Kutsal Kitap İyileştirme Hakkında Ne Söylüyor? Bağışlatmada İyileştirme Var mıdır?
Web sitesinin “İsa’nın Duyguları” adlı bölümündeki yazılardan herhangi birini okudunuz mu? O bölümde İncil’den alınmış 15 hikaye var. Burada İsa’nın, kendisini izleyip iyileştirilmeye ihtiyaç duyan insanlara nasıl karşılık verdiğine bakıyoruz. Lütfen bunları okuyun ve hayatınızı nasıl etkilediğine bakın.
Kutsal Kitap iyileştirme hakkında neler söylüyor? Tanrı’nın iyileştiren bir Tanrı olduğunu söylüyor. İncil’i okuduğunuzda İsa’nın zamanının büyük bir kısmını insanları iyileştirmek için kullandığını göreceksiniz. Bunu yapmaktan zevk alıyordu. İsa’nın dünyaya gelme amacı insanları, üzerlerinde baskı yapan her şeyden kurtarmaktı. Bu, hastalıktan, Şeytan’a ait güçlerden ve ölümden özgür olmayı içeriyordu. İnsanın bütün olarak iyi olması -varlığının her düzeyinde sağlıklı olması- Tanrı’nın nihai amacıdır. Bunu biliyor muydunuz? İlk olarak Tanrı bugün Kendisiyle ilişkinizi iyileştirmek istiyor. Sizden tek istediği işbirliği yapmanızdır.
İsa’nın dünyadaki göreviyle ilgili olarak söylediği ilk sözler kısa ama son derece güçlüydü. Bu sözler nasıl bir görevi olduğunu özetliyor:
“İsa, büyüdüğü Nasıra Kenti’ne geldiğinde her zamanki gibi Şabat Günü havraya gitti. Kutsal Yazılar’ı okumak üzere ayağa kalkınca O’na Peygamber Yeşaya’nın Kitabı verildi. Kitabı açarak şu sözlerin yazılı olduğu yeri buldu: ‘Rab’bin Ruhu üzerimdedir. Çünkü O beni yoksullara Müjde’yi iletmek için meshetti. Tutsaklara serbest bırakılacaklarını, körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için, ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için Beni gönderdi.’ Sonra kitabı kapattı, görevliye geri verip oturdu. Havradakilerin hepsi dikkatle O’na bakıyordu. İsa, “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir” diye konuşmaya başladı.” (Luka 4:16-21, İncil)
İsa’nın özgür kılmak için geldiği tutsaklar, Roma’nın acımasız işgalci güçleri altında yaşayan İsrailliler değil, günaha tutsak olan insanlardı. İsa şöyle dedi:
“İsa, ‘Size doğrusunu söyleyeyim, günah işleyen herkes günahın kölesidir’ dedi.” (Yuhanna 8: 34, İncil)
Yani, günah işleyen herkes, kölenin efendisine bağlı olduğu gibi, günah işlemeye bağlıdır. Eğer günahkarsanız, yarın günah işlememe kararı alamazsınız. Günah işlemek dışında özgürce yapabildiğiniz bir şey yoktur. Bazı günler daha az günah işleyebilirsiniz ama günah işlemekten tamamıyla vazgeçmeniz mümkün değildir. Bu gerçekten de insanın yaşadığı en aşağılayıcı kölelik biçimidir. İsa dünyaya ne için geldiğini söylemişti? Tutsakları özgür kılmak için! İsa insanları eski bütünlüklerine kavuşturmak için geldi. Bu bütünlük Aden Bahçesi’nde kirlenmişti. Kutsal Kitap’ın ilk kitabı olan Yaratılış kitabının ilk bölümlerini okuduğunuzda insanın Tanrı’yla paydaşlık etmek üzere yaratıldığını görürsünüz. Tanrı’nın bizler için tasarısı işte budur. Tanrı, bizimle kişisel bir ilişkiye sahip olmayı arzular. Fakat, Adem ve Havva günah işler işlemez Tanrı’dan saklandılar. Günah insanlar üzerinde her zaman aynı etkiyi yapar. Yaratıcımızla ve birbirimizle ilişkimizi bozar. Aden Bahçesi’nde bozulma üç ayrı düzeyde gerçekleşmeye başladı: kişisel, fiziksel ve ruhsal. İnsan ve Tanrı da dahil olmak üzere diğer her şey arasındaki uyum bozuldu.
