Önsöz

01 image12187 sketch draw god 45Yazar Rob Bell, Velvet Elvis adlı kitabında şöyle diyor, Tanrı’yı, düzgün çizgiler ve tanımlarla çözdüğümüz an, artık Tanrı’yla uğraşmıyoruz demektir. Artık o uydurduğumuz bir kişidir.” Katılıyorum. Bu dizide Tanrı hakkında neleri bilmemizin mümkün olduğunu keşfedeceğiz. Sadece Tanrı’nın kendisi hakkında açıkladıklarını bilebilecek olsak da, bu harika vahiyler, cennete gidene kadar bizleri mutlu bir şekilde tatmin etmeye yeterlidir. Bu diziden keyif alacağınızdan eminim.

Bir zamanlar, Elçi Pavlus Atina’yı ziyaret ediyordu. Şehre gelme nedeni İsa Mesih ve dirilişi hakkındaki iyi haberi paylaşmaktı fakat bunu yapabilmesi için önce onlara gerçek Tanrı kavramını tanıtması gerekiyordu. “Ey Atinalılar, sizin her bakımdan çok dindar olduğunuzu görüyorum. Ben çevrede dolaşırken, tapındığınız yerleri incelerken üzerinde, BİLİNMEYEN TANRI’YA diye yazılmış bir sunağa bile rastladım. Sizin bilmeden tapındığınız bu Tanrı’yı ben size tanıtayım.” (Elçilerin İşleri 17:22-23, İncil)

Elçi Pavlus baktığı her yerde altından, gümüşten ve taştan yapılmış birçok put gördüğü için kederlenmişti. “…Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.” (Elçilerin İşleri 17:16)

İnsanlar İsa’nın Mesih olduğunun duyurulduğunu işittikleri zaman akıllarına ne geliyordu? Onun yabancı bir tanrı olduğunu varsaydılar. Onlarınki gibi zihinleri putperestlikle yozlaşmış insanlar için bu son derece doğal bir tepkiydi. Pavlus’un bahsettiği kişinin kendi ilahlarına benzer bir seviyede, başka ulustan bir ilah olduğunu düşündüler. Pavlus putperestliklerinin yanlışlığı konusunda onları ikna etmek için Tanrı’dan dünyanın Yaratıcısı olarak söz etti ve böylece dolaylı olarak birçok tanrı olduğuna ilişkin görüşlerine karşı çıktı.

02 fantasy shot worlds apart 45“Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Tanrı, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz. Herkese yaşam, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, bir şeye gereksinmesi varmış gibi O’na insan eliyle hizmet edilmez. Tanrı, bütün ulusları tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi. Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı. Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı. Aslında Tanrı hiçbirimizden uzak değildir.” (Elçilerin İşleri 17:24-27, İncil)

Tanrı Size Uzak Görünüyorsa, Kimin Uzaklaştığını Tahmin Edin Bakalım!

Tanrı’nın hayatta bizleri olduğumuz yere koyma arzusunun amacı, kendisini kişisel olarak tanıma fırsatına sahip olmamızdır. “Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı.” İnsanların bir ve gerçek Tanrımız’ın karakteri ve kişiliği hakkında çok şey öğrenmemiş olmaları gerçeği, insanın aptallığının ve kötülüğünün büyüklüğünü göstermektedir. İnsan, Tanrı’nın vahiyle açıkladıklarıyla ne yaptı? Pek bir şey yapmadı. Bunlardan tamamıyla faydalanamadı.

Tanrı Kayıp mı Oldu?

Tanrı’nın insanın kendisini bulmasına ilişkin arzusu hakkında okuyoruz. Tanrı bunun mümkün olduğunu söyledi. Yaşamı bu görkemli amaca göre tasarladı! Peki, ama ‘Tanrı’yı bulmak’ ne demek? Tanrı kayıp mı? Hayır, Tanrı ‘kayıp’ değil. Tanrı’yı bulmak, kayıp ev anahtarımızı bulmak gibi bir şey değil. Tanrı’nın arzusu, O’na giden yolumuzu yeniden bulmamızdır. Hayatlarımızda ‘kayıp’ veya eksik olan şey Tanrı’yla sahip olmak üzere yaratıldığımız ilişkidir. Gerçek şu ki hepimiz bunu kaybettik. Bir zamanlar bu ilişkiye sahiptik ve kaybettik. Daha sonra önsözde Adem ve Havva’dan söz ederken bunun üzerinde konuşacağız.

İsa, egemenlikle ilgili benzetmelerinden birinde Tanrı’yı bulmanın sevincinden söz etti. Dedi ki, “Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı.” (Matta 13:44)

03 image1908 worship 45İsa’ya iman etmek için insanın dünyasal varlıklarını satması gerektiğini söylemiyordu. Benzetmenin ana mesajı, Tanrı’nın egemenliğinin keşfinin, dünyadaki her şeyden daha fazla sevinç vermesidir. Tanrı’yı bulmak, sadece altın paralarla dolu gömülü bir hazine sandığı bulmak gibi bir şey değildir. Daha çok tüketilemez bir altın madeni bulmak gibi bir şeydir. Bu zenginliği yeryüzüne çıkarmak hayat boyu surer. Nitekim ne kadar kazarsanız o kadar saf altın verir.

Bu keşfin neden bu kadar büyük bir sevince neden olduğuna hayret etmeli miyiz? Hayır, fakat genellikle görünür olan şeylere çok fazla değer veriyoruz. Neden vermeyelim ki? “Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır. ” (2.Korintliler 4:18)

İmana Duyulan İhtiyaç

Tanrı’nın kayıp olmadığı üzerinde hemfikiriz. Bazılarınız, kayıp olanın, Tanrı’nın bizlerle sahip olmayı arzuladığı eşsiz ilişki olduğu konusunda da fikir birliğinde olabilir. Her durumda Tanrı’nın verdiği şu vaadi dinleyin.

“Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım” diyor RAB.” (Yeremya 29:13-14, Eski Antlaşma). Tanrı, kendisini bizlere açıklayacağını ve bunda imanın büyük bir rol oynadığını söylüyor bizlere. “İman olmadan Tanrı’yı hoşnut etmek olanaksızdır. Tanrı’ya yaklaşan, O’nun var olduğuna ve kendisini arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.” (İbraniler 11:6). İmana nasıl sahip olabiliriz? Tanrı’nın yüreklerimize konuştuğu mesajı işiterek ve ilahi vahyine karşılık vererek. Gerçek iman budur: Tanrı’nın Sözü’ne inanmak ve buna göre hareket etmek.


04 image5267 read 45Tanrı’nın kusursuzluklarını tanıyabilir ve bazılarınızın deneyim etmemiş olacağı bir şekilde Tanrı’yı tanıyabiliriz. “Hayal görüyorsunuz!” diyorsunuz. Hayır, sadece Tanrı’nın vahiylerinin tadını çıkarıyorum. Her gün vahiylerden keyif alıp, üzerlerinde çalışıyorum. Neden? Tanrı’nın O’nu kendi başıma tanıma davetine karşılık olarak. “Tadın da görün, RAB ne iyidir, Ne mutlu O’na sığınan adama!” (Mezmur 34:8, Eski Antlaşma)

Tanrı’yı uzaktan görmemiz veya sadece başkalarının Tanrı hakkında bizlere söylediklerine inanmamız yeterli değildir. Hayatta bazı şeyler vardır ki, ancak deneyim edilerek anlaşılabilirler. Tanrı’yı tanımak için de bu geçerlidir.

Tanrı’nın kendisini insanlara açıklamasının bazı yolları üzerinde düşünelim. O halde, bunlar hakkında okurken, sadece bunları fark etmekten daha fazlasını yapın. Tanrı’nın, kendi sonsuz iyiliğini kendi başınıza keşfetme davetini kabul edin. Bunun son derece avutucu bir deneyim olduğunu göreceksiniz çünkü bu, Tanrı’nın sonsuz yaşamı O’nunla birlikte cennette geçirme konusunda lütufkar davetini içermektedir.

“Ne mutlu O’na sığınan adama!”

Nasıl Öğreniyorsunuz?

Ama önce bana nasıl öğrendiğinizi söyleyin, bunu söylerken, yeni görevleri ne kadar hızlı öğrendiğinizi veya öğrendiklerinizin ne kadar kalıcı olduğunu sormuyorum.  Hepimizin yeni bilgi toplamamızın ve işletmemizin farklı yollarına göre birkaç tane belirli öğrenme stili vardır. Bunu biliyor muydunuz?

05 image7557 explore find look camera 45Nasıl öğreniyorsunuz? Yaklaşık olarak %65’imiz, en iyi bakarak, okuyarak ve seyrederek öğrenen kişileriz, yani en iyi görsel yolla öğreniriz. Görsel olarak öğrenenler tipik olarak, söylenen talimatlara kulak tıkarlar. Bunun yerine, resimlenen açıklamaları veya tabloları tercih ederler. Görsel olarak öğrenen kişi, zihin gözleriyle ‘görür’, ziyaret ettikleri yerlerden veya gördükleri yerlerden görsel ayrıntıları hatırlar.

Başka türlü bir öğrenme biçimi daha var. Duyarak öğrenenler ve konuşanlar. Yaklaşık olarak %30’umuz, bilgiyi en iyi talimatları tekrarlayarak, hatta sessiz bir şekilde tekrarlayarak işlevli hale getirir. Bu şekilde hafızamıza naklederken bilgiyi ‘duyabiliriz.’

Siz hangisisiniz? Görsel olarak öğrenen birisi misiniz, yoksa işiterek öğrenen birisi misiniz?

Her ikisi de olmayabilirsiniz. Çok daha az sayıda insan, kinestetik (devinduyusal) şekilde öğrenir. Hareket ve dokunma aracılığıyla anlam toplarlar. Küçük çocuklar, ağırlıklı olarak bu öğrenme biçimine dayanırlar. Bu nedenle bir müzede gezip de herhangi bir şeye dokunmamaları mümkün değildir! Her şeye dokunarak ‘görmek’ zorunda olduklarını hissederler. Yaklaşık olarak insanlığın %5’i, bu tarz öğrenmeyi yetişkinliğe de taşır, en iyi fiziksel etkileşim aracılığıyla öğrenmeye devam ederler.

En Güçlü Anten Bile İşe Yaramaz

Peki ya gözlem, akıl yürütme ve hatta derin düşünme aracılığıyla elde edilemeyen bilgilere ne demeli? Ruhsal gerçeklerden bahsediyorum. Ölümlü insanlar tarafından hiçbir zaman görülmemiş veya duyulmamış belirli şeyler var. İnsanın yüreğine giremezler, yani, beş duyu veya akıl yürütme veya iç gözlem aracılığıyla çıkarımda bulunulmaları mümkün değildir. Tanrı bize İncil’de şöyle diyor,

“Yazılmış olduğu gibi, Tanrı’nın kendisini sevenler için hazırladıklarını, hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı.” (1.Korintliler 2:9)

06 image12186 question mark 45“Bir dakika!” diyorsunuz, “Duyularımızla algılanamayacak veya akıl yürütme, derin düşünme gibi yöntemler aracılığıyla keşfedilemeyecek gerçekler varsa, bunları nasıl öğrenebiliriz?” Tanrı bunu bir sonraki ayette açıklıyor:

“Oysa Tanrı Ruh aracılığıyla bunları bize açıkladı. Çünkü Ruh her şeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır.” (1.Korintliler 2:10)

Tanrı insana başka türlü bilinemeyecek şeyler açıkladı. Bu sürece vahiy deniyor. İnsan ilahi vahiy olmadan Tanrı’yı tanıyamaz çünkü doğası gereği Tanrı ve yaratılışı arasında sonsuz bir uçurum vardır. İyi haber şudur: Tanrı kendisini tanımamızı arzular. Tanrı’nın bütününü bilemeyecek olsak da, Kutsal Kitap’ın Tanrısı’nın kendisini takip edenlere vaat ettiği bereketler vardır. Bunlardan biri kesin cennet vaadidir. Böyle olmasaydı, şu an yaptığınız gibi www.cennetvaadi.com adlı web sitesinde bir yazı okuyor olmazdınız.

