeli? Tanrı Oğlu’nun var olmadığı hiçbir zaman olmamıştır. Özü, ezelden beri var olan Baba Tanrı’dan farklı değildir. Aynı şekilde, Tanrılığın bütün niteliklerini taşıyan Kutsal Ruh için de durum aynıdır. Eğer Hıristiyanlar ilahi özün bölünmesine ve bu özün çoğulluğuna inanıyor olsalardı herhangi bir şeyi Tanrı’yla bağdaştırmak suçu, Hıristiyanlar’a karşı haklı bir suçlama olurdu. Fakat, bu görüşler hiçbir zaman Hıristiyanlar tarafından benimsenmemiştir. Hıristiyanlar, ‘Suçsuzuz’ diyebilirler, çünkü herhangi bir şeyi Tanrı’yla bağdaştırmıyoruz. Tanrı her zaman Tanrı olmuştur ve Tanrı Oğlu’nun var olmadığı bir zaman olmamıştır. Aynı şey bütün Üçlü Birlik için geçerlidir. Nitekim, Tanrı Üçlü Birlik olmasaydı Tanrı, Tanrı olmazdı! Neden? Ancak Tanrı bize nasıl biri olduğunu açıklayabilir ve bize kendini bu şekilde göstermiştir.
İncil, ezelden beri üç kişi olarak var olmuş olan tek bir Tanrı’nın varlığını öğretiyor. Bu terimi kullanmak istemiyorum ama ilahi bir gerçekliği ifade edecek sözcüklerin yetersizliği nedeniyle ‘kişi’ sözünü kullanmam gerekiyor. ‘Kişi’ dediğimiz zaman aklımıza bedeni olan kişi geldiği için bu durum biraz kafa karıştırıcı olabilir. ‘Kişi’ sözünü düşündüğünüz zaman zayıf, şişman, güzel bir beden ya da sakat bir beden vs. düşünüyoruz. Hıristiyanlar her biri ayrı bir fiziksel bedene sahip üç tanrıya mı inanıyor? Ne kadar gülünç! Tanrı, fiziksel bedeni olmayan bir ruhsal varlıktır. Üçlü Birlik’in ilahi kişileri birbirinden farklıdır ama ayrı değildir. Biri diğerinin parmaklarına dokunamaz. Ruh varlık olan Tanrı’nın parmakları yoktur. Üçlü Birlik’in kişileri fiziksel olarak ayrı kişiler değildir. Aksine, ortak olarak bir doğaya, akla, iradeye ve başlangıcı olmayan tek bir yaşama sahiptirler.
Benim Dünyamı, Düşlerimi Veya Ruhsal Yapımı Anlamazlar
Dediğim gibi, ‘kişi’ sözü yetersiz kalıyor. Üçlü Birlik’in ‘kişileri’ ayrılamaz. Bir kişiyi buraya, bir kişiyi şuraya, üçüncü kişiyi başka bir yere koyamayız. Üçlü Birlik’in kişileri birbiri içinde, birbiri aracılığıyla ve birbiri üzerinde vardır. Birinci tanrının şunu yapmaya karar verdiği, üçüncü tanrının ise başka bir şeye karar verdiği üç tanrı yoktur. Aslında, insan dili Tanrı’yı betimlemekte yetersiz kalıyor, öyle değil mi? Her gün yanından geçtiğim karınca tepesindeki karıncaların beni betimlemeye çalışmaları gibi bir şeydir. Karıncalar kuşaklar boyunca benim hakkımdaki bütün anlayışlarını toplasalar yine de boşuna olacaktır. Benim dünyamı, özlemlerimi, düşlerimi, geçmişimi ve fiziksel ve ruhsal yapımı nasıl anlayabilirler? Söyleyebilecekleri her şey korkunç bir şekilde yetersiz kalacaktır.
Tanrı’nın eşsiz olduğunu ve kimseye benzemediğini söylediğimde eminim bana katılacaksınız. Sorun O’nu yaratılmış olan şeylerle kıyasladığımız zaman ortaya çıkıyor. Sonra, varlığının Üçlü Birlik kısmını betimlemeye çalıştığımızda sorun daha da büyüyor. Üçlü Birlik’in ‘kişileri’ yaratılmış değildir, bu nedenle sorunun kaynağı bu değildir. Sorun, Tanrı’yı betimlemek için insan dilinin zayıflıklarını ve sınırlı oluşunu kullanmak zorunda olmamızdır.
Yanlış Anlamamak İçin
İslam’ın % 99,9’unun Üçlü Birliğe karşı çıkmasının nedeninin, mantıklı savunmalar nedeniyle değil, Üçlü Birlikle ilgili yanlış bir anlayışa sahip olmasından kaynaklandığından eminim. Hıristiyanlık’ı yanlış anlamamak için neye inanmalısınız?
1) Üçlü Birlik’in Tanrı, Meryem ve İsa olmadığına inanmalısınız.
2) Hıristiyanlar’ın üç ayrı tanrıya inanmadığına inanmalısınız.
3) Hıristiyanlar’ın Romalılar ve tanrılaştırılmış liderleri gibi putperest inanışlara sahip olmadıklarına inanmalısınız.
4) Tanrı’nın birliği ve eşsizliğiyle ilgili Kutsal Kitap pozisyonumuza ve Hıristiyanlık’ın kuvvetli bir tektanrılı inanç olduğuna inanmalısınız.
