Cennete Nasıl Gidebileceğim Konusunda İbrahim Peygamberden Ne Öğrenebilirim?

 

01 eternity77 your eternity 45Şayet Müslüman’sanız, eminim İbrahim peygambere karşı büyük bir saygı duyuyorsunuzdur. Tanrı bu adama karşı son derece lütufkâr davranmıştı. Size şunu sormak istiyorum, ‘Siz de Tanrı’nın size karşı lütufkâr davranmasına izin verir misiniz?’ Tanrı’nın İbrahim’e, Tanrı huzurunda kabul edilebilir olmak için neyin yeterli olduğu konusunda neler söylediğine bakalım. Umarım bu satırların sonunda kendinizi onun yerine koyup sevinçle şu sözleri söyleyebilirsiniz,

“İbrahim için yeterli olan benim için de iyidir! Tanrı da böyle dedi!”

Tanrı Kutsal Kitap’taki 66 kitabın birincisinden sonuncusuna kadar kimsenin kendi iyi işleri ya da davranışları sayesinde cennete gitmek üzere kurtarıldığını söylememiştir. Bütün bir yaşam boyunca bile iyi işler yapsanız yeterli olmayacaktır. Gökleri dolduracak kadar çok iyi işleriniz olsa da yeterli olmayacaktır. İbrahim bunu öğrenmişti. Bizim de öğrenmemiz gerekiyor. Birine sadece Tanrı’nın vaatlerine iman ederek cennette bir yer armağan olarak verilir. İnsanlık tarihi boyunca sadece bir kere insanın Tanrı’nın huzurundaki sonsuz yeri itaatine bakılarak belirlenmiştir. Aden Bahçesi’nde. Tanrı’nın yaptığı bu istisna hakkında düşündükçe Tanrı’nın bunu belli bir nedenle yapmış olduğunu o kadar iyi anlıyorum.

Kusursuz Bir Şekilde

Tanrı insana Kendisine kusursuz bir şekilde itaat edemeyeceğini göstermek istiyordu. Uyulması gereken tek bir yasa olduğu durumda bile insanın bunu yapması mümkün değildi. Ayrıca Tanrı’nın bu itaatsizlik örneğini bizlere bağışlama aracını göstermek için kullanmak istediğine inanıyorum. Ne var ki, Tanrı, Adem ve Havva’ya bu tek buyruğun yanı sıra bir de ölüm uyarısı vermişti. Tanrı, günahlarımızın bağışlanması için bir yol açmıştır ama günah konusunu çok ciddiye aldığını görmemizi istiyor. Tanrı Adem’e, Havva için de geçerli olan şeyler söyledi:

“Ona, ‘Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin’ diye buyurdu, ‘Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.’” (Yaratılış 2:16-17, Eski Antlaşma)

Yaratılış’ın bir sonraki bölümünde Adem ve Havva’nın İblis’in ayartmasına ve aldatmacasına kanarak bu tek buyruğu çiğnendiğini görüyoruz. Tanrı ölüm cezalarını aşağıdaki sözleri söyleyerek onayladı,

“Toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin.” (Yaratılış 3:19, Eski Antlaşma)

02 image10632 aging old eve sin 45Adem ve Havva’nın günah işlediği gün, ruhsal olarak öldükleri gündü. Yani, Tanrı’yla ilişkileri kesilmişti. Işığın karanlıkla nasıl bir paydaşlığı olabilir? Günah işledikleri gün, aynı zamanda fiziksel olarak ölmeye başladıkları gündü. Daha önce deneyim etmedikleri fiziksel değişimler yaşamaya başladılar. Bedenlerinde yavaş yavaş gerçekleşen bu bozulma nihai olarak ölüme, yani, canlarının bedenlerinden ve bütün dünyasal bağlarından ayrılmasına neden oldu.  

Bunu Biliyor Muydunuz?

