İsa’nın Yerine Getirdiği Peygamberlikler – Önsöz
Bu dizide peygamberlik üzerinde çalışacağız. Neden peygamberlik? Bu konuyu çalışmamızın en azından üç nedeni olduğuna inanıyorum.
1. NEDEN – Nedenlerden biri günümüzde peygamberliğin insanlarda uyandırdığı ilgi. Çoğu insan Tanrı’yla ilişkilerinden emin olmadıkları için dünyada bir tür emniyet hissi bulmaya çalışıyorlar. Gelecekte ne olacağını ve eğer mümkünse, bundan iki yüz yıl sonra nerede olacaklarını bilmek istiyorlar.
Aramızda emniyet, uzun dönemli istikrar ve kendimiz ve bizden sonraki soyumuz için parlak ve öngörülebilir bir geleceği arzulamayan var mı? Hepimiz bunları isteriz. Fakat birçoğumuz için bu umutlar ve arzular gerçekleşmeyebilir. Her an, herhangi birimiz bir kaza, şiddet eylemi, kuvvetten düşüren bir hastalık veya doğal bir afetin kurbanı olabiliriz. Savaşlar ve terörist eylemler toplumun dokusunu tehlikeye sokmakla tehdit ediyor ve özlediğimiz emniyeti daha da belirsiz hale getiriyor. Belirsizlik bir yaşam biçimi haline geldi.
Geleceğe duyduğumuz güvensizlik endişemizin başlıca kaynaklarından biri. Geleceğin karanlığına bir göz atabilme amacıyla daha önce hiç görülmemiş sayıda insan medyumlara ve astrolojik okumalara başvurmaktadır. Sayısız milyonlar, tünelin sonunda bir tür ışık yanacağına ilişkin bir emniyeti özlüyorlar.
“Kimse geleceği bilmez, kim kime geleceği bildirebilir?” (Vaiz 8:7, Eski Antlaşma). Kral Süleyman’ın gözlemleri bugün için de geçerlidir. İnsan gelecekteki olaylar ve zamanları ve mevsimleri konusunda karanlıktadır. Ne göklerdeki yıldızlar ne de falcılık sanatlarından herhangi biri bize neler olabileceğini söyleyebilir.
Dünyamız neden bu kadar belirsiz? Başka bir alternatifimiz yok mu? Öngörülebilir bir şey yok mu? Geleceğimizden habersiz bir şekilde yaşamak zorunda mıyız? Bu dünyanın nereye gittiği konusunda bir bilgi kaynağı keşfedebilir miyiz? Sadece bu kadar da değil, nereye gidiyoruz? Sonsuzluğu nerede geçireceğimizi kesin olarak bilebilir miyiz?
Peygamberlik üzerinde çalışmamızın bir nedeni peygamberliğin bizleri gelecek olaylar için hazırlıyor olmasıdır hem kişisel düzeyde, hem de dünya düzeyinde. Doğal felaketler, hukuksuzluk veya insanlığı tehdit eden yeni bir virüs hakkında haberleri gazetelerde okumadığımız veya TV’de duymadığımız bir gün bile olmuyor. Bunun üzerinde biraz düşünün. Dünya felaketleri Tanrı’yı hiçbir zaman şaşırtmaz. Eğer Tanrı’nın hayatımız için tasarılarını biliyorsak, Tanrı’yı tanıyorsak bizleri de şaşırtmamalıdır.
Peygamberlik, şimdi nasıl yaşayacağımızı bilebilmemiz için geleceğe küçük bir bakış atabilmemizi sağlıyor. Kutsal Kitap’ın sayfalarında peygamberliğin bu denli önemli olmasının nedenlerinden biri budur. Bu sadece akademik bir alıştırma değil; günlük yaşam için pratik bir şeydir.
Bu denli peygamberliklerle dolu olan bu ilahi kitapta ki talimatları takip ediyor musunuz?
2. NEDEN – Kutsal Kitap’ta ki peygamberlikleri çalışmaya başlamanın başka bir nedeni de aldatılmaktan kaçınmamızı sağlamasıdır. Size, göldeki buzun, ağırlığınızı taşıyacak kadar kalın olduğunun söylendiğini hayal edin. Bunu size söyleyen kişi bu konuda yetkin biri gibi görünüyor. Sözleri kulağa ikna edici geliyor. Böylece, gülerek ve kayarak gölün ortasına doğru koşuyorsunuz, ta ki buzun ince olduğu yere varana dek. Derinlere, buz gibi soğuk suyun içine düşüyorsunuz. Kurtarma çabalarının ulaşamayacağı bir noktadasınız. Göl, su içindeki mezarınız oluyor.