İnsanlık asıl olarak Tanrı’yla paydaşlığa sahip olmak üzere yaratıldı. Kutsal Kitap’ın ilk birkaç bölümünde Tanrı’nın yaratıcı eylemlerinin tümü hakkındaki anlatımı okurken, insanın, bütün yaratılmış varlıklar arasında Tanrı’yla iletişim kurabilen tek varlık olduğunu görüyoruz. Bu da insanı yaratılışın geri kalanından ayırıyor. Yalnızca insan Tanrı’yla iletişim kurabilir. Yalnızca insan Tanrı’yla paydaşlığa sahip olabilir.

İnsan Tanrı bilincine sahip olması açısından eşsizdir. Dua eden bir horoz gördünüz mü hiç? Mahallenizdeki sokak kedileri yemek yemeden önce Tanrı’dan bereket istemiyor değil mi? Hayır, istemiyorlar. Ancak insan Tanrı’nın vahyini almak ve anlamak ve buna karşılık olarak O’nu övmek için tasarlandı.


Tanrı ve İnsan Arasında Yanlış Giden Neydi?

07 target1 must hit 100 percent always to get to heaven 45Bu web sitesinde günah ve sonuçlarından sık sık söz ettiğimi duyacaksınız. Basit anlamıyla günah, ‘hedefe isabet ettirememektir.’ Hedef nedir? “Hedef” mükemmeliyettir. Tanrı’nın bizden beklentisi mükemmel olmamızdır. Tanrı olup da, mükemmeliyetten daha azıyla yetinmesi mümkün değildir. Demek istediğim, Tanrı standartlarını düşüremez. Bakın bu ayette, günah işlediğimiz zaman neden yoksun kaldığımız yazıyor: “Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı.” (Romalılar 3:23). Tanrı’nın mükemmel, görkemli karakterinden yoksun kalıyoruz. ‘Hedefi’ kaçırdınız mı? Hepimiz kaçırdık. Bunu size anlatmama gerek yok, öyle değil mi? Hatasız kul olmaz. Günah işlediğimiz için karşı karşıya kaldığımız sonuçların farkında olmayabilirsiniz.

Bu çağda, çoğu insan, insanın aslında yürekte iyi bir varlık olduğuna inanıyor. En kötümüzün için de bile iyilik olduğuna inanıyoruz- en iyimizde kötülük olsa da. Çoğu insan, İblis bizleri etkilemek ve bizi ‘kötü yapmak’ için çevremizde olmasa ilk, değişmemiş durumumuza döneceğimize inanıyor.

Birçok sağlık gurusu, insanların sağlıklı olduğu durumlarda suçun ortadan kalktığını ve sadakatsizliğin azaldığını söyleyecek kadar ileri gidiyorlar. Alıntı yapmamız gerekirse, “Beden pak olduğunda, zihin de pak olur.” Bu kulağa hoş geliyor fakat gerçeklikten uzaktır. İnsan temelde iyi değildir, eğer Tanrı’nın bize bizim hakkımızda söylediklerine inanırsanız öyle değil.

“Yürek her şeyden daha aldatıcıdır, iyileşmez, onu kim anlayabilir?” (Yeremya 17:9, Eski Antlaşma)

Tanrı bize insan yüreğinin- sizin ve benim yüreğimizin- aldatıcı olduğunu söylüyor. Fakat sadece aldatıcı değil, her şeyden çok aldatıcı! Tanrı, evrendeki başka hiçbir şeyin insan yüreği kadar aldatıcı ve iyileşme kapasitesinden yoksun olmadığını söylüyor bizlere.

Tabii ki, kendimizi başkalarıyla kıyasladığımızda, çok da kötü olmadığımız sonucuna varmak kolay. Çevremize bakıyoruz ve herkes kadar iyi olduğumuz sonucuna varıyoruz. Ne var ki, Tanrı’nın insanları değerlendirirken kullandığı standart başkalarının davranış biçimleri değildir. Tanrı’nın ölçüsü mükemmeliyettir. Ölçü mezurasındaki tek işaret budur.

08 image4103xxx  connection broken fellowship cut sin 45Bu konu diğer yazılarda ele alındığı için, şimdi yapacağım yorum, günahkarlığımızın Tanrı’yla ilişkimizi nasıl etkilediği üzerindeki son yorumum olacak. Tanrı’nın insana vahiyleri üzerinde düşündüğümüz bu tür bir dizide, en azından bir şeyin farkında olmalısınız insanın günaha düşmesi Tanrı ve insan arasındaki iletişim hatlarını kopardı.  Daha da kötüsü, insan bu durumu düzeltmek için hiçbir şey yapamazdı.

