Cehennemde Farklı Ceza Düzeyleri Var mı?
Bu açıkça belirtilmiş olmasa da, Kutsal Kitap’ta bunun mümkün olduğuna dair işaretler yer alır. İncil’de Yargı Günü hakkındaki anlatımda insanların nasıl yargılanacağı anlatılır.
“Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler. Tahtın önünde duran küçük büyük, ölüleri gördüm. Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı. Ölüler kitaplarda yazılanlara bakılarak yaptıklarına göre yargılandı. Deniz kendisinde olan ölüleri, ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler. Her biri yaptıklarına göre yargılandı. Ölüm ve ölüler diyarı ateş gölüne atıldı. İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür. Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.” (Vahiy 20:11-15, İncil)
İncil’in peygamberlikler içeren bu bölümünün yazarına gelecekle ilgili- bir gün sizin yaşayacağınız şekliyle- bir görüm verildi. Sürekli şimdiki zamanda Yaşayan, Yargı Günü’nde neler olacağını açıkladı. Gelecekteki bu olay hakkında Tanrı’nın gösterdikleri, şu anda herhangi bir kişinin kavrayabileceğinden çok daha korkunç. Mecazi anlamda, Tanrı’nın insanlığı son yargılamasına başlamasıyla doğanın bu muhteşem Tanrı ile karşı karşıya bulunmasının sonucu olarak küçüldüğünü görüyoruz. “Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.” Buradaki resim, büyük beyaz tahtına oturmuş olan Yargıç’ın müthiş görkemini etkileyici bir şekilde gözler önüne serer.
Bu tahtın önünde inanmayan her kişinin sonsuzluktaki geleceği ilan edilir ve bu kişinin neden cehenneme gönderildiğinin kanıtları ortaya serilir. Eğer makaleyi okuduğunuz sırada inancınızın temellenmiş olması gereken şey üzerine temellenmiş olmadığının farkına varırsanız, lütfen inançlarını yeniden gözden geçirin. Umudum ve duam o ki makalenin sonuna geldiğinizde inançlarınızı kendi iradenizle yeniden düzenleyecek ve bunun sonucunda Tanrı’ya sizi cehenneme göndermesi için bir neden bırakmayacaksınız.
Yine de Tanrı’nın sizi göndermek istediği yerin cehennem olmadığı konusunda içiniz rahat olsun, bu nedenle İsa hakkında ne söylediğini dinleyip O’na uygun yanıtı verin. “O bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (1.Timoteos 2:4, İncil). “Bazılarının düşündüğü gibi Rab vaadini yerine getirmekte gecikmez; ama size karşı sabrediyor. Çünkü kimsenin mahvolmasını istemiyor…” (2. Petrus 3:9, İncil)
Tanrı’nın tahtının “büyük” olarak nitelendirilmesinin üç nedeni vardır:
1) Öncelikle Tanrı’nın tahtı büyüktür çünkü bu son yargıdır, tüm zamanlar boyunca tüm yargıya son verecektir. Büyük Beyaz Taht’taki yargılama tamamlandığı zaman herkes kendini sonsuzluğun geri kalanını geçireceği yerde bulacaktır. O andan itibaren tövbe etme fırsatı artık olmayacaktır. Ve Katolik ilahiyatçılar ile başkalarının öğrettiklerinin aksine Araf diye bir şey yoktur. (Kutsal Kitap Araf ya da bununla yakından uzaktan ilişkisi olan herhangi bir şeyden söz etmez. Günahlarımızın cezası karşılığında İsa ölmüştür. Günahlarımız için acı çekmemiz gerektiği fikri Kutsl Kitap’ın kurtuluş hakkında söylediği her şeye karşıdır.)
2) O’nun tahtı büyüktür, çünkü tüm çağlarda yaşamış inançsız kişiler Tanrı’nın mükemmel adaletinin ölçüsüyle karşılaşmak üzere bir arada toplanacaktır. Eğer Tanrı kronolojik sırayı izlerse, bu kalabalıkların içinden öne çıkacak ilk kişi Kayin olacaktır. Burada Adem ve Havva’nın ilk doğan oğullarından söz ediyorum. Kardeşi Habil’i öldüren Kayin. Eğer Kayin’in ilk önce yargılanacağı düşüncesi doğruysa, kalabalıktakilerin zihinlerini şu sorunun meşgul edeceğini tahmin edebiliriz: “Peki ya Adem ile Havva? Onlar neredeler? Neden ilk yargılananlar onlar değil?” Sevindirici haber şudur, ilk atalarımız cehenneme atılma olasılığı ile karşı karşıya değiller, çünkü onların günahlarının bedeli çok ama çok uzun bir zaman önce ödendi. Bu konuyu Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı makalede ayrıntılı bir biçimde okuyabilirsiniz.
