Sonsuzluğu Cehennemde Geçirmek Günahlarınız İçin Nasıl Adil Bir Ceza Sayılabilir?

Bu soruya daha kapsamlı bir açıklamayı ‘Cehennem gerçekten var mıdır? Cehennem Sonsuz mudur?’ sorularının yanıtlarında bulabilirsiniz. O yazıda cehennemin zalim ve haksız olup olmadığı konusunu ele alıyoruz. Bu kısa yanıtı okuduktan sonra lütfen o kapsamlı açıklamayı da okuyun.

01 light darkness has no fellowship with it 700x480 45Eski Antlaşma’da Kral Davut’un Bat-Şeva’yla zina etmesi ve kocası Uriya’yı öldürmesiyle ilgili bölümü biliyor musunuz? Kral Davut’a günahı gösterildiğinde ilginç bir karşılık veriyor. “Sana karşı, yalnız sana karşı günah işledim.” (Mezmur 51:4, Eski Antlaşma)

Davut, Bat-Şeva ve Uriya’ya karşı günah işlemişti. Peki ama nasıl oluyordu da Davut sadece Tanrı’ya karşı günah işlediğini iddia ediyordu? Bu ayet, çok açık bir şekilde günahın öncelikle Tanrı’ya karşı işlendiğini gösteriyor. Tanrı Davut’un işlediği günahın büyüklüğünü görmemizi istiyor. Davut Bat-Şeva’ya karşı günah işlemişti ama günahı öncelikle Tanrı’ya karşıydı çünkü Davut Tanrı’nın zinayı yasaklayan yasasını çiğnemişti. Uriya’ya karşı günahı için de aynı şey söz konusuydu. Öncelikle Tanrı’ya karşı, Tanrı’nın öldürmemeyle ilgili buyruğuna karşı işlenmiş bir günahtı. Bütün günahlar nihai olarak Tanrı’ya karşı işlenmiştir. Tanrı sonsuz bir varlık olduğu için bütün günahlar sonsuz bir cezayı hak eder.

İnsanın yaptığı her kötülük Tanrı’ya karşı işlenmiş bir günahtır. Sadece geçici sonuçları olan küçük günah diye bir şey yoktur. Hepsi kötüdür. Mezmur 51 Davut’un Tanrı’ya günahını itiraf ettiği bir mezmurdur. Bu mezmurda Davut’un nasıl bir karşılık aldığını görmüyoruz fakat Kutsal Yazılar’dan Davut’un bağışlandığını biliyoruz. Bence bunu Mezmur 32’de söylediklerinden anlıyoruz:

“Ne mutlu isyanı bağışlanan, günahı örtülen insana! Suçu RAB tarafından sayılmayan,
Ruhunda hile bulunmayan insana ne mutlu! Sustuğum sürece kemiklerim eridi, Gün boyu inlemekten. Çünkü gece gündüz elin üzerimde ağırlaştı. Dermanım tükendi yaz sıcağında gibi. Günahımı açıkladım sana. Suçumu gizlemedim. “RAB’be isyanımı itiraf edeceğim” deyince, günahımı, suçumu bağışladın.” (Mezmur 32:1-5, Eski Antlaşma)

Tanrı Davut’u bağışladı, ona Süleyman adında bir çocuk vererek onu bereketledi ve İsrail’in kralı olarak hizmet ettiği yıllar boyunca onu kutsadı. Bu çiftin evlilik dışında sahip olduğu çocuğun öldüğünü belirtmeliyiz – doğal nedenlerden ötürü değil, Davut ve Bat-Şeva’nın günahkar ilişkisi nedeniyle öldü.

02 image10041 gift 45Tanrı sever. Tanrı bağışlar. Öte yandan Tanrı adil ve doğrudur. Günahın cezasız kalmasına izin veremez. Tanrı bu nedenle günahsız Oğlu’nu bizim günahlarımızın cezasını ödemek için göndermiştir. İsa’nın ölümü, sonsuz bir ölümdür ve sonsuz günah borcumuzu öder – öyle ki, biz sonsuzluk boyunca bu borcun cezasını cehennemde ödemek zorunda kalmayalım. Tanrı bizi o kadar çok sevdi ki bizleri günahın cezası, gücü ve suçundan özgür kıldı. Sonsuz yaşam armağanını kabul etmezsek, bu kararın sonsuz sonuçlarına katlanmamız gerekir. Bu bir armağandır – hak edilmemiş bir armağan! Fakat almak için, bu armağana ihtiyacınız olduğunu kabul etmeniz gerekir.