Yetkili kişi, “İnce, ince! Bir adım bile atmayın!” demesi gerekirken, büyük bir güvenle “Kalın, kalın! Girin!” diye bilgi verdi. Bakın Tanrı, kendisini yanlış temsil eden dindar insanlar hakkında neler söylüyor:
“Küçük büyük herkes kazanç peşinde, peygamberler, kâhinler, hepsi halkı aldatıyor. Esenlik yokken, ‘Esenlik, esenlik diyerek halkımın yarasını sözde iyileştirdiler. Yaptıkları iğrençliklerden utandılar mı? Hayır, ne utanması? Kızarıp bozarmanın ne olduğunu bile bilmiyorlar. Bu yüzden onlar da düşenlerin arasında yer alacak, onları cezalandırdığımda sendeleyip düşecekler” diyor RAB. RAB diyor ki, “Yol kavşaklarında durup bakın, eski yolları sorun, iyi yol nerede, öğrenin. O yolda yürüyün, canlarınız rahata kavuşur. Ama onlar, ‘O yolda yürümeyiz dediler.” (Yeremya 6:13-16, Eski Antlaşma)
İnsanlar Tanrı’nın gerçek peygamberlerini dinlemeyi reddettiler. Bugün de buna çok benzer bir durum vardır. İnsanlar, bizlere her şeyin yolunda olduğunu söyleyenlere inanmayı tercih ediyorlar. Ben iyiyim. Sen iyisin. İyi olmaya çalıştığımız sürece hiçbir sorun yok.
Yapmamız gereken, Tanrı’nın İncil’deki uyarısını takip etmek. Eskiden yaşamış insanların haklı olduğunu düşünerek, sadece geçmişin rehberliğini izlememeliyiz. Neden? Kötü insanların izlediği eski bir yol da var. Eski yollar tek başına, yolumuzu aklamak için yeterli değildir. Tanrı’nın yönlendirişini takip etmeliyiz, “Her şeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun.” (1.Selanikliler 5:21, İncil). Hıristiyan inancı, kendisini sınamamızı istemesi açısından kendine özgü bir özelliğe sahiptir. Önce incelemeden hiçbir şeyin doğru olduğunu varsaymamalıyız. Bu nedenle, size tavsiyem, Tanrı’nın İsa’ya inananlardan yapmalarını istediği şeyi yapmanız. Buna gelecek hakkında bilmeniz gerekenler de dahildir.
Her şeyi test etmekten söz ederken, peygamberliği peygamberlik yapan önemli yönlerden birisi henüz gerçekleşmemiş olan bir şeyi açıklamasıdır. Tanrı’nın kendisini bizlere göstermek için kullandığı kanıtların bir kısmı, Kutsal Kitap’ta olayları gerçekleşmeden önce bizlere açıklamasıdır. Şu ana kadar, Tanrı %100 doğru çıktı. Bu da bizlere henüz gerçekleşmemiş peygamberlikleri inceleme konusunda çok önemli bir neden veriyor. Özellikle de İsa’yla ilgili olanları!
İsa gelecekten sık sık söz etmekle kalmadı, çevrelerinde gerçekleşen olayların önemini anlamayan, çağdaşı olan din önderlerini de azarladı. Peygamberliksel Kutsal Yazılar’ı anlamadıkları için zamanın belirtilerini okuyamadılar.
“Ferisiler’le Sadukiler İsa’nın yanına geldiler. O’nu denemek amacıyla kendilerine gökten bir belirti göstermesini istediler. İsa onlara şu karşılığı verdi: “Akşam, ‘Gökyüzü kızıl olduğuna göre hava iyi olacak’ dersiniz. Sabah, ‘Bugün gök kızıl ve bulutlu, hava bozacak’ dersiniz. Gökyüzünün görünümünü yorumlayabiliyorsunuz da, zamanın belirtilerini yorumlayamıyor musunuz?” (Matta 16:1-3, İncil)
İsa kime hitap ediyordu? Ferisiler o dönemin din konusunda kuralcı olan kişileriydi. Kendi doğruluklarına güvenmeleri ve kibirleriyle tanınırlardı. İsa onları sık sık azarlardı. Hizmetinin ta başından beri Ferisiler kendilerini, İsa’nın acılıkla dolu ve sürekli düşmanları olarak gösterdiler. Doktrinlerine katlanamadılar ve her yoldan insanlar arasındaki etkisini yok etmeye çalıştılar. Sadukiler, diriliş doktrinini inkar eden ve alaya alan bir Yahudi tarikatıydı. Meleklerin varlığını da inkar etmekteydiler. O dönemin teistleri (tanrıcı [dinlere değil, tanrıya inanan kişi]) veya kuşkucularıydılar.
Tanrı’nın sizin için arzusu nedir? Tanrı, Kutsal Kitap’ın gelecek hakkında söylediklerini incelemenizi ister. Bunu yapmak için peygamberliklerini incelemeliyiz! İsa, peygamberliği anlamamızın bizleri gelecekte aldanmaktan koruyacağını biliyordu. “İsa onlara şu karşılığı verdi: “Sakın kimse sizi saptırmasın! Birçokları, ‘Mesih benim’ diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi aldatacaklar.” (Matta 24:4-5, İncil). Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta gelecek hakkında açıkladıklarını bildiğiniz takdirde, kolayca aldanmazsınız.