Aden Bahçesi’ndeki o andan bu güne kadar kimse, bir listede yazılı olan dinsel uygulamaları yerine getirerek kurtulmamıştır. Bunu biliyor muydunuz? Umarım siz de cennette bir yer kazanmak umuduyla bir liste dolusu dinsel uygulamalara itaat etmeye çalışmıyorsunuzdur. Kötü ve ahlaksız bir dünyada iyi ve ahlaklı bir insan olmak, kuşkusuz hayranlık uyandıracak bir hedeftir ama iyi işler asla kimseyi kurtaramamıştır. Adem ve Havva’nın itaat etmesi gereken çok kısa bir buyruk listesi vardı. Bir tek buyruğa uymaları Tanrı’nın memnuniyetini kazanmalarını sağlayacaktı. Ne var ki, başarısız oldular. Aden Bahçesi’nde Tanrı’nın sözünü dinlemedikleri günden beri Tanrı, kendisinin gözünde doğruluk kazanması için insandan hiçbir zaman dinsel bazı görevleri yerine getirmesini istememiştir.  

Tevrat, Zebur ve İncil’de itaatin önemle vurgulandığı doğrudur. Yaşamın Tasarımcısı’nın, tasarladığı yaşamın parametrelerini önümüze koymaya hakkı var, öyle değil mi? O’nun tasarısı içinde yaşadığımız takdirde Tanrı’nın yaşamamızı amaçladığı şekilde yaşamış oluruz. Tanrı farklı bir şey yapıp insanları itaatsizlik içeren bir yaşama davet edebilir mi? Bu pek mümkün değil. Bunu Kutsal Kitap’ın ikinci bölümünde okuyoruz:

“Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir.” (Mısır’dan Çıkış 19: 5, Eski Antlaşma)

03 image3530 follow path narrow 45Tanrı İsraillileri yaşamları boyunca Mısır’da yaşadıkları tutsaklıktan kurtarmıştı. Şimdi de onlara onlardan ne beklediğini, ne yapmaları gerektiğini açıkça söylüyor. Tek bir sözle ifade etmek gerekirse, itaat. Bu mantıklı bir talepti çünkü Tanrı’ya kendilerini Mısır’dan çıkarması için yalvarmışlardı. Tanrı onlara büyük iyilikler yapmıştı ve bu nedenle gerçek itaat bekliyordu.

İmanımız!

Fakat bu iman dışında cennete gitmek için kesinlikle başka bir yol göstermiyor. Aksine, bu vaat günahlarından tövbe etmiş ve imanla yüreklerini Rab’be teslim etmiş bir grup İsrailli’ye verilmişti. İtaat, imanın gerekli bir kanıtı ya da ürünüydü. İmanın doğal bir sonucudur. Elma ağacı gerçek bir elma ağacıysa ne üretir? Elma. İman itaat üretir ya da itaatle sonuçlanır. Fakat Kutsal Yazılar’da itaat asla imanın yerini alacak bir şey olarak betimlenmiyor. Eğer cennete gideceksek, İncil’de yazıldığı gibi imanımıza dayanarak gideceğiz:

“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2: 8,9, İncil)

“Ama Kurtarıcımız Tanrı iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, kendi merhametiyle, yeniden doğuş yıkamasıyla ve Kurtarıcımız İsa Mesih aracılığıyla üzerimize bol bol döktüğü Kutsal Ruh’un yenilemesiyle yaptı.” (Titus 3: 4-6, İncil)

Sonsuz Kaderimizi Belirleyecek!

04 cross bloody cross 45Kutsal Kitap’taki kitaplardan en fazla okuyup üzerinde derin derin düşündüklerimden biri Yaratılış Kitabı’dır. Bu kitapta özellikle yaratılışın ilk bölümleri ve Aden Bahçesi üzerinde duruyorum. Adem ve Havva’nın oğullarına ne zaman günah işleseler Rab’be günahları için kurban sunmaları gerektiğini öğrettiklerini biliyor musunuz? Oğulları, Kayin ve Habil, anne ve babalarından günah işlediklerinde Tanrı’nın onların yerine ne yaptığını öğrendiler. Anne babalarından öğrendikleri şey bütün yaşamları boyunca öğrendikleri en önemli şeydi. Tanrı’nın Adem ve Havva’nın günahına karşı yaptığı şey o kadar önemlidir ki, sadece Habil ve Kayin’in sonsuz kaderini belirlemekle kalmadı, bizimkini de belirleyecek. Tanrı’nın Adem ve Havva’nın kendisine karşı işlediği günaha karşı tepkisi neydi? Ne yaptı? “RAB Tanrı Adem’le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.” (Yaratılış 3:21, Eski Antlaşma)