3) Son olarak, bu tahtın büyüklüğü tahtın boyutları ya da çevreleyen mahkum edilmiş insanlar kalabalığının sayısı ile ilgili değildir. Bu taht, üzerinde oturan Yargıç’ın büyüklüğünden dolayı büyüktür.O ne kadar büyüktür? Hangimiz bunu tam olarak ifade edebilir? “RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır, akıl ermez büyüklüğüne.” (Mezmur 145:3, Eski Antlaşma)
İnsanların büyük beyaz tahtın önünde büyük Tanrı’nın sevgisini ve lütfunu reddetmelerinden dolayı hissedecekleri pişmanlıktan daha ciddi bir pişmanlık hayal edemiyorum. “…bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz?” (İbraniler 2: 3, İncil). Cevap nedir? İnsan başka türlü kurtulamaz. Eğer Tanrı’nın her birimize sunduğu büyük kurtuluşu reddederse cehenneme gönderilecektir.
Sadece Büyük Değil, Aynı Zamanda Beyazdır
Tanrı’nın tahtının aynı zamanda beyaz olduğu söylenir. Bu neden beyaz bir taht olarak adlandırılır? Burası Tanrı’nın mükemmel doğruluğu, adaleti ve saflığının en yüce ve parlak görüntüsünü sergileyecektir. Tanrı tarih boyunca insanlara Tanrı’nın doğruluğuna benzer bir doğruluk sergilemeleri gerektiğini, aksi halse sonsuzluğu Tanrı’nın bu doğruluğunun görünür olmayacağı bir yerde geçireceklerini açıklamıştır. Cehennem, bu doğruluğun görünür olmayacağı yerdir. Tanrı, karakterinin nasıl olduğunu açıklamıştır: “Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin. Haksızlığı hoş göremezsin.” (Habakkuk 1:13, Eski Antlaşma). Tanrı Kutsal Yazılar’da bize insanın Tanrı’nın yüceliğinden ayrı düştüğünü anlatır. Günahın ücretinin sonsuz ölüm olduğunu, bunun da Tanrı’dan sonsuz ayrılık anlamına geldiğini söyler. Biz de metnimizde ikinci ölüm hakkında okuruz. “İşte bu ateş gölü ikinci ölümdür.” Tanrı’dan bu ikinci ve son ayrılık ne zaman gerçekleşir? İnsan yargılandığı ve cehenneme gönderildiği zaman gerçekleşir.
İnanmayan kişiler bu büyük beyaz tahtın önünde durduklarında Tanrı ile ilgili tüm bu gerçekler her birine görünür olacaktır.
Geleceği Planlayalım
Yargı Günü gelmeden önce büyük beyaz taht hakkında nelerin farkında olmanız gerekir? Örneğin ikinci ölümden kaçmak mümkün müdür? Eğer mümkünde yaşamlarımızı buna göre düzenleyelim, öyle ki Tanrı’dan bu sonsuz ayrılığı hiç tecrübe etmeyelim. Kazanamayacağımız bir mahkemede savunmada olmayalım. Ne yazık ki Yargı Günü geldiğinde birçok insan kendi iyilik ve doğruluk anlayışları konusunda korkunç bir yanılgı içinde olduğunu anlayacak. Kendilerini Tanrı’nın “aklığı” ile karşılaştırdıklarında kendilerini en iyi tarif eden rengin “siyah” olduğunu kabul etmek durumunda kalacaklar. Eğer günahı Tanrı’nın gördüğü şekilde görebilseydik, hepimiz renklerin bu anlamları konusunda hemfikir olurduk. Cehennemin neden var olduğunu anlardık. Sadece Tanrı’nın “ak” olduğunu kabul ederdik. Ve Tanrı’nın yaşamları günahla lekelenmiş insanlara cennette sonsuz yaşam sunmasına çok daha fazla hayran kalırdık. Bu denli büyük kurtuluş! O halde bunu reddetmeyelim! Tanrı’nın en sevdiği rengi elde etmenin tek yolu budur!