“RAB, “Peygamberler benim adımla yalan peygamberlik ediyorlar” dedi, “Onları ne gönderdim, ne onlara buyruk verdim, ne de seslendim. Size uydurma görümlerden, falcılıktan, boş şeylerden, akıllarından geçen hayallerden söz ediyorlar.” (Yeremya 14:14, Eski Antlaşma)
Daha önce Tanrı’nın, gelecekteki olayları önceden bildirme konusunda %100 doğru çıktığını söylemiştim. Bu da, bizleri peygamberlikleri inceleme konusunda motive etmekle kalmıyor, incelediklerimize güvenmeye de teşvik ediyor. Düşünün bir kere. Gerçekleşen peygamberlikler, Kutsal Kitap’ın gerçekten Tanrı Sözü olduğuna ilişkin en kuvvetli kanıtlardan biridir. Mesih’in birinci gelişi hakkında gerçekleşmesi gereken peygamberliklerin hepsi en ince ayrıntısına kadar gerçekleştiği için Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın insana vahyi olduğundan emin olabiliriz. Hiçbir insan yaptığı öngörüler konusunda %100 doğru çıkamaz. Hava durumunu sunan kişi bile böyle bir ortamalayla övünemez, değil mi?
3. NEDEN – Öncelikle, peygamberlik, Tanrı’nın insanlığa esinlenmiş vahyi olan Kutsal Kitap’ın ayrılmaz bir parçası olduğu için incelenmelidir. Tanrı Kutsal Kitap aracılığıyla kendisini, insanlık için tasarısını ve neden burada olduğumuzu açıklamaktadır. Peygamberlik bu vahiyde büyük bir rol oynar.
Tanrı, doğru insanlara vahyini kaydetme konusunda esin verme ve kötü insanların bunları bozmasına izin vermeme zahmetine katlandıysa, o zaman bizlerin de bu peygamberlikleri inceleme zorunluluğumuz vardır. Kutsal Kitap’taki her bir kitabın ne zaman yazıldığına baktığınız takdirde, Kutsal Kitap’ın üçte ikisinden fazlasının peygamberliksel doğaya sahip olduğunu görmek çok ilginç olacaktır.
Diğer bir deyişle, Kutsal Kitap’taki bir kitabın yazarı yazmak için oturduğunda, tarif ettikleri henüz gerçekleşmemişti. Bu nedenle, Kutsal Yazılar’daki peygamberliksel bazı ayetlerin gözardı edilmesi seçildiği takdirde, Kutsal Kitap’ın üçte ikisinden fazlasının bir kenara atılması gerekir. Tanrı’nın bu fikre katılacağını düşünmek zor öyle değil mi?
Çoğu Sorumuza Tatmin Edici Cevaplar Bulunması
Cevaplar zaten bizi beklemekteydi. Cevaplar, Kutsal Kitap’ın sayfalarında bulunabilir. Kutsal Kitap bizlere ileride neler olduğu hakkında birçok şey anlatıyor. Tanrı’nın insan için iradesinin açıklamasıdır ve Tanrı’nın kendisi hakkındaki bir açıklama olarak, bizlere başka herhangi bir kaynaktan edinemeyeceğimiz bilgiler verdi. Neler var içinde? Belirsizliklerimizin nedeni ve Tanrı’nın bunlar için çözümü.
“Tanrı, Süleyman’a bilgelik, derin bir sezgi, kıyılardaki kum kadar anlayış verdi.” (1.Krallar 4:29, Eski Antlaşma). “Bilgelik de canın için öyledir, bilmiş ol. Bilgeliği bulursan bir geleceğin olur ve umudun boşa çıkmaz.” (Süleyman’ın Özdeyileri 24:14, Eski Antlaşma).
Bir gün uçus sırasında okuyacak birşeyler bulmak için hava alanındaki gazete rafına bakıyordum. Yanımdaki adam da aynısını yapıyordu. “Hangi gazeteyi arıyorsunuz?” diye sordu. “Muhafazakar bir şey arıyorum- dergi de olabilir” diye cevap verdim.
“Öyle mi,” dedi adam, “Ben liberal bir gazete arıyorum – dedikodu ve daracık giyinmiş kadınlarla dolu olabilir.” Koyu renk ince çizgili bir takım elbise ve pahalı görünen bir kravat takıyordu. Giysilerine baktığımda, cevabı beni şaşırttı. Zihnini bu tür çöplükle dolduracak bir insandan daha saygın görünüyordu.
“Ne iş yapıyorsunuz?” diye sordum. O da avukat olduğunu söyledi ve bana ne iş yaptığımı sordu. Hıristiyan bir müjdeci olduğumu söyledim.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
“Kutsal Kitap’ı okuyan insanlar ne gibi şeyler okuyorlar?” diye sordu. Okumaktan hoşlandığım kitapları, dergileri ve gazeteleri saydım, ama daha çok Kutsal Kitap’ı okuduğumu söyledim.
“Bundan daha fazlasını okumuyor musunuz?” diye soru.
