Kötülüğü Tanrı mı Yarattı?

01 awe1  45

Bu soruyu pek çok kişi soruyor. Dünyamız köken sorununa büyük önem veriyor. Her şeyin nasıl oluştuğunu merak ediyoruz, ister fiziksel evren, ister ruhsal evren olsun nasıl oluştuklarını merak ediyoruz. Kökenlerle ilgili gerçeği bilmek için Kutsal Kitap’taki ilk kitaba bakmalıyız. Tanrı kökenin hikâyesini Yaratılış kitabında anlatmıştır.

Yaratılış 1. ve 2. bölümlerde bildiğimiz fiziksel evrenin başlangıcı anlatılır. Yaratılış 3. bölümde kötülüğün kökenini görüyoruz. Tanrı’nın yaratma işini tamamladığında yaptıklarına bakıp ne söylediğini görüyoruz: “Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.” (Yaratılış 1:31, Eski Antlaşma)

Tanrı’nın gördüğü ‘iyi’ miydi? Hayır, ‘çok iyi’ydi. Yetkin bir Tanrı yetkin bir evren yaratmıştı. Bu, o zamandı. Bugün yetkinlikten çok uzak bir dünyada yaşıyoruz ve bunun bir nedeni var. Yaratılış 3. bölümü okuduğumuzda dramatik bir sahne görüyoruz. Bunu ayet ayet okuyalım çünkü burada gerçekleşenler dünyanın neden artık kusursuz olmadığını ve bugün neden böyle olduğunu anlatıyor.

“RAB Tanrı’nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, ‘Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?’ diye sordu. Kadın, ‘Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz’ diye yanıtladı. ‘Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz’ dedi.’ Yılan, ‘Kesinlikle ölmezsiniz’ dedi. ‘Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.’ Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.” (Yaratılış 3:1-7, Eski Antlaşma)

İnsanlığın Durumu

02 god so love the world1 45Bu okuduklarımıza dayanarak, insanlığın durumu konusunda doğru bir teşhiste bulunabiliriz. Evrenin Yaratıcısı olan Tanrı iyidir yani tamamıyla iyidir. Tanrı kendisini bize bu şekilde açıkladı ve ancak Tanrı, Tanrı’yı tanımlayabilir. Yaratılışın kaynağı Tanrı olduğu için yaratılışın tümü iyiydi. Yaratılışın iyiliği Tanrı’nın doğasındaki iyiliğin yansımasıydı.

Tanrı kötülüğü yaratmamıştır. Bu konu hakkında web sitemizde yer alan başka sorulara verdiğim yanıtlarda da okuyabilirsiniz. Bu konuda daha fazla bilgi için şu soruların yanıtlarını okuyabilirsiniz Cehennem Gerçekten Var Mi?, İsa Cennet’e Giden Tek Yol Mudur?, Kutsal Kitap Ölüm Hakkında Ne Söylüyor?, Neden Birçok İnsan Ölmeden Önce Büyük Acı Çeker? ve Kutsal Kitap Dedikodu Hakkında Ne Söylüyor? Buradaki ve bu beş soruya verdiğim kapsamlı yanıtlar üzerinde düşündüğünüzde Tanrı’nın kötülüğü yaratmadığı sonucuna varacağınıza inanıyorum.

Tanrı kötülüğü yarattıysa, Tanrı hem iyi hem de kötü olmalıdır. Ve Tanrı hem iyi hem de kötüyse nihai olarak iyiliğin kazanacağıyla ilgili umudumuz olmazdı. Oysa Kutsal Kitap böyle bir umudu vaat ediyor. Tanrı’nın kendisi kötü olsaydı, kötülük üzerinde zafer kazanmazdı ve bunun sonucunda nihai olarak iyilik kazanamazdı. Tanrı kötülüğün kaynağı olsaydı, kendisinin de kötü olması gerekirdi. Eğer Tanrı kötü olsaydı insanın eski gönencine kavuşması ve kötülüğe tutsaklığı konusunda bir dayanak olmazdı. Nasıl mı? Tanrı’nın doğasında kötülük olsaydı Tanrı bizleri kötülükten kurtaramazdı.

