Kutsal Kitap Batıl İnançlar Hakkında Ne Söylüyor?

 

01 superstition sharper 45Web sitemizi ziyaret eden binlerce insanla bir anket yapabilseydik, acaba kaçı batıl inançlara inandıklarını kabul ederdi? Bunları duyarak yetişiyoruz ve zaman içinde bunlara alışıyoruz, değil mi? Acaba, bir şey yaparak, bir şeyi evinize koyarak ya da bir şeyi giyerek belli bir olayın sonucunu etkileyebileceğinize ya da bir şeyin olmasını tamamıyla engelleyebileceğinize inanıyor musunuz? Bazı şeylerin ‘iyi şans’ bazı şeylerin ‘ kötü şans’ olduğuna inanıyor musunuz? Peki ya aşağıdakiler?

1-  Şans getirmesi ve uzun bir yaşam vermesi için yanınızda meşe palamudu taşımalısınız.

2-  Kolye olarak takılan amber taşları hastalığa karşı koruyabilir ya da gribi iyileştirebilir.

3-  Ambulans gördüğünüzde burnunuzu sıkmazsanız ya da nefesinizi tutmazsanız şanssızlık getirir.

4-  Yatakta şapka takmak kötü şans getirir.

5-  Yatağınızı kuzey güney yönünde yerleştirmek talihsizlik getirir.

6-  Arkadaşınıza köprü üzerinde veda ederseniz birbirinizi bir daha asla göremezsiniz. Hayır

7-  Yıl içinde ilk gördüğünüz kelebek beyaz olursa bütün yıl boyunca şansınız yaver gider. Hayır

8-  Kurbağa girdiği eve iyi şans getirir.

9-  Hasta çocuğun aynı hastalığa bir daha tutulmaması için üzerine kırmızı bir kurdele takılmalıdır.

10- Serçeler ölmüş insanların canlarını taşıdığı için, serçeleri öldürmek talihsizlik getirir.

11- İyi şanstan bahsettikten sonra üç kez tahtaya vurun yoksa kötü ruhlar şansı mahvederler.

12- Üzerinde nazar boncuğu bulundurursan ya da evinde olursa kötü gözü olan kişilerden gelecek tehlikelerden korunabilirsin.

02 superstition1 temp5 45Bu liste, insanların karşısında kanıtlar olmasına ya da kanıtlayacak hiçbir şey olmamasına karşın inandıkları şeylerle sonsuza kadar uzatılabilir. Batıl inançlar bir nesnenin ya da bir şeyi belli bir şekilde yapmanın sihirli güçleri olduğuna cahilce inanmaktır. İnancını, sadece folklorun bir parçası olan nesnelere ya da uygulamalara bağlamayan, bunun yerine bizlere cennette sonsuz yaşam veren tek gerçek Tanrı’ya bağlayan insan gerçekten bilgedir!  

“Dikkatli olun! Mesih’e değil de, insanların geleneğine, dünyanın temel ilkelerine dayanan felsefeyle, boş ve aldatıcı sözlerle kimse sizi tutsak etmesin. Çünkü Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih’te bulunuyor. Siz de her yönetim ve hükümranlığın başı olan Mesih’te doluluğa kavuştunuz.” (Koloseliler 2: 8-10, İncil)

Tıpkı İşgalci Bir Ordu Gibi

Yaşamla ilgili sayısız batıl inanç ve Tanrı’yla ilgili pek çok sahte öğretiş sizleri tutsak almak ve Tanrı’ya gerçek imandan ve umuttan uzaklaştırmak ister. Tıpkı, işgalci bir ordunun bir ülkeye girip bütün değerli şeylerini alması gibi. Bugün İncil’in size vermek istediği mesaj “Dikkatli olun!” mesajıdır. Bu, İsa Mesih’i izleseniz de izlemeseniz de doğrudur. Nitekim canınıza karşı vurmakta olan o kadar çok boş ve aldatıcı söz dalgaları var ki, artık kime güveneceğinizi bilmiyorsunuz değil mi?  