İsa’ya gerçekten inanan biri olarak size Tanrı’nın bendeki siyahlığı ak bir örtü ile örtmesine ne kadar hayranlık duyduğumu söylemek isterim. İsa’nın olduğu her şey, İsa’nın günahkarlar adına yaptığı her şey bunu kabul etmeye istekli olanlara aktarıldı. “Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.” (1.Korintliler 1:30, İncil)
İsa çarmıhta bizim “siyahlığımızın” sonuçlarını üzerine aldı. Buna karşılık biz de Tanrı’nın kendisinin doğruluğu ve kutsallığı ile örtüldük. Gerçekten de hayatta bundan daha büyük bir aktarma mümkün değildir. Benim hesabıma on milyon dolar aktarabilir misin? Bu çok iyi bir teklif, ancak bunu vermeye razı olan kişi bunu ihtiyacı olan birine versin. Ben sözcüklerin anlatabileceğinden çok daha zenginim. “Rabbimiz İsa Mesih’in lütfunu bilirsiniz. O’nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu.” (2.Korintliler 8:9, İncil)
Büyük Beyaz Taht’ta ne olduğuna bir kez daha bakalım:
(1) “…ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde olan ölüleri teslim ettiler.” Mezarlar – ister karada ister suda olsunlar- içlerinde sakladıkları bedenleri teslim edecek. Aynı anda, Yargı Günü’ne kadar insanların canlarının saklanacağı ‘ölüler diyarı’ geçici olarak orada ikamet edenleri teslim edecek. İnsan da, bedeni ve canı yeniden birleşmiş halde Büyük Beyaz Taht’ın önünde duracak.
Dünyada yaşamış herkes orada olacak mı? Hayır, ama insanların her kuşağından her türlü insan orada olacak. Bunu, ‘küçük ve büyük’ ifadesinde görüyoruz. İnsan ırkı küçük ve büyükten, genç ve yaşlıdan, zengin ve yoksuldan, hasta ve sağlıklıdan, daha çok günah işleyenler ve daha az günah işleyenlerden oluşur. Tanrı’nın tahtının huzurunda gerçekleşen insanlığın nihai yargılanmasıdır.
Ancak Tanrı, yüreğin sırlarını yargılayabilir. Tanrı dışında kimse yaşamış olan herkesin ahlaki karakterini değerlendiremez. Sadece Tanrı sonsuzluğu nerede geçireceğimizi belirleyebilir. Sadece Tanrı neden orada geçireceğimizi belirler.
Tanrı’nın tahtının beyaz olarak adlandırılmasının nedenlerinden biri de Tanrı’nın vereceği kararların mükemmel ve tamamen kusursuz oluşudur. Dünyadaki yargıçların uygun olmayan kararlar vermeleri rastlanmayan bir şey değildir. Bazen yanlış bilgilerden dolayı, bazen sanıklara önyargılarından, bazen rüşvet aldıkları için ya da başka şekilde yanıltıldıkları için yanlı karar verebilirler. Tanrı ise bu kusurların hepsinden muaftır. Tanrılığını reddetmesi mümkün olmadığı gibi adaletsiz davranmaya yönlendirilmesi de mümkün değildir.
(2) “Sonra kitaplar açıldı.” Bu kitaplar insanların işlerinin kayıtlarını barındıran kitaplardır. İnsanın yaptığı her şey bu son mahkemede ortaya konulacak. Son yargı buna göre yapılacak. Tanrı’nın sağladığı resim, insanların adalet mahkemelerinde olanları hatırlatıyor bizlere. Eksik olan tek şey bizi savunacak bir savunma avukatının rahatlatıcı varlığıdır. Bu kitaplarda inanılmaz sayıda suçlama yazılı olacak. Tanrı’nın bize soracağı sorular karşısında dilimiz tutulacak. Örneğin, Tanrı kaç kere gerçeği söylediğinizi sormayacak. Kaç kere yalan söylediğinizi soracak.