Sizin işlediğiniz günahlara karşı Tanrı’nın tepkisi nedir? Sizin uğrunuza bir şey yaptıysa, Tanrı ne yaptı? Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı yazıyı okumanızı öneririm. Bu yazı Aden Bahçesi’nde olanları ve bunların sizinle ilgisini daha ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Günahla ilgili sorununuz ve Tanrı’nın bu sorunu nasıl çözdüğüyle ilgili olarak web sitemizdeki en önemli yazı sanırım budur. 

Günah işlediği zaman Habil anne ve babasından öğrendiklerini yaptı. Habil sunağında kabul edilebilir şekilde, kan dökerek bir sunu sundu. Bu imanla attığı bir adımdı. İman Tanrı’nın söylediğini işitip ona göre davranmaktır. Habil Tanrı’nın anne ve babasına öğrettiklerini duydu ve gerçek olduğunu duyduğu şeye göre hareket etti. Bunu İncil’de okuyoruz: “Habil’in Tanrı’ya Kayin’den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı’nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşmaktadır.” (İbraniler 11: 4).

Kutsal Kitap’ta Tanrı Avram’ın kendisine iman ettiği ve bunun onun için nasıl doğruluk sayıldığını kaydetmiştir: “Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.” (Yaratılış 15: 6, Eski Antlaşma)

İbrahim hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız Yaratılış kitabında 12. bölümünden itibaren okuyun. Burada, İncil’in işlerle değil imanla Tanrı’nın önünde aklandığı gerçeğinin örneği olan İbrahim hakkında okumaya başlarız. Yaratılış kitabının neredeyse 1/4’lük bir kısmı İbrahim’in yaşamına ayrılmıştır.  


Cennet Mi Yoksa Cehennem Mi Olacak?

05 iii blood in the garden green 45Hatırlıyor musunuz, Tanrı’nın Adem ve Havva için Aden Bahçesi’nde yaptığının cennette mi yoksa cehennemde mi olacağınızı belirleyeceğini söylemiştim. Tanrı Aden Bahçesi’ndeki Adem ve Havva’ya aslında şöyle demiş oldu: ‘Sizin için bunu yapacağım.’ İki günahkâr insan için masum bir hayvan kesildi. Adem ve Havva buna imanla karşılık verdi. Size önerdiğim yazıda bu konuda okuyabilirsiniz.

Burada Yaratılış 15. bölümde Tanrı aynı şeyi İbrahim’e söylüyor. ‘Senin için bunu yapacağım.’  

“Sonra Avram’ı dışarı çıkararak, ‘Göklere bak’ dedi, ‘Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.’” (Yaratılış 15: 5, Eski Antlaşma)

İbrahim bu altı sözcüğe inanır mıydı? “İşte, soyun bu kadar çok olacak.” Bu vaadi Veren’e inanır mıydı? Bu vaadin, vaadi Veren’in karşı konulamaz gücüne yenilmez sadakatine dayandığına inanır mıydı? Tanrı bunu söylememiş miydi? Tanrı söylediyse, bunu gerçekleştirmez miydi? Tanrı’nın İbrahim hakkında İncil’de söyledikleri şöyledir:

“Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı’nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti. Tanrı’nın vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.” (Romalılar 4: 19-21, İncil)