Sevdiğiniz bazı kişilerin inandıkları gelenek, dinsel törenler ve felsefelerdeki hatalardan gerçekleri ayırt edebildiniz mi? Bunların hangileri online olarak hakkında yeni şeyler öğrendiğiniz Tanrı’ya yabancı? Bu yaşamda benimsediğiniz şeyler konusunda İsa Mesih’i ölçü olarak görmenizi önerebilir miyim?

03 keys on ring 45 sharper“Yüreklerinin cesaret bulmasını, sevgide birleşmelerini dilerim. Öyle ki, anlayışın verdiği tam güvenliğin bütün zenginliğine kavuşsunlar ve Tanrı’nın sırrını, yani bilginin ve bilgeliğin bütün hazinelerinin saklı olduğu Mesih’i tanısınlar. Kimse sizi kulağı okşayan sözlerle aldatmasın diye söylüyorum bunu.” (Koloseliler 2: 2-4, İncil)

Kutsal Kitap’ın batıl inançlar konusunda öğretişiyle ilgili sorunuza verdiğim yanıtı, İncil’de çok hasta bir kadınla ilgili bir hikâyeyi paylaşarak tamamlamak istiyorum. Bu kadın İsa Mesih’e iman etmesine neden olan bir batıl inançla büyümüştü.

“İsa tekneyle karşı yakaya dönünce, çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Kendisi gölün kıyısında duruyordu. Bu sırada havra yöneticilerinden Yair adında biri geldi. İsa’yı görünce ayaklarına kapandı, “Küçük kızım can çekişiyor. Gelip ellerini onun üzerine koy da kurtulsun, yaşasın!” diye yalvardı.
İsa adamla birlikte gitti. Büyük bir kalabalık da ardından gidiyor, O’nu sıkıştırıyordu. Orada, on iki yıldır kanaması olan bir kadın vardı. Birçok hekimin elinden çok çekmiş, varını yoğunu harcamış, ama iyileşeceğine daha da kötüleşmişti. Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta O’nun arkasından gelip giysisine dokundu. İçinden, “Giysilerine bile dokunsam kurtulurum” diyordu.
O anda kanaması kesiliverdi. Kadın, bedeninin derinliğinde acıdan kurtulduğunu hissetti.
İsa ise, kendisinden bir gücün akıp gittiğini hemen anladı. Kalabalığın ortasında dönüp, “Giysilerime kim dokundu?” diye sordu.
Öğrencileri O’na, “Seni sıkıştıran kalabalığı görüyorsun! Nasıl oluyor da, ‘Bana kim dokundu’ diye soruyorsun?” dediler.
İsa kendisine dokunanı görmek için çevresine bakındı.
Kadın da kendisindeki değişikliği biliyordu. Korkuyla titreyerek geldi, İsa’nın ayaklarına kapandı ve O’na bütün gerçeği anlattı.
İsa ona, “Kızım” dedi, “İmanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun.” (Markos 5: 21-34, İncil)


Kirliydi!

04 wall131 some can be reached and sat on dark 45Yahudi yasasına göre bu bahtsız kadının hastalığı onu kirli yapıyordu. Bu da tapınmak için tapınağa giremeyeceği anlamına geliyordu. Kimseye dokunamazdı yoksa o kişiler de bütün gün boyunca kirli sayılırlardı. Kadın bir sandalyeye otursa sandalye de aynı şekilde kirli sayılırdı, vs. Kadın, içinde bulunduğu durumdan dolayı insanlar ve Tanrı’yla normal bir ilişki kuramazdı.

Bu hastalığın çaresi yoktu. Çare bulmak için bütün sahip olduklarını harcamıştı ama durumu daha da kötüleşmişti. O dönemdeki doktorlar ona yardım edemiyordu. Onlarla kıyasladığımızda Büyük Doktor’un yapabildiklerini görüyoruz. Bunu söylemek istiyorum çünkü daha önce doğru ve yanlışı ayırt etmek için İsa Mesih’e danışmanızı önermiştim. İsa bu kadın için yaptıklarını sizin için de yapabilir. Bunu unutmayın. Neyle mücadele ederseniz edin, ne acı ve sıkıntı yaşıyor olursanız olun İsa tek çaredir. O yaşıyor. Rab’dir. Kurtarıcı’dır. Şu anda taşıyamadığınız ne ihtiyacınız varsa O bunu karşılayabilir.