“Bir dakika! Tanrı’nın o ürkütücü gün benim yalanlarımı gündeme getireceğini nereden bilebilirsin?” diye sorabilirsiniz. Öncelikle, eğer hiç yalan söylemediysen bu konuda Tanrı’nın seni yargılamasından korkmana gerek yoktur, öyle değil mi? Ancak asıl soru, yalan söylemenin Tanrı’yı ciddi bir biçimde rahatsız edip etmemesidir. Şimdi cennetten uzak tutulup sonsuza dek yargı altında kalacak kişilerin şu listesine bir bakalım: “Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, kükürtle yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm budur.” (Vahiy 21:8, İncil). [İtalik bana ait].
Yalan söylemiş, yanıltıcı ifadelerde bulunmuş, sözlerinden dönmüş olan herkes cennete gitme fırsatını yitirmiştir. Başka bir deyişle onları savunacak kimse yoktur. Kim bir putperesti ya da zinacıyı savunmak ister? Kim bir yalancıyı savunmak ister? Kim sizi savunmaya istekli olacak? İsa isteklidir. “…içimizden biri günah işlerse, adil olan İsa Mesih bizi Baba’nın önünde savunur.” (1. Yuhanna 2:1, İncil). ‘Adil olan İsa Mesih’, adaletsiz davranmış bir kişiyi nasıl savunabilir? O kişinin günahları uğruna öldüğünü vurgulayarak. İsa bedeli ödedi ve mahkumiyeti üstüne aldı. “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1. Petrus 3:18, İncil).
ÖNEMLİ: Yargı Günü’nde açılacak olan iki kitap vardır. Büyük beyaz tahtın önündeki kalabalıkları şaşırtacak gerçeklerden biri, hiçbirinin adının bir sonra değineceğimiz kitapta yazılmamış olmasıdır.
ALİ: Cengiz, benim adım bu kitapta yazılı değil! Aman Tanrım, ne yapabilirim?
CENGİZ: Sen bana söyle Ali, çünkü benim adım da bu kitapta yazılı değil. Acaba İsa’yı hayatımız boyunca gözardı etmemizi telafi etmek için zamanımız var mı?
(3) “Sonra kitaplar açıldı. Yaşam kitabı denen başka bir kitap daha açıldı.” Bu son kitap, cennette Tanrı’yla yaşama katılacak herkesin isimlerini kaydını barındırmaktadır. ‘Yaşam kitabı’ Kutsal Kitap’ta sıkça geçen bir ifadedir. “Çünkü onlar benimle, Klement’le ve adları yaşam kitabında bulunan öbür emektaşlarımla birlikte Müjde’yi yaymak için mücadele ettiler.” (Filipililer 4:3, İncil). “Onun adını yaşam kitabından hiç silmeyeceğim. Babam’ın ve meleklerinin önünde o kişinin adını açıkça anacağım.” (Vahiy 3:5, İncil). “Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar… şaşacaklar.” (Vahiy 17:8, İncil).
Bu kitapta kaydedilmiş olan adamların, kadınların, oğlanların ve kızların isimlerinin silinmez mürekkeple yazıldığı söylenebilir. Yaptıkları herhangi bir yanlış şey nedeniyle isimleri bu kitaptan asla silinmeyecek. Bunun nedeni, isimlerinin daha başta yaptıkları iyi bir şey nedeniyle kitaba kaydedilmiş olmamasıdır. Dikkat edin, isimleri yaşam kitabına, Tanrı iyi ve kötü işlerini Yargı Günü’nde değerlendirdikten sonra yazılmadı. Bu bazılarınızı şaşırtabilir, bu nedenle Tanrı’nın cennet ve cehennem hakkında açıkladıklarını tekrarlamama izin verin. İsimler yaşam kitabına herhangi birinin kişisel iyiliği veya dindarlığı nedeniyle yazılmaz. Rab İsa ile ilişkileri temelinde yazılır.
