Cennetteki İnsanlar Aşağı Bakıp Hala Dünyada Yaşayan Bizleri Görebilirler mi?
Kutsal Kitap, cennetteki insanların hala dünyada olan bizleri görüp göremeyecekleri konusunda belli bir şey söylemiyor. Göremiyor olmaları muhtemeldir. Neden? Öyle olsa sık sık günah işlediğimize ve kendilerini üzecek şeylere tanıklık ederler. Buna ek olarak, cennetteki insanlar, Tanrı’yla yakın paydaşlıkla ve cennetin sevinç ve görkemiyle o kadar doludur ki, bizim dünyamızda neler olup bittiğiyle ilgilenmezler. Olan olmuştur. Günahtan özgür olmaları, cennette ve Tanrı’nın huzurunda olmaları mutlu olmaları için yeterlidir. Sevinçlerinin tamamlanması için bizi görmeleri gerekmez. Tanrı’nın cennetteki insanlara aşağı bakıp bizi görmelerine izin vermesi olanaksız olmasa da, Kutsal Kitap bunun olduğunu düşünmemiz için bir neden vermiyor.
Hiç İncil’i okudunuz mu? İncil’i baştan sona okumak verebileceğiniz en iyi kararlardan biridir. Dünyada İsa’yı izleyen yüzlerce milyon insan İncil için ‘Tanrı’nın bana yazdığı sevgi mektubu’ diyor. Okuyun ve bunu neden söylediklerini görün. Bu kararı verdiğinizde, okumalarınız sizi ‘İbraniler’ adı verilen kısma götürecek. Bazı imanlılar, ölmüş olan sevdiklerimizin bizi göklerden veya cennetten görebileceğini öğretirler ve İbraniler’den bir ayeti bunun için kaynak olarak gösterirler.
“İşte çevremizi bu denli büyük bir tanıklar bulutu sardığına göre, biz de her yükü ve bizi kolayca kuşatan günahı üzerimizden sıyırıp atalım ve önümüze konan yarışı sabırla koşalım. Gözümüzü imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa’ya dikelim. O kendisini bekleyen sevinç uğruna utancı hiçe sayıp çarmıhta ölüme katlandı ve Tanrı’nın tahtının sağında oturdu.” (İbraniler 12:1, İncil)
Bu ayeti, aramızdan ayrılan sevdiklerimizin bizleri, bir stadyumdaki izleyiciler gibi izleyip her hareketimizi gördüğü ve bizi destekledikleri şeklinde yorumlarlar. Bizim için avutucu da olsa, Kutsal Kitap’ın bunu gerçekten öğrettiğini görmek açıkçası pek mümkün değildir. Bu ayetteki “tanıklar”, çağımızda yaşayan sevdiklerimiz değil, daha önceki bölümde haklarında okuduğumuz Tanrı’yı seven imanlılardır. 11. bölümde Habil, Nuh, İbrahim, Musa gibi Tanrı’ya güvenerek zaferli yaşamlar sürdürenlerden söz edilir. Bu imanlılar bizim için “tanıktır”, çünkü yaşamları bize ne gibi zorluklarla karşılaşırsak karşılaşalım Tanrı’ya güvenmenin değerini anlatır. Hayatlarıyla bize örnek olarak bizimle konuşurlar, bizi gözleriyle izleyen pasif tanıklar değildir.
O bölümün amacı, imanın veya Tanrı’nın vaatlerine güvenmenin, Tanrı’nın yolunu izleyenler için bir katlanma aracı olduğunu göstermektir. İman, Tanrı’nın sözünü işitmek ve buna göre harekete geçmektir. Örneğin, Tanrı size cenneti vaat etmiştir. Bu vaade göre harekete geçip bu armağanı kabul ederseniz, imanla karşılık veriyorsunuz demektir. İman Tanrı’yı onurlandırır.
“Tanıklarla” ilgili bu ayeti değerlendirdiğimizde, sevdiklerimizin bizi cennetten izlediği düşüncesini desteklemediğini görürüz. Avuntumuz bizi görmelerinden değil, Rab İsa’yı görüyor olmalarından kaynaklanır.