Yanıtımdaki Kutsal Kitap ayetini okuduğunuzda bunu düşündünüz mü bilmiyorum ama yaratılışın ilk konumundaki iyiliği Tanrı’nın iyiliğini koruyor. Tanrı yarattığı her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Bu nedenle, kötülük varsa, kaynağı Tanrı dışında bir şey olmalıdır. Ancak kötülüğün kaynağı Tanrı dışında bir şey olduğu takdirde Tanrı kötülüğü yenebilir. Kötülüğün kaynağı Tanrı dışında bir şey olduğu takdirde ancak Tanrı günahkârları kötülükten kurtarabilir.

Tanrı, kötülüğü, bozulmayı ya da ölümü yaratmamıştır. Eğer O yaratmış olsaydı bakıp değerlendirdiği yaratılış iyi olmazdı. Tanrı yarattığında evren kusursuzdu. Bozulma ve ölüm kötülüğün kanıtıdır bu da Tanrı’nın kötü olduğu anlamına gelir. Tanrı kötü olmadığına göre soru şudur:

Kötülük Nereden Gelmiştir?

03 evil119 45Herkes dünyada kötülüğün olduğunu kabul ediyor. Fakat herkes, hepimizin devamlı olarak yüreğimizden kötü düşünce ve fikirler pompaladığımızı kabul etmiyor. Birbirimize karşı dürüst olsaydık bu pompalamayı nasıl durdurabileceğimiz hakkında hiçbir fikrimiz olmadığını kabul ederdik. Buna karşın, herkes kötü olduğunu kabul etmiyor. Başkalarının kötü olduğunu söylüyoruz ve dünyada kötülüğün olduğunu kabul ediyoruz. Fakat kötülüğün nereden geldiğine ilişkin soruya verecek yanıtımız yok. Kötülük hakkında düşünen tek insanlar siz ve ben değiliz. Kötülük sorunu insanlığın en büyük zihinlerini meşgul etmiştir.

Albert Einstein’ın sahip olduğundan daha büyük bir zihinsel kapasiteye sahip pek fazla insan gelmemiştir dünyaya. Einstein, sadece son yüzyılda yaşamış en büyük bilim adamı değil, aynı zamanda modern tarihte tanınan en büyük entelektüeldir. Fakat ne kadar büyük bir bilim adamı ve dahi olsa da, Tanrı’ya kişisel olarak iman etmekten onu alıkoyan şey Tanrı’nın dünyayı yaratıp yaratmadığı sorusu değildi. Einstein için basit mantığı, neden sonuç ilişkisini anlamak zor değildi. Evrenin bir sonuç olduğunu görüyordu, bu nedenle bir nedeni olması gerektiğini düşünebiliyordu. Evrenin tasarlandığını görüyordu. Bu nedenle, bir Tasarımcısı olmalıydı. Düzenli olduğunu görüyordu. Bu nedenle, kökeni düzeni olan bir düşünceden kaynaklanmalıydı. Bu nedenle Einstein evrenin arkasında bir akıl, düşünce olması gerektiği sonucuna vardı. Maddenin uzayda, bir gün rastlantısal bir şekilde şu an var olan evreni biçimlendirecek şekli alana kadar birbirine vurarak dönüp durduğunu kabul etmiyordu. Tek söylediği şuydu, ‘Evren bütün insan aklının ötesinde üstün bir aklın olduğunu gösteriyor.’


04 image6117 death grief sorrow 45Hayır, Einstein Tanrı’nın yaratıcı olması konusuna takılmamıştı. Einstein’ın zorlandığı konu yaratılış doktrininden çok daha zor bir şeydi. Kötülük ve acı sorunuydu. Bir tasarımcı olması gerektiğini biliyordu ama bu tasarımcının karakteri onu üzüyordu. Tanrı, iyi olup da nasıl insanlara korkunç şeyler olmasına izin verebilirdi? Einstein kötülük ve acı sorununu iyi bir Tanrı’yla bağdaştıramıyordu ve bu nedenle Kutsal Kitap’ın Tanrısı’ndan döndü. Yahudi olarak inanmak üzere yetiştirildiği Tanrı’yı reddetti.

Siz Karmaşık Bir Makinesiniz!