“Onlara de ki, ‘Varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Dönün! Kötü yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz?” (Hezekiyel 33:11, Eski Antlaşma)

Tanrı günahkarların mahvolmasından zevk almaz. Ne var ki, günahkarlar kendilerini mahvetmek konusunda kararlıysalar, onlara hak ettikleri cezayı vererek yine de kendisini yüceltecektir. Tanrı bundan zevk almaz ama adil bir Tanrı’dır. Günahkarların kendisine yönelip yaşamalarını tercih eder. Tanrı’ya yönelmeyenler ise sonsuza dek O’ndan ayrı kalacaklardır. 

Bir düşünün. Tanrı’yı sevmek ya da sevmemek konusunda özgürüz. Bizi kendisini sevmeye davet ediyor. O’nu sevmemiz için bizi teşvik ediyor. Bize olan sevgisinin derinliğini öğrenmemiz için İsa kimliğinde dünyaya geldi. Buna karşılık bizim de kendisini sevmemizi arzuluyor. Ama nihai olarak seçim size ve bana ait. Bize bu seçimi vermemek, bizi kendisini sevmeye zorlamak, yeterli bir sevgi olmayacaktır. 

03 choices5 45Bu internet sitesindeki makaleleri okurken Tanrı’nın İsa’yı izlemenin yararlarını açıkladığını işiteceksiniz. Tanrı’nın bize verdiği vaatleri bir taslak haline getirdik.  Tanrı’nın cennette sonsuz yaşamla ilgili karşılıksız armağanını reddetmenin sonuçlarını birçok kez hatırlatacağız. Tanrı son seçimi size bırakır. Bunun kaderle ilgisi yoktur. Sizin seçimlerinizin sonucudur.

İncil’de cehennemin insanlar için hazırlanmadığını okuyoruz. ‘Şeytan ve melekleri’ için hazırlanmıştır.       O halde bir insanın cehenneme gitmesi Tanrı’nın arzuladığı yazgının tersine gitmesi demektir. Cehennem Tanrı’nın değil, insanın seçimidir.

Tanrı’yla nasıl bir ilişkiye sahip olduğunuzu bana anlatabilir misiniz? Eğer benim bazı Müslüman arkadaşlarıma benziyorsanız büyük olasılıkla yanıtınız, ‘Ne ilişkisi?’ olacaktır. Bunu mutlaka anlamalısınız. Tanrı kendisiyle ilişkiniz hakkında sizi karanlıkta bırakmak istemiyor. Tanrı, yaşamı kendisi karşısındaki durumumuzun ne olduğunu Yargı Günü’ne kadar bilemeyeceğimiz bir şekilde tasarlamadı. Bu dünyadan göçene kadar karanlıkta olacağımız bir şekilde düşünmedi bu yaşamı. Umarım bunu İncil okumalarınızdan ve bu sitedeki yolculuğunuz sayesinde artık biliyorsunuz.


04 image10658 rename 136 wait journey suitcase sharper 45Ne yaparsanız yapın, Tanrı’nın hakkınızda düşündüklerini anlamak için Yargı Günü’ne kadar beklemeyin. Eğer zamanınız varsa lütfen Sorular bölümünde Cehennem Gerçekten Var Mı? Cehennem Sonsuz Mu? adlı sorunun yanıtını okuyun. Bu makalede, büyük olasılıkla benim de ilk okuduğum zaman şaşırdığım gibi, insanın sonsuzluktaki durumunun ölüm anında değiştirilemeyecek şekilde belirlendiğini öğrendiğinizde şaşıracaksınız. İşte bu sorunun yanıtından bir alıntı:

“Bu benzetmeden, ölümden sonraki ödül ya da cezanın ölümden önce verdiğimiz bir karara göre belirlendiğini anlıyoruz. Bu konuda çok dikkatli bir şekilde düşünmenizi istiyorum, çünkü size yaptığınız her işin iki melek tarafından kaydedildiği öğretildi. Bu meleklerin biri bir omzunuz, öteki diğer omzunuz üzerinde. Yargı Günü’nde yaptıklarınız değerlendirilecek ve sonsuzluğu nerede geçireceğiniz konusunda bir karar verilecek.  Kutsal Kitap ise böyle öğretmiyor. Tanrı bu yaşamda, O’nun sizin için yaptıklarına dayanarak bu kararı vermek istiyor, sizin O’nun için yapacaklarınıza bakarak değil. Bu seçim öldükten sonra değiştirilemez.” 

Bundan daha sonra bahsedeceğim ama önce burada söyleyeyim. Öldüğünüz zaman cennete gidip gitmeyeceğinizi şimdi bilmiyorsanız, oraya gitmeyeceksiniz demektir. İnsanın nihai varış noktası olarak cennete gidip gitmeyeceğine bu yaşamda karar verilir. Bu hak edilmez. Tanrı’nın bir sevgi armağanıdır. Cennete gidip gitmeyeceğinizi bilmiyorsanız, Tanrı’nın cennette yaşamla ilgili cömert armağanını kabul etmediniz demektir. Bu armağan Yargı Günü’nde verilmez. Bu yaşamda ya kabul edilir ya da reddedilir.

Lütfen bundan sonraki cümlenin altını çizin. Bu dünyada tek bir görevimiz var- sonsuz evimizi seçmek. Hayatta pek çok yanlış seçim yapsanız da bir şey olmayabilir. Yanlış kariyeri seçip yine de hayatta kalabilirsiniz. Yanlış kenti seçip yine de hayatta kalabilirsiniz. Hatta evlilik için yanlış eşi seçip yine de hayatta kalabilirsiniz. Fakat doğru yapılması gereken bir seçim vardır, o da sonsuzluğu nerede geçireceğinizi belirleyecek olan seçimdir.

Lütfen bu seçimi yakında yapın!

05 image10659 choice end life 45Neden mi? Dediğim gibi Tanrı bu yaşamın sonunu, yani ölüm anını, İsa Mesih’e iman aracılığıyla cennete gitme teklifinin sonu olarak belirledi. Ölüm anında çok önemli bir değişim olur. Bir an bedenimiz ve canımız birleşiktir, yaşamımız boyu olduğu gibi. Bir sonraki an canımız bedenimizden ayrı olarak başka bir yaşama geçer. Ölüm, artık Tanrı’nın bağışlama teklifi ve cennette sonsuz yaşamla ilgili cömert armağanına artık karşılık veremeyeceğimiz, belirleyici bir andır. Sonsuzluğa götürdüğümüz günahlar – her biri günahsız Yaratıcımız’da büyük bir tiksinme yarattığı için- Tanrı’nın canımızı kendisinden sonsuza dek ayırmasına neden oluyor.  

İnsanlar, yaptıklarının sonsuzluktaki karşılığını ölümden hemen sonra almaya başlarlar. Fakat aşamalıdır. Dünyada yasayı çiğneyen bir kişinin yaşadığı sürece bakalım. Örneğimizde yasayı çiğneyen kişi bir hırsızdır ve hırsızlık yaparken yakalanmıştır. Önce tutuklanıyor ve bir süre karakolda tutuluyor. Bu süreç ülkeden ülkeye farklılık gösterir ama hırsızın mahkeme önüne çıkana kadar nezarethanede tutulduğunu varsayalım. Sonra, hırsız hakim önüne çıkartılır ve ceza kararı verilir. Hırsız beş yıllık cezasını çekmek üzere karakoldaki nezarethaneye mi gönderilir? Hayır, daha büyük bir yere götürülür. Genellikle seçilen hapishane suçun doğasına göre belirlenir. Burada görülmesi gereken önemli şey, hırsızın tutuklanmasından sonra toplumun bir parçası olmasına izin verilmemesidir. Toplum içinden alınmış ve parmaklıklar arkasına konmuştur. Sorular kısmında Cehennem Gerçekten Var Mı? Cehennem Sonsuz Mu? adlı sorunun yanıtında ‘insanların canları için yerel nezarethane’ hakkında daha fazla okuyabilirsiniz. İsa’nın sözlerini işiteceksiniz.