Kutsal Kitap’ta O’na verilen ünvanlardan biri ‘Tanrı Kuzusu’dur. “Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!” (Yuhanna 1:29, İncil). Bu nedenle, yaşam kitabına Kuzu’nun yaşam kitabı da dendiğini görürüz. “…dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu’nun yaşam kitabı…” (Vahiy 13:8, İncil). “Oraya [cennete] murdar hiçbir şey, iğrenç ve aldatıcı işler yapan hiç kimse asla girmeyecek; yalnız adları Kuzu’nun yaşam kitabında yazılı olanlar girecek.” (Vahiy 21:27, İncil)
Sayısız kalabalıkların Büyük Beyaz Taht’ın önünde, insanın isminin Kuzu’nun yaşam kitabında kayıtlı olmasının ne kadar büyük bir onur olduğunu kabul edecekleri zaman geliyor. İnsanın isminin bu kitapta listelenmesi, dünyanın yetiştirdiği prensler, şairler, savaşçılar, soylular veya devlet adamlarının en pırıltılı kataloğunda isminin kaydedilmiş olmasından çok daha büyük bir onurdur. Maalesef, Yargı Günü’nde insanların çoğunluğu, o korkunç günde açılacak olan başka kitaplara göre yargılandıklarını görecekler. İsa bunu önceden bildirdi:
“Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:14-15, İncil)
(4) İsa’ya inananlar da yargılanacak. Öte yandan, isimlerinin farklı bir kitapta yazılı olması gerçeği sonsuz kurtuluşlarının kesinliğini zaten belirliyor. Yargılanmaları sırasında belirlenecek olan alacakları ödülün miktarıdır. İsa’yı izleyen kişiler olarak yaşadıkları yaşama orantılı olarak ödüllendirilecekler. “Evet, Mesih herkes için öldü. Öyle ki, yaşayanlar artık kendileri için değil, kendileri uğruna ölüp dirilen Mesih için yaşasınlar.” (2.Korintliler 5:15, İncil). Bu yargının ceza veya mahkumiyetle ilgisi yok. “Böylece Mesih İsa’ya ait olanlara artık hiçbir mahkûmiyet yoktur.” (Romalılar 8:1, İncil)
İyi Haber, mahkumiyetimizi yüklenmiş olan bir Kurtarıcı olması. Bu Kurtarıcı’ya ait olanlar dürüstçe ve sevinçle şöyle söyleyebilirler: “Günah beni mahkum etmeyecek! Yasa beni mahkum etmeyecek! Cehennem beni mahkum etmeyecek! Ve Tanrı beni mahkum etmeyecek. Bağışlandım! Başkalarından daha iyi değilim. Sadece özgürüm… benim mahkumiyetimi yüklenene hizmet etmek ve O’nu daha iyi tanımak için özgürüm.”
Kuzu’nun yaşam kitabından yargılananlar cezalandırılmayacak olsa da, kayıpları olacak. Adları bu kitapta yazılı olan herkes cennetin mirasçılarıdır ama hepsi cennetten aynı derecede yararlanamayacaklar. Hepsi mutlu olacak. Hepsi sevinecek. Fakat cennet deneyimleri aynı olmayacak. Bunu şöyle düşünün. Herkesin bardağı tepesine kadar Tanrı’nın bereketleriyle dolu olacak ama bardaklar farklı ebatlarda olacak. Kimse bardağının başka birinin bardağından daha küçük olmasından ötürü üzülmeyecek çünkü kendilerine verilen bereket eksiksiz bir şekilde mutlu olmalarını sağlayacak. “Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır senin huzurunda, sağ elinden mutluluk eksilmez.” (Mezmur 16:11, Eski Antlaşma)
Ama bu Haksızlık!
Böyle mi düşünüyorsunuz? Okuduklarınıza içerleyerek, ‘Hristiyanların başkalarından ne farkı var. Bunca insan cehenneme giderken nasıl olur da onlar cennete gider!’ diyorsunuz. Size katılıyorum. Haksızlık. Benim hak ettiğimin İsa’nın başına gelmesi haksızlık. Benim günahımı üstlenerek, benim yerime ölmeyi seçti. İnanması zor bir şey ama Kurtarıcı Tanrımız işte böyle, Kutsal Yazılar bu konuda çok net. İsa dedi ki, “Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir…Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10: 1,18, İncil).
Bu gerçek insanı Tanrı’nın doğasının ve yüreğinin ta derinlerine götürür. Tanrı’nın, yaratılışının kendisiyle barıştırmak için yapmaya razı olduklarının büyüklüğünü gösteriyor. Tanrı’nın bu beklenmedik, hak edilmedik eylemi sizi ve beni de kapsar mı? Evet kapsar. Siz reddetmediğiniz sürece kapsar. Burada iki ayet alıntıladığım bir bölümün başka bir yerinde İsa şöyle der, “Bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var. Onları da getirmeliyim. Benim sesimi işitecekler ve tek sürü, tek çoban olacak.” (Yuhanna 10:16, İncil). ‘Ağıldan olmayan koyunlar’ sizsiniz ve benim. Daha doğrusu, bu koyunlar biz olabiliriz.