Einstein deterministti. ‘Determinist’ olması yanılmasına yol açtı. Determinist olan kişi doğadaki her olayın, dolayısıyla insanın tüm faaliyet ve davranışlarının, kendi iradesi dışında bazı faktörlere bağlı olduğunu düşünür. Yani, insanları karmaşık birer makine olarak görüyordu. Doğal ve karşı konulamaz güçler tarafından programlandıkları şeyleri yaptıklarını düşünüyordu. Bu konuda hatalıydı ama Einstein insanların ‘kurmalı’ oyuncaklar gibi olduğunu düşünüyordu. Kuruyorsunuz ve yapmaları gereken şeyleri yapıyorlar. ‘Bu böyleyse,’ diye düşündü, ‘ahlak diye bir şey olamaz. Doğru ya da yanlış diye bir şey olamaz. Günah diye bir şey olamaz. Suç diye bir şey olamaz. İnsanların davranışları önceden belirlendiyse, insan sadece kurulmuş bir oyuncaksa, kozmik bir aklın tasarladığı şeyi yapıyorsa, yaptıkları nedeniyle Tanrı karşısında sorumlu olamaz.’

Einstein şöyle demişti, “Taş biri tarafından atıldığı zaman ne kadar sorumluysa insan da yaptıklarından sorumlu olabilir.” Sorumlu kim? Einstein, Tanrı’nın sorumlu olduğu sonucuna vardı. “Ama eğer Tanrı sorumluysa, iyi bir Tanrı olamaz ya da kötülüğün sorumlusudur. Ve eğer Tanrı sorumluysa, Yahudiliğin Tanrısı ya da Hıristiyanlığın Tanrısı bize hem iyi şeyler hem de kötü şeyler yaptırır. Eğer Tanrı böyle olsaydı sürekli olarak kendisini kötü olarak yargılıyor olurdu.”

05 image4751 einstein 45Einstein Tanrı’nın hem iyi hem de kötü olmasını kabul edemiyordu. Bu nedenle kişisel bir Tanrı olduğu düşüncesini tamamıyla reddetti. Yahudiliğin, Hıristiyanlığın yani Kutsal Kitap’ın Tanrısı’nı reddetti. Tanrı’nın, kişisel olmayan, kozmik bir akıl, dünyaya sahip olduğu şekli veren akılcı bir güç olduğu sonucuna vardır. Einstein’ın insanların sadece robot olduğuna ilişkin düşüncesi, bu robotları kişisel olmayan akılcı bir aklın yaratmış olduğu düşüncesine dayanıyordu. Einstein, Tanrı’nın kişisel bir doğası olan, kişisel bir Tanrı olamayacağını düşünüyordu.

Maalesef, Einstein yanılmıştı. Tanrı hakkında yanılmıştı. Tanrı, kötülük için sorumlu olmayan kişisel bir Tanrı’dır. Einstein’ın sorunu, kendi Kutsal Yazıları’na, Yahudiliğin Kutsal Yazıları’na inanmıyor oluşuydu. Belki de o kadar bilge değildi.

Birkaç Seçeneğiniz Var

Peki ya siz? Söz konusu kötülüğün kökeni olduğunda birkaç seçeneğiniz var. Daha fazlası olabilir ama aşağıda en yaygın olanları yazıyorum:

1) Einstein’ın seçeneğini alıp kozmik, kişisel olmayan ve tanınıp bilinmesi mümkün olmayan, bir Tanrı’ya inanabilirsiniz. Kişiliği olmayan ve bizimle bağlantı kurma kapasitesi olmayan akılcı bir güçtür. Bu güç evrendeki her şeyin kaynağıdır.

2) Tanrı’nın var olmadığı görüşünü benimseyebilirsiniz. Böyle bir gücün, akılcı bir düşüncenin olmadığı, hiçbir şeyin olmadığına ilişkin entelektüel ateistin görüşünü benimseyebilirsiniz. Gerçek kendi kendisini yaratmıştır. Tanrı olmadığı için kötülük de iyilik de yoktur. İyiliğin ve kötülüğün insanların yarattığı öznel belirlemeler olduğunu söyleyebilirsiniz. Gerçekten iyilik ve kötülük yoktur.

06 image7900 choice 453) Acı, kötülük ve ölümün aslında var olmadığı görüşüne inanabilirsiniz. Tanrı iyidir ve bu nedenle her şey iyidir. İnsan sadece bunların iyi olmadığını düşünür. Yani, kötülük, acı ve ölüm sadece birer yanılsamadır. Gülmeyin. Buna inanan yakın arkadaşlarım var.