Yapamayacağımız Bir Şey

Adem ve Havva Tanrı’ya karşı günah işlediğinde, Tanrı’yla ilişkilerini düzeltmek için yapabilecekleri hiçbir şey yoktu. Bizim de yapabileceğimiz bir şey yok. Bunu anlamak önemlidir. Daha sonraki bir tarihte, web sitesinde Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı büyüleyici yazıyı okuyabileceğinizi umut ediyorum. Bu yazı, Tanrı’nın insanın günahkarlığı konusuna lütufla nasıl bir çözüm getirdiğine bakıyor. Tanrı Aden Bahçesi’nde günahın hangi koşullar altında bağışlanabileceğini açıkladı. Tanrı’nın Adem ve Havva’ya öğrettiği ve bizim de öğrenmemiz gereken dört ders vardır.

Günahkar oluşumuzun Tanrı’yla ilişkimizde yarattığı hasarı onaramazsak, bu ilişki nasıl düzeltilebilir? Bunu onarmak için Tanrı’nın ilk adımı atması şarttır. Peki, attı mı? Başarılı oldu mu? Evet. Tanrı hiçbir zaman kendisini günlük yaşamlarımızdan uzaklaştırmaya ve görünüşte bilinemez olmaya niyetlenmedi. Tanrı’dan bu şekilde ‘kopmak’ Tanrı’nın değil, insanın seçimiydi.

İnsanın varoluşunun başından beri Tanrı insanlara seçme özgürlüğü verdi. O’na ve kendisi hakkında bizlere verdiği vahiylere inanıp inanmayacağımızı seçmemize izin veriyor. Tanrı’ya itaat etmek ve Tanrı’yı sevmek üzere programlanan robotlar değiliz.  Örneğin, Tanrı Adem ve Havva’yı verdiği talimatlara uymaya zorlamadı. Özgür iradeleriyle izlememeyi seçtiler ve insanlık, kaderi belirleyen bu kararın sonuçlarını o günden itibaren hissetti.

09 nothing to sing about temp5 45Tanrı eski İsrail’i de kendisine itaat etmeye zorlamadı. İsrailliler’e bir seçim sundu: “Önünüze yaşamla ölümü, kutsamayla laneti koyduğuma bugün yeri göğü size karşı tanık gösteriyorum. Yaşamı seçin ki, siz de çocuklarınız da yaşayasınız.” (Yasa’nın Tekrarı 30:19, Eski Antlaşma)

Kendi kulaklarıyla Tanrı’nın Sina Dağı’ndan On Buyruk’u tekrarladığını işittiler. Mısır’dan çıkışları sırasında tekrar tekrar birçok mucizeye tanıklık ettiler. Fakat İsrailliler bu kanıtları çabucak unuttular ve Tanrı’nın sunduğu yaşam biçimini ve kutsamaları gözardı etmeyi seçtiler. “Çünkü sizin başkaldıran, dikbaşlı kişiler olduğunuzu biliyorum. Bugün ben sağken, aranızdayken bile RAB’be karşı geliyorsunuz; ölümümden sonra daha ne kadar çok başkaldıracaksınız.” (Yasa’nın Tekrarı 31:27, Eski Antlaşma)

Boyun Eğmez, Eğemez De…

İnsanlık sürekli olarak Tanrı’nın vahyine sırtını dönmeyi seçmiş, nihai olarak lanet ve ölüme götüren yolu tercih etmiştir. “Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, ama sonu ölümdür.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 14:12, Eski Antlaşma). Maalesef, bu sözler esinlenmiş Kutsal Yazılar’ın bir parçası haline geldiğinden beri insanın yüreği ve zihninde hiçbir şey değişmedi. Ne yazık ki, dünyamız, çok sayıda kendi kendini aldatan canlarla dolu bir dünya. Tanrı’nın vahyinin belirli kısımlarına inanmayı ve bu sırada Tanrı’nın sözünü dinlemeden yaşamayı seçtiler. “Çünkü benliğe dayanan düşünce Tanrı’ya düşmandır; Tanrı’nın Yasası’na boyun eğmez, eğemez de.” (Romalıları 8:7)

Tanrı’nın vahiylerini göz ardı etme süreci içinde insan, kendi ilahlarını yaratmaya başlıyor. İnsanlar Tanrı’yı istedikleri her surette yeniden yaratıyorlar. Şok edici değil mi?


10 adam and eve forbidden fruit 45İnsan, Tanrı Adem’le ilk konuştuğundan beri bunu yapmaktadır. “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.” (Yaratılış 2:16-17, Eski Antlaşma). Tanrı, “O meyveden yemeyin” dedi, Havva ise, “Evet…Tanrı bunu Adem’e söylemiş olabilir ama belki de Tanrı bunu kast etmemiştir. Adem bana ağacın yanına bile yaklaşmamam gerektiğini söyledi ama ağaç bana iyi görünüyor ve meyvesi de zararsız görünüyor.” Erişebileceği yerde lezzetli bir görünümü olan varlığı görünce, “Eminim, bunlardan birini alsam Tanrı rahatsız olmaz. Eksikliğini hissetmez” diye düşündü. Aniden Havva artık yeni bir tanrıyı izliyordu! Gerçek Tanrı’ya çok benzer bir tanrıydı- ama ince bir farkı vardı.

Kayin, anne ve babasının Aden Bahçesi’nden kovulmalarından yıllar sonra, Tanrı’ya tarlasından bir kucak dolusu havuç ve başka ürünler getirdi. Bu Kayin’e uygun görünmüştü fakat Tanrı için kabul edilebilir miydi? Hayır, değildi. Tanrı dünyadaki bu ilk aileye kendisine nasıl yaklaşılacağı konusunda dört ders vermişti. Tanrı meyve veya sebze istemiyordu. Tanrı, istediğini söylediği şeyi istiyordu. Fakat Kayin, tarlasında yetişen en iyi ürünlerin bir kısmını getirmesinin Tanrı için yeterince iyi olacağını düşündü. “Ne de olsa,” diye düşündü Kayin kendi kendine, “yüreğim doğru yerde, Tanrı beni kabul etmemeye nasıl cüret eder?”

