Hepimizin Bir Koruyucu Meleği Var mı?
Benim Kutsal Kitap’ta en sevdiğim bölümlerden biri Mezmur 103’tür. Burada mezmur yazarı Tanrı’nın meleklerinden ve onların Tanrı’ya hizmetinden söz ediyor. Meleklerin bize hizmet edip etmediğini düşünmeden önce bu ayetlere bakalım:
“RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun melekleri, O’nun sözünü dinleyen, söylediklerini yerine getiren güç sahipleri! RAB’be övgüler sunun, ey sizler, O’nun bütün göksel orduları, isteğini yerine getiren kulları!” (Mezmur 103:20-21, Eski Antlaşma)
Tanrı hiçbir aracı olmadan bağımsız bir şekilde hareket edebileceği halde, yapacaklarını yapmak için hem melek hem de insan araçlar kullanır. Kutsal Kitap’ta meleklerin insanlara yaptıkları çeşitli hizmetler olduğunu görüyoruz. İnsanlara hizmetlerinden söz edilirken en fazla ‘koruyucu melek’ olmalarından söz edilir. Pek çok insan bana, ‘Herkesin bir koruyucu meleği var mıdır?’ diye sorar. Herkesin bir koruyucu meleği olması konusunda belirgin bir ayet olmadığı halde, Kutsal Kitap meleklerin imanlıları koruduğunu söyler. Mezmur 91’de imanlılara ilahi koruma güvencesi verilir:
“Sen RAB’bi kendine sığınak, Yüceler Yücesi’ni konut edindiğin için başına kötülük gelmeyecek, Çadırına felaket yaklaşmayacak. Çünkü Tanrı meleklerine buyruk verecek, gideceğin her yerde seni korusunlar diye.” (Mezmur 91:9-11, Eski Antlaşma)
Peki Tanrı’dan melekler aracılığıyla verilen bu olağanüstü ilgiyi görecek olanlar kimler? Bu Mezmur’un ilk ayeti bunu söylüyor. Bunu okurken kendinize meleklerin Rabbi’ni tanıyıp tanımadığınızı sorun.
“Yüceler Yücesi’nin barınağında oturan, Her Şeye Gücü Yeten’in gölgesinde barınır.” (Mezmur 91:1, Eski Antlaşma)
Rab’bi tanıyan herkese tam koruma sözü verilmiştir. Fakat, Her Şeye Gücü Yeten’in gölgesinde barınmayanlar var. Tanrı bu mezmurda gerçek imanlılara meleklerin korumasından çok daha fazla şey vaat ediyor. Bakın ne söz veriyor:
“Beni iyi tanıdığı için ona kale olacağım. Bana seslenince onu yanıtlayacağım, sıkıntıda onun yanında olacağım, kurtarıp yücelteceğim onu. Onu uzun ömürle doyuracak, ona kurtarışımı göstereceğim.” (Mezmur 91:14-16)
Hayatta bundan daha başka ne isteyebiliriz? İmanlılar nereye giderlerse gitsinler melekler onları orada da koruyacaktır. Yaşamımız dönemeçler ve ani değişikliklerle doludur. Kim yaşamdaki fırtınalarla ne zaman karşılaşacağımızı, ne zaman bunlardan zarar görme tehdidi altında olacağımızı bilebilir? Tanrı’nın koruması çok geniştir. “Çünkü Tanrı meleklerine buyruk verecek, gideceğin her yerde seni korusunlar diye.”
Nereye gidersek gidelim melekler bizi koruyacaktır. Bunu nasıl yaptıklarını bilemeyiz. Cinleri uzak mı tutuyorlar? Belli bir otobüs ya da kamyon bize çarpmasın diye yollarını mı değiştiriyor, yoksa trafiği mi geciktiriyorlar? Daha gizli olan hastalığın fiziksel güçlerine mi müdahale ediyorlar? Bunu bilmiyoruz. Bir gün öğreneceğiz ve bu göksel takımın görünmeyen korumasının büyüklüğü karşısında şaşırıp kalacağız. Bu, cennettte olacak. Bu mezmurda betimlenen insan işte bu görkemli yere gidecek. Dünyadaki günlerini tamamladıktan sonra yaşamını bırakmayı gönül rahatlığıyla kabul edecek. Yaşamın ziyafet masasından yeterince yemiş ve doymuş olarak kalkacak. İstese bile daha fazlasını yiyemezdi. Sonra ölüm vadisinden geçip cennete gidecek.