4) Tanrı’nın iyilik ve kötülüğün ötesinde biri olduğu düşüncesine inanabilirsiniz. Tanrı bu dünyanın ötesindedir ve insanların kavramlarıyla tanımlanamaz. Bu görüş Einstein’ın bakış açısına yakındır. Tanrı bu dünyanın işlerine karışmaz. Bütün oyuncakları kuran ve çevrede hareket etmeleri için bırakan Tanrı’dır ama olanlardan etkilenmez ve bunlara karşı kayıtsızdır.

5) Tanrı’nın sınırlı bir gücü olduğuna ilişkin yayılmakta olan görüşü benimseyebilirsiniz. Bu dünyada hızla yayılmakta olan yeni bir teolojidir. Buna, ‘süreç teolojisi’ diyorlar. Bu düşünceye göre Tanrı bir süreç içindedir. Tanrı da tıpkı bizim gibi varmak istediği yere gitmeye çalışmaktadır. Kötü şeyler olur çünkü Tanrı bunları durduramaz. Tanrı bu sorun üzerinde çalışmaktadır ama henüz çözememiştir. Ayrıca Tanrı, henüz olmak istediği şey olamamıştır. Bu düşünceyi popüler hale getiren kitap, ‘İyi İnsanların Başına Kötü Şeyler Geldiğinde’ Yahudi bir din öğretmenitarafından yazılmıştır.


Kötülüğü Tanrı Mı Yaratmıştır?

07 image5002 god 45Dediğim gibi, insan görünüşte kökeni konusuyla ilgilense de aslında kötülük sorunuyla ilgilenir. ‘Kötülüğü Tanrı mı yaratmıştır?’ diye sordunuz. Basit olarak söylemek gerekirse, Tanrı kötülükten sorumlu değildir. Yarattıkları sorumludur. Tanrı’nın iyiliği ve paklığı Kutsal Kitap boyunca doğrulanır:

“Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin.” (Habakkuk 1:13, Eski Antlaşma)

“Çünkü sen kötülükten hoşlanan Tanrı değilsin. Kötülük senin yanında barınmaz.” (Mezmur 5:4, Eski Antlaşma)

“Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısı’dır.” (1.Korintliler 14:33, İncil)

“Tanrı ışıktır. O’nda hiç karanlık yoktur.” (1.Yuhanna 1:5, İncil)

“Ayartılan kişi, “Tanrı beni ayartıyor” demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi kendisi de kimseyi ayartmaz.” (Yakup 1:13, İncil)

Kötülüğün ve günahın kaynağı Tanrı dışındadır. Tanrı melekleri ve insanları yarattığında onlara akıl, mantık ve seçim yapma becerisi vermiştir. Bu sözleri bilerek bu sıraya koydum. Akıl insanlara anlama yetisini veriyordu. Mantık ise bu anlayışı işletmeleri yetisini,seçim ise ne anladıklarına bağlı olarak nasıl davranacaklarını belirleme özgürlüğünü sağlıyordu. Yine, bu sözleri aklınızda bu sırada tutun. Melekler ve insanlar bildikleri ve bildiklerini işletme becerileriyle seçim yapabileceklerdi. İster melek, ister insan olsun, hem Tanrı’nın sözünü dinleme hem de dinlememe seçimine sahiplerdi.

Kötülük Nedir?

08 image10663 weigh scale 45Tanrı’nın sözünü dinlememek kötülüğü başlatmaktı. Kötülük, bir şeyin varlığı değildir. Kötülük doğruluğun olmamasıdır. Kötülüğü yaratamazsınız çünkü kötülük yaratılmış bir varlık değildir. Bir elinize nefis bir çilekli tart, diğer elinize de ‘kötülüğü’ alamazsınız. Bir kavanoz ‘kötülük’ alamazsınız. Kötülük eksidir. Yetkinliğin yokluğudur. Kutsallığın yokluğudur. İyiliğin yokluğudur. Doğruluğun yokluğudur. Dahası, Tanrı’nın yokluğudur.