Hırsız toplumdan ayrıldı ama bu örnek, Tanrı’nın günahkar bir canı kendi huzurundan ne kadar hızlı bir şekilde çıkarttığını açıklayamıyor bile. Tanrı huzurunda günaha izin vermez – ne şimdi ne de sonsuzlukta. İnsanlar sonsuzluk içerisinde beklerken sonsuz geleceği nerede geçirecekleri konusunda bilgisiz olmayacaklardır. Henüz cehennemde değiller. Sonsuz lanetlemenin sadece ilk aşamasındalar. Ne var ki, bir sonraki aşamanın ne olacağını bilmek için Yargı Günü’ne kadar beklemelerine gerek yok. Peki ya dünyada ölümleriyle Yargı Günü arasındaki zamanda ne olacak? Bu dünyadan ayrıldıktan sonra Tanrı’dan ayrı düşmeleri anlık ve sonsuz bir olaydır. Yargı Günü’nde insanların canları, sonsuzluk için uygun hale getirilmiş bedenlerle birleşecektir. O zaman yargı başlayacak ve her birey cehennemde alacağı cezanın derecesini öğrenecektir.

06 image9886 trap sin 45Tanrı’dan ayrı olmanın ve sonsuz cezanın nasıl bir şey olacağını bilmiyorum. Günahlarımın cezasını taşıyan Rabbim’den cennette sonsuz yaşam armağınını kabul ettiğim için bunun nasıl bir şey olduğunu hiç bilemeyeceğim. Cehennemin ve Tanrı’dan sonsuza dek ayrı olmanın ne kadar korkunç bir şey olabileceğini hayal edemiyorum.

Bu armağanı olanaklı kılmak için İsa’nın çarmıhta günahlarım için yüklendiği cezanın da korkunçluğunu anlayamam. 

“Böyleleri Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar.”  (2.Selanikliler 1:9-10, İncil)

Sonsuza dek Rab’bin huzurundan atılmak nasıl bir şey olacak? Bütün iyiliğin, sevginin ve ışığın kaynağından sonsuza dek ayrı düşmek? Sevinç ve uyum ve yararlı gülüşlerden sonsuza dek ayrı düşmek? Bunu kesinlikle hayal edemiyorum.


ŞOK EDİCİ AMA GERÇEK!

07 cheating on test yellow sharper 45Sorunuz Tanrı’nın günaha verdiği cezanın adil olup olmadığıyla ilgiliydi. Unutmadım. Peki ya tek bir gece için işlediğimiz ve keyfini çıkardığımız günahlar? Peki ya bir anlık günahlar? Ya bir anlık günahlarla dolu yaşamlar? Günahkar aralar ne kadar uzun olursa olsun sonsuz değildir. Bu nedenle, sonuçlarının bu kadar sert olmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Daha önce söylediğim gibi günah, Tanrı’nın sonsuz yetkisine karşı bir suçtur. İşte günah budur. Buna göre, sonsuz cezayı hak eden günahlarımızın altında bir kötülük yatmaktadır. Daha önce söylediğim gibi, Tanrı başı ve sonu olmayan bir varlık olduğu için bütün günahlar sonsuz cezayı hak eder.

‘Haksızlık bu!’ diye bağırmadan önce benim için bir şey yapar mısınız? Aslında kendi iyiliğiniz için yapacaksınız. Sorular kısmında Bebeklerin ve Çocukların Davranışları İçin Tanrı’nın Önünde Sorumlu Tutulabilecekleri Duruma Geldikleri Bir Yaş Var Mıdır? sorusunun yanıtının orta kısmını okumanızı öneririm. Bu sorunun yanıtında Yaşam Kitabı hakkında okuyacaksınız. Nitekim, Yargı Günü’nde bu kitabı olduğu gibi göreceksiniz. Benim umudum ve duam o zamana kadar adınızın bu kitapta kaydedilmiş olmasıdır. İşte Yargı Günü’nde yaşayacağımız şekliyle o günkü sahne:

“Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür. Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.”  (Vahiy 20:11-15, İncil)

­­­­­­­08 homepage person 10 45Size tavsiye ettiğim Sorular bölümünde Yaşam Kitabı hakkında daha fazla bilgi edineceksiniz. İncil’in diğer bölümlerinde bu kitaba Kuzu’nun Yaşam Kitabı deniyor. Adınızı bu kitaba nasıl kaydettirebileceğinizi öğrenin.  