Bilmeniz gereken Grekçe bir Kelime
İncil’de İsa’nın gerçek izleyicilerinin yargılanmasıyla ilgili bölüme bir bakalım. “Çünkü bedende yaşarken gerek iyi gerek kötü, yaptıklarımızın karşılığını almak için hepimiz Mesih’in yargı kürsüsü önüne çıkmak zorundayız.” (2.Korintliler 5:10, İncil). Bu ayeti okuyup da doğru anlamamak mümkün müdür? Evet, mümkündür. ‘Yargı kürsüsü’ ifadesini görüyoruz ve gözümüzün önüne korkunç, kocaman, beyaz bir taht geliyor. Aklımıza cezalandırma, umutsuzluk ve mahkumiyet düşünceleri doluşuyor.
Ne var ki İncil’in orijinal dilini bilen, ve İyi Çoban’ı tanıyan bir kişi bu şekilde tepki vermez. Bu ayetteki ‘yargı’ kelimesinin Grekçesi ‘bema’dır. İsa Mesih’in gerçek izleyicileri ‘Bema Kürsüsü‘ önüne çıkacak-Mesih’in Bema Kürsüsü. Bema Kürsüsü insanlara ödüllerin dağıtıldığı bir yerdir. O esnada yargının da gerçekleşeceği doğru olsa da buna cezalandırma dahil değildir. Grekçe bilen birine, atletizm yarışlarının sonunda ne olur diye sorun, kazananların ‘Bema Kürsüsü‘ önüne çıkacaklarını söyleyeceklerdir. Birinci, ikinci veya üçüncü bitiren kişiye bir kupa, kurdele veya bir tür ödül verilir. ‘Bema Kürsüsü‘ önüne çıkan hiç kimse mahkum edilmez. Tam tersine ödüllendirilirler. Bazılarına diğerlerinden daha büyük ödüller verilir, ama iyi haber şu ki herkes bir ödül alır.
(5) “Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar ateş gölüne atıldı.” Hiçbir kelime bundan daha kapsamlı olamaz: “Adı yaşam kitabına yazılmamış olanlar.” Tüm kitaplar arasında en önemli olan kitapta adlarının yazılmasını istemeyen herkesi kapsar. Bu kişiler adlarının İsa’nın adıyla anılmasını istemediler. Bu dünyanın kralları, başkanları, spor kahramanları, filozofları ve hayırseverleri sonsuza dek mahvolacak. Birçok yoksul ve zengin, kibirli ve mütevazi, dindar insan da onlarla birlikte olacak. Ne kadar trajik bir an olacak!
Bana inanın, listeyi yaparken derin derin iç çektim. Bu bana İsa’nın şu sözlerini hatırlatıyor: “Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz.” (Matta 23:37, İncil). 
İncil’de İsa’nın gelecek olan yargıyı ayrıntılı bir şekilde anlattığı kısımda acımayla dolduğunu görüyoruz. “…ama siz istemediniz.” Daha biraz önce Yeruşalim kendi için ağlamıştı. “İsa Yeruşalim’e yaklaşıp kenti görünce ağladı.” (Luka 19:41). Uluslara ve size karşı merhameti bugün de aynıdır.
Diğer her şeyden farklı olarak, bu listedeki bireyler, sonsuz yazgılarının bağlı olduğu tek şey konusunda benzerdir. Tanrı’nın isimlerini Kuzu’nun yaşam kitabına kaydetmesine izin vermediler. Bu konuda bu insanlarla ortak bir yana sahip olmak istemezsiniz değil mi? Umarım istemezsiniz. Bense istemem.
Cehennemde farklı cezalandırma dereceleri mi var? Evet.
Bazıları daha ağır ceza alacak, bazıları ise daha az; yaptıklarına bağlı. Ne yapmış olurlarsa olsunlar, yaptıkları hiçbir iyilik bedenlerinin ve canlarının sonsuza dek Tanrı’dan ayrılmasına engel olamayacaktır. Hepsi ateş gölüne atılacaktır. Kişisel olarak ben, cezamın başka birininkinden daha az olacağını düşünerek avunamam. Önemli değil ki! Herkes sonsuza dek lanetlendi!