Başka Yeni bir Tanrı

Ne oldu? Şimdi dünyada başka, yeni bir tanrı vardı. Havva’nın tanrısını zaten gördük; bu Havva’nın ağaç hakkında Adem’den işittiği sözleri dinleyip dinlemediğini umursamayan bir tanrıydı. Sonra Kayin’in tanrısı vardı; sözde sebzeleri seviyordu ve uygun olduğunu düşündüğümüz her şeyi kabul etmeye hazırdı.

11 image12188 false god 45Bu sahte tanrı yaratma süreci, insan daha fazla bilgi sahibi oldukça da durmadı. Aksine, Tanrı giderek daha fazla değiştirildi. Sadece bu da değil, insanlar yaşamlarında terk etmek istemedikleri çeşitli günahları akladıkça bölündü ve sonra yeniden bölündü. Zaman içinde Tanrı’nın karakteri bireylerin istediklerini yapabilmelerine izin verecek ve sevdikleri yeni tanrılardan yabancılaşmayacakları şekilde biçim değiştiriyordu.

İnsan sürekli olarak Tanrı’nın vahiylerine sırtını dönmeyi seçmiş, Tanrı’nın Eski Antlaşma’da sözünü ettiği yolu tercih etmiştir. “Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, ama sonu ölümdür.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 14:12, Eski Antlaşma). Kendi kendilerini aldatanlar, sonunda kendi kendilerini yok edenler olacaktır.

Eski İsrail yoldan saptıktan yüzyıllar sonra, Tanrı İsa’yı vaat edilen Mesih olarak kabul etmeleri konusunda İsa’nın soydaşlarını zorlamadı. İlahi gücünü ortaya koyan inanılmaz mucizeler karşısında dahi, çoğu İsa’nın gerçek kimliğine yine de inanmadılar. Atalarının verdiği karşılığı tekrar ettiler.

İnsanların çoğu açık fikirli olduklarını, gerçeğe karşı düşmalık duymayacaklarını veya önyargılı olmayacaklarını düşünürler. Fakat İsa’nın mucizelerine tanıklık eden insanların bazıları daha sonra öldürülmesi için çığırtkanlık yaptılar.

“Pilatus [Roma Valisi], “Öyleyse Mesih denen İsa’yı ne yapayım?” diye sordu. Hep bir ağızdan, “Çarmıha gerilsin!” dediler. Pilatus, “O ne kötülük yaptı ki?” diye sordu. Onlar ise daha yüksek sesle, “Çarmıha gerilsin!” diye bağrışıp durdular. Pilatus, elinden bir şey gelmediğini, tersine, bir kargaşalığın başladığını görünce su aldı, kalabalığın önünde ellerini yıkayıp şöyle dedi: “Bu adamın kanından ben sorumlu değilim. Bu işe siz bakın!” Bütün halk şu karşılığı verdi: “O’nun kanının sorumluluğu bizim ve çocuklarımızın üzerinde olsun!” (Matta 27:22-25)

12 image10336 face doubt 45İsa, öğretiş ve şifa hizmetinin başlarında anlattığı bir benzetmede bazı insanların Tanrı’ya karşı ne kadar duyarsızlaşabileceklerine işaret etti. Biri ölümden dirilecek olsa bile, yollarının tehlikeleri veya aptallığı konusunda ikna olamayacaklarını söyledi. (Bakınız Luka 16.) Düşünsenize, gözlerinin önünde en büyük mucize gerçekleşiyor ve bundan hiç etkilenmiyorlar! Peki, ama neden? Çünkü inanmama konusunda kararlılardı. İlahi vahyi göz ardı etmeye karar vermişlerdi.

Kaç Kez İşitmemiz Gerekiyor?

Dirilişten söz ederken, İsa buna bir örnek. İsa kendisi hakkında ne peygamberlik etti? Öğrencilerini önceden uyarmak ve gelecekte olacaklar için hazırlamak için birkaç kere ne söyledi?

“İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkahinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.”  (Luka 9:22)

“Bundan sonra İsa, kendisinin Yeruşalim’e gitmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerinin elinden çok acı çekmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini öğrencilerine anlatmaya başladı.”  (Matta 16:21)

“Celile’de bir araya geldiklerinde İsa onlara, “İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek ve öldürülecek, ama üçüncü gün dirilecek” dedi. Öğrenciler buna çok kederlendiler.”  (Matta 17:22-23)

“İsa, İnsanoğlu’nun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üç gün sonra dirilmesi gerektiğini onlara anlatmaya başladı.” (Markos 8:31)

“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.”  (Yuhanna 10:11,18)


Zihin bir Paraşüt Gibidir; En İyi Açık Olduğu Zaman Çalışır

13 image12189 parachute mind 45Çoğumuz açık fikirli olduğumuzu ve gerçeğe karşı düşmanlık göstermeyeceğimizi veya önyargılı olmayacağımızı düşünürüz. Fakat gerçekten açık fikirli miyiz? Gerçek şu ki, insan doğası değişmedi. “Pars beneklerini değiştirebilir mi?” (Yeremya 13:23, Eski Antlaşma). Hayır, değiştiremez. Bunun gibi bizde doğamızı değiştiremeyiz. Saç rengimizi? Evet, onu değiştirebiliriz. Doğamızı? Mümkün değil! Tanrı’ya karşı aynı önyargı, modern çağımızda da aynı derin şekilde yerleşik olarak durmaktadır. Kabul ediyorum, bu, söylemesi hoş bir şey değil. İnsanlığın önemli bir kısmının isteyerek düşüncelerini Tanrı’ya karşı duyarsızlaştırdığını söylemek hiç hoş bir şey değil. Hoş değil ama gerçek. Bu tür bir tutumdan etkilenen zihin, Tanrı’nın varlığı veya İsa’nın ölümü ve dirilişi ile ilgili kanıtların etrafından dolanmanın yollarını araştırır. İnsan düşüncesi, Tanrı’nın kendisi hakkındaki vahiylere karşı kuşkucudur. Cennetten gelen bu değerli iletişim bir kulaktan girip diğerinden çıkıyor.