Tanrı, meleklere ve insanlara seçim özgürlüğü verdiğinde buna izin verdi. Tanrı, bizleri robot olarak tasarlamak yerine, seçme yeteneğine sahip olacak şekilde yaratmıştır. Kötülük ilk önce melekler arasında gerçekleşti. Sonra kötülüğü Aden Bahçesi’nde görüyoruz. Fakat kötülüğün yaratılmış bir şey olmadığını unutmayın. Kötülük bir madde değildir. Kötülük bir varlık değildir. Kötülük bir güç değildir. Kötülük havada uçan bir ruh değildir. Kötülük ahlaksal yetkinliğin eksikliğidir. Tanrı kesin bir yetkinlik yaratmıştır. Bunun eksik olduğu yerde, günah vardır. Tanrı ya da Tanrı’nın yarattığı herhangi bir şeyde kötülük bulamazsınız. Tanrı’nın yarattıkları ahlaksal yetkinliğin ilahi ölçüsünden eksik kaldıklarında kötülük olur. Bunu İncil’de okuyoruz:

“Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalıları 3:23)

Sizler ve ben kendi irademizle günah işleme kararı verdik. Doğduğumuzdan beri yanlış olduğunu bildiğimiz binlerce karar verdik. Bunun için kimi suçlayabiliriz? Tanrı’nın yazdığı Kutsal Yazılar her günah için suç ve sorumluluğu, Tanrı’ya değil, yaratılmış olanlara yükler. Kötülük, ahlaksal yetkinlik karşılanmadığı zaman kötülük oluşur. Akıl, mantık ve seçime bağlı olarak günahkâr şeyler yapıyoruz. Bir sonraki sorunuzun ne olacağını şimdiden biliyorum:

Tanrı Neden Günahın Dünyaya Girmesine İzin Verdi?

09 rename 270 45Size, bu konuda ancak tahmin yürütebileceğimi söylemekten utanmıyorum. Kesin olarak bilmiyorum. Tanrı, Kutsal Kitap’ta bize pek çok şey açıkladığı halde, hala sadece O’nun bildiği pek çok şey vardır. Yaşam ve Tanrı hakkında bizim ölümlü akıllarımızın anlayamadığı şeyler vardır. Bunların nedeni bizim anlayışımızın ötesindedir. Tanrı bizlere bizi sevdiğini ve bizleri bu yaşamdan cennete gitmemiz için bir yol hazırladığını bilebileceğimiz kadarını açıklamıştır. Cennet güvencesinin yaşamınızın en büyük hazinesi olduğunu ümit ediyorum. Cennete gidip gitmeyeceğinizi biliyor musunuz? Ben biliyorum, siz de bilebilirsiniz. Bunun bizim kendi iyiliğimizle hiçbir ilgisi yoktur. Tamamıyla Tanrı’nın iyiliğiyle ilgilidir. Fakat benim bilebileceğim şeylerin ötesindeki şeyleri düşündüğümde, aklıma sık sık Tevrat’taki şu ayet gelir:

“Gizlilik Tanrımız RAB’be özgüdür.” (Yasa’nın Tekrarı 29:29, Eski Antlaşma)


Tanrı’nın dünyamıza kötülüğün girmesine neden izin verdiğiyle ilgili olarak inandığım iki nedeni sizlerle paylaşmak istiyorum AMA hiçbirimizin Tanrı hakkında sınırsız bilgi sahibi olmadığımızı unutmayalım.

10 27 700x480full 451) Tanrı günahın bu dünyaya girme olasılığına izin verdiyse, insanın buna tutsak olmaması, bundan kurtulması için bir yol bulması gerekti. Tanrı neden günaha umutsuz bir şekilde tutsak olmamıza karşılık versin ki? Başka türlü görmemizin mümkün olmadığı özelliklerini görebilmemiz için. Örneğin, günahkârlar olmasaydı Tanrı nasıl bağışlayan biri olduğunu gösterebilirdi? Merhamete ihtiyaç duymayan insanlar yoksa Tanrı nasıl merhametli olduğunu gösterebilir? Tanrı’nın dünyaya günahın girme olasılığına izin vermiş olmasının nedeni görkemli doğasının niteliklerini göstermek ve bunları sonsuzluk boyunca göstermeye devam etmesi olabilir mi? Tanrı insanlığa böyle bir sevgi göstermek istediyse, yani kendisinden nefret edenleri kucaklayan bir sevgisi olduğunu göstermesi, düşmanları olmasaydı nasıl mümkün olabilirdi? Tanrı, lütuf, merhamet, bağışlama ve sevgisini göstermek için dünyamıza kötülüğün girmesine izin vermiş olabilir mi?