Biri bana ilk kez İsa’ya ihtiyacım olduğunu söylediğinde ne yaptığımı hatırlıyorum. Güldüm ve İsa hakkında ne düşündüğümü anlattım. Gülmemeliydim. Günah insanı yenmiş ve utanca boğmuştur. Maalesef çok uzun bir süre boyunca ben de günah tarafından yaralanmış biriydim. Siz de günahın zarar verdikleri arasındasınız ama yalnız değilsiniz. Tanrı’yla bir zamanlar sahip olduğumuz ilişkiyi bozan ve toplumumuzda ve yüreklerimizde yer etmiş bir kötülük var. Bugün Tanrı size ne kadar yakın? Uzak ve tanınması imkansız gibi mi görünüyor? Öldüğünüz zaman cennete gidip gitmeyeceğinizi biliyor musunuz? Bu soruları sormamın nedeni Tanrı’nın başlangıçta tasarladığı ilişkinin var olmadığını göstermeye çalışmamdır. İyi haber, İyileştirici ve Özgür Kılıcının bizleri Tanrı’yla barıştırmak için gelmiş olmasıdır. Sizden tek istediği şey, işbirliği yapmanız.
“Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar için günah sunusu olarak ilk ve son kez öldü.” (1. Petrus 3:18, İncil)
İkinci sorunuz İsa’nın ölümüyle ilgili olan iyileştirme hakkında olduğuna göre, muhtemelen baktığınız ayetlere birlikte göz atalım. Birincisi Kutsal Kitapta İsa gelmeden 700 yıl önce O’nun hakkında söylenmiş olan peygamberlik sözleridir.
“Aslında hastalıklarımızı o üstlendi. Acılarımızı o yüklendi. Bizse Tanrı tarafından cezalandırıldığını, vurulup ezildiğini sandık. Oysa, bizim isyanlarımız yüzünden onun bedeni deşildi. Bizim suçlarımız yüzünden o eziyet çekti. Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk. Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Eski Antlaşma)
İkincisi İncil’den:
“Bizler günah karşısında ölelim, doğruluk uğruna yaşayalım diye, günahlarımızı çarmıhta kendi bedeninde yüklendi. O’nun yaralarıyla şifa buldunuz.” (1. Petrus 2: 24, İncil)
Web sitesinin diğer bölümünde İsa’yla ilgili 15 anlatımı okuduğunuzda, İsa’nın iyileştirdiği bedensel hastalıklar ve bunları iyileştirme biçiminden etkilenmemeniz mümkün değildir. Ama Tanrı’nın sizi daha fazla etkileyeceğine inanıyorum. Tanrı’nın İncil’de bizlere öğrettiği daha büyük bir ders var. Körleri iyileştiren, cüzamlıları temiz kılan ve ölüleri diriltenin nihai amacı günaha olan tutsaklığımızdan bizleri kurtarmaktı. Bizleri daha küçükten büyüğe doğru yöneltiyor. Sadece bir yaşam boyu süren fiziksel iyileştirmeden, sonsuzluk boyunca sürecek olan ruhsal iyileştirmeye götürüyor. Bunu söylerken kimsenin acısını ya da ıstırabını hafife almak istemiyorum. Acıyla dolu bir dünyada yaşıyoruz. Fiziksel acımız çoğu zaman çevremizdeki insanların savurdukları sözlü kılıç darbeleriyle daha da ağırlaşıyor. Çevremizdekilerin acıtan, yakınan ve intikam amacı taşıyan sözleri acımızın üstüne tuz biber oluyor.
Sadece acıyla dolu bir dünyada yaşamıyoruz. Acıların dokunmadığı kimse yoktur. Dünyadan yükselen sesi yakalayabilen bir alet tasarlayabilseydik ne işitirdik? Bu aleti gezegenimizin üstüne yerleştirebilsek ve dünyadan yükselen sesleri kaydettirsek ne işitirdik? Bence dev bir AĞLAYIŞ! Kendimizi eğlendirmek ve hissetmememizi sağlamak için bulduğumuz pek çok çıkış yoluna karşın gerçek şu ki çok sayıda insan gece yatağa üzüntü içinde gidiyorlar. Gözyaşları yastıklarını ıslatıyor. Acı ve ıstırap bedenlerine zarar veriyor. Yürekleri boş ve huzursuz. Gülümsüyorlar. Gülüyorlar.
Ama aslında her gün yalan söylüyorlar. ‘Nasılsın’ sorusuna yalan söyleyerek yanıt veriyorlar.‘İyiyim.’İyi mi? Hayır, gerçek şu ki Tanrı’yla ilişkisi günah yüzünden bozulmuş olan kimse iyi değildir. İsa, insanı yeniden canlandırmak, insanın bedenine, canına ve ruhuna esenlik ve uyum getirmek için geldi. Ama Tanrı’ya bunu içimizde gerçekleştirmesi için izin verene kadar, içimizdeki boşluk varlığını sürdürecektir. İnsan içindeki bu boşluğu zevkler ve dindar etkinliklerle doldurmak için elinden geleni yapıyor ama bunu yaparken yaşamıyla göklere doğru yükselen bu dev AĞLAYIŞA katkıda bulunmakla yetiniyor!