Bu yanıtı, sizi seven ve sonsuza dek cennette kendisiyle birlikte olmanızı isteyen Tanrı hakkında bazı olağanüstü haberlerle bitirmek istiyorum. Evet, sonsuzluğu nerede geçireceğimiz kararının Yargı Günü’nde verilmeyecek olması şok edici. O korkunç günde sonsuz varış noktamız değil, cezanın miktarı belirlenecek. Fakat iyi haber, sonsuz yargımızla ilgili Tanrı’nın belirlemesinin aşağıdaki iki kavramla hiç ilgisinin olmamasıdır: 

1)  KADER.  Hani ‘alnınıza ne yazıldıysa o olur’ deniyor ya. Burada ayrıca özellikle Allah’ın yanlış yola sapmalarına neden olduğu insanlar için belirlenen kaderden söz ediyorum. “Allah’ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!” (Nisa 4:88). Bazı insanların, artık doğruluğa dönmeleri için kimsenin yardım edemeyeceği kadar sapmalarını bilerek tasarlayan bir Yaratıcı’ya inanıyor olabilirsiniz. Buna inanmak kader değil, seçimdir. Bu internet sitesinde Kutsal Kitap’ın Tanrısı’nı tanımaya başlıyorsunuz. Sizin inandığınız Tanrı’dan oldukça farklı. İncil’de açıklanan Tanrı bütün insanlar için sadece iyilik ve bereket istiyor.

“O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (1.Timoteos 2:4). “Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor, herkesin tövbe etmesini istiyor.” (2.Petrus 3:9). “Kendisine yakaranların tümüne eliaçıktır.” (Romalılar 10:12). “O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: “Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını gerçekten anlıyorum.” (Elçilerin İşleri 10:34-35)

09 image10661 choose choice 45Eğer Tanrı ayrımcılık göstermiyorsa, müthiş derecede adil demektir. Bize Kutsal Kitap aracılığıyla konuşan Tanrı neye inanacağınıza ve sonsuzluğu nerede geçireceğinize önceden karar vermiş bir Tanrı değildir. Bazıları bu konu üzerinde insanın hiçbir seçim hakkı olmadığını ve sonsuzluktaki yerinizin sadece Tanrı’nın bu konuda çoktan vardığı karara bağlı olduğunu söylüyorlar. Buna bir an için bile inanmayın! Eski Antlaşma’da Musa aracılığıyla konuşan Tanrı bugün de aynıdır. O’na kulak verin:

“Önünüze yaşamla ölümü, kutsamayla laneti koyduğuma bugün yeri göğü size karşı tanık gösteriyorum. Yaşamı seçin ki, siz de çocuklarınız da yaşayasınız. Tanrınız RAB’bi sevin, sözüne uyup O’na bağlanın. RAB yaşamınızdır; kendilerine vereceğine ilişkin atalarınız İbrahim’e, İshak’a, Yakup’a söz verdiği ülkede uzun yaşamanızı sağlayacaktır.” (Yasanın Tekrarı 30:19-20)        

Yaşamı seçebilirsiniz. Cennette sonsuz yaşam armağanını, size verilen herhangi bir hediyeyi elinizi uzatıp aldığınız kadar kolay bir şekilde alabilirsiniz. 

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil) 

Tanrı sizi sonsuzluk boyunca cehenneme mahkum etmedi. Önceden belirlediği için oraya gidecek değilsiniz. Umudum ve duam yaşamı seçmenizdir. Tanrı sizi bu kararı kendi başınıza vermek üzere özgür bir iradeye sahip, özgür ve ahlak anlayışı olan biri olarak yarattı.   