2) İkinci bir düşünce; ben Tanrı’nın günahın dünyaya girmesine izin vermesinin nedeninin günahı sonsuza dek yok etmek olduğuna inanıyorum. Sırasına dikkat etmemiz gerektiğini söylediğim üç sözcüğü hatırlıyor musunuz? Akıl, mantık ve seçim. Akıl, bize bir şeyleri anlama becerisini verir. Mantık, bu anlayışı işletme becerisi verir. Seçim ise anladıklarımıza dayanarak davranışımızın ne olacağını belirleme özgürlüğü verir. Tanrı’nın insana vermeyi seçtiği özgürlük içinde yanlış seçimler yapma özgürlüğü de vardır. Tanrı bizleri her zaman doğru olanı yapmak için programlamış olsaydı nasıl içtenlikle O’nu seçme ya da O’na tapınma seçimini yapabilirdik?

Ben Tanrı’nın günahın dünyaya girmesine izin verirken, bizlere verdiği O’nu özgürce seçme hakkını yok etmeden günahı yok edeceğini bildiğine inanıyorum. Tanrı sevdiğini gerçekleştirmek için nefret ettiği şeye izin verdi.

11 image10664 time watch 45Melekler ve insanlar yanlış seçim yapana kadar ne kadar zaman geçti? Pek uzun değil. Ezelde, ışık meleklerinden birinin Tanrı hakkında yanlış seçim yapmasından önce ne kadar zaman geçtiğini bilmiyoruz. Eski Antlaşma’da iki kitapta cennetteki en yüksek rütbeli meleklerden biri olduğunu fakat Tanrı’ya karşı başkaldırmayı seçtiğini okuyoruz. ‘Kendimi Yüceler Yücesi’yle eşit kılacağım,’ dedi. Tanrı’nın aldığı tapınmanın bir kısmını istiyordu. O ve onu izleyenler cennetten dışarı atıldılar. Bugün Şeytan ve cinleri olarak biliniyorlar.

Âdem ve Havva’nın yanlış seçim yapıp Tanrı’nın sözünü dinlememesi ne kadar sürdü? Bilmiyorum ama büyük olasılıkla o da pek uzun değildi. Fakat bizim üzerinde durmamız gereken asıl kişi insan değil, Tanrı’dır. Tanrı ne kadar harikadır! Tanrı’nın insanın seçme özgürlüğüne verdiği büyük önemi düşünün. Dünya dolusu robotun programlanmış oldukları şeyleri tekrarlayıp durmalarını istemedi. Böylece Tanrı bizlere O’nu onurlandırmak ya da onurlandırmamak seçimine sahip olduğumuz bir miktar özgürlük verdi. Bu, Tanrı hakkında bildiğim en olağanüstü şeylerden biridir! Bu ve İsa Mesih’in dünyaya yok edilmesi gereken şeyi yok etmek için geldiği gerçeği. İlahi adalet bunu gerektirir. İlahi sevgi bunu gerçekleştirir. İsa’nın çarmıhta ölümü kaza ya da Tanrı’nın zayıflığı değildi. Ayrıca ve size öğretilenlerden farklı olarak Tanrı İsa’yı kurtarmak için O’nun yerine başka birini koymadı! İncil’de okuduğumuz gibi oldu:

“Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2. Korintliler 5:19, İncil)

İyi ve Şefkatli Kralı

12 image10665 king 45Bir zamanlar, pek çok şehri olan büyük bir krallığa sahip iyi ve şefkatli bir kral vardı. Uzak bir kentte, bazıları kralın kendilerine verdiği özgürlükten yararlanacak kötülük yapmaya başladılar. Kötülüklerinden fayda sağlıyorlardı ve kralın müdahale edip onları hapse atmasından korktular. Nihai olarak, bu isyancılar için için krala karşı nefretle yanmaya başladılar. Kenti, kral olmadan herkesin daha iyi olacağı konusunda ikna ettiler ve kent krallıktan bağımsızlığını ilan etti.

Fakat kısa bir süre içinde, herkesin istediğini yapması sonucunda kentte yeniden düzensizlik egemen oldu. Şiddet, nefret, yalan, baskı, öldürme, tecavüz, kölelik ve korku vardı. Kral şöyle düşündü: Ne yapsam? Ordularımı alıp şehri zorla ele geçirsem halk bana karşı savaşacak. Birçoklarını öldürmem gerekecek ve geri kalanları sadece korktukları ve çekindikleri için bana itaat edecekler, bunun sonucunda benden ve benim savunduğum her şeyden daha da fazla nefret edecekler. Bunun onlara ne faydası olacak- ölmek veya hapse girmek ya da gizli bir öfkeyle için için kaynamak? Fakat onları yalnız bırakırsam, birbirlerini yok edecekler ve neden oldukları ve deneyim ettikleri acıyı düşünmek içimi acıtıyor.