5) Hıristiyanlık’ın Tanrılığın bölünmüş olduğuna ilişkin fikirleri reddettiğine inanmalısınız. Üç hipotez? Evet. Üç tanrı? Hayır. Üç öz? Hayır, bir öz.
Keşke Yaşasaydı Ve Tanışma Fırsatım Olsaydı
Muhammed Üçlü Birlik kavramını algıladığı şekilde mi reddetti? Evet ve Hıristiyanların, Muhammed’in Üçlü Birlik anlayışına inanmaları istenseydi, onlar da bunu reddederlerdi. Bu nedenle, Muhammed keşke İncil’i okumuş olsaydı dedim. Muhammed, İncil’in Tanrı’nın doğası hakkında öğrettiklerini bilseydi Hıristiyanlar’a karşı yaptığı suçlamaları yapmazdı. Örneğin, Bakire Meryem’in inandığımız tanrılardan biri olduğunu söylemezdi. Kimseyi Hıristiyanlar’ın üç tanrıya inandığını düşünmeye yöneltmezdi. Neden mi? Çünkü yanlış bir suçlama yapacağını bilirdi.
Bu nedenle, Hıristiyanlık hakkında inandıklarınızın ne kadarının doğru olduğunu merak ediyorum? Acaba, Hıristiyanlar’ın inançlarında mantıksız olduğuna inandığınız şeyleri mi reddettiniz, oysa Hıristiyanlar bunlara inanmıyor. Örneğin, daha önce söylediğim gibi Üçlü Birlik doktrini mantığa aykırı değildir. Bir Tanrı’nın üç tanrı olduğunu ya da bir kişinin üç kişi olduğunu söylemek mantıksız olurdu. Ama Hıristiyanlık bunu öğretmiyor.
Hıristiyanlık’ın öğretişlerinin mantıksız olduğunu düşündüyseniz bunu düşünmenizin iki nedeni olabilir. Birincisi, Hıristiyanlık inancı konusunda yanlış bilgilendirilmiş olabilirsiniz ve gerçek Hıristiyanlar’ın reddettiği bir şeyi reddediyorsunuz. Ya da ikincisi, Tanrı’nın kendisiyle ilgili vahyini anlayamamanızı mantıkla karıştırıyorsunuz. Anlayışımızın ötesinde olan şeye ‘mantıksız’ diyemeyiz ki! Üçlü Birlikle, Tanrı Oğlu ya da Kutsal Kitap’la görüş birliğinde olan başka konularla ilgili gerçek yanıtlar vardır. Bunlar kafanızı karıştırsa da, bunları reddetmeyi seçseniz de bu böyledir. Sadece anlayamadığımız için Üçlü Birlik gerçeğini ya da İsa’nın insan ve ilahi doğasını reddetmemiz gerekmez.
Elektrik Kavramını Anlamak Kolay Mı?
İşte size bir örnek, ben kişisel olarak elektrik kavramını anlamıyorum. Bir kablodan geçen küçücük şeylerin nasıl tavanımdaki lambayı aydınlattığını ya da bilgisayarımı açtığını anlayamıyorum. Anlamasam da, gerçeğini kabul ediyorum ve seve seve bundan yararlanıyorum. Bu akşam çalışma odama girip kendi kendime, ‘Lambayı açmayacağım çünkü elektrik kavramını anlamıyorum’ demedim. Şu anda, sorunuza yanıtımı elimle ve büyük bir mumun aydınlattığı bir odada yazmıyorum. Ben nasıl böyle çalıştıklarını anlamasam da, tavan lambası da bilgisayarım da olması gerektiği gibi çalışıyor.
Hıristiyanlık mantıklı mı? Mantık, savları akılcılıkları açısından bakmaktır. Mantık sadece neyin mümkün olduğunu ve neyin mümkün olmadığını gösterir. Örneğin, mantıken kare dairenin mümkün olmadığını biliyoruz. Bugün Pazartesi ise, Perşembe olamayacağını biliyoruz. Mantıktan hareket ederek üç tanrının bir Tanrı olamayacağını biliyoruz. Üçlü Birliğin matematiği 1 + 1 + 1 = 1 değil, 1 x 1 x 1 = 1’dir. Önceki mümkün değildir. İkincisi mantıklı.
Bu web sitesinde Tanrı’nın doğasıyla ilgili başka yazılar da bulacaksınız. Lütfen onları da okuyun. Hıristiyanlık’la ilgili olarak mantıksız olduğunu söylediğiniz şeylerin aslında Hıristiyanlar’ın gerçekten inandığı bir şey olup olmadığından emin olun. Hıristiyanlık’la ilgili bilgilerinizin doğru olup olmadığını merak ediyorsanız bunu anlamanın en iyi yolu İncil’i kendi başınıza okumanızdır. Baştan sona kadar okuyun ve okuduklarınızı Hıristiyan inancıyla ilgili öğretilenlerle kıyaslayın. Benim tahminim Hıristiyanlık’la ilgili pekçok yanlış bilgiye sahip olduğunuzu fark edecek olmanızdır. Fakat, aynı zamanda yüreğinize büyük sevinç verecek pekçok ayet ve bölümle karşılaşacaksınız.