“Pek değil,” diye cevap verdim.
“İnsanlarla konuşuyor musunuz?” diye sordu yüzünde şaşırmış bir ifadeyle.
“Her zaman,” dedim.
“Peki, o zaman, daha fazlasını okumuyorsanız, insanların ihtiyaçlarını ve sorunlarını nasıl biliyorsunuz?” diye sordu.
“İnsanın sadece üç sorunu vardır: Günah, keder ve ölüm,” dedim avukata.
“Hayır, büyük bir hata yapıyorsunuz. Bundan çok daha fazla sorunumuz var!” diye karşılık verdi.
“Tamam, düşünün biraz. O zaman bana dördüncü bir sorun söyleyin.”
Biraz düşündü sonra da, “Düşününce, insanın sadece üç tane temel sorunu var” dedi.
Gerçekten söylediklerinde ciddi miydi, yoksa konuşmamızı nazik bir şekilde sonlandırmaya mı çalışıyordu, bilmiyorum. Fakat dünyadaki her sorunun günah, keder ve ölümün birer alt kategorisi olduğuna inanıyorum. Ayrıca, Kutsal Kitap bu üç duruma çözüm sunan dünyadaki tek kitaptır. Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz fakat bunun doğru olduğunu keşfettim.
Kutsal Kitap tüm yazın sanatı içinde eşsiz bir yere sahip olan bir kitaptır. Onun gibisi yok. Çeşitli kültürlerden gelen çok sayıda yazar tarafından on altı yüzyıl gibi bir süre içinde kaleme alındığı halde, tek bir yazarın -evrenin Yaratıcısı- başyapıtıdır!
Kutsal Kitap akademisyenleri yüzyıllardır, üç kıtadan, çarpıcı derecede farklı kökenlerden gelen bu kadar çok yazarın, Kutsal Kitap’ın sayfalarında bulunan tutarlı bir mesajı ve amacı sürdürebilmeleri karşısında hayrete düşmüştür. Ben de hayrete düşüyorum. Bu denli çeşitli yazarın oluşturduğu başka hiçbir derleme Kutsal Kitap’ın devamlılığı ve uyumuyla kıyaslanamaz.
Bu tutarlılık Kutsal Kitap’a yazın yapıtları arasında eşi benzeri olmayan bir özellik vermektedir. İlahi esine sahip olmasının bir kanıtı da budur. Kaynağı nedir? “Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir.” (2.Timoteos 3:16, İncil)
Kayda değer bu kitabın büyük bir kısmı peygamberlikseldir. Peygamberlikleri insanın geleceği hakkında yaşamsal bilgiler içerir. Kutsal Kitap’ın Tanrı’nın esinlenmiş Sözü olduğunu fark ettiğmizde, o zaman peygamberliklerininin önemini fark ediyoruz. Tanrı tarafından esinlendikleri için güvenilirdir. Sadece bu da değil, bekleyeceğiniz gibi, Tanrı çağlar boyunca Kutsal Yazılar’ı korumuştur. “RAB’be karşı başarılı olabilecek bilgelik, akıl ve tasarı yoktur.” (Süleyman’ın Özdeyişleri 21:30, Eski Antlaşma)
Yaratıcımız kendisi ve gelecek hakkında bizlere neler söylüyor? “Çok önceden beri olup bitenleri anımsayın. Çünkü Tanrı benim, başkası yok. Tanrı benim, benzerim yok. Sonu ta başlangıçtan, henüz olmamış olayları çok önceden bildiren, tasarım gerçekleşecek, istediğim her şeyi yapacağım diyen benim. Doğudan yırtıcı kuşu, uzak bir ülkeden tasarımı gerçekleştirecek adamı çağıran benim. Evet, bunları söyledim, kesinlikle yerine getirecek, tasarladığımı yapacağım mutlaka.” (Yeşaya 46:9-11, Eski Antlaşma). Tanrı sadece geleceği açıkladığını iddia etmekle kalmıyor, aynı zamanda önceden bildirdiği olayları gerçekleştirme gücüne de sahiptir!
Peygamberlikle Kutsal Yazılar’la ilgili bir önemli gerçek de, birçok peygamberliğin -beş yüz tanesi- harfi harfine yerine gelmiş olmasıdır. Bu da, herhangi bir entelektüel soruya yer bırakmadan, Kutsal Kitap’ın peygamberliklerin bulunduğu ayetlerde harfiyen yorumlanmasının amaçlandığını ortaya koymaktadır. Hiç kuşku yok, Tanrı tam olarak söylediğini kast ediyor! Tarih tamamlandığında, Kutsal Kitap’taki her bir peygamberlik yerine gelmiş olacak.
Neden Kutsal Kitap’taki Peygamberlikleri Çalışmalı?