Cennet neden yaratıldı? Sonsuza dek Tanrı’yla birlikte olmanız için. Eğer Tanrı’nın cennete gitme aracı olarak atadığı Kurtarıcı’yı (İsa’yı) reddederseniz, cenneti kaybetmiş olursunuz. İçinde sizin olmadığınız bir cennet, cennetin kaybı olur. Bu sadece duygusal bir düşünce değil, Tanrı’nın düşünme şeklidir. Yeruşalim’e doğru bakarken yanında duralım, bakın ne diyor: 

“”Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.” (Matta 23:37, İncil)

Tanrı sözünün ve dünyanın ışığının sadık bir bekçisi olması gereken bu kent daha aşağı bir şey oldu. Tanrı adında peygamberlerin öldürüldüğü ve başka kutsal olmayan şeylerin yapıldığı bir yer oldu. 

Bununla birlikte Kurtarıcı’nın yüreğinden lütuf taştığını görüyoruz. Yoldan çıkmış insanlar için eşsiz sevgisinden söz ettiğini duyuyoruz. Siz de ben de böyle bir merhameti daha önce hiç duymadık ama zaten ilahi sevginin beden almış hali Olan’ın yanında hiç durmadık. Bunu izleyen sahneyi anlamamız da aynı derecede zor olacak. Sonra, İsa’nın günahlarını sevip kendi doğruluklarına güvenen insanlar için kanını döktüğüne tanık olacağız. Bugün bizim kentlerimiz de böyle insanlarla dolu. İsa onları kurtarmak istiyor ama onlar İsa tarafından kurtarılmak istemiyor.

İsa’nın son üç sözünde, “…ama siz istemediniz” ifadesinde ne sırlar saklı! Tanrı’nın insanın kendi arzularına karşı durmasına izin vermesi ne büyük bir sır! Tanrı’nın sonsuzluktaki yönümüzü kendimizin belirlemesine izin vermesi çok büyük bir sır. Ama doğru. Yaşamı ya da ölümü seçebiliriz.


10 image5670 write99 sharper 452)  SINAMA Yukarıdaki iyi haber, Tanrı’nın sonsuzluktaki varış noktamız hakkındaki kararının kader kavramıyla ilgisinin olmamasıdır. Ayrıca, ‘sınama’ anlayışımızla da ilgisi yoktur. Yaşamın bri sınav olduğu ve Allah’ın hayatınızda karşınıza çıkardığı sınavlar ve denemelere nasıl karşılık verdiğinize göre ödüllendirileceğiniz ya da cealandırılacağınız öğretildi size. Ödül ve ceza yaşamınızı nasıl yaşadığınızla orantılı olarak belirlenecek. Eğer yanılmıyorsam, Allah’ın sizi zenginlik, bolluk, rahatlık ve güçle denediği gibi yoksulluk, zorluklar ve baskıyla da denediğine inanıyorsunuz. Ayrıca bu denemelerin, akıl, bilgelik ve zaman gibi dokunamayacağımız araçlarla da olduğuna inanıyorsunuz. Kısacağı, her şey bir sınavdır!

Bu dünyada ve sonrakinde başarılı olmanız için, eğer sınavlardan başarıyla geçebilmek için Allah’a dua ettiyseniz odağınızı değiştirmenizi isterim. Bunu bir ay için yapın. Bu internet sitesindeki makaleleri okumaya devam ederken bunu arka arkaya dört hafta boyunca yapın. Kendinize odaklanmayın. Tamamıyla İsa’ya odaklanın çünkü İsa’da seven, ilgilenen, iyileştiren ve barıştıran bir Tanrı görüyoruz. İki gerçek üzerinde odaklanın. Birincisi İncil’den doğrudan bir alıntıdır. İkincisi ise doğrudur çünkü Tanrı’nın doğası hakkında bir şey söyler. İncil’den doğrudan bir alıntı değildir. İncil’de olan gerçeklerden çıkartabileceğimiz bir uygulamadır.