Beni Yanlış Anlamayın!

Söylediklerimi yanlış anlamayın. Bizimle Tanrı arasındaki sorun ilahi vahiyler değil. Bunlar sonsuza dek doğru ve değişmez kalacaktır. Sorun, insanın bunları göz ardı etmesidir. Bu da, çok sayıda insanın istediklerine göre neye inanacaklarına karar verdikleriyle kanıtlanmaktadır.

Muhalifler, İncil’in değiştirildiğini söyleyecektir. Buna bir an için bile inanmayın. Gerçek şu ki, İncil, tümüyle güvenebileceğiniz bir kitaptır. 14 image8131 injil love bible 45İncil’in tarihselliği ve güvenilirliği konusunda ki makaleleri web sitemizin diğer bölümlerinde okuyabilirsiniz. Tek bir gerçeği unutmayın. Kutsal Yazıları ilk başta esinlemek konusunda kudrete ve egemen denetime sahip olan Tanrı, egemen kontrolünü hiçbir zaman bir kenara bırakmadı. Bunu söylerken şunu kastediyorum; Tanrı hiçbir zaman kimseye kendi esinlediğini değiştirme izni vermedi. Esinlendikleri andan itibaren Tanrı, Kutsal Yazılar’ın korunması konusunda kudretine ve egemen denetimine devam etti. “RAB’be karşı başarılı olabilecek bilgelik, akıl ve tasarı yoktur.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 21:30, Eski Antlaşma). Bugün İncil’de İsa hakkında okuduklarınız Tanrı’nın İsa hakkında bilmenizi istedikleridir.

Çağımızın Filozofları

Son yüzyıllarda filozoflar, insanlığın evrendeki varlığı ve yeri hakkında önemli soruları yanıtlamaya çalışmaktalar. Bunun için nasıl bir yaklaşım benimsiyorlar? Tanrı’nın kendisi hakkında vahyini incelediler mi? Hayır, bunları göz ardı ettiler. Temel varsayımları Tanrı’nın olmamasıydı. Göremediğimiz, duyamadığımız veya hissedemediğimiz ya da bilimsel yöntemlerle ölçemediğimiz hiçbir şeye yer bırakmadılar. Yanıtların insan düşüncesi aracılığıyla bulunabileceğine inandılar. Bu kesinlikle kaybetmeye mahkum bir önermedir. Tanrı’ya karşı doğal bir önyargıyla lekelenmiş bir insan yeteneğine güvenirlerse nasıl başarılı olurlar? Olamazlar ve bunu bulgularını okuduğumuzda görüyoruz. Evrenin yoktan var olduğu, yaşamın cansız maddeden evrimleştiği ve mantığın yolumuzu bulmamız için en iyi kılavuzumuz olduğu sonucuna varıyorlar.

Tarihin her çağında, Kutsal Yazılar’ın her sayfasında şu gerçek açıklanıyor: Tanrı kendi seçimlerimizi yapmamıza olanak veriyor. Bu seçimlerin sonsuz sonuçları var. Bunu İsa’dan daha iyi ortaya koyan kimse yok. İsa dedi ki, “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:13-14). 15 image10609 question mark 45Yolumuzu bulmamız konusunda en iyi kılavuz insanın düşünce yeteneği mi? Nereye giden yolu bulmamız konusunda? 

Konuşan Bir Tanrı

Bir an için Tanrı olduğunuzu hayal edin. Her şeyi siz yarattınız- insanlar da buna dahil. İnsanı, sizinle başka hiçbir yaratığın ilişki kuramayacağı şekilde ilişki kurabilecek şekilde yarattınız. Onları yarattıktan sonra yapacağınız ilk şey, onlara kendinizden bahsetmek olmaz mıydı? Onlarla sahip olmayı arzuladığınız ilişkiye nasıl kavuşacaklarını söylemez miydiniz?

Birçok kişi, “Tanrı böyle olsaydı, tabii böyle yapardım fakat Tanrı hakkındaki çizdiğiniz resme katılmıyorum!” derdi üzerine basa basa. “Filozofların ve bilim insanlarının Tanrı hakkında söylediklerine inanmıyorum ama Tanrı’nın bilinebileceğine de inanmıyorum.” Peki ya siz? Bazı insanlar, bir şekilde, Tanrı’nın kendisini yaratılışından sakladığına inanıyorlar. Kendisini sizden ve benden saklıyor. İnsanların Tanrı hakkında bu görüşü benimsemelerinin iki nedenine kısaca bakalım.

1. Tanrı anlaşılmaz. Diyorlar ki, “Tanrı varsa, bizden o kadar inanılmaz derecede farklı olmalı ki, onu anlama şansımız yoktur.” Bir anlamda, onlara katılıyorum. Bizim hayal gücümüze kaldığında, Tanrı hakkında doğru düzgün bir anlayışa varma umudumuz olamaz. Tanrı’nın bütünlüğü kesin olarak kavranılamazdır. Fakat bu, Tanrı hakkında hiçbir şeyi anlayamayacağımız anlamına gelmiyor. Tanrı’nın bütünü hakkında bilgi sahibi olmadan, Tanrı hakkında gerçek bilgi sahibi olmak mümkündür.