Yazıma peygamberliği neden çalışmamız gerektiğine ilişkin üç nedenle başladım. Düşünün biraz. Peygamberlik, önceden yazılmış tarihtir. Belki şu anda ileride neler olacağını veya bundan iki yüz yıl sonra nerede olacağınızı merak ediyorsunuzdur, o zaman bu yazı dizisinden mutlaka yararlanacaksınız. Kutsal Kitap’ı daha iyi okumak istiyorsanız, başlamak için burası iyi bir noktadır. Kutsal Kitap’ın, daha iyi bilinen adıyla İncil’in son kısmında, peygamberlerin sözlerine dikkat etmemiz gerektiği söyleniyor. Neden? Çünkü bunlar peygamberlerin sözleri değildir. Tanrı’nın sözleridir. Tanrı, zihinlerini aydınlattı, ilahi şeyler hakkında bilgi ve gelecek olaylar hakkında öngörü verdi.
“Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insan isteğinden kaynaklanmadı. Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” (2.Petrus 1:20-21, İncil)
Peygamberler yazmak için oturduklarında olaylar hakkında kendi özel yorumlarını yapmadılar veya kendi başlarına çıkarımda bulunmadılar. Kutsal Yazılar insanın değil, Tanrı’nın yorumudur. Kutsal Kitap’taki peygamberlikleri çalışırken bunu hatırlamak önemlidir. Peygamberliklerin hiçbiri Elçi Yuhanna’nın fikri veya başka birinin düşüncesi değildir. Bunların hiçbiri, birilerinin olacak olanlar hakkında tahminlerini temsil etmemektedir. Peygamberlikler Tanrı tarafından yazılmıştır. “Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler.” Ancak Tanrı sonu, daha baştan bilir. Kişisel olarak, gelecek hakkında- henüz gerçekleşmeden- bu kadar çok şey bilmeme izin verdiği için Tanrı’ya minnettarım. Bana ilk Kutsal Kitap’ımı veren ve 66 kitap arasında ilk olarak hangisini okuyacağım konusunda öneriden bulunan iş arkadaşım için minnettarım.
Hıristiyanlık’ın iddialarını değerlendiriyor musunuz? Peygamberliğin önemi, yüzeysel olarak bile, açık olmalıdır. Neden? Kutsal Kitap’ın yaklaşık olarak dörtte biri peygamberlikseldir. Bu da, Kutsal Yazılar’ı peygamberlikleri çalışmadan çalışamayacağımız anlamına gelir. Tanrı’nın, bizler Kutsal Kitap’ı okudukça gelecek üzerindeki örtüleri kaldırmak ve insan ırkı için tasarı ve amaçlarının neler olduğuna ilişkin biraz olsun işaretler vermek için duyduğu istek açıktır.
“Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum” diyor RAB. “Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar.” (Yeremya 29:11, Eski Antlaşma)
Web sitesindeki yazılardan birinin başlığı son derece alışılmadık bir başlıktır. Bazıları bunun, tüm yazılar arasında okunması gereken en önemli yazı olduğunu söylediler. Bu nedenle lütfen 332 Peygamberlik, Cırcırböceği ve İsa’ya Güvenmek adlı yazıyı okuyun ve aynı fikirde olup olmadığınızı görün. Bu yazıda, sizinle ilgili olarak verilmiş peygamberlik hakkında okuyacaksınız. Bunun altını çizin lütfen, SİZİNLE ilgili olarak!
Size Nasıl Olduğumu Açıklamam için Tarihe İhtiyacım Var
Peygamberlik, tarihin anlamına ilişkin bir kılavuz sağlar. Felsefeciler tarihin anlamı hakkında tartışmaya devam edecekler. Tartışma ne zaman sona erecek? Beklerken nefesinizi tutmayın. Buna gerek yok. Kutsal Kitap tarihin, Tanrı’nın kendisini açıklama ve sevgisini ve lütfunu, -insan tarihi olmadan açıklaması mümkün olmayan bir şekilde- gösterme konusunda planı ve amacının açıklanmasıdır. Umarım, Tanrı’nın tarih konusunda ki amacını benim kadar anlamlı bulursunuz. Tanrı bizlere, cennetten kendisini tarif eden bir ilahiyat kitabı göndermeyi seçmedi. Aksine, Tanrı kendisinin açıklanmasının tarih içinde gerçekleşmesine karar verdi.
Yaratıcımız ne kadar da harika! “Ey Egemenimiz RAB, Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!” (Mezmur 8:1, Eski Antlaşma)
Kutsal Kitap’ın Tanrısı ne kadar da şefkatli! “Bütün kaygılarınızı O’na yükleyin, çünkü O sizi kayırır.” (1.Petrus 5:7, İncil)
İsa Mesih Hakkında Peygamberlikler
Tarihten söz ederken şunu vurgulamak gerekir, İsa Mesih, yüzyıllar boyunca verilen Mesih’le ilgili peygamberliklerin gerçekleştiği kişi olması anlamında, tarihteki bütün insanlar arasında eşsizdir. Kendine özgüdür. İsa Mesih’in doğumu, yaşamı, hizmeti ve ölümüyle ilgili esinlenmiş kayıtlar, Kutsal Kitap peygamberliğinin güvenilirliği ve doğruluğu konusunda tarihin en güçlü doğrulamalarından biridir.
