Ölümden Sonra Yaşam Var mı?
İnsanlar tarih boyunca bu yaşamın ötesinde bir şeyler olup olmadığını merak etmişlerdir. Cennet ve cehennem var mı? Yoksa bunlar sadece düşünce ürünü mü? Peki sadece varoluşumuz mu sona erecek? Sürekli dönen bir kapı aracılığıyla dünyadan ayrılıp yeniden dünyaya geçip kişisel olarak gelişmemizi mi sağlayacağız? Cennet ve cehennem var mı, herkes aynı yere mi gidecek? Herkes aynı yere gitmeyecekse, neden gitmeyecek? Eyüp gibi hepimiz bu soruları sorduk. Eyüp yaşadığı sıkıntıları düşünürken bu dünyadaki yaşamdan sonrasını sorguluyordu.
“İnsan ölür de dirilir mi?” (Eyüp 14:14, Eski Antlaşma)
Eyüp ölümün acısını sona erdireceğine inanıyordu, peki ama ölüm varoluşunun da mı sonu olacaktı? Ölümün kesinliği ve bu dünyadan sonraki yaşamın belirsizliği pek çok insanın korku duymasına neden olur. Çoğumuzu ilgilendiren soru, ‘İnsanlar öldüğünde ne olur?’ değil, ‘Ben öldüğümde bana ne olacak?’ sorusudur. Bazıları ölüm konusundan kaçınmaya çalışırlar. Ya da yaşamlarını çeşitli şeylerle doldurarak endişe verici konuları düşünmemeye çalışırız. Çoğu insan, hangi din ya da felsefi inanç kendinizi rahat hissetmenizi sağlıyorsa ona inanmanızın doğru olacağını düşünür. Fakat, bu doğru değildir. Gerçeği göz ardı etmek hiçbir zaman akıllıca değildir, özellikle de söz konusu olan sonsuzluktaki kaderimizse. VE bizim için çok güzel şeyler hazırlamış olan harika, seven bir Tanrımız var. Tanrı şöyle diyor:
“Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum” diyor RAB. “Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar.” (Yeremya 29:11, Eski Antlaşma)
“O [Tanrı] bütün insanların kurtulup gerçeğin bilincine erişmesini ister.” (1.Timoteos 2:4, İncil)
Tanrı’nın ölümden sonraki yaşantınız için gereken her türlü ayarlamayı yaptığını biliyor musunuz? Peki bunu yapmasının nedeni çok sevimli olmanız mı? Kesinlikle değil. Bunu kendi doğası ve arzusuna göre yaptı. Sonsuz vatanı olan cennette O’nunla olmanız için gerekli bütün koşulları hazırlamıştır. Öldükten sonra orada olmazsanız bu O’nun hatası değil, sizin hatanızdır. Kendisiyle kişisel bir ilişkiye sahip olmanız ve cenneti sonsuz vatanınız yapmak için 1.000 adım atılması gerekiyorsa, Tanrı bunların 999’unu çoktan gerçekleşmiştir. Sizin atmanız gereken sadece tek bir adımdır.
Web sitesindeki yazıları keşfederken Tanrı’nın gerçeği bilmenizi istediğini unutmayın. O’nunla ve sizin için gönderdiği Kurtarıcı’yla ilgili birkaç olguyu takip etmenizi değil, bilgiyi ruhsal olarak ve yaşayarak öğrenmenizi istiyor.