Önemli Olan İmanınızın Amacıdır

Bir şeye ne kadar iman ettiğimiz önemli değildir. Önemli olan imanımızın odağıdır. Evimizin arkasındaki göldeki kâğıt kadar ince buzun beni taşıyacak kadar güçlü olduğuna inansam ve göle koşup buz üzerinde kaymaya çalışsam da, buzun üzerinde kayacağıma ne kadar içtenlikle inandığım önemli değildir. Buz hemen kırılır, kendimi yaralamasam ya da boğulmasam bile ıslanırım. Örneğin, benim akrabalarımın çoğu Katolik. Dinlerine karşı olağanüstü bir imanları ve adanmışlıkları var. Ne var ki, imanlarının odağı yanlış, bu yüzden yaptıkları sayılmayacak. Yaptıkları işlerle Tanrı’nın gözünde doğru sayılmaya çalışıyorlar- iyi işleriyle. Fakat Tanrı kimseyi bu şekilde kabul edemez. Tanrı’nın isteği O’nun yaptığına iman etmemizdir.

06 image10634 father son abraham 45İncil’de İbrahim’le ilgili ayetlerden yaptığımız alıntıyı genişletelim çünkü İbrahim için yazılmış olan ayetler bu çağda yaşayan bizler için de yazılmıştı.   

“Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı’nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrı’yı yüceltti. Tanrı’nın vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi. Bunun için de aklanmış sayıldı. “Aklanmış sayıldı” sözü, yalnız onun için değil, aklanmış sayılacak olan bizler – Rabbimiz İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’ya iman eden bizler- için de yazıldı. İsa suçlarımız için ölüme teslim edildi ve aklanmamız için diriltildi. Böylece imanla aklandığımıza göre, Rabbimiz İsa Mesih sayesinde Tanrı’yla barışmış oluyoruz. İçinde bulunduğumuz bu lütfa Mesih aracılığıyla, imanla kavuştuk.” (Romalılar 4: 19-5: 2)

İbrahim’in olağanüstü imanıyla ilgili bu kayıt sadece İbrahim için değildi. Tanrı tarafından nasıl doğru sayılacağımızı göstermek amacıyla yapılmıştı. Tanrı bugün de bütün insanlıkla ilişkisini aynı ilkeye göre düzenliyor.

Örneğin, Tevrat’ta aynı ayette On Buyruğun yazılı olduğu yerde kurban içeren tapınmayla ilgili ilk birkaç referansı görüyoruz.  

“Benim için toprak bir sunak yapacaksınız. Yakmalık ve esenlik sunularınızı, davarlarınızı, sığırlarınızı onun üzerinde sunacaksınız. Adımı anımsattığım her yere gelip sizi kutsayacağım.” (Mısır’dan Çıkış 20: 24, Eski Antlaşma)

07 image10160 blood 45Her kurbanın altında yatan ilke, masum kurban hayvanının yaşamının kişinin suçlu yaşamı yerine sayılmasıydı. Kurbanı sunan kişi Tanrı’nın bağışlamasını itaat ederek değil, tövbe ve imanla alabilirdi. İncil’de Eski Antlaşma’daki bu uygulamanın, gelecek olanın ‘habercisi’ olduğunu görüyoruz. Tevrat’ta ve Zebur’da sunulan kurban hiçbir zaman günahı ortadan kaldırmamıştı. Öyle olsaydı, bu kurbanların sürekli olarak tekrarlanması gerekmezdi. Bu Yahudi gelenekleri geçici olarak ve gölge olarak tasarlanmıştı. İsa’nın yapacaklarının bir resmi ve habercisiydi. Gelecek olan Mesih’e ve O’nun günah için sunacağı kurbana giden yolu gösteriyorlardı. Tanrı’nın sizin yerinize yapmış olduğunu bu davranışa imanla karşılık verirseniz siz de İbrahim kadar cennete gideceğinizden emin olabilirsiniz. İşte, Tanrı’nın İbrahim’i kabul ettiğini gösteren ayet:

“Avram RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.” (Yaratılış 15: 6, Eski Antlaşma)