İsa daha doğmadan yüzyıllar önce İsa’nın doğumu, hizmeti ve çarmıha gerilmesiyle ilgili kesin ayrıntıların doğru bir şekilde öngörülmüş olması hayret vericidir. Yüzyıllar önce öngörülen belirgin olaylar ve koşullar tam olarak İbrani peygamberlerin önceden bildirdikleri gibi gerçekleşti. Güvenilirlikleri konusunda ikna edici kanıtlar sunuyor ve mesajlarının doğruluğunu destekliyor.
Birçok kişi Kutsal Kitap peygamberliklerinin gelecek hakkında öngörüler olduğunu düşünürler. Açıkçası, bunlar öngörü değil, Tanrı’nın vaatleridir. Öngörü bir tahmin olabilirken, peygamberlik bir tahminden daha fazlasıdır. Tanrı’nın gelecekte olacaklar hakkında verilmiş vahyidir.
Muhtemelen, İsa’nın dünyaya geri geleceğini vaat ettiğini zaten duydunuz. Bu vaat, peygamberlikle ilgili mükemmel bir örnektir. Birinci gelişinde başladığı işi bitirmeye de söz verdi. Kutsal Kitap boyunca Mesih’in yaşamı ve görevi, insanlığın refahına adanmışlığının örnekleri olarak anlatılmıştır. Henüz gerçekleşecek birçok peygamberlik, İsa Mesih’in gelecekteki işi ve göreviyle doğrudan bağlantılıdır. Aynı peygamberliklerin bize İsa Mesih’in sizin geleceğinizle ilgili planladıklarını söylediğini biliyor muydunuz?
Doğru Bakış Açısı
Birçok insan peygamberliği gizemli, tuhaf ve gerçek dışı, hayatlarıyla hiçbir ilgisi olmayan bir şey olarak görüyor. Peygamberliğin neyle ilgili olduğu konusunu neredeyse hiç anlamıyorlar. Öte yandan, doğru bir şekilde anlaşıldığında, Kutsal Kitap, bugün bizler için de, bundan 1000 yıl önce yaşamış olanlar için olduğu kadar net, tutarlı ve güvenilir bir mesaj veriyor. Bizler değişiyoruz. İhtiyaçlarımız değişmiyor.
Deneyim ve tarih peygamberlik konusunda çalışmalarımıza yardımcı olabilir. Kutsal Kitap’ta kaydedilmiş olan tarihsel kayıtlardan öğrendiklerimiz Kutsal Kitap’ın peygamberliksel kısımlarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Bu anlatımlar, Tanrı’nın belirli koşullar içinde, gelecekteki olayları gerçekleştirmek üzere nasıl işlediğini görebileceğimiz şekilde peygamberlikleri aydınlatabilir. Dünyadaki diğer dinsel kitaplardan farklı olarak, Kutsal Kitap’ta kentler, uluslar, imparatorluklar ve bireyler hakkında, tarihsel kayıtlarla kanıtlanabilecek yüzlerce gerçekleşmiş peygamberlik bulunmaktadır. Bu peygamberliklerin harfi harfine yerine gelmiş olması, Kutsal Kitap peygamberliğinin doğruluğunu göstermektedir. Henüz gerçekleşecek peygamberliklerin eşit derecede doğru olması da akla uygundur.
Bu dizinin amacı, peygamberliğin gerçek kapsamını- insanlığın geçmişini, şimdiki zamanı ve geleceği nasıl birbiriyle bağladığını- anlamanıza yardımcı olmaktır. Peygamberlik sadece birbiriyle ilişkisiz, Kutsal Kitap içinde öylesine serpiştirilmiş öngörüler dizisi değildir. Belirli bir yapısı vardır. Bunu anlamak için Kutsal Kitap’ın genel amacını, temalarını ve öğretişinin açıklanma yolunu anlamalıyız.
Bu anlamda okumanızın ideal olacağı bir yazı, web sitesindeki Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması adlı yazıdır. Kutsal Kitap’taki temalardan birini- kurban konusunu- ele alıyor. Eğer alnınıza kurban kanı sürüldüyse, işte o zaman bu yazı sizin için demektir. Aden Bahçesi’nden başlayarak bu konuda eksiksiz bir anlatım -Tanrı’nın bu konuda söylediği her şeyi- göreceksiniz.
Bu diziyi tamamladıktan sonra okuyacağınız iki yazı, 332 Peygamberlik, Cırcırböceği ve İsa’ya Güvenmek’ ve Kurbanın Üzerindeki Sır Perdelerinin Kaldırılması olsun. Pişman olmayacaksınız.