Bu düzeyde Tanrı çevremizdeki insanlardan daha çok kavranılamaz değildir. İnsanlar hakkında bilinebilecek her şeyi hiçbir zaman bilemiyoruz ve anlayamıyoruz, fakat bu, hiçbir şey bilemeyeceğimiz anlamına gelimiyor. İnsanların bizleri bazen şaşırtıyor olmaları, en azından kısmen kavranılabilir olmalarını kanıtlıyor. Onların yollarını tanıyoruz ve bu yollara aksi şekilde davrandıkları takdirde şaşırıyoruz.

Bunun üzerinde düşünün biraz. Tanrı kendisini tanımamızı ve kendisiyle ilişki kurmamızı arzuluyor ise, bizleri bunu olanaklı kılacak şekilde yaratmayacak olmasına inanmak saçma olurdu. Her şey Tanrı’nın nasıl biri olduğuna bağlı, öyle değil mi?


16 image7968 face surprise 452. Tanrı bizimle ilgilenmiyor! Diyorlar ki, “Bu kadar büyük ve kudretli olan ve evreni yaratmış olan bir Tanrı, milyonlarca galaksiden birindeki sıradan bir yıldızın yörüngesinde dönen küçük bir gezegendeki bir türle neden ilgilensin? Ne saçma bir fikir!”

İlk olarak, evrendeki tek akıllı tür olup olmadığımızı bilmiyoruz. Değilsek, Tanrı’nın, var olan diğer türlerden çok insan ırkıyla daha çok ilgilendiğini var saymamız için herhangi bir neden yok. Kişisel olarak ben Tanrı’nın bizimle ilgilendiğine inanıyorum, ama bu, başka hiçbir türle ilgilenmediği anlamına gelmiyor. “RAB bütün davranışlarında adil, yaptığı bütün işlerde sevecendir.” (Mezmur 145:17, Eski Antlaşma). Bakın Tanrı nasıl tarif ediliyor. Sevecendir! “RAB herkese iyi davranır, sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar.” (Mezmur 145:9, Eski Antlaşma). Bütün yapıtları, bütün yarattıkları merhametli elinin ürünlerini alıyorlar. Kutsal Kitap’ın Tanrısı yaptığı hiçbir şeyden nefret etmiyor. Nitekim Tanrı’nın bizim için düşüncesinin ilgi düzeyinden daha ileriye gittiği Kutsal Yazılar’da açıkça görülür. Tanrı bizi sever. “Tanrı sevgidir.” (1.Yuhanna 4:8)

Ne Sıra Dışı bir Benzetme!

Arkadaşlarımın bazıları Tanrı’nın kendileriyle ilgilendiğine inanmakta zorluk çekiyorlar. Tanrı’nın kendilerini sevdiğine inanmak daha da zor geliyor. Fakat Tanrı’nın yarattıklarıyla ilgilenmesini varsaymak için iyi bir neden var mı? Tanrı bizimle yeterince ilgilenseydi, neden bizimle sürekli ilgilenmesin? Kutsal Kitap’ı okuyan kimse, Tanrı’nın kendisini insandan bilerek uzaklaştırdığını söyleyemez. Tam tersi doğrudur. Kutsal Kitap boyunca, Tanrı, yaratılışı sürdürme ve yaratılışa bakma konusuyla yakından ilgileniyor gibi resmediliyor. Nitekim Tanrı bizler için duyduğu sevgiyi, şaşırtıcı bir şekilde bir annenin süt emen bebeğine duyduğu şefkate benzetiyor!17 nursing mother1a temp5 contrasted 45 “Ama RAB, “Kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi?” diyor, “Rahminden çıkan çocuktan sevecenliği esirger mi? Kadın unutabilir, ama ben seni asla unutmam.” (Yeşaya 49:15, Eski Antlaşma)

Herkes, annenin sevgisinin en kuvvetli sevgi olduğunu bilir değil mi? Çoğu anne, çocukları ne yaparsa yapsın onları sevmeye devam eder. Ne yazık ki, bazı anneler çocuklarını ihmal ederler. Öte yandan, Tanrı’nın bizlere karşı şefkati en şefkali anne babaların çocuklarına karşı duydukları şefkati sonsuz ölçüde aşar. Sürekli bizleri düşünür. “Hakkımdaki düşüncelerin ne değerli, ey Tanrı, sayıları ne çok! Kum tanelerinden fazladır saymaya kalksam.” (Mezmur 139:17-18, Eski Antlaşma). Tekrar tekrar Kutsal Yazılar’da Tanrı’nın bizleri sevdiğini söylediğini ve nihai olarak bizleri sevdiğini gösterdiğini görüyoruz. “Seni sonsuz bir sevgiyle sevdim.” (Yeremya 31:3, Eski Antlaşma)

Alternatifler

Bu dizide Tanrı’nın kendisini insana nasıl açıkladığına bakacağız. Bu vahiyle Tanrı’yı tam olarak tanımamızı mümkün hale getirmeyecek. Tanrı’yı hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğiz ve anlayamayacağız. Öte yandan, Tanrı’nın kendisi hakkında bizlere açıklamak istediklerini gerçekten bilip anlayabileceğimize inanıyoruz. Bu inanca sadece birkaç olası alternatif vardır.

1. Alternatif – Tanrı kendisini açıklayamaz.  Bu mantıklı bir olasılık fakat evreni yaratmış bir Tanrı’nın yarattığı evrenle etkileşim içinde olamayacağını ciddi bir şekilde ileri sürdüğünü hiç duymadım. Bir ölçüde anlamsız bir aktivite olurdu, öyle değil mi? Bu olasılığın gerçek olduğuna ilişkin kanıtlar görmedim. Aslında, bunun kanıtı ne olur, ondan da emin değilim. Bu duruşun, kendi tanımı gereği, kendisini destekleyecek herhangi bir kanıtın var olma olasılığını önlediğini düşünüyorum.