Aynı bereket bu şekilde sizin olabilir. İbrahim’le ilgili bu ayet aşağıda kendinize uygulayabilirsiniz. Boşlukları doldurarak, İsa Mesih’in uğruna öldüğü günahkârlardan biri olduğunuzu doğrulayın. Birinci boşluk isminiz içindir. Kime iman ettiğinizi anımsayın. RAB sizinle kendisi arasındaki günah engelini günahlarınızın bedelini ödeyerek ortadan kaldırdı. İkinci boşluk bu önemli kararı verdiğiniz tarihi yazmanız için:  

“_________ RAB’be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.” Cennette sonsuz yaşam armağanını _________ tarihinde aldım. Bu tarihi bir yere not edin. İbrahim’in adı yerine kendi adınızı yazdığınızda bu gerçekleşir. Bu tarihi bir karta yazın ve cüzdanınızda, çantanızda saklayın ya da Kutsal Kitap’ınızın arkasına yapıştırın. Sadece tarihi. Biri neden buraya bir şey yapıştırdığınızı sorarsa, özel bir konu olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu kişi yakın bir arkadaşınızsa, bu fırsatı değerlendirip tarihin önemini anlatabilirsiniz.

Bir dizi dinsel gerekleri yerine getirerek kendi itaatinize dayanarak cennet güvencesini asla sağlama alamazsınız. Kendi yapabilecekleriniz ve bunları ne sıklıkla yapabileceğinize dayanarak cennette bir yer hak etmeye çalışıyorsanız yanlış Tanrı’yı dinlediniz demektir. Tarih boyunca tekrar tekrar şu sözleri söylemiş, seven, lütufkâr bir Yaratıcımız vardır:

“Sizin için bunu yapacağım!”

08 image4420 blood 45“Günahlarınızın bedelini ödeyeceğim. Çok uzun zaman önce bunu, masum bir hayvanı alıp kanlarını Aden Bahçesi’ndeki iki günahkâr insan için döktüğümde, önceden bildirmiştim. O kan onların günahını örttü, tıpkı İsa’nın kanının sizin günahlarınızı örtüp bağışlattığı gibi.”

“Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6: 23, İncil)

Tarihin her döneminde Tanrı insan için kendisiyle doğru bir ilişkiye sahip olmayı ve cennet için hazırlanmayı sadece iman aracılığıyla olanaklı kılmıştır. İtaatin Tanrı tarafından kabul edilmenizde bir rolü olması gerektiği konusunda ısrar ediyorsanız İsa’nın sizin adınıza itaat ettiği gerçeği üzerinde düşünün. İsteyerek ve itaat ederek günahlarımızı yüklendi ve kurtuluşumuzun bedelini ödedi. İsa’nın tamamlanmış işi sayesinde cennet bizim için garantidir. Ölümden dirilişi de Tanrı’nın gerçekleşenlerden memnun olduğunu gösterir. Bu olay bizlere insanın değil, Tanrı’nın kontrolde olduğunu doğrular. Bunu daha önce duymadıysanız, gerçeği duymadınız demektir.    

“Kutsal Yasa’da gelecek iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı’ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez.
Erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra artık günahlılık duygusu kalmazdı. Ancak o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor. Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz.” (İbraniler 10:1-4, İncil)

“Oysa Mesih, kendisini bir kez kurban ederek günahı ortadan kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır. Bir kez ölmek, sonra da yargılanmak nasıl insanların kaderiyse, Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir.” (İbraniler 9: 26-28, İncil)

09 image6368 fate alone 45Tanrı’nın günahkâr insanları kurtarma ve cennet için hazırlama yolu hep aynıydı. İbrahim’in zamanından beri değişmedi. Adem ve Havva’nın zamanına göre bile değişmedi. Tanrı insanı iman aracılığıyla lütufla kurtardı. Bunun başka bir yolu yoktur.

Bu yanıttan yüreğinize kabul edeceğiniz bir şey varsa, lütfen şu alıntıyı kabul edin: “Sizin için bu yapacağım.” Tanrı’nın Adem ve Havva’ya söylediği buydu. Tanrı’nın İbrahim’e söylediği buydu. Ve Tanrı, günah sorununu bir kerede, sonsuza dek çözdüğü yerden, ölüm tepesinden bizlere de aynı şeyi söylüyor.

Leave a Comment