“Onu uzun ömürle doyuracak, ona kurtarışımı göstereceğim.”
Öldüğünüz zaman cennete gidip gitmeyeceğinizi biliyor musunuz? Bilmiyorsanız melekler tarafından korunan bu kutsanmış insanlardan değilsiniz demektir. Bu, korunamayacağınız anlamına gelmiyor. Eğer Mezmur 91’deki bu Tanrı’ya güvenirseniz, İncil’deki gerçekleri cesaretle ikrar edebileceğinizi göreceksiniz.
“Öyleyse buna ne diyelim? Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir? Öz Oğlu’nu bile esirgemeyip O’nu hepimiz için ölüme teslim eden Tanrı, O’nunla birlikte bize her şeyi bağışlamayacak mı? Tanrı’nın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Tanrı’dır.
Kim suçlu çıkaracak? Ölmüş, üstelik dirilmiş olan Mesih İsa, Tanrı’nın sağındadır ve bizim için aracılık etmektedir. Mesih’in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? Yazılmış olduğu gibi:
“Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz. Kasaplık koyun sayılıyoruz. Ama bizi sevenin aracılığıyla bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz.” Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam, ne melekler, ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi Rabbimiz Mesih İsa’da olan Tanrı sevgisinden ayırmaya yetecektir.” (Romalılar 8:31-39, İncil)
Mezmur 91’in yazarı Her Şeye Gücü Yeten’e güvendiğini ikrar etti: “O benim sığınağım, kalemdir” derim RAB için, “Tanrım’dır, O’na güvenirim.”
Bu Tanrı’nın güvenilir olduğunu gördü. Ölüm ve ötesi için O’na güvenebilirdi. Sizin Tanrınız da size cenneti vaat ediyor mu? Yani koşullu olarak demiyorum. Hiçbir şeyin sizi Tanrı’nın size olan sevgisinden ayıramayacağından emin misiniz? İsa Mesih aracılığıyla ifade ettiği sevgiyi düşündüğünüzde emin olabilirsiniz. Hangi Tanrı’ya güveneceğinize karar vermelisiniz. Sizi Kutsal Kitap’ın Tanrısı’na güvenmeye teşvik etmek istiyorum, çünkü insanın nihai olarak kurtulması gereken şey sonsuz yargı ve Tanrı’nın huzurundan sonsuza dek uzaklaştırılmaktır. Kendinizi O’na emanet etmezseniz melekleri hakkında söylenenler sizin için geçerli olamaz. Diğer taraftan, İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan biri olduğunuzu kabul ederek günahlarınızın bağışlanmasına kavuşursanız mezmur yazarının sözünü ettiği güvenliği tadarsınız. Ev sahibinin koruması altındaki konuk gibi O’nun koruması altında olursunuz. İbraniler 1:14’te sözü edilenlerden biri olursunuz:
“Bütün melekler kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için gönderilen görevli ruhlar değil midir?”
Burada meleklerin Tanrı tarafından cennete gitme yolculuğuna çıkanlara yardım etmek üzere gönderildiklerini görüyoruz. Bunlar hizmetlerini sadece Tanrı’ya olan bağlılıkları nedeniyle yapan ilgisiz göksel varlıklar değildir. Aksine, insana büyük bir ilgi duyarlar. İmanlıysanız, bugün yaşamınızı koruyan melek ya da melekler, yollarınızdan tövbe ettiğiniz ve İsa’yı izlemeye başladığınız zaman sevinçle ilahiler söylediler:
“Size şunu söyleyeyim, aynı şekilde Tanrı’nın melekleri de tövbe eden bir tek günahkâr için sevinç duyacaklar.” (Luka 15:10, İncil)
Tövbe etmek demek, üç konuda fikrinizi değiştirmek demektir. Tanrı hakkında ve hangi Tanrı’ya inanacağınız hakkında. Kendiniz hakkında ve ne kadar iyi şeyler yapsanız da azaltamayacağınız günahkarlığınız hakkında. İsa ve kurtaran gücü hakkında. Koruyucu meleklerimiz, Tanrı’nın insanları günahın gücü ve cezasından korumak için sağladığı her çareyi dünyaya getirmek konusunda çok isteklidirler.