İncil’i okuduğunuzda ve İsa’nın yaşamını çalıştığınızda İsa’nın yetkisinin insanları fiziksel olarak iyileştirmenin ötesine gittiğini görürsünüz. “İsa’nın Duyguları” bölümünden birkaç yazıyı okuduğunuzda bunu fark edeceksiniz.
Alıntı yaptığımız son ayette İsa’nın acısı hastalıkla ilgili değildir. Bu ayet günah ve doğruluktan söz ediyor. Bu nedenle, kast edilen iyileştirme İsa’nın ölümüyle mümkün olan ruhsal iyileştirmedir. Fiziksel iyileştirmeden söz etmiyor. Nitekim, Kutsal Kitap fiziksel iyileştirme ve ruhsal iyileştirme arasında bağlantı kurmuyor. İkisini bir arada yapmak zorunda değildir.
“Esenliğimiz için gerekli olan ceza Ona verildi. Bizler onun yaralarıyla şifa bulduk.”
Tanrı’yla esenlik ve barışa sahip olalım diye İsa günahlarımız nedeniyle hak ettiğimiz cezayı yüklendi. Engeli kaldırdı. Kutsal Kitap, ‘günahın ücreti ölümdür’ diyor. Ölüm, ayrılık demektir. O halde günahın ücreti ya da sonucu Tanrı’dan ayrı düşmektir. İşte cehennem de bundan ibarettir. Orası, insanın Tanrı’dan sonsuza dek ayrı düşeceği yerdir. Günah işlediğimiz zaman artık Tanrı’nın huzurunda kalamayız çünkü Tanrı huzurunda günahı hoş göremez. Bizler günahı hoş görebiliriz. Zaman içinde hemen hemen her şeye alışabiliriz. Ama Tanrı bizim gibi değildir. Burada Tanrı’nın bu yaşamda kendisini paylaşmayacağı insanın tarifini görüyoruz. Aynı zamanda Tanrı’nın sonsuz evi olan cennete kabul etmeyeceği insanın tarifini de görüyoruz. Kutsal Kitap’taki bu iki ayet bugün de Tanrı’nın esinlediği peygambere bu sözleri verdiği gün kadar geçerlidir. Günah hala günahtır. Tanrı’yı eskiden olduğu kadar rahatsız eder.
“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)
Bu ayette betimlenen insan İsa’ya umutsuz bir şekilde ihtiyaç duyan insandır. Benim yaptığım hatayı yapıp gülmeyin. Bu iki ayete göre sizce Tanrı’yla sorununuz nedir? Fiziksel mi yoksa ruhsal bir ihtiyaç mı? İsa’nın yetkisi her ikisi için de vardır. Müjde de ki dört kitabın da büyük bir kısmı İsa’nın gerçekleştirdiği fiziksel iyileştirmeleri anlatır. Örneğin, Markos’un Müjdesi’nde kitabın 666 ayetinin 209’u İsa’nın mucizeleriyle ilgilidir. Bu da bütün kitabın %31’idir. Ne var ki, Kutsal Kitap’ta Tanrı’yla ilişkinizi betimleyen bu iki ayet ruhsal bir ihtiyaca işaret ediyor, değil mi? Acil bir ruhsal ihtiyaca hem de… İyileştirilmesi gereken görme ya da yürüme yetiniz değildir. Tanrı’nın bu ayetlerde betimlediği gibi, iyileştirilmesi gereken Tanrı’yla ilişkinizdir.
İsa Mesih’i Kurtarıcıları ve Efendileri olarak kabul ettiklerinde insanların fiziksel olarak iyileştikleri olmuştur. Aynı anda hem ruhsal hem de fiziksel ihtiyaçları karşılanır. Ne var ki, bu bizim en büyük ihtiyacımız değildir. Bazen İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlar arasında olduğumuzu kabul ettiğimiz o ilk anda, Tanrı bizi hem ruhsal hem de fiziksel olarak iyileştirmek ister. Bazen ise isteği bu değildir. Tanrı her zaman kendi bakış açısına göre birincil ve en önemli olanı gerçekleştirir. O’nunla işbirliği yaptığımız sürece bu olur.