Lütfen en kısa zamanda “Tanrı’nın size yazdığı sevgi mektubu”nu sistematik bir şekilde okumaya başlayın. Bir iş arkadaşım bana bir İncil verdiğinde başından okumaya başladım. Size de aynısını yapmanızı öneririm. Tarihçi olmadığım için birinci bölümün ilk on yedi ayetine sadece şöyle bir baktım. Bu ayetler soyağaçlarıyla ilgili. Okumanıza on sekizinci ayetten başlayın ve kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği için ara vermeyi unutmayın.
İman Tanrı’yı onurlandırır, Tanrı imanı onurlandırır.
Daha önce de söylediğim gibi iman Tanrı’nın Sözü’nü işitip buna göre davranmaktır. Örneğin Tanrı size cennet armağanını vaadetti. Eğer bu armağana uygun davranır ve O’nun armağınını kabul ederseniz, O’na imanla yanıt vermiş olursunuz. Bununla da kalmaz, Tanrı imanı onurlandırır.
Soru: Sizin imanınız da Tanrı’nın onurlandırdığı bir iman mı? Bu tamamen neye iman ettiğinize bağlıdır. Ne kadar samimi olduğunuzla ya da inandığınız şeye sizden başka kaç kişinin inandığı ile ilgisi yoktur. Örneğin Mormonlar ve Yehova Şahitleri büyük bir iman sergilerler, her gün insanların kapılarını çalıp kitaplarını dağıtırlar. İnançları konusunda ateşlidirler. Bir keresinde içlerinden biri bana gururla şöyle demişti: “Dünya üzerindeki her evin kapısını çalacağız.” Gerçekten de adanmışlıklarının sınırı yoktur. Ancak buna rağmen korkunç bir yanılgı içindedirler. Bunun nereden biliyorum? Onların cennette sonsuz yaşam armağanını kabul etmediklerini anlayacak kadar çok üyeleriyle sohbet ettim. Tanrı’nın iyiliğini kendi dinlerinin gerekliliklerini adanmış bir şekilde yerine getirerek kazanmaya çalışıyorlar. Tanrı’dan gelen şu gerçeği hiçbiri anlamıyor:
“İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2: 8-9, İncil)
Sevindirici haber ise Tanrı’nın bizi kendisiyle barışmayı seçmiş olmasıdır. Bunu İsa Mesih aracılığıyla yapar. Tanrı ilk zürafayı yaratmadan ya da ilk sıradağa biçim vermeden çok önce İsa’nın günahkarların Kurtarıcısı olacağı belirlenmişti. “Şöyle ki Tanrı, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih’te kendisiyle barıştırdı.” (2. Korintliler 5:19, İncil). Tanrımız hakkında bu kadar müthiş olan şey nedir? Bu ayette barışma yoluna gidenin suç işleyen taraf (biz) değil, kendisine karşı suç işlenen taraf (Tanrı) olduğunu görürüz. Tanrı’nın arzusu, kendisi ile insanlar arasında günahın bozduğu ilişkiyi yeniden kurmaktı.
“Bakın, RAB’bin eli kurtaramayacak kadar kısa, kulağı duyamayacak kadar sağır değildir. Ama suçlarınız sizi Tanrınız’dan ayırdı. Günahlarınızdan ötürü O’nun yüzünü göremez, sesinizi işittiremez oldunuz.” (Yeşaya 59:1-2, Eski Antlaşma)
Tanrı’nın bizim için arzusu, O’nunla şimdi başlayan ve cennette sonsuza dek sürecek olan bir ilişkiye sahip olmamızdır. İsa bunu gerçekleştirmek için günahlarımızın bedelini ödedi. Günahlarınızın hesabını size mi kesti? Hayır, sizi İsa Mesih’in ölümü ve dirilişi aracılığıyla bağışladı.Tanrı’ya karşı günah işlemenin bedeli ödenebilir. “Çünkü günahın ücreti ölüm…” Günahın ücretini kendimiz ödeyebiliriz. Ya da İsa’nın uğruna öldüğü günahkarlardan olduğumuzu Tanrı’nın önünde kabul ederek İncil’de sözü edilen armağanı alabiliriz. “Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı’nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa’da sonsuz yaşamdır.” (Romalılar 6:2 3, İncil). “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı’nın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir.” (Efesliler 2: 8-9, İncil).