Söylediğim gibi, bu hikâyeyi yanıtım içine almak istedim çünkü batıl inançlarla ilgili bir hikayedir. İsrail’de İsa’nın dünyada olduğu sırada İsrail’de bir batıl inanç vardı. İster kâhin, ister haham olsun büyük bir adamın giysisinde güç olduğuna inanırlardı. Bu dayanağı olmayan bir batıl inançtı. Kimse başka birinin giysisine dokunarak iyileşemezdi fakat bu batıl inanç çaresiz olan insanlara bir nebze de olsa umut veriyordu. Fakat burada ilginç olan bu kadının İsa’nın giysisine dokunduğu zaman iyileşmiş olmasıdır!

“Giysilerime kim dokundu?”

05 image4035 god relation touch know 77 45İsa bir şifa mucizesinin olduğunun farkındaydı. İsa kendisinden bu kadına güç aktığını hissetti, nitekim bu olay büyük bir kalabalığın içinde gerçekleşmiş olduğu halde kadının kim olduğunu biliyordu. İsa’nın sorduğu soru Tanrı’nın Aden Bahçesi’nde Adem ve Havva’ya sorduğu soruya benziyor. Tanrı’ya karşı işledikleri günahın Kutsal Kitap’ta anlatılan hikâyesini biliyor musunuz? Günah işlediler, sonra da en yakın çalılıkların arkasına saklandılar.

“Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı’nın sesini duydular. O’ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. RAB Tanrı Adem’e, ‘Neredesin?’ diye seslendi.” (Yaratılışı 3: 8-9, Eski Antlaşma)

Tanrı, Adem’in nerede olduğunu bilmediği için mi bu soruyu sorma ihtiyacı duydu? Tabii ki, hayır. Adem ve Havva’nın nerede olduklarını ve neden oldukları yerde olduklarını bilmelerini istiyordu. Neden artık Tanrı’ya yakın bir paydaşlıkları yoktu oysa günün serinliğinde Tanrı’yla dolaşma adetleri vardı.

İsa’nın durumunda öyle değildir!

Hikayemizde İsa kadının kim olduğunu biliyordu ama kadının kalabalıkta kaybolmak yerine yanına gelmesini istiyordu. Kadın, büyük olasılıkla, yasaya aykırı olduğu halde olduğu yerde olmaktan ve yaptığı şeyi yapmaktan dolayı utanç duyuyordu. Kadının dokunuşu kirli sayılıyordu ve dokunduğu herkesi kirletebilirdi. Davranışıyla İsa’yı kirleteceğini düşünmüş müydü? Sanırım evet. Kadın, dokunuşuyla İsa’nın kirlenemeyeceğini bilmiyordu çünkü İsa kirli olan kişilere temizlik ve yaşamlarına bütünlük verir. Ölüm tepesinde yaptığı da tam olarak budur. Çarmıhta kirliliğimizi ve günahımızı taşıdı, bizlere kendi temizliğini, kutsallığını ve sonsuz yaşamını verdi. Sonra da ölümden dirildi. Bu da, tıpkı Tevrat ve Zebur’da önceden bildirildiği gibi tam üç gün sonra gerçekleşti. İsa’nın durumunda Zebur’da kirli olmakla ilgili söylenenler geçerli değildi. Zebur’da temiz bir şey kirli olan bir şeye dokunduğunda, temiz olanın da kirlendiği yazılmıştır. İsa’nın durumunda öyle değildir. Daha önce söylediğim gibi İsa’nın temizlik aktardığı mucizelerin ayrıntıları, bizi günahımızdan arındırdığı zaman getirdiği ruhsal iyileşmeye paraleldir.