İsa Mesih hakkında bilmeniz gerekenler neler? Muhtemelen şu an bildiğinizden çok daha fazlası. Henüz farkında değilsiniz ama İsa Mesih güvenilir bir ruhsal yetkiye sahiptir. Bir zamanlar benim de Hristiyanlık’la ilgili kuşkularım vardı, fakat İsa’nın dirilişiyle ilgili kanıtlar O’na güvenebileceğim konusunda beni ikna etti. İsa’nın dirilişinin tarihte en iyi kanıtlanmış olgulardan biri olduğunu gördüm. Bunun sonucuna varmanız benimkinden çok daha uzun bir zaman alacaktır, çünkü ben İsa’nın çarmıha gerilmediğine inanarak yetiştirilmedim. İsa’nın yerine çarmıhta başka birinin öldüğü öğretilmemişti bana. Fakat, gerçek şu ki, İsa o tepede, sizin yerinize öldürüldü! Size öğretilenleri bir kenara bırakıp gerçeği öğrenmeniz çok daha zordur. Ne var ki, sonunda aynı sonuca ulaşacaksınız. İsa çarmıhta öldüğü gibi ölümden de dirildi. Bu nedenle, ölümün ve ölüm sonrası yaşamın nasıl olduğunu doğru bir şekilde bize anlatabilir. Ayrıca, kendisinin ölüp dirileceğini önceden bildirdiği ve bunlar tıpkı bildirdiği gibi gerçekleştiği için ölüm sonrası yaşamla ilgili bize gerçeği söylemiş olduğuna da güvenebiliriz. Kendisi hakkında anlattıklarına kulak verin:
“Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir. Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10: 11,18)
İsa bir cuma öğleden sonra, kendi günahları nedeniyle değil, bizim günahlarımızın karşılığında kurban olmak üzere o tepeye çıktı. İsa’nın günahı yoktu. Yaşamını o cuma günü teslim etti. Ne var ki, İsa yaşamını geri almaya yetkisi olduğunu söylemişti. Peki bu yetkiyi kullandı mı? Evet kullandı. O görkemli diriliş pazar sabahı, çarmıha gerildikten üç gün sonra İsa dirilmiş bedeniyle birlikte ölümden dirildi. İsa, Ölüm’ü Fetheden’dir. Özgürlük verir. İsa Tanrı’yla yeni ve onarılmış bir ilişki sağlar ve ölüm bile bunu bizden alamaz. Kurtarıcımız olarak O’nu kabul etmemizi ister.
Yaşantınız boyunca İsa hakkında pek çok yanlış bilgi edinmişsinizdir. En azından benim deneyimim böyle. Aslında Katolik akrabalarımdan öğrendiklerim beni aldattı. Bunu bilerek yapmadılar, ama yanlış bir şekilde yönlendiren hatalı bilgilerin üzerimizde böyle bir etkisi olabilir, öyle değil mi? Bu ayette gördüğümüz gibi bunun sonuçları felaket olur: “Öyle yol var ki, insana düz gibi görünür, ama sonu ölümdür.” (Süleyman’ın Özdeyişler 14:12, Eski Antlaşma)
Sonunda ailemin inançlarını reddettiğimde, Hristiyanlık’ı reddettiğimi düşündüm. Katolik Kilisesi’nin öğrettiklerinin çoğunun Kutsal Kitap’a aykırı olduğunu bilmiyordum. Bunlar Hristiyan öğretişi değildi. (Katoliklik hakkında bu dizide yer alan yazıları gözden geçirip bu konuda daha fazla öğrenmenizi öneririm. Ezo gelin çorbası hakkında okuduklarınız yardımcı olacaktır umarım.)
İsa Mesih hakkında yanlış bir yöne yöneltilmiş olmam, varlığımın anlamını araştırmaktan vazgeçtiğim anlamına gelmiyordu. Öyle bir noktaya geldim ki, yaşamda üç önemli sorunun yanıtını bilmem gerektiğini düşündüm: Nereden geliyorum? Neden buradayım? Nereye gidiyorum? Tabii, ben de sizin gibi Tanrı tarafından yaratıldığıma inanıyordum. Fakat, tıpkı sizinki gibi benim aklım da O’nunla ilgili pek çok yanlış bilgiyle doluydu. Tanrı nasıl biridir? Karakteri nasıldır? Öldükten sonra nereye gideceğimi bilmemi ister mi? Evet, istiyordu ama ben bunu bilmiyordum o zaman. Sorun, aslında O’nu gerçekten tanımamamdı.