Ne kadar üzücü, ve aslında ne kadar gereksiz bir sahne. İsa Mesih öldüğü ve orada duran herkesin günahlarının cezasını taşıdığı halde inanmayan herkes sonsuza dek acı çekecek. Bütün kitaplarda okunabilecek bütün kötülükler için öldü İsa. Yargıç, göklerden Kurtarıcı olmak üzere yeryüzüne geldi ama insanlar O’nu reddettiler. Gökleri bile şaşırtan bir hareketle Tanrı kendini onların günahları yerine cezalandırdı. Buna karşın, insanlar kendi erdemlerine güvenerek O’nun karşısına çıkmakta kararlılar. Dindarlıklarının düzeyinden memnunlar. Ancak artık bu dindarlık onlara bekledikleri huzuru vermeyecek. Cehennemde kendi doğruluklarından bahsedemeyecekler. O andan itibaren 200 veya 200.000 yıl sonra da bundan bahsedemeyecekler. İnanın bana!
Tanrı’nın İsa’nın çarmıhta acı çekmesine izin vermesi düşüncesinin bazılarınız için kabul edilmez olduğunun farkındayım. Nasıl olur da İsa, siyasi suçlular, hırsızlar ve katiller için tasarlanmış olan korkunç bir Roma çarmıhında can verebilir? Tanrı nasıl böyle kötü bir şeye izin verebilir, diye soruyorsunuz. İsa’nın yakın arkadaşları arasından bir havarinin İsa’nın yakında yaşayacağı korkunç ölümle ilgili söylediklerini kabul edemediğini biliyor muydunuz?
“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı. Bunları açıkça söylüyordu. Bunun üzerine Petrus O’nu bir kenara çekip azarlamaya başladı.” (Markos 8:31-32, İncil)
Çoğu insan için İsa’nın çarmıha gerilmesi, başarısızlıktan başka bir şey değildir. Tanrı’nın yenilgiye uğramış olduğundan başka ne gösterir, derler. Bu olayın, ‘İşte Tanrı’nın yenilgiye uğradığı an! İnsan zafer kazandı!’ diye bas bas bağıran bir işaret olduğunu söylerler. Gerçekten öyle mi? İncil’in öğrettiği bu değil. Sitemizde çeşitli makaleleri ve Sorular bölümünde en çok ilginizi çeken sorulara yanıtlarımı okurken, İsa’nın çarmıha gerilmesi hakkında bambaşka bir şey okuyacaksınız. Çarmıh, yenilginin yaşandığı bir yer değildi. Aksine, zaferin kazanıldığı bir yerdi. Tanrı çarmıhta, insana duyduğu sevgiyi ve bağışlama isteğini gösterdi.
Sonsuzluk boyunca, Tanrı’nın sevgisini ve bağışlamasını yaşamak ister misiniz? Bunu yaşayabilirsiniz, herkes yaşayabilir. İsa’nın çarmıhı, en karanlık insan trajedilerinin -insanın günaha ve bunu izleyen cehenneme tutsaklığının- tamamıyla tersine çevrildiği yerdir. İnsanın bu zalim angaryacıya tutsak kalması ve Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalması Tanrı’nın arzusu mudur? Hayır, değil!
“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:23, İncil)
İsa’yı bu ölüm tepesine gönderen Tanrı, O’nu üç gün sonra ölümden de diriltmiştir. İlahi ve merhametli sevginin bu yenilmez gücü, ölümü bile yener ve böylece İblis’in gücünün ve günahın üzerimizde bir zamanlar sahip olduğu güce üstün gelir.