“Şimdi size de bildirilen gerçeklerle kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara açıkça gösterildi. Bu gerçekleri gökten gönderilen Kutsal Ruh’un gücüyle size Müjde’yi iletenler bildirdi. Melekler bu gerçekleri yakından görmeye büyük özlem duyarlar.” (1. Petrus 1:12, İncil)
İncil’deki bu ayet eski zamanlardaki peygamberlerin İsa Mesih hakkında söyledikleri ve bizlerin şimdi anlayabildiği vahiyleri göstermişlerdir. İsa’nın öleceginin peygamberler tarafından önceden bildirildiği o idam tepesini önceden görebiliyorlardı. Biz ise, gördük ve İsa’nın yaptıklarına hayranlıkla bakıyoruz. Çarmıha bakıp İsa’nın zaferle ‘Bittim’ değil Tamamlandı!’ dediğini görüyoruz: “İsa…”Tamamlandı!” dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti.” (Yuhanna 19:30, İncil). Yerimize verdiği kurban ölümü tamamlandı. Bu artık gelecekte olacak bir şey değil. Tarihte gerçekleşmiş bir olay ve üç gün sonra ölümden dirilmiş olması, ölümü yendiğini ve günahlarımızın cezasını yüklendiğini gösteriyor.
Bu ayette üç tip öğrenci ya da araştırmacı görülüyor. İnsanın İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşu konusuyla yakından ilgileniyorlar. İsa’yla ilgili peygamberlikleri verenler var. Peygamberliklere bakıp, bunların gerçekleşmesine tanıklık eden elçiler var. Ve melekler var.
Asıl sorumuz hepimizin bir koruyucu meleği olup olmadığıydı. Daha önce de söylediğim gibi meleklerin cennete gitmeyecek olanları koruduğu konusunda Kutsal Kitap’ta kanıt yoktur, fakat gidecek olanlar için Tanrı tek bir imanlıyı korumaları için bile meleklerden oluşan orduları görevlendirebilir.
“RAB’bin meleği O’ndan korkanların çevresine ordugah kurar. Kurtarır onları.” (Mezmur 34:7, Eski Antlaşma)
Bazen Tanrı birçok ulus üzerinde tek bir meleği bazen de tek bir çocuk için pek çok meleği görevlendirir. Meleklerini kendi isteği uyarınca ve bizim yararımıza olacak şekilde, çeşitli şekillerde atar.
Hıristiyan olsa da olmasa da Tanrı’nın her çocuk için koruyucu bir melek atadığıyla ilgili olarak İncil’de kaynak gösterilen ayet Matta İncili’ndedir. Bakalım ne diyor:
“Bu küçüklerden birini bile hor görmekten sakının! Size şunu söyleyeyim, onların göklerdeki melekleri, göklerdeki Babam’ın yüzünü her zaman görürler.” (Matta 18:10-11)
Sadece bu ayeti okursak, küçük çocukların her birinin bir koruyucu meleği olduğunu ima ettiğini söyleyebiliriz. Fakat ayeti çevresindeki ayetlerle birlikte, içinde bulunduğu bağlam içinde okumalıyız. Bu bölümdeki iki ayeti daha okursak İsa’nın çocuklardan, yani yaşı küçük olanlardan söz etmediğini görürüz. İsa burada çocukça davranışları olanlardan söz ediyor.
“Bu sırada öğrencileri İsa’ya yaklaşıp, “Göklerin Egemenliği’nde en büyük kimdir?” diye sordular.