06 image10761 superstition cross fingers gray 45İsa başka neden onunla konuşmak istemiş olabilir? Batıl inançlarla gerçek yani O’na iman arasındaki farkı görmesini istiyordu. Giydiği giysinin sihirli bir yanı olmadığını bilmesini istiyordu. Kumaşın değil, imanının iyileştirdiğini bilmesini istiyordu. Bir sonraki nedenin altını çizin. Batıl inançlara inanmaya devam etmemesi için kendisini iyileştirenin imanı olduğunu söylemek istiyordu.

Yine De Gelelim

Bu iyileşen kadın imanını nasıl gösterdi? İsa’ya yaklaştığında İsa’nın kendisini iyileştireceğine imanı vardı. O’na dokunduğu zaman da imanını gösterdi. Giysilerinde sihirli bir güç varmış gibi, onlara odaklanmıştı fakat Tanrı imanı olgun olmadığı halde imanına karşılık verecek kadar lütufkârdı. Fakat sonra İsa’nın ayaklarına kapanarak olgunluk gösterdi, değil mi? Bunu yaptığında İsa’yı kötü bir duruma düşürmüş olacağını ve kirli olduğu bir zamanda toplum içine çıkma sonucunda Yahudi yasasının cezasına çarptırılacağını düşünmüş olabilir. Yine de gelmişti. Şifa almak için yanlış bir yöntem kullanması nedeniyle İsa’nın kendisinden hoşnut olmadığını düşünmüş olabilir. Bu olasılığa karşın gelmişti. İsa’ya yaklaştığında kalabalık içinde kaybolduğunu ve mucizevî iyileştirme için İsa’ya teşekkür etmediğini fark etti. Yine de gelmişti. giysisine dokunmaya çalışmak yerine İsa’nın kendisini iyileştirmesini isteyemez miydi? Yakınına gelmeden ve ayaklarına kapanmadan önce bunu düşünemez miydi? Düşündü ama yine de geldi. Belki de imanı sandığımızdan daha olgun bir imandı.


 

07 image8099 face hurt sorrow pain 45Bu hikayeden ne öğrenebiliriz? Bu kadının iyileşmesinden, iyileştirenin sihirli dokunuşları değil, İsa Mesih’e iman olduğunu görüyoruz. Bugün bizler için etkin olan güç, bir parça kumaşta, özel bir yazıda ya da evimizde kâse içinde sakladığımız belli sayıda boncukta değil, bir Kişi’dedir. Bunların hiçbirine ihtiyacımız yok çünkü bu Kişi bugün yaşıyor. Hikayemizdeki hasta kadın gibi siz de O’na karşılık vermeye karar verirseniz O’nu imanınızın diğer ucunda bulabilirsiniz.  

Kirli olan fiziksel durumunun, İsa’nın kirli olan ruhsal durumumuzu ortadan kaldırarak bizi kurtarmasıyla paralellik gösterdiğini de öğreniyoruz. Bu mucize, İsa sayesinde bizler için var olan kurtuluşun ve cennet için hazırlığın örneğidir.

Cennet Güvencesi

Akla gelen diğer bir düşünce şudur; tıp dünyası size bir çare sunamadığında Kutsal Kitap’ın Tanrısı’na iman edin. Zaten iman edilmesi gereken de O’dur. Nitekim başka bir dinin kutsal kitabında değil, ama sadece Kutsal Kitap’ta bulacağınız müjde, cennet güvencesinin iman eden herkese verildiğidir. Bu sizin en çok değer verdiğiniz şey olduğunda, hastalık ya da ölüm yüreğinizde böylesi bir korku oluşturmayacaktır.   

İsa iyileştirdiği kadına şöyle dedi, “Esenlikle git.” Esenlik, Kutsal Kitap’a bağlı gerçek imanın sonucudur. İnsanlar geleceği düşündüklerinde, cenazeye katıldıklarında ya da ölümü düşündüklerinde yaşadıkları paniğin tam tersidir.  

Son olarak, İncil’deki bu anlatımı okuduğunuzda, umarım İsa’nın bu mucizeyle gösterdiği merhametinden, İsa’nın bütün dünyadaki insanlara tek tek merhamet göstermek için asla fazla meşgul olamayacağını anlamışsınızdır. Bakın İsa ne diyor:

“Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur.” (Matta 11: 28-29, İncil)

Leave a Comment