“Kurtulmak” sözcüğü, İsrailoğulları’nın Mısırlılar’a kölelikten kurtarılmasını anlatmak için kullanılır. “Musa, ‘Korkmayın!’ dedi, ‘Yerinizde durup bekleyin, RAB bugün sizi nasıl kurtaracak görün. Bugün gördüğünüz Mısırlılar’ı bir daha hiç görmeyeceksiniz. RAB sizin için savaşacak, siz sakin olun yeter.’” (Çıkış 14:13-14, Eski Antlaşma). Bu sözcük Eski Antlaşma boyunca türlü kötülük ve tehlikelerden kurtuluşu anlatmak için de kullanılmıştır.
Yeni Antlaşma’da (İncil) “kurtulmak” sözcüğü özellikle İsa’nın bizim adımıza sağladığı, günahın suçluluğu ve cezasından kurtulmak anlamında kullanılır. Musa’nın Tanrı’nın İsrailoğulları için yapacağını söylediği şey, Tanrı’nın bizim için çarmıhta yapmaya karar verdiği şey ile tam olarak aynıdır. Tanrı’nın rolü: “RAB sizin için savaşacak…” Sizin rolünüz: “…siz sakin olun yeter.” Bazılarınız İsa’nın ne kadar büyük bir Kurtarıcı olduğunun henüz farkına varmamış olabilir. Ve aslında kurtarılabileceğiniz o en büyük tehlikenin ne olduğunu henüz anlamamış olabilirsiniz. Günahlarınız nedeniyle Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalma tehlikesi. Ancak şu konuda eminim benimle aynı fikirde olacaksınız, eğer böylesine bir yargıya uğramaktan kurtulmamız mümkün olsaydı, bu kurtuluşu “büyük bir kurtuluş” olarak adlandırırdık.
“…bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz?” (İbraniler 2: 3, İncil). Bu sorunun yanıtı nedir? Kurtulamayız. Asıl sorun cinayet, zina, hırsızlık ve yalan gibi çok büyük günahlar işlediğimiz için kurtulamayacağımız değildir. Biz Tanrı’nın kurtuluş teklifini ihmal ederek cennette olma fırsatını elimizden kaçırırız. İhmal, bir kişiyi sonsuzluklar boyunca mahvetmek için yeterlidir.
Sizin imanınız da Tanrı’nın onurlandırdığı bir tür iman mı? Bu kime iman ettiğinize bağlıdır. İman, yüreğin Tanrı’ya yanıtıdır. Siz de O’na böyle yanıt verecek misiniz?
“Tanrım, bir günahkar olduğumu itiraf ediyorum. Bunun her zaman farkındaydım, sen de farkındaydın. Ancak bugün İsa’nın uğruna öldüğü bir günahkar olduğumu kabul ediyorum. İsa benim için öldü ve O’nun ölümünü benim günahlarımdan dolayı hak ettiğim ölüm olarak kabul ediyorum. O’nun acılarını benim hak ettiğim acılar olarak kabul ediyorum. Böylesine muhteşem bir Kurtarıcı için sana şükrediyorum, ve senden cennette sonsuz yaşam armağanını sevinçle kabul ediyorum. Günahlarımın bedelinin ödenmesini iki kez istemeyeceğin için sana minnettarım – ilk önce İsa, sonra da benim tarafımdan. Bir kez ödenmesi yeterliydi. Bir kez ödenmesi hep yeterli olacaktır. Bana İsa’ya yeni inanmaya başlayan birinin nasıl yaşaması gerektiğini İncil’den her gün göster.