Kapıyı açıp Tanrı’nın sizin için sağladığı olağanüstü sonsuzluğu görmenizi sağlayacak olan anahtar nedir? Bütün anahtarları elinde tutana bakalım. İsa’nın İncil’in son kitabında söylediklerini dinleyin. Bu bölüm bizleri sonsuzluğa götürüp cenneti gösteriyor. Ama başlaması gereken yerde başlıyor, İsa konuşuyor:
“Diri Olan Ben’im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir.” (Vahiy 1:18)
Bu anahtarları elinde tutması, İsa’nın karanlık dünya üzerinde yetkiye sahip olduğunu gösterir. İsa bu karanlık dünyaya girip zaferle buradan çıkmıştır. İsa Ölümü Feth Etmiş Olan’dır. O alanda yaşayan cinler ve İblis’in efendilerinden korkmamıza gerek yoktur. İsa’nın yetkisi bunların hepsinin üzerindedir ve bunlardan korkmanıza ya da sonsuzluğu bunlarla geçirmenize gerek yoktur.
ARILAR…O KADAR ARILAR!
Küçük bir çocukken büyükannemin bahçesindeki arı kovanları beni büyülerdi. Onlarda kaldığım bir gün, tek başıma arı kovanlarını araştırmaya karar verdim. O zaman o kadar çok yoktu, o yüzden birinin kapağını açtım. Sonra, sallamaya karar verdim…
Çığlıklarımı ilk duyan kişi büyükannem oldu. Mutfakta çalışıyordu ve lavabonun hemen üstünde bulunan bahçeyi gören büyük pencereden seslenmektense doğrudan olaya müdahale etmek üzere arka kapıya arı kovanlarının yanına geldi. Arıları kızdırmıştım ve saldırıya geçmişlerdi. İğnelerini batırdıkları takdirde hayatımın tehlikeye gireceğini biliyordu; bu nedenle beni önlüğünün altına aldı ve mutfağa doğru koştuk. Arka kapıya doğru giderken arıların soktukları kişi büyükannem oldu. Kulaklarında, burnunda, yüzünde, kollarında ve saçlarında; hemen hemen her yerinde iğneler vardı. Büyükannemin sevgisi sayesinde, arılar beni değil, onu sokmuştu.
Ne zaman Kutsal Kitap’ta İsa ve benim günahlarımı yüklenmesi hakkında okusam büyükannemi düşünmeden edemem; örneğin, Eski Antlaşma’da İsa’nın acı çekmesi ve ölümü hakkında Mesih’le ilgili şu peygamberlik sözünü okuduğumda:
“Hepimiz koyun gibi yoldan sapmıştık. Her birimiz kendi yoluna döndü. Yine de RAB hepimizin cezasını ona [İsa’ya] yükledi.” (Yeşaya 53:4-6)
Bu gibi ayetleri okuduğunuz zaman benim sevgili büyükannemi düşünmenizi beklemiyorum tabii. Kendi isteğiyle günahınızı taşıyan Kurban’ı düşünmeniz daha iyidir. O günahsız olduğu halde kendini savunmadı. Hiç itiraz etmeden ve çekinmeden bizim ödememiz gereken borcu O ödedi ve cezayı O çekti. Görevi buydu. Yaptığını isteyerek ve belli bir amaçla yaptı. Dikenleri sevgiyle, sizin için, taşıdı. O, Ölüm Fatihi’dir. Bu ayetleri veya İncil’deki başka ayetleri okuduğunuz zaman, kendinize İsa’nın insanlar tarafından yenilgiye uğratılacak çaresiz bir kurban olup olmadığını sorun. İsa’nın gerçekten de Tanrı tarafından gönderilmiş, kendisinin yerine geçecek birine ihtiyacı var mıydı?
“Ben iyi çobanım… Ben koyunlarımın uğruna canımı veririm…Canımı kimse benden alamaz; ben onu kendiliğimden veririm. Onu vermeye de tekrar geri almaya da yetkim var.” (Yuhanna 10:11,18, İncil)
Şu an İnternet’e bağlıyken, sitemizde yer alan İsa’nın Lazar’ı Ölümden Diriltmesi adlı iki parçadan oluşan makaleyi okumanızı tavsiye ederim. İsa’nın Duyguları’ adlı dizide bulabilirsiniz. Bu makalede anlatılan Ölümü Fetheden Kişi hakkındaki kısmı okuyabilirsiniz.