“Bir kimse Mesih’teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur.” (2. Korintliler 5:17, İncil)
“Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni gönderene iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri yargılanmaz, ölümden yaşama geçmiştir.” (Yuhanna 5:24, İncil)
İnsan, İsa’yı öldürerek Tanrı’ya karşı zafer kazanacağını düşündü. Bilgeliğinin Tanrı’nın, İsa’da görünen saçma ve fedakar sevgisini alt edebileceğini düşündü. İncil’de, din öğretmenlerinin Roma Valisi’nden İsa’nın yatırıldığı, girişi kapatılmış mezara Romalı askerleri göndermesini istedikleri kısmı okudunuz mu? Bu din adamları, İsa’nın naaşının mezarda kaldığından emin olmak istiyorlardı. Mezarı koruyup İsa’nın peygamberlik ettiği gibi ölümden dirilmesine veya İsa’nın öğrencilerinin O’nun bedenini çalmasına engel olmak istiyorlardı. Sanırım, bu mantıksız ve korkuyla hareket eden din önderleri Tanrı’nın gerçekten de yenilmiş olduğundan emin olmak istiyorlardı. İsa’nın ölümü ve dirilişiyle ilgili peygamberliklerin gerçekleşmesine engel olmak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ne büyük ahmaklık!
Sizin yerinizde olsam, sonsuzluğu cehennemde geçirme olasılığını ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa yapardım. Tanrı’nın, kimse oraya gönderilmesin diye yaptıklarına iman ederek bunu mümkün hale getirebilirsiniz.
Keşke İbrahim’inki gibi bir imanınız olsaydı!
“İbrahim umutsuz bir durumdayken birçok ulusun babası olacağına umutla iman etti. “Senin soyun böyle olacak” sözüne güveniyordu. Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı’nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti. Tanrı’nın vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi. Bunun için de aklanmış sayıldı. “Aklanmış sayıldı” sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler – Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’ya iman eden bizler – için de yazıldı. İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi.” (Romalılar 4:18-25, İncil)
Cehenneme giden bu kalabalık arasında İbrahim de olacak mı? Kesinlikle hayır. İbrahim Tanrı önünde nasıl doğru sayıldı? Nasıl suçsuz sayıldı? Bunun İbrahim’in erdemleri veya iyilikleri sayesinde olmadığına dikkat edin. İman ettiği için “doğru” sayıldı. İbrahim Tanrı’nın vaadine inandı. İnternet’te İncil’den okuduğunuz ayetlere ne demeli? Bu ayetler iman etmeniz için yazıldı. İbrahim’in imanı Tanrı’nın sözüne dayanıyordu. Güveni, vaat ettiklerini yapabilecek her şeye gücü yeten bir Tanrı’ya dayanıyordu.
Bütün dünyanın Yargıcı Olan, yıldızlardan inip yarattıklarının günahlarının bedelini ödemek için dünyaya gelir miydi? Bunu yapabilir miydi? İbrahim’in imanı, algılayabildiğinden ve akıl yürütebildiğinden çok daha ötesini görebiliyordu. İmanı, mantıklı umutların ötesindeydi. Tanrı kendisine bir mirasçı vaat etti, o da inandı.
Peki ya Tanrı size cenneti vaat ediyorsa?
Peki ya Tanrı bütün günahlarınızın, tek tek her birinin tamamıyla bağışlanmasını vaat ediyorsa?
Peki ya Tanrı bunu, İsa’ya daha yeni inancınız temelinde bunu şu anda yapmayı teklif etse?
Peki ya bunu mantığınıza sığdıramazsanız? Tanrı’nın bunu nasıl yaptığını anlamanız mümkün değilse?
Neden hepimizin atası olan İbrahim olmayalım ki? İbrahim mükemmel bir Tanrı’yı izleyen kusurlu bir insandı. Onu değiştiren şey, kendisiyle konuşan bu Tanrı’nın muazzam vaatlerini yerine getireceğine ilişkin sürekliliğini koruyan inancıydı. Ve Tanrı vaatlerini yerine getirdi.
Yargıyla ilgili bir soruyla bu cevabı bitireyim. Tanrı’nın yargısından nasıl kaçacaksınız? Boşluğu doldurun. İnsan Tanrı’yla _________ aracılığıyla doğru bir ilişkiye sahip olur. Ne aracılığıyla? İyi işler mi? Ahlaklı bir yaşam? Tanrı’yı sevmek için içten bir arzu mu? İyi niyetler mi? Bir fikrim var. Tanrı’nın tahtının önünde duranlara bakın. Adları Kuzu’nun Yaşam Kitabında yazılı olmayan insanlardan oluşan, sayılamayacak kadar büyük bu kalabalığa dikkatli bir biçimde bakın. Onların neye güvendiğine bakın ve tam tersini yapın!