1. Odak Noktası –  “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2.Korintliler 5:19, İncil). Tanrı biz dünyadayken bizlerle yakın ve kişisel bir ilişkiye sahip olmayı arzular. Yaratıcısı’yla böyle bir ilişkiye sahip olan herkes cennete gidecektir. Daha önce söylediğim gibi eğer öldüğünüzde cennete gidip gitmeyeceğinizi bilmiyorsanız, oraya gitmeyeceksiniz demektir. Cennetin insanın sonsuzluktaki meskeni olup olmayacağı bu yaşamda belirlenir. Hak edilerek kazanılmaz. Tanrı’nın bir sevgi armağanıdır. Eğer cennete gidip gitmeyeceğinizi bilmiyorsanız, Tanrı’nın orada sonsuza dek yaşamakla ilgili cömert armağanını kabul etmediniz demektir. Bu armağan Yargı Günü’nde verilmez. Bu yaşamda ya kabul edilir ya da reddedilir.

Kendinize odaklanmayın. Tanrı’ya ne kadar sıklıkla itaat ettiğinize ya da sevaplarınızın çokluğuna bakmayın. Tanrı’nın size olan sevgisinin yoğunluğuna ve bunu nasıl gösterdiğine odaklanın. İsa’nın yaşamını, ölümünü ve dirilişini çalışırken Tanrı’nın eyleme dökülmüş sevgisini çalışıyor olacaksınız. 

11 heaven1 are you good enough 452. Odak Noktası –  “Tanrı beni iyi olduğum için sevmiyor ama Tanrı iyi olduğu için seviyor.” Bir ay boyunca bu ifade üzerinde odaklanın. Sık sık tekrarlayın. Tanrı’nın doğasında var olan ve sizin doğanızda eksik olan iyiliği anlamak için lütfen İsa’nın Duyguları dizisindeki bir makaleyi okuyun. Makalenin adı, “İsa ve Cennet Teklifini Reddeden Varlıklı Adam.”

Tanrı’nın iyi olduğunu söylediğimde ‘iyi’ demekle ne demek istedim? Önerdiğim makaleyi okuduğunuzda bunu anlayacaksınız, ama şunu söylememe izin verin. Bizim doğal eğilimimiz, Tanrı iyiyse ve insanlığı seviyorsa bizler için yaşamı hoş bir hale getirmesi gerektiğine inanmaktır. Sonuç olarak, işler bizim için iyi gittiğinde Tanrı’nın iyi olduğunu düşünme eğiliminde oluyoruz. Hayat planlandığı gibi gitmediğinde Tanrı’nın iyiliğini sorguluyoruz. Tanrı’nın varlığını bile sorguladığımız oluyor!

Dört hafta boyunca Tanrı’nın iyiliğine odaklanmanızı istedim. Bunu yapmanızı istememin bir nedeni Tanrı’nın iyiliğini, çoğu zaman bizim ne kadar mutlu olduğumuza bakarak değerlendirmemizdir. O anki mutluluğumuzu Tanrı’nın iyiliğini yargıladığımız ölçü olarak kullanıyoruz. Kendimizi evrenin merkezine koyduğumuzu düşünün! Kendimizi iyiliğin ölçüsü yerine koyuyoruz. Biliyorum bu, kulağa saçma geliyor ama birçok kez bu şekilde düşünüyoruz. Tanrı’nın iyiliği, bizim çevremizde olanları ne kadar beğendiğimize bağlıymış gibi hareket ediyor ve düşünüyoruz!

Tanrı’nın eylemlerinin iyiliğini yargılayacak bir durumda mısınız? Ben öyle olmadığımı biliyorum. Bütün resmin çok küçük bir parçasını görüyorum. Doğru bir şekilde yargılamak için bütün zamanı ve bütün insanlığı kapsayan bir resim görmem gerekir. O zaman bile kişisel önyargılarımın resmi bozacağından korkarım. 

Tanrı’nın iyi olup olmadığını anlamamızın tek yolu O’nu tanımaktır. Karakterini ilk elden deneyim etmemiz gerekir. Tanrı kendisini size gösterir göstermez, sevgili dostum, O’nun iyi olduğunu göreceksiniz! Tanrı’nın iyiliği hayal edebileceğinizin ötesinde bir iyiliktir. Öyleyse, önümüzdeki dört hafta boyunca lütfen bu iki nokta üzerinde durun. Bakın bakalım bu, sizin yaşamınızı herhangi bir şekilde değiştiriyor mu?

Leave a Comment