Tanrı’nın insan bedenini iyileştirmesi olağanüstü bir şeydir. Çocuklarımızdan biri ciddi bir şekilde yaralandığında iyileşmesi için oruç tutup dua ettik. Tanrı, mucizevi bir şekilde yanıt verdi. Doktorlar MR’da, beyinde ameliyat gerektiren zararın, ikinci kez MR çekildiğinde görülmemesine inanamadılar. Beyninin iki röntgeni de yan yana duruyordu. Birinde beyindeki zarar beyaz olarak görülüyordu. İkinci film ise normaldi. Doktorlar beyindeki bu kadar büyük bir zararın kendisini birdenbire nasıl iyileştirebildiğini açıklayamıyorlardı. Elbette, kendi kendini iyileştirmemişti. Tanrı iyileştirmişti.
Tanrı ne zaman ve nerede iyileştireceğine karar verme hakkına sahiptir. Tanrı egemendir. Birini ne zaman iyileştirmesi gerektiğini O’na söyleyemeyiz, hatta bu kişi çok sevdiğimiz biri olsa bile. Tanrı hala insanları fiziksel olarak iyileştiriyor ama duyduğunuz her ambulans sesi ve yanından geçtiğiniz her eczane hastalıklarımızın sonunda ölümümüze yol açacağını anımsatır. Bu nedenle, fiziksel iyileşme sınırlıdır, öyle değil mi? Sonsuzluk açısından baktığınızda ruhsal iyileşme, fiziksel iyileşmeden daha büyük bir öneme sahiptir. Fiziksel iyileşme ancak bir yaşam boyu sürebilir ama ruhsal iyileşme sonsuza dek sürer. Arkadaşınız çaresiz bir hastalıkla savaşıyorsa ya da sevdiğiniz biri fiziksel bir sorun nedeniyle yaşamını bir odada geçirmek zorundaysa bu gerçeği kabul etmenin sizin için zor olduğunu anlayabilirim.
Aranızdan biri İsa’ya iman ederse, dünyada cenneti beklerken İsa’nın verdiği ve tadına varacağınız bu bereket bol yaşam bereketidir.
“Kapı Ben’im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur. Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim. Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir.” (Yuhanna 10: 9-11, İncil)
İlk olarak, İsa bu vaadi gerçekleştirmek uğruna günahlarımız için öldü ve üçüncü gün ölümden dirildi. “Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:18, İncil)
Kimse şunu kabul etmeden böyle bir yaşama sahip olamaz, “Koyunları uğruna canını vermiştir.” İsa’nın vaat ettiği bol yaşam, sevincin zorluklarla beraber-gerek hastalık, gerek yoksulluk, gerek tutsaklık, gerekse arkadaşların alayları- deneyim edilebildiği bir yaşamdır. İsa’nın sağladığı bol yaşam başka koşullar içinde bulunamaz. Ancak İsa’nın mümkün kıldığı Tanrı’yla sahip olduğumuz yeni ve kalıcı ilişkide bulunabilir. İsa’nın günahlarımız için kurban olarak ölmesinin dışında başka bir yolla Tanrı’ya yaklaşmamız mümkün değildir.
Nihai olarak, fiziksel açıdan cennette tam anlamıyla iyileşeceğiz. Cennette, acı, hastalık, sıkıntı ya da ölüm olmayacak. “Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” (Vahiy 21: 4, İncil)
İsa gittiği her yerde şifa verdi. İncil’de 41 olayda İsa’nın iyileştirdiğinden söz edilir. Ama kaydedilmemiş olan daha pek çok iyileştirmesinin olduğu da yazılmıştır. İnsanları, tek tek, ikili olarak ya da küçük veya büyük gruplar halinde iyileştirmiştir. Dokunarak, duayla ya da yetki sözleriyle iyileştirmiştir. Fakat bu ayetlerde okuduğumuz gibi İsa’nın çektiği ceza bizim sağır, dilsiz ya da kör olmamızla ilgili değildir. Günahkar olmamızla ilgilidir.
“Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona [İsa’ya] yükledi.” (Yeşaya 53: 4-6, Eski Antlaşma)
İsa’nın en büyük görevi Tanrı’yla son derece bozuk olan ilişkimizi iyileştirmekti. Tanrı’yla yakın bir paydaşlığımız olsun diye yaratılmıştık. Bunun sizin için garip bir kavram olduğunu biliyorum çünkü hiç böyle bir ilişki yaşamadınız ve günahınızın Tanrı üzerindeki korkunç etkisinin farkında değilsiniz. Kötü haber, sizi Yaratan’la böyle bir ilişkiye sahip olmadan bütün bir insan olamazsınız. İyi haber, yeniden yaratılıp Tanrı’yla onarılmış bir ilişkiye sahip olabilirsiniz. Tanrı’nın sizden tek istediği şey işbirliği yapmanızdır.