Tanrı’nın bizler için tasarısının merkezinde birçok inanılmaz vaat bulunmaktadır. Tanrı’nın Vaatleri dizisinde bunlar hakkında daha fazla okuyabilirsiniz. Bu muazzam vaatlerden biri, ilk olarak Adem ve Havva’ya açıklanmıştır. Daha sonra Kutsal Kitap boyunca ayrıntılandırılmış ve genişletilmiştir. Muazzam vaatlerinden biri ilk olarak Adem ve Havva’ya ifade edilmişti. Sonra Kutsal Kitap boyunca ayrıntılandırılmış ve genişletilmiştir. Nedir bu? Tanrı kendisiyle sonsuz bir ilişkiye sahip olmamız için ihtiyaç duyduğumuz her şeyi sağlayacağını vaat ediyor. Ölümün dahi koparamayacağı bir ilişkidir. İnanın bana, Kutsal Kitap’ı okuduğunuzda, sonsuz refahımızın her zaman O’nun en önemli kaygısı olduğunu göreceksiniz. Nitekim Kutsal Kitap’ta İsa’nın ikinci gelişinden daha sık geçen konu kurtuluş konusudur. Tanrı’nın nihai sağlayışı hakkında bu gerçeği sizlere iletmek bu web sitesinin tek varlık nedenidir. Cennet vaadi, bu hayatta sizler ve benim alabileceğimiz en büyük vaattir. Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın bizleri kendisiyle sonsuzluğu geçirmeye nasıl davet ettiğini göreceksiniz.
Bu dizide peygamberliğin Tanrı’nın insan için tasarısını nasıl ayrıntılandırdığını göreceksiniz. Tanrı’nın bizleri, bizim birbirimize karşı duyduğumuz sevgiden çok farklı olan kendi sevgisiyle sevdiğini göreceksiniz. Bu sevgi Tanrı’nın doğasının bir parçasıdır. “Tanrı sevgidir.” (1.Yuhanna 4:8, İncil). Tanrı, bizleri sevip sevmeyeceğine karar vermeden önce bizlerin nasıl karşılık vereceğini görmek için beklemez. Tanrı doğal olarak sever. Tanrı’nın sevgisini bizim sevgi anlayışımızdan ayırt etmek için Tanrı’nın doğaüstü bir şekilde sevdiğini söylemek doğru olacaktır. Sevgisi ilahidir, insan için doğal olan sevginin ötesindedir.
Tanrı’nın karşı karşıya olduğumuz ve kendi başımıza çözemeyeceğimiz çıkmazları çözmek için bir tasarı planladığını göreceksiniz. İsa Mesih’in yaşamı, işi ve görevinin neden zaman dahi başlamadan önce tasarlandığını öğreneceksiniz. “Tanrı bizi yaptıklarımıza göre değil, kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da bağışlanmış, şimdi de O’nun gelişiyle açığa çıkarılmıştır.” (2.Timoteos 1:9, İncil). Düşünün biraz. Tanrı çok çok uzun bir süre önce sizi sevmeye başladı- sadece doğduğunuz zaman değil, zamanın başlangıcından önce! Kurtuluş yolumuz Tanrı tarafından ta sonsuzlukta planlandı ve sonra bizlere armağan edildi. Tamamıyla Tanrı’nın egemen iradesinden kaynaklanır ve bizim hak etmemize bağlı değildir. Tanrı’nın armağanını reddedebiliriz fakat hak edemeyiz.
Kutsal Yazılar’ı okuyana kadar, bana erişmek üzere en uzun yoldan gelenarmağan 9000 kilometre yol kat etmişti. Kutsal Kitap’ta bana ulaşmak için çok daha uzun bir yolu kat eden bir armağan buldum. Bu armağan cennetten geldi. Sizi ve beni bilebileceğimizden çok daha fazla Seven’den gelen karşılıksız bir armağandır.
Her peygamberlik bölümünde belirgin olarak söz edilmese bile İsa Mesih, Kutsal Kitap’taki yüzlerce peygamberliğin merkezindeki kişidir. Nitekim peygamberliğin temel amaçlarından biri Mesih’in görevini açıklamaktır. İsa dirildikten sonra bunu öğrencilerine net bir şekilde açıkladı, “Sonra onlara şöyle dedi: “Daha sizlerle birlikteyken, ‘Musa’nın Yasası’nda, peygamberlerin yazılarında ve Mezmurlar’da benimle ilgili yazılmış olanların tümünün gerçekleşmesi gerektir’ demiştim. Bundan sonra Kutsal Yazılar’ı anlayabilmeleri için zihinlerini açtı.” (Luka 24:44-45, İncil)
İsa Mesih’in bu peygamberliklerdeki rolünü bilmedikçe, İsa’nın ölümünün öğrenciler için anlamı olmayacaktı. Daha da kötüsü, trajik bir hata olarak yanlış bir şekilde yorumlayabilirlerdi. Hata mı? Hiçte değil. Tanrı daha henüz gerçekleşmeden yüzyıllarca önce bildirdi:
“Verdiğimiz habere kim inandı? RAB’bin gücü kime açıklandı? O RAB’bin önünde bir fidan gibi, kurak yerdeki kök gibi büyüdü. Bakılacak biçimden, güzellikten yoksundu. Gönlümüzü çeken bir görünüşü de yoktu. İnsanlarca hor görüldü, yapayalnız bırakıldı. Acılar adamıydı, hastalığı yakından tanıdı. İnsanların yüz çevirdiği biri gibi hor görüldü, Ona değer vermedik. Aslında hastalıklarımızı o üstlendi, acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi, bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 1-6, Eski Antlaşma)
Endişelenmeyin. Mutlu Olun! Ve Minnettarlık Duyun!