İsa, yanına küçük bir çocuk çağırdı, onu orta yere dikip şöyle dedi: ‘Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği’ne asla giremezsiniz.
Kim bu çocuk gibi alçakgönüllü olursa, Göklerin Egemenliği’nde en büyük odur. Böyle bir çocuğu benim adım uğruna kabul eden, beni kabul etmiş olur. Ama kim bana iman eden bu küçüklerden birini günaha düşürürse, boynuna kocaman bir değirmen taşı asılıp denizin dibine atılması kendisi için daha iyi olur. İnsanı günaha düşüren tuzaklardan ötürü vay dünyanın haline! Böyle tuzakların olması kaçınılmazdır. Ama bu tuzaklara aracılık eden kişinin vay haline! Eğer elin ya da ayağın günah işlemene neden olursa, onu kesip at. Tek el, tek ayakla yaşama kavuşman, iki elle, iki ayakla sönmez ateşe atılmandan iyidir. Eğer gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Tek gözle yaşama kavuşman, iki gözle cehennem ateşine atılmandan iyidir. Bu küçüklerden birini bile hor görmekten sakının! Size şunu söyleyeyim, onların göklerdeki melekleri, göklerdeki Babam’ın yüzünü her zaman görürler.” (Matta 18:1-10)
Bu bölümde ‘bu küçükler’ sözü harfiyen değil, temsili olarak anlaşılmalıdır. İsa, her yaşta küçük çocukların ruhuna sahip olabilecek Hıristiyanlar’dan söz ediyor. İsa’yı izleyenler yumuşak ruhlu olmalılar çünkü bu şekilde her şeye gücü yettiği halde alçakgönüllü olan Çobanları’na benzeyebilirler. İman etmeyen dünya bu gibi nitelikleri küçümseyebilir ama yine de insanın böbürlenmesine kendi büyüklüğü ve iyiliği kadar neden olan başka hiçbir şey yoktur. Çoğunlukta olan kibirli ve kötüler, azınlıkta olan yumuşak huylu ve alçakgönüllüleri her zaman küçük görecektir.
Bu bölüm aslında İsa’yı izleyen kişilerin sahip olması gereken niteliklerle ilgilidir. Gerçek büyüklük nedir? İsa küçük çocuklardan birini yanına çağırıp aralarında durmasını istiyor. Öğrencilerine bakıp çocuğu gösteriyor ve iki şeyi hatırlatıyor. Birincisi, cennete girmek için insanın çocuk gibi olması gerekiyor, ikincisi, cennete çağrılana kadar diğer insanlara çocukça bir saflıkla davranmaları gerekiyor.
İsa meleklerden söz ediyor ama yeniden Mezmur 91’e bakalım. En Yüce Olan’ı sığınakları olarak görenlerin, kendilerini korumak için görevlendirilmiş görünmez melekleri vardır. Böyle bir ordunun koruması ve bakımı altında olan birinin tutumu nasıl olmalıdır? Akla ilk gelen şeyler alçakgönüllülük ve minnettarlık. Kabalık ve kibir pek yakışık almazdı, değil mi?
Koruyucu meleklere gelince, bence hepimizin koruyucu birer meleği olduğunu öğretmek için kullandığımız ayetler aslında bunu öğretmiyor. Bence birçok meleğin bizi gözettiği öğretişi Kutsal Yazılar’a daha uygundur. Ayrıca, Kutsal Yazılar meleklerin İsa’ya iman etmeyenleri koruduğunu da öğretmiyor.
İşte Tanrı’nın sizin için verdiği güçlü bir vaat:
“Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım” diyor Tanrı.” (Yeremya 29:13-14, Eski Antlaşma)
Azimle araştırmaya devam edin. Araştırmanızda gayretli ve doyumsuz olun. Yolculuğunuzda amansız olun. Mal, zenginlik, konum gibi şeylerin peşinden gitmeyi bırakıp Kral ve Kurtarıcınız’a yönelin. Melekler hakkında bilgi edinmekle yetinmeyin. Sizi seven Tanrı’yı tanıyın.