13 image10666 beggar 45Bu nedenle kral çok şaşırtıcı bir şey yaptı. Uzun giysilerini çıkardı ve evsiz bir gezginin perişan giysilerine büründü. Kimliğini gizleyerek kente geldi ve bir çöplüğe yakın bir yerde boş bir arazi üzerinde yaşamaya başladı. Bir iş yapmaya başladı- kırık seramik ve mobilyaları onarıyordu. İnsanlar ne zaman yanına gelseler, iyiliği ve şefkati ve saygısı o kadar çarpıcıydı ki, insanlar sadece onun yanında olmak için orada kalırlardı. Korkularını ve sorularını paylaşıp O’ndan tavsiye isterlerdi. İsyancıların onları kandırdıklarını, gerçek kralın, kendisinin de düşündüğü ve örnek olduğu gibi daha iyi bir yaşam yolu olduğunu anlatırdı. Önce birer birer sonra ikişer ikişer sonra da binlercesi, O’na güvenmeye ve bu şekilde yaşamaya başladılar.

Onların etkisi başkalarına geçti ve bu hareket giderek büyüdü ta ki, bütün şehir isyanından pişmanlık duyup yeniden egemenliğe geri dönmeyi isteyene dek. Fakat korkunç hatalarından ötürü utanç duyarak, isyanları nedeniyle kendilerini yok edeceğini düşündükleri krala yaklaşmaktan korktular. Fakat kimliğini gizleyen kralın onlara iyi haberleri vardı: O kraldı ve onları seviyordu. Onlara karşı bir düşüncesi yoktu ve onları yeniden krallığına buyur etti- hiçbir zaman güç kullanarak başarılamayacak olanı yumuşak ve örtülü varlığıyla başarmıştı.

İsa ile iyi ve şefkatli kral arasındaki fark ne? İsa, tıpkı kral gibi gerçek kimliğini saklayarak dünyamıza geldi. Ne var ki, kırık seramik veya mobilyaları onarmak için değil, günah tarafından mahvedilen yaşamlarımızı onarmak için geldi. Günah tarafından mahvedilmiş. Günahla lekelenmiş. Günah tarafından esir alınmış. “İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir” dedi.” (Yuhanna 8:34, İncil). İster inanın ister inanmayın, kölenin efendisine bağlı olduğu gibi biz de günahın varlığı ve gücüne bağlıyız. Bunun Tanrı’yla bir ilgisi var mı? Evet, var ve eğer siz de iyi ve şefkatli kral gibi olsaydınız ve bizleri Tanrı’nın bizi sevdiği gibi sevseydiniz tam olarak O’nun yaptıklarını yapardınız. İsa’nın yaptıklarının tam olarak aynısını yapardınız.

Peki ya Kötülük?

14 image3648 burden 45Nihai olarak, sorduğunuz sorunun, hepimizin tam olarak anlayabileceği bir yanıtı yoktur. Ölümlü insanlar olarak bizler, sonsuz olan Tanrı’yı asla tam olarak anlayamayız. Bazen Tanrı’nın neden bir şeyi yaptığını anladığımızı zannediyoruz, daha sonra ilk düşündüğümüzden farklı bir nedeni olduğunu görüyoruz. Fakat Tanrı bir konuda emin olmamızı istiyor. O da sevgisi. Bu, sizden saklamak istediği bir sır değildir.

Web sitemizi ne zaman ziyaret etseniz, siteden çıkmadan önce Yuhanna Müjdesi’nden birkaç bölüm okur musunuz lütfen? Birinci bölümle başlayın ve ilahi bir şey okuduğunuz için okumadan önce kısaca dua edin. Bu dünyanın işittiği en muhteşem haber hakkında okuyacaksınız. İsa çarmıhta öldüğünde, tüm günahlarınız- hala peşinizi bırakmayan en korkunç günahlarınız bile- O’nun üzerine yüklendi. İsteyerek hak ettiğiniz yargıyı üzerine aldı. Tanrı sizi işte bu kadar çok seviyor. Artık bu yükleri taşımanıza gerek yok.

Leave a Comment