Kutsal Kitap peygamberliğinin doğru olduğu gerçeği, Mesih’in ilk gelişiyle ilgili 332 Eski Antlaşma peygamberliğinin Yeni Antlaşma’da harfiyen yerine gelmesi ve bunun belgelenmesiyle kanıtlanmıştır.
Bu kadar peygamberliğin tek bir kişinin yaşamında gerçekleşmesinin matematiksel olarak olasılığı nedir? Bu sayıyı matematiksel olarak yazmak benim için zor. Yazım hatası yapmam olasılığına karşı sıfırları sayar mısınız? Doksan yedi olmalı.
840.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000. 000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000’de 1’dir.
İnanılmaz, öyle değil mi?!!!
İsa, hizmetinin başlangıcında Eski Antlaşma’dan kendisiyle ilgili bir peygamberlik okudu. Okudukları italik olarak işaretlenmiştir:
“İsa, büyüdüğü Nasıra Kenti’ne geldiğinde her zamanki gibi Şabat Günü havraya gitti. Kutsal Yazılar’ı okumak üzere ayağa kalkınca O’na Peygamber Yeşaya’nın Kitabı verildi. Kitabı açarak şu sözlerin yazılı olduğu yeri buldu:
“Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için beni gönderdi.”
Sonra kitabı kapattı, görevliye geri verip oturdu. Havradakilerin hepsi dikkatle O’na bakıyordu. İsa, “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir” diye konuşmaya başladı.” (Luka 4:16-21, İncil)
Bu bölümde, Eski Antlaşma’dan en önemli referansın vaat edilen Mesih olduğuna kuşku yoktur. İsa doğrudan kendisine uygulamaktadır. Düşünün. Başka hangi peygamber bu harika görevleri kendisi için uygulayabilirdi? Körlerin gözlerini açmak, tutsakları özgür kılmak, kırılmış yüreklere şifa vermek ve insanları kendilerine baskı yapanlardan özgür kılmak! İsa’nın eşsiz görevi buydu.
İsa, bu dünyanın iç çeken ve ağlayan kalabalıkları için yeni bir çağın başlangıcını duyurmak amacıyla geldi. Kendisini, insanlığa eziyet eden bütün dertlere çare olarak sundu. Doğrusu bu dertleri, ister fiziksel anlamda, isterse de ruhsal anlamda düşünün, çare İsa Mesih’tir. Daveti boş bir davet değildir. Diyor ki, “Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.” (Matta 11:28, İncil). İsa’nın vaat ettiği ‘rahatın’ bir armağan olduğuna dikkat edin. Belirli bir sayıda dini görevi yerine getirerek hak edilebilecek bir şey değildir. Bu web sitesinde başka yazılar okuduysanız, Tanrı’yla ilgili olarak bu konuyu anladığınızdan eminim.
İsa’nın Bir An İçin Dikkati mi Dağıldı?
İsa, Kutsal Yazılar’dan bu bölümü okurken, asıl peygamberliğin bir parçasını çıkardı. Okumadığı kısım şöyle diyor, “Tanrımız’ın öç alacağı günü ilan etmek…” (Yeşaya 61: 2, Eski Antlaşma). İsa şöyle demedi, “Tanrımız’ın öç alacağı günü ilan etmek için beni gönderdi.” Neden? Okumayı mı unuttu? Hayır, okumayı unutmadı.
Peygamberliğin sadece birinci gelişiyle ilgili kısmını okudu. Acı çeken kul olarak geldi. Bununla ilgili olarak daha önce okumuştuk. “Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık, her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” Kime yükledi? Acı çeken kula. İsa dedi ki, “Çünkü İnsanoğlu* bile hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye ve canını birçokları için fidye olarak vermeye geldi.” (Markos 10:45, İncil). [*İnsanoğlu, Kutsal Yazılar’da İsa’ya verilen ünvanlardan biridir.]
İsa neden peygamberliğin bu kısmını okumadı? Çünkü bu kısım, ikinci gelişinin ikinci aşamasıyla ilgilidir. Atladı çünkü bu kısmı gerçekleştirmek için gelmemişti. Henüz değil. Okuyup da sonra şöyle devam edemezdi, “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir.” İsa’nın ikinci gelişinin ikinci aşamasında İsa’nın görkemle ve yargıyla geleceğini göreceğiz. “Adaletle yargılar, savaşır.” (Vahiy 19:11, İncil)
“İkinci aşama mı? İkinci gelişinin birinci aşamasında ne oluyor?” diye soruyorsunuz. İyi bir fikrim var. Neden Mesih’le ilgili peygamberlikleri keşfetmek için bana katılmıyorsunuz?