18 image10327 blinds hide peek 45Şayet Tanrı her şeyi eyleme geçirdiyse ve artık başka bir şey yapamıyorsa, bu, Tanrı’nın olmamasına denk gelir. Bu senaryoya göre Tanrı, kişiliği olmayan ‘ilk nedene’ verilmiş bir isimden başka bir şey değildir. Bu düşünce, evreni yarattığı kabul edilen fakat sonra artık evrenle herhangi bir etkileşim içinde olmayan bir tanrıyı kabul eden deizm (tanrıcılık) gibi inançların temelidir.

2. Alternatif – Tanrı kendisini açıklamamayı seçer. Tanrı’nın belki de kendisini bizlere açıklayabileceğini fakat açıklamamayı seçtiğini söyleyen insanlar var. Bu ilk alternatife göre daha mümkündür fakat aynı, herhangi bir maddi kanıtı olmama sorunundan muzdariptir.

3. Alternatif – Tanrı bizleri yanlış bir şekilde yönlendirmeyi seçiyor.  Bu üçüncü alternatif Tanrı’nın hem iyiliğin, hem de kötülüğün yaratıcısı olduğuna inanan çoğu insanın seçimidir. Sizi bilmem ama ben, bilerek beni yanlış bir şekilde yönlendiren Tanrı’ya güvenmekte zorlanırdım. İyi haber Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta kötülüğün yaratıcısı olarak resmedilmemesidir. Gerçek şu ki Tanrı iyiden başka bir şey olup da hala Tanrı olamaz.

Evet, ateistlerin ileri sürdüğü, Tanrı her şeyi yarattığı için kötülüğün yaratılmasından da sorumlu olduğu savının farkındayım. Öte yandan, ‘kötülük’ fiziksel olarak yaratılmış bir varlık değil, öyle değil mi? Bu nedenle, Tanrı tarafından yaratılmış şeyler dünyasına girmiyor. Kötülük, iyiliğin yokluğudur. Tanrı kötülüğe izin veriyor öyle ki, insan, özgür iradesiyle, iyi (yani Tanrı) ve kötü (Tanrı’nın yokluğu) arasında seçim yapabilsin. Kötülük Tanrı’dan kaynaklanmaz. İnsanın yaptığı yanlış seçimlerin sonucudur.

Descartes, Tanrı’nın bizleri yanlış yönlendirme olasılığına inandığımız takdirde, başka hiçbir şeye inanma konusunda akla uygun bir temelimiz olmayacağını gördü. Ona katılıyorum. Bizleri yanlış bir şekilde yönlendirmeye karar veren bir Tanrı, bizleri hayatın her alanında- deneyimlerimizde, hafızamızda, akıl yürütme ve inançlarımızda- yanlış şekilde yönlendirme kapasitesine kesin olarak sahiptir. Bu alternatif, insanı tam anlamıyla çılgınlığa ve ümitsizliğe götürür.


Hazırlanın

19 intelligent design1 temp5 45Tanrı kendisini açıklama konusunda ilk adımı attıysa, bunu nasıl yaptı? Tanrı’nın var olduğu gerçeğinin ötesine geçip bunu inceleyeceğiz. Bunu bilmemiz için Tanrı’nın hiçbir şey yapmasına gerek yok. Kendisi hakkında hiçbir şeyi doğrudan açıklamamayı hiçbir zaman seçmemiş olsaydı bile var olduğunu bilirdik. Bu konuda bana katılıyor musunuz?

Eskiden yaşadığım ev çok uzun süre önce inşaa edilmişti. Müteahhitle hiç tanışmadım ve artık ölmüş olacağını tahmin ediyorum. Onunla hiç yazışmadım. Benim elimde sadece bina edildikten sonraki ev vardı. Bina eden bir kişi olduğundan emin miyim? Bu gerçek konusunda tamamıyla ikna olmuş durumdayım. Neden? Bunun iki nedeni var.

1) Evin kendi kendini inşa etmediğini biliyorum.

2) İçinde yaşadığım ev gibi bir ev yapma yetilerine sahip olduğunu biliyorum. Bir zamanlar yaratmış olduğuyla ilgili çok sayıda görsel kanıt vardır.

Bu evi görmeliydiniz- karmaşık çatı çizgileri, dışta kusursuz bir şekilde dizilmiş tuğla yapısı ve içerideki mükemmel oyma kapılar, pervazlar ve parke yerler. Bu evin varlığı bir gerçek ve var olduğu gerçeği bana evi inşa eden hakkında bilgi veriyor.

Aynı şekilde, dünya ve gözlemlenebilir evren Yaratıcısı hakkında kanıttır. Sadece Yaratıcı’nın var olduğunu görebilmekle kalmıyoruz, görünür yaratılışı inceleyerek ve üzerinde düşünerek, Yaratıcı hakkında bazı sonuçlara varabiliyoruz. Bundan daha fazlasını bilmeden bile Tanrı hakkında bir şeyler biliyoruz. Büyütecinizi alın, Tanrı’nın ‘parmak izleri’ çevremizde, her yerde.

Tanrı hakkında bundan daha fazlasını bilmeyi arzuluyor muyuz? Evet ve Tanrı, hiçbir insanın kendisi hakkında anlamadığını bizlere açıklamaya hazır.

Kutsal Kitap’ın Tanrı hakkında tüketilemez bir kaynak olduğunu göreceksiniz. Tanrı kendisine düşeni yapmaya hazır. Hazırlanma zamanınız geldi. Bu dizide bir yerde Tanrı hakkında insanın zihni için çok büyük olan fakat insanın yüreğine tam uyan bir gerçekle karşılaşacaksınız. Sizin yüreğiniz için. 

Leave a Comment